Kobani'ye Havadan 24 Ton Silah ve Mühimmat
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Kobani'ye hava yoluyla 'silah, askeri mühimmat ve tıbbi yardım ulaştırıldığını' açıkladı. Gönderilen yardımların detaylarına ilişkin yapılan açıklamaya göre Kobani'ye 24 tonluk silah ve mühimmat ile 10 tonluk tıbbi yardım yapıldı.
Kangurular 30 Bin Yıl Önce Yürüyordu
Yeni araştırmalar, zıplayarak hareket etmeleriyle bilinen kanguruların geçmişte bu özelliğe sahip olmadığını öne sürdü. Tersine, on binlerce yıl önce yaşayan dev kangurular yürümeyi tercih ediyordu.Amerikalı ve İspanyol biyologlar, nesli tükenen dev 'sthenurine' kanguruların zıplamadığını ancak sallana sallana yürüdüklerini belirtti. Ağırlıkları 240 kiloya kadar çıkan antik kangurular, kuyruklarını denge sağlamak için kullanıyordu.PLOS ONE dergisinde yayımlanan araştırmada, sthenurine ve modern kanguruların kemiklerine ait istatistiksel ve biyo-mekanik analizler gerçekleştirildi. Araştırmada, birçok kanguru çeşidine ait 140 kanguru iskeleti üzerinde ölçümler yapıldı. Sonuçlar, sthenurine türünün arka bacak kemikleri bakımından modern kangurulardan fazlasıyla farklılaştığını gösterdi. Araştırmacılar, ağırlıkları da göz önüne alındığında, sthenurine kangurularının zıplamasının mümkün olmadığına karar verdi.Araştırmada yer alan ABD'nin Brown Üniversitesi'nden Christine Janis, 'Büyük bir hayvanın çok düşük hızda zıplamasını sağlayacak biyo-mekanik hareketleri yerine getirememesi, geriye başka alternatifler bırakıyor' yorumunda bulundu. Çok hızlı zıplayabilen modern kangurular, yavaşladıkları esnada kol ve bacaklarını da kullanırken, düzenli olarak kuyruklarından yardım alıyorlar. Kangurular birçok hareketi mümkün kılan belkemikleri, kuyrukları ve tüm vücut ağırlığını kaldırabilen kolları sayesinde esnek hareket edebilme kabiliyeti gösteriyor.Sthenurine türünün ise modern akrabalarında yer alan özellikleri barındırmadığını belirten Janis, 'Yürümedikleri sürece bu kadar cüsseli hale gelmiş olamazlar' ifadesini kullandı. Antik kanguruların yavaş bir şekilde iki ayak üzerinde yürüdüğü, her adımda vücut ağırlıklarını bir bacağa yükledikleri düşünülüyor. Günümüzde yürüdüğüne tanık olunan tek kanguru türü, ağaç kangurusu.Antik kanguruların diş yapısı dahil olmak üzere başka farklılıkları da bulunduğunu belirten Janis, 'nesli tükenen canlıların modern günümüzdeki canlılara kıyasla içerdikleri farklılıkları kemikleri inceleyerek ortaya çıkarabildiklerini' belirtti. Elde edilen birçok bulguya rağmen, sthenurine kanguruların 30 bin yıl önce nasıl yok olduklarına dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Öne sürülen tahminler arasında, yavaş oldukları için insanlardan kaçamadıkları veya iklim değişikliklerine karşı yeterince hızlı göç edemedikleri yer alıyor.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
'IŞİD'le Savaşanlara Sırt Çeviremezdik'
ABD, Kobani'de IŞİD ile savaşan YPG'ye havadan silah ve tıbbi yardımda bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Kerry, askeri yardım indirmesiyle ilgili, 'Türk yetkililere ABD politikasında bir değişiklik olmadığını ilettik, yaptığımız krize anlık bir müdahaleydi' dedi.Kerry konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:'Türk yetklililerle görüştük, ben görüştüm, Başkan Obama da görüştü, ve çok çok açık bir şekilde bunun ABD’nin siyasetinde bir değişiklik olmadığını bildirdik. Bu bir kriz anı, olağanüstü bir durum, bizim yaptığımız da krize anlık müdahaleydi. IŞİD’e karşı savaşan bir halka sırtımızı dönmek sorumsuzca ve ahlaki açıdan zor bir durum olurdu'ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan yazılı açıklamada, ABD askeri güçlerinin, Suriye'de IŞİD’e karşı Kobani'yi (Aynul Arab) koruyan Kürt güçlere takviye sağlamak için Kobani bölgesine havadan birçok yardım yaptığı belirtildi.ABD Hava Kuvvetleri'nin C-130 tipi nakliye uçağının Irak’taki Kürt yönetimi tarafından sağlanan silah, cephane ve tıbbi malzeme yardımını, Kobani’de IŞİD’e karşı savaşan Kürt güçlerine ulaştırdığı vurgulandı. Açıklamada, yardımın ardından uçağın bölgeden güvenli şekilde ayrıldığı ifade edildi.Irak Kürt Bölgesi İstihbarat ve Savunma Ajansı Sorumlusu Lahor Ceng Talabani, sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki resmi sayfasında, Kobani'ye gönderilen yardımların detaylarına ilişkin şu açıklamayı yaptı:'10 gün süren büyük uğraş ve çabalardan sonra gece saat 02.35'te ABD Hava Kuvvetlerine ait üç adet C-130 tipi kargo uçağıyla yaklaşık 24 tonluk silah ve mühimmat ile 10 tonluk tıbbi yardımı, Kobani'deki YPG birliklerine ulaştırdık'Reuters 'e göre, Kürt güçleri adına konuşan bir sözcü de mühimmatın ve silahların büyük kısmının kendilerine ulaştığını belirtti.PYD Sözcüsü Redur Celil konuyla ilgili Reuters'a yaptığı açıklamada, 'Yardımlar askeri operasyonların devamı açısından olumlu bir etki yapacaktır ve biz kesinlikle daha fazla yardım gelmesini umuyoruz' ifadelerini kullandı.Açıklamada, Amerikan ordusunun Kobani’de IŞİD’e karşı bugüne kadar 135 hava saldırısı düzenlediği de belirtildi.Bu saldırıların IŞİD’in ilerleyişini engellediği, yüzlerce savaşçısının öldürüldüğü, muharebe teçhizatlarının imha edildiği veya hasar verildiğine yönelik belirtilerin bulunduğu kaydedildi.Açıklamada, “Ancak IŞİD kente yönelik tehdidini sürdürüyor. Kürt güçlerinin direnişine devam ettiği Kobani’de güvenlik durumu kırılganlığını koruyor. CENTCOM Komutanı'nın da belirttiği gibi Kobani hala düşebilir” değerlendirmesinde bulunuldu.Açıklamada saldırıların “Doğal Kararlılık” operasyonlarının bir parçası olarak gerçekleştirildiği belirtildi.PYD yönetimi, geçtiğimiz hafta Kobani’de IŞİD’e karşı kullanılmak üzere Irak Kürt Yönetimi’nden sembolik bir silah yardımı aldıklarını ancak silahların Türkiye'nin yardım koridoru açmaması sebebiyle Kobani’ye ulaştırılamadığını ve PYD'nin ilan ettiği Cezire kantonunda kaldığını açıklamıştı.'Obama Erdoğan'ı bilgilendirdi'Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Amerikalı üst düzey bir yetkili, Amerikan güçlerinin Kobani’de IŞİD ile savaşan güçlere havadan silah ve insani malzeme yardımı yapmasıyla ilgili olarak, ABD Başkanı Barack Obama’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bilgilendirdiğini kaydetti.Telekonferansla gazetecilere bilgi veren Amerikalı üst düzey yetkili, Kobani’de IŞİD ile Kürt güçler arasında zorlu bir çatışmanın olduğunu, bu nedenle Obama’nın bu konuda harekete geçmek istediğini söyledi.Yetkili, “Türkiye’nin Kürt gruplar da dahil bazı gruplara yönelik kaygılarını anladıklarını ama IŞİD’in de ABD ve Türkiye’nin ortak düşmanı olduğunu” kaydetti.Türkiye ile IŞİD’in gücünü azaltma ve yok etmede en iyi yollar konusunda görüşmeler devam etse de birçok düzeyde Türkiye ile işbirliğinin olduğuna işaret eden yetkili, bu tür konuların Ankara ile gelecek günlerdeki görüşme maddelerinden biri olmaya devam edeceğini bildirdi.Amerikalı üst düzey yetkili, Türkiye ile bu konudaki ortaklıklarına değer verdiklerini anlatarak, “Türkiye bu konuda en yakın müttefiklerimizden biri olmaya devam ediyor” dedi.Kobani’ye yeniden takviye yapmanın yollarına da baktıklarını dile getiren yetkililer, bunlardan birinin de karadan yardım olduğunu, bunun da Türkiye ile görüşülmesi gerektiğini kaydetti. Yetkililer sahadaki güçlerin ihtiyaçlarını değerlendirmeyi sürdürdüklerini de bildirdi.YPG sözcülerinden Redur Helil ise görüntülü iletişim uygulaması Skype ile Reuters'a ABD'nin silah yardımı konusunda açıklama yaptı. ABD'den 'daha fazla yardım beklediklerini' söyleyen Helil, 'Bunun tabii ki askeri operasyonlara olumlu bir etkisi olacaktır. Kesinlikle daha fazla destek bekliyoruz' dedi.'ABD'nin 'evet' ifadesi beklemesi yanlış olur'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu günübirlik Afganistan ziyaretinden dönerken gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD'nin PYD'ye silah vermesinin doğru olmayacağını söylemiş ve konuyla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:'Son günlerde bir şeyler dolaşmaya başladı. Nedir o? PYD'ye silah desteği vermek ve PYD'ye verilecek silah desteği ile IŞİD'e karşı burada bir cephe oluşturmak. PYD şu anda bizim için PKK ile eştir. O da bir terör örgütüdür. Yani bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan, NATO'da beraber olan Amerika'nın böyle bir desteği, açıktan açığa bunu söyleyerek bizden böyle bir 'evet' ifadesini, yaklaşımını beklemesi bir defa çok çok yanlış olur. Böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye 'evet' diyemeyiz. Sen şu anda arazide rejime karşı, IŞİD'e karşı mücadele verenlere niye bugüne kadar vermiyorsun bu desteği? Madem böyle bir destek vereceksin, arazide şu anda rejime karşı da, IŞİD'e karşı da mücadele verenler var. Onlara ver.'Al Jazeera
Haydarpaşa Numune'ye Kaldırılan Hastada Ebola Değil Mers Şüphesi
Hac dönüşü fenalaşan 66 yaşındaki H.E., ebola şüphesiyle Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Hastanenin acil servisi hasta ve ziyaretçilere kapatıldı. Yapılan tetkiklerin ardından hastaya MERS (Corona) virüsü ön tanısı konuldu.Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre İstanbul'da, hac dönüşü yüksek ateş ve öksürük nedeniyle fenalaşan ve hastanede izole edilen 66 yaşındaki kadına MERS virüsü (corona virüsü) ön tanısı konuldu.Edinilen bilgiye göre, cumartesi günü Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye dönen 66 yaşındaki H.E, yüksek ateş ve öksürük sebebiyle fenalaştı. Ambulansla sabah saatlerinde Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülen H.E, izole edilerek referans hastane Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.Burada güvenlik önlemlerinin alınmasının ardından hastanın tetkikler yapıldı. Ebola virüsü taşımadığı kesinleşen hastaya, MERS virüsü ön tanısı konuldu.Bu arada kısa süre hasta ve ziyaretçilere kapatılan acil servis de yeniden hizmet vermeye başladı.DHA
Reklam
Reklam
Kokusu Olsa Yetecek, Annelerin Burnumuzda Tüten 12 Yemeği
12 yaşından bu yana dışarıda okuyan/çalışan biri olarak diyebilirim ki az önce dünyanın en gerçek başlığını attık.Anne yemeği kendi lezzetinden daha çok özlemdir çünkü. Biraz nostalji, biraz ailedir çünkü. Tuzu eksik, yağı fazla olsa da çocukluğa bir geri dönüştür çünkü.60 yaşına da gelsek özleriz, burnumuzda tüter o muazzam insanların yemekleri.
Uzayda Yaşam Mümkün Olacak mı?
Zirvede bilim, teknoloji ve sağlık alanındaki ilginç gelişmeler ele alınacak. Tartışılacak konular arasında insanların günün birinde Dünya dışında kurabileceği uzay kolonileri de bulunuyor.Gezegenimizin nüfusu hızla artarken yaşayacak alan ve kaynaklar için rekabet sorunu bazı insanları Dünya’nın ötesine bakmaya yöneltti. SpaceX adlı uzay turizmi şirketinin girişimcisi Elon Musk, “Herhangi bir felaket halinde insanlığın varlığını korumak için birçok gezegende yaşam olanağının araştırılması gerektiğine” inanıyor.Bu vizyon size inandırıcı gelmese de insanın keşfedilmemiş olanı keşfetme içgüdüsünü görmezlikten gelmek zor. İşte bu güdü, insanları gezegenimizin güvenli sınırlarının ötesine bakmaya yöneltiyor. Aslında bunu başarmak düşündüğümüzden daha kolay olabilir. Eski astronot Jeffrey Hoffman’a göre Güneş Sistemi’nde yakın birkaç yere gidebilme hayali kurmamızı sağlayacak teknolojiye sahibiz. “Ay az ötemizde, Mars ise hiç de uzak değil. Bu yolculukların yapılmasını sağlayacak bazı adımların birkaç yıla kadar atıldığını görmek mümkün,” diyor Hoffman.Bu konuda ilk fikri 1920’lerde Avustruya-Macaristanlı ilk roket tasarımcısı Herman Potoçnik ortaya attı. Potoçnik’in hayal ettiği şey, UFO benzeri dairemsi bir uzay aracıydı. Bu araç yapay yerçekimi yaratmak için dönüyor, enerji ihtiyacı içinse güneş ışınlarını odaklayacak içbükey bir ayna kullanıyordu. Bu fikir ne kadar inanılmaz gelse de yıllarca etkisini yitirmedi. 1970’lerde Princeton Üniversitesi fizikçisi Gerard O’Neill ile daha sonra dünyanın en eski uzay topluluğu olan İngiltere Gezegenlerarası Dernek (British Interplanetary Society) bu fikre sahip çıktı. Uçan uzay kolonileri fikrini bir kenara itmeden önce şunu belirtmekte yarar var: BIS, insanoğlu Ay’a ayak basmadan 30 yıl öncesinde bu yolculuğu öngörmüştü.Diğer uzmanlar ise uzay araçlarıyla uzay boşluğunda koloniler kurmak yerine, bir gezegende ya da Ay’da insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli unsurları içeren yapay bir “biyosfer” yaratarak yaşam alanı oluşturma fikrini daha akla yatkın buluyor. Bu konuda ilgi odağı Mars oldu ve 2025’e kadar orada yeni bir medeniyet yaratılmasını hedefleyenler var. Hollandalıların 2012’de başlattığı Mars One projesine 200 bin başvuru yapıldı. Bunlar arasından seçilen 40 kişiye eğitim verilerek realite şov programlarına hazırlanıyor ve bu şekilde projeye gelir sağlanmaya çalışılıyor. Elbette bu projeye karşı çıkanlar da var; fakat uzayda koloni kurulması fikrine yönelik ilgiyi göstermesi bakımından önemli.Dev bir Mars Koloni Taşıtı ile Kızıl Gezegen’e insan taşımanın SpaceX yöneticisi Musk’ın da hedefleri arasında olduğu söyleniyor. Musk bunun sadece bir başlangıç olacağına, “Mars’ta koloni kurulduktan sonra bunun tüm Güneş Sistemi’ne de yayılabileceğine” inanıyor. Musk, hızlı uzay araçlarının yapılması halinde Jüpiter’in aylarında, hatta göktaşlarında bile koloni kurulabileceğini ifade ediyor.Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşam, uzay kolonilerinde karşılaşılacak sorunlara dair fikir veriyor. İstasyondaki altı kişiye su taşıma gideri yılda 2 milyar doları buluyor. Gıda ve oksijen tedariki masrafları da cabası. Bu nedenle, uzay kolonisinin kendi kendine yeterli hale getirilmesi adıl ideal olanı.Bir de insan vücudunun maruz kalacağı sorunlar var: Yerçekimi azlığı kemik ve kaslarda zayıflığa ve kafada basınç birikimine neden oluyor; bu ise geçici ve kalıcı göz sorunlarına yol açıyor. Uzaydaki radyasyon katarakta yol açabileceği gibi kanser riskini de arttırıyor. Öte yandan uyku sorunları ve yalnızlık ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Uzay kolonilerinde bu tür sorunların çözülmüş olması gerekiyor.Kapalı bir mekânda sosyal ilişkilerin nasıl etkileneceği sorunu da var elbette. Moskova’da Mars500 projesi kapsamında yapılan deneylerde altı kişi 520 gün süreyle 80 metrekarelik bir alanda yaşamak zorunda bırakıldığında birçoğunda uyku, algı ve depresyon sorunlarının ortaya çıktığı gözlendi.İzole olmuş insanların nasıl yönetileceğine, bu yeni toplumlarda çatışmaların nasıl önleneceğine dair siyasi sorunlar da cevap bekliyor. Bazı bilim insanları ve felsefeciler gelecekte ortaya çıkması muhtemel bu medeniyetler için bir “haklar bildirgesi” hazırlamaya girişti bile.İnsanların uzayda üreme yeteneğine sahip olacağını varsayarsak, ki astronotların karşılaştığı sorunları düşündüğümüzde bunun kesinliği söz konusu değil, bu izole kolonilerin kendine özgü kültürleri olacaktır. Bunlar belki kendi dillerini geliştirecek, hatta yeni fiziksel özelliklere bile sahip olabilecekler.Portland Üniversitesi’nden Cameron Smith’e göre, 2000 kişilik bir uzay kolonisi 300 yıl içinde bizden farklı bir görünüme sahip olacak, farklı davranış biçimleri geliştirecektir; farklı saç yapısı, farklı bir deri, düşük yerçekimine uygun ve manevra yeteneği daha yüksek bir vücut şekli vb. gibi.Hatta Smith, bu yeni kolonilerin genetik mühendislik yoluyla yeni organlar bile tasarlayabileceklerine inanıyor; örneğin kozmik ışınlardan korunmak amaçlı organlar, ya da karbondioksitten oksijen sağlamayı kolaylaştırıcı solungaçlar gibi. Böylece Marslılar yapay biyosferden çıkıp yeni evlerine tam olarak yerleşmiş olacaklar.BBC 
Reklam
Gol Sevinci Sırasında Yeşil Sahada Korkunç Ölüm!
Hindistan'da yerel ligde oynanan Bethlehem Vengthlang - Chanmari West arasında oynanan mücadelede acı bir olay yaşandı.Mücadele 1-0 Chanmari West'in üstünlüğü ile devam ederken ev sahibi Bethlehem Vengthlang'in 23 yaşındaki oyuncusu Peter Biaksangzuala gelişen atak sonucunda topu ağlara göndererek skora dengeyi getirdi. GOL SEVİNCİNDE HAYATINI KAYBETTİİşte ne olduysa bu golden sonra oldu. Beraberlik golünün ardından büyük sevinç yaşayan Peter Biaksangzuala art arda taklalar atmaya başladı. Bir anda yere yığılan Peter boynunun kırıldığı ve hayatını kaybettiği öğrenildi.
Bebek Sahibi Olmadan Önce Hiç Kimsenin Size Söylemediği 15 Hayati Mevzu
Çocuk sahibi olmak insan hayatındaki en olağanüstü adımlardan birisi, hatta belki de en önemlisidir. Bu küçük yaratıklar, hayatınıza kimsenin getiremeyeceği bir mutluluğu getirebilme kabiliyetine sahiptir. Aslında, çocuk sahibi olduktan sonra, kendi kendinize en sık tekrar edeceğiniz şey 'ben gerçek aşkın anlamını bilmiyormuşum' olacak. Fakat, hiç kimsenin size söylemediği ve çocuk sahibi olmadan asla anlayamayacağınız bazı şeyler de var. Bu galeride, bu sırlardan birkaçını sizler için sıraladım. Sahiden, anne ve babalar, bu durumları çocuk sahibi olduktan sonra öğrenmediniz mi?
Reklam
49 Bin Asansörün Yüzde 73'üne Kırmızı Etiket!
10 işçinin can verdiği asansör kazası hafızalarda tazeliğini korurken TSE’nin 39 ildeki muayene sonuçları tüyler ürpertti. 49 bin 450 asansörün yüzde 73’ü, yüksek risk taşıdığı için kırmızı etiket aldı, bunların arasında Haseki ve Samatya hastaneleri dikkat çekti. Mühürlenmesi gereken asansörlerin yüzde 90’ı, etiketler kaldırılarak kullanılmaya devam ediyor.Mecidiyeköy’de 10 işçinin hayatını kaybettiği kazadan sonra gözler asansör güvenliğine çevrildi. Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) periyodik muayeneleri, asansörlerin taşıdığı riskleri gözler önüne serdi. Zaman gazetesinin bugün manşete taşıdığı Cihat Ünal ve Celal Kaya imzalı habere göre, TSE, 39 ilde 186 belediye ile imzalanan protokol gereği 49 bin 450 asansörü inceledi. Kamu kurumları ve hastanelerin yanı sıra apartman ve site gibi sivil binaların da incelendiği muayeneler sonunda 36 bin 500 asansör ‘kırmızı etiket’le işaretlendi. Bu, asansörlerin yüzde 73’ünün can ve mal güvenliği için yüksek risk taşıdığı anlamına geliyor. Kamu kurumları ve hastane asansörleri ise apartmanlardan daha kötü çıktı. Samatya ile Haseki hastanelerindeki asansörler kırmızı etikete rağmen kullanılmaya devam ediyor. Şişli Etfal’de yeşil etikete karşın sık sık arıza yaşanıyor. Antalya’nın Kepez ilçesinde üç yıl önce yapılan 48 dairelik TOKİ bloklarındaki asansörlerde eksik malzeme kullanıldığı ortaya çıktı. Ani düşmeye karşı frenleme sisteminin yetersiz olması sebebiyle ‘kullanılması tehlikelidir’ yazısıyla vatandaşlar uyarıldı. Ancak bina sakinleri canı pahasına asansörleri kullanmayı sürdürüyor.TSE’nin gerçekleştirdiği asansör denetimleri, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Kamu kurumlarının yanı sıra apartman ve site gibi sivil binaların da yer aldığı 49 bin 450 asansör incelendi. Periyodik muayeneler sonunda asansörleri yüze 73’ü (36 bin 500’ü) can ve mal güvenliği açısından her an kaza oluşturabilecek ‘tehlike’ işareti olan ‘kırmızı etiket’le işaretlendi. TSE uzmanları tarafından hazırlanan rapor, periyodik muayeneye alınan kamu kurumları ve hastane asansörlerinin apartmanlardakinden daha kötü durumda olduğunu gösterdi. Bazı kamu kurumlarında ve özel şirketlerde, yöneticilerin tehlike işaretini tepkilerden korktukları için kaldırdığı anlaşıldı.TSE Avrupa Yakası Sorumlusu İstanbul Proje Koordinatörü Erdinç Balcı, “Kamu kuruluşları ve özel sektörlerde kırmızı etiket iliştirildiğinde yöneticiler asansör üzerine iliştirilen kırmızı ve sarı etiket olmasından rahatsız oluyorlar ve gayri resmi bir şekilde etiketi kaldırtıyorlar.” diyor. Yöneticilerin yaklaşık yüzde 90’ının bu etiketleri kaldırarak insan hayatını tehlikeye attığını söyleyen Balcı, bu tip asansörlerin mühürlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ardından vatandaşlara çağrıda bulunuyor: “Halkımız TSE kontrolü yapılmış ama güvenlik etiketi bulunmayan asansörlerin bina kimlik numarasını alıp TSE’yi ararsa, asansörlerinin hangi güvenlik etiketi aldığını öğrenebilir.”Asansör bakım ve işletme yönetmeliği gereği kırmızı etiket ilişkilenmiş asansörlere ilgili belediyeler mühür vurması gerektiğine dikkat çeken Erdinç Balcı, “2012 yılında kırmızı etiket ilişkilendirilen asansör sayısı yüzde 92 iken, 2014 yılında yüzde 73’e düştü. Ancak bu gelişme tehlike göz önüne alındığında anlamsız kalıyor. İlgili belediyeler asansörleri denetleyip mühür vurmuyor.” ifadelerini kullanıyor. Balcı, her yıl binlerce asansör kazası meydana geldiğini ancak bunların yüzde 90’ının kayıtlara geçmediğini de kaydediyor ve ekliyor: “Zira bu kazalar bireysel ilişkilerle absorbe ediliyor.”Bakım firmalarının yapmış olduğu bakımların yüzde 95’i sahteAraştırma, ‘yeni bakım yapıldı’ denilen birçok asansöre hiç bakım yapılmadığını da gözler önüne serdi. Erdinç Balcı, “Bakımlar, ayarlar ve gerekli parça değişimleri ile ilgili asansör bakım şirketlerinin kayıtlarını inceledik. Maalesef bu bakımların yüzde 95’i sahte ve yanıltıcı kayıtlardır. Asansör bakım şirketleri paraya ve ranta endeksli hizmet veriyor.” tespitinde bulunuyor. Asansörlerin kontrollerini yapan firmaların çoğunun yetersiz olduğunu da şöyle anlatıyor: “Bu işi Türkiye’de en iyi yapan iki kuruluş var; TSE ve Makine Mühendisleri Odası. Ancak sektörün çoğunluğu hareket ve manevra kabiliyeti düşük insanların bulunduğu, emeklilerden oluşan birçok muayene kuruluşundan oluşuyor. Bunlar ranta ve paraya dayalı firmalar. Piyasada ‘çantacı’ olarak biliniyorlar.”CİHAT ÜNAL - CELAL KAYA | Zaman
Petrol Hayalleri Kuyuya Düştü
Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Badak köyünde 9 yıl önce petrol bulunmuş ardından bölgede 2  petrol  kuyusu açılmıştı. Petrol bulunduğunu duyanlar köylülerden arazilerini değerinin 2 katı fiyat vererek satın almıştı ancak Maden Tetkik Arama (MTA) 2 yıl önce kuyuları kapatarak çalışmalara son verdi. Bunun üzerine arazileri elinde kalanlar topraklarında güneş enerjisinden elektirik üretmek için ruhsat aldı.2007 yılında haber ajanslarından 'Niğde'de petrol bulundu' haberlerinin gelmesi Badak köylülerinin yüzünü güldürdü. Köylüler talih kuşunun üstlerine konduğunu düşündü. Yapılan ilk haberlerde 218 -627 milyar dolarlık bir petrol varlığından söz edilirken köye 'Türkiye'nin Teksas'ı'  dendi.  Köylüler köyde açılan büyük petrol kuyularının önünde zengin olma hayaliyle poz verdiler. Aradan 7 yıl geçtikten sonra MTA bırakın 600 milyar doları buradaki kuyular beş para etmez kör kuyular diyerek kuyuları kapatıp köyden ayrıldı. Ancak köy muhtarı  Ayhan Kolkan ile konuştuğumuzda bize dışarıdan gelen iki iş adamının petrol kralı olma umudu ile 7 bin dönüm araziyi köylülerden 2 katına satın aldıklarını söyledi.İki kişi 7 bin dönüm arazi satın aldı150 haneye sahip 400 nüfuslu Badak Köyü Muhtarı Ayhan Kolkan köyde petrol çıkarılacağının öğrenilmesinin ardından dışarıdan gelip köylülerin bütün arazilerini satın almak isteyenlerin olduğunu  söyledi. Kolkan, o yıllarda  1 dönüm arazinin fiyatı 400 lira ederken dönümünü 1000 lira verip alanların olduğunu hatta iki kişinin 7 bin dönüm arazi satın aldığını ifade ederken sözlerine şöyle devam etti:' O dönemde bütün köy zengin olacağız zannettik. Ortada tarla kalmadı, hepsi satıldı. Arazilerimizin altından petrol  çıkıyordu, bunu duyanlar gelip köylülerden topraklarını satın aldılar. Açılan kuyulardan yıllarca petrol üretimi yapılacak diye bekledik ama 2 sene önce MTA işimiz bitti diyerek kuyuları kapatıp gitti. O arazilerden çıkacak petrole ortak olmak isteyenler şimdi binlerce dönümlük araziye buğday ekiyor, uğraşmak istemeyenler ise  yarı fiyatına köylüye geri sattı. 'Yatırımlar sonuç vermediKöyden 2010 yılında yaklaşık 3 bin dönüm arazi satın alan ve İstanbul'da tekstil işiyle uğraşan Şanlıurfa'lı Mehmet Üçel   arsaları yatırım amacıyla aldığını ifade etti. Üçel o dönemde Türkiye'nin farklı bölgelerinde yatırım amaçlı arazi aradığını ve Badak'taki arazilerin kendisine cazip geldiğini söyledi:' Arazi satın aldığım zamanlar MTA köyde petrol arama çalışmalarına devam ediyordu. İleride belki değerlenir diye aldım ama şimdi üstüne  değer kaybetti. Umduğumu bulamadım. 4 yıldır arpa, mısır, buğday ekerek arazileri değerlendiriyorum, çorak araziler olduğu için pek getirisi yok. Kışın çok yağmur yağarsa köylü kazanıyor. Köyde boş arazilerde güneş enerjisi için yatırımlar var ben de bu konuda araştırma yaptım kendi arazilerimde güneş paneli kurmak istiyorum.''Kuyudan hala kendiliğinden petrol çıkıyor'Muhtar Ayhan Kolkan  köylerine yıllar önce gelen MTA ekiplerinin kendilerine buradaki petrolün çok kaliteli olduğunu ve mutlaka çıkarılması gerektiğini ifade etmesine rağmen giderken kendilerine Ankara'dan böyle bir isteğin geldiğini söylediklerini belirtti. Kolkan MTA'nın giderken kuyuların üstüne toprak döküldüğünü, kapalı bırakılan vanadan ise zaman zaman ham petrol aktığını buna bütün köyün defalarca şahit olduğunu söyledi.Emre ESER/ Vatan Haber Merkezi
Arda FIFA'nın Manşetinde: 'Bu Yüzden Deliyim'
FIFA'nın internet sitesi, Arda Turan ile bir röportaj yaptı... Arda röportajında oyun karakterine yönelik detayları ortaya koyarken, Diego Simeone ile Fatih Terim arasında birçok benzerlik bulunduğunu da dile getirdi.Atletico Madrid'de forma giyen milli futbolcu Arda Turan, FIFA'nın resmi internet sitesi fifa.com'a bir röportaj verdi. Atletico Madrid'de kazandığı kupalardan milli takımın performansına Şampiyonlar Ligi'ndeki şanslarına dek açıklamalarda bulunan Arda, geçtiğimiz yıl Devler Ligi finalinde Real Madrid karşısısında alınan yenilginin üzüntüsünü hala yaşadığını dile getirdi.'RONALDO VEYA MESSI’MIZ YOK'Milli futbolcu, Atletico Madrid'in savunma güvenliğini ön planda tutan oyun anlayışı konusunda yapılan eleştiriler hakkında 'Takımımızda Ronaldo ya da Messi yok. Bu yüzden biz de çok çalışmalı ve gerçek bir takım gibi oynamalıyız. Oyunumuz herkese hoş gelmeyebilir ama biz bu futbola kazanıyoruz' sözleriyle yanıt verdi.'BU YÜZDEN DELİYİM'Maç öncesinde yaşadığı heyecanı ilk düdükle birlikte terk ettiğini ifade eden Arda, 'Maçın ilk düdüğü öncesine kadar kalbim göğsümden fırlayacak gibi atarken maç başladığı gibi sakinliğimi yakalıyorum. Tamamen sakin olabiliyorum. Herhangi bir gerginliğim olmuyor ve kendime olan güvenim en üst seviyede oluyor. Ama bunun nasıl gerçekleşebildiğini bilmiyorum. Belki de bu yüzden biraz deliyim' değerlendirmesinde bulundu. Futbolu bıraktığında iyi bir insan olarak anılmak istediğini söyleyen milli futbolcu, hayat felsefesinin insanları mutlu etmek olduğunu dile getirdi.'TERİM HÜCUM, SIMEONE SAVUNMA'Arda, 'Fatih Terim'in Milli Takım’a döndüğü günün benim açımdan çok özeldi. 12 yaşındayken beni Galatasaray'a transfer etmişti. Benim için bir teknik direktör, bir arkadaş ve bir baba. Kariyerime etki eden en önemli teknik adam. Onun kenar yönetim tarzıyla Sımeone arasında birçok benzerlikler var. Ancak Fatih Terim atağa, Simeone ise savunmaya daha çok önem veriyor' diye konuştu.Cumhuriyet
Reklam