Türk bilim adamı Prof. Dr. Çağlar Batman , Türkiye'ye uyarladığı biyonik kulak yöntemiyle işitme kaybı yaşayanların ve doğuştan sağır çocukların sorunlarını çözdü. Academik Hospital'da görev yapan Prof. Dr. Batman , SGK'nın ödediği bu operasyonla sağırlık sorununun tarihe karıştığını söyledi. Benzer tekniklerin yurtdışında 40 bin euro civarında olduğu bilgisini paylaşan Batman , Türkiye'de ise rakamın 20 bin liraya düştüğünü belirtti. Tek kulakta yapılan operasyonla işitme kayıbının bittiğini söyleyen Batman, ' Türkiye'deki ilk biyonik kulak ameliyatını gerçekleştirdim. Ardında da ilk yarı implant cihazı, yüksek frekansa bağlı işitme kaybı yaşayan 2 hastaya uyguladım ' diye konuştu. AB'den yoğun talep Bu tekniğin önemli bir de sağlık turizmi yarattığını söyleyen Batman , AB ülkelerinden birçok hastanın kurumlarına gelerek ameliyat olduğunu anlattı. Yurtdışında bu ameliyatların hem pahalı olduğunu hem de çok sıra beklenildiğini söyleyen Batman , ' Konuşmayı öğrenmiş biri bizim tekniğimizle yeniden duyabiliyor ' dedi. İbrahim Acar - Sabah
Neredeyse her yeni günde akıllı telefonlar ile ilgili haberler yapıyoruz ve yeni gelişmeleri aktarıyoruz peki bizim için bu kadar önemli olan akıllı telefonların atasını merak ettiniz mi? Bizde ilk kişisel cep telefonunu merak ettik ve Motorola DynaTAC 8000X bir diğer değişle ilk taşınabilir telefonu sizler için araştırdık. Taşınabilir telefon fikri ilk olarak 1973 yılında Martin Cooper tarafından ortaya atıldı. Cooper daha önce Motorola’da çalışırken Polis departmanları için polis telsizleri gibi birçok ürün geliştirmişti. Zamanla Motorola iletişim bölümünde yukarılara yükselen Cooper 1973 yılında ilk taşınabilir cep telefonunu tasarlardı ve cihazın piyasaya çıkması için geçen 10 yıllık süreci yönetti. İlk Telefon GörüşmesiCooper ve Motorola Taşınabilir Haberleşme Ürünleri Başkanı J. F. Mitchell, 3 Nisan Pazar günü New York Manhattan’da bulunan Hilton otelinde basın toplantısı gerçekleştirdi. Hilton yakınında bulunan 6. Caddede bulunan Cooper, Motorola Burlingame House’ın çatısında bulunan AT&T sabit telefon sistemi yüklü olan bir baz istasyonuna bağlandı ve o dönemde rakipleri olan Bell Laboratuvarlarında görevli Dr Joel S. Engel’i aradı tuşları çevirirken gazeteciler ve izleyiciler dikkatle takipteydi. Cooper telefonda “Joel benim Marty, Seni bir cep telefonundan arıyorum, gerçek elde taşınabilir cep telefonu” bu tarihi görüşmeyi yaptı ve DynaTAC o dönemde bilim teknoloji dergilerinin kapaklarını süslemeye başladı. İlk tasarlanan DynaTAC 1.14 kilogramdan fazla ve 25.3 cm uzunluğundaydı “Tuğla” ve “Ayakkabı” olarak adlandırılıyordu, şarj olması 10 saat sürüyordu ve 20 dakika boyunca konuşmak mümkündü. 10 yıllık sürecin sonunda DynaTAC 8000X piyasaya sürüldüğünde 850 gram ağırlığa düşürülmüş ve 30 dakika konuşma yapılabiliyordu. Motorola DynaTAC 8000X için 21 Eylül 1983 tarihinde ABD Federal İletişim Komisyonu’ndan(FCC) ilk ticari taşınabilir telefonun onayını aldı ve 1984 yılında satışa sunulan ilk kişisel cep telefonu olma unvanını elde etti.
Bir tablonun, heykelin karşısında kalp atışları hızlanan, başı dönen ve hatta baygınlık geçirip halüsinasyon gören insanlar… İtalyan rönesansının başkenti Floransa'yı gezen sanatseverlerde zaman zaman bu belirtilere rastlanıyor, hatta kimileri hastanelik oluyor. 'Stendhal sendromu', 'Floransa sendromu' ya da 'sanat zehirlenmesi' adı verilen bu rahatsızlığın gerçekten var olup olmadığı ve belirtileri bilimsel bir araştırmaya konu oldu. İtalya'daki bir sanat araştırmaları merkezinin, psikolog ve teknik uzmanlarla işbirliği içinde yaptığı deneyde, Floransa'da bulunan Medici Riccardi Sarayı'nın ziyaretçileri gözlemlendi. Medici Riccardi Sarayı'nda, fresklerle süslü şapeli gezen ziyaretçilerin kalp atış ve nefes alış hızları, tansiyonları, göz ve kas hareketleri incelendi. Fresklere bakan ziyaretçilerin görüntüleri kaydedildi ve kendilerinden eserlere bakarken neler hissettiklerini yazmaları da istendi. Deneyde, bazı ziyaretçilerin eserlere bakarken yüz kaslarının gevşediği, gözbebeklerinin küçüldüğü, kalp atışı, nefes alış hızı ve tansiyonlarında değişiklikler olduğu belirlendi. Görsel sanat eserlerine işitsel uyarıcılar da eşlik ettiğinde ise beyindeki aktivitenin daha da arttığı görüldü. Ziyaretçilerin bazıları da hislerini 'aşırı duygulanma' ve 'tatlı bir yorgunluk' olarak tanımladı. Floransa'daki Studi Uniti araştırma merkezinden Perla Gianni, klinik psikolog Andrea Bonacchi ve teknik uzmanlar tarafından yapılan araştırmanın sonuçları halen incelenmeye devam ediliyor. Ancak ilk bulgular, 'Stendhal sendromu'nun gerçek bir psikosomatik bozukluk olabileceğini gösteriyor. 'Yüksek sanata maruz kalma' sonucunda görülen bu belirtiler, Stendhal mahlasıyla yazan Fransız yazar Marie-Henri Beyle'in Floransa'da yaşadığı bir tecrübe sebebiyle onun adıyla anılıyor. Stendhal, 1817'de Floransa'yı ziyareti sırasında, Michelangelo, Machiavelli ve Galileo Galilei'nin mezarlarının bulunduğu Santa Croce Bazilikası'nı gezmiş ve Giotto'nun freskleriyle süslü bazilikayı gördükten sonra kalp çarpıntısı ve halsizlik hissi yaşadığını yazmıştı. Rahatsızlık bu yüzden Stendhal sendromu olarak anılıyor, ancak en sık rastlanan yerlerden birinin Floransa olması nedeniyle Floransa sendromu olarak da biliniyor.Övgü Pınar | BBC Türkçe
Bu üç film arasında kıyaslama yapmak pek doğru değil aslında ama ben en çok Social Network filmini beğendim. Filmlerin her biri size bir şeyler katacak nitelikte.
21 Şubat 2014 tarihinde vizyona giren Recep İvedik 4, Türkiye'de en çok gişe yapan, başrollerini Ahmet Kural, Murat Cemcir'in oynadığı Düğün Dernek filmini çok değil 5 hafta sonra geçecekti. Geçti de. Düğün Dernek filmi her ne kadar yayınlanmayan 30 dakikayı sonradan vizyona koysa da değişen bir şey olmadı ve Recep İvedik 4 18 haftada 7.222.883 izleyiciye ulaştı.
Gökbilimciler, galaksilerin merkezinde tek bir karadelik bulunduğu düşüncesini tamamen yıkan yeni bir keşfe imza attı. Yaklaşık 4.2 milyar ışık yılından daha uzak bir mesafede keşfedilen galaksinin merkezinde üç karadelik birden tespit edildi. Gökbilimciler, yeni keşfedilen bir galaksinin merkezinde birbirlerinin yörüngesinde yer alan üç dev karadelik keşfetti. Bilim insanları yeni keşifte birçok heyecan veri bulgu olduğunu belirtti. Nature dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan Cape Town Üniversitesi'nden Roger Deane, 'Einstein'in Genel Görelilik teorisinin uç noktasında yer alan bu karadeliklerin yörünge hızı, Dünya'daki sesin hızından 300 kat daha fazla' ifadesini kullandı. Deane, 'Dört kıtada bulunan radyo teleskoplarından alınan sinyaller sayesinde, Evren'in üçte birlik mesafesinde yer alan heyecan verici sistemi keşfedebildik' yorumunda bulundu. Keşif, merkezinde iki veya daha fazla karadelik bulunabilecek galaksi ihtimalini artırırken, Einsten'in teorisinde öne sürülen 'yerçekimsel dalgaların' tespiti adına da önem taşıyor. En zor keşiflerden biri Genel Görelilik teorisi, bir araya gelen dev karadeliklerin yerçekimsel dalgaların kaynağı olduğunu öne sürerken, araştırmacılar keşfedilen üç karadeliğin spiral şeklinde dönerek birbirleriyle birleşiyor olabileceğini belirtti. Oxford Üniversitesi'nden Fizikçi Matt Jarvis, 'Yerçekimel dalgaların muhtemel kaynaklarından daha fazla keşfetmek, Evren'i büken dalgaları uzay zamanı içinde keşfetmek adına cesaret verici' ifadesini kullandı. Araştırma ekibi, aralarında 9500 km'den fazla mesafe bulunan radyo antenlerinden elde edilen sinyalleri bir araya getirmek için VLBI olarak bilinen yöntemi kullandı. Redorbit sitesinin haberine göre, uluslararası çalışmada Porto Riko'da bulunan 300 metre genişliğindeki Arecibo dahil olmak üzere Avrupa, Çin, Rusya ve Güney Afrika'daki radyo antenleri kullanıldı. Gökbilimciler ilk kez üç karadelikli bir galaksi keşfederken, bugüne kadar çok az sayıda çift karadeliğe sahip galaksi tespit edebildi. Öne sürülen ilk nedenlerden biri karadeliklerin çok çabuk kaynaşması. İkincisiyse yörüngelerinin çok yakın olmasından dolayı tespit edilememeleri. Jarvis, elde edilen son bulgularla tespit edilebilen radyo dalgaları yayan karadeliklerin sandıklarından çok daha fazla olduğunu belirtti. Karadelikler merkezlerinden saçtıkları çok yüksek miktarda materyali, yörünge hareketiyle spiral hale getirebiliyor. Araştırmacılar Cape Town'da inşası devam eden MeerKAT adlı gelişmiş radyo teleskop sayesinde karadelikler hakkındaki bilinmeyenleri gelecekte çözmeyi umuyor. Kaynak: Al Jazeera
Şu anda telefonlarımızda bulunan ekranlar çok fazla bir yeteneğe sahip değiller. Var olan bütün görevleri, resimleri bize aktarmak ve dokunarak verilen komutları donanıma aktarmaktan ibaret. Ancak gelecekte bu görevlere yenilerinin eklenmesi oldukça yüksek bir ihtimal olarak gözüküyor.Polytechniqe Montreal araştırmacıları, dayanımı oldukça yüksek olan ve pek çok telefonda kullanılan Gorilla Glass'ın altında yer alabilen algılayıcılar geliştirdiler. Bu algılayıcılar, ekrana optik dalga izleri bırakıyor ve bu şekilde ışıktaki değişiklikler takip edilebiliyor. Bunun sonucu olarak da normalde kablo bağlantısı veya özelleşmiş algılayıcılara ihtiyaç duyacak olan telefon ekranı, bazı ek özellikler kazanabiliyor. Telefonun ışığı kullanarak sıcaklığını kontrol etmesi mümkün oluyor. Ya da üretici özel bir optik deseni ekrana kaydederek telefonun, ve buna bağlı olarak da içindeki bilginin, kopyalanmasının zorlaşmasının sağlanması mümkün bir hâle gelebiliyor. Haber7 haberine göre, tabii ki daha 'ince' avantajların bulunması da mümkün. Dalgaların içerisinden fotonlar dışında hiçbir şey geçmediğinden dolayı, bu izler tamamen görünmez olacaklar. Yani birden fazla optik rehberin ve buna bağlı olarak birden fazla algılayıcı grubunun görüntüyü etkilemeden ekrana işlenmesi mümkün olabilir. Böylelikle de 'transparan teknolojinin' kapısı açılarak, pek çok farklı işlev ekrana yüklenebilir.Her ne kadar bir Corning bilim adamı bu çalışmaya dahil olmuş olsa da, bu ışık algılayıcılarınınGorilla Glass'a eklenmesi gibi bir resmi plan bulunmamakta. Polytechniqe Montreal, bu teknolojinin gerçek ve satılan aletler olarak kullanımı üzerinde yoğunlaşmakta. Bu buluşun, önümüzdeki yıl içerisinde üretime hazır hale gelmesi bekleniyor. Teknoloji takımı, bitmiş olan donanımların içerisine algılayıcıları yerleştirebilecek firmalar arayışına girmiş durumda. Eğer teknolojiyi kullanmayı amaçlayan firmalar bulunursa, yakın zamanda elektronikleri de en az kendisi kadar 'akıllı' olan telefonlar ile karşılaşabiliriz.
Bir tabak süt, bir kaç damla gıda boyası ve biraz sıvı sabun!Karıştırınca ortaya çıkan görüntüye çizgi film gibi mi desek, bilim kurgu filmi gibi mi, yoksa bir sanat filmi mi?Videoyu izleyin kararı siz verin!
NASA 240 milyon ışık yılı uzaklıkta garip x-ray sinyalleri tespit etti. NASA ’ya bağlı Chandra X-ray Gözlemevi ve Avrupa Uzay Ajansı’nın XMM_Newton uydusu alışılmışın dışında x-ray sinyalleri algıladı. Bu sinyaller 240 milyon ışık yılı uzaktaki Perseus galaksi kümesinden geliyor. Tespit edilen x-ray dalga boyunun daha önce görülmemiş bir yoğunlukta olduğu söyleniyor. Sinyalin kaynağı bilinmemekle beraber, bilim adamlarının durumlar ilgili çeşitli açıklamaları var. Bazıları bunun parçalanmış nötrinolardan kaynaklanıyor olabileceğini söylerken, yapılan diğer bir açıklama ise sinyallerin karanlık maddeyle ilişkili olduğuydu. Evrenin %85’inin karanlık maddeden oluştuğuna inanılıyor. Fakat ışığı emip yansıtamadığından görülemiyor ve varlığı kanıtlanamıyor. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre sinyallerin kaynağının ve varlığının açıklanması için daha çok araştırma yapılması gerekiyor.Muhalif Gazete
Oruç tutacak reflü tanısı konulmuş hastaların, ramazan öncesi gastroenterologlarla görüşerek, önerileri ile ilaç değişikliklerini öğrenmeleri, beslenmelerini ona göre planlamaları gerektiği bildirildi.Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özgür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de toplumun yaklaşık yüzde 20'sinin reflü hastası olduğunu söyledi.Ramazan nedeniyle reflü hastalarının daha bilinçli davranması gerektiğini belirten Özgür, şunları söyledi:'Reflü hastaları bazı temel prensiplere uyarak oruç tutabilirler ancak bazı hastaların reflü hastalığının şiddeti ile ilişkili olarak oruç tutması uygun olmayabilir. Oruç esnasında reflü tedavisine rağmen midesinde yanma, ağrı, bulantı, kusma, ağza acı su gelmesi gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa bu hastaların oruç tutması sakıncalıdır. Oruç öncesinde belirgin yakınması olmayan fakat oruç esnasında alınan önlemlere rağmen giderek artan şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması gerekir.'Özgür, hastalığa rağmen şikayeti olmayan kişilerde de reflü ile ilgili yakınmaların ortaya çıkabileceğini ifade ederek, 'Oruç esnasında uzun süre aç kalındıktan sonra iftarda fazla miktarda ve hızlı şekilde yemek yenmesi karın içi basıncını artırır ve reflüye neden olur. Sahurda ve iftarda yağlı ve ağır yemeklerin tüketilmesi, iftarda yemekten hemen sonra dinlenme amacıyla yatılması, sahurda yemek yedikten sonra tekrar hemen yatmak reflü şikayetlerini artırmaktadır' diye konuştu.'Besin tercihi önemli'Ramazanın yaz aylarına denk gelmesinden dolayı aç kalma süresinin arttığını vurgulayan Özgür, sözlerini şöyle sürdürdü:'İftarda ve sahurda tercih edilen yemekler günün daha sağlıklı geçirilmesini sağlayacaktır. Yağlı ve tuzlu gıdaları tercih etmek kişiyi olumsuz etkileyecektir. Gün içinde daha çok susamaya neden olacaktır. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları ve kurabiyeler boş enerji almamıza ve kısa sürede acıkmanıza neden olacak. İftar ve sahurda tuz içeriği yüksek olan turşu, salamura besinler, yağ ve tuz oranı yüksek olan pastırma, sucuk gibi besinler, şeker oranı ve kalorisi yüksek kurabiyeler, hamur tatlıları gibi besinlerden de bu uzak durulması gerekmektedir.'Prof. Dr. Özgür, kafeinden de kaçınılması gerektiğine dikkati çekerek, 'Kafein en fazla kola, kahve ve koyu çayda bulunur. Kişilerin sigara içmesi yasaklanmalıdır. Çikolata, çiğ soğan, sarmısak, salça, ketçap, mayonez gibi reflü ataklarını tetikleyen besinlerden uzak durmak gerekir. Ramazan boyunca bol sıvı alınmalı, besinler yavaş ve iyice çiğnenerek yenilmeli ve hazmedilmesi kolay lifli gıdalar tercih edilmelidir' dedi.Ramazan öncesi reflü tanısı konulmuş hastaların gastroenterologlarla görüşerek yeni öneri, ilaç değişikliklerini öğrenmeleri gerektiğini vurgulayan Özgür, şunları kaydetti:'Reflü hastalarının tedavilerini ve beslenmesini ramazana göre ayarlaması son derece önemlidir. Reflü hastaları asit baskılayan, mide koruyucu ilaçlarını sahur yemeğinden yaklaşık 2 saat önce almalı, sahurda veya iftarda yemekten sonra hemen yatmamalı, en az 2 saat beklemeli. Ramazan ayı süresince romatizma ilaçları ve aspirin kullanımına da dikkat etmeleri gerekiyor. Mide için zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımı oruç esnasında mide kanaması ve mide delinmelerine yol açabilir.'(AA)
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın Mars'a yolladığı keşif aracı Curiosity gezegende bugün tamamladığı, 687 güne karşılık gelen bir Mars yılının anısına selfie çekerek NASA Merkezi'ne yolladı. Mars'taki çevresel koşulların mikrobiyolojik yaşama uygunluğunu keşif için gönderilen aracın en önemli keşiflerinden biri Ağustos 2012'de iniş yaptığı bölgede antik bir nehir yatağını bulmak oldu. Curiosity ilk yılında çok önemli keşiflere imza attı ve ana görevini tamamladı. Curiosity, Yellowknife Bay (Sarıbıçak Koyu) olarak adlandırılan bölgedeki büyük kraterde de antik bir göl tabanı keşfetti. Curiosity'nin bölgedeki çamur tabakalarındaki bulguları, Mars'ın mikrobiyolojik yaşama uygun olup, olmadığına ilişkin soruya yanıtı, tarihi bir 'evet' oldu. Bu örneklerin analizi, bölgenin bir dönem göl tabanı olduğunu ve göl tabanında eski döneme ait basit yaşam formlarına ve yaşam için hayati elementlere rastlandı. Bu baharı da Windjana denilen bölgede kumtaşı örnekleri toplayarak geçiren keşif aracı, halen güney batı Mount Sharp (Keskin Tepe) bölgesine doğru ilerlemeye devam ediyor.DHA
Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından TBMM`ye gönderilen “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile birlikte YÖK’ün yetki alanlarında bir çok değişiklik gündeme geldi. Akademik alan ve sağlık sektörü ile ilgili YÖK ve Sağlık Bakanlığı’na olağanüstü yetkiler veren yasa tasarısı YÖK’ün yetkileri artıyor mu sorusunu da beraberinde getirdi.
Dünya Mirası Listesine Türkiye’den Bursa Cumalıkızık ve Bergama kabul edildi. 'Bursa Cumalıkızık' ve 'Bergama', Doha'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 38. Dünya Miras Komitesi toplantısında Dünya Miras Listesine girdi. Katar Ulusal Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıda, Katar'ın değişiklik teklif ettiği 'Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu' ve Almanya'nın teklif ettiği 'Bergama, çok katmanlı kültürel peyzaj alanı' dosyaları Dünya Miras Listesi'ne kabul edildi. 'Cumalıkızık Erken Osmanlı Kentsel ve Kırsal Yerleşimleri' ve 'Bergama'nın kabülünün ardından Türkiye'nin Dünya Miras Listesi'ne kayıtlı alanlarının sayısı 11'den 13'e çıktı. Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi'nin (ICOMOS) değerlendirmelerinin ardından, iki yerleşim merkezi aralarında Türkiye'nin de yer aldığı 21 komite üyesinin ortak kararıyla oylama yapılmadan Dünya Miras Listesi'ne alındı. Her iki görüşmede ayrı ayrı söz alan Türkiye'nin UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı, dünya miras alanlarının siyasi rekabet konusu olmadığını vurgulayarak, 'İnsanlık, gerginlik, ihtilaf ve çatışmalar yerine, kültür ve medeniyet değerlerini ön plana çıkartarak, UNESCO gibi kuruluşları dünya barışına daha güçlü katkılar yapacak şekilde tahkim etmeli. Siyasi liderler ve ihtilafların taraflarının da devletler, halklar, dinler ve medeniyetler arası yakınlaşma yönünde daha fazla gayret sarf etmeleri gerekiyor' dedi. UNESCO Milli Komisyon Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, kararı 'Çok mutlu, heyecanlı, gururluyuz' şeklinde değerlendirirken Cumalıkızık dosyasını takip eden Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu da 'Cumalıkızık halkına, Bursa halkına hediyemiz olsun' diye konuştu. Bergama Kazı Başkanı Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Felix Pirson, bugünün kendisi ve Bergama için eşsiz olduğunu ifade ederken ICOMOS Türkiye üyesi, master ve doktora tezlerini Bergama üzerine yazan Dr. Güliz Bilgin Altınöz ise Bergama'nın bunu çoktan hakettiğini söyledi. Bursa Cumalıkızık köyünün 998. olarak yer bulduğu Dünya Miras Listesi'nde Bergama 999. olarak tescillenirken, toplantıda Botswana, Okawanga Delta'sı doğal miras alanlarından bininci alan olarak tescil edildi. TrtHaber
Cinsel çekimin yüksek olduğu anlarda bir kadın ve bir erkeğin dudakları adeta mıknatıs varmışcasına birbirine kenetlenir. Öpüşmek herkese iyi gelir de neden bu kadar baştan çıkartıcıdır? Herkesin bu konuda fikri var, fakat bizimkiler daha önce duymadığınız türden… Öpüşmek neden bu kadar baştan çıkarıcıdır? Ya da seks neden öpüşmeyle başlar? Bunların tüm cevaplarını dünyaca ünlü ilişki uzmanlarından öğreniyoruz! İşte öpüşmek hakkında şaşırtan 10 ilginç bilgi… Çünkü tonlarca sinirucu var Dudaklarımızda parmaklarımızın 100 katı kadar sinir ucu bulunuyor. Bu yüzden arzunun ateşlenmesinde öpüşme büyük rol oynar. Hatta boşalma sırasında dudaklara kondurulan hafif bir öpücüğün etkisi gerçekten güçlüdür. Dr. Krista Bloom Erkeklerin yüzde 40′ı bunu söylüyor Uzun ve arzulu bir öpüşme vücudu çok kısa sürede sekse hazır hale getirebilir. Cosmo Poll Yanaktan öpüyorsa dikkat! Eğer sevgiliniz vedalaşırken sadece yanağınızdan öpüyorsa kendini korumaya çalışıyor ve duygusal bir etkileşime girmekten kaçıyor olabilir. Eğer son dönemde yanaktan öpmeye başladıysa ilişkinizle ilgili kafasında soru işaretlerinin olduğunun göstergesidir. Vücut dili uzmanı Tony Reiman Hızlı ereksiyon için Ayakta öpüşürken birden vücudunuzu ona yaklaştırmanız ve kasıklarınızın birbirine değmesi arzuyu anında alevlendirir. Öpüşme koçu William Cane Bir erkeğin kulağını öpmenin en iyi yolu nedir? Kulağının hemen altından öpün ve kulak memesini dudaklarınızın arasına alın. Daha sonra dilinizin ucuyla kulağının dışını gezin. Eğer bu sırada kulağına erotik şeyler fısıldarsanız bonus puanı kazanırsınız! Doktor Ava Cadell Dudakları aralama zamanı Libido yükselten bir öpüşmeden sonra salgılanan testosterone hormonu erkeğe ‘dudaklarını arala’ mesajı verir. Öpüşmesi biraz daha hızlandığında karşısındakinden de aynı şeyi bekler. Albani Üniversitesi Mahcup mu, arzulu mu? Öpüşmeye başladıktan sonra mahcubiyeti bir kenara bırakmalısınız. Arzulu bir öpüşme kadın basıncını arttırır, kalbi hızlandırır ve sizi heyecanlandırarak daha kolay orgazm olmanızı sağlar. Doktor Ava Cadell İyi ve kötü öpüşenler Erkekler kötü öpüşen bir kadınla yeniden denemeyi düşünürken kadınlar kötü öpüşen birini hemen kara listeye alıyor. eHarmony.com
Alman bilim insanları, üzerine örtüldüğü her nesneyi görünmez kılmayı başaran bir pelerin üretti. Pelerin, aynı zamanda hissedilmeme özelliğine sahip. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacıları, dünyanın ilk mekanik ve hissedilmeyen görünmezlik pelerinini ürettiklerini açıkladı. Pelerin, bugüne kadar geliştirilen ve nesneleri görünür ışık, mikrodalgalar ve ses dalgalarından gizleyen örneklerinden kıyasla, ilk mekanik pelerin olma özelliğine sahip. Mekanik pelerin, ışığı doğal olarak büken optik metametaryalden farklı olarak, fiziksel güçleri farklı bir şekilde yönlendirebiliyor. Sayısız iğne şekilli konilerden oluşan polimer madde, çaprazlama yerleştirilmiş kristal kafesleri andırıyor. Parmakla dokunulduğu zaman hissedilmeyen ve ölçüm cihazları tarafından tespit edilemeyen pelerin, bu özelliğini sahip olduğu mekanik metamateryallerden alıyor. Nesnelerin etrafından yayılan farklı dalgaboyutlarına ait ışık hızındaki fotonları kusursuz şekilde bükebilen pelerin, bu sayede üzerine örtüldüğü nesnenin göz önünden kaybolmasını sağlıyor. Belli büyüklükteki nesneleri görünmez kılmak için çok büyük miktarlarda üretilmesi gereken mekanik görünmezlik pelerini, henüz geliştirilme aşamasında. Alman basını, ticari ürün olarak piyasaya sürülmesi beklenmeyen pelerinin birkaç yıl için birçok yeni uygulama geliştirilmesini sağlayabileceğini belirtti. KIT tarafından mekanik pelerini üretmek için kullanılan 3D litografi Nanoscribe cihazı, şu an için oldukça küçük ölçeklerde madde elde edilmesini sağlıyor. Alman bilim insanları yakın gelecekte mekanik pelerini çok daha büyük ölçekte üretebilmeyi umuyor. Kaynak: Al Jazeera