onedio
Güzelliğine Dalıp Savaşmayı Unutacağınız 36 Kale
Yapılış amaçlarından dolayı deniz gören, en hakim tepelere inşa edilen kaleler bugün güzelliğiyle bizi bizden alıyor. Böyle mekanlarda insanların savaşmış olması sanırım insanoğlunun güzellikten çok çirkinliklere değer verdiğinin bir kanıtı olsa gerek.
Aklınızı Başınızdan Alacak 15 Kitap
Bazı kitaplar vardır, sizi daha okumaya başladığınız anda etkisi altına alır. Bitirdikten sonra bile olayların, mekanların içine hapseder, karakterleriyle yakınlaştırır. Yazarını ayakta alkışladığımız bu kitaplar işte bu usta kalemlerin provoke eden anlatımı ve sınır tanımayan hayal gücü ile hayatınıza girer; aklınızı başınızdan alır! Dünyaca ünlü eğlence ve paylaşım sitesi Reddit'in kullanıcıları da 'Aklınızı başınızdan alacak kitapları' oylamış. Gerçekten dikkate alınacak bir liste. Ama bu kitapların sizi mutlu ettiği kadar, rahatsız da edebileceğini unutmayın…
Rebul Eczanesi'nin Altı AVM Üstü Otel Olacak
Rebul Eczanesi 1895’ten beri hizmet verdiği Rumeli Han’dan taşınıyor. Eczane taşınmasını, kapısına astığı 28 Haziran’da Meşelik Sokak'taki Rebul 1985 Eczanesi’nde hizmete devam edeceği yazısıyla duyurdu. Babasının yanında çıraklık yaptığı eczaneyi 50’yi aşkın yıldır işleten Mehmet Müderrisoğlu Bianet'e konuştu.  Beyza Kural'ın haberine göre satın alınan binanın altının alışveriş merkezi üstünün de otel olacağını, eczaneyi Bağdat Caddesi’ne taşıyacaklarını anlatan Müderrisoğlu Beyoğlu’nda da Meşelik sokakta oğlu Kerim’in işlettiği Rebul 1895’in hizmete devam edeceğini söyledi.Rebul’un 120 yıllık öyküsü Rebul 1895’te Jean Cesar Reboul tarafından “Grande Pharmacie Parisienne' (Büyük Paris Eczanesi) adıyla açıldı. Müderrisoğlu şöyle diyor; Grande Pharmacie Parisienne açıldığında;  Sinema daha bulunmamıştı, Marconi telsizi bulmamıştı, Konrat rontgeni keşfedilmemişti, Kodak fotoğraf makinesi yoktu, Wright kardeşler henüz ilk yaptıkları uçakla uçmamışlardı, Titanik batmamıştı, 1897’de nüfusu bir milyon 59 olan İstanbul bugün 14 milyon kişiye gelirken hizmet verdiğimiz nüfusun yüzde 92 buçuğu yoktu. Mehmet Müderrisoğlu’nun babası Kemal Müderrisoğlu stajyer olarak girdiği eczaneye önce ortak oldu. Kemal ve Rebul adıyla devam eden eczane Kemal Müderrisoğlu’nun 1939’da eczaneyi devralmasıyla Rebul Eczanesi adını aldı.Lavanta kolonyası Lavanta kolonyası 1938'de, eczanenin alt katındaki laboratuarda üretildi. Önceleri Reboul'un bahçesinden yetiştirilen lavantaların uçan yağlarından elde edilen kolonya, daha sonra her yıl Fransa'nın güneyinde Grasse kentine yakın bölgelerden gün ağırana kadar toplanan, lavanta çiçekleri ile üretilmeye başlanır oldu. Lavanta kolonyasının üretimi şimdi fabrikada devam ediyor.Babadan oğula miras Mehmet Müderrisoğlu ilkokul dörtteyken eczanede ilk akşam nöbetini tuttuğunu anlatıyor. “O zaman Taksim’de oturuyorduk. Nöbeti tuttum, gece 12 olunca kepengi inerdi. Buradan Taksim’deki eve dek yürüdüm. Arkamda kalfamız varmış, haberim yoktu. Kapıyı açınca babamın lambasının söndüğünü görmüştüm. İlk o zaman nöbeti tuttum, yarım asır geçmiş.”Beyoğlu’nda dönüşüm Müderrisoğlu Rumeli Han’ın alışveriş merkezi ve otel olacağını söylerken İstiklal Caddesi’ndeki dönüşümden ve hukuki süreçten bahsetti. “Beyoğlu’nda müthiş bir değişim var. Bu sırada Ziraat Bankası binası, Benetton binası, Rumeli Han, Demirören ve Emek sinemasının olduğu binalar yan yana AVM oluyor. “Herkes binayı zamanında neden almadığımızı soruyor. Bütün binayı satın almak bizim işimiz değildi. Bu dükkanı almaksa, hisse alıyorsun, kat mülkiyeti yok, o olmayınca esprisi de yok. Biri yüzde 99’u alırsa sen de satacaksın. O yüzden almadık.” “120 yıl kaldık burada. Adam parayı verdi, binayı satın aldı. Dava açtık, iki sene sürdü. Hiçbir kanun böyle bir hadiseyi korumuyor. Yurtdışında nasıl koruyorlar bilmiyorum, kahveyi bile yerinden çıkarmıyorlar. “Bize de yavaş yavaş bavul toplamak kaldı. Yapacak başka bir şey yok.” Dönüşümün nereye varacağıyla ilgili ise “Hangi şeyin sonunu görebiliyorsunuz? Türkiye’de pek çok şeyin sonunu görmek mümkün değil” diye konuşuyor.Rebul atmosferi Müderrisoğlu Rebul’un değişik bir atmosferi olduğunu, taşınma kararını duyan pek çok kişinin kendisini aradığını anlatıyor. “Bizim hiç müşterimiz yoktu, hep dostlarımız vardı. Buraya gelip giden insanlar dostlarımız oluyor. Balıkesir’den gelen müşterimiz var. Ayda bir kere elinde uzun bir listeyle geliyor, her ihtiyacını alıyor. Gelirken yoğurt, peynir getirir. “Antep’ten beş-altı haftada bir gelen müşterimiz var. Geldiğinde bütün eczane baklavaya doyar.”Beyza Kural | Bianet
Reklam
Reklam
Yaşadığı Anı Twit Atan 20 Tablo Kahramanı
Gündelik hayatımızda yaşadığımız her olayı Twit atmak adeta bir hastalık gibi üstümüze yapışmış durumda, sonunun pek hayırlı olmayacağını düşündüğümüz bu davranış biçimini ünlü tablolar üzerinden yorumladık;
Uzayın Derinliklerinde Garip Sinyaller
NASA 240 milyon ışık yılı uzaklıkta garip x-ray sinyalleri tespit etti. NASA ’ya bağlı Chandra X-ray Gözlemevi ve Avrupa Uzay Ajansı’nın XMM_Newton uydusu alışılmışın dışında x-ray sinyalleri algıladı. Bu sinyaller 240 milyon ışık yılı uzaktaki Perseus galaksi kümesinden geliyor. Tespit edilen x-ray dalga boyunun daha önce görülmemiş bir yoğunlukta olduğu söyleniyor. Sinyalin kaynağı bilinmemekle beraber, bilim adamlarının durumlar ilgili çeşitli açıklamaları var. Bazıları bunun parçalanmış nötrinolardan kaynaklanıyor olabileceğini söylerken, yapılan diğer bir açıklama ise sinyallerin karanlık maddeyle ilişkili olduğuydu. Evrenin %85’inin karanlık maddeden oluştuğuna inanılıyor. Fakat ışığı emip yansıtamadığından görülemiyor ve varlığı kanıtlanamıyor. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre sinyallerin kaynağının ve varlığının açıklanması için daha çok araştırma yapılması gerekiyor.Muhalif Gazete
Reklam
Eli Wallach Yaşama Veda Etti
Clint Eastwood’un başrolünü oynadığı unutulmaz ‘Western’ filmi “İyi, Kötü, Çirkin”in ‘Çirkin’ karakteri Eli Wallach, 98 yaşında hayatını yitirdi. Ünlü aktörün ölüm haberini New York Times’a konuşan kızı Katherine B. Wallach doğruladı. New York doğumlu ünlü sanatçının ölümüne ilişkin başka ayrıntı verilmedi. Altmış yılı aşkın sinema hayatı boyunca oynadığı bir çok başarılı role rağmen hiç Oscar’a aday gösterilmeyen Wallach, Kasım 2010′da ‘Akademi’ tarafından onur ödülüne layık görülmüştü. Sanat Rehberi
Kazım Koyuncu 'İşte Gidiyorum' Diyeli 9 Yıl Oldu
'Müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim' Kazım Koyuncu, kendisini böyle tanımlıyordu. Geleneksel Karadeniz müziği ile Rock'n'Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Laz müzisyen Kazım Koyuncu 33 yıllık yaşam yolculuğu boyunca Laz kültürünün tanınmasına yaptığı katkılardan dolayı özelde Laz halkının; çevre sorunları konusunda gösterdiği duyarlılığın yanı sıra alçakgönüllü, samimi ve hümanist kişiliğiyle de milyonların sevgisini kazandı.
Reklam
Doğa İçin Çal Akapella - Divane Aşık Gibi
Doğa için Çal ekibi bu kez bir ilke imza attı. Akapella olarak telafuz edilen A-Capella türü hiç enstrüman kullanmadan yapılan müzik anlamına geliyor. Doğa için Çal ekibi Divane Aşık Gibi türküsünü hiç enstrüman kullanmadan söylediler.Doğa için Çal serisinin ilki olan Divane Aşık Gibi parçasını Akapellaya uyarlayan ekip bu yapımı ile diğer parçaları da bu tarzda söyleyeceğini akıllara getirdi.
Reklam
Gün Batımında Portre Çekimi Nasıl Yapılır?
Herkes portreleri gün batımında çekmek ister çünkü gökyüzü muhteşemdir, ancak problem genellikle (a) gün batımı arkasında kaldığı için mankeninizin fotoğrafta bir siluet şeklinde çıkması ya da (b) flaşınızı kullandığınızda da mankeninizin fazla ışık almasıdır. İşte mankeninizi patlatmadan günbatımında harika portreler çekmenin yöntemi: Öncelikle flaşınızı kapatın ve objektifinizi gökyüzüne çevirin. Gökyüzünden bir poz değeri okumak için yarım deklanşör yaptıktan sonra, deklanşörü hala yarım basılı tutarken ( ya da dijital fotoğraf makinenizdeki poz kilitleme düğmesine de basabilirsiniz ), objektifinizi mankeninize çevirerek kadrajınızı baştan yapın ama bu sefer de flaşınızı açın ve mankeninizi flaş ışığı ile öne çıkarın. Bu şekilde mankeninize dolgu flaşı uygularsınız ama arkasındaki gökyüzü de harika görünmeye devam eder. Eski bir hiledir ama çok iyi çalıştığı için hala kullanılır.
Oruç Tutacak Reflü Hastaları Dikkat!
Oruç tutacak reflü tanısı konulmuş hastaların, ramazan öncesi gastroenterologlarla görüşerek, önerileri ile ilaç değişikliklerini öğrenmeleri, beslenmelerini ona göre planlamaları gerektiği bildirildi.Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özgür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de toplumun yaklaşık yüzde 20'sinin reflü hastası olduğunu söyledi.Ramazan nedeniyle reflü hastalarının daha bilinçli davranması gerektiğini belirten Özgür, şunları söyledi:'Reflü hastaları bazı temel prensiplere uyarak oruç tutabilirler ancak bazı hastaların reflü hastalığının şiddeti ile ilişkili olarak oruç tutması uygun olmayabilir. Oruç esnasında reflü tedavisine rağmen midesinde yanma, ağrı, bulantı, kusma, ağza acı su gelmesi gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa bu hastaların oruç tutması sakıncalıdır. Oruç öncesinde belirgin yakınması olmayan fakat oruç esnasında alınan önlemlere rağmen giderek artan şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması gerekir.'Özgür, hastalığa rağmen şikayeti olmayan kişilerde de reflü ile ilgili yakınmaların ortaya çıkabileceğini ifade ederek, 'Oruç esnasında uzun süre aç kalındıktan sonra iftarda fazla miktarda ve hızlı şekilde yemek yenmesi karın içi basıncını artırır ve reflüye neden olur. Sahurda ve iftarda yağlı ve ağır yemeklerin tüketilmesi, iftarda yemekten hemen sonra dinlenme amacıyla yatılması, sahurda yemek yedikten sonra tekrar hemen yatmak reflü şikayetlerini artırmaktadır' diye konuştu.'Besin tercihi önemli'Ramazanın yaz aylarına denk gelmesinden dolayı aç kalma süresinin arttığını vurgulayan Özgür, sözlerini şöyle sürdürdü:'İftarda ve sahurda tercih edilen yemekler günün daha sağlıklı geçirilmesini sağlayacaktır. Yağlı ve tuzlu gıdaları tercih etmek kişiyi olumsuz etkileyecektir. Gün içinde daha çok susamaya neden olacaktır. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları ve kurabiyeler boş enerji almamıza ve kısa sürede acıkmanıza neden olacak. İftar ve sahurda tuz içeriği yüksek olan turşu, salamura besinler, yağ ve tuz oranı yüksek olan pastırma, sucuk gibi besinler, şeker oranı ve kalorisi yüksek kurabiyeler, hamur tatlıları gibi besinlerden de bu uzak durulması gerekmektedir.'Prof. Dr. Özgür, kafeinden de kaçınılması gerektiğine dikkati çekerek, 'Kafein en fazla kola, kahve ve koyu çayda bulunur. Kişilerin sigara içmesi yasaklanmalıdır. Çikolata, çiğ soğan, sarmısak, salça, ketçap, mayonez gibi reflü ataklarını tetikleyen besinlerden uzak durmak gerekir. Ramazan boyunca bol sıvı alınmalı, besinler yavaş ve iyice çiğnenerek yenilmeli ve hazmedilmesi kolay lifli gıdalar tercih edilmelidir' dedi.Ramazan öncesi reflü tanısı konulmuş hastaların gastroenterologlarla görüşerek yeni öneri, ilaç değişikliklerini öğrenmeleri gerektiğini vurgulayan Özgür, şunları kaydetti:'Reflü hastalarının tedavilerini ve beslenmesini ramazana göre ayarlaması son derece önemlidir. Reflü hastaları asit baskılayan, mide koruyucu ilaçlarını sahur yemeğinden yaklaşık 2 saat önce almalı, sahurda veya iftarda yemekten sonra hemen yatmamalı, en az 2 saat beklemeli. Ramazan ayı süresince romatizma ilaçları ve aspirin kullanımına da dikkat etmeleri gerekiyor. Mide için zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımı oruç esnasında mide kanaması ve mide delinmelerine yol açabilir.'(AA)
Rebul Eczanesi 120 Yıllık Yerinden Taşınıyor
Daha sinema bulunmamışken, telsiz icat edilmemiş, röntgen keşfedilmemiş, Wright Kardeşler henüz uçmamış ve Titanik batmamışken İstanbul'da var olan ve süregiden bir tarihi mekan daha kapanıyor. Rebul Eczanesi açıldığından bu yana 120 yıldır faaliyet gösterdiği yerden taşınıyor.Türkiye'de bir yandan muhafazakar kimliğine vurgu yapan bir iktidar iş başındayken, toplumda muhafazakarlığın arttığı yorumları yapılırken bir yandan da asırları devirmiş, İstanbul'un sembolü olmuş yerler bir bir yerlerini terk ediyor. 100 yıllık Saray Sineması, Emek Sineması, İnci Pastanesi, Robinson Crusoe Kitabevinin ardından İstiklal Caddesi'nin sembollerinden biri daha kentin hafızasına kazındığı yerden taşınıyor: Ürettiği lavanta kolonyasının müptelaları bulunan ve kurulduğu günden bu yana aynı yerde hizmet veren 120 yıllık Rebul Eczanesi. Meşelik Sokak'a taşınıyor 1895'te açılan Osmanlının yıkılışına, Cumhuriyetin kuruluşuna, iki dünya savaşına, 6-7 Eylül olayları da dahil onlarca-yüzlerce toplumsal olaya tanıklık eden, tüm bu süreçlerin iktisadi karmaşalarında ayakta kalmayı başaran Rebul Eczanesi, Rumeli Han'ın el değiştirmesiyle birlikte kapanmanın eşiğine geldi. Daha önce otel yapılacağı haberleri basına yansıyan Rumeli Han'ın satılmasıyla birlikte istenen kira bedelinin yüksekliği nedeniyle kapanmanın eşiğine gelen tarihi eczane çareyi taşınmakta bulundu. Eczane, Fransız Konsolosluğu'nun çaprazındaki Meşelik Sokak'ta bulunan Rebul 1895 Eczanesi'nde devam edecek. Sosyal medyada tepki Rebul Eczanesi'nin taşınma kararı almasıyla birlikte hafızalarına, hatıralarına zemin oluşturan kentin ve mekanların kaderine duyarlı İstanbullular da sosyal medyadan sesini yükseltmeye başladı. Rebul Eczanesiyle ilgili en çok vurgu yapılan ise, Rebul ile özdeşleşen lavanta kolonyasının dışında onun asırlık tarihine yapılan vurguydu. Rebul Eczanesi de zaten kendi internet sitesinde tarihini, 'Daha dünyada sinema, röntgen cihazı, Gilette, Kodak, naylon, bilgisayar yokken...' diye anlatmaya başlıyor. Dünya literatürüne geçen, Türkiye'nin kozmetik alanında patent sahibi olan, 52 ülkede ürünleri satılan, bugüne kadar bir okul gibi yüzlerce eczacıyı yetiştiren Rebul Eczanesi, Anadolu'da yol inşaatı yapan Fransız bir müteahhidin, eczacılık eğitimi alan oğlu Jean Cesar Reboul tarafından kurulmuş. Babasını ziyaret için geldiğinde İstanbul'a hayran kalan Reboul, o sırada yapımı yeni tamamlanan Rumeli Hanın altında 'Grande Pharmacie Parisienne' (Büyük Paris Eczanesi) adıyla eczaneyi açar. Osmanlı'dan günümüze kurulduğu yerde yaşamını sürdüren tek eczane olma özelliğini bugüne kadar sürdüren Rebul, lavanta kolonyasını da 1935'te üretmeye başlar. Hatta lavanta o dönemin en popüler erkek parfümü halini alır. Jean Cesar Reboul, 1939'da eczaneyi 1920'de burada stajyer olarak işe başlayan Kemal Müderrisoğlu'na devreder. Eczaneyi günümüzde Kemal Müderrisoğlu'nun oğlu Mehmet Müderrisoğlu işletiyor. Eczanenin taşınması, aslında bilindiği ve alışık olunduğu yerinde kapanması, İstanbullulalara da kapıya asılan ve dağıtılan ilan ile duyuruldu. Sosyal paylaşım sitesiTwitter'da fotoğrafı paylaşılan o duyuruda Rebul'un kapanıyor olması şöyle duyuruldu: 'Bu koca çınarı yakında inşaatı başlayacak olan AVM/Otel projesi için taşımak durumunda kalmaktayız. Rebul 1895 yılında hayatına Grand Pharmacie Parissienne olarak başladığında; -Sinema daha bulunmamıştı,-Marconi telsizi bulmamıştı,-Konrat röntgeni keşfetmemişti,-Kodak fotoğraf makinesi yoktu,-Wright kardeşler henüz ilk yaptıkları uçakla uçamamışlardı,-Titanik batmamıştı,-1897'de nüfusu 1 milyon 059 bin olan İstanbul, bugün 14 milyon 160 bin kişiye gelirken hizmet verdiğimiz nüfusun yüzde 92,5'u yoktu.' Beyoğlu ve çevresinde uzunca bir süredir tartışılan ve kent üzerine çalışma yapanların 'mutenalaşma' ya da 'soylulaşma' diye nitelediği süreçte tarihi yapıların el değiştirmesiyle beraber, artan emlak bedelleri muhitin eski sakinlerini taşınmaya ya da bir tür göçe zorluyor. Bununla beraber el değiştiren mekanların da işlevi, o güne dek alışıldığının ve kent kültürü içinde yer edindiğinin aksine yeni işlevler üstleniyor. Çoğu yapı da AVM ya da otele dönüştürülüyor. Bu nedenle kentin çehresinde ve kültürel yapısında meydana gelen değişim ve mali yönden güçsüz eski sakinlerin düştüğü durum ise tepkilere yol açıyor. Beyoğlu'nda yakın zamanda benzer şekilde çok sayıda tarihi yapı ve o yapılar içinde faaliyet gösteren Saray Sineması, Emek Sineması, İnci Pastanesi, Robinson Crusoe Kitabevi gibi işletmeler tüm dayanışma çabalarına rağmen kapanmak, taşınmak zorunda kaldı.CNN Türk
Reklam