Gerçek Boyutlu Oyuncak Bebeklerde Yaşam Sevinci ve Mutluluk Bulan İnsanlar
Fotoğrafçı Benita Marcussen, gerçek boyutlu oyuncak bebeklerde aradığı teselliyi bularak hayata tutunan insanların fotoğraflarından oluşan yeni bir çalışma hazırladı. Bu çalışmanın ana amacı, insanlar ve oyuncak bebekler arasındaki sevgiyi ve bağlılığı ortaya koymaktı. Yetenekli fotoğrafçıya göre başarıya ulaşıldı ve birbirinden ilginç fotoğraflarla insan-oyuncak bebek ilişkisi gözler önüne serildi. İşte o fotoğraflar;
Soğuk Hava Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor?
Aşırı soğuk hava vücudumuz üzerinde nasıl etkide bulunuyor?İnsan vücudunun yapısı aşırı soğuk iklim koşullarıyla baş etmeye uygun değildir. Çoğumuz, hava sıcaklığının sıfırın altına nadiren düştüğü ılık ve tropik iklimde yaşıyoruz. Kutuplardaki aşırı koşullara uyum sağlamış topluluklar da var: Kanada’nın Arktik bölgesindeki Eskimolar ya da Rusya’nın kuzeyindeki Nenetler gibi. İnsan zekâsı soğuğa dayanmasını sağlayacak giysiler üretmesini sağlamış olsa da, kutup ikliminde hayatta kalmanın yolu, zorunlu olmadıkça o korkunç soğuktan uzak durmaktan geçiyor.Üşüdüğümüzde ne olur? Vücudumuz üşüdüğünde ısısını artıracak çeşitli mekanizmalar devreye girer. Kaslarımız ve dişlerimiz titrer; atalarımızın tüylü geçmişini yansıtacak tarzda tüylerimiz dikilir. Beynimizde termostat işlevi gören hipotalamus bezi, bu tepkilerin gösterilmesini sağlayarak, en azından bizi ısıtacak bir barınak buluncaya dek, hayati organlarımızı sıcak tutmaya çalışır.Hipotalamusun görevi vücudumuzun merkezi sistemini ne pahasına olursa olsun sıcak tutmaktır. Gerekirse uçlardaki uzuvları gözden çıkararak, oralara kan akışını sınırlayarak yapar bunu. Aşırı soğukta el ve ayak parmaklarımızın karıncalanması hissi bundandır. Kan akışının sınırlanması bu bölgelerdeki dokunun donarak parçalanmasına bile neden olabilir.İnsanlar bu koşullarla baş edemezken diğer sıcakkanlı hayvanlar aşırı soğuk ortamlarda nasıl yaşayabiliyor? Kutuplarda yaşayan hayvanların ya sıcak havayı tutan kürkleri ya da geniş yağ tabakaları vardır. Yağ ısıyı iyi geçirmediği için vücut ısısının dışarı sızmasına engel olur. Çıplak derisi ve göreceli ince yağ tabakasıyla insan vücudu aşırı soğuk ortamlarda yaşamaya uygun değildir.Fakat insan da bu özellikleri taklit etme becerisini geliştirmiştir. Antarktika’daki araştırma merkezlerindeki bilim insanları, ısıyı yalıtan ve kürk işlevi gören bir yöntem olarak kat kat giyinme yoluyla ortama uyum sağlar.Fakat yakın zamanda ABD’de olduğu gibi aşırı soğuk dalgasının vurup geçtiği dönemlerde, insan yaşamının bağlı olduğu şeyler de etkilenerek yaşamı zorlaştırabilir. Kar ve buzun ağırlığı sonucu elektrik direklerinin devrilmesi, su borularının donup patlaması, taşıt araçlarının yakıtının donması gibi.Yakın tarihimizde de aşrı soğuk havanın olumsuz etkilerine dair örnekler var. Nazi orduları 1941’de Rusya’ya girdiğinde kıştı. Hitler’in ordusu savaşın uzun sürmeyeceği düşüncesiyle yazlık üniformalarıyla sefere çıkmış, binlerce asker donarak ölmüştü. Tank ve kamyon motorları da donmuş, altlarında ateş yakılarak eritilmeye çalışılmıştı. Tüfek ve tabancaların yağı donduğu için ateşlenemez hale gelmişti. Kaynamış su bir dakika içinde donuyordu. İtalyan gazeteci Curzio Malaparte ‘Kaputt’ adlı romanında Doğu Cephesi askerlerinin göz kapaklarının donduğunu anlatıyordu.Aynı şekilde Napolyon’un ordusu da 1812 Moskova Seferi’nde Rusya’nın ağır kış koşullarına dayanamadığı için büyük kayıp vermişti.Amerika’daki soğuk hava dalgası aynı zamanda ilginç bir deneyin halk arasında yapılmasını da sağladı. Mpemba etkisi deneyi. İlk olarak Tanzanyalı bir öğrenci tarafından gündeme getirildiği için onun adıyla anılıyor. Soğuk havada kaynar su soğuk sudan daha çabuk donuyor. Stephen Dowling | BBC Future
'Gemide' ve 'Takva' Filmlerinin Senaristi Kobani'de Yaralandı
Senarist Önder Çakar, IŞİD’in düzenlediği bombalı saldırıda yaralandı…Gemide ve Takva filmlerinin senaristi Önder Çakar, Kobani'de bombalı saldırı sırasında çöken duvar parçalarının altında yaralandı. Vücudunda kırıklar bulunan Çakar'ın tedavi altına alındığı öğrenildi.Kobani’de süren direnişle dayanışma amacıyla uzun süredir Suruç’ta bulunan ve geçtiğimiz günlerde Kobani’ye geçen Senarist Önder Çakar, IŞİD’in Cumartesi günü gerçekleştirdiği bombalı saldırıda yaralandı.DBP Suruç İlçe Yöneticisi, Çakar’ın günlerdir gündemde olan Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan girerek Kobani’de infilak ettirilen IŞİD’e ait bomba yüklü aracın patladığı sırada yaralandığını söyledi.Kobani direnişiyle dayanışma amacıyla Suruç’a giden çok sayıda kişi arasında yer alan Önder Çakar, uzun süredir Mehser köyündeki sınır nöbetinde yer alıyordu. Edinilen bilgilere göre Çakar, geçtiğimiz günlerde Suruç’tan, Kobani tarafına geçti. IŞİD’in Kobani’ye dönük bombalı saldırı sırasında çöken bir duvarın altında kaldığı öğrenilen Çakar, Ortopedi Servisi’nde tedavi altına alındı. Çakar’ın vücudunda kırıklar olduğu öğrenildi.Sınır direnişinin başladığı günden bu yana Mesher köyünde direniş nöbetine dahil olan Senarist Önder Çakar, arkadaşlarıyla birlikte meyve-sebze halinden aldıkları sandıklardan küçük bir kitaplık kurmuştu.Çakar dünyanın dört bir tarafında Kobani ile dayanışma için yapılan eylemlere ilişkin afişlerden de bir sergi açmıştı.Demokrat haber
Disney Prensleri AIDS'e Karşı Soyundu
İtalyalı sanatçı aleXsandro Palombo'nun 'Hello Boys' projesinde, Alaaddin, Herkül, Pamuk Prenses’in yakışıklı prensi AİDS’e karşı farkındalık için soyundu.Alaaddin, Herkül, Pamuk Prenses’in yakışıklı prensi ve diğer Disney prensleri, AİDS’e karşı farkındalık için soyundu.1 Aralık Dünya AİDS Günü için “Hello Boys” başlıklı bir proje yapan İtalyalı sanatçı aleXsandro Palombo, Disney prenslerini ellerinde prezervatiflerle çizdi.HuffingtonPost’a konuşan Palombo, gençlerin genellikle prezervatif kullanmadığını ifade etti.Çizimlerde “gençlik, güzellik, aşk, düş ve yaşama tutkusunu” birleştirmeye çalıştığını söyleyen Palombo, “Bu konu çoğu aile için hala tabu olmayı sürdürüyor. Eğer bu konuyla aile ilgilenmiyorsa, farkındalık yaratmak, bilgilendirmek ve eğitmek topluma düşüyor” diye konuştu.Taraf
Sadece Wi-Fi Seslerini Duyabilen Adam, Frank Swain
Eğer internete 2000’li yıllar öncesinde bağlanmayı denediyseniz, muhtemelen dial-up modem tarafından yayılan o ( kulak tırmalayıcı ) sesi hatırlarsınız. Bugünlerde ise internete bağlanma aşamasında duyduğumuz tek ses, kablosuz bir ağa bağlanma aşamasında şifreyi yazarken klavyemizin tuşlarından çıkan ses. Frank Swain ise Wi-fi dalgalarının çıkardığı sesleri duyabiliyor .Nadir şekilde rastlanan herhangi genetik bir mutasyonu olmayan Swain bunu geliştirilmiş işitme cihazı ve kullandığı zeki bir yazılım sayesinde gerçekleştiriyor. İşitme yeteneğini 20 yaşından beri kaybettiği için 2 senedir işitme cihazı kullanan Frank farklı bir şey yapmak istemiş. Hiçbirimizin duyamadığı sesleri duyabilmek: Kablosuz iletişim .Bilim yazarı Swain, bu fikrini gerçekleştirebilmek için İngiltere’deki hayır kurumlarının yeni buluşlar için sağladığı ödeneklerden yararlanarak ses sanatçısı Daniel Jones ile birlikte çalışmış ve ikili sonunda “ Phantom Terrains ” adındaki Wi-fi seslerini duyulabilir hale getiren cihazı geliştirmiş. Yazılım ise kırılmış ( hacklenmiş ) bir iPhone üzerinde çalışıyor, dahili wi-fi sensörü kullanarak wi-fi alanlarını ayarlamaya çalışıyor. Gerekli işlem ve taramalar bittikten sonra yazılım, modem ismi, Wi-fi frekanslarının şifreleme algoritmaları ve cihazın modemden uzaklığı gibi bilgileri bulunabilir hale getiriyor.Swain’in New Scientist’de yayınlanan makalesine göre “Sinyalin gücü, yönü, adı ve bunların üzerindeki güvenlik derecesi arka ve ön plandan oluşan bir ses akışına çevriliyor. Uzak sinyaller geiger sayacındaki vuruşlar gibi tıklıyor ve beliren en güçlü sinyaller ağ ID’lerini tekrarlayan bir melodi olarak cızırdıyor. Ses düzenli olarak, bir çift duyma aparatından yayınlanıyor. Ekstra ses tabakası, aparatların normal çıkışıyla karıştırılarak basitçe oluşmuş ses ortamının bir parçası oluyor. Yani telefonumu yanımda taşıdığım sürece, her zaman Wi-fi seslerini duyabilecek durumdayım.”“Sound Cloud ses dosyası” https://soundcloud.com/alissa-walker/phantom-terrains-audio**Swain daha sonra Güney Londra’yı dolaşarak, gittiği her yerden bilgi topladı. Sonuçlar, tüm yönlendiricilerin nerede olduklarını, bant genişliklerini ve şifreleme seviyelerinigösteriyor. Bu bilgilerden yola çıkan Swain, iş merkezlerinden uzak muhitlerde bulunan yönlendiricilerin daha düşük güvenlik seviyelerine sahipken ticari bölgelerde bulunan yönlendiricilerin daha yüksek seviyelerde şifreleme standartlarına sahip yönlendiriciler ile dolu olduğunu gördüğünü belirtiyor. Bunu aşağıdaki resimde gözlemlemek mümkün:Swain’in işitme yeteneğini geri getirecek mevcut bir tedavi olmadığı halde bu yeni teknoloji ona kimsenin duyamadığı sesleri duyma imkanı veriyor ve Swain şimdiden duyulamayan başka diğer sesleri de işitsel repertuarına eklemeyi düşünüyor.Kablosuz iletişim, havada bilgi taşıyan sinyallerin belirli bir frekans kullanılarak hava aracılığı ile uçtan uca iletilmesidir. Bilginin taşınması elektromanyetik (EM) ışınım yoluyla gerçekleşir. Hava da tıpkı metal ve bakır gibi bir iletim ortamıdır. Havanın iletkenliği için verilebilecek en uygun örnek sesin bir uçtan diğer uca doğru taşınabilmesidir.Peki şifreleme algoritmaları- seviyeleri ne anlama gelir? Şifreleme algoritmaları nelerdir?3 farklı şifreleme algoritması vardır.1)WEP (Wired Equivalent Privacy)İlk şifreleme standardıdır.Kimlik doğrulama yöntemlerinin temel amacı kablosuz networkleri, kablolu networkler gibi güvenli hale getirmektir.IEEE Wep şifrelemesinin Data Link katmanında uygulanmasını sağlamıştır. Bu sayede aynı ağdan olmayan bir sistem paket içeriklerini göremez.WEP şifreleme yaparken RC4 adlı şifreleme algoritmasını kullanır. Çok fazla kusura sahip olan WEP, tercih edilmemesi gereken bir şifreleme yöntemidir.WEP istemci ve access point arasında şifreleme yaparken 24bitlik IV paketleri kullanır.2)WPA (Wi-fi Protected Access)WEP şifreleme yönteminin zayıflıklarını kapatmak için geliştirilmiş bir şifreleme yöntemidir. WEP’de kullanılan 24bitlik IV paketleri 48bite yükseltilmiştir.3)WPA2 (Wi-fi Protected Access 2)Günümüzde AES’in yerini almış en gelişmiş şifreleme algoritmasıdır.WPA ile WPA2 arasında en önemli fark şifreleme algoritması olarak AES adlı algoritmanın kullanılmasıdır.Amerika’da kablosuz ağların devlet kurumları tarafından kullanılabilmesi için FIPS (Federal Information Processing Standard) ile uyumlu olması gerekmektedir.WPA2 AES şifreleme algoritması ile bu standardın da gereksinimlerini karşılamaktadır. WPA’daki eksiklikleri gidermek için oluşturulmuş WPA2 günümüzdeki en gelişmiş şifreleme yöntemidir.Yani yazıda düşük güvenlik seviyesi derken WEP’i yüksek derken ise büyük olasılıkla WPA2’den bahsediyor.Yazının İngilizce OrjinaliYazar: Justin AlfordYeşil Gazete için çeviren: Berk Ergin Yeşil Gazete, iflscience.com
Orhan Pamuk'un Yeni Kitabı 9 Aralık'ta
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un son romanı Kafamda Bir Tuhaflık 9 Aralık'ta YKY Yayınlarından çıkıyor.Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıl çalıştığı Kafamda Bir Yalnızlık’ın yayın tarihi 9 Aralık olarak açıklandı. Pamuk, Yapı Kredi Yayınları ile anlaşmasının ardından yılın ilk yarısında yayımlanacağı rivayet edilen, okurların sabırsızlıkla beklediği romanda Pamuk, İstanbul sokaklarındaki gezintisini sürdürüyor.Kafamda Bir Tuhaflık hem bir aşk hikâyesi hem de modern bir destan. Roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul'daki hayatlarını hikâye ediyor. 1969 ile 2012 arasında, kırk yılı aşkın bir süre Mevlut, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini,Anadolu'dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin, kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder. Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez.Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler? Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını, kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini resmediyor.Milliyet
Dünyanın En Eski ‘Bilgisayarının’ Yaşı Değişti
Dünyanın en eski bilgisayarı (elbette analog olarak çalışan) araştırmacıların tahmin ettiğinden de eski olabilir. Yapılan yeni araştırmalar Antikythera Mechanism’in tarihinin önceki bulgulardan daha eski olduğunu ve milattan önce 205 yılına dayandığını ortaya koydu. Yeni tarih antik Yunanların güneş tutulmalarını ve gezegen konumlarını nasıl hesapladığına dair ışık tutuyor. Bilim adamları önceden sistemin trigonometri tabanlı olduğunu düşünüyorlardı ancak o tarihlerde trigonometri keşfedilmediği için şimdi sistemin Babil aritmetiğine dayandığı düşünülüyor. Antikythera Mechanism’in diğer parçaları için arama çalışmaları ise sürüyor.