Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Nükleer Karşıtı Hareket "Nevada-Semey"İn Başkanı Süleymanov: "Ermenistan, Sivillere Saldırarak Uluslararası Hukuku İhlal Etti"
ALMATI (AA) - 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketin Başkanı Olcas Süleymanov, Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivillerin yaşadığı bölgelere saldırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek 'Füze saldırısının yapılması için ülkenin en üst yetkilisinin özel emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda (Gence'ye) saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir.' dedi.Süleymanov, AA muhabirine, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki topraklarını işgalden kurtarma operasyonuna ve Ermenistan'ın sivillere yönelik saldırına ilişkin açıklamalarda bulundu.Eski büyükelçi ve Kazakistan’ın UNESCO temsilcisi, bilim adamı ve şair Süleymanov, Dağlık Karabağ'da bugün yaşananların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Gurubunun 'beceriksizliğinden' kaynaklandığına dikkati çekti. Minsk Grubunun Azerbaycan'ın mücadelesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Süleymanov, 'Ne yazık ki 30 yıl buyunca hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle Azerbaycan, kendi gücüyle topraklarını kurtarmak zorunda kaldı.' diye konuştu. Süleymanov, Azerbaycan'ın sahada tek başına sürdürdüğü askeri mücadelenin meşru olduğunu söyledi.Ermenistan ordusunun Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarının 'açık bir provokasyon' olduğunu vurgulayan Süleymanov, 'Gence'ye füzeli saldırı yapıldığını öğrendiğimde çok endişelendim. Bu tamamen yasak bir hamle ve açık bir provokasyondur. Şehirlere roket saldırılarının yapılması uluslararası hukuka göre yasaktır. Ermenistan bu kuralları büyük ölçüde ihlal etti. Füze saldırısının yapılabilmesi için ülkenin en üst yetkilisinin emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir. Bu hepimize yapılan bir hakarettir ve hepimizi üzüyor.' ifadesini kullandı. Azerbaycan'ın haklı mücadelesiyle ilgili süreci 1990'lı yıllardan beri dikkatle takip ettiğini dile getiren Süleymanov, '30 yıldır işgal altında kalan yedi bölgenin hepsinin de kurtarılacağına inanıyorum. Umuyorum ki Minsk Gurubu, Azerbaycan'ın tek başına verdiği mücadeleyi takdirle destekleyecektir.' dedi.Süleymanov kimdir?1936'da Kazakistan'ın Almatı şehrinde doğan Süleymanov, 1955'te yazarlık hayatına başladı. Kazakistan Yazarlar Birliğinde görev yapan Süleymanov, 1980'de Kazak Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmesiyle siyasi hayatına başladı.1989'da 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketi kuran Süleymanov, bir ayda 4 milyondan fazla imza toplayarak Semey Nükleer Deneme Sahası'nın kapatılmasına katkı sağladı.Süleymanov, 'Nevada-Semey' Uluslararası Nükleer Silahlanmaya Karşı Hareketin Başkanlığını yürütüyor.
Nükleer Karşıtı Hareket "Nevada-Semey"İn Başkanı Süleymanov: "Ermenistan, Sivillere Saldırarak Uluslararası Hukuku İhlal Etti"
ALMATI (AA) - 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketin Başkanı Olcas Süleymanov, Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivillerin yaşadığı bölgelere saldırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek 'Füze saldırısının yapılması için ülkenin en üst yetkilisinin özel emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda (Gence'ye) saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir.' dedi.Süleymanov, AA muhabirine, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki topraklarını işgalden kurtarma operasyonuna ve Ermenistan'ın sivillere yönelik saldırına ilişkin açıklamalarda bulundu.Eski büyükelçi ve Kazakistan’ın UNESCO temsilcisi, bilim adamı ve şair Süleymanov, Dağlık Karabağ'da bugün yaşananların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Gurubunun 'beceriksizliğinden' kaynaklandığına dikkati çekti. Minsk Grubunun Azerbaycan'ın mücadelesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Süleymanov, 'Ne yazık ki 30 yıl buyunca hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle Azerbaycan, kendi gücüyle topraklarını kurtarmak zorunda kaldı.' diye konuştu. Süleymanov, Azerbaycan'ın sahada tek başına sürdürdüğü askeri mücadelenin meşru olduğunu söyledi.Ermenistan ordusunun Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarının 'açık bir provokasyon' olduğunu vurgulayan Süleymanov, 'Gence'ye füzeli saldırı yapıldığını öğrendiğimde çok endişelendim. Bu tamamen yasak bir hamle ve açık bir provokasyondur. Şehirlere roket saldırılarının yapılması uluslararası hukuka göre yasaktır. Ermenistan bu kuralları büyük ölçüde ihlal etti. Füze saldırısının yapılabilmesi için ülkenin en üst yetkilisinin emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir. Bu hepimize yapılan bir hakarettir ve hepimizi üzüyor.' ifadesini kullandı. Azerbaycan'ın haklı mücadelesiyle ilgili süreci 1990'lı yıllardan beri dikkatle takip ettiğini dile getiren Süleymanov, '30 yıldır işgal altında kalan yedi bölgenin hepsinin de kurtarılacağına inanıyorum. Umuyorum ki Minsk Gurubu, Azerbaycan'ın tek başına verdiği mücadeleyi takdirle destekleyecektir.' dedi.Süleymanov kimdir?1936'da Kazakistan'ın Almatı şehrinde doğan Süleymanov, 1955'te yazarlık hayatına başladı. Kazakistan Yazarlar Birliğinde görev yapan Süleymanov, 1980'de Kazak Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmesiyle siyasi hayatına başladı.1989'da 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketi kuran Süleymanov, bir ayda 4 milyondan fazla imza toplayarak Semey Nükleer Deneme Sahası'nın kapatılmasına katkı sağladı.Süleymanov, 'Nevada-Semey' Uluslararası Nükleer Silahlanmaya Karşı Hareketin Başkanlığını yürütüyor.
Ünlülerin Desteklediği Okuma Vakti Projesinde Hedef 1 Milyon Kitap
SAMSUN (AA) - FATİH MEHMET KÜRKÇÜ - Samsun Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 'Samsun Okuma Vakti' projesinde 1 milyon kitap hedefinde 400 bine ulaşıldı.Toplumda okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması, çocukların kitaba kolayca ulaşabilmesi, evlerde okunmayan kitapların kitaba ulaşmakta güçlük çeken çocuklarla buluşturulması amacıyla 3 yıl önce başlatılan projede önce farkındalık çalışmaları yapıldı.Proje kapsamında her gün saat 20.00'de televizyon ve bilgisayarların kapatılıp cep telefonlarının bir kenara bırakılarak velilerin çocuklarıyla kitap okuması istenerek, bu esnada çekilen fotoğraflar sosyal medyada paylaşıldı.Kitap bağışını da içeren projede, toplanacak 1 milyon kitabın 1 gezici kütüphane, 1 merkez kütüphane, 100 mobil kütüphane, 1000 mini kütüphanede okurlarıyla buluşturulması hedeflendi.Ulusal çapta destek gören projeye, sanatçılar Orhan Gencebay, Haluk Levent, Gökhan Tepe, Engin Günaydın, Kıraç, Cengiz Küçükayvaz, Reha Özcan, sunucu Ali İhsan Varol ve Zehra Küçük, köşe yazarı Hikmet Genç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı, eski Tarım ve Orman Bakanı Sami Güçlü, Samsunspor oyuncuları, milli güreşçi Taha Akgül, iş dünyasından ve eğitim camiasından çevreler de destek verdi.İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, AA muhabirine, projeyle okuma kültürünü toplumun tüm katmanlarına yaymayı hedeflediklerini söyledi.Öğrenciler ve veliler başta olmak üzere toplumun tüm kesimini saat 20.00'de kitap okumaya davet ettiklerini belirten Esen, 'Bunu yaparken toplumun en alt katmanından en üst katmanına kadar tüm kesimlere ulaşmaya gayret ettik ve ulaştık.' dedi.Esen, projeye gösterilen destekten çok memnun olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: 'Hizmetlisinden memuruna, amirine, taksi duraklarından hastanelere, postanelere kadar toplumu temsil eden sanat dünyasına, bürokratlarımıza, sanatçılarımıza ulaşarak desteklerini istedik. İnanılmaz destek gördüğümüzü sevinçle ifade edebilirim. Bir konuda başarıya ulaşabilmenin en önemli yolunun o işin iklimini oluşturmaktan geçtiğini biliyoruz. Toplumda okuma kültürünü bir iklime dönüştürdük ve bu sayede hem öğrencilerimizin hem toplumun okumaya olan duyarlılığını artırdığımıza inanıyoruz.'Projede hedeflenen 1 milyon kitapta 400 bine ulaştıklarına dikkati çeken Esen, kütüphane kurma sürecinin ise salgın nedeniyle bir süre askıya alındığını anlattı.Projeyle kütüphanelere abone olma, ödünç kitap alma ve kitap okuma oranlarının arttığına işaret eden Esen, 'Proje sonrası bu oranlar yüzde 90 arttı diyebiliriz. Projemizin tüm Türkiye'ye yayılan etkisinin olduğunu da gördük, Samsun'da çocuklarımızın, toplumumuzun kitaba olan duyarlılığını harekete geçirdiğini çok net şekilde ifade edebiliriz.' diye konuştu.Esen, okumanın saatinin olmadığını, fırsat bulunduğu her an kitap okunabileceğini belirterek, bu kapsamda birçok alanda kütüphaneler oluşturulduğunu, aynı zamanda farklı yerlerde okuma etkinlikleri düzenlediklerini sözlerine ekledi.
Reklam
Koronavirüs Salgınına Karşı Bu Hafta Yeni Kararlar Bekleniyor: Salgına 'Aç-Kapa' Önlemleri
Tüm dünyanın kış alarmına geçtiği koronavirüs salgınıyla mücadelede il il uygulanan kararlara yenilerinin eklenmesi bekleniyor. Önümüzdeki hafta yapılacak Bilim Kurulu toplantısında yeni kararlar alınacak. Türkiye’nin kasım ve aralık ayını bir dizi yeni önlemle geçireceği belirtiliyor. Uzmanlar buna ‘aç-kapa’ taktiği diyor. Salgının artış hızına göre yeni yasaklar olacak veya kaldırılacak.
Reklam
Irak'ta Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Tepki
BAĞDAT (AA) - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtı açıklamalarına Arap dünyasından tepkiler sürerken, bir tepki de Irak'ın başkenti Bağdat'tan geldi.Bağdat'ın Azamiye bölgesinde 'Azamiye Acil Hizmet Grubu' adlı insani yardım kuruluşuna bağlı bir grup, üzerinde kırmızı çarpı işareti olan Macron'un posterlerini taşıyan araç konvoyuyla tepki gösterisi düzenledi.Macron'a tepki konvoyuna yoldan geçen vatandaşlar da destek verdi.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Reklam
Umut Nur Sungur Yazio: Yaratıcılığı İlham Perileri mi Getirir?
etiket
Antik Yunanlılar, yaratıcılığın Tanrılardan, özellikle de ilham perilerinden geldiğine inanıyorlardı. Peki siz ilham perilerine inanıyor musunuz?  Yaratıcılık deyince sizin aklınıza kimler geliyor? Beethoven, Mozart, Leonardo Da Vinci, Van Gogh, Ernest Hemingway, Virginia Wolf, Albert Einstein, Thomas Edison. Yaratıcılık kelimesi acaba bize daha çok görsel sanatçıların, bestecilerin, şairlerin, yazarların imgelerini mi çağrıştırıyor? Einstein gibi bilim insanları veya Thomas Edison gibi mucitlerin ortaya çıkardıkları yaratıcılık ürünü değil midir? Yani aslında bence, ister resim yapın, ister uzay mekiği yapın her şey özünde aynı yaratıcı kapasiteden kaynaklanıyor. Bu ünlü isimlerin üstün yaratıcılıklarına ek olarak, ortak bir yanlarının daha olduğu iddia edilmiş. Sizce bu ortak yan ne olabilir? Hepsinin psikolojik sıkıntı ve rahatsızlıklardan muzdarip olmaları. Yaratıcılık ve psikolojik sıkıntılar arasında bir ilişki olduğuna dair varsayımı araştırmak için bilimsel çalışmalar yapılmış ancak bulunan sonuçlar bu hipotezi destekler nitelikte çıkmamış. Hatta psikolojik rahatsızlığı olan sanatçıların rahatsızlandıkları dönemlerde en iyi işlerini çıkaramadıkları gözlenmiş. Aristoteles 'Hiçbir büyük dahi, bir delilik gerilimi olmadan var olmamıştır' demiş. Onlarca yıl yaratıcılık ve deha arasındaki ilişki de deneysel araştırmalara konu olmuş ancak bununla birlikte, bu yapıların nasıl ilişkili olduğu konusunda da henüz bir fikir birliği oluşmamış. 1921 yılında Psikolog Lewis Terman tarafından başlatılan uzun soluklu bir deney, dehanın yaratıcılık için ön koşul olmadığını açık bir biçimde ortaya koymuştur. Şu bir gerçek ki yaratıcılık aynı düzeyde olmasa da hepimizde var olan bir yeti. Yaratıcılık yalnızca çocuklara veya yaratıcılığı kariyere dönüştüren kişilere özgü bir yeti de değil. Günlük yaşamımızdan örnek verecek olursam akşam yemeği için sofra/yemek sunumu hazırlamak da bir yaratıcılık, buzdolabında hiç malzeme yokken çocukların öğle yemeği için doğaçlama nefis bir şey bir araya getirmek de yaratıcılık.
İtalya'da Kovid-19 Salgınına Yönelik Tedbirler Sıkılaştırıldı
ROMA (AA) - İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yönelik yeni tedbirleri duyururken, 'Bu önlemlerin amacı, salgında yayılmayı kontrol altına almak için.' dedi.Conte, Başbakanlıkta düzenlediği basın toplantısıyla bu sabah imzaladığı Başbakanlık Kararnamesiyle getirilen yeni tedbirleri açıkladı. Ülkede son haftalarda vaka sayısının hızla yükseldiğine işaret eden Conte, 'Salgındaki son vaka sayıları, kayıtsız kalamayacağız bir hal aldı. Virüs bulaştırma katsayısı (Rt) kritik eşik olan 1,5'e ulaştı. Şimdi önlemleri sıkılaştırmazsak önünü alamayız.' dedi. Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulu’nun cuma günü sunduğu verilerin, duruma bu şekilde müdahale etme gerekliliğini ortaya çıkardığını belirten Conte, 'Bütün bu önlemlerin amacı, salgında yayılmayı kontrol altına almak için.' ifadesini kullandı.Ülkede günlük vaka sayısının 20 bine ulaştığına dikkati çeken Conte, 'Bir başka genel karantinadan kaçınmak için salgın eğrisini kontrol altında tutmak istiyoruz. Ülke, ikinci bir genel karantinaya izin veremez. Hem sağlığı hem ekonomiyi korumalıyız.' diye konuştuBaşbakan Conte, sokağa çıkma yasağı getirmediklerini vurgulayarak şöyle devam etti:'Bu sevmediğimiz bir kelime ancak sağlık, iş, çalışma ve eğitim gibi nedenler dışında hareket edilmemesini tavsiye ediyoruz. Aynı zamanda evlerinize de aileden olmayan misafirleri kabul etmemenizi tavsiye ediyoruz.''Virüs hızlı yayılıyor'Bölge yönetimlerinin kendi bölgelerinde daha sıkı tedbirler de getirebileceğini belirten Conte, son imzaladığı kararnameyle tüm restoran, bar, kafe ve dondurmacıların 18.00’de kapanacağını ancak evlere servis yapabileceğini söyledi.Başbakan, tüm spor salonları, yüzme havuzları, oyun salonlarının, estetik merkezlerinin kapatıldığını bildirdi. 'Tiyatro, sinema, konser salonları kapanacak. Bu diğerlerine göre daha zor aldığımız bir karar oldu ki onlar aylardır zaten acı çekiyor.' diyen Conte, uluslararası da olmak üzere tüm fuarların ve ulusal düzeyde profesyonel sporların durdurulduğunu ifade etti. Başbakan, zarar gören sektörlere yönelik ek ödemelerin yapılacağı bilgisini de verdi. Conte, ilkokullarda yüz yüze eğitimin devam edeceğini, ortaokul ve liselerde yüzde 75 oranında uzaktan eğitime geçileceğini kaydetti. Hükümete yönelik eleştiriler hatırlatılan Başbakan, virüse karşı direnişini düşürmediklerini belirterek, 'Virüs hızlı yayılıyor. Bu nedenle biz müdahale için esnek ve hazır olmalıyız. Salgına yönelik dikkatin dağılması ya da azalması sebebiyle hükümeti suçlayamayız. Yazdan önce herkes salgının geçtiğini düşünürken, hükümet OHAL'in uzatılmasını istedi.' ifadelerini kullandı.İtalyanlar'ın, hayal kırıklığına uğramış, kızgın ve öfkeli olduğunun farkında olduğunu dile getiren Conte, 24 Kasım'a kadar yürürlükte kalacak bu önlemlerin, aralıkta kutladıkları Noel Bayramı'nı daha huzurlu geçirmeleri için olduğunu söyledi.Conte, 'İtalya, büyük bir ülke. Bunu bahar aylarında gösterdi. Bunu o zaman yaptık, şimdi de yapacağız.' dedi. Yeni kararnameye gösteri dünyasından tepki gecikmediYeni kararnamenin faaliyetleri durdurulacak ya da sınırlandırılacak sektörleri ekonomik olarak ciddi sıkıntıya sokabileceği ifade ediliyor. İtalya Gösteri Organizasyonları Federasyonu (AGIS) tiyatro, sinema, eğlence yerlerinin kapatılması kararına tepki gösterdi. Federasyonu Başkanı Carlo Fontana, yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:'Sektörde faaliyetlerin yeni bir şekilde kapatılması, üstesinden gelinmesi zor bir darbeye yol açacak ve gelirlerdeki düşüşle geçim kaynaklarını bu sektörden kazanan on binlerce kişi üstünde dramatik bir etki yaratacak. Ülke için yıkıcı bir tercih.'
Peri Bacalarından Vadilere İçimizi Dindiren Nevşehir’in 13 Türküsü
etiket
Bakışlarımızı nereye çevirsek kartpostal gibi bizi karşılayan Nevşehir’in peri bacalarını, uçan balon yolculuklarıyla semayı izleme keyfini biliyoruz. Bir yandan da pek çok türkünün kültürümüze katılmasında rol oynamış bir coğrafya, Nevşehir. Sizler için 13 Nevşehir Türküsü seçtik.
Reklam
Irak'taki Kürdistan İslami Hareketi Partisi, Fransa'ya Tepki Gösterdi
ERBİL (AA) - Irak'taki Kürdistan İslami Hareketi Partisi (Bizutnava) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtı açıklamalarına tepki gösterdi. Kürdistan İslami Hareketi Partisi Politbürosu, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Macron'un İslam karşıtı konuşmalar yapacak seviyeye gelmesinin ülkesindeki iç krizle ilgisi olduğu ve halkı meşgul etmeyi hedeflediği kaydedildi.Fransa'da düzenlenecek seçimlerde Macron yanlılarının seçimi kaybeden tarafta olduğu vurgulanan açıklamada, Fransa halkının İslam ve Hazreti Peygambere olan inancının her geçen gün ve yıl daha da arttığı vurgulandı.Açıklamada, 'Macron gibi binlercesinin İslam üzerinde bir toz kadar kötü bir etkisi olamaz. Bu yüzyılda onun gibi birçok kişi bu rolü üstlendi ancak hepsi çöp olup gitti veya boşa çıkarıldı. Müslümanların Allah ve Peygambere olan inançları her geçen gün daha da güçleniyor.' ifadelerine yer verildi.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da 16 Ekim'de Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin başı kesilerek öldürülmesinin ardından, siyasetçilerin büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulunması tartışma ve İslam dünyasında protestolara yol açtı. Macron son dönemde yaptığı bir açıklamada, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını söylemişti.
Reklam
Barış Erbil Yazio: Neden Metallica?
etiket
Metal müzik Nordik ülkeler dışında dönem dönem dünyanın her yerinde gündeme gelse de genel olarak perdeler arkasında kalmış bir müzik türü olarak kabul edilebilir. Popülarite bağlamında özellikle bu müzik türünün bir dinleyicisi değilseniz alt türlerine hâkim olup bu türleri icra eden gruplar hakkında bilgi sahibi olmanız oldukça zordur. Genel olarak protest tavırları, radikal dışavurumcu yaklaşımları ile Popüler Kültür’e oynamaktansa kendi “davalarının peşinden koşmuş metal müzik grupları aslına bakarsanız müzik tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Birçok yeni vokal, elektro gitar ve ritimsel tekniği müzik ekosistemine kazandıran bu türün gölgeler arkasında kalmasının en büyük nedenlerinden biri şüphesiz fazla radikal yaklaşımları olmuştur. Peki, hiç metal müzikle alakası olmayan birinin bile aklına gelebilecek yegâne grup kimdir? Bir çoğunuzun “Metallica” dediğini duyar gibiyim. Evet, yaptıkları müzik, kendi müzik hayatlarında aldıkları kritik kararlar ve yol ayrımlarındaki tarz değişimlerinin kendi piyasalarına oldukça olumlu yansıması sonucu hepimizin bir şekilde bildiği ve günümüzde halen aktif bir şekilde müzik yapan bir kült haline geldi Metallica. Bu kararlar nelerdi ve neden “Metallica” metal müziğin bütün icracılarının önüne geçebildi?   1981 yılında grubun kurucu davulcusu Lars Ulrich ve vokal-gitaristi – aynı zamanda da başarılı bir bir frontman olan James Hetfield tarafından kökleri oluşturuldu Metallica’nın. Ayrılıklar, duygusal buhranlar, seçiş ve vazgeçişlerle dolu seneler geçirdiler günümüze dek. Bu yazıyı şu anda okuyorsanız zaten Metallica’nın diskografisine ve tarihine az çok hakimsiniz demektir. Grubun ve üyelerinin tarihsel gelişimine dair birçok değerli kaynak bulunmakta olduğu için bu yazıda daha çok dönüm noktaları ve hangi sebeplerden ötürü Metallica’nın en tepeye yerleştiğine değineceğim. Zor ve çetrefilli yollardan ve yol ayrımlarından birçok kez geçen bu grup, dağılmanın eşiğine defalarca kez gelmiş ama her defasında küllerinden doğarak ayakta kalmayı becermişti. Burada değişen dünya ve müzik zevklerine Metallica’nın kendi janrası içinde nasıl ayak uydurduğunun özellikle önemi ortaya çıkıyor. Bütün dönüm noktalarını hem kendi dinleyicilerini küstürmeden hem de yeni dinleyici kitlelerine hitap edebilerek geçen Metallica’nın yüzleştiği dönüm noktalarını ve müziksel değişimini gelin inceleyelim.
Marcus Graf Yazio: Ruhun Kabuğu
etiket
Galeri 77, Zeynep Akgün’ün “Ruhun Kabuğu” isimli dördüncü kişisel sergisine 15 Ekim – 14 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sanatçının yeni serisi insanın beden-ruh dikotomisi ve bunun toplumdaki yerimizi şekillendirmedeki etkisini ele alıyor. Bu resimler bilinenle bilinmeyeni ve de görülenle görülmeyeni birbirine bağlamak için gerçeklik ve gerçeküstücülük arasında gidip geliyor. Bu metnimde, sergiyi kavramsal, estetik ve formel acılarından inceleyeceğim.
Reklam