Bizans İmparatorluğu Hakkında 10 İlginç Gerçek
Bizans İmparatorluğu 1125 yıl boyunca ayakta kalan gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklardan biridir fakat hakkında az şey bilinir. İlk başta Roma İmparatorluğunun doğu merkezi olan imparatorluk ve merkezi İstanbul, batı roma karanlık çağlara girerken kendine ait bir kültür oluşturabildi. Daha sonra da bu merkez rönesansı ve aydınlanmayı başlatan ana sebeplerden biri oldu. Çoğu tarihçi Bizans olmasa Avrupa'nın doğudan gelen İslam imparatorluklarına teslim olacağını düşünüyor.
Jodie Foster Evlendi
Oscar ödüllü sanatçı Jodie Foster, geçen yıldan bu yana birlikte olduğu fotoğrafçı ve oyuncu sevgilisi Alexandra Hedison ile evlendi.E!News’ün haberine göre çiftin nikahı geçtiğimiz hafta sonu kıyıldı. 51 yaşındaki Foster, geçen yıl düzenlenen Altın Küre Ödülleri’nde Cecil B. DeMille Onur ödülü’nü alması nedeniyle yaptığı teşekkür konuşmasında, eşcinsel olduğunu kamuoyu önünde ilk kez açıklamıştı. Hiç evlenmeyen ve babalarının kimliğini açıklamadığı iki erkek çocuk annesi olan Foster’ın, Hedison’dan önce Cydney Bernard ile birlikte olduğu biliniyordu. Foster’ın evlendiği Alexandra Hedison ise televizyoncu Ellen DeGeneres’in eski sevgilisi. 44 yaşındaki Hedison ve Foster, ilk kez geçen yıl birlikte görüntülenmişlerdi.Zete
Kilo Vermek İçin Gerekli Olan 12 Bilgi
Diyete başlamak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını hayatımıza adapte etmek, fiziksel aktivitemizi arttırmak için hep planlar yapar ve bu planları hep pazartesileri başlamak için erteleriz. Artık ertelemek bitti! Hangi günde olduğumuz önemli değil, bu işe hemen başlıyoruz… Önünüzde yeni bir başlangıç yapmak için mükemmel bir fırsat. Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber’in vereceği sağlıklı beslenme tüyolarıyla yeni bir yaşama merhaba diyebilir ve formunuza kavuşmaya başlayabilirsiniz! Günde 6 öğünden fazla beslenmeyin Son yapılan bilimsel araştırmalar, uzun süre aç kalmak kadar zararlı olan bir başka gerçek ortaya çıkardı. Çok sık beslenmek. Günde 8 öğünden fazla beslenmenin pankreası yorabileceği ortaya çıktı. Üç saatten uzun aç kalmayın ama dakika başı da atıştırmayın. Meyve çok sağlıklıdır gerçeği değişti Meyve günlük beslenme düzenimizde yeteri kadar olması gereken bir vitamin ve lif kaynağıdır. Fakat sürekli meyve tüketmek ve meyve diyeti yapmanın da, pankreası yorabileceği düşünülüyor. Özellikle meyvenin yanında tüketilebilecek süt veya peynir gibi bir besin kaynağının şeker yükselmesini dengeleyebileceği de biliniyor. Her öğününüzde mutlaka bir parça protein olmalı Proteinli besinler, diğer besinlere göre sindirim sistemini daha uzun süre çalıştırdıklarından ötürü metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olurlar. Bu nedenle her öğününüzde az miktarda da olsa süt ve süt ürünleri veya et, tavuk, balığa yer vermelisiniz. Ekmek cevize eşit değildir Ekmek, karbonhidrat kaynağıdır, ceviz ise bitkisel protein ve yağ kaynağıdır. Bu nedenle ikisi birbiri yerine kullanılmamalıdır. Kimi zaman değişiklik olması için ceviz kahvaltı öğününe de eklenebilir ama bu sürekli yapılacak bir değişiklik değildir. Bu sene kahvaltı yapmaya başlayın Kahvaltı günün altın öğünüdür kuralı yıllar geçse de değişmeyecek bir gerçek. Bu nedenle güne kahvaltı ile başlamayı ihmal etmeyin. Kahvaltı yapacak vaktiniz olmadığında en azından bir bardak süt veya 1 porsiyon meyve tüketin. İlk fırsat bulduğunuzda kahvaltınızı yapın. Mucize ürün yoktur Bu senede önceki senelerde olduğu gibi zayıflama kapsüllerinden ne yazık ki canlar yitirdik. Hiçbir besin veya besin takviyesi tek başına zayıflatmaz. Eğer bir besin takviyesi aldığınızda ciddi iştahsızlık ve ağız kuruluğu yapıyor veya kalp çarpıntısı yaratıyorsa ondan uzak durmalısınız. Doktorunuzun ve diyetisyeninizin önermediği hiçbir takviyeyi kullanmayın. Anne sütü ile zeytinyağı eş değer değildir Anne sütünün içerisinde zeytinyağında bulunan omega-9 yağ asitleri bulunsa da; aynı zamanda protein, değişik yağ asitleri, bağışıklık sistemini destekleyen unsurlar, vitaminler ve mineraller yer alır. Bu nedenle “anne sütü ve zeytinyağı” birbirine eşittir diye bir söylem doğru değildir. Egzersizden önce kahve için Egzersizden 30 dakika önce içilen kafein içerikli bir kahvenin egzersiz sürecinde yağ dokusu kaybını daha hızlı başlattığı biliniyor. Sizde deneyebilirsiniz. Egzersizden hemen sonra light süt ürünleri tüketin Egzersizden hemen sonra tüketilen light süt ürünlerinin yağ yakımını bir süre daha devam ettirdiği araştırmalarca kanıtlandı. Ananas tüketin Ananas içerdiği bromalin pigmenti ile yağ dokusunun yıkımına ve düzenli tüketildiğinde selülit görünümünde düzelmeye yardımcı olur. Günde 2 dilim tüketin. Probiyotiklerden yararlanın Yeni yılla birlikte hem sindirim sisteminizin düzene girmesi hem de bağışıklık sisteminizin güçlenmesi için probiyotik yoğurtlardan faydalanın. Lif alın Çiğ sebze, kuru meyve ve taze meyvelere beslenmenizde yer verin. Liflerin düzenli tüketimi hem zayıflamaya hem de kilo korumaya yardımcı olur.
"Keşke O Filmde Oynamasaydım" Diyen 19 Ünlü Oyuncu
Kariyer basamaklarını tırmanırken pek çok projede çalıştılar. Ama bazı filmlerde rol almak onlara göre büyük hataydı. Brad Pitt, Nicole Kidman, Ben Affleck, Halle Berry, Will Smith ve daha birçok oyuncu, kariyerlerinin en kötü projelerini anlattı. İşte ünlülerin rol aldıkları filmlerle ilgili itirafları!
Itzhak Perlman, 20 Milyon Dolarlık Kemanıyla Geliyor
HABERLER KÜLTÜR Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, Türkiye'ye geliyor. Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan'da İstanbul Kongre Merkezi'nde sahne alacak. 'Schindler'in Listesi' filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul'da konser veren Itzhak Perlman'ın konser biletleri, biletix.com üzerinden satılıyor. 20 MİLYON DOLARLIK 1714 YAPIMI SOİL STRADİVARİUS İLE GELİYOR Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin'e ait Stradivari'nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen ve değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin edilen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile müzik ziyafeti verecek. En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü'ne sahip olan Perlman'ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerinde fahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Zaman
Reklam
Müzik Meraklısına Görülmesi Gerekli 8 Yer
Londra, Abbey Road’da yürüyüp, Paris’te Jim Morrison’ın mezarını ziyaret ettiniz mi? O zaman Avrupa’da gizli kalmış müzik mabetlerini tavaf etmenin vakti gelmiştir. Bu araştırmayı Busabout (nereye gitmek istediklerine, nerede yaşamak istediklerine kendi karar veren özgür ruhlu gezginler) yapmış. Bir çok turist The Beatles’ın Abbey Road albümün canlandırmak için çaba harcıyor. Yine bir çoğu da Jim Morrison’ın Paris’teki mezarı başında içip sarhoş oluyor-du, artık korumalar buna izin vermiyor. Morrisson’ın mezarına doğru yolu gösteren diğer mezar taşlarına yapılan grafitileri bekçiler her gün silmek zorunda kalıyordu. Ki bu mezarlıkta Oscar Wilde, Edith Piaf gibi bir çok ünlü ismin ebedi uykularında olduğunu biliyoruz. O zaman neden kalabalıktan uzaklaşıp biraz da alt kültürün mekanlarını keşfe çıkmıyoruz? 1. John Lennon’ın Barış, Aşk ve Müzik Tapınağı – Rusya Kolya Vasin, Rusya’daki en büyük Beatles hayranı. 1964’ten beri, yani hem Beatles müziğinin, hem de grubun saç kesiminin memleketinde yasaklandığı günlerden beri, sabahtan akşama kadar Beatles dinlediğini iddia ediyor. Sovyetler Birliği’nin çökmesi ardından Muhteşem Dörtlü’ye olan aşkını artık gizlemek zorunda kalmamış. St. Petersburg’da onların anısına bir tapınak yapmış. Puskinskaya’da, küçük bir odada, dünyanın dört bir yanından topladığı binlerce Beatles hatırasını biriktirmiş, sergiliyor. Bu malzemelerden bazıları zamanında sınırdaki X-ray’lerden dahice kaçırılıp ülkeye sokulmuş ve daha sonra plak formatına sokulmuştur. 2. The Rolling Stones’un Exile On Main St malikanesi “Nellcôte” – Fransa 1971 senesinde, The Rolling Stones elemanları, İngiliz Hükümeti’ne borçlu oldukları, gelirlerinin yüzde 93’ünü vermemek için sürgün hayatını seçmişti. Keith Richards’ın Fransız Rivierası’ndaki evine, Nellcôte’e gittiler. Exile On Main St. albümünün neredeyse tamamını bu evin rutubetli, karanlık bodrumunda kaydettiler. Ortaya çıkan sound üzerine Richards daha sonra “yapılmış ilk grunge albümüdür” diyecekti. Bu ev grubu ziyaret eden ünlüler için cennet gibiydi. Bir rivayete göre bir gece Richards’la çok içen John Lennon evin önündeki merdivenleri kusmuk içinde bırakmıştı. Elbette keyif verici madde satanlar için de bulunmaz bir mabetti, ta ki Fransız polisi olaya ayana kadar. 10 Louise Bordes Avenue, Villefranche-sur-Mer adresinde yer alan bu mabedi gidip ziyeret edebilirsiniz, ama şu anda malikaneye sahip olan Rus milyarderlerin sizi içeri sokmasını beklemeyin. 3. Erovizyon Birincisi Lordi Meydanı – Finlandiya Erovizyonu kazanan ilk ve şimdilik tek Finlandiya’lı grup, hard rock canavarları Lordi kendi memleketlerinde çok meşhur. Yüzlerini pulların üstüne görebilirsiniz, kendi çizgi roman, film ve hatta farklı aromalarda üretilen alkolsüz içecekleri bile var. Grubun eli baltalı solisti Bay Lordi’nin doğduğu yer olan Rovaniemi Kasabası’ndaki meydana da, onun şerefine adları verilmiş. Elemanların betona bıraktıkları el izleri bir duvarın dekoru haline gelmiş. Serinletici bir Lordi Kolası içerken, onların kalıbıyla karşılaştırıp kendi elinizin ne kadar küçük olduğuna bakabilirsiniz. 4. ABBA Müzesi – İsveç Elbetteki Liverpool’da George Harrison’ın ilk gitarı, John Lennon’ın ikonik gözlüklerinin sergilendiği ve Julia Lennon tarafından The Beatles’ın hikayesinin anlatıldığı bir sergi açılacaktır. Herkes böyle bir sergiye gider. Stockholm’deki Djurgården bulunan İsveç’in Music Hall Of Fame’inde de ABBA Müzesi var. Böyle bir müzede grupla ilgili görmek isteyeceğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Kostümler, altın plaklar, Benny Andersson’ın piyanosu, Polar stüdyosundayken kullandıkları mix masasını görebilir, grubun 5. üyesi olarak bir interaktif hologram tecrübesi bile yaşayabilirsiniz. 5. David Bowie ve Iggy Pop’un apartman dairesi – Almanya 1976’dan 78’e kadar David Bowie ve Iggy Pop; 155 Haupstrasse, Schonenberg’deki apartmanda yaşamışlardı. Bowie Berlin’e hem şehirden, hem de burada yapılan müzikten etkilendiği için taşınmıştı. Taşınmasının bir başka nedeni de uyuşturucudan uzak durabilmekti. Almanlar o kadar nazik insanlardı ki, henüz şöhretinin doruklarına ulaşmamış Bowie’ye öyleymiş gibi davranıyorlardı. Hatta öyle ki; hayranları Bowie’yi gittiği plak dükkanına kadar takip edip, içeri girdiği zaman peşini bırakacak kadar kibarlardı. Bowie çıktıktan sonra dükkana girip onun aldığı albümlerin aynısını sipariş eden kişilerden bahsediyoruz. Evlerinin bir kaç bina ötesinde, Neues Ufer vardı. Burası Bowie ve Pop’un hep takıldıkları, Avrupa’da açılmış olan ilk gay barlardan biriydi. Yine kibarlıklarından olsa gerek, bu bara giderseniz sadece Bowie’yle çekilmiş bir fotografı görebilirsiniz. Hepsi bu! 6. Sigur Rós’un Reykjanes Yarımadası – İzlanda Sigur Rós’un ‘Glósóli’ videosu, turistler için reklam filmi niyetine. “İzlanda’ya gelin, sıcak su kaynaklarını, rüzgarlı lav sahalarını görün, yosunla kaplı kayaların üstünde dinlenin.” Bu video, üçünden elektriğin üretildiği, bir çok jeotermal bölgenin olduğu Reykjanes Yarımadası’nda çekilmişti. Volkanik kraterler ve lagünler kadar görmek isteyeceğiniz bir diğer şey ‘Glósóli’nin zirvesini çerçeveleyecek falezlerdir. Reykjanesviti’den ülkenin en eski fenerini gören muazzam manzaraya da buradan bakabilirsiniz. 7. Black Metal’in Yaktığı Kilise – Norveç Fantoft Stave Kilisesi 1150 yılında yapılmıştı. Tahrip edileceği düşünüldüğünden 1883’te parça parça Bergen’e taşınmıştı. Yine de black metal’den kurtulamadı. 1992’de, death metal grubu Old Funeral’dan ayrılıp Burzum’a geçenlerin çetesi Varg Vikernes tarafından yakılan ilk kilise bu oldu. Kiliseden arta kalanlar Burzum’un EP’si Aske’ın kapağını süsleyecekti. Grup bastıkları ilk 1000 kopyanın yanında çakmak da verdi. Neredeyse orijinal gibi restore edilen kiliseyi, sabah 10:30’dan akşam 06:00’a kadar ziyaret edebilirsiniz. 8. Serge Gainsbourg’un Aşk Evi – Fransa Paris’te, 5 bis Rue de Verneuil’de bulunan ve Serge Gainsbourg’un 1969’dan ölene kadar, yani 1991 senesine kadar yaşadığı ev onun anısına türbe haline getirildi. Hayranları tarafından grafitilerle süslenen evin dış duvarında oldukça etkileyici portreleri de görmek mümkün. Bu arada evin içine neredeyse hiç dokunulmamış. Etrafta hala kültablaları ve polis rozetleri, silahlar, Fransa’nın dört bir yanından toplanmış kurşunlar gibi tuhaf koleksiyonlar duruyor. Duvarlarında ona ilham veren; birlikte şarkı söylediği, aşık olduğu kadınların fotografları asılı. Brigitte Bardot, Jane Birkin, Charlotte Gainsbourg gibi. Sadece piyanoları ve patlayan konserveler evden çıkarılmış. Sakızları ve naneli şekerleri gibi yatağının üstüne serptiği çiçekler bile, kurumuş olsalar da, hala evin içinde, bıraktığı yerde duruyor. Kaynak: fasterlouder | Eksen
Bir Kadının Gözünde "15 Kusursuz Erkek Hareketi"
Geçen hafta erkeklerin gözünden “harika kız hareketleri”ni incelemiştik, bu hafta kameralarımızı erkeklere çeviriyor ve “kusursuz erkek” olmanın 15 altın kuralını sizlerle paylaşıyoruz. Kusursuz erkek ne yapar, buyurun size tüyolar.
Reklam
The Sopranos Hakkında Bilmeniz Gereken 20 Gerçek
etiket
Öncelikle bilmeniz gereken şey, şimdiye kadar yapılmış en iyi televizyon dizisi olduğu gerçeğidir. Breaking Bad, OZ, sadece peygamberlerdir. Ama Sopranos tanrıdır. Sopranos'un yeryüzüne gönderdiği kutsal metinlerde ''bir dizi gerçek yaşantınızın içerisine nasıl girebilir?, onu en iyi yapan şey nedir? David Decesare bu kadar güzel dizi yapmayı nereden öğrendi '' gibi soruların cevabı rahatlıkla bulunabilir.  En kaba haliyle Sopranos, İtalyan asıllı Amerikalı bir sülalenin New Jersey'deki yaşantısını, suç, drama, insan ilişkileri, aile gibi kavramlarla mükemmel harmanlayan, pul biber Scorsese'den karabiber Godfather'dan inceler taşıyan nefis bir italyan mantısıdır. Zamanın milenyumunun en iyi hediyesi. Dizilerin kültürel fenomenidir. Şimdi. Biraz daha yakından bakalım.
Fondaki Detay Tartışma Yarattı
17 Aralık operasyonunda bakan çocukları kadar Ebru Gündeş'in eşi Reza Zarrab da çok konuşulmuştu. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, AB Bakanı Egemen Bağış ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile kurduğu iş ilişkileri ve rüşvet iddiaları yolsuzluk ve rüşvet soruşturması iddianamesine girmişti. Önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veren Zarrab ardından hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber ekranlarına çıktı. Yapılan görüşme için hazırlanan çekim alanındaki ayrıntı dikkat çekti. Zarrab'ın arkasında yer alan Türk Bayrağı sosyal medyada tartışma konusu oldu. #RezaCumhurbaşkanıOlsun başlığıyla çok sayıda tepki mesajı geldi. Reza Zarrab'ın programda yaptığı açıklamalarının satır başları: Ben bu sezon Trabzonspor'un resmi sponsoruyum. Sponsor olarak Trabzon'daki fotoda nerde oturmalıydım? Altın ihracatıyla ekonomiye, çok önemli katkım oldu. Ben engellendim. İran'da tutuklanan Zencani'yi tanımıyorum, yapılanlar tamamen algı operasyonudur. Kara para aklamadım! Altın ticaretimin hepsinin belgesi var. Uçaktaki altınları satmamı istediler. haberartibir.com.tr
Mustang, New York'un Tepesine Çıktı
Özellikle erkeklerin rüyası olan Ford Mustang , Ford Falcon modelinden esinlenerek ilk kez bundan tam 50 yıl önce hayatımıza giriş yapmıştı. yılındaki New York Fuarında görücüye çıkan bu otomobil 1964 yılında başrolünde Sean Connery'in oynadığı James Bond Goldfinger (Altın Parmak) filminde boy göstererek ün kazanmıştı. Şimdi ise bu otomobilin 50. yıldönümü . İşte Ford da bu efsane otomobilin 50. yıldönümü için oldukça özel bir organizasyon hazırladı. ABD'li otomobil devi Ford, 1965 model Mustang markasının yeni modelini New York'taki Empire State binasında sergilemeye başladı. Tam olarak altı parçaya ayrılan araç, asansörle Empire State'in 86. katına çıkartıldı ve burada tekrar montajlandı. Zaten turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden birisi olan Empire State binası, bu organizasyon ile birlikte ziyaretçi akınına uğradı. Mustang'ın 50 yıl önceki modeli ile şu anki hali arasında büyük farklılıklar bulunuyor. Sadece model değil otomobilin fiyatı ve New York'un şu anki manzarası da 50 yıl öncesine göre oldukça değişmiş durumda.Teknokulis
Reklam
Efsane Dizi Bizimkiler'in Oyuncuları Şimdi Ne Yapıyor
Bizimkiler, Türk televizyon tarihinin 1989-2002 yılları arasında 13 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan tek yerli dizisidir. Biz 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olanlar bu diziyi çok iyi biliriz. Özellikle pazar akşamlarını çekilir hale getiren en nadir programdı Bizimkiler, hemen arkasından Parliament Cinema Club'unun mükemmel filmleri gelirdi annelerin ütü yapma zamanıydı tam o sırada aile saadeti güzel bir çay partisi yanına kurabiye, poğaça gibi el işleri ile taçlandırılırdı. Dizide herkes kendinden bir şey bulurdu. Tüm karakterler rolüne cuk otururdu ve bu samimiyet bizi 13 yıl ekrana bağlayacak kadar güçlüydü. İşte o efsane dizinin çoğunun aramızdan ayrıldığı efsane oyuncuları.
World Of Tanks Xbox 360 Edition
Bu yazı daha önce Oyungezer Dergisi'nde yayınlanmıştır.**Son 20 senedir FPS’ler en popüler oyun türü. Call of Duty ’ler, Battlefield ’lar, Counter-Strike ’lar oyuncuların gönlünü ve vaktini çalmak konusunda hep başarılı oldular. Ama görünen o ki artık oyuncular zavallı birer piyade olarak savaşmaktan sıkıldı. Elbette geleceğin teknolojisi silahlar veya atlayıp gidebildiğimiz araçlarla zaman zaman güçlendik. Ama bütün bunlar eninde sonunda elinde eften püften bir tüfekle ortalıkta koşan şaşkınlar olduğumuz gerçeğini değiştirmedi. Kulağınıza saçma gelebilir, benimkine de çok akıllı bir önerme gibi gelmiyor ama World of Tanks ’ın başarısının arkasındaki en önemli sebeplerden biri bu bence. Yüz kiloluk bir askeri bırakıp yüz tonluk bir çelik canavara dönüştüğünüzde, Kalashnikov yerine 88mm bir topu ateşlediğinizde oyunun kuralları, hissiyatı ve size verdiği tatmin çok değişiyor.Elbette oyunun ücretsiz olması, parayla satın aldıklarınızın oyunda adaleti bozmaması, tank ve harita zenginliği (hem kalite hem sayı olarak), oynaması kolay uzmanlaşması zor yapısı gibi pek çok sebep var World of Tanks ’ın başarısının ardında. Sonuçta bunlar başarılı bir online oyunun anahtarı. Ama başarılı olmak ve fenomen olmak arasında hayli kalın bir çizgi var ve bence bunun ismi de 'oyunun büyüsü'. WoT için bu büyü, çeliğin farkından geliyor.Simülasyonun inceliği, çatışmanın hızıWorld of Tanks ’ın türü de ayrı bir tartışma konusu. Tanklarla giriştiğimiz bu ölüm kalım savaşının büyük kısmında tankımızı dışarıdan görüyoruz, ancak nişan alıp düşmanı vurmak için veya uzak noktaları taramak için kullanıyoruz iç görümü. Bunun sebebi tankın namlusunu kafamızı çevirir gibi hızla çeviremeyişimiz. Bu yüzden oyun sadece iç görümle oynansa, hareket etmekte ve çevremize hâkim olmakta çok zorlanacaktık. Ancak oyunda ölüm kalım savaşının düşmanı neresinden vurduğunuza bağlı olduğunu, on santim aşağı vuran bir merminin sekmek yerine düşman tankını paramparça ettiğini düşününce iç görümün oyundaki anahtar nokta olduğunu anlıyorsunuz. Oyunun bir tank simülasyonu ile hızlı bir çatışma oyunu arasında gidip geldiği yer de burası. Bu yüzden WoT ’un kendine has bir formülü olduğunu ve niş bir oyun türünü sahiplendiğini söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar Hawken ve Titanfall gibi oyunlarla birlikte yüksek tonajlı oyun sayımız artsa da WoT kendisinden birebir kopyalanmış klonlarını bir kenara koyduğunuzda halen kendine has bir oyun.(Terimlerin zorlama Türkçeleştirmeleri beni de rahatsız ediyor ama üstteki paragraftaki şu Türkçe terimler sizi rahatsız etti mi: Ölüm kalım savaşı (Deathmatch), iç görüm (First Person), çatışma (Shooter). Beni etmedi öyle devam edelim)WoT mu büyüktür, Xbox mı?World of Tanks ’ın kendine has formülü ve çeliğin büyüsü bugüne dek 80 milyon bilgisayar oyuncusunu kendine çekti. Ancak Wargaming’in tank istilasının bununla yetinmeyeceği ortada, çünkü şimdi de Xbox 360’a çıkarma yapıyorlar. Bu Wargaming için olduğu kadar oyun dünyası için de büyük bir adım. Çünkü PC tarafında son beş senedir inanılmaz bir hızla yükselen free2play oyunlar bugüne dek konsol tarafına pek dokunamamıştı. Konsollara çıkan free2play oyunlar kutulu oyunların çok gerisinde kalmıştı. Ama bu oyunların hiçbiri bir World of Tanks değildi, onun oyuncu sayısının onda birini dahi görmemişlerdi, böylesine popüler bir online oyun konsolları hiç denememişti.Abartıyor muyum? World of Tanks ’ın kayıtlı kullanıcı sayısının Xbox 360’ın ömrü hayatındaki satış sayısından fazla olduğunu düşünürsek, hayır. Muhtemelen siz bunları okurken dünya üzerinde WoT oynayan insan sayısı Xbox 360 oynayanlardan fazla. Zaten oyunun daha yeni çıkmış Xbox One yerine satacağını satmış Xbox 360’a çıkmasının sebebi de bu. Bu yüzden WoT ’un konsollarda free2play devrini başlatacak potansiyeli olduğu ortada. Ve eğer WoT çok başarılı olursa bütün free2play üreticileri (aynı bağımsız oyunlarda olduğu gibi), bir şekilde konsola da çıkmanın yolunu arayacak ve dalga dalga Xbox Live’a, PS Store’a akacaklar. Eğer başarısız olursa konsollardan soğuyup uzaklaşacaklar. Kısacası World of Tanks Xbox 360 Edition , öyle ya da böyle oyun sektörünün bu konudaki gidişatına yön verecek.Gamepad’in ucundaki tonlarca çelikPeki, oyunun Xbox 360 sürümü bu baskıyı, bu yükü kaldıracak güçte mi? Bilgisayar versiyonunu kadar iyi mi? Öncelikle şunu söyleyelim ki bu bilgisayar sürümünün Xbox’a aynen taşınmış hali değil. Wargaming’in geçen sene başında satın aldığı ve Xbox oyunları konusunda deneyimli WG Chicago stüdyosu tarafından sıfırdan hazırlanmış. Öyle ki kullandığı grafik motoru bile farklı. Ancak oyunun grafikleri, tankları, haritaları, kuralları birebir aynı. Chicago ekibi orijinal oyuna her şeyiyle sadık kalmış. Benim gördüğüm kadarıyla oyunun iki sürümü arasındaki asıl fark arayüz ve kontrollerde. Oyunu bilgisayarda yüzlerce saat oynamış biri olarak Xbox kontrolünü elime ilk aldığımda hayli afalladım. Zaten konsoldaki hiçbir iç görümlü oyunda iyi değilimdir. Ancak oyunun kontrolleri gamepad’e çok iyi geçirilmiş ve tanklara çok ani hareketler yaptıramadığınız, stratejik oynamanız gereken bir oyun olduğundan gamepad ile oynanması daha az zorluyor. Diğer çatışma oyunlarının aksine gamepad ile oynayan birinin, klavye - fare ikilisini kullanan bir oyuncuya karşı çok büyük bir dezavantaj taşımadığını bile söyleyebilirim.Oyunun bilgisayar versiyonuna göre en zayıf olduğu nokta arayüz. Hem çatışma sırasında hem de menülerde bilgisayardaki detaylı, bol bilgili ve ince arayüzün bir konsolda kullanılamayacağı ortada. Oyunun lansman etkinliğinde sohbet ettiğim baş tasarımcısı Jeff Gregg de en çok zorlandıkları ve üzerinde en çok çalıştıkları konunun arayüz olduğunu söylüyor. Bu yüzden konsolda hayatınızı kolaylaştıracak daha basit ve kullanışlı bir arayüz kullanmışlar. Bunu yaparken teknoloji ağacı da biraz daha sadeleşmiş; tankınıza tek tek parçalar takmak yerine bu parçaların gruplandığı paketleri açarak ilerliyorsunuz. Bu sayede konsol oyuncularının kolay alışıp kullanabileceği bir arayüz geliştirilmiş. Ama yine de bilgisayardaki çalışma hızından ve o detay seviyesinden çok uzak.Altınla zafer olmazWoT ’u Xbox 360’da oynamak için Live Gold üyeliğine ihtiyacınız var. Zaten aksi olsa şaşardık, Live Gold olmadan online hiçbir şey yaptırmıyor Microsoft size. Ama bunun dışında oyunun ekonomisi birebir aynı. Premium üyelik çatışmalardan daha fazla para ve deneyim kazanmanızı sağlıyor, altın ile aldığınız her şeyi oyun içi parayla da alabiliyorsunuz. Bunun tek istisnası az sayıdaki premium tanklar ama bilgisayarda olduğu gibi bunlar oyundaki en güçlü tanklar olmaktan çok uzak (cidden Löwe’ye kim para verir yahu?).Xbox 360 Edition bu ay piyasaya çıktı ve aynı bilgisayarda olduğu gibi sürekli olarak yeni güncelleştirmelerle içeriği gelişecek. Zaten şu an oyunda sadece Amerikan, Alman ve İngiliz tankları var. Aslına bakarsanız oyunun mevcut içeriğini bilgisayara çıktığı ilk günlerle kıyaslayabiliriz. Yani Xbox 360 sürümü orijinal oyunu birkaç sene geriden takip ediyor. Hızlı bir tempoyla aradaki bu farkı kapatacak mı, yoksa hep birkaç yıl geride mi kalacak bunu zaman gösterecek.Toparlarsak; World of Tanks bilgisayardaki rahatlığında ve zenginliğinde olmasa da Xbox 360’a gayet güzel uymuş. Bana şurasını da şöyle yapsalarmış dedirten bir şey olmadı (ki nadiren olur bu). Zaten bilgisayarda oynuyorsanız daha kısıtlı ve yavaş çalışan bir WoT ’un kimseye çekici gelmeyeceği ortada. Sonuçta Xbox 360 sürümünün, ayaklarınızı uzatabilmekten başka getirdiği fazla bir yenilik yok. Ama bilgisayarda oyun oynamayan Xbox 360 sahipleri için World of Tanks yepyeni bir çatışma deneyimi sunuyor ve yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyor. Xbox’ta böylesine bağımlılık yapacak bir shooter bilmiyorum ben. Halen Halo ve CoD mu oynuyordunuz? O diskleri rafa kaldırmanın vakti geldi.WOT360 KünyeTür : SavaşYapım : Wargaming ChicagoDağıtım : WargamingDahası için worldoftanksxbox360edition.com+Orijinal oyunun dinamikleri değişmemişKonsola adaptasyonu için çok uğraşılmış-PC sürümüne göre içeriği şu an çok zayıfMenüler PC’deki kadar akıcı çalışmıyorNotu : 8+Son Karar WoT bilgisayarda olduğu kadar popüler olur mu Xbox’da bunu herkes çok merak ediyor. Kesin olan Xbox’da bulabileceğiniz en iyi oyunlardan biri olduğu.
Dünyaca Ünlü Keman Virtüözü İstanbul'a Geliyor!
Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği konser için tekrar Türkiye’ye geliyor. Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşarak konser biletleri aylar öncesinden tükenen, “Schindler'in Listesi” filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul’da müthiş bir konsere imza atan Itzhak Perlman’ın konser biletleri, Biletix.com üzerinden satılıyor. 20 milyon dolarlık Soil Stradivarius geri geliyor! Geçtiğimiz aylarda da Yapı Kredi sponsorluğunda İstanbul’da konser veren Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman konsere, geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yılı yapım tarihli, 300 yıllık Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman’ın kullandığı enstrümanın değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 5 ayrı dalda Grammy sahibi... En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan Perlman’ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerindefahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Schindler’in Listesi filminden de tanınan Perlman, 1945 yılında Birleşik Krallık Filistin Mandası altında bulunan Tel Aviv’de doğdu. Çocukluk yıllarında radyodan dinlediği klasik müziklerle kemana olan ilgisi başladı. İlk eğitimini Shulamit Konservatuarı’ndaveTel-Aviv MüzikAkademisi’ndeRivka Goldgart’tan aldı. Sonrasında Juilliard Okulu’nda büyük keman eğitmeni Ivan Galamian ve onun asistanı Deraothy DeLay ile çalışmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Perlman dört yaşında çocuk felci geçirmiştir.Zaman içinde iyileşerek koltuk değnekleri ileyürümeyi öğrenen Pearlman, hızlı hareket edebilmek ve otururken keman çalmak için elektrikli amigo scooter kullanıyor. 20- ve 21. yüzyılın en üstün kemancılarından biri olarak görülen Perlman, halen eşiyle birlikte New York’ta yaşıyor. 2009 yılındaki Barack Obama’nın göreve başlama merasiminde, John Williams’ın Air and Simple Gifts adlı eserinde Yo-Yo Ma (çello), Gabriela Montero (piyano) ve Anthony McGill (klarnet) ile birlikte sahne aldı. Son yıllarda, orkestra yönetmeye başlayan Perlman, Detroit Senfoni Orkestrası’nın başmisafir orkestra şefliği görevini de yürütüyor. 2002-2004 yılları arasında Saint Louis Senfoni Orkestrası’nda müzik danışmanı olarak hizmet verdikten sonra, Kasım 2007’de Westchester Senfoni Orkestrası Perlman’ın sanat yönetmenliğine ve baş orkestra şefliğine atandığını duyurdu. Bu çerçevede 11 Ekim 2008 tarihinde, Beethoven’ın 5.Piyano Konçertosu’nun çalındığı, Leon Fleisher’ın da yer aldığı Beethoven programında ilk konserini verdi. Leventritt Yarışması – Galibiyet En İyi Oda Müziği Performansı En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra ile) En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra olmadan) En İyi Klasik AlbümEn İyi Tasarlanmış Albüm, Klasik Newsweek Magazine, Perlman’ı baş makalede yayınladı A.B.D Başkanı Ronald Reagan tarafından “özgürlük madalyası” (Medal of Liberty) ile ödüllendirildi. A.B.D Başkanı Bill Clinton tarafından “sanatlar ulusal madalyası” (National Medal of Arts) ile ödüllendirildi Kennedy Merkezi Ödülleri (2003) Fahri / Onursal derecelerde Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva and Hebrew üniversiteleri tarafından ödüllendirildi. milliyet
Reklam
'Pulitzer' Ödülleri Açıklandı
ABD'nin en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen ve bu yıl 98.'si verilen 'Pulitzer' ödülleri sahiplerini buldu. 'Pulitzer Gazetecilik, Edebiyat, Drama ve Müzik' ödülleri, New York'da Columbia Üniversitesi'nin Gazetecilik Okulu'nda yapılan basın toplantısında, Pulitzer ödüllerinin yöneticisi Sig Gissler tarafından açıklandı. Pulitzer'in en önemli ödülü olarak kabul edilen 'Kamu Hizmeti' dalındaki ödülü, Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) eski çalışanı Edward Snowden'in basına sızdırdığı gizli belgeleri yayımlayan Guardian US ve The Washington Post aldı. Sıcak Gelişme Haberciliği katagorisinde ise geçtiğimiz yıl Boston Maratonu'nda meydana gelen patlamayı takip eden Boston Globe çalışanları aldı. Bu yıl 4. kez 'Kamu Hizmeti' ödülü 2 gazete arasında paylaşılmış oldu. ‘Makale’ katagorisinde ise ödül verilmedi. Snowden'in sızdırdığı belgelerde ABD'nin birçok devlet başkanını dinlediği ve milyonlarca insanın e-mail bilgilerine ulaştığı ortaya çıkmıştı. Önce Guardian gazetesinde yayınlanan belgeler daha sonra Washington Post, New York Times ve Wall Street Journal'da da yayınlanmıştı. ABD hükümeti Snowden hakkında casusluk davası açmıştı. 1917 yılından bu yana verilen 'Pulitzer' ödülleri, ABD'de gazeteciliğin en seçkin ödülü olarak kabul ediliyor. Bu ödülü kazananlar, ayrıca 10 bin dolarlık para ödülünün de sahibi oluyor. Sadece gazetecilikte kamu hizmeti dalında ödül alan gazeteye altın madalya veriliyor. Gazetecilik dalında verilen ödüller şöyle: Kamu Hizmeti: Guardian US ve The Washington Post Sıcak Gelişme Haberciliği: The Boston Globe çalışanları Araştırmacı Gazetecilik: Chris Hamby of The Center for Public Integrity, Washington DC Aydınlatıcı (Açıklayıcı) Gazetecilik: EliSaslow (Washington Post) Yerel Habercilik: Will Hobson and Michael LaForgia of the Tampa Bay Times (Florida) Ulusal Habercilik: David Philipps of The Gazette, Colorado Uluslararası Habercilik: Jason Szep and Andrew R.C Marshall (Reuters) Yorum: Stephen Henderson (Detroit Free Press) Eleştiri: Inga Saffron, Philadelphia Inquirer Editöryal yazı: The Oregonian Editöryal çalışanları (Portland) Karikatür: The Charlotte Observer gazetesinden, Kevin Siers Flaş Haber Fotoğrafı: Tyler Hicks The New York Times Haber Fotoğrafı: Josh Hanner, The New York Times cihan.com.tr ORHAN AKKURT
Türk Erkeği Ve Diğer Mucizeler
Gazeteci Murat Toklucu 'nun 'Türk Erkeği ve Diğer Mucizeler, Zihinler Altında 20.000 Fersah' kitabı çıktı. Kitap, Toklucu'nun, zevk ve meraktan başladığı on yıllar öncesinin gazete kupürlerini inceleme ve toplama işini sistematiğe dökmesiyle ortaya çıkmış. İletişim Yayınlarından çıkan serinin ilk kitabı, yazarın deyişiyle 'nev-i şahsına münhasır memleket hallerini birbirine bağlayan bir zihniyet haritası' çıkarıyor ortaya. Ediştörlüğünü Tanıl Bora'nın ve oldukça güzel tasarımını Suat Aysu'nun yaptığı kitapta yer alan konu başlıkları şöyle: 'Türk erkeği efsanesi, Atatürk filmi nasıl çekilemedi?, Striptiz millî bünyeye zararlı mı?, Yeşil Yol: Yeşilay ve içki yasağı mücadelesi, Bir iletişim aracı: Belediye hoparlörü, Veliefendi hipodrom isyanları, Bir dernek macerası, 1959 il olmak isteyen ilçeler savaşı, Gerçek bir sanatçı, büyük bir dolandırıcı, İlk Türk gangsterleri, Türkiye vampirini arıyor, Türk futbol tarihinin ilk şikeli maçı, Bitli bitnikler, Altın Makas polis karakolu, İmamın karısı vakası, İstanbul'a metro müjdesi, Temel atma rekortmeni Necmettin Erbakan, Âlemlerin kralı Cüneyt Arkın, Bagajında odun taşıyan 'Türk Elvis'i, Bir milletin homofobiyle imtihanı 1: AİDS, Bir milletin homoiobiyle imtihanı 2: Bülent Ersoy, Ne acayip mafyamızdın sen İnci Baba, Futbolcuların seks hayatı bizi neden ilgilendiriyor?' Kitapta kupürlerden oluşan yazılar öyle 'ciddi' meselelere değil, daha duyulmamış küçük vakalara dair. Yazar, önsözünde gazete arşivlerinde dikkatinizi çe­kecek ilk şeylerden birinin bazı şeylerin hiç değişmemesi, yıllardır aynı konular üzerinde bıkıp usanmadan konuşulması olduğunu söyleyerek buna birkaç örnek veriyor. 'Spor sayfalarına göz atıp 1940'ların başından beri en az elli kez stadlarda yaşanan olayları önlemek için yeni kararlar açıklandığını, 60 yıl arayla açıklanan bazı karar­ların neredeyse kelimesi kelimesine aynı olduğunu ve bu kadar gürültüye rağmen bir arpa boyu yol alınamadığını görebilirsiniz. 'Ya da sözgelimi 30'lu yıllardan bugüne dek gazetelerde çıkan düğünde kaza kurşunuyla ölen in­san haberi sayısının çokluğunu görüp, bir ülke insanı­nın bu kadar zamanda düğünde havaya ateş etmemeyi öğrenememesine hayret edersiniz. '1969 yılında dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in 'Gerekirse sokağa solculardan daha fazla adam dökeriz. Onların beş bin kişi topladığı yerde biz iki yüz bin kişi toplarız' cümlesini arşivlerde okumuşsanız, 44 yıl son­ra Tayyip Erdoğan'ın sadece rakamları değiştirerek aynı cümleyi kurmasına belki şaşırmaz ama sağ iktidarların değişmeyen zihin yapısına dair ilginç bir örnek görmüş olursunuz.' Toklucu, zaman içinde bazı ilginç zihniyet değişikliklerine de dikkat çekiyor: 'Örneğin 1946'da Yeşilay yönetimi 'İçki içeceğinize mey­ve yiyin' önerisi yaptığında pek ciddiye alınmamış, sa­dece bazı köşe yazarları açıklamayla alay eden yazılar yazmıştır. Bugün ise başbakan 'Şarap içeceğinize üzüm yiyin' diyebiliyor, 70 yıl önce gülünüp geçilmiş bir söz ülkenin en önemli gündem maddesi haline gelebiliyor ve bir köşe yazarı televizyonda başbakanı 'Üzüm yeme­yin şarap için mi deseydi?' diye coşkuyla savunabiliyor. Özetle, zaman değişiyor ve dün marjinal olan bugün son derece normal hale gelebiliyor.' (NV) Murat Toklucu, 'Türk Erkeği ve Diğer Mucizeler, Zihinler Altında 20.000 Fersah', İletişim Yayınları, 242 sayfa.Bianet
Reklam
Bahar İçin En Güzel Sarı Saç Tonları!
Güneş kendini göstermeye başladığında artık saçlarımızı yenileme vaktimiz geldiğini hissediyoruz. Yeni bir saç rengi denemek için bahar en ideal mevsim. Artık abartılı renkler, röfleler yerine saçlarda doğal görünüm tercih ediliyor. Uçlarda yapılan açık tonlamalar sanki güneşte kendiliğinden açılmış gibi hafif. İşte baharın hafifliğine uygun en güzel sarı saç tonları!
Hangi Yüzüklerin Efendisi Karakterisin?
etiket
J. R. R. Tolkien'in başarısı hemen hemen tüm insanlığı kapsayabilen tipleştirmelerinden gelir. Bu karakterlerin zaafları ve güçleri herkes için geçerlidir kuşkusuz. Peki, siz bu karakterlerden hangisisiniz?  Bu testi yapmadan geçemezsin!..
Lenovo'dan 130$'a 13MP Kamera ve 8 Çekirdekli Telefon
Motorola'nın mobil bölümünü satın olarak bu kategoride daha iddialı olacağını açıkça ortaya koyan Lenovo, yakın zamanda mobil dünyasına oldukça iddialı bir telefon sunacak. Golden Warrior S8 (Altın Savaşçı) olarak isimlendirilen telefonu iddialı yapan özelliği ise fiyatı. Şu an için sadece Çin'de bazı görsellerde ortaya çıkan Golden Warrior S8 sahip olduğu teknik özellikler orta sınıfta, fiyatı itibariyle ise giriş seviyesinin de altında konumlandırılacak. Golden Warrior S8'in fiyatı sadece 130 dolar olacak. İnanılmaz bir fiyata sahip akıllı telefonun dünya genelinde satışa sunulup sunulmayacağı henüz bilinmiyor, ancak satıldığı takdirde akıllı telefon kategorisinde dengeleri değiştirebilir. 5.3-inç büyüklüğünde Gorilla Glass 3 ile güçlendirilen HD çözünürlüklü LCD ekranla donatılan modelin güç birimini MediaTek cephesinden 1.4GHz'de çalışan 8 çekirdekli MTK6592 işlemcisi oluşturuyor. Bellek tarafına baktığımızda 2GB RAM, 16GB depolama ve microSD kart desteği karşımıza çıkıyor. Golden Warrior S8'in bunun dışında Android 4.2.2 Jelly Bean, 13MP arka kamera, 5MP ön kamera, 2.000mAh kapasiteli pil, altın sarısı rengi ve çift SIM kart desteği gibi dikkat çeken özelliklere sahip. Lenovo düşük maliyetli akıllı telefonlarını Çin dışında satışa sunmuyor. Dünya devi üretici ürünlerini genel olarak Asya ve diğer Güney Doğu Asya ülkelerinde kullanıcılarla buluşturuyor. Motorola'yı satın olarak dünya geneline açılma noktasında önemli bir eşik atlayan Lenovo dileriz fiyatı ve teknik özellikleriyle dikkat çeken Golden Warrior S8'i birçok ülkede satışa sunar.teknolojioku
Pişman Etmez Bu Aşk İnsanı
Sinema tarihinin en etkileyici yönetmenlerinden İstanbul doğumlu Elia Kazan’ın mektupları, kitaplaştırıldı. Kazan’ın mektupları, 22 Nisan’da ABD’de Selected Letters of Elia Kazan adıyla yayımlanacak. Seçki, 2003’te 94 yaşında hayatını kaybeden yönetmenin etraflıca bir portresini çizmese de, 20’nci yüzyılın en büyük yönetmenlerinden birinin zihnine ışık tutması bakımından önem taşıyor. Elia Kazan’ın mektupları, Hollywood’un altın çağında şöhretin doruklarında gezen yıldızlar hakkında yönetmenin görüşlerini de içeriyor. Kazan; Warren Beatty’den Marlon Brando’ya, Paul Newman’dan James Dean’e pek çok isim hakkında düşündüklerini açıkça kaleme almış. Kitapta, yönetmenin eşini Marilyn Monroe’yla aldattığını itiraf ettiği bir mektup da yer alıyor. Kazan, eşi Molly Day Thatcher’a yazdığı mektupta, Hollywood’dan ne denli nefret ettiğini de belirtiyor: “Acı acı, deli gibi nefret ediyorum. Farkında olmadan çürümenin farklı evrelerinde salınan çok çok iyi insanlarla dolu... Ve çok süslü olmasının dışında mezar gibi, kabir gibi, mezar çukuru gibi bir yer.” Marilyn’e yardım ettim hiç de pişman değilim ElIa Kazan, 1955’te eşi Molly Day Thacher’a yazdığı mektubunda, Marilyn Monroe ile ilişki yaşadığını itiraf ediyor. Kazan, mektubunda eşini incittiği için utandığını ama üzgün olmadığını yazıyor: “Utandığım şey hakkında sana yazamamamın nedeni, utanmam. Seni incittiğim için utanıyorum. Öte yandan, suçlu ve aşağılık hissetmek zorunda kaldığım için de içerliyorum. “Hiçbir anlamı yoktu, demek yerinde olabilir. Ama insanî bir tecrübeydi ve eğer senin için bir önemi varsa gayet insanî bir şekilde başladı. Sevgilisi yeni ölmüştü. Adamın ailesi, naaşı görmesine bile izin vermiyordu... Harmon Jones’un setinde tanıştık. Onu gördüğümde gözyaşları içindeydi. Kimsesiz bir çocuk gibi acınası göründüğü için onu yemeğe çıkardım. Bütün akşam hıçkıra hıçkıra ağladı. Onunla ‘ilgilenmiyordum,’ sonraları oldu bu.... Yetenekli, komik, hassas, çaresizdi. Charlie Chaplin’in bütün karakterlerinin vücut bulmuş hâli gibiydi. “Ondan etkilendiğim için hiç utanmıyorum. Onu tanıdığımda bir sokak kedisinden farkı yoktu. Sanırım ona umut verdim. Pazarlandığı gibi, her hareketinden cinsellik akan biri değildi. Öyle biri varsa da, ben bilmiyorum zaten. “Yaşananlar için hiç üzgün değilim. Seni seviyorum ve sana yardım etmek istiyorum. Seni incittiğim için üzgünüm. Gel gör ki, ben de bir insanım. Bir daha olabilir, inkâr edemem. Umarım olmaz, zira daha önce olmaması için çok direndim. Ama bu sefer direnemedim işte. Ona yardım ettim. Eğer dediklerim hoşuna gitmiyorsa ve onurunu korumak adına benden boşanmak istersen, hiç durma. Benden boşanırsan, açıkça söyleyeyim: Yine evlenirim ve çocuk yaparım. Ben bir aile babasıyım ve bu işte çok da iyiyim. Sen ne dersen de, umurumda değil.” Paul Newman, Brando’dan daha erkeksi ElIa Kazan’ın, A Street Car Named Desire/ İhtiras Tramvayı filminde birlikte çalıştığı Marlon Brando’yla yakın bir dostluğu vardı. Ne ki, yönetmenin, aktör hakkındaki şüpheleri de uzun süre devam etti. Kazan, senarist Budd Schulberg’e yazdığı 1953 tarihli mektubunda başrolü Brando’ya vermek konusunda şüpheleri olduğunu yazıyor. “Bu iş için Brando diye tutturmayacağım. Hatta çok yanlış bir seçim olur bence... Eğer Brando’yu alamazsak, benim oyum Paul Newman’dan yana. Bu çocuk, kesinlikle büyük bir film yıldızı olacak. En az Marlon Brando kadar yakışıklı, ayrıca ona kıyasla daha erkeksi.” Brando’nun başrolde olduğu Rıhtımlar Üstünde; En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo da dâhil olmak üzere sekiz dalda Oscar kazanmıştı. Yakışıklısın, daha ne istiyorsun be adam ElIa Kazan’ın 1961 tarihli A Splendor in the Grass/ Aşk Bahçesi filminde Warren Beatty ve Natalie Wood başrolde yer alıyordu. Film sırasında Kazan, adeta Beatty’nin akıl hocası oldu. Ne ki, yönetmen Beatty’ye eleştirilerinde lafını hiç sakınmıyor. Kazan, 1963 tarihli mektubunda Warren Beatty’den “diva gibi hâl tavrına bir ket vurmasını” istiyor: “Sevgili Warren Beatty, arkadaşının sabırsızlığını mazur gör. Ama Maryland’deki herkesin burnundan getirdiğini duyduğumda umutsuzluğa düşüyorum... Her şeyin var: Yakışıklısın, zekisin, yeteneklisin. Ziyan etme bunları.” ElIa Kazan, yazar John Steinbeck’e yolladığı mektubunda East of Eden/ Cennet Yolu romanının beyazperde uyarlaması için uygun başrolü bulmakta yaşadığı zorlukları anlatıyor. Kazan, film için en uygun oyuncunun James Dean olduğunu yazıyor Steinbeck’e: “Şu Jimmy Dean’de karar kılmadan önce pek çok çocuğa baktım. Brando’nun endamı onda yok ama çok daha genç ve çok ilginç bir karakteri var; cesur ve kendine özgü bir tuhaflığı var. Ne olduğunu bilmiyorum ama “gerçek bir sorunu” var. Biraz aylak bir tip ama çok iyi bir oyuncu ve ehveni şer bence.”Taraf
Reklam