Sadece Üniversiteyi Bırakıp Tekrar Sınava Hazırlananların Anlayacağı 13 Şey
Üniversite...Bir çok insanın hayali,Bir çok insanın umudu,Bir çok insanın geleceği..Her yıl ülkemizde ortalama 1,5 milyon kişi üniversite sınavına giriyor. Kimisi kendisini deniyor, kimisi hiç çalışmadan giriyor, kimisi bütün yılını (yıllarını) harcamış biri olarak giriyor, kimisi ikinci üniversitesini okumak için giriyor, kimisi 2 yıllık kazanayım sonra 4 yıllığa tamamlarım diyerek giriyor, kimileri de hali hazırda olan üniversitesini bir amaç uğruna, memnuniyetsizlikten bırakıp tekrar giriyor.
YGS Başvuruları Öncesi ÖSYM'den Uyarı
ÖSYM 5 Ocak'ta başlayacak YGS başvuruları öncesi hazırladığı kamu spotuyla adayları uyardı.Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 5 Ocak'ta başlayacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) başvuruları öncesi hazırladığı kamu spotuyla yaklaşık 2 milyon üniversite adayını başvurularını tamamlamaları konusunda uyardı.ÖSYM bu yıl YGS ve sınavsız geçiş için başvuruların alınmasına yönelik kamuoyunu bilgilendirme amacıyla aday el rehberi, sınav takvimi posteri ve bir kamu spotu hazırladı.Kamu spotunda özellikle adayların, başvuru işlemlerini tamamlamaları ve bu yüzden mağduriyet yaşamamaları için çeşitli uyarılarda bulunuldu.İki adayın, ÖSYM sınav koordinatörlüğüne giderken çekilen görüntüleriyle başlayan kamu spotunda, sınav takvimi posterine yer verilerek başvuru tarihlerini hatırlatıldı.Adayların başvurularını yaparken çekilen görüntülerin bulunduğu spot filimde, alt yazı şeklinde başvuru ücretinin yatırılabileceği anlaşmalı bankaların isimlerine yer verildi.Yaklaşık 45 saniye süren kamu spotunda ÖSYM adaylara şu uyarılarda bulundu:'Adaylar, 2015 ÖSYS katılabilmek için 5-19 Ocak 2015 tarihleri arasında ÖSYM'nin başvuru merkezleri, sınav koordinatörlükleri veya bireysel olarak internet üzerinden başvurularını yapabileceklerdir. Başvurunuzda alacağınız kişisel şifre ve T.C. kimlik numaranızla tüm işlemlerinizi ÖSYM'nin internet sayfasından takip edebilirsiniz. Başvuru işleminizin tamamlanabilmesi için ÖSYS başvuru ücretini 5-20 Ocak 2015 tarihleri arasında anlaşmalı bankalar aracılığıyla ya da www.osym.gov.tr adresindenki ödemeler sekmesinden yatırmanız gerekmektedir. Üniversiteye giden yolun her adımda ÖSYM yanı başınızda.'ÖSYM ayrıca üzerinde ' ÖSYM başarılar diler' ve 'Emeğiniz Emanetimizdir' yazılı bir sınav takvimi posteri hazırladı. ÜzerindeYGS ve LYS'nin yapılacağı tarihlerinin yer aldığı sınav takvimi tüm okullara ve ilgili kurumlara gönderilecek.Üniversite adayları YGS sonrası, ikinci dönem 13-14 ve 20- 21 Haziran'da Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) girecek. Yıldız Aktaş, AA
Yunanistan'da Osmanlıca Dersleri Veriliyor
Osmanlıcanın Türkiye'deki okullarda okutulmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, Atina'da Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü'nde verilen Osmanlıca derslerine 65 Yunan devam ediyorTürkiye'de Osmanlıca derslerine yönelik tartışmalar gündemdeyken Yunanistan'da tarihçisinden ressamına, mimardan modacı ve jimnastikçiye kadar birçok meslek grubundan insanlar Osmanlıca öğreniyor.Sabah yazarı Stelyo Berberakis Türkiye'deki tartışmalar ışığında Yunanistan'daki Osmanlıca dersleri verildiğini bugünkü köşesinde duyurdu. İşte Berberakis'in Yunanistan'daki Osmanlıca derslerine ilişkin düştüğü notlar:Türkiye'deki Osmanlıca tartışmaları tam gaz devam ederken Atina'da tanıştığım bir maliye müfettişinin Osmanlıca dersleri aldığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Atina'da Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü'nde verilen Osmanlıca dersleri için tam 90 Yunan vatandaşı başvurmuş; bunlardan 65'i kabul edilmiş. Aralarında, doktor, mimar, arkeolog, ressam, öğrenci, rehber, İslam tarihçisi, modacı, sanat tarihi uzmanı, devlet memuru, maliye müfettişi, hatta bir de jimnastik öğretmeni var... Hepsi de başka başka nedenlerle Osmanlıca öğrenmeye merak salmış...Üç yıl süren Osmanlıca dersleri, önümüzdeki yıl ilk mezunlarını verecek... Osmanlıca öğretmeni Dimitris Lupis, aslen Gümülcüneli bir Yunan... Çocukluk yıllarında Gümülcüne sokaklarında azınlık Türk çocuklarıyla arkadaşlık ederek Türkçeyi sökmüş. Daha sonra Türkçesini geliştirmek için kurslara gitmiş. Nitekim 2004-2007 yılları arasında İstanbul'da Bilkent Üniversitesi'nde Osmanlı tarihi ve dili üzerine dersler almış. Sonrasında da ABD'deki Harvard Üniversitesi'nde Osmanlı dönemindeki Ortadoğu tarihi üzerine incelemeler yapmış.İki yıl önce Atina'ya geri döndüğünde, artık iyice hakim olduğuna inandığı Osmanlıca'yı başkalarına öğretmek için yaptığı başvuru kabul edilince Bilimsel Araştırma Enstitüsü'nde ders vermeye başlayan Lupis, Osmanlıcayı 'zor ama güzel' olarak tanımlıyor. Ona göre Osmanlı dilini ve yazısını öğrenmeye gelenlerin değişik hedefleri var. Lupis burada verdiği Osmanlıca derslerinin konuşmaya değil; yazıtların okunabilmesine ve anlamlarının öğrenilmesine yaradığını söylüyor. Ona göre Farsça, Arapça ve Türkçe'nin oluşturduğu Osmanlıca 'ölü bir dil'. Bunun sebebi artık kullanılmaması. Bu nedenle Osmanlıca Türkiye'de, İran'da ve Arap dünyasında anlaşılabilir bir dil olmaktan çıkmış durumda. Lupis'in 2. sınıf öğrencilerine verdiği derslerde; Osmanlıca yazıların okunuşu, elif, be ve güzel he harfleriyle Besmele çeşitleri, Osmanlı alfabesi, Fatiha'dan alınmış beyitler, Osmanlıcanın Kuran'daki yeri ve 1923 Harf Devrimi'ne kadar Türkiye'deki yaygınlığı anlatılıyor.Osmanlıca dersi alan ve önümüzdeki yıl mezun olmaya hazırlanan öğrenciler çok farklı nedenlerle bu dili öğrendiklerini söylüyor. Osmanlıca ders alan Yunan öğrenciler, 'Osmanlı yazılarını anlamak için Osmanlıca dersindeyiz. Türkçe, Farsça ve Arapça kelimeleri de öğreniyoruz. Yazı şekilleri ise adeta birer sanat eseri. Osmanlı yazısını sökmek bulmaca çözmeye benziyor ve bundan da zevk alıyoruz' diyor. Örneğin mimarlar İslam mimarisini; ressamlar Osmanlı sanatını; tarihçiler İslam ve Osmanlı tarihini, rehberler Yunanistan'daki Osmanlı eserlerini merak ettikleri için ders aldıklarını söylüyorlar.En son haber
Sınavları, Finalleri, Raporları Salla! İşte Sınavların Ölçemeyeceği 7 Zeka Tipi
Final haftalarından oldum olası nefret etmişimdir. Yani, nasıl bir insanın değerini ölçmek için bir saatlik bir sınavla nasıl bir deneme yaratabilirsiniz ki? Zekanızın ve başarınızın ölçüsünü nasıl bir yanıtla,  ya da yarısı doldurulmuş boşluklarla kanıtlayabilirsiniz ki?Büyürken girdiğimiz tüm sınavlarda olduğu gibi –YDS, ÖSS vb- ait olduğumuz yeri belirleyen her zaman sadece bir deneme, bir not vardı. Zekamızın sadece bir ölçümü vardı ve bunu orada kanıtlayamıyorsanız, e işte, aptalın biriydiniz.Şimdi final haftası geldi çattı ve değerinizi kanıtlayacak tek seferlik sınavla yüz yüzesiniz. Peki neden böyle olsun ki? Neden başarılı olup olmamanızı bu bir sınav belirlesin? Neden bir not başarılılar listesine girip giremeyeceğinize karar versin?Ne yazık ki birçok okul, öğrencilerinin kabiliyetlerini tek bir tip zekaya göre ölçmeyi tercih ediyor. Yeteneklerimizin ve niteliklerimizin büyüklüğü ve farklılığını basmakalıp bir yaklaşıma çeviriyor.Öğrencilere söylememekte ısrar ettikleri şey ise yeteneğin altı farklı ölçümü daha olduğu ve onların sınıfında olmasa da bir dahi olabileceğiniz.1983’te, bir gelişimsel psikolog ve Harvard’da profesör olan Howard Gardner çoklu zeka teorisini ortaya attı. “Aklın Çerçeveleri: Çoklu Zeka Teorisi” kitabında, insanların sahip olabileceği yedi farklı zeka türünü belirtir.Yanıtlamaya çalıştığı asıl soru şuydu: Zeka tekil bir şey midir yoksa --birbirinden bağımsız çeşitli entelektüel duyular mıdır?Gardner, yüksek bir IQ’nun zekayı ölçmede doğru bir yöntem olduğuna inanmadı. Zeka tanımı şuydu;Zeka, kültürel bir ortamda sorunları çözmek ya da kültürel bir değeri olan ürünler yaratmak amacıyla etkinleştirilebilecek bilgiyi işleme sokan biyopsikolojik bir potansiyeldir.Yüksek bir IQ’ya sahip olmak insanın toplumda üretken olacağı anlamına gelmez. Sırf bir takım bilgileri aklında tutmak insanın o bilgiyi gerçek hayatta uygulamaya sokabileceği anlamına gelmez.Zeka genel bir kabiliyet değil, toplumun birçok farklı alanında ifade edilen türlü yaklaşımlardır.Gardner’ın teorisi gelişimsel psikolojide bir gelişme değil, insanoğlu için bir özgürlüktü. Sonuç olarak, düşük sınav notlarından dolayı kapana kısılan, puanlar yüzünden baskı gören ve kendi dahiliklerini inkar eden insanlara karşı olan bakış açısı değişti.Kalkülüs sınavlarında yeterli notları alamamaları ya da makalelerinden tam not alamamaları yetenekli olmadıkları anlamına gelmiyordu. Sadece zekalarının bu alanlarda olmadığı anlamına geliyordu. Zekaları başka bir yerden, başkalarının kıskanabileceği bir yerden geliyordu.Yani finalleriniz bitiyorsa, başlamak üzereyse ya da hali hazırda başarısız geçtiyse çok ciddiye almayın. Çünkü sizin zekanız bu optik kağıtlardan çok ötede bir yerde olabilir.Aşağıdakiler Gardner’ın yedi çeşit zeka teorileri. Kendinizinkini bulun ve başarıya giden yolunuzu izleyin.
Reklam
Matematik Dahisine 'Anlamıyor' Demişiz...
Almanya’da matematikte üstün yetenekli bulunan, Türkiye’de ise öğretmenin bu dersten anlamadığını öne sürdüğü Refet Polat, Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nü birincilikle kazanıp mezun oldu. Türkiye’yi matematik olimpiyatlarında temsil edecek çocukları yetiştiren öğretmenlere ders veren Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, son olarak üniversite yıllarında bursiyeri olarak destek aldığı Türk Eğitim Vakfı (TEV) İzmir Şubesi’nin yürütme kurulu üyeliğine seçildi.TÜRKİYE'DE ÖĞRETMENİ 'ANLAMIYOR' DEDİİzmir’de doğup, yaşamının 8 yılını Almanya’da geçiren Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, bu ülkede öğrenim gördüğü 2 yıl boyunca matematikteki üstün yeteneği ile Alman öğretmenlerin dikkatini çekmeyi başardı. Uzman öğretmenler tarafından ailesine verilen yönlendirme belgesinde yaşıtlarının üzerinde işlem yeteneğine sahip olduğu aktarılan Refet Polat, 9 yaşında Türkiye’ye döndüğünde büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. İlkokul öğretmeni tarafından bir anda ’matematikten anlamayan çocuk’ ilan edilen Polat, asla pes etmeyerek yeteneğini ispat etti. 1996 yılında çocukluğundan beri hayalini kurduğu üniversitenin matematik bölümüne birinci sırada yerleşen İzmirli akademisyen, o dönem maddi desteğe ihtiyaç duyduğu için Türk eğitim Vakfı’na başvurdu. Vakıftan 4 yıl boyunca karşılıksız burs desteği gören Polat, bu destek sayesinde kendisini ilgi duyduğu yabancı dil ve bilgisayar alanlarında da yetiştirdi.TÜRKİYE’Yİ MATEMATİK OLİMPİYATLARINAHAZIRLIYORYedi yıldır Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, bu süre zarfından ülkesi adına da başarılı çalışmalara imza attı. TÜBİTAK Milli Olimpiyat Komitesi’nce ulusal ve uluslararası düzeyde matematik olimpiyatlarına katılacak öğrencileri yetiştirecek öğretmenleri yetiştirme görevini üstlenen başarılı akademisyen ayrıca ABD’nin Drexel Üniversitesi’nde düzenlenen 7’inci Uluslararası Yönetim Bilimi ve Mühendislik Yönetimi Konferansı’na katılarak başarı gösterdi. Konferansta mühendislik ve fizik alanındaki makalesi bin 420 makale arasında 3’üncü olan Polat, geçtiğimiz günlerde büyük bir gurur daha yaşadı. Bursiyeri olduğu TEV’in İzmir Şubesi Yürütme Kurulu üyeliğine seçilen Polat, TEV’le tanışma hikayesini ve hedeflerini şöyle anlattı:TEV’LE PEK ÇOK HAYALİM GERÇEK OLDU'Hangi işi yaptığınız, hangi bölümü okuduğunuz elbette önemlidir ama başarılı bir birey olmak adına daha önemli olan, yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak, kazandığınız bölümü en donanımlı şekilde bitirmek ve kişisel gelişim sürecinizi hiçbir zaman sonlandırmamaktır. Mesela en az bir yabancı dili iyi seviyede öğrenmek, bilgisayar okuryazarlığınızı üst seviyede tutmak, lisansüstü eğitime devam etmek, alternatif yetilere ulaşmak gibi. Tabii bunların hemen hepsi yoğun bir çalışma temposu kadar ciddi maddi olanaklar da gerektiriyor. Bu olanakları ailelerimiz her zaman tam anlamıyla sağlayamayabilir. Muhtemelen TEV’den gelen o mektup olmasaydı bugün belki birçok hayalimi ertelemiş, zorlukla yaşama tutunmaya çalışan biri olacaktım. Şimdi en büyük mutluluğu TEV’in Yürütme Kurulu Üyeliği’ne seçilen ilk bursiyer olarak yaşıyorum. Hayallerini hayata geçirmek isteyen gençlere destek olmak benim için gurur verici. Gençlere de tavsiyem; umutsuzluğa hiçbir zaman kapılmayın ve her zaman hedefe odaklanın.'Milliyet
Sayıştay: 'Sınavsız Memurluk Anayasa'nın Eşitlik İlkesine Aykırı'
Sayıştay Genel Kurulu’nun istisnai memuriyet atamalarının Anayasa’nın ‘eşitlik’ ve ‘liyakat’ ilkesine aykırı olduğu, Hazine’yi zarara uğrattığı yönünde karar verdi.Sayıştay Genel Kurulu’nun, bakan ve milletvekillerinin yakınlarının kamuda sınavsız atanmasına ilişkin istisnai memuriyet kadrosuna yapılan atamaların Anayasa’nın ‘eşitlik’ ilkesine aykırı olduğu ve bu uygulamanın Hazine menfaatlerini zarara uğratıcı nitelikte olduğu yönünde karar verdiği ortaya çıktı.Kararda, “İstisnai memurluk kadrolarına atananların daha sonra diğer memurluk kadrolarına, devlet memurluğuna alınma için açılmış bulunan sınava girmeden veya başarmadan naklen atamaları durumu, naklen atandıkları görevlerin gerektirdiği niteliklere sahip olmamaları durumuna neden olabileceğinden, liyakat ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir” denildi.Zaman gazetesinde yer alan habere göre, AKP’li birçok bakan ve milletvekili yakınının sıradan vatandaşların girdiği KPSS sınavına girmeden ‘istisnai’ olarak önemli devlet görevlerine atanması, kamuoyunda büyük tepki topladı. Sayıştay Genel Kurulu’nun 2005 yılında verdiği kararda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Merkez Saymanlığı hesaplarının incelenmesi sırasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59. maddesi hükmü uyarınca, istisnai memuriyet kadrosuna atananların, KPSS sınavına katılmadıkları halde bir süre sonra sınavla girilebilecek memur kadrolarına atandıklarının tespit edildiği belirtildi. Söz konusu kanun hükmünün uygulama ve sonuçları bakımından Hazine menfaatlerini zarara uğratıcı nitelikte görüldüğü belirtilen kararda, “Sınava girmediği halde bazı kişilerin istisnai memurluk kadrolarına atanmaları, devlet memurluğu alımı için duyurulan sınava katılarak başarılı olmuş ve atanmayı bekleyen kişiler aleyhine haksız bir durum oluşturmaktadır. Bu da Anayasa’nın kişilerin kanun önünde eşitlik ve kamu hizmetine girmede eşitlik ilkelerini ihlal edici nitelikte bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun temel ilkelerinden birinin liyakat ilkesi olduğuna işaret edildi.Kararda şu görüşler yer aldı: “Açıktan istisnai memurluk kadrolarına atananların daha sonra diğer memurluk kadrolarına, devlet memurluğuna alınma için açılmış bulunan sınava girmeden veya başarmadan naklen atamaları durumu, naklen atandıkları görevlerin gerektirdiği niteliklere sahip olmamaları durumuna neden olabileceğinden, yukarıda ifade edilen liyakat ilkesinin ihlali anlamına da gelmektedir. Bu durumda, devlet memurluğuna giriş için açılmış olan sınavlara girmemiş ve dolayısıyla bu sınavlarda başarılı olmamış kişilerin asli memurluk kadrolarının gerektirdiği niteliklere sahip olmadan naklen atanmış olmaları, kamu kaynaklarının etkili, verimli ve tutumlu kullanılmaması sonucuna yol açabilecektir. Dolayısıyla bu şekildeki atamaların Hazine menfaatlerini zarara uğratıcı niteliği bulunmaktadır.”T24
Reklam
10 Adımda Hukuk Derslerine Adam Gibi Çalışma Stratejisi
etiket
       Bu yazıyı yaklaşan vizeler hasebiyle okulun çalışma salonlarına doluşan fakültemin güzide insanlarından ilham alarak yazıyorum.Zira yaptığım Ar-Ge temelli gözlemlerime göre arkadaşlarımın bir çoğu sınavlar yaklaştı telaşıyla harıl harıl ders çalışıp ezber yaparken,bir konuyla ilgili check etmek amaçlı sorduğum ufak bir soruda takılıp kalıyorlar.Her daim karşılaştığım o ifade;gözler kısılmış işaret parmağı çenede dolaşırken 'neydi o..Neydi ooo..Dur!! sakın söyleme şimdi bulcamm..eeeeueue...asdafafsd'.Ve arkadaş iptal.       Arkadaşlar az değil ömrümüzün neredeyse çeyreği eğitim-öğretimle geçiyor.Biz nasıl öğreneceğimizi bilmeden 15 yıl boyunca acı çekerek ağır stres altında öğrenmeeylemini gerçekleştirmeye çalışıyoruz.Ama hiçbirimiz nasıl daha iyianlarım?Bilinçli öğrenme nasıl olur?gibi aslında en başta sormamız gerekensoruları atlıyoruz.Neden?çünkü vaktimiz yok.Çok güzel.   Mather'in ise sizin yerinize de düşünebilecek kadar bol vakti vardı.Gerçekten bu iş için deneme-yanılma yolunun bütün ganimetlerini kullandım.Giriştiğim çeşitli yöntemlerden sonra en makul olanını sizlerle paylaşıyorum.Bu yazacaklarım Hukuk fakültesi okuyanların yanı sıra sözel derslerden sorumlu tutulan bütün öğrenciler için geçerlidir.Başlıyoruz.
Kadir Has Üniversitesi'ni Tercih Etmek İçin 10 Neden
Üniversite tercihi insan hayatında önemli dönüm noktalarından biri. Kolay değil seneleriniz o okulda geçer. Puanım nereye yeterse tercihi yapmayacaksanız, işte size hiç bir baskı altında kalmadan Kadir Has'ı tercih etmek için 10 geçerli neden.
Arınç: 'İmamın IŞİD’e Katılması Maalesef Gerçek'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Fuat Avni'nin medyaya operasyon düzenleneceğine ilişkin iddialarını vahim bulduğunu söyledi. Arınç, 'Çanakkale Bayramiç'te bir imam hatibinin IŞİD'e katılması maalesef gerçek. Adı geçen görevlinin 25 Haziran 2014 tarihi itibarıyla görevine son verildi' dedi. TBMM kürsüsünde CHP'nin 'torpil' iddialarına yanıt verirken, bakanlar kurulunda yer alan isimler arasında ayrım yapılması gerektiğini söyleyen Arınç, 'Burada oturan bazı bakan arkadaşlarım oğlum için kadro teklif etti kabul etmedim' ifadelerini kullandı...TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun 2015 yılı bütçeleri kabul edildi.Bütçe üzerinde yapılan eleştirileri yanıtlayan Arınç, Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde bir imam hatibin IŞİD'e katılmasının maalesef gerçek olduğunu kaydetti. Adı geçen kişinin görevine bu iş ortaya çıktıktan sonra 25 Haziran 2014 tarihi itibarıyla son verildiğini bildiren Arınç, 'Az da olsa, belki başka yerlerden var mıdır bilmiyorum ama böyle bir imam hatibin böylesine bir katiller ordusuna katılmak üzere dışarıya gitmesi bizi fevkalade yaralamıştır. Umarım bunların önü alınacak çalışmaları da hep beraber yaparız' dedi.İbadethane sayılan cami, mescit, kilise, havra ve sinagoglara ait elektrik enerjisi yıllık giderlerinin Diyanet İşleri bütçesine konulacak ödeneklerden karşılanmasına karar verildiğini söyleyen Arınç, 2014 yılı için ibadethanelerin aydınlatma giderleri harcama tertibine konulan ve eklenen ödeneğin 70 milyon TL iken bugün itibarıyla kullanılan miktarın 48 milyon 361 bin TL olduğunu belirtti.Arınç, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi. TÜRGEV ile ilgili bazı sözlerin sarfedildiğini anımsatan Arınç, 'Bu konuda içimiz rahattır. Bana bu konuda zannediyorum ki 20 civarında önerge gelmiştir. Bu önergelerin hepsini cevaplandırdım. Bize verilen beyannamedeki bilanço miktarlarını, kendilerine yapılan bağışları ve gayrimenkul sahibi iseler bunun kaç tane olduğunu içinizdeki, içimizdeki bütün arkadaşlarıma bildirdim. Yani cevaplandırılmayan bir soru önergesi yok' dedi.TÜRGEV'in amaçları doğrultusunda faaliyet gösterdiğine inandıklarını dile getiren Arınç, 'Nereden yardım alıp almadığını soracak durumda değiliz. Çünkü Vakıflar Kanunu'muzda yaptığımız değişiklikle vakıflar yurt dışından da bağış kabul edebilmektedir' diye konuştu.Arınç, İnsan Hakları Kurumu'nun kanununda 11 maddelik bir değişiklik öngördüklerini, fonksiyonlarını, yetki ve sorumluluklarını yeniden düzenleyeceklerini bildirdi.'Ayağına kurşun sıkan tek grup siyasetçilerdir'Arınç, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil'in milletvekillerine yönelik kanun teklifi ile ilgili bir konuşma yaptığını anımsattı.Bu konuda özeleştiri yapmak istediğini ifade eden Arınç, 'Ayağına kurşun sıkan tek grup siyasetçilerdir. Bu çok acı bir şey. Herkesin bir koruması vardır ama milletvekilleri korunmasızdır ve milletvekilinin en büyük hasmı yine milletvekilidir' ifadesini kullandı.Siyasetçinin, siyasetçiye sahip çıkması gerektiğini belirten Arınç, 'Herkes birbirine sahip çıkarken, korurken, kollarken, biz, birbirimizi yok edecek veya gözardı edecek veya küçültecek bazı şeylerin içinde oluruz' diye konuştu. Arınç, şunları söyledi:'Ne demek istiyorum? 1995'te Milletvekili oldum, herkesin ağzında bir sakız 'Milletvekilinin dokunulmazlığı', 'milletvekilinin lojmanı', 'milletvekilinin maaşı.' Anadolu'ya gidiyoruz, diyorlar ki 'Sizin altınızda araba varmış, yediğiniz içtiğiniz bedavaymış, mükellef villalarda kalıyormuşsunuz.' Allah Allah, bunların hiçbirisi yok. Yerken paramızı veriyoruz, maşallah Meclis Başkanımız da her gün artırıyor zaten. Yani, burada 8 bin kişi yemek yiyor günde ama gazetelere bakarsanız 'Meclis'te bir ayda 400 ton et yenildi' deniyor, sanki hepsini biz yemişiz gibi. Vicdansız, ahlaksız, yazma böyle. Benim dönemimde ortalama 5 bin kişiydi. Bazen 13 bin kişi girer bu Meclis'e, bazen 8 bin kişi girer, bazen 5 bin kişi girer, bunlar bizim vatandaşlarımız, hepimiz yanımıza alırız. Güneydoğu milletvekillerine Allah yardım etsin, en kolayı İstanbul milletvekilidir, çok fazla seçmenleri gelmez, bunlara bir geldi mi maşallah 20 kişi gelir.Maaşımız o kadar değil, lojmanımız o kadar ahım şahım değil. Dokunulmazlığımız, onu kendi aramızda da çok konuşuyoruz ama onun da istisnaları var.Lojmanlardan 2003 Ocak ayında çıktık. İyi, lojmanlardan çıktık da nereye gidecek bu milletvekilleri? Yani, evi varsa evine gitti adamcağız, evi yoksa kiraya gitti veya misafirhanelerde kaldılar. Ben de dedim ki 'TOKİ denilen kuruluş var, askere, Milli Eğitime, Sağlık Bakanlığı'na bina yapıyor, TOKİ bize de yapsın. Lojman değil, parasıyla bize satsın.' 'Ne kadar güzel' dediler. İlan ettim ama başıma gelmeyen kalmadı. Bir şey doğrudur ama gazeteler yazdığı zaman tüylerimiz diken diken olur, hemen yanlarına gideriz. 'Ben bu işte yokum ha, bilesin bak benim ismimi de yaz' deriz. 355 tane müracaat oldu, 351'i müracaatını geri çekti.Benden sonra gelen Başkanımız, tabii Bülent Arınç ismini taşımayınca ona aynı tepki gösterilmedi, o da Yenimahalle'den bina yaptırdı. Bir kısmımız Yenimahalle'de TOKİ'den konut aldı, ondan sonra gelen İncek'te yaptırdı. Şimdi İncek'te konutları var milletvekillerin. Onlara 'evet' derken bana niye 'hayır' demiştiniz? Hangisi yanlıştı, hangisi doğruydu? TOKİ, milletvekillerine konut yaptı arkadaşlar, hem de güzel yaptı, Yenimahalle biraz pahalı oldu ama şartları itibarıyla onlar da bugün ucuza geldi.'Maaşlarımız az' diye gelenler, dışarı çıktıkları zaman bir gazeteci görürlerse 'Bunlar maaşları artırmak istiyor, asgari ücret bu kadarken milletvekili maaşı bu kadar olur mu? Ben bunu reddettim' diyor. Benim yanımda öyle konuşmamıştı. Bir milletvekilinin maaşının Başbakanlık müsteşarına endekslenmesi ne demek? Ben milletvekiliyim, ben seçilmiş bir insanım. Benim hesabım ayrı olmalı. Hani maaşlarda bir düzenleme yaptık ama hala biz müsteşara endeksliyiz. Müsteşara endeksli olmaktan bizim çıkmamız lazım. Maaş az olur, çok olur, farklı bir şey ama ben bir statü sahibi olmalıyım. Benim özlük haklarım, benim sosyal haklarım ne olacak, bunu bilmem lazım. Buradaki öncülüğümüz de şudur: AB için, müktesebat için her şeyi yapıyoruz kardeşim, bir de bunu yapalım dedik. Bir de milletvekilleri için böyle bir düzenleme olsun. Orada var mı yok mu beni ilgilendirmez, var olan da var, yok olan da var.''Milletvekillerinin ödenek ve yollukları, hak kazanma ve ödemeleri, dışarıdan atanan bakanları, emekliliği, tedavi hakkını, analık halini, ölüm yardımını, sosyal hakları, personel istihdamını, protokol sırasını'na ilişkin teklifte bulunulduğunu hatırlatan Arınç, '5 tanesini çıkaralım isterseniz, yerine bir tane ilave edelim isterseniz ama bunları konuşalım. Dönem bitiyor. Ocak'tan sonra seçim, kimse burada kalmaz, kimse bunları düşünmez' dedi.Ocak ayının ilk gündemine bunun konulması gerektiğini dile getiren Arınç, '(Efendim, sizin çoğunluğunuz var, siz çıkarın) Bu, eski usuldür. Doğrusu, hepimizi ilgilendiren bir konuda, hepimizin bu işe nasıl doğru biliyorsanız onu koymak suretiyle, mutlaka bu çıksın diye demiyorum ama üzerinde müzakere edilsin, konuşulsun, ondan sonra da bunu Parlamento'ya getirelim değerli arkadaşlar. Bunu yapmadığımız takdirde çok zor durumda kalırız' diye konuştu. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:'İstanbul'da yemek yiyebileceğiniz bir tek Filizli Köşk var. Bir de benim dönemimde termalde 30 odalı küçük termal bir tesis yaptırdık. Bir Yalova ziyaretimde 'buraya da bizim emekli milletvekillerimiz, aktif milletvekillerimiz gelir, kaplıca tedavisi görür ve burası ormanın içerisinde bir yer, orada da rahat eder' dedik. Sağ olsun Cemil Çiçek Bey birkaç ay önce de orayı kapattı. Tadilat düşüncesiyle kapattığını söylüyor, inşallah, sözü böyledir, o zaman bir an evvel ne yapacaksa orada yapsın. Arkadaşlar, bizim böyle yerlere ihtiyacımız var.14. dönemin deniz kenarında villaları var, 15. dönemin Kuşadası'nda var, 16. dönemin var, 17. dönemin Antalya'da var, 20. dönemden sonra bir şey yok. 20. dönemde biz geldik her şey bitti 'harç bitti yapı paydos' dediler. Onların yaptığı doğru muydu? Eleştirebilirsiniz ama o zaman hazine tahsisleriyle hepsi yazlıklara kavuştu. Hepsi, yaz aylarında görüyorum İzmir'e giden uçağın içerisinde. Biz kendimize geldiğimiz zaman 'Aman laf olur sonra' Ne lafı olacak? 3 gün konuşurlar, 4. gün biter kardeşim. Kim konuşacak? Haksız bir iş mi yapıyoruz? Yanlış bir iş mi yapıyoruz? Bu dönemin bir şerefi olsun, bence milletvekillerine ait bir düzenlemeyi yapalım. Mesela ben eski Meclis Başkanı olarak belki pasaportta yine kırmızıyı kullanmaya devam edeceğim ama milletvekillerimiz 3. dereceye gelmiş memur gibi aynı pasaportu kullanacak. Bu doğru mu arkadaşlar? Toplasanız 2 bin 800 civarındayız. 500'ü burada, geri kalanlar da önceki dönemler. Her gün de bir cenaze merasimi oluyor zaten burada. Yani bu insanı kuyruklara sokmanın, rezil etmenin, perişan etmenin bir alemi var mı? Bizim neyimiz eksik? Hakimleri, askeri düşünüyoruz, kanun çıkarıyoruz; akademisyenleri düşündük, kanun çıkardık hem de üç günde maşallah. Milletvekilleri için niye çıkaramıyoruz, neden bir araya gelmiyoruz? Ben Meclis Başkanımızdan da buna öncülük yapmasını istiyorum ve sizlerin hep beraber bu noktaya gelmek suretiyle, yardımcı olmanız suretiyle ocak ayı içerisinde bu konuyu gündemden çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum.''Toptan suçlamak iyi bir üslup değil'Arınç, 'bazı milletvekili ve bakan yakınlarının kamuda KPSS aranmaksızın veya imtihana girmeden göreve alındığı' iddialarını anımsattı.'Pek çok isim var. Bunların hepsi doğru değildir, yalandır diyemem ama bir kısmı doğrudur' diyen Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını anımsatarak, 'Arkadaşlar, toptan suçlamak iyi bir üslup değil' dedi. Arınç, şunları söyledi:'Bence o konuda çok haklı olsa dahi, katılırım bazı noktalara ama bu bizim üzerimize yüklenecek bir suç değil. Benim kızım var, çalışmıyor, başörtüsünden dolayı öğretmenlik yapamadı. Damadım var, evlendiği zaman doktordu, KPSS'sini bilmem, doktor nasıl oldu bilmem. Oğlum var, itiraf edeyim, bazı bakan arkadaşlarımız bana teklif ettiler, 'Bir kadro verelim, oğlunuzu da böyle yapalım.' Oğlum da benim kafamda, 'Baba ben özel sektörde çalışacağım' dedi. Şu anda da 6 senedir özel sektörde işçi statüsünde çalışıyor. Seneler sonra iki çocuğu olmuş bir bakan var, daha bir yaşını doldurmadı, çocuğu olmayan da vardır, çocuklarından hiçbirisinin devletle ilişiği olmayan da vardır. Yani bütününü suçlamak yerine 'bazıları, şunlar, bunlar' diyebilir.83 tane ismin içerisine beni koymasalar olmaz. Doktor Metin bilmem ne diye, bana söylediler; vallahi de, billahi de bu ismi tanımıyorum, hayatımda görmedim, rüyamda görmedim. Sonra 'araştırın' dedim. Bir ara Meclis'te çalıştığını söyledikleri için, artık Google'dan her şeyi çıkıyor ortaya, danışmanlarım buldular, getirdiler. Mamak Belediyesi'nde, Aile ve Sosyal Politikalar'da, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda çalışmış, bilmem nerede çalışmış; 16 yıllık memurken de TİB'e geçmiş. Peki, benimle ne ilgisi var bunun? Bir ara Meclis'te geçici görevle bulunmuş. Hepiniz milletvekilisiniz, danışmanlarınızdan bir tanesi en azından geçici görevli değil mi? Kaldı ki benim yanımda çalışmamış. Üzüldüm ve açıklama yaptım?'CHP'den de birçok milletvekilinin Meclis'te yakınlarının çalıştığını belirten Arınç, 'Ben giderken 276 kadroyu iptal ederek gittim buradan. Emekli olanın veya başka yere gidenin yerine adam koymadım, ben burada israfı önlemeye çalıştım' dedi.İstisnai kadroları kullanmanın belediyeler de dahil suç olmadığını belirten Arınç, kanunların buna izin ve imkan verdiğini, sadece etik açıdan meseleye bakılabileceğini kaydetti.Eleştirilere her zaman saygı duyacağını ifade eden Arınç, 'Ama bunları 'AK Parti döneminde şunlar şunlar yapıldı, bunların hepsi zaten hırsızdır, hepsi yolsuzdur…' Böyle bir ithama biz müstahak değiliz. Bunu yaptığımız zaman bu eleştirilerden herkes üzerine düşeni almalıdır' dedi.'Translarla basın toplantısı yaptı'Bugün bir üslup tartışması yaşandığını belirten Arınç, 'Meclisimizin de itibarını düşünerek bazı konularda, özel hayatın gizliliğine girmeden, şahsiyet yapmadan, kişilik haklarını zedelemeden konuşabiliriz, konuşmalıyız' dedi.'Şurada bağırıp çağırıyoruz, dışarı çıktığımız zaman 'saygılar efendim' diyoruz. Bunu bu kürsüde de yapalım yani kabahat şu koltukların renginde midir, yoksa bu kürsünün şehveti midir, nesidir bilmiyorum. Ama kendimizden geçiyoruz kardeşim, tanıyamaz hale geliyoruz' diyen Arınç, şunları kaydetti:'Mahmut Tanal Bey, bana göre altın gibi kalbi var ama yaptıklarına bakıyorum. Vallahi böyle, gönlümden geçeni söylüyorum. Birkaç defa konuştuk her meseleyle ilgili, her meseleye kendisini görevli sayıyor. Sonra hepimizden daha cesur bir arkadaşımız kardeşim. İhsan Hoca'nın yapamadığını yaptı, translarla basın toplantısı yaptı arkadaşımız, onların hakkını savundu. Yani Meclis kürsüsüne veya basın toplantısına herkesi çıkarmak mümkün ama böylesi cesaret ister, her kişinin karı değil Tanal, er kişinin karı, bak sen onu bile yaptın.İhsan Özkes'e 'Kurultaydan en yüksek oyu sen aldın. Bir görev daha var, mescitte imamlık yap, Musa Çam'ı da imam, arkasında cemaati' dedim. Bak, ne geçiyor gönlümden biliyor musun, siz, Musa Çam'ı cemaat yapamazsın ama Musa Çam sana Jandarma Marşını söyletir.Bir mescit açılabilmesi için CHP'de bir psikiyatriste ihtiyaç varmış, onu da söyledim. Bu, daha önce de açılabilirdi, daha sonra da açılabilirdi. Ama sağ olsun, Bekaroğlu bizde yapamadığını sizde başardı. Onu da kutlamak gerekir, ne diyeyim? Arkadan bir tek cemevi açmak kaldı. Cemevi açılmasını, Meclis'ten önce bence CHP'de istemeniz lazım. Yani o ihtiyaç orada daha gerçek olabilir.'Arınç'ın bu sözleri, Genel Kurul'da tüm gruplarda gülüşmelere yol açtı.Konuşması sırasında TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın 'Beşiktaş gol atmış' anonsu üzerine Arınç, 'Zaten ümitliydim bu takımdan, inşallah arkadan üst üste gelmez bir şeyler' dedi.Meclis'in hak etmediği bu tartışmalardan kurtulması gerektiğini belirten Arınç, 'Ne olur, bu üslup içerisinde tartışmalarımızı, görüşmelerimizi yapalım. Bu Meclis bunu hak ediyor. Yarın buradan gittiğimiz zaman tutanaklar bizim şahidimiz olacak' dedi.'Bahsi geçen 'tweet'leri aldım, ciddi buldum, biraz da vahim buldum'İzne tabi ruhsatlarla ilgili bir soru üzerine, Başbakanlık Genelgesi'nin yürürlüğe girdiği 15 Haziran 2012'den bugüne kadar 7 bin 94 dosya geldiğini, bunlardan yüzde 91'inin olumlu, yüzde 5,5'inin olumsuz olarak cevaplandırıldığını, yüzde 3,5'inin ise değerlendirilmesinin devam ettiğini söyledi. Arınç, 'Bu genelgenin kaldırılması söz konusu olabilir ama şu an için görevine devam ediyor' dedi.'Diyanet Vakfı'nın camide toplanan paralarla Diyanet İşleri Başkanı ve üst düzeylerine kaç otomobil alınmıştır?' sorusuna Arınç, 'Böyle bir durum kesinlikle söz konusu değildir' yanıtını verdi.Arınç, 'fuatavni' isimli Twitter hesabından yazılanlara ilişkin, şunları söyledi:'Bana da arkadaşlarım getirdiler. Biliyorsunuz Twitter'da fenomen haline gelen bir isim var, bu isim bazen yazılarında olacak olayları isim ve yer vermek suretiyle yazıyor. Yani ismini burada zikretmekte de beis yok; 'Fuat Avni' isminde. Tahminen 50'ye yakın tweet atmış. Bu 'tweet'lerinin başında '12 Aralık Cuma günü İstanbul, Ankara ve Malatya merkezli operasyonlar yapılacak, şunlar, şunlar olacak, şu kadar gazeteci vesaire gözaltına alınacak' diyor. Yani bu bilgiler, isim de verilerek yapıldığına göre ciddi sayılması gerekir. Adalet Bakanlığımızla, tabii burada olmadığı için belki telefonla görüşebildik. Yani bu tür bilgilerin bir ilgisi, esası yoktur, biz buna böyle inanıyoruz ama tabii yarın, 3 gün, 5 gün sonra öyle bir operasyon yapılır mı, ne kadar kapsamda yapılır, ne amaçla yapılır? Onu bizim bilmemiz mümkün değil.Twitter'da her yazılan şeyi gerçek olarak kabul edemeyeceklerini ifade eden Arınç, bu kişinin daha önce yazdığı 'tweet'ler bulunduğunu ve bunların pek çoğunun hakaret, düşmanlık, kin ve iftira olduğunu kaydetti. Arınç, şöyle devam etti:'Bunlara inanmayız ancak buradaki isimler ve yapılacak operasyonda görev alacak polislere kadar da isimler verildiğine göre... Yani, buna sadece benim 'ciddidir, bunun üzerinde durulmalıdır' dememden gayrı bir şey olamaz. Ben, Emniyet Genel Müdürlüğü mensubu değilim, bir savcı, hakim değilim. Adalet Bakanı ne olsa ne söyleyebilirdi onu da tahmin edemem. Ama bahsi geçen 'tweet'leri aldım, ciddi buldum, biraz da vahim buldum. Daha ne söyleyebilirim? Umarım ki bunların aslı çıkmaz veya bu ölçüde çıkmaz veya yargı sürecinin dışına taşan bir olay olmaz. Bunu da temenni ederim, bunu da söylemek isterim.''İnceleme ve soruşturma başlatıldı'TBMM Başkanvekili Sadık Yakut ise Milli Saraylar'a bağlı sosyal tesislerin işletilmesine dair yönergenin Genel Sekreter imzasıyla değil, Meclis Başkanı imzasıyla yürürlüğe girdiğini söyledi.TBMM'de düzenlenen 'Hazreti Mevlana'yı Anlamak' konulu konferanstaki konuşmacının, hiçbir şekilde tasvip edilmesi mümkün olmayan yakışıksız ifadeler kullandığını belirten Yakut, 'Kürsüye çıkan hiçbir kimsenin ne konuşacağını önceden kimse bilemez zaten, kimse kestiremez' dedi.Konuyla ilgili olarak inceleme ve soruşturma başlatıldığını, 2 idarecinin açığa alındığını, ayrıca konferanstaki ifadelerle ilgili olarak da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu anımsattı.Yakut, CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in 'İstanbul'daki yolsuzluklar hakkında ne diyeceksiniz?' sorusu üzerine, şunları söyledi:'Başkanlık Divanı'nda konu görüşülmüş olup dış denetim için 3 Sayıştay denetçisi, iç denetim için 2 denetçi ve inceleme soruşturma için de 2 muhakkik görevlendirilmiştir. İnceleme ve soruşturmanın sonucuna göre de gereği yapılacaktır. Ayrıca Genel Sekreterlik tarafından mevcut kafeteryaların Devlet İhale Kanunu'na göre ihale edilerek kiraya verilebilmesi için başlatılan çalışmalar neticesinde Maliye Bakanlığı'ndan gerekli izinler alınmış olup, Sayın Başkan'ın ve Başkanlık Divanı'nın takdirine göre bu yerler kiraya verilecek veya TBMM tarafından işletilecektir.'Yakut, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in Başkanlık konutunda değil, kendi evinde oturduğunu ve Başkanlık konutuna taşınmayacağını da çeşitli vesilelerle ifade ettiğini söyledi.Yakut, 'medya mensuplarına otopark yasağı getirildi' ifadesinin doğru olmadığını, aksine mevcut otoparktan daha geniş bir otopark tahsis edildiğini kaydetti.Muhabir: Alp Özden | AA
Reklam
'Osmanlıca Kalp Krizi Geçirmiş Gibi'
Uzun yıllardır Osmanlıca öğreten yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca hâlâ hayatta olan bir dil. Öğrenmesi değil, nitelikli bir biçimde öğretilmesi mesele. Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca övünülmesi gereken bir dil. Şu anda günlük 200-250 kelime ile konuştuğumuzu hatırlatan Gürlek, Osmanlı Türkçesi bilseydik 3000 kelime ile konuşacağımızı böylece, okurken ve yazarken daha zengin hissedeceğimizi söyledi.Gürlek, Osmanlıca demenin ‘galat-ı meşhur’ yani yerleşmiş bir yanlış tanım olduğunu, doğrusunun Osmanlı Türkçesi olduğunu söyledi. ‘Zararın neresinden dönülse kârdır’ ‘fehvasınca’ Osmanlıca öğrenmeye şimdi de başlanabileceğini vurguladı. ‘Dilde taassup olmaz’ diyerek, aynı cümle içinde hem Osmanlıca hem yeni kelimelerin nasıl kullanılacağını gösterip, ‘kulak mollalığını’ anlattı.'Ayaklı Kütüphaneler', 'Maziye Bir Bakıver', 'Çınaraltı Sohbetleri' gibi kitapların yazarı İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Dursun Gürlek, Osmanlıca öğrenmenin değil, öğretmenin zorlukları olduğuna dikkat çekti çünkü ona göre, aşk olmadan meşk olmuyor.Osmanlıcanın orta öğretimde daha yaygın olması tartışmalarının yapıldığı bugünlerde Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Osmanlıca nedir? Nasıl tanımlanır?Bugün kamuoyunda maalesef yanlış olarak bilindiği veyahut algılandığı gibi Osmanlıca yabancı bir dil değil. Kendi öz dilimizdir. Türkçedir, daha doğrusu Osmanlı Türkçesidir. Bunun doğru ifadesi Osmanlı Türkçesidir. Osmanlıca eskilerin deyimiyle galat-ı meşhur yani yerleşmiş yanlıştır. Herkes tarafından kabul gördüğü için biz de öyle diyoruz ama doğrusu Osmanlı Türkçesidir.Osmanlı Türkçesi, Türkçe Arapça, Farsça kelimelerden oluşan zengin bir lisandır. Unutmayalım ki Osmanlıca imparatorluk dilidir. İngilizler İngilizce’de çok fazla kelime bulunmasından dolayı övünürler. Biz neden övünmeyelim? Osmanlıca da övünülmesi gereken bir lisandır. Şu an maalesef 200-250 kelime ile konuşuyoruz. Oysa eskiden 3000-5000 kelime ile konuşuyorduk. Siz 3000 kelime ile konuşamıyorsanız Fuzuli’yi, Baki’yi, Kâtip Çelebi’yi anlayamazsınız. Kâtip Çelebi’nin eserlerini okuyup anlayıp zevkini varabilmek için mükemmel Osmanlıca bilmek gerekiyor. Bugün Osmanlıca öğrenmenin gereğini kabir taşlarına kadar indirgediler. Dedelerin mezar taşların okuyabilmek için. Doğrudur ama sadece bundan ibaret değildir. Mezar taşlarında şiir vardır, fıkra vardır, ölüm doğum tarihleri vardır, edebi sanatlar vardır ve yazı güzelliği vardır. O başlı başına bir ilim.Kaç harf var Osmanlı alfabesinde?Osmanlıca’da 29 harf var. Latin alfabesindeki gibi ama değişen şu, Arap alfabesinde sesli harf yok. Halbuki Latin alfabesinde sekiz tane sesli harfli var. Sesli harf Arap alfabesinde yok ama elif, vav, ye harfleri ve bazı işaretler sesli harflerin fonksiyonunu, görevini yerine getiriyor. Arap alfabesinde müşterek harfler de vardır. Mesela Latin alfabesindeki bir 'k' harfine karşılık Arap alfabesinde iki 'k' vardır. Kalın sesli kaf, ince sesli kef. Osmanlıca bilmezseniz gaf yaparsınız…Ölmüş bir dil midir Osmanlıca?Bir doktor ölmüş bir kimseyi diriltemez ama kalp krizi geçirenler var, onların bazen dirildiklerini görüyoruz. Hadi diyelim öldü, diriltmeye çalışalım, ne zararı vardır? Rahmetli Bülent Ecevit Sanskritçe öğrenmişti. Adamın merakı, kınanamaz ki... Mesela ben Latince öğrenmek isterim. Çünkü istemek bir ilim merakıdır, araştırma merakıdır. Kimsenin benim merakımın önüne geçme hakkı yoktur efendim. Osmanlıca ölü değildir kaldı ki. Hâlâ Yahya Kemal’in eserlerini okuyorsak, Osmanlıca bilmek zorundayız. Bilmezseniz ‘Aziz İstanbul’un o güzel cümlelerini anlayamazsınız, anlar gibi yaparsınız. Mehmet Akif’i, Yakup Kadri’yi anlayamayız. Çok eskiye gitmeye gerek yok. 30 sene önceki eserleri sadeleştirmeye başladık. Peyami Safa’yı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı anlamakta zorlanıyoruz. Bunlar 30’lı 40’lı yıllarda yaşamış insanlar. Atilla İlhan ve nice bilim adamlarımız, edebiyatçılarımız Osmanlıca'nın lüzumlu bir ders olarak konması gerektiğini söylemişlerdi. Çok geç kalındı. Eskilerin sözü var, ‘zararın neresinden dönülse kârdır' fehvasınca, ben bunu özellikle söylüyorum, fetva müftünün verdiği cevaptır, fehva söz demektir. Ayrıca başta İstanbul olmak üzere kütüphanelerimizin ağzına kadar Osmanlıca eserlerle dolu olduğunu görüyoruz. Beyazıt Kütüphanesi'ne, Süleymaniye Kütüphanesi'ne gidin. Japon, Fransız, İngiliz, Amerikan asıllı şarkiyatçıları göreceksiniz. Madem Osmanlıca üzerine konuşuyoruz ben de şarkiyatçı diyeyim ama siz isterseniz doğu bilimci diyebilirsiniz, isterseniz oryantalist diyebilirsiniz. Ben konuşmalarımda ve yazmalarımda yeri gelince şarkiyatçı, yeri gelince doğu bilimci derim. Dilde taassup olmaz, dilde ırkçılık olmaz. Zenginlikten zarar gelmez. Sadece bizde mi? Fransa’da milli kütüphanede on binlerce yazma ve matbu Osmanlıca eserler göreceksiniz. Onlar cilt cilt kitap yazıyor ama bizim çocuklarımız sanki yabancı bir dilmiş gibi melûl mahzun o kitâbelere bakıyor. Evet, İstanbul Üniversitesi merkez binasına girerken o ana kapının üstündeki Daire-i Umûr-ı Askeriye yazısını okuyamayan profesörler var. Fetih Ayeti’ni okuyamayan akademisyenler var. Bugün olduğu gibi dün de bazı ilim adamlarımız Osmanlıca bilmeyeni aydın saymıyorlar. Doğrusunu isterseniz ben de saymıyorum. Türk aydını olmanın şartı bu lisanı bilmektir. Biz buna ideolojik açıdan baktığımız için gerekli neticeyi alamıyoruz. İlimde, sanatta, medeniyette ideoloji olmaz. Öğrenmenin kaybı olmaz. Kayıp öğrenmemektir.Osmanlıca ne zamana kadar günlük hayatta kullanılıyordu?Bana sorarsanız bugün bile kullanılıyor. 70’li yılların başında İstanbul’a geldim. Eski İstanbullular çok güzel konuşurlardı. Ben birçok şeyi dinleyerek öğrendim. Osmanlılar zamanında sadece kitaplardan değil, dinleyerek öğrenen âlim olan bir sınıf varmış, onlara kulak mollası derlermiş. Osmanlıca kelimelerin yüzde sekseni musikisi olan kelimelerdir.Bilgisayara Osmanlıca'da ne denilebilir, yani yeni sözcük türetmek mümkün mü?Elbette, illâ ki karşılığı bulanabilir. Çünkü Arapça menşeli, hadi kökenli diyelim, kelimelerin zengin kelimeler olduğunu görüyoruz. Bir kelimeden çok kelime türetebilirsiniz. Kitap, kâtip, mektup, mektep, kütüphane gibi kelimelerin hepsi ketebe fiilinden geliyor ki, ‘yazdı’ demek. Arapça menşeli olmakla birlikte Türkçeleşmiş, öz malımız olmuş. Nasıl atarsınız?Osmanlıca öğrenmesi kolay mı?Çok genel konuşmak lazımsa hiçbir ilim dalı zor değildir. Siz öğrenmenin daha doğrusu öğretmenin öğrenci de öğrenmenin yolunu, tarzını, metodunu, usûlünü bakınız hep aynı manaya geliyor, keşfederse zor diye bir şey yoktur. Şimdi Japonca, bakıyorsunuz Rusça, bu kadar girift, değişik şekiller. Ama alfabe zor olduğu için geri kalınıyorsa, Japonlar niye bu kadar ileri gitmiş? Bunun tutar tarafı yoktur. Sadece Osmanlıca değil her ders için söz konusudur bunlar. Hoca ders vermesini bilirse, kendini sevdirirse öğrenci o dersi ister istemez öğrenir.Eğer liselerde öğretilecekse yaygın bir biçimde hangi Osmanlıca öğretilmeli, bildiğim kadarıyla yüzyıla göre değişiyor?Elbette. 17. yy 19. yy, erken devir Osmanlıcası var. Şimdi bana sorarsanız, hele hele liselere konulacaksa, 19. yy, hatta 20. yy Osmanlıcasını öğrenmek gerekiyor. Halit Karay’ı Reşat Güntekin’i aslından okuyabilelim o güzel Türkçeleriyle. Şunu da söylemem gerekiyor ki, her Osmanlıca bildiğini zanneden kimse çeşme kitabelerini, mezar taşlarındaki yazıları okuyamazlar. O ayrı bir ihtisas işidir çünkü onlar süslü yazıdır, istifli yazıdır. Latin harfleri de böyle. Herkesin el yazısını okuyabiliyor musunuz? Osmanlıcayı da öyle düşünün. Matbu eserler, var yazma eserler var. Matbu eserleri okumak nispeten kolay ama, yazma eserlere gelince zorlanıyorsunuz.. Dolayısıyla son dönem Osmanlıcasını öğretmek lazım. Meraklısı çıkarsa, ileri Osmanlıcayı öğrenir.Osmanlıca öğretecek yeterlilikte ve yeter sayıda öğretmen var mı?Kesinlikle yok. Endişem de o. Çünkü Osmanlıca öğretmek tekniğini herkes iyi bilemiyor. Bana gelen şikâyetler şu, ‘hocalarımız derste, dersin bitimine kadar gramer gösteriyorlar. Bu da bize bıkkınlık veriyor’. El-Hak doğrudur. Mesela ben derslerimde gramer çok az gösteriyorum, hep metin okumaları yapıyorum. Bir de okuduğumuz metinde sırası gelmişken gramerini de anlatıyorum ama derslerin yüzde seksenini metin okumaları teşkil ediyor. İkincisi o metinleri dahi okuturken kuru kuru okutma yöntemini tercih etmiyorum; metinlerde geçenlerle, olaylarla bağlantı kurarak, o dersle ilgili, o konuyla ilgili bir şiir, bir fıkra, anekdot naklediyorum. Dolayısıyla zevkli oluyor. Böyle yapılırsa netice alınır. Benim önerim şu ki, Osmanlıca verecek hocalarımızın önce kendilerinin bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Siz altyapıyı hazırlamadan böyle bir projeyi başlatırsanız dağ fare doğurabilir. Hocanın dile hâkim olması gerekir. Konusunu iyi bilecek, öğretme tekniğini bilecek ve dersi sevdirecek. Başka türlü mümkün değil. Sevmeden olmaz. Yine bir Osmanlıca cümle kullanayım, ‘aşk olmadan meşk’ olmaz. Yapılan her iş meşktir. Sizin şu deftere yazı yazmanız meşktir, bunu aşkla yaparsanız yazınızı güzel yazarsanız. Her iş böyledir. Onun için önce sevmek lazım.Ayşe Karabat, Al Jazeera Turk
NEDEN TOEFL - IELTS SINAVLARINA GİRİYORUZ?
TOEFL , ana dili İngilizce olmayan kişilerin İngilizceyi yazıldığı gibi, konuşulduğu gibi veya üniversitelerde kullanıldığı gibi kullanma becerilerimizin ölçüldüğü sınavdır.4 Farklı dil yeteneğini ölçer; konuşma, dinleme, okuma ve yazma
Dilek Öğretmen, Dünyanın En İyi 50 Öğretmeni Arasında
Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlköğretim Okulu'nda sınıf öğretmenliği yapan ve eğitim alanında birçok başarılı işe imza atan Dilek Livaneli, uluslararası alanda 49 meslektaşı ile Küresel Öğretmen Ödülü'ne aday gösterildi.Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey'in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen 'Küresel Öğretmen Ödülü'nün (The Global Teacher Prize) seçtiği en iyi 50 öğretmen arasında, bu yıl Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlköğretim Okulu'nda sınıf öğretmenliği yapan Türk öğretmen Dilek Livaneli de yer alıyor.Dilek öğretmen, Türkiye'de imza attığı başarılı projelerin ardından ismini dünyaya duyurmaya hazırlanıyor. Küresel Öğretmen Ödülü ile her yıl eğitim alanında başarılı projeler hazırlayan bir öğretmene 1 milyon dolar para ödülü veriliyor. Ödül için dünya çevresinden 5 bin aday öğretmen başvurdu. 127 ülkeden 1300 finale kalan aday arasından son 50 öğretmen seçildi. Seçilenler arasında ilk kez bir Türk öğretmen bulunuyor.VAKFIN ONURSAL BAŞKANLIĞINI BILL CLINTON YAPIYORSamsun'un Çarşamba ilçesindeki Kumköy İlköğretim Okulu'nda tek sınıf öğretmeni olarak görev yapan Dilek Livaneli'nin, okulunda birçok başarılı projeye imza attığı biliniyor. İlk olarak okulun fiziki koşullarını değiştirmek amacıyla proje başlatan Dilek öğretmen, ardından geliştirdiği projelerle öğrencilerine birçok başarı kazandırdı. Düzenlediği faaliyetler aracılığıyla okuldaki çocukları ilk kez tiyatro, sinema, opera ve müzelerle tanıştıran Livaneli, ayrıca öğrencilerin yabancı dil öğrenmesine de katkıda bulundu. Öte yandan, aile bireylerini de önemseyen Dilek öğretmen, beslenmeden edebiyata okulun annelerine de eğitim programları hazırlayarak adını Türkiye'ye duyurdu.Dilek Livaneli, 2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne özel hazırladığı 'Öğretmenlik Mesleğinde Fark Yaratanlar' etkinliğinde, 81 il arasında Samsun'u temsil ederek 'Yılın Öğretmeni' seçilmişti.Varkey Gems Vakfı'nın Onursal Başkanı Bill Clinton, verilen ödülün öğretmenler adına büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, 'Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme konusunda becerilerini desteklemek, onların mükemmelliğe ulaşmasını sağlar' ifadelerinde bulundu.ÖĞRETMENLERİ SEÇEN AKADEMİDE KEVIN SPACEY DE BULUNUYORSon 50 aday öğretmeni seçen akademide bulunan Oscar ödüllü Amerikalı oyuncu Kevin Spacey ise, 'Oyunculuğa başladığım ilk zamanlarda örnek aldığım bir aktör bana, oyunculuğu profesyonel olarak yapacağımı söylemişti. Gençlerin taşıdığı potansiyeli farkedebilmesi için öğretmelerin verdiği desteğin çok önemli olduğu düşünüyorum' dedi.Vakfın Ödül Komitesi, gelecek yıl Şubat ayında son 10 aday öğretmeni açıklayacak. Adayların belirlenmesinin ardından, Mart ayında ise Dubai'de düzenlenecek ödül töreniyle bir öğretmene eğitim alanına kazandırdığı projelerden dolayı 1 milyon dolar para ödülü verilecek.
Reklam
'KPSS İddiaları Paralel Yapı İşi'
AK Parti Sözcüsü Beşir Atalay, Gülen Cemaati'nin KPSS'de yolsuzluk yaptığını, atamalarda usulsüzlük iddialarını da bu yolsuzluklar soruşturulduğu için ortaya attığını iddia etti.Beşir Atalay, ana muhalefet partisi CHP’nin sözcüsü Haluk Koç’un dile getirdiği “Memur atamalarında Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın göz önüne alınmadığı ve usulsüzlük yapıldığı” iddiasına ilişkin konuştu. Bu iddiaları 'paralel yapı' olarak tanımladığı Gülen Cemaati’nin ortaya attığını ve CHP’ye ilettiğini savundu.'Bu dosyayı verenlerin esas korkusu, kendileri hakkında KPSS yolsuzlukları ile ilgili yargıda davalar var. Bunlardan biri sona geliyor. Böyle duyumlar aldım. Esas telaşları buradan gelecek sonuçlardır. Korkunun da ecele faydası yok. Onlar ortaya çıkacak. ÖSYM gerekli açıklamayı yaptı, sistem nasıl yürüyor. Kurumlar talep ediyor, onların istedikleri makine ortamında bulunup gönderiliyor. KPSS sistemi Türkiye’de çok iyi yürüyor. Bu milletin adalet duygusunu da çok rahatlattı … İstisnai atama vardır. Bu da yasaldır. Hepsi yalan, hepsi iftira.'Atalay, Antalya’da gerçekleşen Eğitim Şûra’sında alınan tavsiye kararlarından biri olan Osmanlıca eğitimi ve bununla ilgili tartışmalara da değindi. Atalay Osmanlıca’yı Latince'ye benzetti ve CHP’yi eleştirdi:'Bırakın ana muhalefet liderliğini ortalama aydın bile böyle olamaz. Bu kadar cehalet olmaz. Siyaset kesiminde böyle bir temsili insan kabullenemiyor… Osmanlıca da Türkçedir. Sadece farklı alfabeyle yazılır. Bizim bütün birikimlerimiz Osmanlıca'dır. Bütün tarihimiz Osmanlıca'dır. Bu bir kültür meselesi. Yani Batı standardında ortalama bir aydın Latince öğrenirler. Çünkü Latince medeniyetin temel taşlarından biridir. Ben hep söylerim, iktidar yarısıdır ana muhalefet. Her açıklaması adeta yönetimde gibi sorumluluk taşıması gerekir. Bazen tarihi değerlerle barışıyor gibi yapıyorlar ama nafile. Bunların kodları bu ve değişmiyor. Ve tarihimizle, kültürümüzle barışmaları mümkün olmuyor. Halbuki kuşaklar çok değişiyor. Gençler birkaç dil biliyor. Bir dil değil bu, okumadır bu. Ben kendi çabamla öğrenmişimdir. Çok insan sıkıntısını çekmiştir. Birkaç yabancı dil bilen kendi kaynaklarını okuyacak alfabeyi niye bilmesin ki?'Kaynak: Al Jazeera
"Süper Fikrim Var Ama Param Yok!" Diyenler İçin 7 Fon Bulma Platformu
Aklımıza çok güzel fikirler ve proje tasarıları gelse de yeterli paramız olmayabiliyor. Yatırımcımız varsa bile tek bir kaynaktan gereken tüm tutarı sağlamak zor olabiliyor. Neyse ki; iyi fikir sahipleriyle, iyi fikirlere bağış yapmak isteyen gönüllüleri bir araya getiren platformlar var.
Reklam
Ehliyet Sınav Sayısı 9’dan 6’ya İndirildi
Milli Eğitim Bakanlığı, 2015 yılında uygulanan ehliyet sınavlarında değişikliğe gitti. Bakanlığın 2015 yılı için hazırladığı 'Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı e-Kılavuzu'na göre, yılda 9 kez yapılan ehliyet sınavı sayısı 6'ya indirildi. 2015 yılının ilk ehliyet sınavı 10 Ocak 2015 Cumartesi günü yapılırken, yılın son sınavı ise 12 Aralık 2015 Cumartesi gerçekleştirilecek.Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü (ÖDSGM) ve Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü '2015 Yılı Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı Kılavuzu' hazırladı. Sınav uygulamasıyla ilgili işlemler için Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne, başvuruyla ilgili işlemler ise bakanlık Bilgi İşlem Grup Başkanlığı'na yapılacak. Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursu (MTSK) Modülü ile ilgili işlemleriyle Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Trafik ve Sürücü Eğitimleri Grup Başkanlığı ilgilenecek.2014 yılında yılda 9 kez yapılan motorlu taşıt sürücü kursiyerleri sınav sayısı bu yıl 6'ya indirildi. Kursiyer, en fazla 4 (dört) yazılı, 4 (dört) uygulama sınavına girme hakkına sahip. Teorik derslerin sınavlarında başarılı olup direksiyon eğitimi dersi sınavlarında dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, istemesi hâlinde aynı kursta ilan edilen direksiyon eğitimi dersinin ücretini ödemek ve sertifika sınıfında belirtilen sayıda direksiyon eğitimi dersi almak kaydıyla dört dönem daha sınava girebilecek. Teorik derslerin sınavından dört dönem sonunda, direksiyon eğitimi dersi sınavında ise ikinci dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, kayıt işlemlerini tamamlamak ve ücretlerini ödemek suretiyle kurslara yeniden kayıt yaptırabilecek.Teorik sınavda 2014 yılında yapılan düzenlemelerde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Ehliyet sınav soru sayısında ve sınav süresinde 2014 yılındaki gibi uygulanacak. Bütün sertifikalar için soru sayısı 50 ve sınav süresi 60 dakika olarak belirlendi. Ehliyet sınavında trafik ve çevre dersinden 27, Araç Tekniği dersinden (Motor) 10'a ve ilk yardımda dersinden 13 soru sorulacak.ENGELLİLER İÇİN SINAV SALONUNDA İŞARET DİLİ BİLEN ÖĞRETMEN BULUNACAKSürücü belgesi almak isteyen ve gerekli belgeleri tamamlayan kursiyerler, motorlu taşıtlar sürücü kurs müdürlüklerine kayıt yaptıracak. Kayıt şartları şu şekilde sıralandı: 'A1, A2, F ve H sınıfı sürücü kursları için 17 (on yedi) yaşını bitirmiş olmak. B ve G sınıfları için 18 (on sekiz) yaşını bitirmiş olmak. C, D ve E sınıfları için 22 (yirmi iki) yaşını bitirmiş olmak. (Üniversitelerin sürücü eğitimi veren yüksek okul ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin askerî ihtisas görevleri için subay ve astsubay sınıf okullarında ve uzman jandarma okullarında açılan sürücü eğitimi kurslarından mezun olanlarda bu şart aranmaz.) A1, A2, B, C, D, E, F, G ve H sınıfı için en az ilkokul düzeyinde eğitim almış olmak. Pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından verilen 'sürücü olur' sağlık raporu almış olmak. 'Sabıka kaydının olmadığına dair' dilekçeyi kurs müdürlüğüne vermek. Sürücü belgesi süresiz olarak geri alınmamış olmak. Son 6 (altı) ay içinde cepheden çekilmiş 1 (bir) adet vesikalık fotoğrafını ve nüfus cüzdanı fotokopisini Özel MTSK Müdürlüğü'ne teslim etmek.'İşitme engelli kursiyerler için sınav salonunda görevlendirilecek öğretmenler öncelikle işaret dili bilen ve bakanlığa bağlı okul/kurumlarda görevli öğretmen personelden seçilecek. Yoksa il ve ilçede bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel arasından görevlendirme yapılacak. Ortopedik engeli olan kursiyerler sınav binalarının giriş katlarındaki salonlara yerleştirilecek. Engelli kursiyerin ihtiyacına göre salon düzeni ya da ek oturma düzeni hazırlatılacak.SINAVA İTİRAZ İÇİN BANKAYA 10 LİRA YATIRILACAKSınav değerlendirmesinin güvenliği açısından kursiyerlerin cevap kâğıdı, iki adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulacak. Kursiyerlerin derslere göre sorulara verdikleri doğru cevap sayıları tespit edilecek. Yanlış cevaplar dikkate alınmayacak. Tespit edilen doğru cevap sayıları üzerinden her bir ders için 100 puandan hesaplama yapılacak. Her ders için 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alan kursiyer başarılı sayılacak. Merkezi sistem sınavında her soru puan olarak eşit ağırlığa sahip olacak. Sınav sonuçları www.meb.gov.tr internet adresinden duyurulacak.Ehliyet sınavı sorularına, ehliyet sınavı cevap anahtarına ve ehliyet sınavı sonuçlarına yapılacak olan itirazlar internetten yayımlanmasından itibaren en geç 10 (on) gün içinde dilekçeyle yapılabilecek. İtiraz dilekçeyle Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü 06500-Teknikokullar/Ankara adresine yapılabilecek. Kursiyerler, sınav sonuçlarına ve sınav uygulamasına ilişkin itiraz başvurularını, T.C. Ziraat Bankası Başkent/Ankara şubesi, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Ankara Merkez şubesi ve Türkiye Halk Bankası A.Ş. Küçükesat şubelerinden herhangi birine, 'Kurumsal Tahsilât Programı' aracılığı ile 10 TL (On TL KDV Dahil) itiraz ücreti yatıracak. Alınan banka dekontu ve sınav adının yazılı olduğu dilekçe ile birlikte yapılacak. Faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacak.YASİN KILIÇ | CHA
ÖSYM'den KPSS Açıklaması: 'Talimat Alınması Söz Konusu Değil'
ÖSYM tarafından yapılan açıklamada, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemlerinin, yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirildiğine işaret edilerek, 'Hiçbir aday, mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir' denildi.Bu sebeple yerleştirmesi yapılan adayların atanmaları için ilgili kadroya tanımlanmış özel şartları sağlamalarının gerektiğinin kaydedildiği açıklamada, bununla ilgili olarak tercih kılavuzlarında 'Dikkat: Koşullarından herhangi birini karşılamadığınız bir kadro ya da pozisyona tercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız ve diğer adayları mağdur etmemeniz için tercihlerinizi internetle ÖSYM'ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz' ifadelerinin bulunduğuna vurgu yapıldı.Açıklamada, 'Bu sebeple tamamen KPSS puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemleri yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirilmektedir. Hiçbir aday mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir. Yerleştirmesi yapılan her aday emeğinin karşılığı olarak hakkı olan sonucu elde etmektedir' denildi.ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, 7 Aralık 2014'te bazı basın yayın kuruluşlarında yayımlanan haberlerde bir siyasi parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü milletvekilinin, KPSS uygulamalarına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.Açıklamada KPSS,  657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak çıkarılan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından, açıktan atama yapacakları B grubu kadrolar için ilgili mevzuatı uyarınca yetkili makamlardan izin alındıktan sonra, bu kadroların koşullarının belirlenmesi amacıyla yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının, YÖK Başkanlığına başvurduğu anlatıldı.Bunların dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Devlet Personel Başkanlığına başvurduğu ve KPSS'nin usul ve esasları, içeriği, yapılacağı yer ve zamanı, sınavın duyurulması, KPSS'de yer alacak konular ile testler ve bunların ağırlıkları, puan türleri ve hesaplama yöntemi, başvuru yapacakların öğrenim düzeyi, adayların başvurusu, sınavdan elde edilecek puan türlerinin yerleştirmede ve giriş sınavına çağrıda kullanılmasına ve KPSS sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esasların, Devlet Personel Başkanlığı (DPB) ve ÖSYM tarafından müştereken belirlendiği kaydedildi.'Talimat alınması söz konusu değildir'KPSS'nin, mevzuatla veya DPB ile belirlenen kurallar dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, '6114 sayılı kanun gereği ÖSYM, bu kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirip kullanmakta olup, yürüttüğü iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde, hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından talimat alınması söz konusu değildir' ifadesine yer verildi.Açıklamada, 31 Ekim 2010'da gerçekleştirilen ve ardından iptal edilmek zorunda kalınan 2010-KPSS Lisans Eğitim Bilimleri testinin ardından yeni bir kuruluş kanunu ile yeniden yapılanan ÖSYM'nin özellikle sınav güvenliği ve gizliliği hususlarında ciddi önlemler almak durumunda kaldığı ve bu doğrultuda konulan kuralların taviz vermeden titizlikle uygulandığı ifade edildi.Açıklamada, şunlar kaydedildi:'ÖSYM bu kapsamda; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak yetkisine sahip olup, sınav uygulamalarına ilişkin kurallar gerek idari düzenlemeler, gerek kılavuzlar ve gerekse adaylara yapılan duyurular ve ayrıca sınava giriş uyarılarında defalarca ilanetmektedir. Her aday ÖSYM'ye önceden bildirdiği kişisel durumları dikkate alınarak kendisine özgü engel durumlarına uygun şekilde sınava alınmaktadır.Ancak genel kurallara istisna şeklinde tanınması istenen diğer bireysel talepler, sınava giren tüm adaylar arasında fırsat eşitliğini zedeleyici olmamalıdır. ÖSYM, hakkaniyet ölçülerine uygun, adil ve fırsat eşitliğini gözeten sınavlar yapmak durumundadır ve yapmaktadır. Münferit bir takım haklı olmayan taleplerin öne çıkarılarak, önceden belirlenip defalarca duyurulan kurallara aykırı olarak istisna uygulanması gerektiği şeklinde ortaya çıkan ve kamu vicdanına haklı talep olarak sunulmaya çalışılan durumlar asla kabul edilemez.''Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf'Açıklamada, DPB adına yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde adayların tercihleri alınırken adayların mezuniyet bilgileri ile DPB tarafından belirlenen kadro niteliklerinin kontrol edildiği ve kadro niteliklerine uymayan mezuniyet bilgisine sahip adayların tercihlerinin alınmadığı belirtildi. Bu şekilde her adayın sadece mezuniyetinden dolayı yerleşebileceği kadrolar için tercih yapabildiğinin anlatıldığı açıklamada, 'Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf bir şekilde yapılmaktadır. Yerleştirme sonuçları ile birlikte her kadro için oluşan en küçük ve en büyük yerleştirme puanları yayınlanmakta ve adaylar tercih ettikleri kadrolara en son kaç puanla yerleştirme yapıldığını görebilmektedirler' ifadesi kullanıldı.Kadroların yerleştirme sonrası oluşan en küçük yerleştirme puanı değerlerinde kadroların niteliklerinin etkili olduğu, belirli alan mezunlarının tercih yapabildiği kadroların en küçük yerleştirme puanı değerlerinin bütün adayların tercih yapabildiği kadrolara göre daha küçük olduğunun anlatıldığı açıklamada, bu konuya örnek olarak 'KPSS-2014/2 yerleştirmesinde 'Sosyal Çalışmacı' kadrosuna sadece Sosyal Hizmet Lisans Programı mezunları başvurabildiği için en küçük yerleştirme puanı 62,63277 olarak gerçekleşirken bütün lisans mezunu adayların başvurabildiği 'Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni' kadrosunun en küçük yerleştirme puanı 88,27254 olarak gerçekleşmiştir. Bu sebeple sadece KPSS Puanının yüksek olması bir kadroya yerleşmek için yeterli değildir' açıklaması yapıldı.Merkezi yerleştirme işleminin ÖSYM tarafından yapıldığı, fakat atama işlemlerinin yerleştirme yapılan ilgili kurumlar ve DPB tarafından gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, kadrolar için tanımlanan mezuniyet nitelikleri ile birlikte bilgisayar sertifikası, ehliyet, yabancı dil puanı, cinsiyet gibi adayların atanmaları için gerekli olan özel şartların da belirlendiği aktarıldı.DHA
Kulağınıza Küpe Olması Gereken 7 Mevlana Öğütü
Her yıl 2-9 Aralık tarihleri arasına denk gelen hafta Mevlana Haftası olarak kutlanır. Biz de infovidyo.com olarak Mevlana’nın kulaklara küpe olacak 7 önemli öğütünü sizler için derledik.Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.Hoşgörülükte deniz gibi ol.Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Reklam