Kadın Kılığına Girmediler, Kadın Ruhuna Girmeye Çalıştılar
16 erkek 2011 yılında Hürriyet’in yılbaşı ekinde bunu başlattı. Kadın kılığına girmediler. Kadın ruhuna girmeye çalıştılar. Yumrukla gözü karartılmış kadının, asıl karartılan yanının ruhu olduğunu, insanlığı, şahsiyeti olduğunu anlatmaya çalıştılar. Onlar birkaç iyi insan, birkaç cesur erkek. Kırılan kolun içine saklandığı yeni çıkarıp attılar. “Bakın işte, tam buraya vurdular!” dediler. Anlamaya çalışmak, anlamanın yarısından ilerisidir. Projenin fikir annesi Şermin Terzi ve fotoğrafları çeken sanatçı da Sebati Karakurt. Erkekleri bu fikre ikna etmenin, hiç de kolay olmadığını biliyorum. Ama sonuçta ortaya gene sıra dışı ve çok etkileyici bir proje çıktığı kesin...
İlk Gece Korkusu
İlk gece nasıl geçer, ilk gece korkusu nasıl yenilir, ilk gece korkusunun bir rehabilitasyonu var mıdır? Gerdek gecesi  neler yapılmalı? Gerdeğe nasıl girilir?Yakın bir vakitte izdivaç edecek çiftlerin çoğunun aklında bu ve buna benzer sualler sanki uçuşmaktadır. Özellikte izdivaç etme çağında veya yakın bir vakitte izdivaç edecek çiftlerin bu konuda ciddi manada anksiyete (kaygı) yaşadıkları kaçınılmaz bir gerçek. Sanılanın aksine yalnızca kadınlar yaşamıyor ilk gece korkusunu, bu konuda yapılan çalışmalara göre erkeklerin de bu konuda ciddi korku ve kaygıları mevcut. İlk gece korkusunun ülkemizde bu kadar yaygın ve yoğun bir şekilde yaşanmasının en temel sebebi, ailelerin bu konuda çocuklarına yetersiz ve yanlış bilgi vermesidir. Ayrı olarak toplumun cinsellik konusuna negatif yaklaşımı da bu konuda tesirli olmaktadır. Kadınlarda İlk Gece Korkusu: Kadınlarda ilk gece korkusu yoğun olarak ilişki sırasında çok fazla kanama olacağı, çok fazla acı çekecekleri konusundadır. Kimi vaziyetlerde kendi cinsel uzuvlarının cinsel ilişki için çok küçük olduğu ve bu sebeple çok fazla acı çekecekleri yanlış idrak etmeler da görülebilmektedir. Erkeklerde İlk Gece Korkusu: Erkeklerde ilk ait en büyük korku, genelde performans anksiyetesi dediğimiz ya muvaffak olamazsam korkusudur. Bu vaziyet neticeninde, normal koşullarda ereksiyon olabilen bir erkek yaşadığı yoğun kaygı yüzünden olumsuzluklar yaşayabilir. Ayrı olarak erkeklerde cinselliği muvaffak olunacak bir görev gibi görme neticesinde ya muvaffak olmazsam korkusu da ortaya çıkabilmektedir. İlk Gece İçin Çiftlere Teklifler: Gerdek gecesinde netlikle zorlayıcı olunmamalıdır. Şayet kadın kendini cinsel ilişki için hazır hissetmiyorsa, zorlayıcı olunmamalı, sakinleştirici olmaya çalışılmalı ve anlayışlı olunmalıdır. İlk gece cinsel ilişkiye girmek zorunda değilsiniz: Evliliğe giden yol bol bol koşturmacalı ve yoğun bir süreçtir. İzdivaç etmeden evvelki son günde de düğün nedeniyle kadın ve erkek çok yorulurlar. Düğünden sonra kendinizi çok yorgun hissediyorsanız, ilk önce dinlenip sonra ilişkiye girebilirsiniz. Ön sevişme çok ehemmiyetli; kadın ve erkek ön sevişme yaparak birbirlerinin heyecanlarını azaltabilir, cinsel ilişkiye hem hazırlık yapmış olurlar hem de psikolojik manada deşarj olabilirler. Evlilik Öncesinde Cinsellik İle ilgili Bilgi Alınmalı: Yukarıda söz ettiğimiz üzere, çoğu insan cinsellik ile ilgili yanlış ve eksik bilgilere sahiptirler. İlk gecede olumsuz tecrübeler ve hayal kırıkları yaşamamak için doğru ve emin kaynaklardan bilgi alınmalı, gerekirse bir uzmandan destek alınmalıdır. Gerdek gecesi şayet çiftler kendi hanelerinde değil de aileleriyle beraber kalmak zorundalarsa, aile çifti o gece için dahi olsa yalnız bırakmalıdır. Zira yeni evli çift hanede başka birilerinin olması sebebiyle gereğinden fazla heyecan yaşayabilirler.Bu durum da olumsuz neticelere kapı aralayabilir. İlk gece yaşanan olumsuz tecrübeler çoğu kez eşlerin cinsel hayatını etkilemektedir.İlk gece konusunda ne kadar bilgili ve hazırlıklı olursanız sizin için o kadar güzel geçecektir.Evlilik öncesinde eşinizle birlikte bir psikologdan bu konuda danışmanlık alabilirsiniz. Kimi durumlarda kadınlar, cinsel uzuvlarını ve civarındaki adaleleri istemsiz bir şekilde adaleyerek cinsel ilişkiye giremeyebilirler. Veyahut ilişki esnasında devam eden bir şekilde çok fazla acı veyahut ağrı yaşayabilirler.Bu durumda öncelikle bir jinekologa gidilmelidir.Eğer meselenin sebebi fiziksel kaynaklı değilse, bir psikologdan yardım alabilirsiniz.
Kadınların Burçlara Göre Seks Yaşamları
Her burcun cinsel hayatlarında neler ön planda, kadınların burçlara göre seks hayatları nasıl sizler için bir araya getirdik..Koç Koç kadınları ateşli, sabırsız ve fantezi dünyaları geniştir. Baskın olmayı seven koç kadınları seks sırasında da üste olmayı tercih eder ve kovboy pozisyonu onun için biçilmiş bir kaftan gibidir. Eğer bir koç kadını ile birlikteyseniz; her seks deneyiminizde farklı bir kimlikte karşınıza çıkacak ve sizi fantezi dünyasına alacaktır.Boğa Seks konusunda boğa kadını kadar ateşlisi yoktur. Boyun bölgesine ekstra duyarlı olan boğa kadınları eğer size güvenmiş ise seks sırasında sınırları zorlamaktan asla çekinmez.İkizler İkizler kadınını mutlu etmek zordur. Monotonluktan nefret eder. Eğer ki ikizler burcu bir kadınla beraberseniz seks hayatınızı renklendirmek için sürekli yenilikler ve sürprizler yapmanız gerekecektir. Ruhsal yönden kendini sekse hazır hissettiği zaman asla sevişmek istediğini söylemekten çekinmezler.Yengeç Kulağına fısıldayacağınız güzel bir söz onu tahrik etmek için yeterlidir. İlk başlarda sakin gibi gözükse de tutkulu ve ateşli bir kadına dönüşerek sizi şaşırtacaktır. Kaşık pozisyonunda erotik dokunuşlar yengeçleri etkilemek için şahane bir tercih olacaktır.
Oscar'da Hakkı Yenenler
Sinema yazarı Kerem Akça  86. Oscar Ödülleri’nde ‘hakkı yenenler’i kaleme aldı. Her sene Oscar yarışının bir de görünmeyen tarafı oluyor. Aday gösterilen filmler, oyuncular ve sanatçıların girdikleri rekabetin yanı sıra kulislerde de ‘hakkı yenenler’ konuşuluyor. Elbette Akademi’nin seçimleri bir lobi faaliyetinin, iyi alınan kritik virajların, festival takvimini lehine çevirme becerisinin ve atları tespit etme kıvraklığının bir sonucu olarak şekilleniyor. Günümüzde büyük oranda TWC, Warner Bros., Fox Searchlight, Paramount ve Columbia gibi şirketlerin idare ettiği bir yarış geçiyor. Hiçbir zaman ‘şu film iyiydi ama niye Oscar almadı?’ gibi bir şeyden söz etmek mümkün değil. Yoksa sinema tarihinin gerçekleriyle çelişiriz. Hitchcock ve Kubrick’in ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ dalında Oscar heykelciğine ulaşamadığı bir dünyada böylesi bir iddia ne kadar tutarlı olabilir ki? EN AKLA YATKIN MAĞDURLAR HANGİLERİ? Ama bana kalırsa belli bir noktada geriye çekilip bu konuyu masaya yatırmak şart hale gelmeli. Elbette yarıştaki konuma göre bakınca “Sen Şarkılarının Söyle”nin (“Inside Llewyn Davis”) son düzlükte hamle yapamayarak devre dışı kaldığı, “Lee Daniels’ The Butler”ın görücüye çıktıktan sonra yavaş yavaş zirveden uzaklaştığı, Robert Redford, Tom Hanks, Oprah Winfrey, Emma Thompson ve Daniel Brühl’ün de onlara eklenebileceği net. Tabii ki bunlar etrafta dolaşan tahminler, ödül sezonunun getirdikleri ve stratejileri ışığında şekillenen tablonun koşulsuz görüntüleri. Olaya diğer tarafından bakınca ise bambaşka bir resim ile karşılaşıyoruz. Zira bu noktada “Mavi En Sıcak Renktir” (“La Vie d'Adèle”) ve “Zafere Hücum” (“Rush”) gibi yarışın içindeyken hiçbir şekilde kendini öne atamayan filmlerin niye sıfır çektiğini sorgulamak abesle iştigal etmekten öteye gitmez. Ama bunu mantıklı bir çerçevede yorumlamak elbette bizim hakkımız. Şirketleri Sundance Selects ve Universal’ın ‘gaza basma’ hazırlıksızlığından çeken bu ikili, Oscar’a uygun olmamasının da zararını görmüş gibi. İlkinin lezbiyen sinemada cinsellik konusunda cüret gösterip ‘muhafazakar’ damarı rahatsız ederek itici durması, ikincisinin ise ‘gösterişli sinema’sı ve “Senna”nın (2010) varlığı sebebiyle tatmin etmediği çok açık. DÖRT İYİ AMERİKAN FİLMİ GÖRMEZDEN GELİNDİ Ama ‘En İyi Film’ kategorisinde bana kalırsa kalite adına, Andrew Dosunmu’nun Sundance’den ödüllü, Brooklyn’de yaşayan bir Nijeryalı aileyi merceğine alan, şiirsel, ayrıksı ve gerilla sineması karşıtı “Mother of George”u en öne çıkan. Derek Cianfrance’nin polisiye kalıplarını altüst eden becerisi “Babadan Oğula” (“The Place Beyond the Pines”) ve Terrence Malick’in büyüleyici, tanımsız ve ruhsal aşk filmi yorumu “Aşkın İzleri” (“To the Wonder”) ilave edilebilir. Elbette biraz daha ileri gidersek “Elysium: Yeni Cennet”in (“Elysium”) “Yerçekimi”nin (“Gravity”) üzerinde olmasına karşın türünde daha az gerçekçi durmanın mağduriyetini yaşadığını da ekleyebiliriz. Zira Akademi’nin kurallarına göre ‘drama’ alanına yatkın, hikaye anlatma sinemasının genel kurallarının fazla dışına çıkmayan eserler kazanabiliyor. Yenilikçi anlatı modelleri deneyen, cinsel özgürlüğün sınırlarını zorlayan filmlerin şansı az oluyor. Dönem filmlerinin, politik filmlerin, geleneksel biyografik filmlerin, gerçek hikaye uyarlamalarının, savaş filmlerinin, tarihi-epiklerin, westernlerin, müzikallerin ve zaman zaman da felsefi komedilerin gücünü hissettirdiği görülebiliyor. Aşk da böylesi bir sürecin içinde başını içeriye sokabiliyor. Ama “Hayat Ağacı” (“The Tree of Life”, 2011), “Aşk” (“Her”) gibi bütün kriterleri reddeden ama özgünlüğü kabul edilen eserler, özellikle ‘beş film adayı’ kuralının değişmesiyle şans taşımaya başladı. Yeniden yukarıda adını geçirdiğim filmlere dönersek, ‘En İyi Yönetmen’ dalında da müthiş bir yetkinlik olduğunu belirtmek boynumuzun borcu. Elbette “Mother of George” gibi geleneksel çerçeve algısını her anında kaybedip, klasik anlatıyı ve lineer akışı yıkan stil duygusu yüksek bir eserden böylesi bir başarı beklemek garip olur. Veya “Babadan Oğula” gibi soğukkanlılık üzerine bir yapı kurup, asla seyircisiyle bağ kurmayan bir yapıttan… Zira Akademi için özdeşleşme yaratırken anlamlı olmak, bizi bir karakterle ilişkiye sokup, onun irade, başarı hikayesine yönlendirmek esaslı kriterlerden biri. Tabii bu dalda Ron Howard gerçeğinin özellikle üzerine basmadan parantezi kapatmak olmaz. ANA OYUNCU KATEGORİLERİNDE FAZLA MAĞDUR YOK Diğer kategorilere geçince ise ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalının bu sene bir iyi performans bolluğu içinde olduğunu söylemeliyim. Ama Emma Thompson’ın “Mr. Banks”teki (“Saving Mr. Banks”) P.L. Travers performansının, Naomi Watts’ın tepeden tırnağa hakimiyeti altına aldığı “Diana” kompozisyonunun, Paulina Garcia’nın “Gloria”da cesaret ve heyecan yüklediği orta yaşlı kadın portresinin ve Adèle Exarchopoulos’un 18 yaşındaki doğallığının, bedenini kullanma cüretinin bir yerlere gelmesi mümkündü. ‘En İyi Erkek Oyuncu’da ise aslında fazla seçenek yoktu. Toni Servillo’nun, makyajdan güç alınca ‘unutulmaz’ portreler çıkaran oyunculuk yeteneği “Muhteşem Güzellik”te (“La Grande Bellezza”) de canlanıyor. Bu performans, Hanks’ten de, Redford’dan da, Bale’den de daha yukarıda bana kalırsa. Ama kendi dilinde oynayan yabancı oyuncular, genelde ancak Hollywood’a sızmışsa bir şans elde edebiliyor. Onun yanına elbette “Aşk”ta Jonze ile müthiş bir işbirliği içinde bütün filmi sırtlayıp götüren Joaquin Phoenix’i de koymazsak ayıp olur. Kerem Akça’ya göre Oscar’da hakkı yenen aday adayları En İyi Film: Mother of George En İyi Yönetmen: Derek Cianfrance (Babadan Oğula) En İyi Kadın Oyuncu: Emma Thompson (Mr. Banks) En İyi Erkek Oyuncu: Toni Servillo (Muhteşem Güzellik) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Julie Walters (One Chance) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Daniel Brühl (Zafere Hücum) En İyi Özgün Senaryo: Upstream Color En İyi Uyarlama Senaryo: Il Futuro En İyi Görüntü Yönetimi: Mother of George En İyi Kurgu: Zafere Hücum En İyi Müzik: Muhteşem Gatsby En İyi Yapım Tasarımı: Muhteşem ve Kudretli Oz Yabancı Dilde En İyi Film: Büyük Usta (Yi Dai Zong Shi) Kerem Akça | HaberTürk
Burçların Seks Taktikleri!
Burçların seks yaşamları ve taktikleri ile ilgili öğrenmeniz gerekenlerKoç ErkeğiKoç erkekleri, her zaman, her yerde ve şartta seks yapabilirler. Burcun kadınları gibi onlarda seksi spor gibi ele alırlar. Biraz egoist davransalar da partnerlerini mutlu etmeden bırakmazlar. Aşk oyunlarını fazla uzatmazlar buna karşın sonuca çok geç ulaşmaları ve kısa süre de tekrar sevişebilmeleri partnerlerini mutlu eder. Romantik kadınların bu erkekten uzak durmaları gerekir.Koç KadınıKoç burcu aşk yapmasını sevdiği gibi bunu açıkça ifade etmekten de kaçınmaz. Son derece coşkulu ve acelecidir bu yüzden aşkta da zaman zaman sabırsız davranarak karşı tarafı şaşırtabilir. Aşırı heyecanlardan ve cesur davranışlardan hoşlanır. İlk adımı atmak onun için hiç de zor olmayacaktır. Fanteziye meraklı olduğu için tatmin edilmeyi bekleyen cinsel düşleri olabilir. Gerek erkek gerekse kadın olsun Koç insanları, ilişkiye girdikleri kişinin her defasında yeni bir kimliğe bürünmesinden hoşlanır. Bir gün ateşli bir gün çocuksu bir gün vamp bir sevgiliye sahip olmak her Koçun hayalidir.Seks Bitince Söylediği Hadi, bir daha….Favori pozisyonu Siz üstte olmayı seviyorsunuz. Bu yüzden size kovboy demek hiç de yanlış olmaz.Favori Mekânı Acelecisiniz yatak odasına kadar bekleyemezsiniz.
25 Soruda İnternet Yasası
T24 yazarı ve Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın bugün yayınlanan yazısında '25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen'i mercek altına aldı ve  düzenleme bu haliyle yasalaşırsa neler olacak sorusunu masaya yatırdı. 1- Türkiye'de internet kullanımına ilişkin temel veriler neler? Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, ülkede internete erişim imkânı bulunan hanelerin oranı yüzde 49.1. Yani her iki evden birinde internete erişim var. Yine TÜİK saptamaları, 16-74 yaş arasındaki nüfusun yüzde 49'unun internet kullandığını, her dört kullanıcıdan üçünün de internette 'haber, gazete veya dergi' okuduğunu gösteriyor. 2013 yılına ait bu oranlar, her yıl artış yönünde değişim gösteriyor. 2- İnternetle ilgili olarak TBMM Genel Kurulu gündemindeki yasa teklifi neden tartışma yarattı? Öncelikle teklifin yasalaşma sürecinde benimsenen yöntemden dolayı. Yaklaşık 40 milyon insanın hayatının ayrılmaz bir parçası olmuş internetle ilgili son derece önemli hükümler içeren bir yasa teklifi için internet yayıncılarının, haber sitelerinin, bilişim ve ceza hukukçularının, bu konuda görüşü önemli sivil toplum kuruluşlarının düşüncelerinin alınması beklenirdi. 3- Alınmadı mı? Hayır. Örneğin; T24'ün de temsil edildiği İnternet Medyası Derneği'nden, habercilikle ilgili son derece kritik hükümler içermesine karşın herhangi bir görüş sorulmadı. 4- Peki konu parlamentoda bağımsız bir yasa teklifi olarak mı gündeme getirildi? Hayır, bu da yapılmadı. Toplumun bütün kesimlerini, nüfusun yarısından fazlasını ilgilendiren internet düzenlemeleri, milletvekillerince bağımsız bir yasa teklifi veya hükümet tarafından bağımsız bir yasa tasarısı olarak gündeme getirilmedi. AKP milletvekillerinin yasa teklifi, yaklaşık 130 madde içeren bir 'torba kanun'un içine itildi. 5- Torba kanun ne demek? Birbiriyle ilgisiz onlarca konu ve onlarca kanunda değişiklik yapan tek bir kanuna 'torba kanun' deniyor ki, bu metinler genelde 'torba' hacmini aşarak 'çuval'a dönüşüyor. İnternet düzenlemesinin de içine yerleştirildiği son torba kanunun resmi adı, internet ve içerdiği onlarca konuyla ilgili olarak tek bir ipucu bile vermiyor. 36 kanun ve 7 kanun hükmünde kararnamede değişiklik öngören TBMM Genel Kurulu'ndaki metin, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı' başlığını taşıyor. 6- Yani, internet düzenlemesi Bakanlar Kurulu'nun bu torba kanun tasarısı içinde mi TBMM'ye sevk edildi? Hayır! 'Tasarı' TBMM'ye sevk edildikten sonra AKP milletvekillerinin “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif'i torba tasarıya monte edildi. Hükümetin TBMM'ye 102 madde olarak sevk ettiği torba kanun tasarısı, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapılan eklerle daha da büyüdü ve 130 maddeye yaklaştı. 7- İnternet düzenlemeleri bugüne kadar hangi kanunla yapılıyordu? Bu konudaki temel düzenleme, TBMM'de 4 Mayıs 2007'de kabul edilen, 23 Mayıs 2007’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve tam adı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” olan 5651 sayılı yasada bulunuyor. 8- Tartışma yaratan internet sitelerine erişim sadece bu yasaya dayanarak mı engelleniyor? Temel düzenleme 5651 sayılı yasa. Ancak Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı’ndan (BTK) aldığımız listeye göre, 5651 sayılı temel yasa dışında devlete erişim engelleme imkânı veren 8 yasa ile 1 KHK daha var. Bu yasaların adları ve ilgili maddelerinin numaraları şöyle: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek-4 üncü maddesi; Tütün Ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendi; Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri (eski kanunda 56 ve 58., yeni kanunda 54, 55 ve 56. maddeler); Terörle Mücadele Kanunu’nun 6. maddesinin 4. fıkrası; Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 101. maddesi; Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis Ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi; Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6. maddesi; Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9, 76 ve 77. maddeleri. 9- Temel düzenleme olan 5651 sayılı yasa hangi noktalarda eleştiriliyordu? Temelde iki nedenle eleştirildi. Birinci eleştiri nedeni, internet sitelerine erişimin hangi durumlarda engelleneceğini düzenleyen 'katolog suçlar'ın kapsamı oldu. ikinci neden de; bazı hâllerde idareye, yargı kararına gerek duymadan erişimi engelleme imkânı sağlayan düzenlemeydi. 10- Katolog suçlar ne, nasıl bir kapsamı bulunuyor? Katalog suçlar, 5651 sayılı yasada internet sitelerine erişimin engellenmesine dayanak olarak gösterilen “suç listesi”ni ifade ediyor. Bu listede sayılan “suç”ların işlendiğine kanaat getirilmesi durumunda idare ya da yargı internet sitesine erişimi derhal engelleyebiliyor. Katalog suçlar yasanın 8. maddesinde sayılıyor. “Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi” başlığını taşıyan bu maddede katalog suç olarak sayılan 8 fiilin 7’si Türk Ceza Kanunu’ndan aynen bu maddeye nakledilen fiiller. Bunlar; 1- İntihara yönlendirme, 2- çocukların cinsel istismarı, 3- uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma, 4- sağlık için tehlikeli madde temini, 5- müstehcenlik, 6- fuhuş 7- kumar oynanması için yer ve imkân sağlama. TCK’da yer alan bu fiiller dışında Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’da yer alan suçlar da 8. maddede “katalog suçlar” arasında sayılıyor. Katalog suçlara ilişkin takibi BTK’ya bağlı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) yapıyor. Ancak katalog suçlar dışında kalan yayınlara ilişkin başvuru, ihbar ve şikâyetlere ilgili mahkemeler bakıyor. Örneğin “hakaret' suçuna ilişkin bir başvuru ile TİB değil, mahkemeler ilgileniyor. Bu nedenle bazen bir mahkemenin kapatma kararı aldığı bir siteden BTK veya TİB’in haberi olmayabiliyor. BTK yetkililerinin verdiği bilgiye göre, bazı mahkemelerin aldığı kararlar arasında 'Youtube'un erişiminin bütün dünyada engellenmesi' gibi, internetin doğasına aykırı hükümler de bulunuyor. 11- Mevcut yasaya göre, idare hangi durumlarda doğrudan erişimi engelleyebiliyor? Yayının yurtdışından yapılması durumunda idare, yani TİB, katolog suçlarda sayılan bütün durumlarda yayını doğrudan durdurabiliyor. Ancak yayın yurtiçinden yapılsa da eğer 'müstehcenlik' ve 'çocukların cinsel istismarı'na dair bir tespit varsa idare yine doğrudan erişimi engelleyebiliyor. 12- Bugüne kadar tartışma nerede odaklandı? 'Müstehcenlik' tespitiyle erişimin engellenmesinde. Zira, yargının bile standart içtihad geliştiremediği (Yargıtay'ın bu konuda birbiriyle çelişen kararları var) tartışmalı bir konuda idareye takdir yetkisi tanınması sorunlu sonuçlar doğurdu, doğuruyor. Kimine göre estetik bir görüntü başkasına göre erotik, müstehcen veya pornografik bulunabiliyor. İnternette bedelsiz 'aile' ve 'çocuk' filtreleri bulunmasına rağmen tanımı çok tartışmalı olan müstehcenliğe 'nerede görülürse görülsün yok edilmesi gereken bir tehdit' olarak yaklaşılması ve erişimi engellerken yargı kararı aranmaması ciddi sorunlar yaratıyor. 13- Mevcut yasanın uygulanmasından çıkan sorunlar Türkiye için nasıl bir görüntü doğuruyor? Türkiye internette giderek 'yasakçı' eğilimleriyle öne çıkan bir ülke olarak değerlendiriliyor. Şu değerlendirmeler, Avrupa Birliği'nin Ekim 2013'te açıkladığı son Türkiye İlerleme Raporu'ndan: 'Kamu görevlilerinin basın üzerindeki baskısının devam etmesi, yaygın oto sansür, eleştirel gazetecilerin işten çıkarılmaları, internet sitelerinin sık sık yasaklanması ve ifade ve basın özgürlüğünün uygulamada görsel işitsel alandaki düzenleyici makam tarafından ve yargının yaklaşımı nedeniyle engellenmesi dâhil olmak üzere, sorunlar devam etmektedir.' (Sayfa 13) 'İnternet sitelerinin orantısız kapsam ve süreyle yasaklanması devam etmiştir. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), yasaklanan internet siteleri ile ilgili olarak, Mayıs 2009’dan bu yana bir istatistik yayımlamamıştır. Yasaklanan internet sitelerini takip eden bağımsız bir internet sitesinin Eylül (2013) ayında yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’de 32 binden fazla internet sitesine erişim sağlanamamaktadır.' (Sayfa 53) 'İfade özgürlüğünü sınırlayan ve vatandaşların bilgi edinme hakkını kısıtlayan, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un Avrupa standartlarına uygun olarak revize edilmesi gerekmektedir.' ( Sayfa 53) 'İnternet kullanımını düzenleyen kanun, siyasi ve ahlaki olarak uygunsuz bulunan bazı LGBTI ve diğer bazı internet sitelerine karşı kullanılmıştır. Görevi yaptırmamak için bir memura karşı direnmeye ilişkin Ceza Kanunu hükmü, taciz suçlamalarına karşı çıkmak amacıyla sık sık kullanılmıştır. (Sayfa 60) 14- Mevcut yasa ve uygulamalar AB'nin Türkiye İlerleme Raporu'nda bu kadar eleştirilirken, TBMM gündemindeki torba kanun içinde daha da ileri sınırlamalar mı öngörülüyor? Tek kelimeyle evet. Mevcut yasada yapılmak istenen değişiklik konusunda iki temel sorun var. Birincisi; yargı kararına ihtiyaç duymadan idareye doğrudan tanınan erişim engelleme yetkisini alabildiğine artıracak hükümler öngörülüyor. İkincisi; internet kullanıcılarının bütün trafik bilgilerinin, istendiği anda idareye, yani TİB'e teslim edilmesi hükme bağlanıyor. 15- İdareye tanınan doğrudan erişimi engelleme yetkisi nasıl artırılıyor? Mevcut yasanın 9. maddesine yapılan bir ekle, bugüne kadar sadece 'müstehcenlik' ve 'çocukların cinsel istismarı' ile bir ölçüde sınırlı tutulan idarenin doğrudan erişim engelleme yetkisi son derece esnek ve tartışmalı kavramlarla alabildiğine genişletiliyor. Mevcut yasanın 9. maddesine 'Özel hayatın gizliliğinin veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde erişimin engellenmesi doğrudan başkanlık tarafından yapılır” hükmü eklenmek isteniyor. 'Özel hayat' gibi, habercilikte herkes için değişik sınırları bulunan, yargının bile yıllardır standart ölçütler geliştirmekte zorlandığı bir kavram, yeni düzenlemeyle TİB ve TİB Başkanı'nın bir internet sitesindeki haberin veya görsel malzemenin doğrudan yayında kaldırılmasına gerekçe yapılmak isteniyor. Böylece, örneğin yolsuzluk iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada hükümet üyesi olan babasıyla konuşan bir oğulun mahkeme kararıyla dinlenen telefon görüşmesine ilişkin haberlerin, yargı kararı olmadan, hükümetin atadığı bürokratlarca yayından kaldırılmasının yolu açılıyor. 16- Bu düzenleme, 2011 seçimleri öncesinde örneklerini gördüğümüz gizli çekilmiş özel hayat görüntülerinin, seks kasetlerinin yayınını derhal önleme amacına yönelik olamaz mı? İki nedenle olamaz. Birincisi; mevcut yasada idarenin zaten 'müstehcen' olarak değerlendireceği yayınları derhal ve doğrudan durdurma yetkisi var. Bu noktada, mevcut yasada da yargı kararı aranmıyor ki, bu durumun da sorunlu olduğunu yukarda vurguladık. Kaldı ki, Başbakan Tayyip Erdoğan , söz konusu seks kasetlerinin yayını üzerine, 'Orası onların özel hayatları değil, orası onların yatak odaları değil' diyebilmiş ve 'özel hayatı' sadece yatak odasına bağlayabilmişti. 17- İkinci neden ne? Mevcut yasaya, yargı kararına ihtiyaç duymadan TİB'in doğrudan erişim engelleme yapması için eklenmek istenen hüküm sadece 'özel hayat' demiyor. Sınırları son derece tartışmalı olan bu kavramın yanı sıra 'başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine bağlı olarak' da TİB'in doğrudan erişim engellemesi yapmasına imkân sağlıyor. Yani hükümetin atadığı bir bürokrat, 'başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak' gibi hiçbir sınırı bulunmayan uçsuz bucaksız bir alanda istediği haberi ve görsel malzemeyi, üstelik yayını yapan internet sitesinden de habersiz olarak doğrudan yayından kaldırabilecek. 18- Buna karşı yargıda itiraz mümkün olacak mı? Evet. Ancak burada sorun, yeni düzenlemenin 'yasaklamayı' sürecin başında temel hareket noktası olarak görmesi, yargıyı içerik engelleme aşamasında devre dışı bırakması. Yasaklamayı temel hareket noktası olarak gören anlayış, mevcut yasaya eklenmek istenen diğer düzenlemelerde de bulunuyor. 19- TİB'e doğrudan tanınan yetki dışında da yargı kararı olmadan yasaklama mı öngörülüyor? Evet. Yine mevcut 9. maddeye yapılmak istenen başka bir ekle, idarenin doğrudan engellemediği bir içerikte 'özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler' başkanlığa doğrudan başvurarak erişimin engellenmesini isteyebilecekler. TİB, yani idare, burada sadece başvuru sahibinin 'hakkın ihlaline neden olduğu öne sürülen ilgili yayındaki haberin-içeriğin adresini (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklamayı ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgileri' eksiksiz vermesine bakacak. Eksik yoksa TİB, 'bu talebi uygulanmak üzere derhal (yeni kurulacak) erişim sağlayıcılar birliğine bildirecek ve erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini en geç dört saat içinde yerine getirecek.' Böylece, örneğin bir haberde 'özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini' öne sürecek olanlar sadece TİB'e başvurarak söz konusu haberi yayından kaldırtabilecekler. Dikkat ederseniz, bu düzenlemede de bir yargı denetimi-kararı aranmıyor, içerik sağlayıcıdan, örneğin haber sitesinden savunma-görüş istenmiyor. Böylece, ilgili haber sitesinin kendi içeriğinden çıkarılan haberden ancak çıkarıldıktan sonra haberdar olabileceği bir düzen öngörülüyor. Bu hükümde yargı kararı, ancak bu yasaklamadan sonra devreye sokuluyor ve başvuru sahibinin 24 saat içinde sulh ceza hâkimine başvurarak karar çıkartması, aksi halde içeriğe konan tedbir kararının kendiliğinden kalkması öngörülüyor. Teklif, bu başvurularda hâkimin de en geç 48 saat içinde karar almasını öngörüyor. 20- İçerik sağlayıcıyı devre dışında bırakan başka bir düzenleme öngörülüyor mu? Evet. Yine mevcut yasanın 9. maddesinde yapılmak istenen değişikliğe göre, 'kişilik haklarının ihlâl edildiğini iddia edenler, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilecek' ki, benzer bir düzenleme içerik sağlayıcı ile sınırlı olmak üzere bugün de var. Teklifte, bu talebin içerik ve/veya erişim sağlayıcı tarafından en geç 24 saat içinde cevaplanması öngörülüyor. Ancak başvurunun yargıya yapılması durumunda, sulh ceza hâkimi içerik sağlayıcıdan savunma-görüş almadan ilgili içeriğin kaldırılmasına, bu tedbiri yeterli görmemesi durumunda bütün sitenin kapatılmasına karar verebilecek. 21- Yeni düzenlemede tartışma yaratan 'trafik bilgileri'nin paylaşımı ne anlama geliyor? Trafik bilgisi, internet kullanıcılarının hangi siteleri, o sitelerde hangi sayfaları ne kadar süreyle takip ettiklerini, kimlerle temasta olduklarını içeriyor. Mevcut yasada, erişim sağlayıcıların (örneğin TTNET, Superonline vs.) bu bilgileri altı aydan az, iki yıldan fazla olmamak üzere saklaması ve gizliliğini muhafaza etmeleri öngörülüyor. Yeni düzenleme ile bu konuda iki kritik değişiklik öngörülüyor. Birincisi; trafik bilgilerini saklama süresi uzatılarak alt sınır bir yıla çıkarılıyor. İkincisi de, mevcut yasada olmayan bir şekilde, 'başkanlığın (TİB'in) talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde başkanlığa teslim etmek' yükümlülüğü getiriliyor. Böylece idare, yine yargı kararı olmaksızın, internet kullanan herkesin hangi siteleri, sayfaları ziyaret ettiğine, bu sayfalarda ne kadar kaldıklarına, kimlerle temasta olduklarına ilişkin bütün bilgileri istediği anda alabilecek. Mevcut yasada bu durum, sadece 'faaliyetine son verecek içerik sağlayıcılar' için öngörülüyordu. 22- Yeni düzenlemeyle getirilmek istenen erişim sağlayıcılar birliği ne yapacak? Erişim sağlayıcıların tek çatı altında toplanması ve yayından çıkarma, yayın durdurma gibi mahkeme veya idare kararlarının artık bu birlikçe yapılması öngörülüyor. Böylece idare artık siteleri bizzat erişime engellemek gibi icrai bir süreçten ayrılarak, daha çok karar verici ve/veya tebliğ edici bir pozisyona çekilecek. Erişim ve yer sağlayıcılar, tebliğ edilen siteler için artık mevcut yasadaki ölçüt olan 'teknik imkânlar elverdiğince' değil, her durumda 4 saat içinde erişim engellemekle yükümlü olacaklar, aksi halde yaptırımla karşılaşacaklar. Erişim sağlayıcılar, erişimi engellenen sitelere, DNS ayarlarını değiştirerek yapıldığı gibi, 'alternatif erişim yollarını engellemekle' de yükümlü olacaklar. Erişim/yer sağlayıcılar için öngörülen yükümlülük ve yaptırımları, 'ceza hukukunda sorumluluğun şahsi olduğu' ilkesine aykırı bulan hukukçular var. Erişim sağlama hizmeti için birliğe üye olmak koşul haline getirilecek. Birliğin tüzüğü de, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'un (BTK) onayına tabi olacak. 23- Peki yeni düzenlemede hiç olumlu bir değişiklik yok mu? Var. Türkiye'de Youtube'un bile yasaklanmasına neden olan siteleri tamamen kapatma uygulaması, yeni düzenleme ile istisna haline getiriliyor. Yeni düzenleme, internet sitelerinde sadece ihtilaf konusu olan içeriğin, örneğin o site içinde adresi verilen (URL) haberin çıkarılmasını esas alıyor. Ancak ister yargı, ister idare tarafından içerik çıkarılmasına karar verilsin, bu süreçte içeriği sağlayanlara, örneğin haber sitelerine yer vermiyor, ihtilafın çözülmesinde onların görüşlerinin-savunmalarının alınmasını öngörmüyor. Siteler, genellikle ancak içeriklerinin engellendiğini öğrendikten sonra yargıya itiraz aşamasında sürece dahil olabiliyor. Yeni düzenleme, 'içeriğin engellenmesinin hak ihlalini engellemediği zorunlu durumlarda' sitelerin tamamen de erişime kapatılmasına imkân sağlıyor. 24- Peki internette özel hayat ve kişilik haklarının yaygın ihlali de bir gerçek değil mi? Evet, bu da bir gerçek. Ancak getirilmek istenen düzene ilişkin sorun, haklarının ihlal edildiğini öne sürenlerin başvuruları üzerine yapılacak denetim değil. Bu denetimin yargı yerine idare tarafından da yapılmasının öngörülmesi ve idarenin yetki alanının, bir hukuk devletinde kabul edilemeyecek kavramlar ve ölçülerle alabildiğine genişletilmesi. Yeni düzenlemeyle hükümetlerin atadığı bürokratlar hükümetlerin talimatları, istekleri, ihtiyaçları doğrultusunda haber alma hakkı ve ifade özgürlüğünü çok geniş bir alanda kısıtlayabilecek duruma getiriliyor. Diğer yandan, yeni düzenleme ile görevle ilgili suçlardan dolayı TİB Başkanı hakkında soruşturma başlatmak bakanın, TİB çalışanları hakkında soruşturma başlatmak da TİB Başkanı'nın iznine bağlanarak, yeni bir dokunulmazlık alanı açılıyor. 25- Düzenleme bu haliyle yasalaşırsa Anayasa'ya aykırılık doğacak mı? Bu haliyle yasalaşırsa düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi yüksek bir olasılık. Zira basının sansür edilemeyeceğinden yargı yetkisine uzanan bir dizi alanda tartışmalı bir düzenleme karşısındayız. Diğer yandan Anayasa'nın 90. maddesi, 'temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır' hükmünü içeriyor. Mevcut yasanın bile AİHM'de Türkiye'nin mahkûm edilmesine neden olduğunu unutmamak gerekir. Dolayısıyla yasanın uygulanmasında, yüksek bir ihtimal olmamakla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni esas alacak hâkimler de çıkabilir. Ancak, çok işletilmese de yargı için önemli bir ölçüt olan Anayasa'nın 90. maddesinin, internet içeriklerine erişim engelleme yetkilerini kullanırken idareyi durdurmayacağı açık. Düzenleme bu şekliyle yasalaşırsa, Türkiye, internet alanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden yeni cezaların yoluna revan olacak gibi görünüyor... Doğan Akın | T24
Reklam
Tutsak Penis: Bir MİT mi, Yoksa Gerçek mi?
Kulağa ucuz bir komedi filminden bir sahne gibi geliyor ama seks sırasında kenetlenip ayrılamayan çiftler insanlık tarihine yüzyıllardır eşlik eden bir hikaye. Ve en azından bazılarının gerçek olma ihtimali var. Acil servise koşturmak hiçbir koşulda hoş bir deneyim değil. Seksten sonra ambulansa atlamak zorunda kalmak da kuşkusuz buna dahil. Dr. Aristomenis Eksadaktilos ve ekibi, İsviçre'nin başkenti Bern'de bir hastanede 11 yıl boyunca acile kaldırılan vakaları incelemiş. Seksten sonra hiç de romantik olmayan koşullarda doktorun karşısına çıkanlar arasında kalp rahatsızlığı olanlar, felaket ağrılı bir migrene tutulanlar ya da birden bire herşeyi unutan amnezi vakaları var. Fakat BBC radyosunun Health Check (Sağlık Kontrolü) adlı programına konuşan Dr. Eksadaktilos, bir erkeğin penisini bırakmayan vajina konusunda, bunun büyük olasılıkla bir şehir efsanesi olduğunu ve kendisinin hiç tanıklık etmediğini söylüyor. Yalnız programın dinleyicilerinden iki kişi efsanenin bir hakikat olduğunda ısrar ederek BBC'yle iletişime geçti. İsmini gizli tutan bir kadın, ''Rahmetli kocamla benim başıma bir gece gelmişti.'' diye anlattı. ''Kocam kelimenin tam anlamıyla içimde takılı kalmıştı. Bunun orgazm sırasında vajinal kasların yoğun tepkisinden dolayı meydana geldiğini düşünüyorum.'' İlk ismi John olan bir başka dinleyici ise 14-15 yaşlarındayken bir kadının içinden çıkamayan Amerikalı bir pilotun ancak ambulansla hastaneye kaldırıldıktan sonra penisini serbest bırakabildiğini duyduğunu aktardı. İlerleyen yaşlarda Japon bir kadınla ilişkiye giren John, aynı talihsizliğin biraz daha hafif biçimde kendi başına da geldiğini söylüyor. Japon partneri ile ''çok keyifli dakikalar geçirirken'' penisini vajinadan çıkartamadığını farkeden John işi şakaya vurarak birkaç dakika uğraşmak zorunda kaldığını anlattı. Neyse ki bu deneyim ne partneri ne de kendisi için acılı geçmiş. İngiltere merkezli seks doktoru Dr. John Dean, her iki anlatının da inanılır olduğunu belirtiyor. Tıp çevrelerinde ''penis captivus'' (tutsak penis) adıyla bilinen bu olayın çok nadiren görüldüğünü de sözlerine ekliyor. Dr. Dean'e göre vajinanın içinde giderek şişen penis, kadının orgazm sırasında ritmik şekilde kasılmaya başlayan kasları arasında takılıp kalıyor. Erkeklik organı, vajinal kasların gevşemesi ile geri çıkma olanağı buluyor. Seks doktoru John Dean, ''tutsak penisin'', daha sık rastlanan ve daha ciddi bir durum olan vajinismus ile karıştırılmamasını istiyor. Vajinismus, kadının cinsel organındaki kasların gayrı ihtiyari kasılarak ilişkiye girmesini engellemesi hali. Ama Orta Çağ'dan tutun günümüze dek uzanan ''tutsak penis'' hikayeleri kamuoyunun konuya merakına ayna tutuyor. 1920'lerde Varşova'da meydana geldiği iddia edilen bir hikayede, parkta sevişirken ''tutsak penisten'' mustarip olan bir çiftin birbirinden ancak kadının anestezi altına alınmasıyla ayrılabildiği anlatılagelir. Gazetecilerin konuyu haber sütunlarına taşıması ise rivayet o ki, iki sevgilinin intihar etmesiyle son bulmuş. Ancak 1979 yılında tutsak penis anlatıları üzerine bir araştırması yayımlanan F. Kraupl Taylor, bu hikayeye şüpheyle yaklaşıyor. 1908 basımlı Çağımızın Seks Hayatı adlı kitabınn yazarı Iwan Bloch da hastaneye taşınıp kloroform ile bayıltıldıktan sonra vajinasındaki penisin çıkartılabildiği Alman bir kadını anlatıyor. Bremen kentinde limanın kuytu bir köşesinde birlikte olan çift, kadının ''istemsiz bir spazm'' ile parnterinin penisini tutsak alması neticesinde, çevreden geçenlerin insafına muhtaç kalıyor. Walther Stoeckel, 1933 yılında yayımladığı jinekoloji kitabında, cinsel beraberliklerini gizleyen çiftlerin birleşmesi sırasında ''tutsak penis'' vakalarıyla karşılaşılabildiğini ileri sürüyor. Bu görüş, uzmanlar tarafından artık paylaşılmasa da, gizlice sevişen çiftlerin tutsak penis sendromuna yakalandığına dair hikayelerde bir eksilme yok. Yakın zaman içinde Kenya, Malavi, Zimbabve ve Filipinler'den bu yönde gelen haberlerin ortak nokası, birbirine kilitlenip ayrılamayan sevgililerin yaşadığı gizli aşk. Kenya'da 2012'de meydana geldiği bildirilen bir olay, söylentiye göre aldatılan bir kocanın büyücüye gitmesini izliyor. Karısıyla birlikte olan adamın ''tutsak düşen'' penisi, anlatıldığına göre, ancak dualarla tekrar serbest kalıyor. Ve aldatılan kocaya yaklaşık 230 dolar ödemesi şartıyla... Fakat evlilik içinde tanık olunduğu söylenen tutsak penis vakaları da var. İngiltere Tıp Dergisi'ne yazdığı mektupta 1947 yılında meydana geldiğini söylediği bir vakayı anlatan Dr. Brendan Musgrave, Wight Adası'nda doktorluk yaptığı günlerde balayına çıkmış yeni evli bir çiftin odalarından sedyede çıkartılarak hastaneye taşındığını bildiriyor. Dr. John Dean'e soracak olursanız, bu hikaye de biraz abartılı olabilir, ''zira penisin tutsak kalması genelde yatakta biraz bekleyince kolayca atlatılan bir sorun.'' Ama Dr. Dean'a göre, ''Kendini bu durumda bulan birisi için her geçen saniye muhtemelen bir 10 yıla denk geliyor...''BBC Türkçe
Mükemmel Seks İçin İpuçları
Cinselliğin en büyük düşmanı nedir ? Tabiki sıradanlık. Eğer cinsel hayat ınınız takılmış bir plak gibiyse seks hayatınıza renk ve heyecan katmak için aşağıdaki ipuçlarına göz atabilirsiniz. Plan yapmadan seks yapın !Cinsel hayatı içinde bulunduğu sıradanlıktan kurtarmanın en etkili yolu işleri akışına bırakmaktır. Mesela sadece haftasonları yerine hafta içi küçük kaçamaklar yapabilirsiniz. Akışına bırakmak derken bu sadece zamanla olarak düşünülmemelidir. Seks esnasında hiç fantezi yapmıyorsanız yada değişik pozisyonları denemekten çekiniyorsanız cinsellik ten aldığınız tat zamanla azalacaktır. Hakimiyeti eliniz alın !Cinsel hayatınızı renklendirmenin bir başka yolu ise kontrolü ele almaktır. Parnetinizin ellerini bağlayarak işe başlayabilirsiniz. Siz onun en hassas yerlerine dokunurken o çaresiz olacak ve bu onu çıldırtmaya başlayacak. Eğer gözlerini de bağlarsanız daha heyecanlı ve zevkli anlar yaşabilirsiniz. Bazen önden sevişmeyiverin !Ön sevişmenin seks hayatınızda önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Özellikle kadınları seks e hazırlayan bu süreci zaman zaman pas geçmek cinsel hayat ınızın için faydalı olacaktır. Acele ile yaptığınız seks adrenalinle birleşerek daha fazla zevk almanızı sağlayabilir. Mekan değişiklikleri de cinselliğinizi renklendirebilir. Arabada yada mutfak tezgahında sevişmeyi denediniz mi? Yatakta ayıp olmaz !Seks sırasında partnerinizle etkileşim içinde olmanız çok önemlidir. Partnerinize açık seçik şeyler söylemeyi deneyin. Onu ne kadar isteğinizi ya da hoşuna gidip gitmediğini kulağına fısıldayabilirsiniz. Bu küçük öneriyi denemenizi tavsiye ederim. Sonuçlarına şaşıracaksınız. Tabiki bu açık seçik konuşma olayının da dozunu ayarlamak gerek. Saygı çerçevesi içinde , birbirini rencide etmeden yapıldığı sürece eğlenceli olacaktır.
Reklam
RTÜK'ten Yayınlanmayan Filme Ceza...
RTÜK henüz yayınlanmayan bir filmin, 50 saniyelik tanıtım videosunu müstehcen buldu ve TV 2 kanalına 20 bin lira para cezası verdi. RTÜK toplantısında 'Arkadaştan Öte' adlı filmin 1 Aralık 2013'de ekrana gelen fragmanı ele alındı. Tanıtımda, filmde yer alacak, 'Benden seksten başka birşey istemediğine yemin eder misin?' sözü ile, yatak sahneleri ekrana getirildi. RTÜK raporunda 'Bu ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla filmde, kadın ve erkeğin sadece seks birlikteliği yapmak için kurdukları arkadaşlık konu edilmektedir' denildi. RTÜK üyeleri de filmin tanıtımını 'Çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde' bularak, TV 2 kanalına 20 bin 419 lira para cezası verdi. Üst kurul üyesi Ali Öztunç ise 'Bir film daha yayınlanmadan, o filmin kısa tanıtımına dahi yaptırım uygulamak önceden denetim anlamına gelir. Artık, film, belgesel, klip vs. hiçbir ayrım gözetilmeden, görüntüye ve diyaloga yaptırım uygulanıyor' diyerek cezaya karşı çıktı. gazeteport
Sinema Tarihindeki En Korkutucu 20 Canavar
Sinema tarihinde oldukça fazla kötü karakter, canavar/yaratık bulunuyor bildiğiniz üzere. Klasik metafizik korku filmleri haricindeki bu yaratıklar, dönemlerine göre oldukça başarılı teknikler kullanılarak ortaya çıkarılmış. Hem yaptıkları, hem de görünümleriyle korkutucu olan canavarlardan 20 tanesini sizin için seçip, kısa kısa açıklamaya çalıştım. Bazıları duygusal fakat tehlikeli, bazıları korkunç ve tehlikeli, bazıları hem duygusal hem tehlikeli, bazıları sadece korkunç. İşte sinema tarihinin en korkutucu 20 canavarı...
Kadınlar Ne İster?
Kadınlar için küçük şeylerin inanılmaz önemi vardır bunları gerçekleştirirseniz herşey iyiye gitmeye başlar. Size işte kadınların erkeklerden ne istedikleri konusunda birkaç kilit ipucu! Günümüzün kadınları büyükannelerinin hayal edebileceklerinden çok daha fazlasını başarmış durumda. Kadınlar politikada, kadınlar uzayda; kadınlar hayal edilebilecek her türlü mevkiide yer almakta. Kadınlar bugün güçlü, bağımsız ve cinsel olarak özgürler. Kadınların sosyal gelişimine rağmen, kadınların yine de hala kadın gibi davranılmaktan hoşnut olduklarını ve hala ara sıra şövalyeliği takdir ettiklerini duyunca şaşırabilirsiniz. Bunlar klişe gibi görünse de, iyi davranılmak isteyen her hanımefendide işe yarayacak ipuçlarıdır. Kadınların erkeklerden ne istediklerinin listesi: Mesajlarına cevap verin Çoğu kadın bir erkeğin ilgi düzeyini onunla bağlantıya geçtikten ne kadar zaman sonra cevap geldiği ile ölçer. Eğer cevap süresi uzunsa ise, bu demektir ki erkek kadınla çok ilgilenmiyordur. Şimdi, kadınlar ve erkeklerin iyi bir iletişimin nelerden oluştuğu konusunda farklı düşüncelere sahip olduğu bir sır değil ve demiyoruz ki o aradığında herşeyi bir kenara bırakmak zorundasınız. Sizin yoğun bir erkek olduğunuzu biliyor; o da yoğun. Kadınların erkeklerden istediği ertesi gün yerine müsait olur olmaz onları aramalarıdır. Bu eğer zamanınız yoksa bir e-posta göndermek veya destan yazmanız demek değil; bir iki cümle onunla ilgilendiğinizi düşünmesi için yeterli olacaktır ki bu tamamen bilmek istediği gerçekten budur. Onu sebepsiz yere öpün Seksi sevdikleri kadar kadınlar, hiçbir sebebi olmayan, hoş, derin bir öpücükten de çok hoşlanırlar. Bunun iki amacı vardır: Öpüşmenin verdiği derin zevke kendini vermesine olanak sağlar ve bu ona onu arzuladığınızı ve sadece seks için olmadığını ifade eder. Evet, siz etkileyici ve seksisiniz ve o da sizin için yaramaz olmayı seviyor fakat bazen de farklı bir bağa ihtiyacı vardır. Gerçekten kadınların erkeklerden istediğini yapmak için, hiçbir sebep yokken sürpriz bir öpücüğü deneyin; buna bayılacaktır. Buna bir de biraz elini tutmayı eklerseniz, günlerce yüzü gülecektir. Onunla dans edin Basitçe tercüme dersek, dans etmek bir kadına özel olduğunu hissettirir. Ne yazık ki, çoğu erkek dans ayakkabılarını giyme konusunda gönülsüzdürler, özellikle herkesin içinde. Tahmin edin neden? Kadın bu fikri muhtemelen kabul edeceği için, kadınınızla dans etmeniz için gece kulübüne gitmenize gerek yoktur. Eğer bir Marvin Gaye koyar ve oturma odasında onunla dans ederseniz çok heyecanlanacaktır. Müziğin kontrolü tamamen sizde olduğu için bu aslında sizin için bir avantajdır. Dansın başka yerlere gitmeye başlaması durumunda ona uygun olarak konum almalısınız. Onun için giyinin Kadınınızı dışarı çıkarmak için giyinmek onu etkilemenin en harika yoludur. Bunun elbiselerle ilgisi yoktur; bu onu süslenmeye değer bulduğunuzla ilgilidir. Onun bu tip bir çabaya değer olduğunu anlamasını sağlar. Ayrıca, hoş bir gömlek ve şık pantolonlar zıplama ve sıçramalarla erkeksi görünüşünüzü ortaya çıkarır; aşırı şık giyindiğinizi düşünebilirsiniz ancak şehvet katsayınız katlanarak göklere çıkacaktır. Dedikleri çok doğru: kadınlar yakıcı giyinen erkeklere gerçekten bayılırlar. Önemli dönüm noktalarını hatırla Bir kural olarak, doğum günleri ve yıldönümleri her zaman hatırlanmalıdır; bunlardan birini unutmak onu aşırı derecede önemli bulmadığınız mesajının gitmesine yol açar. Ne de olsa, o sizinkini önceden ezberlemiş böylece eğer onunki unutulursa kalbi büsbütün kırılacaktır. Onu gerçekten etkilemek için, büyük günler kadar önemsiz tarihleri de hatırlamaya çalışın. Onu sevdiğinizi söylediğiniz ilk an, onu ilk öptüğünüz tarih, birlikte ilk tatile gittiğiniz yer, ilk buluşmanızda ne giydiği bunlardan herhangi biri onu eritecektir. Onunla birlikte bir aktivite yapın Kadınların erkeklerden istedikleri erkekleri ile yatak odası dışında da vakit geçirmektir. Erkekleriyle hayatın içinde olmak isterler ve bu da üç boyutlu bir ilişki yaratmanın en iyi yoludur. Merak etmeyin, onun yoga kurslarına katılmanızı önermiyoruz; dağcılık, uzun yürüyüşler, tenis, bisiklete binmek veya birlikte eğlenebileceğiniz aktiviteler. Eğer ikinizde spordan hoşlanmıyorsanız, gerçekten iyi olduğunuz birşey deneyin. Ona gölde avlanmayı veya demir halkaları nasıl fırlatması gerektiğini öğretin kişisel ilginize bayılacaktır. Ailesini ziyaret etmeyi teklif edin Kadınlar, erkeklerin onların arkadaşları ile iyi anlaşmalarından çok hoşlanır. Fakat aile ile uyuştukları zaman, onlara taparlar. İşgüzar annesi ve babasından hoşlanmamış olsanız dahi, bir ziyaret önermek (bir yıllık bile olsa) kadınınızı sevindirebilir. Bu ona ailenin öneminin farkında olduğunuzu anlatır. Bu gerçekten samimi ve sıcak hissettiren bir tekliftir bu yüzden önermekten kaçınmayın. Önemli olan küçük şeyler Konu kadınların erkeklerden ne istediği olunca, küçük şeyler gerçekten önem kazanır. Bu listedeki maddeler aslında zor veya zaman alıcı şeyler değildir, fakat ne yazık ki genellikle erkeklerin gözünden kaçan şeylerdir. Bu da genellikle dırdırı ve diğer problemler olarak geri dönerek kadınların ihmal edilmiş hissetmelerine yol açar. Ona özel olduğunu hissettirseniz sizin için dünyanın öbür ucuna bile gidebilir; bu önerilerden bazılarını deneyin, emin olun daha önce oraya gitmiş ve onun için dönmüşsünüz gibi hissedecektir.
Reklam
Memelerin cinsellikteki işlevi ve evrimsel süreci
Göğüs lerin ya da meme lerin cinsel açıdan nasıl bir işlev i olduğunu hiç düşündünüz mü? İster açık olsun ister kapalı, ister yukarı kaldırılmış ister olduğu gibi bırakılmış, büyük ya da küçük, kadın ların meme leri her zaman cinsel açıdan çekici olmuştur. Moda dünyası değişkendir. Bazen kadın ın bacakları ön plana çıkarılır, bazen belinin inceliği vurgulanır. Ancak moda tarihinde erkekleri çekmek açısından göğüs lerin kullanılmadığı bir dönem hemen hemen yoktur. Bazı bilim adamlarına göre memelerin cinsel işlevi daha ağır basmaktadır. Günümüzde bebek malları bollaşmıştır ve annelerin sütleri eskiye oranla azalmıştır. Ancak kadının meme lere sahip olmasının temel nedeni süt üretimidir. Memelerin cinsellik teki rolü sadece insanlara özgüdür. Bütün memeli hayvanlar süt üretmesine rağmen cinsellik açısından bir işlevi yoktur.
İdeal seks saati bulundu!
Cumartesi 19:37... İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, çiftlerin yüzde 44’ü seks yapmak için Cumartesi 19:37’yi tercih ediyor. En çok seksi düşünülen zaman ise Cumartesi ve saat 16:33. Bu saatte birçok çift işte olduğu için isteklerini erteliyor.
Kaddafi'nin Korkunç Haremi!
Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin ardından özel hayatıyla ilgili korkunç bir ayrıntı ortaya çıktı. Buna göre Kaddafi’nin sarayında genç kızların seks kölesi olarak kullandığı ve zorla tutulduğu hücreler bulunuyordu.DIŞ HABERLER/ milliyet.com.trAlbay Kaddafi’nin sarayındaki bu hücrelerde Kaddafi genç yaştaki kızlara ve hatta erkeklere tecavüz ediyordu. Yüzlerce genç kız saraydaki bu tüyler ürpertici hücrelerde zorla tutuldu.İşin daha da ürkütücü tarafı eski diktatörün okulları ziyaret ederek kendine kurbanlar seçmesi… Kaddafi’nin seks hücrelerindeki yatak odaları 70’lerin tarzına uygun dekore edilmişti. İkiz bir yatağın bulunduğu bu odada Kaddafi 14 yaşındaki genç kızlara tecavüz ediyordu.
Reklam
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
'İnternette Ne Konuştuğumuzu Bile Görecekler'
Ali Rıza Keleş: Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek Alternatif Bilişimciler Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş , 'sansür' tartışmalarını da beraberinde getiren yeni internet düzenlemesiyle ilgili olarak, 'Hükümetin getireceği internet düzenlemesiyle, Türkiye’nin de interneti, Çin’deki gibi dünyaya kapanacak. Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek' dedi. Hükümet yolsuzluk operasyonuyla başlayan süreçte gelişmeleri kontrol altına almak için çeşitli hamleler yaparken şimdi de gündemde yeni internet düzenlemesi var. Bir torba yasa teklifi içinde gelen ve Meclis'te alt komisyondan geçen bu düzenleme 5651 sayılı internet yasasında önemli değişiklikler öngörüyor. Bilenler bu düzenleme için ¨internetimizi karartacak¨, ¨her adımımız izlenecek¨ diyor ancak hem teknik, hem de çok boyutlu olması nedeniyle mesele sıradan vatandaşlar tarafından tam anlamıyla anlaşılamıyor. Taraf gazetesinden Tuğba Tekerek , Alternatif Bilişim Derneği'nin Başkanı Ali Rıza Keleş’le “sansür” tartışmalarını da beraberinde getiren internet düzenlemesini konuştu. Tuğba Tekerek’in Ali Rıza Keleş ile yaptığı söyleşi şöyle: Diyelim ki ben bir haber sitesindeki içerik yüzünden kişilik haklarımın ihlal edildiğini düşünüyorum. Yeni düzenlemeye göre mahkemeye başvurup 24 saat içinde bu içerik için erişim engelleme kararı aldırtabiliyorum. Bu mağdur açısından harika bir şey değil mi? Harika ama mağdurun gerçekten mağdur olduğunu biliyor muyuz? 24 saat içinde neye göre karar verecek hakim? Bilirkişiye sorması gerekiyorsa sorabilecek mi? Belki de o site boşu boşuna kapalı kalacak. Mesela, erişim engelleme nedenlerinden 'müstehcenlik' başlı başına problem. Kime göre, neye göre müstehcen? Hakaret dediğimiz şey de oldukça muğlak. Başbakan'a ¨faşist¨ demek hakaret mi mesela? İfade özgürlüğü konusunda sicilimiz düşünülürse, bu kadar kısa süre içinde karar vermek hiç de sağlıklı sonuçlar vermeyecek. Bir kişinin internette kendisiyle ilgili yazılmış yüzlerce yazıyı bir anda hakimin önüne koyması da mümkün. O zaman hakim dosyaları ayrı ayrı inceleyip nasıl karar verecek? Diyelim ki karar verdi. Peki 24 saatte üretilecek yeni içerikleri ne yapacak? Onlar için bir daha mı başvuru gerekecek? Çok dinamik bir ortamdan söz ediyorsunuz. Oturup birinin sürekli incelemesi, 'bu iyi bu kötü' demesi gerekecek. Saçmalık! Ayrıca erişimi engellemek mağduriyeti gerçekten gidermiyor da. Peki, ne gideriyor? Bunun için yapılması gereken içeriğin kaldırılması. Hatta içeriği üretip internete koyanı bulup cezalandırmak. Erişim engeli ise sadece göz kapamak. Dünyanın geri kalanı görebiliyorken sadece biz gözlerimizi kapatacağız. 2007'de birkaç Atatürk'e hakaret videosu nedeniyle tüm Youtube'a erişim engellenmişti. Yeni düzenlemede URL temelli engelleme geliyor. Tek tek sayfalar engellenecek. Bu iyi bir düzenleme değil mi? Evet ama erişim sağlayıcıların bunun için çok yetenekli altyapılar kurması gerekiyor. Bu da... Erişim sağlayıcı dediğiniz? Abone olup internet hizmeti aldığınız TTnet, Smileadsl ya da Turkcell, Vodafone gibi şirketler. İnternette trafik o kadar yoğun ki, bu erişim sağlayıcıların URL temelli engelleme için çok yetenekli altyapılara ihtiyacı var. Bir filtre sistemiyle saniyeler içinde bütün sayfalara giriş isteklerin süzüldüğünü ve bir tür 'buna izin var mı yok mu' denetimi yapıldığını düşünün. Bu yetmiyor. Bir de yeni düzenlemeye göre erişim sağlayıcının, kullanıcı alternatif bir yöntem deniyor mu denemiyor mu, onu tespit etmesi gerekiyor. Mesela Fırat Haber Ajansı internette engellenmiş, ben o engeli aşmak için DNS ayarlarımı değiştiriyorum... Bunun gibi yöntemler mi? Evet, erişim sağlayıcı bunu tesbit etmek için altyapının içine derin veri analizi yapan cihazlar yerleştirecek. Bu çok detaylı bir inceleme anlamına geliyor ve buda mahremiyetimizin ihlali... Nasıl bir şey bu veri analizi? İnternet erişimimiz paketler halindedir. Kargo paketi gibi düşünün 'gönderici' ve 'alıcı'yı yazıp gönderirsiniz. Erişim sağlayıcı ¨bu paket ¨Tuğba'dan Facebook'a¨ deyip, bir postacı gibi çalışır. Ama alternatif yol kullanıp kullanmadığınıza karar vermesi için o paketin içini açıp bakması lazım. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek. Mesela yaptığım chat'i de görecek mi? Görme potansiyeline sahip olacak. Aslında böyle bir potansiyel hep vardı. Şimdi çok sistemli ve kolayca bunu yapabilecek altyapıya sahip olacak. Güvenli protokoller yani verinin şifreli olarak iletildiği trafiklerimiz için durum biraz karmaşık. Mesela Gmail'deki mailleşmeler... Bugünkü teknolojiyle bu tür bir iletişimin izlenmesi pek kolay değil. Ama eğer biz bu izleme mekanizmasına razı gelirsek, yarın bizden şifrelerin anahtarını isteyebilirler ya da bazı teknik ayıplı yöntemler kullanabilirler. Devlet erişim sağlayıcıya 'bu kişinin kimle ne konuştuğunu öğren' diyor mu? Hayır ama kurulacak altyapı buna imkân sağlıyor. Sistem kurulduğunda elde kocaman bir gözetim gücü olacak. Bunun hiç kullanılmayacağını düşünmek saflık olur. O datanın hem ticari hem istihbari değeri çok yüksek. Olağanüstü bir durumda, ya da olağan bir durumda yasadışı yollarla -çünkü devlet yasadışı işler de yapıyor- o bilgiler kullanılabilir ve yurttaşlar çok büyük mağduriyet yaşayabilir. Fişleme hala büyük problem, kimlerin başına nelerin geliyor. Siz sıradan bir yurttaş olarak devlet karşısında çok güçsüzsünüz. Halihazırda erişim sağlayıcılar bizim kayıtlarımızı tutmuyor mu? Tutuyor ama şimdi tutulacak kayıtlar çok daha ayrıntılı ve saklama süresi 1-2 yıla uzatıldı. Bir de kanun koyucu 'kayıtları tut' diyor, ama 'yok et, yok etmezsen şu kadar ceza' demiyor. Yaklaşım ¨onu bir cepte tut, sonra bakarız¨ Diğer ülkelerde tutuluyor mu böyle kayıtlar? Geçenlerde Almanya'yla ilgili bir şey okumuştum. Sadece bizim mevcut sistem gibi ayrıntılı olmayan kayıt tutuluyor. O da IP'nin bir kısmı karartılarak... Sadece yasal bir süreçte ilgili kayda erişim sağlanıyor. Neyin sansürlendiğini bilmeyeceğiz Bu teklif geçerse nasıl bir internetimiz olacak bizim? Herkesin bir derdi var, müstehcenlik, ticari itibar, telif hakkı, dinsel hassasiyet, ulusal hassasiyet, özel hayat... Artık çok kolay olduğu için herkes erişim engelleme kararı aldırtacak. URL temelli engellemeyle kapatılacak sayfaların sayısı çok artacak. Bu kararlar alındıkça biz de dışarıya kapanacağız. Bir-bir buçuk yılın sonunda bize ait bir internetimiz olacak, dünyadan kopartılmış, bir filtrenin arkasındaki bir internet... Çin'de şu anda ¨Çinnet¨ var, 'Onlar internete bağlanmıyor' desek abartmış olmalıyız. Biz de yavaş yavaş onlara benzeyeceğiz. Bir süre sonra neyin sansürlendiğini bilmeyecek noktaya da gelebileceğiz. Nasıl yani? Şu anda engellenmiş bir siteye girmeye çalıştığınızda mahkeme kararı çıkıyor karşınıza. Siz engellenmiş de olsa bir gerçek var, biliyorsunuz ve ona ulaşmak için alternatif yollar deniyorsunuz. Kurulacak altyapıyla sansürlenen sayfaların sansürlendiği görmeyebiliriz bile. URL tabanlı engellemeyi hangi ülkeler yapıyor? Bunu en iyi yapan Çin. İran'da yapılıyor. Bir de Suudi Arabistan'da yapılıyor. Avrupa'da Amerika'da yok mu? Bildiğim kadarıyla yok. Sadece çocuk pornosu gibi çok istisnai durumlarda alan adı veren firmaya gidip çözmeye çalışıyorlar. Blogspot, youtube gibi büyük siteler zaten ırkçılık, çocuk pornosu gibi içerikleri hemen kaldırıyor. Diyelim ki bir seks videosu çıktı bir Avrupa ülkesinde, ne yapıyorlar? Görmezden geliyorlar. Yapılması gereken de bu. Ya da çok gündem olduysa veya suç varsa veri koruma kanunu olduğu için siber suçlarla ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalamış oldukları için suçla mücadele edebilmeleri daha kolay. Ama biz ne kendi mevzuatımızı uluslararası hukuka uydurmuşuz, ne yıllardır bekleyen veri koruma kanunu geçirmişiz. Öyle olunca da yurtdışındaki firmadan bilgi istiyorsunuz ama yanıt alamıyorsunuz. Şimdi mevzuatınızı iyileştirmek yerine kuralları katılaştırıyoruz. Bir de Ulaştırma Bakanı ya da TİB Başkanı'nın özel hayatın gizliliğiyle ilgili bir durumda ¨emir verip¨ dört saatte erişim engelletme yetkisi var. Buna ne diyorsunuz? Hakikaten kral gibi. Birilerinin kendisini mahkeme yerine koyması hukuk devletinde kabul edilebilecek birşey değil. Bu yetki muhtemelen malum videoları engellemek için düşünüldü. Ama başka amaçlar için kullanılmayacağının garantisi yok, geniş bir yetki. Önü hiç açılmamalı. Biz bunları hiç konuşmamalıyız. Norveç’e boru döşeyebilirsin Engellenmiş sitelere DNS ayarını değiştirip girebiliyoruz. Yeni düzenlemeyle giremeyecek miyiz? Hayır . Peki engelleri aşmanın bir yolu olmayacak mı? Olacak tabii. Mesela İran VPN cenneti. Türkiye'de de insanlar yurtdışındaki şirketlerden 3-5 dolara VPN hizmeti alıp sitelere girecekler. VPN nedir? VPN hizmeti aldığınızda o hizmeti aldığınız ülkedeymişsiniz gibi bağlanıyorsunuz internete. Burayla hizmeti aldığınız ülke arasında bir boru döşediğinizi düşünün. Erişim sağlayıcınızı sadece bu borudan geçmek için kullanıyorsunuz. Borudan çıkınca, mesela Norveç'tesiniz. Erişim sağlayıcı benim VPN kullandığımı farketmeyecek mi? Farkedecek ama VPN yasal ve aslında başka amaçlarla kullanılan bir servis. İnternette herşey mümkün. Çıtayı yükseltme oyunu gibi bu... Devlet bir adım atıyor, insanlar da bir adım atıp onun üstüne çıkacak. Ben çok fazla insanın bu teknolojiyi kullanacağını düşünüyorum. VPN dışında yollar da var. Peki bu servisleri kullanmanın riskleri var mı? Var tabii. Bazıları güvenli, bazıları güvensiz. O servisleri kullanırken siz kötü niyetli, bilgilerinizi atabilecek servislere çok hassas bilgilerinizi vermiş oluyorsunuz. Devlet yurttaşlarını bunu yapmaya zorlamış oluyor. AİHM'in tersine AİHM'in internetle ilgili Türkiye'yi mahkum eden bir kararı vardı. Bu düzenleme, o karar doğrultusunda mı? Gerekçesinde AİHM kararına atıf yok. Burada herkesin beklentisi yasadan erişim engelinin çıkarılmasıydı. TİB'inre'sen erişim engelleme kararı vermesine neden olan katalog suçların sayısının azalmasıydı. Tam tersi oldu. AİHM kararının da tersine oldu; daha fazla katılaşacak sansür. Sizce internetle ilgili nasıl bir yasa yapmak lazım? Yasakları merkeze alan değil de pozitif bir düzenleme olmalı. Bir kere internet temel hak olarak düzenlemeli. BM raporlarında da bu artık böyle kabul ediliyor. Finlandiya gibi ülkelerde 4 MB'a kadar internet hizmeti ücretsiz. Bizim sayısal uçurum diye bir sorunumuz var. İnternet belli merkezlerde yoğun ama Mecidiyeköy'ün Kadıköy'ün dışına çıktığınızda kullanım hem nicel hem nitel olarak azalıyor. Bazıları web'i Twitter Facebook'tan ibaret sanıyor. Bu tür sorunları çözmeye ihtiyaç var. Bireyin özgürlüğünün merkeze alınacağı, yurttaşın güçlendirileceği, dünyayla daha barışık bir düzenleme şart. Yoksa gittikçe kendimizi dünyadan yalıtacağız. 'Erişim Engelleyiciler Birliği' Erişim Sağlayıcılar Birliği (ESB) diye bir kurum var tasarıda. Bu birlik ne yapacak? Bizim anladığımız tek görevi erişim engeli yapmak. Meslek odası gibi onların haklarını hukuklarını koruyacak bir birlik değil. Tüzükleri BTK onayına bağlı. Firmalar İstanbul'da olmasına rağmen, birliğin merkezi Ankara'da, herhalde TİB'e kolaylık olsun diye. Eskiden TİB bu firmalara tek tek erişim engelleme bildirimleri yapıyordu şimdi ¨Birliğe haber vermek tüm firmalara haber vermektir¨ deniliyor. Devlet kendine böylece engelleme için daha etkin bir sistem kurmuş oluyor.T24
Reklam
RTÜK'ün Ceza Verdiği 'Duygusuz Seks' Ne Kadar Mümkün?
İnsan ruh sağlığı açısından birine bağlanabilme kabiliyetimiz üzerinde çok çalışılmış konulardan biridir.Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), ‘Arkadaştan Öte’ adlı filmin TV tanıtımlarında kullanılan “Benden seksten başka bir şey istemeyeceğine yemin eder misin?” cümlesini çocuk ve gençlerin ahlakını bozucu olarak değerlendirdi. Böylece seks eylemi bir kez daha kirletici ve insan ahlakını bozucu bir yakınlaşma olarak tescillenmiş oldu. Peki, insan beyni açısından bakarsak içinde duygu barındırmayan bir seks yaşantısı ne kadar mümkün? İnsanlar için cinsel yakınlık anlık ya da mevsimsel bir aktivite değil. 'Libido' adını verdiğimiz cinsel olarak uyarılmışlık enerjisi ile yakınlık arayışı neredeyse gündelik yaşamın bir parçası. İster evrim diyelim, ister yaratılış, görünen o ki cinsellik hem bir başkası ile yakınlaşabilme, hem de bir bağlanabilme deneyimi. Çünkü kişi için akılda kalıcı bir haz deneyimine neden olan cinsel yakınlıklar bağlanma eğilimlerini tetikliyor. İnsan ruh sağlığı açısından birine bağlanabilme kabiliyetimiz üzerinde çok çalışılmış konulardan biridir. Dünyaya yeni gelen bir bebek anneye bağlanabilme kabiliyeti ile doğar. Arno Gruen, doğumdan hemen sonra annenin karnına yüz üstü bırakılan bir bebeğin, ilk beş dakika içinde kollarından aldığı destekle kafasını kaldırıp anne ile göz göze gelme eğiliminde olduğunu söyler. İlk beş dakika içinde kurulan bu ilk temas bebeğin sakinleşebilmesi için çok hayati görünmektedir. Bebek 72 saat sonra artık anneyi tanımış olacaktır, onu diğer kişilerden ayırabilir, onu görünce ya da dokununca sevindiğini gösteren tepkiler verir. İlk temel bağlanma sistemleri, bu temas yaşantıları sırasında oluşacak ve devamında kazanılan deneyimlerin toplam bilgisi, anne dışındaki kişilerle ilişki kurarken kullanılacaktır. Temas ve bağlanmayı bu kadar önemli kılan salgıladığımız hormonlar. Bu hormonlardan bir tanesi; sarılma, şefkat ve bağlılık hormonu olarak bilinen oksitosin. Kadınlarda çok kolaylıkla salgılanan bu hormonun bedendeki önemli etkilerinden biri döllenme ve doğum sırasında rahim yolundaki kasılmalara sebep olması. Böylelikle spermler, asidik ortamı nedeniyle daha kolay öldükleri rahim yolundan alkali bir ortam olan rahme daha hızlı geçebilirler. Oksitosin doğum sırasında da rahmin kasılmasını sağlar. Ve sonunda da anneden süt gelmesine neden olur. Bebeğin süt emerken meme ucunu vakumlaması da bu hormonu tetikler ve bu kez de süt kanalları kasılarak sütün bebeğe ulaşmasını sağlar. Biri ile sarılmak, okşanmak oksitosinin üretilmesini sağladığı için anne tarafından sık sık kucaklanan ve okşanan bebek, dünyaya gelirken en güçlü duyu organı olan teni sayesinde hissettiği duygular aracılığı ile bu hormonu salgılar ve anneye bağlanır. Yeterince ten teması kuramayan bakımhane bebeklerindeki erken bebek ölüm oranı daha yüksektir. Erkekler de birisi ile temas sırasında oksitosin salgılarlar. Orgazm olabilme sürecinde etkin bir rol oynayan oksitosin, orgazm sonrasında hemen bozunmaya başlar. Çünkü erkek gövdesinde etkin olan yüksek düzeyli dişil bir hormon uzun vadede olumsuz etkilere sebep olacaktır. Bu nedenle 'genel olarak', erkekler orgazm olduktan sonra kendi içlerine kapanır, konuşmak ya da temas kurmak istemezler. Oysa 'genel olarak' kadınlar daha çok sarılmak, bağlantıda kalmak isterler çünkü oksitosin dişi hormon sisteminin doğal bir parçasıdır ve bedendeki etkinliği sistem tarafından desteklenir. O halde cinsel ilişkiden sonra partnerinden uzaklaşan ya da çok eşli kadın ve erkeklerin bu eğilimlerini oksitosin seviyeleri ile mi açıklayacağız? Bunu söyleyebilmek için geçerli bir sebebimiz yok. Anımsanmalı ki, örneğin, sarılmak oksitosin salgılanmasına neden oluyor ve oksitosin seviyesi ise bağlılığı sürdürebilme ve pekiştirebilme kabiliyetimizde etkin. Bir döngü ile karşı karşıyayız. Şöyle bir örnekle açıklarsak; komik bir uyarana kahkaha ile yanıt verebilmemiz ne kadar mutlu olduğumuz yani serotonin düzeyimizle çok yakından ilgilidir. Ancak mutluluğu sürebildiğimiz sürece daha fazla serotonin üretiriz ve daha da mutlu olabiliriz. Buradaki döngü, tüm duygusal süreçlerimizde geçerlidir. Bu sistem, baskın bir ruh hali ve davranış değişimine neden olur; Sonunda yüksek sesle güleriz veya ağlarız ya da öfke ile bir şeyi parçalayıp 'sakinleşiriz'. (Aslında organizmalarımız, yaşamı sürdürmeyi amaçlayan denge halini koruma çabasındadır. Çünkü bir günle sınırlı olan zaman ve enerjimizi, olabildiğince doyurucu bir oranla uyumaya, beslenmeye, ilişkide olmaya, yalnız kalmaya, üretmeye ve dinlenmeye ayırmak zorundayız. Bu dengenin bozulması halinde depresyon, psikotik atak, anksiyete bozukluğu gibi tıp tarafından hastalık olarak tanılanmış, yaşam dengemizi bozan durumlar ortaya çıkar.) Temelde birbirine dokunmaya dayanan cinsel yakınlık bu nedenle her iki cinsiyet için de ruh sağlığı üzerinde sabır, hoşgörü ve sakinlik gibi etkileri olan oksitosinin salgılanması için oldukça önemli bir yaşantı. Bu açıdan bakınca 'Benden seksten başka bir şey istemeyeceğine yemin eder misin?' cümlesi, RTÜK gibi sansür kurullarınca değil, günümüz insanlarının neden yakınlaşmayı reddettiklerini ve bu yakınlığın yarattığı hazzı kısa kesmek istediklerini anlamaya çalışan bilim insanlarınca değerlendirilmeli gibi görünüyor.T24Mahmut Şefik Nil
Skandallar Kralı Dennis Rodman!
NBA yıldızı Dennis Rodman, aykırı kişiliğinin yanı sıra sivri diliyle de gündemin tepelerinde yer almaya devam ediyor.Kaynak: AMKSpor
Valilik 6 bilgisayar oyununu yasakladı
Balıkesir valiliği oyunlar için bir komisyon oluşturarak oyunları incelemeye aldı ve aşırı derecede şiddet , argo, cinsellik, uyuşturu vs içerdiğini gerekçe göstererek toplamda 6 oyunu internet cafelerde oynanmasını yasaklayan bir karar çıkardı.Oyunların +18 olduğunu açıklayan Valilik , internet cafelerin yaş ortalamasının genelde 18 yaş ve altı olduğuna dikkat çekerek oyunların bu ortamlarda oynanmasını yasakladı.İşte yasaklanan oyunlar ;- Grand Theft Auto- Hitman- Bloodrayne 1-2- Battlefield Vietnam- The Godfather 1-2- Metin 2
RTÜK, 'Duygusuz Seks'e İzin Vermedi
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Arkadaştan Öte filmindeki “Benden seksten başka bir şey istemediğine yemin eder misin?' gibi replikleri uygunsuz buldu T24 TV2'de yayınlanan Arkadaştan Öte filminin tanıtımında karakterlerin, 'sadece seks' yapmak için anlaşması, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) kanala ceza vermesi için neden oluşturdu. RTÜK raporunda, arada aşk olmadan cinsel ilişkinin genel ahlak yapısına ters olduğunu bildirdi. Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz 'ın haberine göre, RTÜK, 2014’te yayınlanması planlanan Arkadaştan Öte adlı filmin program tanıtımında, “seksin duygusal ilişki yaşanmaksızın pazarlık konusu edildiği” gerekçesiyle TV2 televizyon kanalına ceza kesti. RTÜK, ‘Arkadaştan Öte’ filminin tanıtımlarında kullanılan “Benden seksten başka bir şey istemediğine yemin eder misin?”, “Sadece seks”, “Mükemmel bir anlaşma” ifadeleriyle yatak odası ve ilişki görüntülerinin yayınlanmasını mevzuat açısından ele aldı. RTÜK uzmanlarının hazırladığı raporda şu ifadeler yer aldı: “Söz konusu filmin program tanıtımında ‘cinsellik’ olgusu, herhangi bir aşk ilişkisi veya duygusal bir birliktelik yaşanmaksızın kurulan arkadaşlığın, ilişkinin başlangıcında bir pazarlık konusu edilmesi ve şart koşulması şeklinde sunulmaktadır. Cinsel ilişki esnasından kimi görüntülerin seyirlik malzeme haline getirildiği ve izleyiciye sunulduğu anlaşılmaktadır. Ülkemizin kendi iç dinamikleri ve ahlaki kodları göz önüne alındığında, filmin öyküsünün ve sunduğu mesajların Türk toplumunun genel ahlak yapısal uygunluk göstermeyen görüntüler içerdiği görülmektedir.” Kurul rapora uyup ceza kesti Raporda, filmin geç saatlerde yayımlanması gerektiği vurgulandı. Üst Kurul ise değerlendirme toplantısında, uzmanların raporu doğrultusunda, TV2 televizyonuna ceza verilmesini kararlaştırdı. Ceza, mevzuatın “çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar, bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz” hükmüne dayandırıldı. Elbise reklamına ceza RTÜK ayrıca, Elle Style Awards Ödül Töreni’nin canlı yayınlayan CNN Türk televizyonuna sunucular ve törene katılanların giydiği kıyafetlerin markalarını söyledikleri ve kimlerin sponsor olduğunun açık açık belirtildiği gerekçesiyle ceza verdi. RTÜK uzmanlarının raporunda özellikle Buse Terim ’in elbisesi, küpeleri ve ayakkabılarına ilişkin ticari markaları ekrandan söylediğine dikkat çekildi. Üst Kurul, programda “gizli ticari reklam” ve “sponsor firmalar açıklandığı” gerekçesiyle CNN Türk televizyonuna ceza verdi.
Reklam