Yatakta İstediğinizi Elde Etmenin Yöntemleri
Tatmak, koklamak, dokunmak…Cinselliği bütün duyularınızla yaşamak istiyorsunuz. Birbirinizin vücudunu, arzularını keşfetmek…Havaya sokmak için Gün içinde ufak tefek adımlarla onu istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. Bunun için, başka şeyler peşinde koşmanız gerekmeyen hafta sonlarını tercih etmelisiniz. Sabah birlikte duş almak, saunaya gitmek, omuzlarına masaj yapmak yumuşak seks için güzel birer hazırlık.İpek ve saten Baş başa kalmadan önce uygun müzik ve mumlar sayesinde rahat ve çekici bir ortam yaratın. Saten ya da ipekten yapılmış gecelikler giyin, bırakın bu çekici kumaşları sizin üstünüzden o çıkarsın. Bu kumaşların verdiği hissi hem siz hem de o çok seveceksiniz.Adım adım erotizm Erotizmin havada hissedilmesini sağlayın. O konuşurken siz kendinizi okşayın. Bakışlarını istediğiniz vücut bölgelerine doğru yönlendirin.Isınma programları Zevki yaşamak istediğiniz tarafa doğru yönlendirin. Köpüklü bir banyo mu? Su küvete dolarken, siz ipek kimononuzla ortalıkta dolaşıp etrafa tütsüler yardımıyla aromatik kokular yayılmasıyla ilgilenin. Odanın içinde ihtiyacınız olan her şeyin hazır bulunmasını sağlayın. Kumaşlar, kayganlaştırıcı jeller, losyonlar, masaj yağları, tüyler…Değişiklik Bilinmeyen yüzlerinizi göstererek sizi yeniden keşfetmesini sağlayın. Daha önce yapmadığınız ufacık bir şey: Hep gözleriniz kapalı mı öpüşürsünüz, açık tutun ya da normalde yüksek sesli mi sevişirsiniz, sessiz olun. Sonra da bunu nasıl bulduğunu sorun: Hoşuna gitmiş mi? Böyle mi devam etmelisiniz? Sonuç: Duyularınız bu ufacık değişiklikle tam uyanıklığa geçecek.Yönetmen asistanlığı Kendinize yakın arkadaşlarınız arasından bir yardımcı seçin. Sevgilinize romantik bir sürpriz hazırlamak istediğinizi söyleyin ve bir film seti yaratırmış gibi organize olun. Siz yokken, evinizde atmosfer yaratma işiyle ilgilensin: Banyoyu suyla doldursun, mumları yaksın, dans edebilecek bir alan için eşyaları kenara çeksin. Ayrıntılardan bahsetmeseniz de olur.
Türk Kahvesinden Siyah Nokta Maskesi
Siyah noktalarınızdan doğal yollarla kurtulmaya ne dersiniz? O halde sizin için hazırladığımız bu maskeyi hemen deneyin, kusursuz cilde bir adım daha yaklaşın!Uygulayacağınız bu maske, siyah noktaları temizlerken, kan dolaşımını hızlandırıyor ve cilde tazelik katıyor. İşte, adım adım maskenin hazırlanışı…- 1 tatlı kaşığı Türk kahvesi- 2 tatlı kaşığı zeytinyağı- Türk kahvesi ve zeytinyağını yavaş yavaş karıştırın.- Maskeyi uygulamaya geçmeden önce cildinizi makyajdan ve kirden arındırın.- Parmağınızın ucuna karışımdan bir parça alın ve siyah nokta olan bölgelere hafif dairesel hareketlerle uygulayın.Kuru ciltler 15 günde bir, yağlı ciltler haftada bir, normal ve karma ciltler ise 10 – 12 günde bir bu peelingi uygulayabilirler.
Balık Yağı Faydaları
Beslenmemiz için gerekli olan unsurlardan biri olan yağların 1 gramının 9 kalori enerji sağladığını ve vücut tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asidi grubunun vücuda alındığında daha uzun zincirli yağ asitlerine dönüştüğünü biliyor muydunuz?Daha uzun zincirli yağ asitlerinin prostaglandin gibi hormonların habercisi olan eikosanoidlerin yapı taşlarını oluşturduğunu ve hormon benzeri bu maddelerin, hücre zarı oluşumunda etkili ve kan pıhtılaşması, yaraların iyileşmesi ve inflamasyonda görev aldığını belirten Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu; ‘Beynin kuru ağırlığının yaklaşık %15-30’unu oluşturan yağ asitleri nöral büyüme atağının gerçekleştiği gebeliğin son trimesterinden (7.,8.,9. aylar) 2 yaşa gelinceye kadar beyin ve retina hücrelerinde yüksek oranda birikmeye başlar. Yaşamın erken döneminde meydana gelen bu birikim beyin ve retinanın normal işlevleri ve gelişimi açısından önemli rol oynar ve çocuğun ileriki yaşamındaki nöral ve görsel işlevlerini etkileyebilir. Normal nörolojik gelişim açısından ilk 6 ay süresince bebeklerin tek besin kaynağı olarak anne sütü tüketmeleri, anne sütü almayan bebeklerin ise anne sütünün içeriğine yakın (%0.2-0.5 oranında DHA içeren) düzeylerde DHA ile zenginleştirilmiş mama tüketmeleri önerilir.•Gıdalara lezzet verirler.• Önemli organların etrafını sararak onları sarsıntı gibi durumlar karşı korurlar,• Proteinlerle birleşip lipoproteinleri oluşturarak hücrenin yapı maddelerini meydana getirirler.• Yağlar da karbonhidratlar gibi vücudun ısı ve enerji kaynağıdır.• Normal doku çalışması için önemlidir.• Besinler ile alınan yağlar, yağda eriyen vitaminlerin ( A, D, E, K ) emilmelerini ve taşınmalarını sağlarlar.• Yağlar enerji olarak depo edilebilir.• Damar, sinir ve organların korunmasında yardımcıdır.• Retina ve beyin gelişimi gereklidir.• Isı değişimlerine karşı yalıtım görevi yapar.• Midenin boşalma zamanını geciktirerek, tokluk hissi verir.• Deri yapısının devamlılığı için gerekli olan temel yağ asitlerini sağlar.Yağların fazlalığı ise kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Yağın vücutta fazlalığı durumunda;• İskelet üzerine fazla yük binmesi ve şişmanlık durumları ortaya çıkar.• Kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etki yapar.• Birçok organ etrafında birikerek hastalıklara yol açar.• Balık yağı genellikle balıketi ya da balık karaciğerlerinden elde edilir.• Balık yağları beyin için son derece gerekli olup; hafızayı güçlendirmek, enerjiyi ve konsantrasyonu artırmak, Alzheimer hastalığını, yaşlılığa bağlı depresyon gibi sorunları azaltmak için balık tüketilmelidir.• Balık yağı tümör gelişimini yavaşlatır.• Balık yağları ayrıca çocuk gelişimi için gereken yağ asitlerini uygun oran ve yeterli miktarda içerdiğinden çocukları diyetinde yer alması önemli bir ihtiyacı karşılar.• Uskumru, ringa, tuna, somon, sardalye gibi soğuk su (dip) balıkları yağlı olup, Omega-3’ten zengindir. Ayrıca hamsi ve palamut gibi ülkemizde çıkan balıklar da Omega 3’den zengindir.• Haftada iki-üç gün yağlı balıklardan yiyerek Omega 3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.• Omega-3’ten zengin gıdalar ile beslenenlerde takviyeye gerek olmayabilir.• Yaygın kanının aksine balık yağı şişmanlatmaz. Omega-3 yağ asitleri şekerlerden yağ yapan yağ asit sentez enzimini inhibe ederek yağ depolanmasını azaltır. Dolayısı ile kilo kaybını kolaylaştırır.• Ekmek, süt ürünleri, soslar ve margarin gibi gıdaların yer aldığı bu ürün grupları, Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleriyle zenginleştirilmiş çeşitli gıdalar çoklu doymamış yağ asidi alımını artırmak için önemli alternatifler sunar.• Yağların opak şişelerde saklanması ve ısı ve güneşe maruz bırakılmamaları gerekir. Fazla miktar da çoklu doymamış yağ asidi tüketimi serbest radikalleri artırır. Bu nedenle balık yağı alanların beraberinde mutlaka E vitamini gibi bir antioksidan alması gerekebilir.• Özellikle bazı balıkların (ton, köpekbalığı gibi büyük balılar) metil cıva ve diğer çevresel kontaminantları içerebildikleri bilindiği için; bu türlerden elde edilen balık yağlarını sık tüketmek önerilmez.• Alerjiler• Alzheimer• Anjinapektoris• Damar sertliği• Artrit• Demans• İmmün yetersizlikler• Kalp hastalığı• Kanser• Hipertansiyon• Hiperaktivite• Multipl Skleroz• Obezite• Kronik yorgunluk sendromu• Sedef hastalığı• Reye Sendromu• Diyabet• Enfeksiyon• Kistikfibroz• Öğrenme bozuklukları• Lösemi• Lupus• Malnütrisyon• Menopoz• Görme bozuklukları• Egzama
Hamilelikte İçilen Sigaranın Bebeğe Zararları
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin İngeç, ”Anne karnında sigaradan etkilenen bebekler, oksijen yetersizliğine maruz kalıyor. Buna bağlı olarak doğum sırasında bebek kolaylıkla sıkıntıya girebiliyor, ölüm riski ya da annenin sezaryene gitme ihtimali artıyor” dedi.Kadının hamilelikten önce kullandığı sigaranın gebelik şansını azalttığını ifade eden İngeç, hamile kalındığında ise birçok risk faktöründe artış yaşandığını belirterek, şöyle devam etti: ”Bunlar arasında gebeliğin düşükle sonuçlanması, erken doğum yapılması, gelişme geriliği, ’dekolman’ dediğimiz bebeğin eşinin erken ayrılması gibi durumlar görülebiliyor. Bu durum hem anne için hem bebek için hayati risk oluşturmaktadır. Bazı anne ölümleri açısından da risk arttırıcı faktördür. Bir diğer problem bebeğin eşinin doğum kanalına yakın yerleşmesi. ’Plasenta prevya’ dediğimiz bu durumda da yine gebelikte kanama riski artmakta, doğumun sezaryenle olma riski artmakta.”Anne karnında sigaradan etkilenen bebeklerin oksijen yetersizliğine maruz kaldıklarını anlatan İngeç, buna bağlı olarak doğum sırasında bebeğin kolaylıkla sıkıntıya girebileceğini, ölüm riski ya da annenin sezaryene gitme ihtimalinin arttığını söyledi.Bunun nedeninin sigaranın içindeki kimyasallar olduğunu vurgulayan İngeç, ”Sigaranın içerisindeki nikotin ve karbonmonoksit bilinen en önemli etkiye sahip olan iki madde. Karbonmonoksit, kanımızda oksijen taşıma kapasitesi için görevli olan hemoglobine oksijenden daha çok bağlanmakta ve oksijenin taşınmasını engellemektedir” dedi.İngeç, sigara kullanan kadınların yarısından fazlasının gebeliğinde de sigara içmeye devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: ”Biz ideal olarak en az gebelikten 2 ay önce sigaranın bırakılmasını öneriyoruz. İçmeye devam ediyorsa miktarını azaltmasını önermekteyiz. Tabii ki tamamen bıraksa herkes için daha iyi. Ancak gözlemimiz o ki genellikle gebelikten önce tek tük sigara içenler bırakmakta, ama çok sayıda yarım paket, bir pakete varan içiciler bırakamıyor. Bu da bebeği ve kendisi için riskler oluşturuyor.”Hamilelikte pasif içicilerde de benzer problemlerin görüldüğünü vurgulayan İngeç, şöyle konuştu: ”Tabi kısmen kendi içtiğine göre bebeğin etkilenme oranları daha düşük olmakta, çünkü sigara dumanı havada dağıldığı için ulaşan miktar azalıyor. Ama bunlarda da yine benzer sorunlar artıyor. Ben ailelerle konuşurken şu öneriyi söylüyorum, eğer kadın sigara içiyorsa, ’Bebeğinizi seviyorsanız sigarayı bırakın.’ Eğer kadın pasif içiciyse, eşi sigara kullanıyorsa bu sefer babaya söylüyorum ’Bebeğini seviyorsan ya içme ya da eşinin yanında içme.’ Ani ölüm, sebebi belirlenemeyen ölümler sigara içicilerinde daha fazla görülüyor. Sigaranın önemli problemlerinden bir tanesi ani ölüm riskini bebeklerde arttırması.”Nikotinin yağda eriyebilen bir madde olduğunu ifade eden İngeç, nikotinin plasentayı geçip bebeğe ulaşabildiğini, sigara içicilerinde annenin kan düzeyindeki nikotine göre bebeğe geçen nikotin miktarının daha fazla olduğunu belirtti.İngeç, doğumdan sonra sigara içen ya da sigaraya maruz kalan annenin kanında bulunan nikotinin süt yoluyla bebeğe geçebildiğini ifade ederek, karbonmonoksit gazının da anne sütünün kalitesinde azalmaya neden olduğunu söyledi.Sigara tüketiminin anne ve bebek sağlığı için son derece önemli olduğunu belirten İngeç, şunları kaydetti: ”Bazı problemler geri dönüşü olmuyor ve önceden tahmin edilemiyor. Gelişme geriliği olan bebekler incelendiğinde gelişme gerilikleri arasında önlenebilir sebeplerin en başında sigara geliyor. Diğer birçok nedene müdahil olamıyoruz. Bazı çalışmalar göstermiş ki özellikle yüksek oranda sigara tüketen kadınlarda bebeğin beyin dokularında da etkilenme olabiliyor. Beyincik dokusunda küçülme, beyin yapısında etkilenmeler izlenebiliyor. Sigaranın yan etkilerinin hemen hepsi içilen dozla orantılı. Yüksek dozlara ulaşıldığı zaman beyinde de etkilenmeler görülebiliyor.”
Reklam
Altın Takı Alırken Neye Dikkat Edilmelidir
Altın takı modellerini gerek yatırım amaçlı, gerekse süs eşyası, yada takı amaçlı olsun altın takı alırken dikkat etmemiz gerekir. Bu makalede altın takı alırken nelere dikkat edilmeli onu anlatmaya çalıştım. Derleme bir yazı oldu. Umarım sizlere yardımcı olur.Her şeyden önce altın takı alacağınız yerin güvenilirliğinden emin olun. Eğer altın takı satan online takı alışveriş siteleri ise, sektörde ne zamandan beri aktif olduğunu, lokalde mağaza var mı? gibi durumlara hassasiyet göstermeniz tavsiye edilir.  Kuyumcu mağazalardan alacağınızı düşünürsek, popüler olan altın takı mağazalarını seçmeye çalışın. Kuyumcu dernekleri tarafından denetlenen, yada diğer kurumsal takı mağazaların bayisi olan veya şubeli olan kurumsal altın mağazaları tercih edebilirsiniz.Altın takı alırken, ürünün özelliklerini belirten yazılı bir sertifika, fatura yada ürüne ait başka belge varsa isteyebilirisiniz. Bunu çoğu kuyumcunun sağlamayacağını düşünürsek bunun yerine kartlarının arkasına ürünün özelliklerini (gramını, ayarını) yazmalarını isteyebilirsiniz.Çoğu kuyumcu müşterilerinden aldıkları eski altın takıları, temizleyip güzelce bakımdan geçirip temizledikten sonra vitrinlerinde sergilemektedir. Bu etik olmayan duruma karşı dikkatli olun. Aldığınız altın takıların yeni olduğundan emin olmaya çalışın.En önemlisi aldığınız altın takı ürünün markası, damgasını, ve ürüne ait ayar bilgisi veya patentinin olup olmadığına dikkat etmenizdir. Eğer alacağınız altın takılarda patent ,damga ve özellikle ayar bilgisi göremezsiniz mutlaka nerede olduğunu sorunuz.  Ayarı belli olmayan altın takı damgasız veya patentsiz altın takı ürünlerden kesinlikle kaçının.
Reklam
IELTS Denkliği Kaldırıldı, Binlerce Kişi Mağdur
ÖSYM, yabancı dil sınavları eşdeğerliliklerini yeniden düzenledi. İngilizce sınavları için denkliği kabul edilen IELTS, TOEFL-CBT, TOEFL-PBT’nin eşdeğerlilikleri kaldırıldı. Binlerce akademisyen, yüksek lisans ve doktora öğrencisi zor durumda kaldı.ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’unda şu ifadeler yer alıyor: “Başkanlık tarafından farklı zamanlarda yapılan sıralama veya seviye tespit sınavlarının eşdeğerliği, her bir sınav sonucunun geçerlilik süresi ile Başkanlığın yaptığı yabancı dil sınavlarının uluslararası yabancı dil sınavlarıyla eşdeğerliliği, ilgili uzman raporlarına dayalı olarak, Yönetim Kurulu kararı ile belirlenir.” Bu kapsamda yapılan değişiklik ile IELTS’in yanı sıra TOEFL-CBT, TOEFL-PBT’nin de eşdeğerlilikleri kaldırıldı. Bundan sonra Türkiye’de ÖSYM’nin yabancı dil kuralı koyduğu durumlarda Almanca’da TELC Deutsch GmbH, İngilizce’de ise TOEFL-IBT, CPE, CAE, PEARSON PTE denk kabul edilecek. Eşdeğerliliği kaldırılan sınavlara 30 gün içinde yapılacak başvurulara eski tabloya göre eşdeğerlilik verilecek. Buna göre; başvuruların güncelleme tarihinden önce yapılmış olması kaydıyla, 30 gün içerisinde yapılan sınavlar için önceden yürürlükte olan tablo esas olacak. İngiltere menşeli, uluslararası geçerliliğe sahip IELTS, Türkiye’de özellikle akademik kadro başvurusu yapanların tercih ettiği bir sınavdı. Alınan bu ani kararla sınava hazırlanan binlerce kişi ve IELTS için özel olarak oluşturulmuş hazırlık kursları mağdur oldu.Zete
Dreamcatcher Dövmeleri
Kuzey Amerika Kızılderilileri kâbuslardan korunma ve kötülükleri yakalayıp yok edeceğine inanılan nesnedir.
Reklam
Kime, Neden Aşık Oluyoruz?
İnsanlık tarihi ile yaşıt olan aşkı, ‘benzerlik’ kavramı ile bütünleştiren Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Berrin Özyurt, “Saç ve göz rengi gibi fiziksel benzerliklerin yanı sıra, benzer psikolojik davranışlar da ilişkide çekiciliği artırıyor. Bu tür benzerlik gösteren kişiler arasında aşk daha yoğun yaşanıyor” dedi.Aşkı, hayranlık ve duygusallık gibi tutku yönelimli ifadelerle tanımlayan Yrd.Doç. Dr. Berrin Özyurt, aşk türlerini de değerlendirdi. Benzer özelliklerin yanı sıra kişilerin birbirlerini sık sık görmesinin de çekiciliği artıran bir durum olduğunu belirten Özyurt, şöyle konuştu: “Fiziksel ve duygusal olarak onaylanmak, çekicilik ve iletişim aşkın en önemli koşulları olarak kabul edilir. Aşk denildiğinde birini çok fazla düşünme, kendini iyi hissetme ve mutluluk gibi olumlu duygular içeren ifadeler akla geliyor.Ancak aşkta benzerlik kavramı çok önemliKişiler arasında saç ve göz renginin, yaşın, fiziksel ve psikolojik özelliklerin, ayrıca sosyal statülerin aynı olması aşkın daha yoğun yaşanmasında önemli bir etken. Örneğin, kişiler kendi çekiciliklerine yakın kişileri daha çekici bulurlar. Ayrıca aşina olduğumuz, hatta sık sık gördüğümüz kişileri çekici buluruz.”Günümüzde görülen aşk türlerini 6 kategoride değerlendiren Özyurt, mükemmel aşkı ise hem bulmanın hem de elde tutmanın zor olduğunu söyledi. Özyurt, aşk türlerini şöyle sıraladı:
Sapanca Gölü'nde Kara Göründü!
Sapanca Gölü’nün ortasındaki taşlar, kuraklığın artması sebebiyle ortaya çıktı. Göl çevresinde inceleme yaparken taşları fark edip görüntüleyen Muharrem Bucan, “Böyle bir kuraklık görmedim. Geçen yıla kadar su kayağı yapardık.” dedi. Kocaeli Müze Müdürü İlksen Özbay ise taşlarla ilgili incelemeyi en kısa zamanda yapacaklarını söyledi. Kuraklığın sürmesi sebebiyle Sapanca Gölü’ndeki su seviyesi azalmaya devam ediyor. Öyle ki metrelerce çekilen gölün ortasındaki taşlar ortaya çıktı. Taşları görüntüleyen ise çevreci Muharrem Bucan oldu. Bucan, “Sapanca Gölü’nün kıyısında fotoğraf çekerken, tesadüfen kara parçasını gördüm. Bir kayık bularak keşif için o bölgeye gittim. Taşların üzerine çıkarak çekimler gerçekleştirdim. Taşları inceledim.” dedi. Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan göldeki su seviyesi, kuraklık ve aşırı kullanım sebebiyle 30,44 kotuna düşmüştü. Bu durum endişelere sebep olmuştu. SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, Sapanca’daki tehlikeyi şöyle özetlemişti: “Su çekimi devam ederse göl içme suyu olarak da kullanılamaz hale gelecek. Göldeki ekolojik denge ve besin zinciri olumsuz yönde etkilenecek. Bu da Sapanca Gölü’nün içme suyu olarak elden çıkması anlamına gelir. Göl kısa sürede normal dengesine dönmezse arıtma sorunları ortaya çıkar.” Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu ise gölün artık aşırı su tüketimi sebebiyle kendi kendini besleyemez duruma geldiğini söylemişti. Çevreci Muharrem Bucan’ın gölün ortasındaki taşları görüntülemesiyle endişeler bir başka boyuta taşındı. Çocukken, kurak mevsimlerde Sapanca Gölü’ndeki bu taşların göründüğüne dair hikâyeler dinlediğini aktaran Bucan, “Tabii o zaman bize cami minaresi denirdi. Biz de öyle sanırdık. Ancak bugün gördüm ki cami minaresi değilmiş. Orada simetrik taşlar var. Dizilmiş. Ne için oraya konulduğu ve tarihi bir önemi var mı onu bilemiyorum. Araştırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göldeki kuraklığa dikkat çeken Bucan, “Bugüne kadar böyle bir kuraklık görmedim. Geçen yıla kadar su kayağı yapardık. Son aylarda ise göl metrelerce çekildi. Öyle ki bu kuraklık daha devam edecek. İçecek suyu için de zorlanacağımızı tahmin ediyorum.” diye konuştu. CAHİT KILIÇ | Zaman
KPSS'de İstenilen Hedefe Nasıl Ulaşılır?
Ülkemizde her geçen yıl önemi giderek artan Kamu Personel Seçme Sınavı(KPSS), memur olma hayali kuran adayların ciddi bir hazırlık sürecinden geçip, yüzbinlerle yarıştığı bir sınav haline dönüşmüştür.Her yıl sınava başvuran aday sayısının artmasıyla birlikte, istenilen bir kamu kurumuna yerleşmek için adayın alması gereken puan değeride giderek yükselmekte ve bir sorunun bile sıralamada ciddi değişiklikler yaptığı görülmektedir.Peki sınavdan iyi bir puanla çıkmak için adayların nasıl bir çalışma yöntemi izlemesi gerekir?Öncelikle KPSS'de P3 puanı ile B kadro adını verdiğimiz memur kadrolarına atanabilmek için adayların girmek zorunda olduğu Cumartesi Sabah oturumunda gerçekleştirilen Genel Yetenek-Genel Kültür testini analiz etmekte fayda vardır.2013 KPSS'den itibaren özellikle Genel Yetenek sınavında sorulan Matematik ve Türkçe testlerindeki soruların tarzı ÖSYM tarafından değiştirilmiş ve sınav ALES mantığına yaklaştırılmıştır. Sözel ve sayısal mantık yürütme sorularına verilen ağırlık adayların özellikle zaman açısından büyük zorluklar yaşamasına neden olmuştur.kpsscafe.com  olarak sınava hazırlanan adaylara yönelik önerilerimizden ilki , bu testteki başarı oranlarını arttırabilmeleri için kendilerine yardımcı olacak ALES kitabı almalarıdır. Özellikle süre sıkıntısı yaşamadan sınavda gelebilecek sorulara hazırlıklı olabilmek için adayların , KPSS kaynaklarından önce herhangi bir ALES yayınından bu tipteki sorulara çalışmaları sınavdaki Türkçe ve Matematik mantık yürütme sorularında elde edecekleri başarıyı arttıracaktır.Bu sorularda başarılı olan adayların diğer adaylardan bir adım önde olacağı aşikardır.İkinci bir önerimizde adayların piyasada bulunan birden fazla kaynaktan bu sınava hazırlanmaları ve yaptıkları her soru çözümünde mutlaka kendilerine süre vererek çalışma yapmalarıdır. Sınavın Genel Kültür kısmında ise geçmiş yıllara göre tek fark Tarih testinden 3 sorunun çıkarılması ve Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi adında yeni bir konunun eklenmesi olmuştur. Tarih testinden çıkarılan 3 sorunun yerine sınavda çıkan güncel soru sayısı 3'ten 6'ya yükseltilmiştir. Özellikle Şubat ayından itibaren her adayın ülke gündemini takip edip, haber izleyerek sınavda gelecek 6 tane güncel soruyu kaçırmaması gerekmektedir.ÖSYM'nin geçmiş yıllarda yapmış olduğu KPSS'nin 2006-2013 yılları arasında olan sınav sorularınında kendi web sitesinde olduğunu ve adayların sınava girmeden bu sorularıda deneme sınavı şeklinde mutlaka çözmesi gerektiğini hatırlatmamızda fayda var.Verdiğimiz önerilerin tüm adaylara faydalı olmasını ve istedikleri hedefe ulaşmalarını dileriz.
Reklam
Reklam
'Aşkı Anlatan En Güzel Kısa Film!'
'Menüde Aşk Var' ve 'Aşkı Anlatan En Güzel Kısa Film' isimleriyle sosyal medyada en çok paylaşılan kısa filmler arasında yer alan 'Kısmet Diner' adını kısa filmde kullanılan restauranttan alıyor.Yapım : 2013 / İngiltereYönetmen : Mark NunneleyOyuncular : Ilinca Rae, Matt Kyle, Jean Paul Dal Monte, Ian Chaplain, Alim Jayda
10 Adımda Kuvvetli Saçlar
Saçlarınız için demir açısından zengin gıdalar tüketin. Kuvvetli saçlar için temizlik, bakım ve kullanılan kozmetik ürünleri kadar, belki de daha fazla ehemmiyete sahip bir konu beslenme şeklinizdir. İşte kuvvetli ve gür saçlar için ihtiyaç duyulan olan vitaminler ve bu vitaminleri içeren besinler: 1- Demir İçeren Besinler Demir açısından zengin gıdalar tüketmeye dikkat edin. Fıstık, pekmez, keten tohumu, mercimek, patates, kırmızı et, tavuk eti, deniz ürünleri demir açısından zengin besinlerdir. 2- Çinko İçeren Besinler Ceviz, somon balığı, fıstık, badem gibi çinko açısından zengin besinleri tüketmeniz saç dökülmesini engelleyecektir. 3- Biotin Fasulye ve yumurta gibi biotin zengini gıdalar saç kırılmalarını önleyebilir. 4- Selenyum Fındık ve fındık ezmesi gibi selenyum açısından zengin gıdaları tüketmeye özen gösterin. Bu besinler saç derinize çok iyi gelecektir. 5- Kahvaltı da B12 B12 muhtevalı bir beslenme alışkanlığı sıhhatli saçlar için olmazsa olmazlardandır. Tavuk eti, yoğurt, süzme peynir ve yumurtayı beslenme alışkanlıklarınıza belli bir düzen içerisinde dahil etmelisiniz. 6- Karbonhidrat Tam hububatlı gıdalar ve meyveler sıhhatli karbonhidrat kaynaklarıdır. Karbonhidrat tüketiminize önem vermezseniz saç dökülmesi problemi yaşayabilirsiniz. 7- A Vitamini Peyniri yumurta, havuç, ıspanak gibi gıdalarda bolca A vitamini bulunmaktadır. Bu gıdalar saçlarınız için natürel saç kremi niteliğindedir. 8- Kalsiyum Süt, yoğurt, peynir, brokoli, susam ve ıspanak gibi gıdalar kalsiyum kaynaklarıdır. Kalsiyum saçı besler, büyütür. Ayrı olarak saydığımız bu gıdalar protein de içerdiğinden saçların kırılmasını da engeller. 9- Temizlik Saçlar haftada en az 2 kere yıkanmalıdır. Şayet yağlı bir saça sahipseniz yıkama sıklığını arttırmalısınız. Saç tam kurumadan uygun bir tarakla taranmalıdır. 10- Kepekle Mücadele Saç diplerindeki oluşan kepek saç derisinin rahat soluk almasını engelleyecek ve bu da saç dökülmesine kapı aralayacaktır. Kepeği önlemek için aşırı sıcak su ile saçlarınızı yıkamayın ve kesinlikle bol su ile durulayın. sizkadinlar.com
Reklam