Bill Gates, Steve Jobs'un Yaptığını Yapacak!
Bill Gates, Steve Jobs'un Apple'da gerçek yaptığı mucizeyi Microsoft'ta yapmanın peşinde!Microsoft'un yeni CEO'sunun duyurulması haberleri arasında en önemli haber, nihayet insanların ilgisini çekmeye başladı. Yıllar önce Microsoft'taki görevinden ayrılan ve emekli hayatı yaşayan Bill Gates şirkete geri dönme kararı aldı. Üstelik bu öyle alalade canı sıkılan emeklinin oyalanacak iş arama hevesi de değildi zira Bill Gates, mobil dünyada yaşanan gelişmelerin çok gerisinde kaldığı için işleri kötü giden Microsoft'u toplayıp yeni ürünler ve icatlarla yeniden parlak günlerine döndürmek için geri döndüğünü açıkladı.Yeni CEO Stoya Nadall'ın teknoloji danışmanı gibi çalışacak olan Bill Gates'ın karizması ve kurucu kimliği ile şirket içinde CEO'dan daha fazla sözünün geçeceğini tahmin etmek zor değil. Gariptir ki, teknoloji dünyasında kurdukları şirketleri zor durumdan kurtarmaları için kurucuların göreve çağrıldığı sık görülen bir olay. Ancak ne yazık ki bu formül her zaman işe yaramayabiliyor.Apple, iflasın eşiğindeyken, daha önce şirketten kovdukları Steve Jobs 'u yeniden çağırmış ve bu sayede iPod, iPhone, iPad gibi ürünlerle iflastan kurtulmuştu ancak her teknoloji şirketi Apple kadar şanslı değildi.Yine de şirketin kurucusunun tüm karizmasıyla yeniden cepheye çıkması, şirketteki tüm çalışanları motive ediyor. Bill Gates'in de bu avantajı kullanarak, sahip olduğu vizyonu genç beyinlerle buluşturması, Microsoft için devrimsel ürün ve hizmetler ortaya çıkarması bekleniyor. Bu sayede, yazılım devinin 2000'lere dek oturduğu tahtı geri alacağı tahmin ediliyor.Bill Gates gerçekten bunu başarabilecek mi? Genç yaşında ofiste yatıp kalkarak geliştirdiği işletim sistemlerinden sonra yaşlı bedeni zorlu çalışma koşullarına dayanabilecek mi, herkes şimdi bunu merak ediyor. Ancak şu da bir gerçek ki, Bill Gates çok büyük bir vizyoner ve aklındakilerin küçük bir bölümünü bile pratiğe dökerek kullanışlı bir ürün haline getirebilirse, Apple'ın iPhone ve iPad ile hayatımızda yarattığı farktan çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip.Bill Gates'in yeni çalışmalarının meyvelerini merakla bekliyoruz...
Yaş 70 Vücutta İş Bitmemiş
ABD’nin Georgia eyaletinde 27 yıldan beri vücut geliştirme sporu yapan 70 yaşındaki Sam Sonny Bryan, güçlü fiziği ve atletik yapısıyla görenleri hayretler içerisinde bırakıyor. 11 ay önce ilk kez bir yarışmaya girip üçüncü olan Bryan, çalışmayı çok sevdiğini, asla emekli olmak istemediğini söylüyor. Ülkenin güneyindeki Georgia eyaletinde yaşayan Sam Sonny Bryan, adeta zamana meydan okuyor. Gece vardiyasında forklift şoförü olarak çalışan Bryan, gün içerisinde ise iki kez salona gidip vücut geliştirme sporu yapıyor. 44 yaşından beri aralıksız vücut çalıştırdığını ifade eden Bryan, güçlü fiziği ve çevik yapısıyla görenleri kendisine hayran bırakıyor. Hayatında ilk kez 11 ay önce bir spor yarışmasına girip üçüncülüğü elde eden Bryan, çalışmayı çok sevdiğini, bu nedenle de emekli olmayı istemediğini ifade ediyor. İnsanın yaşının vücudu ile değil, bilinçaltıyla alakalı olduğunu savunan Sam Sonny Bryan, sabahları kuru pastırma, gözleme ve pişmiş yumurta tükettiğini ifade ediyor.
77 Kişinin Katili Anders Breivik'in İstekleri Herkesi Şaşırttı!
Norveç'te 77 kişiyi öldüren ırkçı Anders Behring Breivik, aralarında oyun konsolunun yenilenmesinin de bulunduğu talepler karşılanmazsa açlık grevine gidecek Norveçli aşırı sağcı Anders Behring Breivik , hapishane şartlarının iyileştirilmesini isteyip aksi halde açlık grevine gideceğini açıkladı. 35 yaşındaki Breivik , oyun konsolunda sadece çocuk oyunları oynamasına izin verildiğinden dert yanıp daha sofistike oyun talebinde bulundu. Norveç’te 22 Temmuz 2011’de düzenlediği saldırılarda çoğu çocuk 77 kişiyi öldüren ve 21 yıl hapis cezasına çarptırılan aşırı sağcı Anders Behring Breivik, hapishane şartlarından dert yandı. Kaldığı başkent Oslo’daki Ila ve güneydoğudaki Skien hapishanelerindeki koşulları ‘işkence gibi’ diye niteleyen Breivik, ‘kendisine daha sofistike video oyunları sağlanmaz ve diğer başka talepleri yerine getirilmezse açlık grevine gideceği tehdidinde bulundu. 12 maddelik talepler listesi AFP’ye gönderdiği mektupta hapishane yetkililerine geçen Kasım’da ilettiği 12 maddelik talepler listesini de açıklayan Breivik, günlük yürüyüşü için daha iyi imkânlar sağlanmasını, dış dünyayla daha iyi iletişim şartları sunulmasını talep etmiş. Bu taleplerinin ‘ Avrupa’daki insan hakları yasalarıyla uyumlu olduğuna’ dikkat çeken Breivik, ayrıca ‘kendisine acı veren sandalye yerine bir koltuk ya da kanepe verilmesini de istemiş. Breivik’in en ilgi çeken talebi ise PlayStation 2 oyun konsolunun daha yeni olan PS3 versiyonuyla değiştirilmesi isteği oldu. Breivik ayrıca ‘yetişkinlere yönelik oyunlarına erişim ve bu oyunlar arasında istediğini seçip oynayabilme imkânı’ da talep etmiş. Breivik, “Diğer mahkûmların yetişkin oyunlarına erişim imkanı varken benim sadece daha az ilgi çekici çocuk oyunlarını oynamama izin veriliyor. Bunlara bir örnek 3 yaşındaki çocuklara yönelik olan Rayman Revolution adlı oyun” ifadelerini kullandı. Breivik daha önceden de kaldığı cezaevini Irak’taki işkenceleriyle ünlü Ebu Garib Cezaevi’ne benzetirken, nemlendirici bulamamaktan yakınmıştı.T24
Reklam
Dreamcatcher Dövmeleri
Kuzey Amerika Kızılderilileri kâbuslardan korunma ve kötülükleri yakalayıp yok edeceğine inanılan nesnedir.
Reklam
Kime, Neden Aşık Oluyoruz?
İnsanlık tarihi ile yaşıt olan aşkı, ‘benzerlik’ kavramı ile bütünleştiren Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Berrin Özyurt, “Saç ve göz rengi gibi fiziksel benzerliklerin yanı sıra, benzer psikolojik davranışlar da ilişkide çekiciliği artırıyor. Bu tür benzerlik gösteren kişiler arasında aşk daha yoğun yaşanıyor” dedi.Aşkı, hayranlık ve duygusallık gibi tutku yönelimli ifadelerle tanımlayan Yrd.Doç. Dr. Berrin Özyurt, aşk türlerini de değerlendirdi. Benzer özelliklerin yanı sıra kişilerin birbirlerini sık sık görmesinin de çekiciliği artıran bir durum olduğunu belirten Özyurt, şöyle konuştu: “Fiziksel ve duygusal olarak onaylanmak, çekicilik ve iletişim aşkın en önemli koşulları olarak kabul edilir. Aşk denildiğinde birini çok fazla düşünme, kendini iyi hissetme ve mutluluk gibi olumlu duygular içeren ifadeler akla geliyor.Ancak aşkta benzerlik kavramı çok önemliKişiler arasında saç ve göz renginin, yaşın, fiziksel ve psikolojik özelliklerin, ayrıca sosyal statülerin aynı olması aşkın daha yoğun yaşanmasında önemli bir etken. Örneğin, kişiler kendi çekiciliklerine yakın kişileri daha çekici bulurlar. Ayrıca aşina olduğumuz, hatta sık sık gördüğümüz kişileri çekici buluruz.”Günümüzde görülen aşk türlerini 6 kategoride değerlendiren Özyurt, mükemmel aşkı ise hem bulmanın hem de elde tutmanın zor olduğunu söyledi. Özyurt, aşk türlerini şöyle sıraladı:
“Gülen Yüz” Simgeleri Gerçekten Güldürüyor
Yapılan araştırmaya göre ikonik sarı yuvarlaklar insanları gerçekten güldürüyor.İnternet ortamında ve sosyal paylaşım sitelerinde duyguların ifade edilmesi için yaygın olarak kullanılan “gülen yüz” gibi simgelere insan beyninin, artık gerçek bir yüz olarak tepki vermeye başladığı belirlendi.“Social Neuroscience” dergisinde yayımlanan araştırma, insan beyninin kimi zaman resimler kimi zaman da imla işaretleri kullanılarak yapılan ifade simgelerine tıpkı diğer insanların yüzlerine verdiği tepkiyi gösterdiğini ortaya çıkardı. Araştırmacılar, katılımcılar üzerinde yaptıkları deneylerde iki göz ile bir ağzın bulunduğu sarı yuvarlaklar ya da nokta ve parantez işaretlerinden oluşan simgelerin, beynin oksipitotemporal bölgesindeki yüz tanıma tepkisini harekete geçirdiğini keşfetti. İkonik sarı yuvarlaklar, ilk kez 1960′larda ortaya çıktı, 1982′den itibaren de “gülen yüz” adıyla günlük yaşamda sıkça kullanılmaya başlandı. İfade simgeleri, telefon mesajlarında, internet ortamındaki sohbetlerde ve elektronik postalarda yaygın olarak karşımıza çıkıyor.
Reklam
İstanbul Boğazı’nı Yürüyerek Geçen İlk İnsan
Suyun üzerinde yürümenin imkansız olduğunu mu düşünüyorsunuz? O bunu başardı... O her İstanbullu gibi bir boğaz sevdalısı idi. Boğazın eşsiz havasını solumayı herkes gibi o da severdi. Fakat o İstanbul Boğazı’na olan sevgisini herkesten çok farklı bir şekilde göstermek istiyordu. Leonardo Da Vinci‘nin tasarlamış olduğu bir ayakkabıdan haberdar olduktan sonra başlamıştı Atilla Hülagü’nün hikayesi. Eğer bu ayakkabı doğru kullanılırsa suyun üzerinde yürümeni sağlayabiliyordu. Bu ayakkabı Deniz Subayı olan Atilla Hülagü’nün ilgisini çekmişti. Farklı bir şeyler yapmayı arzulayan Atilla Hülagü eşini de yanına alarak bir ayakkabı yapımına başlamıştı. Yapacağı şey bir ayakkabıdan ziyade sanki kayığı andırıyordu. Yapım aşaması bile çok uzun sürmüştü bu ayakkabının. Öyle ki tam 2 yıl sürmüştü. Atilla Hülagü ve eşi çok zorlanmalarına karşın bu deniz ayakkabısını yapmışlardı. Beylerbeyi Astsubay Okulu’nun önünde yaptığı deniz ayakkabılarını denemeye başlayan Atilla Hülagü, aylar süren hesaplar ve çizimler sonucunda kendisini başarıya götürecek olan ayakkabıları yaptığına ikna olmuştur. Vapurların ve boğazın üzerine köprünün gölgesinin bile düşmediği 1963 yılında İstanbullular su üzerinde yürüyen birini görürler. Balta Limanı’ndan başladı Anadolu Hisarı’na kadar 56 dakika boyunca yürüdü. O gün, kaç kişinin ve kaç martının şaşkınlıktan birbiriyle çarpıştığı bilinmemektedir. Evet İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen ilk insandır Atilla Hülagü. İstanbul Boğazı’na olan sevgisini bizim gibi elimize geleni atarak değil, üzerinde yürüyerek göstermiştir. Ancak Atilla Hülagü ismi tarihin bilinmeyen sayfalarında kaybolmuştur. Bu konuyla ilgili araştırma yaparken şöyle bir habere daha rastladık bunu da ek olarak paylaşmak istiyoruz. Ne kadar üzücü bir halde olduğumuzu, tarihimize ne şekilde sahip çıktığımızı çok açık bir şekilde gösteren bir haberdir bu... SUDA YÜRÜMEK ARTIK MÜMKÜN Çinli bir lise öğrencisi olan Wang Wenting’in icadı olan ayakkabı sayesinde artık su üzerinde yürümek mümkün olabilecek. Çin’in Chengdu kentinde yaşamakta olan Wenting’in icadıyla İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçmek isteyenlerin hayalleri gerçek oluyor. Hem de yorulmadan ve ıslanmadan. Wenting, icadını mümkün olduğunca az enerji harcayacak şekilde su üzerinde kalabilen ördeklerden ilham alarak geliştirdiğini söylüyor. Dört yıl sürdü... Wenting’in su üzerinde yürümeyi sağlayan ayakkabılar için çok farklı malzemeler denemesi ve geliştirme süreci dört yıldan uzun sürmüş. 180 cm uzunluğundaki ayakkabılar bir çift ördek yüzgecine benziyor. Ayakkabılar yaklaşık 500 yuana yani yaklaşık 85 TL'ye mal oluyor. Wenting, daha şimdiden bir firmanın kendisine ürünü daha da geliştirmek ve pazarlamak için teklifte bulunduğunu söylüyor.
Kara Dul Filmi mi Geliyor?
Marvel'ın sayılı kadın karakterlerinden Black Widow'un (Kara Dul) filminin çekilme ihtimali üzerinde duruluyor Marvel evreninin öne çıkan sayılı kadın kahramanlarından Kara Dul / Black Widow karakteri üzerine bir film yapılma ihtimali söz konusu. İlk olarak 'Demir Adam 2 / Iron Man 2' filminde seyirci karşısına çıkan Kara Dul karakterini ünlü oyuncu Scarlett Johansson canlandırmıştı. Marvel'ın başkanı Kevin Feige, Total Film'e yaptığı açıklamada Kara Dul karakterinin 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' ve ' The Avengers 2: Age of Ultron' filmlerinde genişçe yer bulacağını, aynı zamanda kendisine ait bir filmin çekilmesinin de ihtimaller dahilinde olduğunu belirtti. Feige, 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmiyle ilgili olarak 'Bu filmde Kara Dul'un geçmişini, nereden geldiğini ve olduğu kişiye nasıl dönüştüğünü göreceğiz' diye konuştu. Onun hakkında daha çok şeyi, onu temel alan bir filmde öğrenmenin harika olabileceğini söyleyen Feige, bu konuda da kimi çalışmaların sürdürüldüğünü açıkladı. 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmi, modern hayata adapte olmaya çalışan Kaptan Amerika'nın bir yandan da SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir düşmana karşı dünyayı korumak için mücadele veriyor. Verdiği mücadele de ona destek olmak için Johansson'ın canlandırdığı Kara Dul ve Anthony Mackie tarafından canlandırılan Falcon da ona yardıma geliyor. Milliyet Sanat
İmkansızı Başarmak
Pekin'de yaşayan Li Wei isimli sanatçı, imkansız sanat adı verilen, herhangi bir rötuş olmadan yapılan bir tür fotoğraf stili oluşturdu. Aynalar, iskele ve tellerin yardımıyla akıllara durgunluk veren yaratıcı ve bazen de çok tehlikeli akrobasi ve performansla çekilen bu fotoğraflara siz de bir göz atmalısınız. HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat Sitesi Daha Fazlası Için Tıklayınız.
Reklam
Sapanca Gölü'nde Kara Göründü!
Sapanca Gölü’nün ortasındaki taşlar, kuraklığın artması sebebiyle ortaya çıktı. Göl çevresinde inceleme yaparken taşları fark edip görüntüleyen Muharrem Bucan, “Böyle bir kuraklık görmedim. Geçen yıla kadar su kayağı yapardık.” dedi. Kocaeli Müze Müdürü İlksen Özbay ise taşlarla ilgili incelemeyi en kısa zamanda yapacaklarını söyledi. Kuraklığın sürmesi sebebiyle Sapanca Gölü’ndeki su seviyesi azalmaya devam ediyor. Öyle ki metrelerce çekilen gölün ortasındaki taşlar ortaya çıktı. Taşları görüntüleyen ise çevreci Muharrem Bucan oldu. Bucan, “Sapanca Gölü’nün kıyısında fotoğraf çekerken, tesadüfen kara parçasını gördüm. Bir kayık bularak keşif için o bölgeye gittim. Taşların üzerine çıkarak çekimler gerçekleştirdim. Taşları inceledim.” dedi. Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan göldeki su seviyesi, kuraklık ve aşırı kullanım sebebiyle 30,44 kotuna düşmüştü. Bu durum endişelere sebep olmuştu. SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, Sapanca’daki tehlikeyi şöyle özetlemişti: “Su çekimi devam ederse göl içme suyu olarak da kullanılamaz hale gelecek. Göldeki ekolojik denge ve besin zinciri olumsuz yönde etkilenecek. Bu da Sapanca Gölü’nün içme suyu olarak elden çıkması anlamına gelir. Göl kısa sürede normal dengesine dönmezse arıtma sorunları ortaya çıkar.” Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu ise gölün artık aşırı su tüketimi sebebiyle kendi kendini besleyemez duruma geldiğini söylemişti. Çevreci Muharrem Bucan’ın gölün ortasındaki taşları görüntülemesiyle endişeler bir başka boyuta taşındı. Çocukken, kurak mevsimlerde Sapanca Gölü’ndeki bu taşların göründüğüne dair hikâyeler dinlediğini aktaran Bucan, “Tabii o zaman bize cami minaresi denirdi. Biz de öyle sanırdık. Ancak bugün gördüm ki cami minaresi değilmiş. Orada simetrik taşlar var. Dizilmiş. Ne için oraya konulduğu ve tarihi bir önemi var mı onu bilemiyorum. Araştırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göldeki kuraklığa dikkat çeken Bucan, “Bugüne kadar böyle bir kuraklık görmedim. Geçen yıla kadar su kayağı yapardık. Son aylarda ise göl metrelerce çekildi. Öyle ki bu kuraklık daha devam edecek. İçecek suyu için de zorlanacağımızı tahmin ediyorum.” diye konuştu. CAHİT KILIÇ | Zaman
Reklam
Türksat 4A Uydusundan İlk Sinyal Alındı
Bakan Lütfi Elvan, 'Türkiye'nin uzaydaki 5. uydusundan ilk sinyali, Türkiye saatiyle 8.30'da Avustralya'nın Gnangara yer istasyonundan aldık.' dedi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden dün gece başarılı şekilde fırlatılan Türksat 4A uydusundan ilk sinyalin, Türkiye saatiyle 8.30'da Avustralya'nın Gnangara yer istasyonundan alındığını bildirdi. UYDUNUN FIRLATIŞI BAŞARILI OLDU Bakan Elvan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin uzaydaki 5. uydusu Türksat 4A'nın fırlatılmadan 5 dakika 47 saniye sonra atmosferden çıktığını söyledi. Uydunun 9 saat 13 dakika sonra roketten ayrıldığını ifade eden Elvan, 'Uydunun 9 saat 13 dakika sonra Breeze-M'den başarıyla ayrılması, uydunun fırlatılışının başarılı olduğu anlamını taşıyor. Bu ayrılıştan sonra uydu, dünyanın etrafında dönmeye başladı. Roketten ayrılmasının ardından panellerini açan uydu, güneşten aldığı ışığı elektrik enerjisine dönüştürerek, çalışmaya başladı' diye konuştu. '2 UYDUNUN MALİYETİ 1.2 MİLYAR LİRA' TÜRKSAT 4A uydusundan ilk sinyalin, Türkiye saatiyle 8.30'da Avustralya'nın Gnangara yer istasyonundan alındığını anlatan Elvan, 'Türkiyemizin geleceğine büyük yatırım yapıyoruz. İki uydumuzun bize toplam maliyeti 1,2 milyar lira' diye konuştu. Elvan, Türkiye, Afrika, Avustralya, Japonya, İtalya ve Kanada istasyonlarından kontrol edilen uydunun, 24 Şubat'ta 50 derece doğu boylamına yerleştirileceğini ve 'Uydu Yayın Performansı Testleri'nin yapılacağını söyledi. UYDUNUN YOLCULUĞU 1 HAFTA SÜRECEK Bakan Elvan, 'Bir süre 50 derece doğu boylamında kalacak olan Türksat 4A, daha sonra Gölbaşı Kontrol İstasyonundan gönderilecek komutlarla 42 derece doğu boylamına yerleşmek üzere hareket edecek. Uydunun, 1 hafta sürecek olan bu yolculuğunun ardından 42 derece doğu boylamına yerleşerek, ticari faaliyetlerine başlaması planlanıyor' diye konuştu. MANEVRA ÖMRÜ 30 YILDAN FAZLA Mevcut Türk uydularına göre daha güçlü sinyal kalitesine sahip olan Türksat 4A uydusunun manevra ömrünün 30 yıldan fazla olacağını bildiren Elvan, TÜRKSAT 4A uydusundan yayın yapmak isteyen çok sayıda kuruluş olduğunu da sözlerine ekledi.sondakika.com
Google'ın Sonuçları Arasında Gizlenen 4 Arama
İnternet kullanıcılarının çoğu, gitmek istediği web adresini alan adı olarak yazmak yerine Google üzerinden arama yapıyor. Arama sonuçları için yapılan optimizasyonlar veya reklamlar bir yana dünyanın sayılı arama motorunun bazı kelimelerdeki sonuçları küçük bir tebessüm bırakıyor. Doodle ile özel günler için dönemsel yenilikler yapan Google’ın arama sonuçları için yaptığı özellikler kalıcı olmuş. Microsoft Excel 2000′de araba yarışı oynamak için WC sütunu bulmak kadar zor olmasa da İngilizce aramalarda yer alan özellikler olduğu için belki de hiç rastlamadığınız 4 arama sonucunu bir araya getirdim.
Nefret Edilesi 14 Şey (GIF)
Hayatınız bizim için önemli. O yüzden de nefret edeceğiniz 14 şeyi size gösterip sıkılmamanızı sağlayacağız.
Türk Fotoğrafçıdan İlgi Çekici Bir Çalışma: Yüzümüzün Sağı ve Solu Aynı mıdır?
Fotoğrafçı Eray Eren, insan yüzünün simetrik olmadığının değerlendirmesini yapmak için Asimetri adını verdiği bu çalışmaya imza atmış. Bildiğiniz gibi simetri, bir bütünün ortasından geçen sanal bir düzleme göre sağ ve sol parçalarının aynı olması olarak adlandırılabilir. İskelet sisteminde gözlemlenen asimetrik yapılanma gerek mekanik gerekse genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Fotoğrafçı bu çalışmasında, modellerin cepheden çekilen fotoğraflarını orta noktasından ayırarak her bir parçayı ayna görüntüsüyle tamamlamış ve insanların yüzlerinin sağ-sol taraflarının birbirinden farklı olduğunun değerlendirmesini yapmayı amaçlamış ve daha doğal bir sonuç elde etmek için fotoğraflara hiçbir müdahalede bulunmadan siyah beyaz olarak bizlere sunmuş. Eray Eren; 'Yüzümüz birden fazla özelliğe sahiptir, mükemmel simetri güzelliğin temel bir özelliği değildir.' diyor...
Reklam