onedio
Nedir Bu Meshnet?
Korsan Parti Hareketi'nden Avukat Serhat Koç Agos'a konuştu. Bilişim hukuku uzmanı olan Koç, “Halen 3 bin civarında sitenin resmi yollarla engellendiği görünüyor ama aslında halen Türkiye'de 500-600 bin site kapalı” diyor. Koç’a göre yeni yasa ise fişleme ve sansürü devasa boyutlara taşıyacak. Türkiye'de pek bilinmeyen bir uzmanlık alanın var. Buradan başlayalım. 'Bilişim Hukuku' diyorlar ama aslında böyle bir alan yok. Çünkü bilişimin altında bilgi teknolojileri yatar ve bilgi teknolojilerinin değmediği alan olmadığı için, değmediği hukuk alanı da yok. Hukuk dalları temeldir; ceza, idari, anayasa hukuku... Bunların hepsinde bilişimle alakalı şeyler var. Hepsi hakkında sürekli müvekkilerle iş oluyor ama şahsi olarak bu konular zaten ilgimi çekiyor, o yüzden yapıyorum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum, okurken de zaten fotoğraf ve bilgisayarla ilgileniyordum. Mezun olunca da fotoğrafçı veya bilgisayar mühendisi olamıyorum, bari bu insanların haklarını koruyacak bir alana yöneleyim, dedim. Türkiye'de bu işle ilgilenenlerin sayısı çok az. Türkiye'deki yasaların internete bakışı nasıl? Türkiye'de interneti doğrudan doğruya düzenleyen tek yasa 5651 Sayılı Kanun. Bu yasa interneti çok olumsuz ele alıyor. Yasanın konusu, internette yapılan suçlarla mücadele. Yani mücadele etmeye karar vermiş; desteklemeye değil. 2007’de 5651 Sayılı Kanun’un çıkış aşamasında da çok sayıda çocuk pornosu operasyonları yapıldı; medyada biri bin gösterdiler. Diyelim 100 kişi soruşturmaya uğradı, sadece 3'ü ceza aldı. “Biz çocukları koruyoruz” diyerek bir yasa yaptıklarını iddia ettiler. TBMM Genel Kurulu’nda, CHP'nin de isteğiyle, buna “Atatürk aleyhine suçları içeren kanun” da eklendi. Bu metin, o alanda çalışan uzmanların görüşlerini yansıtmıyordu. Vatandaş böyle bir kanunun olduğunu bile bilmiyor; insanlar sanıyor ki yasa değiştirilirken yeni şeyler geliyor. Aslında 2007'den beri var. Daha önce yoktu. Önce bilişim suçları diye bir tasarı düşündüler, sonra internet siteleriyle ilgili bir şey çıktı ve Cumhurbaşkanı’ndan döndü. Onları atlattık, işte bu yasaya takıldık. Bu anlamda, Türkiye'de interneti düzenleyen başka mevzuat yok. Bazı kanunlarda değinmeler var. Türk Ceza Kanunu'nda bilişim vasıtasıyla ya da bizzat bilişim sistemlerine karşı işlenen suçlar var. Mesela Facebook hesabının çalınması, özel olarak tanımlandı TCK'da. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda da bütün o eserlere ait hakların internette de ihlal edilebileceğinden bahseden yine özel maddeler var. Agos'un internet sitesi sürekli hackleniyor. Bu bir suç değil mi mesela? Evet, suç ama kim olduğunu bilemiyorsunuz, bilmek için teknik rapor gerekli ve hacklemeyi yapan kişinin de işi pek bilmeyen, acemi biri olması gerekir. Bilişim dünyasında her zaman iz kalır. Ama izin bulunması bazen çok uzun zamanlar gerektiren şifreleme yöntemleriyle bırakılmış olabilir. O kadar çok katman arkasındadır ki onu çözmeye çalışmak mantıksızdır. O yüzden o raporlar geldikten sonra meçhul bir şüpheli olarak şu şu IP numaralarında, şu tarihte, şu saatte bize saldıran diye… Savcı Telekom'a soracak, Telekom o IP'yi bulacak. O IP hangi internet sağlayıcıdan verilmişse o diyecek ki ben şu saatte bu IP'yi şu müşterime sağladım.  O müşteri de büyük ihtimal ya internet kafe çıkacak ya da 80 yaşında bir teyze çıkacak. Teyze mahkemeye gidecek ve ben bilgisayara dokunmadım diyecek. Böyle durumları binlerce kez yaşadık. Ondan sonra da zaten genelde beraat çıkar; suçlu da bulunamamış olur. Bu durumu sporda doping mevzuatına benzetiyorum. Dopingin önüne geçmek amacıyla Türkiye'de yapılan tek düzenleme kullanana ceza vermek. Ama dopingi kullanmaması için gereken altyapı hazırlanmıyor. Çözümden ziyade cezalandırma… Aynı şey 5651'de de söz konusu. 2007’den beri 8. madde nedeniyle pek çok site kapatıldı ama sitenin kapanmasına neden olan içeriği girenler yakalanmadı. Engelli web’de sanırım 3 bin küsür site gözüküyor ama o gerçekten buzdağının tepesi. Bugün Türkiye'de gerçekte 500-600 bin site kapalı ve bunların çok büyük bir bölümü müstehcenlikten kapalı. Geriye kalanlar siyasi nedenlerle kapalı ve o sitelere giren kişileri sorgulamıyor savcı, sadece siteyi kapatıyor. Aslında siteyi kapatmak çözüm değil. DNS numarasıyla yine girebiliyorum. Çünkü suç unsuru sayılan şeyler orada durmaya devam ediyor. Oysa mesela Almanya'da site kapanmaz, sadece içerik kaldırılır. İfade özgürlüğünün tek istisnası Nazizm. İfade özgürlüğünden yararlanmak için “nasyonal sosyalistim” deyip kurtarıyorsun ama “Nazi'yim” diyemiyorsun, Nazi sembollerini yayamıyorsun. O zaman içerikleri çıkarıyorlar. Altyapı var yani. İsveç gibi ülkelerde ifade özgürlüğü çok daha yukarıda. Şiddet çağrısı olmadığı sürece herkes her şeyi söyleyebiliyor. Sorunu çözmek istiyorsan içeriği çıkaracaksın; erişimi engellemeyeceksin. Sorunun köküne gidilmeli: Çocuk pornosunu internet üretmiyor. Çocuk pornosunu Filipinler'de, Rusya'da insanlar üretiyor. Onu kurutamadığın sürece etkisini internette görürsün. Türkiye’de devletin internetle ilgisi sadece siyasi amaçlı diyebiliriz miyiz? Şimdi iyiden iyiye öyle oldu. Dünyada sansür için dört tane temel kılıf var: Telif hakları, terörizm ve devlet sırrı, çocuk istismarı ve son olarak da şiddet çağrısı... Bunlar hep kılıf oluyor, ama temel nedeni gözetim. Devlet bunu istiyor. İnsanların internette neler yaptığını bilmek, takip etmek... Bunları görebileceği teknolojiler aynı zamanda sansür işlevi de görüyor. Devlet esasen fişlemek istiyor. Diğer yandan da telif lobisi sansürlemek istiyor. Devletin o yatırımı yapacak parası yok veya yapmak istemiyor, ama telif lobisinin var, onlar da parasını verip sansür mekanizmasını kurduruyor. Türk Telekom'un omurgasına kuruldu bu yazılım zaten. Bu yazılım, hem devletin hem de telif lobisinin işine gelecek. Önceki sohbetlerimizde 'meshnet'in çözüm olabileceğini söylemiştin. Nedir bu meshnet? Meshnet, şirketlerin çok işine yarayan bir mantık. Şirketler devletin ve internet servisi sağlayanların hiçbir dahiliyeti olmaksızın aralarında iletişim kurmak ister çünkü ticaret sırlarının, devletin hukuken göremeyeceği ama kafası attığında görebildiği teknik bir altyapıdan geçsin istemezler.  Dolayısıyla iki şirket kendi arasında özel bir ağ kurar ve bu özel ağa hiçbir şekilde üçüncü bir taraf dahil olamaz. Tamamen kriptoyla çalışır. Türkiye'de kriptoloji yönetmeliği de çıktı, ona da büyük itirazlarda bulunuldu. Devlet diyor ki “Kim kripto kullanırsa, anahtarını devlete verecek.” Ben de diyorum ki “Anahtarını devlete verecekse bu kriptonun mantığına aykırı.” Türkiye'de kripto şirketleri zaten söylediler bunu; “O zaman Türkiye'ye kimse kripto şirketi kurmaz” dediler. İşte meshnet böyle bir şey. Aynı zamanda büyük depremler, seller olduğunda klasik işletmecilerin kurdukları büyük ağlar çalışmayınca böyle daha küçük ağların çalışması mümkün. Bir de Türkiye gibi internet sansürü ve gözetiminin olduğu ülkelerde gözetimsiz, sansürsüz internete ulaşmak için kullanılabilir. Nasıl yapılıyor? Güvendiğiniz bir ülkeden örneğin İsveç veya İzlanda gibi, bir uydunet şirketi ile anlaşıp, çanak yoluyla internet almak ve o interneti yan binadaki arkadaşla, o da diğer bir arkadaşla paylaşa paylaşa bir meshnet ağı oluşturabilir ve sansürden kurtulabiliriz. FATİH GÖKHAN DİLER | Agos
Flappy Bird'de Hile Ortaya Çıktı
Flappy Bird çılgınlığı başladıktan sonra borulardan geçemeyenler sinir hastası olma yolunda ilerliyor. Flappy Bird’te de hile yapmanın yöntemleri ortaya çıktı.    Oyun skorunu yüksek tutmak için hileye başvurmanız gerekiyor. Bu sayede çevrenizdekilere ne kadar iyi bir oyuncu olduğunuzu gösterebilirsiniz… İŞTE O HİLELER
Klasik Tablolar Gerçeğe Hiç Bu Kadar Yakın Olmamıştı
Klasik tabloların yüzlerce farklı projeye alet edilerek karşımıza çıkmasına alışığız. Ama uzun zamandır, Rino Stefano Tagliafierro nun elinden çıkma muazzam iş kadar etkileyicisiyle karşılaşmamıştık. Stefano, 2.5D tekniğiyle Caravaggio dan Rubens e kadar uzanan ressamların efsanevi tablolarını neredeyse gerçekmişçesine animasyon haline getiriyor. İlk olarak GIF haline getirdiği tabloların, 10 dakikalık videoda aldığı son şekil gerçekten etkileyici. Daha Fazlası İçin
Reklam
100 Yıl Öncesinden “Selfie” Pozlar
Quora.com tarafından açılan en iyi selfie fotoğraflara yönelik bir içeriğe Amerika’dan Tom Byron, büyük büyük dedesi Joseph Byron Clayton’ın fotoğraflarını koyarak adeta tarihi bir gerçeği ortaya çıkarttı. 100 yıldan öncesine, 1909 yılına ait olduğu belirtilen fotoğraflarda Byron’ın dedesi ve arkadaşları, bugünün Instagram kareleriyle yarışabilecek selfie pozlar vermiş.Kendinden efektli olarak nitelendirebileceğimiz bu yüz yıllık pozlar, dönemin teknolojik imkansızlıklarına, kendilerini görebilecekleri bir ekran olmamasına rağmen iki kişinin desteği ile oldukça net bir şekilde elde edilmiş. Selfie fotoğraflar, o dönemde fotoğrafçı olan Joseph Clayton tarafından Londra’da çekilmiş. Şimdiye kadar çekilen en eski selfie pozlar arasında yer alan bu karelerde ne ördek dudak ne de 45 derece yana eğimli bir kafa göremedik. Ancak gelecek nesillere selfie alışkanlığı bırakmayı başardıkları kesin.
Kurtlar Vadisi'nde İkinci Polat!
Kurtlar Vadisi Pusu'dan teklif aldığını söyleyen Ebru Polat, 'Şu anda görüşmeler olumlu geçti' dedi.Türk televizyonlarının en uzun soluklu dizisi olan Kurtlar Vadisi Pusu, bu sezon da perşemde akşamlarının en çok izlenen yapımı olmayı başardı. Diziye renk katmak isteyen senaristler, yeni karakterler için kolları sıvadı.VADİ'YE İKİNCİ 'POLAT'Dizinin 213. bölümünde 'Baltazar' karakteriyle dahil olan usta oyuncu Murat Aydın, büyük beğeni kazanmıştı. Kadroya kadın oyuncu transferi için de çalışmalarını sürdüren senaristler, güzel şarkıcı Ebru Polat'a teklif götürdü.TEKLİFİ DOĞRULADIVadi ekibinden teklif aldığını sdoğrulayan Polat, 'Şu anda görüşmeler olumlu geçti' dedi.
Reklam
Nereye Gidiyor Bu Hologram Teknolojisi?
Filmlerde sıkça kullanılan hologramların bir gün gerçek olacağına hep inandık. Bugün bu hayale yakınız ama sahnelerin tam anlamıyla gerçek olmasına daha zaman var. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Outwork’ün kurucusu Cengiz Ayyıldız ve ekibi, dünyada ilk olacak bir proje üzerinde çalışıyor. Yıldız Savaşları’nda Prenses Leia’nın, sanal görüntü transferiyle “bana yardım et Obi-Wan” dediği günden bu yana, bilimkurgu filmlerinin en heyecan verici unsurlarından birisi hologram teknolojisi oldu. Sayısız filmde kullanılan hologramların bir gün gerçek olacağına hep inandık. Bugün bu hayale yakınız, ama film sahnelerinin tam anlamıyla gerçek olmasına daha zaman var. Teknoloji tabanlı etkinlik yönetimi şirketi Outwork’ün kurucusu Cengiz Ayyıldız’a göre Yıldız Savaşları’ndaki gibi hologram görüntü yapmak bugünün teknolojisinde mümkün değil: “Işığın yapısından dolayı dijital görüntüyü mutlaka bir yüzey üzerine yansıtmanız gerekiyor. Bu, gözle görülmeyecek kadar ince bir perde, şeffaf bir yüzey, buhar veya su olabilir. Ama bir taşıyıcı yüzey şart.” İstanbul merkezli şirketin kurucusu Ayyıldız, lisans eğitimini Doğuş Üniversitesi, MBA eğitimini ise Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapmış genç bir girişimci. Eğitiminin ilk yıllarından itibaren profesyonel çalışma hayatına adım atmayı hayal etmiş. Fark oluşturacak bir alana yönelmek isteyen Ayyıldız, 3 boyutlu görüntü sistemleri ve hologramlara merak salmış ve bu alanda etkinlik projeleri geliştirmek üzere Outwork’ü kurmuş. 2008’de kurulan şirket için gereken teknoloji tedarikini Polyvision sağlıyor, onun başında da kuzeni Aret Yıldız var. Cengiz Ayyıldız, piyasada şimdilik rakipsiz olduklarını ifade ederken, memnuniyetini gizlemiyor: “Türkiye’de bu alanda bizden başka, bu kadar büyük ölçekte iş yapan başka bir şirket yok. Bu işe çok emek verdik. Hologram ve görüntü işini beş senedir yapıyoruz ama araştırmalara uzun yıllar önce başladık. Danimarkalı holografik teknoloji şirketi Vizoo’nun Türkiye distribütörlüğünü aldık. Ama sadece ürün tedarik etmedik, Türkiye’deki ilk hologram defile, ilk indoor 3D mapping gibi projeler yaptık. 3D zemin grafik sanatçısı Kurt Wenner’ı Vestel için Türkiye’ye getirdik. Farklı neler yapabilirsiniz sorusuna doğru cevap veren 16 kişilik bir ekibimiz var. Çok özel talepler gelmesi durumunda dışarıdan da destek alıyoruz.” Hologram görüntü son yıllarda dünyanın çeşitli şov ve etkinliklerinde etkileyici biçimde kullanılan bir teknoloji. 2012’de Amerika’da düzenlenen Coachella müzik festivalinde, bundan 15 yıl önce hayatını kaybeden şarkıcı Tupac’ın sahnede Snoop Dog’la sanal düet yapması çok ses getirmişti. Burberry ve Diesel gibi moda markaları bu teknolojiyi defilelerinde uyguladı. Japonya’da ise Hatsune Miku adlı sanal animasyon karakterinin verdiği hologram konserler ise büyük ilgi gördü. “Dünyada iki tür hologram teknolojisi var, biz Free Format adlı teknolojiyi kullanıyoruz. Yeşil veya mavi fon önünde çekilen görüntüler veya animasyonlar, özel olarak ışıklandırılmış bir ortamda, gözle kolay görünmeyen holografik bir perdeye yansıtılıyor. Perdedeki görüntüler belirli bir mesafeden izlendiğinde holografik olarak görünüyor. Gerçekte 2 boyutlu bir görüntü izliyoruz, ama özel ışıklandırma, derinlik algısı ve göz yanılmasından dolayı sanki 3 boyutluymuş gibi algılıyoruz.” diyor Ayyıldız. Başbakan Erdoğan’ın İzmir’deki hologramlı parti toplantısını da organize eden Ayyıldız’ın belirttiğine göre çekim için yaklaşık 1 gün, post prodüksiyon içinse 2-3 gün harcanmış. Gösterilen ilgiye oldukça şaşırmış: “Çekimler esnasında gerek Başbakan gerekse ekibi oldukça rahattı. Bunun benzeri çok etkinlik yaptık ama bu teknolojinin Başbakan tarafından kullanılması büyük ilgi çekti. Bu projenin o hafta dünyada en çok konuşulan haberlerden birisi olacağını hiç tahmin etmiyorduk.” Siyasilerin hologramı kullanması yeni yeni yaygınlaşan bir durum. Bu teknolojiyi dünyada ilk kullanan politikacı Hindistan’ın Gujarat eyaleti başkanı Narendra Modi olmuştu. 53 ayrı organizasyonda bu teknolojiyi kullanan Modi, Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Kapısında hologram mankenin hoş geldiniz dediği ve bir bilimkurgu film şirketinin stüdyosunu andıran ofisinde konuştuğumuz Ayyıldız, “Peki nereye gidiyor bu hologram teknolojisi?” sorusu karşısında oldukça heyecanlanıyor: “Bu teknolojinin ucu bucağı yok. Şimdiye kadar hep mevcut teknolojiler üzerinde bir şeyler yapalım dedik ama şimdi yeni teknolojileri geliştirelim istiyoruz. Outwork ve Provision olarak üzerinde çalıştığımız bir projemiz var ve bu dünyada ilk olacak. Stereoskopik Hologram adı verilen bir teknikle 3 boyutlu televizyon veya sinemada aktif gözlüklerle izlediğimiz görüntüyü holografik olarak oluşturacağız. İzleyici üzerinde çok büyük etkisi olacak. Bir de yedi farklı ilde aynı anda yayınlanacak hologram konser projemiz var.” Bir girişimci olarak Ayyıldız’ın gençlere de tavsiyesi var: “Türkiye’de girişimcilik kolay değil. Üç önemli özellik şart; cesaret, sabır ve uzun vadeli hedef. Bu bir maraton, mutlaka engeller çıkacaktır, yılmamak gerekiyor. Rekabetin olmadığı yerlerde daha hızlı büyümek mümkün. Bu işlere girdiğimizde ilktik ve hâlâ tekiz. Bu tip alanları keşfetmek gerek.” DENİZ ERGÜREL - İSTANBUL
Taksitle Cep Telefonu Nasıl Alınır?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun kredi kartlarına getirdiği yeni düzenlemeler ile cep telefonu satışları taksitsiz olarak gerçekleştiriliyor.  Teknogram.com'un haberine göre, Türk halkı bu sorunu aşmanın da yolunu buldu. İşte o yöntemler -Sıradan sokak arası telefoncular “Kılıf alana telefon bedava” kampanyası başlattı. Bu sayede 9 taksite kadar cep telefonu alabiliyorsunuz ancak telefonun garantisi olmuyor. -Teknoloji marketlerdeki hediye kartlarını 9 taksitle alıp, kasaya beğendiğiniz telefonu verip hediye kartından tahsilatının gerçekleştirileceğini söylediğinizde 9 taksitle telefonunuzu almış oluyorsunuz. -Teknoloji marketlerde alacağınız telefon fiyatına yakın bir cihazı alıp 9 taksit yaptırın. Ardından hemen müşteri hizmetlerine geçip iade edin ve yerine telefon almak istediğinizi belirtin. Bu sayede 9 taksitle cep telefonu almış oluyorsunuz. -24 ay taksitle hem de konuşma, mesajlaşma ve internet paketli telefon alabilirsiniz. Turkcell, Vodafone ve Avea’nın kontratlı paketleri bitmedi. 24 ay taahhüt ederek aldığınız telefonu 24 taksitle alabiliyorsunuz. -Büyük teknoloji marketler kasada artık kredi veriyor. Cüzi bir faiz işlese de tüketici kredisi gibi kredi alıp telefonunuzun taksitini 24 ayda ödeyebilirsiniz. Bizim size tavsiyemiz ise gelecekte sahip olacağınız kazançlarınızı şimdiden harcamak yerine tasarruf edip harcama yöntemini seçmenizdir. Hem bütçeniz sarsılmaz hem de yasaları delmek zorunda kalmazsınız.
Son Derece Çarpıcı ve Yaratıcı 27 Reklam Afişi
etiket
Bazı reklamlar rahatsız edici ve saçma olabiliyor. Fakat iyi bir pazarlama stratejisi ve yaratıcı bir ekip ile harika reklamlar hazırlayabilmek mümkün. Bazılarını ilk bakışta anlamayabilirsiniz fakat biraz daha dikkatli bakın içerisinde harika bir mesaj veya mizah gizli olduğunu göreceksiniz. Keşke tüm reklamlar bu kadar yaratıcı olsa da biz de onlardan nefret etmesek. İşte yaratıcılık patlaması 27 reklam afişi...
Reklam
Şehzade Mustafa'nın Ölümü Herkesi Ağlatacak
Muhteşem Yüzyıl'ın 123. bölüm 1. fragmanı yayınlandı. Dizinin en sevilen karakteri olan Şehzade Mustafa, gelecek bölümde idama gidecek.Rüstem Paşa ve Hürrem Sultan'ın Şehzade Mustafa'nın adıyla İran Şahı'na yazdığı sahte mektuba şah Tahmasb'ın gönderdiği cevap mektubu Sultan Süleyman tarafından okundu. Şehzade Mustafa'nın kendisine ihanet ettiğini sanan Sultan Süleyman, Şeyhülislam Ebu Suud'a mektup yazarak böyle bir ihanetin cezasının ne olacağını sorar. Gelen cevapta ise katlinin vacip olduğu hükmü verilir.BEYAZLAR İÇİNDEKİ ŞEHZADE MUSTAFA İDAMA GİDİYORYeniden İran seferine çıkan Sultan Süleymen, Muhteşem Yüzyıl'ın gelecek hafta yayınlanacak 123. bölümünde Şehzade Mustafa'ya sefer sırasında yanına çağırır. Sahte mektuptan haberi olan Şehzade Mustafa, adeta öldürüleceğini anlayarak ve masum olduğunu göstermek için beyaz atı ve beyaz kıfayetleriyle babasının çadırına gelecek. Şehzade Mustafa, 19 Şubat Çarşamba yayınlanacak olan 124. bölümde idam edilerek diziye veda edecek.
'Jimnastik Sanatı'nın En Güzel Örnekleri
Videoda 'jimnastik sanatı'nın en güzel örnekleri veren Alman, Rus, Ukraynalı, Fransız, Macar, Belçikalı sporcu-sanatçıları izliyoruz. Ayrıca bu jimnastikçilerin bazıları Dünyanın en ünlü akrobat topluluğu Cirque du Soleil'in üyeleriymiş.  Gerçekten muhteşem hareketler yapıyorlar ve de estetik.
Reklam
Facebook’un Hayatlarımızda Yarattığı 7 Değişiklik
Sadece 10 yıl olmasına rağmen tüm dünyaya ulaşan ve sosyal medya kavramını tam anlamıyla karşılayan Facebook çok başarılı oldu. Şimdiye kadar herhangi bir şirketin yapabileceğinden çok daha fazla insana ulaştı. 1.2 milyarın üzerinde kullanıcısıyla, Facebook dünya popülasyonunun %17′sinin aktif olarak kullandığı bir platform, üstelik bu rakam Çin’in neredeyse tamamını dışında bırakıyor çünkü Çin Hükümet’i tarafından bloklandı. Şirket hem mobil hem de gelişen pazarlarda yerini alırken, gelecek on yıl içinde 1 milyar insanın daha Facebook’a üye olma ihtimali de Facebook’un başarısının devamının geleceğini garantiler nitelikte. Facebook’ta insanlar bir sürü farklı paylaşım yapıyorlar ve olayın asıl yanı bu gibi görünürken, Facebook aslında dünyayı etkileyen durumlara yol açtı. İşte Facebook’un hayatlarımıza iyi ya da kötü yaptığı değişikliklerin en önemli 7 tanesi.1. Facebook İletişim Şeklimizi Değiştirdi Facebook dünyayı daha küçük bir hale getirdi bu da açıkça fakat tartışmaya açık olarak Facebook’un yaptığı en önemli değişiklik. İster uzakta olan eski bir lise arkadaşınızla sohbet edin, isterseniz de koridorun sonundaki odada olan ev arkadaşınızla yazışın, Facebook sevdiğiniz insanlarla iletişim halinde olmanızı ya da ara sıra görüşebildiğiniz insanlarla iletişim kurmanızı sağlayarak kendisini ve durduğu yeri sağlamlaştırdı. Facebook’un ilk günden beri ücretsiz olması da önemli bir nokta. Kullanıcılar kendi kişisel bilgilerini Facebookla paylaşarak “ödeme” yapıyor olsalar da finansal olarak Facebook hesabına sahip olmak için 5 kuruş ödeme yapılmıyor. Aslında bedava olduğu için Facebook 1 milyarın üzerinde kullanıcıya ulaşabildi ve bu kadar çok insanın Facebook kullanması, insanların kullanmaya devam etmesini sağlıyor. Gartner’da tüketici teknolojileri araştırma direktörü Brian Blau,“ Dünya’nın her tarafından insanları çevrimiçiyken sosyalleştirmek daha önce sahip olduğumuz bir durum değildi” diyor ve devam ediyor; “Evet, Myspace popülerdi, ama Facebook’un popüler olduğu şekilde değil. 1 milyar insanın aynı anda Bir şey yapmalarını sağlamak diğer hiçbir şirketin ulaşamadığı bir başarı.”2. Facebook Hayatlarımızı Paylaşma Şeklini Değiştirdi Facebook artık hayatımızı paylaşabileceğimiz tek sosyal ağ değil ama kesinlikle paylaşım yapılan en büyük sosyal ağ. Fotoğraflarımız, düşüncelerimiz, favori videolarımız, filmler ve kitaplar, bunlar hep kişiseldi ama şimdi sosyal profile entegre edilmiş durumda ve bu fazla paylaşımdan öyle ya da böyle hepimiz sorumluyuz. Biz yıllardır paylaşırken, işler gittikçe daha da kolaylaşmaya başladı. Minyatür bilgisayarlar, yüksek kaliteli kameralar neredeyse herkesin cebinde, paylaşım yapabilme şansımız hep var. 2013′de Facebook kullanıcıları saniye başına yaklaşık 41 bin gönderi yaptılar. Bu dakikada 2.4 milyon gönderi yapıldığı anlamına geliyor. Eski Facebook çalışanı  Josh Elman’ın söyledliği gibi “ Facebook yüzünden paylaşım yapmak artık insani bir dürtü”.3. Facebook İçerik Tüketme Şeklimizi Değiştirdi Eğer insanların tüketim şekillerini değiştirmezseniz, insanların paylaşım şekillerini de değiştiremezsiniz. Facebook kullanıcıları sadece kendi kişisel hayatları hakkında paylaşım yapmıyorlar aynı zamanda kendileri için öenmli olan haber ve içerik paylaşımı da yapıyorlar. Politik haberler, spor haberleri, komik video paylaşımları Facebook’ta hep gördüğümüz paylaşım türü. Haber Kaynağı (News Feed) hiç bitmeyen bir içerik girişine sahip, platformda bağlı olduğunuz kişi ya da şirketler sürekli içerik paylaşıyor. Haber Kaynağı 2006′da ilk kez tanıtıldıktan sonraTwitter, Pinterest ve LinkedIn de dahil olmak üzere bir sürü sosyal site tarafından benimsendi. Haber Kaynağı kusursuz değil, algoritmaları sürekli değişiyor ve gönderiler her zaman kronolojik sırayla görünmeyebiliyor, haberleri ve etkinlikleri ekranınıza geldiğinde organize tutmak çok zor olabiliyor. Facebook hala her kullanıcı için alakalı reklamlar sağlamak için uğraşıyor. Bu insanların Facebook’tan haber almalarını durdurmuyor. Kabaca 18-24 yaşları aralarındaki kişilerin %71′i interneti ana haber kaynakları olarak görüyor, 30′larında olan kişilerin %30′u ise haberlerini spesifik olarak Facebook’tan alıyor. Mark Zuckerberg’in Haber Akışı için büyük planları var, bütün Facebook kullanıcıları için dünyanın en iyi “kişiselleştirilmiş gazetesi”ni yaratmak istiyor ve bu  insanların neyi, ne zaman görmek istediklerini belirlemek anlamına geliyor. Facebook çoktan haberleri tüketim şeklimizi değiştirdi, şuanda bu değişimi mükemmelleştirmek istiyor.4. Facebook Mahremiyete Bakışımızı Değiştirdi Facebook’un elinde çok fazla veri var ve bu verilerin çoğu kullanıcılardan elde ediliyor. Facebook adımızı, okulumuzu, arkadaşlarımızı, tuttuğumuz takımı biliyor. Ne tarz markadalardan hoşlandığımızı ve dinlediğimiz müziği de biliyor. 1 milyardan fazla Facebook kullanıcısı bunun farkında ve kullanıcılar için bu kabul edilebilir bir durum. Mahremiyet’le ilgili problemler konuşulmaya başlandı çünkü sanki Facebook yukarıda bahsettiğimden daha fazla şey biliyor ve kullanıcılarından hangi bilgileri topladığı da çok açık değil. Gizlilik ayarları çok sık değişiyor ve bu kullanıcıların bu değişikliklere adapte olmasını zorlaştırıyor. Nelerin mahrem olduğu ve Facebook’un hangi bilgileri almakta özgür olduğu bir tartışma konusu. 2011′in Haziran ayında Facebook’un kullanıcı bilgilerini NSA ile paylaştığına dair bazı raporlar gün yüzüne çıktı fakat Facebook bunu yalanladı. Bu bilginin doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanmadı.5. Facebook Ortadoğu’yu Değiştirdi Facebook’un kollektif gücünün bir örneği, 3 yıl önce Ortadoğu’da Arap Baharı diye bilinen ayaklanmalarla alt üst olurken ortaya çıkmıştı. Facebook ayaklananların liderlerinin haber paylaşmalarına izin verdi. Tunus’ta bu dönemde 2 milyon kişinin Facebook üzerinden iletişim içinde olduğu rapor edildi. Mısır’da neredeyse yarım milyon insan sosyal ağ üzerinden protestolar hakkında haberleştiler. Facebook ayrıca saldırı olmaması için ve liderlerin kimliklerinin gizli kalması için bu sayfaları özel olarak korudu. Kimliği açıklanmayan bir Tunus’lunun Facebook’tan “devrimin GPS’i” olarak bahsetmesi de Facebook’un bu dönemde ne kadar aktif olduğunu kanıtlıyor.6. Facebook Zorbalık Kavramını Değiştirdi İnternet zalim bir ortam, sanal zorbalığı önleyebilecek bir şey yok ne yazık ki. Zorbalar kendilerini bilgisayar arkasına saklayıp Facebook’ta hiç hoş olmayan şeyler yapabiliyorlar. Facebook’un yapısı kolay hedefler yaratabiliyor, ve 14-24 yaş arası kişilerin %40′ı elektronik ortamda tacize uğradıklarını bildirdi. Başka nerede bir tacizci, kurbanını bu kadar iyi takip edebilir ki? Geçen Eylül’de, 12 yaşında Florida’lı bir kız aylar süren sanal zorbalığa mağruz kaldığı için intihar etti. Nisan ayında ise 17 yaşında genç bir kız intihar ederek öldü. İntihar etmesinin sebebi tecavüz.e uğradıktan sonra o görüntülerin internete ve sosyal medya sitelerine yayılmasıydı. Facebook bu tür olayları engellemeye çalışıyor. Kullanıcılar zorbalığı şikayet edebilir ve o insanları engelleyebilirler. Fakat bu önlemler insanların zarar görmesini ne oranda engelleyecek, bunu tahmin etmek zor, çünkü ister sanal olsun ister gerçek bir zorba, zorbadır.7. Facebook İşletmelerin Müşterileriyle İletişim Şeklini Değiştirdi Sosyal medyanın özellikle Facebook’un yükselmesiyle, marklar, müşterileriyle nasıl başa çıkacaklarını düşünmeye başladılar. Eğer biri bir marka ile ilgili Facebook ya da Twitter’da şikayet ederse şimdi markaların müşteri servisleri hemen cevap veriyorlar çünkü bir markanın en az isteyeceği şey bir müşterinin sosyal medya üzerinden o markayı şikayet etmesi ve insanları haberdar etmesi. Bu yüzden markaların sosyal medya’dan sorumlu çalışanları olması gerekiyor, genel olarak büyük markalar bunu yapıyor fakat bazıları bu konuda yavaş ve bu o markalar için pek hayırlı değil. 10 yıldır Facebook dünyayı değiştiriyor ve böyle giderse (ki öyle görünüyor) değiştirmeye de devam edecek. 1 milyardan fazla kullanıcıyla gelecek 10 yılın Facebook’la nasıl değişeceğini hep beraber göreceğiz.
Reklam
10 Harika Fotoğrafla Su Altında Ölümsüzleştirilmiş Büyüleyici Anlar
Kurt Arrigo tarafından çekilen su altı fotoğrafları bize mükemmel bir dünyada yaşadığımızı hatırlatır nitelikte. Arrigo balık, zarif dansçılar ve görkemli bir Black Stallion atını bu harika fotoğraf serisi için bir araya getirmiş.Bu çalışma ışık,renk ve atmosferin mükemmel bir karışımı olmuş.İşte tüm ihtişamıyla '10 Harika Fotoğrafla Su Altında Ölümsüzleştirilmiş Büyüleyici Anlar' galerisi
Yeni Başlayanlar İçin Flappy Bird Batağı
Hayatımıza aniden giriş yapan Flappy Bird, sürekli deneyip sürekli yenilenlerin oyunu... Sevdası uğruna yere çakılan kuşların, boruların arasından teğet geçen umutların oyunu.. İşte yeni başlayanlar için 'Flappy Bird batağı'...
Gülmekten İzleyemeyeceğiniz FIFA/PES 2014 Hataları
Malum, FIFA/PES 2014 hiç kimsenin hoşuna gitmedi. Bunun yanında iki oyunda da çıldırtan buglar-hatalar var. Bununla ilgili 'fail'lerden çok komik bir derleme yapılmış. Not: İzlerken bir şey yiyip içmeniz tavsiye edilmez :)
Reklam