Antoine Helbert'in İllüstrasyonlarıyla 11 Maddede Fetih Öncesi İstanbul Tarihi
Yunanistan'dan gelen Megaralılar M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. 'Körler Ülkesi' olarak da anılan Halkedon'un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660'larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega'lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu.(Metin ibb.gov.tr 'den alınmıştır.)
Selfie'lerin Eritildiği 15 Muhteşem İllustrasyon
Ontario College’de Sanat ve Tasarım üzerine eğitim alan KAWS olarak da bilinen Torontolu sanatçı Brian Donnelly, hayatına Toronto’da devam ediyor. Kendi selfie’lerini de kullanan Donnelly’nin işleri, San Francisco’da düzenlenen karma sergi Platinum Blend’de sergileniyor.
"Değişim İçin Çal" Projesinden Birbirinden Güzel, Tüyleri Diken Diken Eden 20 Çalışma
Bizdeki adı “Doğa İçin Çal” olan projenin yabancı versiyonu “Değişim İçin Çal” (Playing For Change) müziğin barışı ve yardımlaşmayı sağlayacak tek güç olduğunu savunuyor. Birbirinden güzel çalışmalar ile dünyanın farklı yerindeki müzisyenleri bir araya getirerek bir müzik ziyafeti sunuyorlar. Daha fazla bilgi edinmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. İşte değişim için çalan güzel insanlar.
Güneş'te Dev Patlama Yaşandı
NASA, günler süren güçlü fırtınaların ardından Güneş'te dev bir patlama gözlemledi. Patlamanın Dünya'nın bazı bölgelerin radyo dalgalarını bloke ettiği belirtildi.NASA, Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) uzay aracı tarafından Cuma günü gözlemlenen dev patlamanın fotoğrafını yayımladı. Şiddeti X1.8 sınıfı olarak açıklanan patlama, Cuma'yı Cumartesiye bağlayan gece dünyanın bazı bölgelerinde geçici olarak radyo dalgalarını bloke etti.Dev patlamanın, yıldızın üzerindeki Aktif Bölge 2242 olarak adlandırılan Güneş lekesinde meydana geldiği belirtildi. NASA, aktif bölgede daha fazla Güneş fırtınası yaşanabileceği bilgisini verdi. ABD Uzay Hava Tahmini Merkezi (SWPC) tarafından yapılan açıklamada, 'aktif bölgenin büyük ve belirsiz olduğu, orta dereceli radyo kesintileri yaşanabileceği ve büyük bir patlama daha görülebileceği' belirtildi.2014'ü patlamalarla kapatıyorGüneş, X1.8 patlamasının öncesinde birçok şiddetli patlamaya daha tanık oldu. Aktif Bölge 2241'de hafta içinde yaşanan iki patlamanın şiddetleri sırasıyla M8.7 ve M6.9 olarak ölçüldü.Güneş lekeleri, çok güçlü manyetik alan faaliyetlerinin yaşandığı bölgeler olarak biliniyor. X-sınıfı patlamalar, bu bölgelerde yaşanan en şiddetli Güneş olayı olarak tanımlanıyor. Taç kütle atımı olarak da bilinen patlamalar, uzaya büyük miktarda yüklü parçacık saçıyor. Aktif bölgelerin konumuna göre, patlamalar Dünya'yı da etkileyebiliyor.Space.com'un verdiği bilgiye göre, Cuma gecesi yaşanan patlama özellikle Avustralya ve Pasifik'in güneyinde etkili oldu. Her 11 yılda tamamlanan döngü sonucunda Güneş'in üzerindeki lekelerin sayısında değişim görülüyor. Güneş, şu an 24'üncü döngü içinde yer alıyor.Kaynak: Space.com ve Al Jazeera
Frankfurt Okulu'nun Tarihini Anlatan 'Diyalektik İmgelem' Kitabı Yeniden Raflarda
“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl, elimizdeki kitap; marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup üzerinde tartışılmaya değer bir kitap.Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Diyalektik İmgelem” kitabı Türk okuyucusu ile daha önce Ünsal Oskay’ın çevrisiyle, buluşmuştu. Kitapta tüm marksist kuramsal dünyayı eleştiren ve etkileyen Frankfurt Okulu konu edilmiş. Martin Jay, kitabında tüm tarihsel süreçleri ve kişileri ayrıntılı bir çalışmayla ele almış. Öncelikle metodolojik olarak kitaba hakkını teslim etmemiz gerekli, gerçekten iyi hazırlanmış.Kitabın giriş kısmından itibaren kitabın niyeti, sınırları ve amaçları belirtilmiş. Yazar, günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan birçok tartışmanın çıkış noktası olan Frankfurt Okulu'nun tarihsel konumunu ele almakla başlamış. Frankfurt Okulu bir düşünce kulübünden ziyade bir düşünme metodu çevresine toplanmış dönemin ruhu aslında. 'Aktivist entelektüel' ifadesi kitabın giriş kısmında eleştirilerek entelektüel; “zaten düşüncesini dışsallaştıran kişi” olarak tanımlanıyor. Kitaptan bir alıntıyla ifade edersek: 'Radikal entelektüel, fildişi kulesini terk etmesi için değişimin popüler gücüyle çok yakından özdeşleştiğinde mükemmel olanı başarmayı da tehlikeye atıyor.'Kitabın yazarı Martin Jay, Frankfurt Okulu’nun 1923-1950 yıllarını aktarırken; Horkheimer, Adorno, Erich Fromm, Löwenthal gibi yazarların hayatlarını ve dünyaya karşı bireysel tutumlarını da ele alıyor. Bu yazarların 1933’te göç etmek zorunda kalmaları onların yazılarını da derinden etkiliyor, bu da dış dünya ile ilişkilerinde 'sürgün'de bir bakış açısı oluşturmalarına yol açıyor. Yaşadıkları dönem; hem faşizmden kaçma ve hayatta kalma hem de yaşanan Sovyetler Birliği deneyimine sahip çıkma ve onu reddetme arasında gidip geldikleri bir dönem. Bir geriye dönüş taramasıyla tüm filozofları tekrar okuyorlar. Söz konusu yıllar hem Sovyet deneyiminin hem de Avrupa'nın faşizm gölgesinde kaldığı yıllar olduğu için eleştirel teorinin yanı sıra o fikrin uygunabirliğine dair bir metot izliyor. Antropolojiden, psikanalize, fenomenolojiye, estetiğe, sosyal psikolojiye felsefenin birçok alanına eleştirel bir bakış sergiliyorlar. Tam da bu noktada “bilimsel sosyalizm”, “diyalektik materyalizm” gibi kavramlara enstitünün soğuk bakması; Sovyet deneyime ve örgütlülüğe mesafeli duruşları politik çıkmazları olarak ortaya çıkıyor. Bu duruş, Marksistler arasında - sonraki yıllarda daha fazla belirginleşen- Sovyetler Birliği’nin reddine kadar uzanan bir politik duruş ayrılığına yol açıyor. Liberal sol denilen akımın beslenme damarlarını oluşturuyor.Martin Jay, bir Amerikalı olarak anlattığı dönemi oldukça geniş kaynaklardan ve özellikle de kişisel yazışmalardan derlemiş. Frankfurt Okulu’nun eleştiri teorisi başlığında dünyaya yeni bir bakış açısı getirmek üzere nasıl oluştuğunun cevabını aramış. Birbirleriyle tanışmalarına, hatta bireysel bunalımlarına da yer vermiş. Özellikle cesurca altını çizdiği gibi; Frankfurt Okulu'nun çoğunluğunun Yahudi kimliğine sahip olması dünyayı yorumlamalarında etkili olmuş. Bir Yahudi olarak nazizmin yükselişine tanıklık etmek onları daha pesimist olmaya itmiş. Bu da gayet insani kuşkusuz. Eleştiri okulundakilerin parti ile ilişkileri, örgütlülüğe bakışları ve tüm marksist teori kavramlarıyla yeniden ilişkilenmeleri kitapta ayrıntılı şekilde yer almış. Diyalektik materyalizm, sınıf, bilinç, üretim ilişkileri gibi oldukça tanıdık olan kavramlarla mesafelerine de dikkatlice değinilmiş.Kitapta özellikle vurgulanan nokta aslında mutlak gerçek konusunda oldukça tereddüt içinde olmaları. Bu Sovyetler’e bakışlarına da yansıyor. Bilimsel sosyalizmden ne anlaşılması gerektiği ya da sosyal bilimler enstitüsünün “ne anladığı” aktarılmış kitapta. Adorno'nun Kraucer’le tanışması ve bu tanışıklığın etkilerinden tutun, Adorno'nun neden müzik teorisine ilgi duyduğuna kadar birçok konuda okuyucuyu tatmin edecek geniş bir bilgi çerçevesi sunmuş.Grünberg'den sonra psikanalizin enstitüye hızlı bir şekilde girmesiyle beraber Marcuse'un döneminin başlaması gibi tarihsel detayları içeren kitap; tüm teorisyenleri, yaşamlarından kesitlerle okuyucuya aktarıyor. Kendi düşünceleri ve çekişmelerini görme fırsatı buluyoruz bu sayede. Horkheimer'in Nietzsche okuması ve Kant üzerine yeniden okumaları ve yazdığı makaleleri kitapta referans vermesi başka kaynaklara yönlendirmesi açısından okuyucu için oldukça büyük bir fırsat oluşturuyor.“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Ayrıca 'kültür endüstrisi' başta olmaz üzere; 'sınıf bilinci' gibi aşina olduğumuz kavramlara ve hakkındaki diğer tartışmalara ışık tutarken, aynı zamanda Frankfurt Okulu'na mensup olmasa da onu dışarıdan etkileyen ve katkı sağlayan Lukacs, Gramsci, Sartre, Bloch ve Benjamin gibi düşünürlere de değinilmiş. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl kitap, marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup üzerinde tartışılmaya değer bir kitap.Turgay Seçkin Serpil/İleri Haber
Snacks, Yeni Girişimcilerin ve Girişimci Adaylarının Mobil Bilgi Bankası Olmayı Hedefliyor
Yeni girişimcilerin belki de en çok zorlandığı konuların başında, girişimlerin çok farklı alanlardaki ihtiyaçlarına yönelik bilgilerin hepsine sahip olmak zorunda olmaları, ya da bununla ilgili profesyonel bir destek almak zorunda olmalarını gösteriyor.Çoğu girişimcinin karşılaştığı en büyük problemlerin başında şirket açmak, muhasebe tutmaya başlamak ve hukuksal işlemler geliyor. Girişimlerin belki de en çok dış destek aldığı konular bunlar. Elbette iş bununla da sınırlı değil, bir girişimcinin pazarlamadan kullanıcı deneyimine, satıştan teknik geliştirmeye her konuda 360 derece bir bilgi birikimine sahip olması çok kritik.Snacks adlı mobil uygulama, tasarım, geliştirme, girişim hukuku, pazarlama gibi konular hakkında hap bilgileri tek bir uygulama altında toplama görevini üstlenen bir mobil uygulama. Kısacası bir girişimin sahip olmak isteyebileceği pek çok konu hakkında bilgileri bir mobil uygulamada bir araya getiriyor.Honolulu’da düzenlenen Startup Weekend‘de ortaya çıkan bir girişim olan Snacks’in ilk olarak sadece iOS versiyonu piyasaya çıkacak. Ortaya çıktığı ortam gereği fikir aşamasından hızlıca hayata geçen Snacks, girişimlerin nasıl çalıştığıyla ilgili olarak kullanıcılarına bilgi veriyor. Yani aslında hem yeni girişimcilerin hem de girişim yapmak isteyen herkesin mutlaka göz atmasında fayda olan bir bilgi birikimi hazinesi niteliğini taşıyor.Elbette gerek muhasebe, gerekse hukuk konularında diğer ülkelerden farklı kurallarımız var. Ancak uygulamada sunulan, tasarım, kullanıcı deneyimi ve geliştirme gibi konular Türk girişimcilerin de işine fazlasıyla yarayabilir. Bununla birlikte yurtdışına, ABD’ye açılma hayali olan girişimlerin de Snacks’e bakmasında büyük fayda olabilir. Eğer girişimci adayıysanız, Snacks’in iOS versiyonu için beta listesine kayıt olabilirsiniz.Webrazzi
16 Fotoğrafla Geleceğin Konutlarına Bir Örnek "Nagakin Kapsül Kulesi"
Hemen herkesin aklında, insanlığın geleceğiyle alakalı farklı fikirler ya da hayaller vardır. Birçoğunun da aşağıdaki gibi bir yaşamı resmetmediğine eminiz. Ancak giderek artan dünya nüfusu, yaşam alanlarının iç içe geçmesi ve doğal kaynakların azalması gibi sorunlar yüzünden, geleceğimizin tıpkı örneğini aşağıda göreceğiniz klostrofobik bir kabusa dönüşmesi de muhtemeldir. İşte Japonya’dan yayılmaya başlayan kapsül ev merakı…
'Yerli Yalan Makinesi' Üretilecek
Üsküdar Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Tarhan, 'Türk kültürüne uygun yalan makinesi geliştireceklerini' belirtti.Üsküdar Üniversitesi'nde, beyindeki sinyallerin bilgisayarlara aktarılması yoluyla elde edilen verilerin değerlendirildiği proje kapsamında yalan makineleri, Türk kültürüne uygun şekilde üretilecek.Üniversitenin kurucu rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üzerinde çalıştıkları 'yerli yalan makinesi' projesini AA muhabirine anlattı.Yalanın bir insanın inanmadığı şeyleri söylemesi olduğunu dile getiren Tarhan, 'Bir kimsenin inandığı veya inanmadığı bir şeyi söylediği zaman beyninde oluşan tepkiler farklı oluyor. Beyindeki sinir iletisi, oksijen ve glikoz tüketimi de farklı oluyor. Bu özelliklerle bir insanın beyninin yalanla tepkisini ölçebiliyoruz' diye konuştu.Tarhan, beyin sinyalleri, cilt ısısı, cilt direnci, kalp atışı, solunum sıklığını ve kas gerginliğindeki değişiklikleri sensörlerle yalan makinesine bağlı bilgisayarlara aktardıklarını belirtti.Kişinin doğru söyleyip söylemediğine ilişkin ölçülebilir bilgilere bu yolla ulaştıklarına dikkati çeken Tarhan, şöyle devam etti:'Geçtiğimiz dönemde bir yasa çıktı. Türkiye'de yalan makinesiyle ilgili istihbarat yapısı içinde ve güvenlik güçleri çerçevesinde kullanma kararı alındı. Bu büyük ithalat gerektiren bir durum. Her il ya da ilçedeki yerlerde sorgulama esnasında yalan makinesi kullandıracaksınız. Bu da önemli miktarda ithalat ve döviz kaybını gerektiriyor. Biz üniversite olarak bunu yapabilecek öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Gerekli fiziki ve teknolojik altyapımız var. Biz bunu bir proje haline getirirsek üretimini yapabiliriz. Yaptığımız çalışma zaten maliyeti ciddi bir şekilde azaltacaktır.'Tarhan, projenin hayata geçirilmesi için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile kalkınma ajanslarından destek beklediklerini dile getirdi. Projenin kabul görmesi halinde 1 sene içinde üretime geçebileceklerini kaydeden Tarhan, makinenin kültürel boyutlara uygun olmasına dikkat edeceklerini vurguladı.Prof. Tarhan, proje hakkında şu bilgileri verdi:'Biz Türk kültürüne uygun yalan makinesi geliştireceğiz. Çünkü onların ölçeğine göre yalan denilen şeyler bizim için doğal olabilir. Kişinin bunu yalan olarak algılaması çok önemli. Mesela eşinin kıskançlığıyla ilgili bir soru sorduğun zaman bir Amerikalı bunu normal kabul edebilir. Beyinde onunla ilgili yalan tepkisi vermeyebilir. Ama bizde kıskançlıkla ilgili bir soru sorduğunuzda, Türk toplumunda, kültürel yapımıza göre beyin daha duyarlı tepki verir. Biz yazılımda bunu da geliştireceğiz. Kültürel özellikli bir yalan makinesi üreteceğiz. Yazılımda Türk insanının özelliklerini de göz önüne alacağız. Bu nedenle yalan makinesinde hata ihtimali daha az olacak. Mesela bir Karadenizli'nin silah gördüğü zaman beynindeki tepkiyle bir Egeli'nin tepkisi aynı olmaz. Bir Avrupalı'nın aynı olmaz.'Tarhan, yerli yalan makinesinin yaygınlaşması halinde yurt dışına ihraç edilebileceğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Ar-Ge Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Cumhur Taş da yalan makinesinin işleyişi hakkında bilgi verdi.Taş, ilk aşamada kişinin kafasına elektrotlar bağlandığını ifade ederek, 'Tıpkı kalp filmini çeker gibi beyninizin de filmini çekebiliyoruz. Çünkü her ikisi de elektriksel sinyallerle çalışıyor. Elektrotları bağladıktan sonra ekranda sinyallere bakıyoruz. Sonrasında bu sinyalleri birtakım matematiksel işlemlerden geçirip kişinin o anki kararına ve düşüncesine yönelik birtakım öngörülerde bulunuyoruz' diye konuştu.İnsanların beyin izleri varOlay yerindeki parmak izine benzer izlerin insan beyninde de yer aldığını dile getiren Taş, buna bakılarak bazı suçların ortaya çıkartılabileceğini belirtti.Taş, yalan makinesinin çalışma prensiplerini şöyle anlattı:'Örneğin buradaki arkadaşımız sanal bir suç işlemiş olsun. Bu suçla ilgili suç aletleri de var. Arkadaşımıza önce bilgisayar aracılığıyla suç aletlerini görüp görmediğini soruyoruz. Kendisi olayı inkar ediyor ve yalan söylüyor. Öncelikle olayla ilişkisiz kelimeleri, sonrasında da olayla ilişkili esas suç aletini ve diğer aletleri gösteriyoruz. Ekranda bir sopa, sonrasında bir silah ve bıçak var. Rastgele bir dizinde 20-30 kez bunları gösteriyoruz. Bu sırada bizim karşımızdakinden beklediğimiz bir yanıt vermemesi, sadece ekrana bakması. Çünkü biz ondan yanıt istemiyoruz. Beyin dalgalarını istiyoruz.'Cumhur Taş, daha sonra bıçakla suçu inkar eden kişinin beyin dalgalarını detaylı şekilde incelediklerini söyledi. İlk dalganın nötral kelimelere ilişkin şekillendiğini anlatan Taş, '300. milisaniyede hepimizin beyninde bir kelime duyduğumuzda yukarı doğru artan ve sonrasında inen bir dalga oluşur. Size gösterilenler daha önce hiç görmediğiniz bir şeyin resmi ise burada yeşil renkli, bir öncekinden daha düşük genişlikte başka bir dalga oluşur. Eğer siz daha önce bu uyarını gördüyseniz ancak görmediğinizi de beyan ediyorsanız, (mavi renkli) bu dalga gösterir ki siz o uyaranla daha önce kesinlikle karşılaşmışsınız' diye konuştu.Taş, bu şekilde şüphelinin suç işlediği aleti daha önce görüp görmediğini rahatlıkla ortaya koyabileceklerini dile getirdi.İzzet Taşkıran, AA
Kendini İmha Eden Telefon
Akıllı telefon üreticisi BlackBerry ve Boeing kendini imha eden bir telefon üretme konusunda işbirliğine gidiyor.Uçuş ve güvenlik teknolojileri firması Boeing'in yaklaşık bir yıldır Black ismini verdiği akıllı bir telefon üzerinde çalıştığı biliniyordu. Telefonla ilgili olarak ortaya çıkan yeni bilgiler ise kendi kendini yok edebilme özelliğine sahip olacağı yönünde.BlackBerry adına açıklama yapan CEO John Chen, 'BES 12 servisini kullanarak Android işletim sistemli telefonun güvenlik özelliklerini geliştirmek için Boeing ile işbirliği yapacaklarını' ifade etti. Daha fazla açıklama yapmayan Chen işbirliğinden memnun olduklarını da dile getirdi.Firmanın donanımsal olarak şifreleme teknolojisine sahip olacak Black isimli telefonun kapağı açılmaya ya da kırılmaya çalışıldığında içindeki verileri siliyor. Özellikle devlet kurumları, gizli servis ve benzeri konumlarda çalışanlar için tasarlanan telefonda çift SIM kart, biyometrik tanıma, uydu bağlantı modülü gibi özellikler bulunacak. Yeni telefonun piyasaya çıkış tarihi, son kullanıcıya satılıp satılmayacağı gibi bilgiler ise açıklanmadı.Kaynak: BlackBerry