Sigara, Uyuşturucu Ve Madde Bağımlığına Geçişin İlk Adımı Olabiliyor
İSTANBUL (AA ) - KENAN IRTAK - Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı Bilal Ay, sigara bağımlılığının beraberinde daha kötü alışkanlıklara götürebildiğini belirterek, 'Sigara, uyuşturucu ve madde bağımlığının ilk adımı. Tuzağa düşürülmüş evlatlarımızın birçoğunun sigara uzatılarak bu tuzağa çekildiğini görüyoruz. Ülkemizde 2 milyon madde bağımlısı var, bunların yüzde 80'ni sigarayla geçiş yapmış.' dedi. Ay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir beyin rahatsızlığı olarak ifade edilen bağımlılığın, bir maddeden veya bir alışkanlıktan zarar görüldüğü halde onun terk edilememesi, bırakılamaması olduğunu söyledi.Bağımlılıkları sigara, alkol, uyuşturucu, madde, marka ve teknoloji şeklinde sıralayan Ay, Türkiye'de toplamda bunlardan en az birine bağımlı olan kişi sayısının 25 milyon civarında olduğunu kaydetti.Türkiye'de ve dünyada bağımlılıkta sigaranın başat rol oynadığına dikkati çeken Ay, şöyle devam etti:'Ülkemizde 20 milyona yakın sigara bağımlısı var. Sokaktaki her 4 kişiden birisi sigara kullanıyor. Zararlarını biliyoruz ama ne zararlar getirdiğini tam manasıyla idrak edememişiz ki rakamlar bu kadar yüksek. 2005 yılında getirilen kapalı mekanlarda sigara içilmemesi düzenlemelerine rağmen 20 milyon insandan bahsediyoruz. Ülkemizde akciğer kanserinden hayatını kaybeden vatandaşların yüzde 90'nı sigaranın kurbanı diyebiliriz. Diğer kanser türlerine bağlı hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yüzde 30-35 arasındaki kısmı yine sigarayla bağlantılı olarak bu problemleri yaşıyorlar.'Ay, sigara içmenin başta kanser olmak üzere, kalp damar hastalıklarına, cilt ve cinsel problemlere yol açtığına vurgu yaparak, sigarının gebe kadınlarda ve bebeklerde doğum öncesi ve sonrasında ciddi sorunlara neden olduğu ifade etti.'Madde bağımlığında mücadeleyi sigaradan başlatmak lazım'Sigaranın uyuşturucu ve madde bağımlığına geçişte önemli rol olduğuna oynadığına işaret eden Ay, şunları kaydetti:'Uyuşturucu ile istatistiklere baktığımızda madde kullanan vatandaşlarımızın yüzde 90'dan fazlasının sigara ile geçiş yaptığını biliyoruz. Narkotik birimlerin raporlarına göre madde kullananların yüzde 80-81'i bu şekilde ilk adım olarak sigarayı kullanıyorlar. Sigara beraberinde daha kötü alışkanlıklara götürebiliyor. Sigara, uyuşturucu ve madde bağımlığının ilk adımı. Tuzağa düşürülmüş evlatlarımızın birçoğunun sigara uzatılarak bu tuzağa çekildiğini görüyoruz. Ülkemizde 2 milyon madde bağımlısı var, bunların yüzde 80'ni sigarayla geçiş yapmış. Türkiye’de hükümlülerin yüzde 60'ı uyuşturucu ve bağlı suçlardan içerideler. Kadın cinayetlerini konuşurken arka planda uyuşturucu ve alkolü konuşmak lazım. Cinayetlerin yüzde 85’inin arkasında uyuşturucu var. Kadın cinayetlerini engellemek istiyorsanız uyuşturucu ve alkol ile mücadele etmek zorundasınız. Uyuşturucu ve alkole mücadele etmek istiyorsanız da mücadeleyi sigaradan başlatmak lazım.'Ay, sigarının içinde 4 bin kimyasal bulunduğu hatırlatarak, bunların birçoğunun kanserojen olduğunu anımsattı.'Bir kereden çok şey olur'Dernek olarak her türlü bağımlılıkla mücadele ettiklerini anlatan Ay, şu ifadeleri kullandı:'Bu mücadele bir sloganımız var. Bir kereden çok şey olur. Bağımlılıklara ilk adamı atarken insanlar 'bir kereden bir şey olmaz' diyerek teşebbüste bulunuyor. İkinci adımda İlk defa aldıktan sonra kişi 'bir kere daha alırım ama başka içmem' diyor. 3. adımda ben kullanıyorum ama bağımlı değilim, istesem bırakabilirim' diyor. Sonrasında ise 'ben bunu bırakamam, bunsuz yaşayamam' diyor. Sorunlar, problemler, üzüntü, sevinç her noktada, pencereyi açtığında, kolunu arabanın camından çıkardığında hep sigarayı hafıza getirecek, sigarayı talep edecek, beyindeki dopamin miktarının yükselmesiyle birlikte oraya tamamen yönlendirecek döngüye sokuyoruz. Bir kereden bir şey olmaz denilerek atılan adım telafi edilemeyecek noktalara götürebiliyor.''Sigara bağımlısı ben bundan kurtulacağım derse onu bırakabilir''Sigara bağımlılığından kurtulmak için en önemli adım hiç başlamamaktır' diyen Ay, şöyle devam etti:'Bu bütün bağımlılıklar için bu geçerli. Bunların her birisi vücudumuza zarar veriyor. Temiz Toplum Derneği olarak bir savunma hakkı oluşturmaya çalışıyoruz. Geriden gelen neslin tuzağa düşmemesi için masum olarak gördükleri hususlara bulaşmaması için adımlar atıyoruz. Kişi merak etti, tuzağa düşürüldü, kandırıldı, ya da çevre, akran ve arkadaş etkisiyle maddeye meyletti. Bunların kurtarılması lazım. Bundan kurtulabilmenin ilk yolu da 'ben bundan kurtulmak istiyorum' iradesini ortaya koyabilmek. Sigara bağımlısı 'ben bundan kurtulacağım' derse onu bırakabilir. Aksi takdirde istediği kadar metot kullansınlar, istediği kadar ilaç kullansınlar onu bırakması mümkün değil. İkinci adımda sigarayı hatırlatacak unsurları hayatından çıkaracak. Kül tabağı, sigara paketi, çakmak, kibrit gibi malzemeleri uzaklaştırması lazım. Bunların uzak olduğu ortamlarda vakit geçirmesi lazım. Çevre tarafından teşvik edilmesi lazım. Bunun yerine muadil şeyler koyabilmeli, sigara içen birine en basitinden sakız çiğnemesi tavsiye edilir. 'Cebinde çerez olsun' denir. Bol bol nefes almasını tavsiye ediyoruz. Bağımlılıkların mücadelesinde en bilindik yöntem mevzi kazanmadır. Adım adım kategorilere dikkat ederek, bundan kurtulabilir.'Sigara başta olmak üzere tüm tütün ürünlerinin bağımlılık yaptığını hatırlatan Ay, nargilenin sigaradan daha zararlı olduğunu, akciğere daha fazla zarar verdiğini anlattı.Bağımlılıkla mücadeleyi topyekun yürütmek gerektiğine işaret eden Ay, 'Bir şey çok söylendiğinde etkisini kaybediyor. Sigarayı bu anlamda örneklerin en başına koyuyorum. Sigaranın sağlığa zararlı olduğu, kapalı mekanlarda içmenin yasaklandığını herkes biliyor ama çok duyduktan sonra vücut ona da bağışıklık üretiyor. Ne kadar zarar vereceğini böylece tam manasıyla idrak edememiş oluyor.'
Sigara İçmek İnme Riskini En Az 2 Kat Artırıyor
ANKARA (AA) - AHMET SERTAN USUL - Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, 'Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırmakta ve günde bir sigara içmekle bile belirgin bir risk artışı gözlenmektedir. Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artmaktadır.' dedi.Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı da olan Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında felç ya da beyin felci olarak da bilinen inmenin, beyni besleyen damarlarda sağlıklı kan akışının kesilmesi nedeniyle, nörolojik fonksiyon kayıplarıyla sonuçlanan bir rahatsızlık olduğunu belirtti.İnmenin, dünyada, kalp hastalıkları ve kanserden sonra 3'üncü sıradaki en sık karşılaşılan ölüm nedeni olduğuna dikkati çeken Topçuoğlu, Dünya İnme Organizasyonu'na göre her yıl 17 milyon kişinin inme geçirdiğini, 6 milyon kişinin inme ya da inmeye bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiğini aktardı.Topçuoğlu, inmenin Türkiye'de kalıcı engellilik nedenleri arasında ilk sırada olduğunu söyleyerek, inme geçiren hastaların, yatağa bağımlı olma, konuşma ve yürüme güçlükleri, bilişsel işlevlerini yerine getirememe riskleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.'İnme belirtileri hiç beklenmedik zamanda aniden ortaya çıkar'İnmenin her yaşta görülebildiğini ancak 60 yaş üstü kişiler ve erkeklerde görülme sıklığının daha fazla olduğunu kaydeden Topçuoğlu, 'Yüksek tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, kolesterol düzeyinin yüksek olması, obezite, dengesiz ve düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam sürme, aşırı alkol kullanımı, boyun damarlarında ateroskleroz ve darlıklar, kalp ritim bozuklukları ve diğer kalp hastalıkları diğer risk faktörleridir.' dedi.Topçuoğlu, bu faktörlerden bir ya da birkaçının, kişiyi inme geçirme açısından riskli konuma getirdiğini ifade ederek, 'İnme, 3 yaygın belirti ile kendini göstermektedir. Bunlar, ani gelişen konuşma bozukluğu, yüzde kayma ve kolda güç kaybıdır. Bu belirtiler hiç beklenmedik zamanda aniden ortaya çıkar. Bunlarda sadece biri veya aynı anda birkaçı ortaya çıkabilir.' bilgisini paylaştı.'Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artıyor'İnmenin gelişmesinde rol oynayan yaşlılık, genetik yatkınlık gibi bazı risk faktörlerinin önüne geçilmesinin mümkün olmamasına karşın diğer etmenlerin kontrol altına alınabileceğine dikkati çeken Topçuoğlu, şöyle konuştu:'İnme geçirmenize neden olabilecek bazı etmenleri denetim altına alarak riski azaltabilmeniz mümkündür. Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere hemen hemen vücuttaki her organda çoğu ölümcül birçok hastalığa yol açıyor. Sigara kullanımı veya sadece dumanına maruz kalınmasının bile inme başta olmak üzere ciddi damar hastalıklarına yol açtığı unutulmamalıdır.Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırmakta ve günde bir sigara içmekle bile belirgin bir risk artışı gözlenmektedir. Her paket ile bu risk katlanıyor. Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artmaktadır. Yani evinizde sigara içerek sadece kendinizin değil, sevdiklerinizin de inme geçirme riskini belirgin ölçüde artırmış oluyorsunuz. Son dönem yapılan bilimsel çalışmalar elektronik sigaranın da önemli bir risk oluşturduğunu gösteriyor.''Sigara içerek sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi imkansızdır'Topçuoğlu, sigaranın öldürücülüğüne karşı vatandaşları uyararak, 'Sigara öldürür, öldürmezse felç bırakır. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü, sigara ve tütün ürünlerinin kullanımının sonlandırılmasının kazandıracaklarını hatırlama günüdür. Sigara içerek sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi imkansızdır. Sigara bırakıldığında ise risk giderek azalacaktır. Vatandaşlara sigarayı tamamen bırakmalarını tavsiye ediyorum. İnmeden korunsunlar, yaşamlarını korusunlar.' diye konuştu.İnmede erken müdahalenin önemini vurgulayan Topçuoğlu, 'İnme belirtileri fark edildiğinde hiç vakit kaybetmeden 112'yi aramak gerekmektedir. Çünkü inme tedavisinin, inme konusunda uzman ekip tarafından teknolojik donanımın bulunduğu merkezlerde yapılması önemlidir. 112 Acil Sağlık Hizmetleri inme belirtileri olan hastayı tedavi için en uygun hastaneye, en kısa sürede ulaştırabilir.' ifadesini kullandı.Topçuoğlu, Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneğince inme hakkında farkındalık yaratmak amacıyla 'İnmede Çare Erken Müdahale' sloganıyla kampanya sürdürdüklerini belirterek, 'Kampanya kapsamında ağırlıklı olarak inme belirtilerinin neler olduğu ve belirtiler görüldüğünde yapılması gerekenler hakkında bilgiler kamuoyuyla paylaşılmaktadır. İnme konusunda yararlı bilgiler ve kampanya hakkında ayrıntılar inme.org.tr adresinde yer almaktadır.' bilgisini verdi.
Tunç Akkoç Yazio: Ülkemden Aşı Manzaraları
Shakespeare’in Hamlet oyununda ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgiyi ifade eden trajedisinin dillerden düşmeyen ve belki de birçok yerde kullandığımız o meşhur tiradı “olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu”…
Kanseri Atlattı, Kendisini Kadınlara Adadı
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir'de, meme kanseri tedavisi başarıyla sonuçlanan Hürriyet Yıldız, başkanı olduğu kooperatifte kadınlara ilham veriyor.Bornova ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi 60 yaşındaki Yıldız'a, 2014'te Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde meme kanseri teşhisi kondu.Hastalandıktan 1 yıl sonra 35 yıllık eşi Muhammet Yıldız'ı kalp krizi sonucu kaybeden Yıldız, zor günler geçirdi.Yıldız, bir arkadaşının önerisiyle kadınlara ekonomik destek sağlamak üzere kurulan Bornova Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifine üye oldu.Burada kazak, atkı, bebek giysileri örmeyi öğrenen Yıldız, kanser tedavisi başarıyla sonuçlanınca tüm zamanını kooperatif işlerine adadı. Yıldız, 2016'da kooperatife başkan seçildi. Yıldız, bu süreçte Anadolu Üniversitesi Kooperatifçilik E-Sertifika Programı'nı da bitirdi. Kooperatifte, 150 kadar kadının ürettiği el işi ürünler satılarak, aile ekonomilerine katkıda bulunuluyor. 'Kanser teşhisi konulanlara 'üretin' diyorum' Hürriyet Yıldız, AA muhabirine, geçirdiği zor günlerde arkadaşlarının ve çocuklarının desteğini hep yanında hissettiğini belirtti. Doktorların kendisine hastalıkla mücadele sürecinde meşgale edinmesi gerektiğini söylediğini, bunun da faydalı olduğunu aktaran Yıldız, şöyle konuştu:'Burada arkadaşlarımla olmayı çok seviyorum. Yeni şeyler üretiyoruz. Bu sayede zamanımızı değerlendirirken, ekonomik olarak da aile bütçelerine katkı sağlıyoruz. Hastalığımı kooperatifte yendiğime inanıyorum. Yıllık kontrollerim devam ediyor. Sağlığım çok iyi. Aramızda benim dışımda kanser tedavisi görmüş arkadaşlarım da var. Kanser hastalığı teşhisi koyulan tüm kadınlara, 'Hastalığı çok dert etmeyin, bir şeyler üretin' diyorum.'Kooperatif ortaklarından Zuhal Mater ise Yıldız ile 5 yıl önce kooperatifte tanıştıklarını söyledi.Birçok kadının Yıldız'ı örnek aldığını dile getiren Mater, 'O hayata bağlı bir insan. Bizler de onu kendimize örnek alıyoruz. Kanser hastalığı geçirmesine rağmen verdiği mücadeleyle bu hastalığın üstesinde gelmeyi başardı. Her zaman bizim yanımızda oluyor. Bizi hayata bağlıyor. İyi ki onu tanımışım diyorum.' şeklinde konuştu.
Reklam
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Clubhouse’un Tarihindeki İlk “Radyo Tiyatrosu” Yayında!
etiket
Yeni akım; podcast tadında devam eden Cluphouse’un sohbet odalarında buluşmak.  Ben bu mecrayı çıktıktan kısa bir süre sonra, yani “dutluk” aşamasında deneyenlerdenim. Gittikçe artan takipçi sayıları ve sohbet odalarındaki katılım sayısının katlanarak artmasına şahit olmaktayım. Peki şimdilik IOS kullanıcılarının katıldığı bu mecra Android kullanıcıları da gelince daha da canlanacak mı? Yoksa IOS’lular Android’lilere “boşver biz denedik, bak sıkıldık girmiyoruz şimdi” mi diyecekler? Kestirmek çok güç. Eğer yenilikler olmazsa, heyecan olmazsa belki de sönüp gidecek. Ama bakın Instagram’a hemen bu Clubhouse’daki sohbet odaları özelliğini uyarlamaya başlamış bile.  Clubhouse hızlı girdi, güçlü isimlerle güçlü girdi. O güçlü isimleri gören bizler de kapıldık işte bu akıma...
Reklam
Kemik İliği Kanseri Nedir? Kemik İliği Kanseri Belirtleri ve Tedavisi Nelerdir?
Bir süredir kanser tedavisi gören ünlü sanatçı Hüner Coşkuner dün hayatını kaybetti. Kemik iliği kanseri olan Hüner Coşkuner'in ölümü hayranlarını üzerken sanatçının hastalığı ve belirtileri de oldukça araştırılıyor. Peki kemik iliği kanseri nedir? Kemik iliği kanseri belirtileri ve tedavisi nelerdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Hamileler Ve Emziren Anneler İçin Kovid-19 Aşısı Önerisi
İSTANBUL (AA) - Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, Türkiye'de uygulanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı cinsinin hepatit aşısına benzerliği nedeniyle gebelik esnasında ya da emzirme döneminde güvenle kullanılabileceğini bildirdi. Prof. Dr. Buyru, yaptığı yazılı açıklamada, salgın sürecinde en çok merak edilen sorulardan birinin 'Hamileler ve emziren anneler aşı yaptırmalı mı, yaptırmamalı mı?' olduğunu aktardı. Başlangıçta aşının yan etkileri tam olarak bilinmediği için hamilelere ve emziren annelere önerilmediğini anımsatan Buyru,'30 Ocak'ta Pfizer BioNTech tarafından geliştirilen mRNA aşısının güncellenen kılavuzunda, aşının hamilelere ve emziren annelere de uygulanabileceği yer aldı.' bilgisini verdi.Aralık 2020 itibarıyla toplumsal bazda aşı yapılmaya başlandığını hatırlatan Buyru, Avrupa ülkeleri ve Türkiye'de daha sonra elde edilen bilgilerle gebelere de aşı yapılabileceği, bunun bebek ve anne açısından olumsuz bir sonucunun olmayacağına ilişkin yapılan çalışmalar arttıkça aşıya daha güvenle yaklaşır hale geldiklerini ifade etti. Prof. Dr. Buyru, Türkiye'de uygulanan inaktif aşılara değinerek, şöyle devam etti:'Biliyoruz ki Türkiye'de uygulanan aşının, aşı cinsi hepatit aşısına benzerliği nedeniyle gebelik esnasında ya da emzirme döneminde de güvenle kullanılabilir. mRNA aşılarıyla ilgili bilinenler daha azdı. Bu aşılar bilindiği üzere teknolojik olarak yeni ve ilk kez uygulandı. mRNA aşıları da gebelik sürecinde kullanılabilir. Çünkü hastalığın ölümcül ve ağır seyri hem bebek hem de anne açısından ciddi risklere neden olabiliyor. Hastalığın hangi gebede ağır, hangi gebede hafif seyredeceğini bilmediğimiz için aşıların önemi büyük.' 'Koronavirüs, anne ve bebek kaybına yol açan bir enfeksiyon'Buyru, özellikle personeli başta olmak üzere diyabet, tansiyon gibi sistemik hastalığı olan gebelerin aşılanmasının, hastalık risklerinden korunmak için daha ağır bastığını belirterek, risk altında olan hamilelerin aşılanması önerisinde bulundu. Kovid-19'un hamileler için büyük bir risk olduğuna dikkati çeken Buyru, 'Koronavirüs, hem anne hem bebek kaybına yol açan bir enfeksiyon. Önceki viral enfeksiyonların hiçbirine benzemiyor. Bulaşma, tedavi ve hastalığın nasıl seyredeceği konusunda hala bilinmezler çok fazla. Buna bugünkü mutasyonları da eklediğimizde gerçekten herkesin korkması gereken bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Hastalığın anneye ve bebeğe getireceği riskler göz önünde bulundurulunca aşı yaptırmak daha güvenli.' değerlendirmesini yaptı.'Gebe kalmayı planlayanlar ve tüp bebek tedavisi düşünenler öncesinde aşı yaptırmalı'Prof. Dr. Buyru, hamile kalmaya karar verenlerin öncesinde aşı yaptırmaları gerektiğini aktararak, şunları kaydetti:'Hamile kalmaya karar verip aşılama programına dahil olan ya da aşılama programına dahil olup gebe kalmayı planlayan çiftler var. Bunlarda da aslında ikinci doz aşıyı bekleyip yeterli bağışıklık oluştuktan sonra gebeliği planlamak ya da tüp bebek gibi bir tedavi yapılacaksa ve çift aşılama sürecindeyse en azından ikinci doz aşıyı bekleyip ondan sonra tedaviye başlamak daha uygun olur. Kılavuzlar baştan 2 ay kadar bir süre beklemeyi öneriyordu. Bugün biliyoruz ki ikinci doz aşıdan hemen birkaç gün sonra, bir hafta sonra yeterli antikor oluşumu gözleniyor. Antikor oluşumu kişinin çevresinin korunması açısından da önemli. İkinci doz aşı yapıldıktan sonra gebelik planlamalarında ya da tüp bebek tedavisi düşünüyorlarsa ikinci doz aşıdan sonra yaptırmalarında yarar var.'
Reklam
Hüner Coşkuner Kimdir, Kaç Yaşındadır? Hüner Coşkuner Neden Vefat Etti?
Ünlü sanatçı Hüner Coşkuner, kanser tedavisi gördüğü hastanede vefat etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından doğrulanan Hüner Coşkener’in ölümü sonrası ünlü şarkıcı sosyal medyada gündem oldu. Peki, Hüner Coşkuner kimdir, kaç yaşındadır? İşte Hüner Coşkuner’in kariyeri ve hayatı…
Sağlık Bakanı Koca, Kanserle Mücadelede Erken Tanının Önemine Dikkati Çekti
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 'Kanser sevdiklerimizi elimizden almaya devam ediyor. Kanserle mücadelede erken tanı hayat kurtarır.' ifadelerini kullandı.Koca, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, mücadelelerinin merkezinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını olsa da tüm hastalıkların varlığını sürdürdüğüne işaret etti.Bakan Koca, 'Kanser sevdiklerimizi elimizden almaya devam ediyor. Kanserle mücadelede erken tanı hayat kurtarır.' uyarısında bulundu.
Reklam
Fsm Köprüsü Dünya Kanser Günü'ne Dikkati Çekmek İçin Işıklandırıldı
İSTANBUL (AA) - Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü, 4 Şubat Dünya Kanser Günü'ne dikkati çekmek amacıyla mavi ve turuncu renkle aydınlatıldı. Her yıl 4 Şubat'ta kanser hastası bireylere dikkati çekmek amacıyla Dünya Kanser Günü kapsamında birçok farkındalık çalışması yapılıyor.Bu çerçevede, önemli günlerde renk ve ışık gösterileriyle aydınlatılan İstanbul'un simge noktalarından FSM Köprüsü, bu kez de Dünya Kanser Günü için renklendirildi.Turuncu ve mavi renkte aydınlatılan FSM Köprüsü, Beykoz'dan görüntülendi.
Agorafobi Filmi Konusu Nedir? Agorafobi Hastalığı ve Belirtileri Nelerdir?
2015 Yılında vizyona giren Agorafobi filmi bu akşam Kanal D ekranlarında izleyiciler ile buluşacak. Psikolojik suç ve gerilim türündeki film de birbirinden ünlü oyuncular yer alırken filmin adından yola çıkan izleyiciler agorafobi hastalığının ne olduğunu araştırmalara başladı. Peki agorafobi filmi konusu nedir? Agorafobi hastalığı nedir ve belirtileri nelerdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
Müge Daştan - Asla Durma ile Mobilsen Özgürsün
Dünya Kanser Günü​'nde Asla Durma ile çok özel bir konuğumuz var. 💪🏻 'Meme kanseri beni durdurmadı. Koştum, koşuyorum' diyen ve kanseri mobilite ile yenen Müge Daştan'ın hikayesinden siz de ilham alın!
Güncelleme 2 - Çanakkale'de Kayıp Tıp Fakültesi Öğrencisi Ölü Bulundu
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasının ardından arama çalışması başlatılan üniversite öğrencisi gencin cansız bedenine ulaşıldı. İlçeye bağlı Kocaköy köyünde ailesiyle yaşayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Kaan Şimşek (23), dün akşam sitenin bahçesindeki sahada basketbol oynamak üzere çıktı. Akşam eve dönmeyen çocuklarının durumundan şüphelenen baba Mükremin ile anne Nadire Şimşek, jandarmaya kayıp başvurusunda bulundu.Bunun üzerine Kaan Şimşek'in en son görüldüğü bölgede, jandarma, AFAD, UMKE ve AKUT ekiplerince çalışma başlatıldı.Kayıp gencin babası Mükremin Şimşek, gazetecilere açıklamasında, oğlunun her gün sitelerinin bahçesindeki basketbol sahasında top oynadığını, bazı günler de doğa yürüyüşleri yaptığını söylemişti. Şimşek, şunları anlatmıştı:'Pazartesi günü sınavı var, ona hazırlanıyordu. Evden uzaktan eğitimine devam ediyordu. Dün de biraz top oynadı. Daha sonra eve gelip yanına 2 poğaça, 1 şişe su ve 1 muz alıp annesine 'ben biraz yürümeye gidiyorum' diyor. Sonra akşam eve dönmedi. Beşiktaş maçı vardı, kesinlikle kaçırmazdı. Devre arası olunca eşime, 'bu işte bir terslik var' dedim. Kaan maçı kesinlikle kaçırmazdı. Ben çıkıp baktım sahanın ışıkları kapalı. Tüm siteye haber verip aradık, ardından jandarmaya bilgi verdik.'Şimşek, kaybolan oğullarının 4 çocuğundan en küçüğü olduğunu, bir çocuklarını ise 17 yaşında kanser nedeniyle kaybettiklerini sözlerine eklemişti. Cesedi ormanlık alanda bulunduKaan Şimşek'in cansız bedeni, arama kurtarma ekiplerince evinden iki kilometre uzaklıkta ormanlık alanda bulundu.Gencin cesedi, olay yerindeki ilk incelemenin ardından Ayvacık Devlet Hastanesi morguna gönderildi.Şimşek'in kesin ölüm nedeni, yapılacak otopsi sonucunda belirlenecek.
Güncelleme - Çanakkale'de Kayıp Tıp Fakültesi Öğrencisi İçin Arama Çalışması Başlatıldı
ÇANAKKALE (AA) - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu üniversite öğrencisi genç için arama çalışması başlatıldı.Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Kocaköy köyünde ailesiyle yaşayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Kaan Şimşek (23), dün akşam sitenin bahçesindeki sahada basketbol oynamak üzere çıktı. Akşam eve dönmeyen çocuklarının durumundan şüphelenen baba Mükremin ile anne Nadire Şimşek, jandarmaya kayıp başvurusunda bulundu.Bunun üzerine Kaan Şimşek'in en son görüldüğü bölgede, jandarma, AFAD, UMKE ve AKUT ekiplerince çalışma başlatıldı.Şimşek'in telefonun açık olduğu ancak aramalara cevap vermediği öğrenildi.Kayıp gencin babası Mükremin Şimşek, gazetecilere açıklamasında, oğlunun her gün sitelerinin bahçesindeki basketbol sahasında top oynadığını, bazı günler de doğa yürüyüşleri yaptığını söyledi. Şimşek, şunları anlattı:'Pazartesi günü sınavı var, ona hazırlanıyordu. Evden uzaktan eğitimine devam ediyordu. Dün de biraz top oynadı. Daha sonra eve gelip yanına 2 poğaça, 1 şişe su ve 1 muz alıp annesine 'ben biraz yürümeye gidiyorum' diyor. Sonra akşam eve dönmedi. Beşiktaş maçı vardı, kesinlikle kaçırmazdı. Devre arası olunca eşime, 'bu işte bir terslik var' dedim. Kaan maçı kesinlikle kaçırmazdı. Ben çıkıp baktım sahanın ışıkları kapalı. Tüm siteye haber verip aradık, ardından jandarmaya bilgi verdik.'Oğlunun gidebileceği tüm araziye baktıklarını anlatan Şimşek, 'Sabaha kadar ne taş dibi, ne kaya dibi, her yeri telefonun ışığıyla aradım. Telefonu açık, arıyoruz ancak cevap vermiyor. Benim oğlum kendi inisiyatifiyle kaybolacak, çekip gidecek ters bir çocuk değil. Onun iradesi dışında bir durum olduğunu tahmin ediyorum. Bir şey oldu ama ne oldu bilemiyorum. Herkesten dua bekliyorum. Ne olur Kaan için dua edin.' ifadelerini kullandı.Şimşek, kaybolan oğullarının 4 çocuğundan en küçüğü olduğunu, bir çocuklarını ise 17 yaşında kanser nedeniyle kaybettiklerini sözlerine ekledi.
Reklam