onedio
Seksi ve Sıkı Bir Karın
Evde yapacağın bu pilates hareketleriyle sımsıkı karın kaslarına kavuştuğunda daha seksi görüneceksin. Muhtemelen daha önce Pilates hakkında övgü dolu yazılar okumuşsundur (sütun gibi bacaklar,güçlü karın kasları!) ya da belki ders alan arkadaşlarından abartılı sözler duymuşsundur. Konuya hâlâ kuşkuyla yaklaşıyorsan bu yazıyı dikkatle oku. “Pilates kaslarını güçlendirir, özellikle ufak kas gruplarını dengeli çalıştırır. Yelpazesindeki seçenekler sayesinde herkesin imreneceği uzun, ince ve sıkı bir vücuda sahip olursun” diyor. New York’taki Physicalmind Studio’nun sahibi Lauren Piskin. Haftada sadece iki kez, 60 dakikalık Pilates dersi almak bile abdominal dayanıklılığı arttırıyor. Bununla birlikte genel olarak tüm vücut kaslarını da güçlendiriyor. Sorun şu ki, bu avantajlar bazen epey pahalıya patlıyor. Haftalık birkaç seans (yataklı pilates makinesi Reformerile) yüzlerce liraya mal olabiliyor. Bu yüzden Piskin, bütün vücudunu çalıştıracak ve karnında bulunan iç kasları devreye sokacak, evde de rahatça yapabileceğin bir programhazırladı. İhtiyacın olan tek şey küçük bir Pilates topu. Piskin, “Top, makinede yaptığın hareketleri yaparken vücudunun gösterdiği direnci hissetmene ve makinede yapıyormuş gibi çalışma yapmana olanak tanır” diyor.Egzersiz planını haftada iki ya da üç kere uygulayabilirsin. Başlangıç olarak hareketleri 8-10 kez tekrarla. Aralarda mola vermemeye çalış, çok yorulursan soluklan ve devam et. Sırtüstü uzan. Dizlerini bük, bacaklarını zeminle 90 derecelik açı oluşturacak şekilde yukarı kaldır (tablet tab pozisyonu). Topu ellerinin arasına al, dirseklerini hafifçe bük. Göğsünü ve kollarını kullanarak topu avuçlarının arasında sık. Karın kaslarından destek alarak omuzlarınla birlikte kürek kemiklerine kadar yerden yukarı doğru kalk, bu arada kol ve bacakların tavana doğru yükselmeli. Birkaç saniye durduktan sonra kontrollü şekilde başlangıç pozisyonuna dön.
Dedikodu Yapmanın Yararları ve İncelikleri
Başkalarının arkasından konuşmak kariyerini mahvedebilir, ilişkilerini bozabilir ve ismine leke sürebilir. Ancak dedikodunun o kadar da kötü olmayan (hatta faydalı bile olabilen) tarafları var. Neler mi? “Magazin sayfaları, Twitter ve Facebook sağolsun, dedikodunun ne kadar iğrenç olabileceğini hep birlikte görüyoruz. Gossip: The Inside Scoop kitabının yazarlarından, Northeastern Üniversitesi Sosyoloji ve Kriminoloji Bölümü’nden Profesör Jack Levin ise, “Dedikodu, iş ve sosyal çevremizle bağlantı kurabilmemizin önemli yollarından biridir” diyor. Kötü niyetle yapılanları saymazsak, istihbarat almanın ve aktarmanın hiçbir kötü tarafı olmadığı gibi, duygusal ve fiziksel anlamda kendini iyi hissetmene faydası bile var. Michigan Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma da, dedikodunun insanlarla olan iletişimini güçlendirdiğini, ruh hâlini iyileştirdiğini ve stresi azalttığını ortaya koyuyor. Tabii düşüncesiz davranmadığın sürece… İşte güvenilir kaynaklardan öğrendiğimiz altın kurallar. Facebook profilinde yazanlardan daha fazlasını açık etmeyi kim ister? The Blame Game kitabının yazarı New Yorklu Psikolog Ben Dattner, küçük bir dedikodunun hızla yayılıp büyüyebileceğini söylüyor. Örneğin patronunun hakkında konuşuyorsan, sadece küçük bir detayla sınırlı kalmanda ve güvenilir bir arkadaşınla konuşmanda fayda var. Böylece daha büyük dedikoduların çıkıp patronun kulağına kadar gitmesini önlersin. Onun tuhaf yemek alışkanlıklarından bahsetmek çok zevkli olabilir ama asla çok kişisel bilgileri açıklama. Liposuction yaptırdığı ya da boşanmanın eşiğinde olduğu gibi. Özel ama olumlu olan haberleri yaymak (en iyi arkadaşının hamile olduğu ya da ofisten birinin terfi ettiği haberi gibi), sosyal çevrenle olan bağının sıkı olduğunu gösterir. Bir artısı daha var: Arkadaşının haberi kendi veremeyeceği durumlarda, ona destek olmuş olacaksın. Dattner, sadece iyi haberi bilen tek kişi olup olmadığına dikkat etmeni öneriyor. Ona şöyle diyebilirsin: “Senin adına çok heyecanlanıyorum! Bu gizli bir bilgi mi, yoksa duyurmaya başlayalım mı?” Gerçekten iş hakkında olduğu (örneğin ofis arkadaşının kötü kokan nefesi ya da berbat saç kesimiyle ilgili olmadığı) sürece, bazı ofis dedikoduları sana fayda sağlayabilir. Gossip kitabının yazarı Joseph Epstein, “Küçük dedikoduların sosyal değeri büyüktür. Ortaya iyi ve sosyal anlamda değeri olan bir laf atarsan, sana geri dönüşü mutlaka iyi olacaktır” diyor. İş arkadaşlarından birinin Amerika’daki ofise transfer olduğunu öğrenirsen hiç durma; detayları paylaşmaya başla. Belki de bir fırsat yakalaman için sana da bir kapı açılır. Patronunu sektörle ilgili aydınlatmak ya da personelle ilgili bilgi vermek de, onun gözündeki yerini sağlamlaştıracaktır. Araştırmalar, dedikodunun düzgün yapıldığında ve bir grup sınırları içinde kaldığında son derece etkili olduğunu gösteriyor. Eğer bir arkadaşına bir konuda uyarıda bulunmanın zamanı geldiyse, bunu ortak arkadaşlarınızın yanında onu şikâyet eder gibi konuşarak yapma. Örneğin elbiseni lekeli olarak geri verdiğini ya da senden aldığı borcu hâlâ ödemediğini doğrudan söylemek yerine, bunu ekstra bir bilgi gibi paylaş: “Esra’nın düğününde Gülten’in giydiği elbise muhteşemdi. Bu arada Esra’ya ortak hediye almıştık ama Gülten bana para vermeyi unuttu herhalde…” Aynı zamanda arkadaşlarını da böylesi dedikodulardan koruyabilirsin. Levin, “İnsanlar sosyal çevresinde konuşulacağını bildiği zaman olumsuz davranışlardan daha uzak durur. İster inan ister inanma; davranışları denetlemek söz konusu olduğunda, dışlanma korkusu adaletin kılıcından daha caydırıcıdır” diyor. Eğer çeneni tutamıyorsan (insanlık hâli), ağzından çıkan sözleri iyi seç. Bir kadın hakkında dedikodu yapacaksan, hiç değilse anlattığın kişi bir erkek olsun. Knox College’ın araştırmalarında, insanların kendi cinsinden biri hakkında anlatılanlara daha fazla kulak kabarttığı ortaya çıkmış. (Muhtemelen kendi deneyimlerimiz hakkında bize faydalı ipuçları verebildiği içindir.) Dolayısıyla erkek arkadaşına bir kadının dedikodusunu yaptığında, muhtemelen sağda solda bunu anlatmayacaktır. Bir erkek hakkında sağlam bir dedikodun mu var? Bu durumda onu kız arkadaşlarınla paylaş. Anlatırken insanların beden diline de dikkat et. Gözlerini kaçırıyor, dudaklarını sıkıp geriliyorlarsa, bunları pek duymak istemediklerini anlayabilirsin. O zaman gevezeliğe bir son verip sohbeti daha hoş bir konuya çevir. Elbette en iyisi, bu tarz tepkilere yol açabilecek bir dedikoduyu kendine saklaman olur. Seninle ya da bir tanıdığınla ilgili çirkin bir iftirayı susturman gerektiğinde, bunu en hızlı şekilde yapmanın yolları:
Reklam
Resimlere Doğum Yapan Ressam Yine Çıplak
Vajinasından çıkardığı boya kapsülleriyle resim yapan İsviçreli sanatçı Milo Moiré Basel’de yine olay yarattı. Geçtiğimiz Nisan ayında çok konuşulan bir sanat performansına imza atan Milo bu kez Basel Resim Festivali’ne çırılçıplak gelerek adından yine söz ettirmeyi başardı. Vücudunun çeşitli bölgelerine o bölgeye giyilen kıyafet isimlerini yazan Milo’ya müdahale festivalin görevlileri tarafından yapıldı. Sanatçının festivale çıplak girmesi ise yasaklandı.
Reklam
İnternet Aleminde Dolaşan En Saçma ve En Açıklanamayan 33 Fotoğraf
İnternette dolaşırken aşağıda sıralanan fotoğraflardan bir tanesine mutlaka denk gelmişsinizdir. Ne amaçla çekildiği anlaşılamayan ve kesilikle açıklaması çok güç yapılabilecek garip fotoğraflara bir göz atın.İçlerinde anlamlı bulduğunuz yada ''şundan dolayı şöyle olmuş olabilir'' diye fikir yürüttükleriniz varsa lütfen yorumlarda bizleri de aydınlatın :)İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Ehliyetini Nereden Aldığı Meçhul 15 Sürücü Tipi
Okullar kapandı, sınavlar bitti derken trafikte biraz rahatlama bekleyen şehirli şoförler ne yazık ki asıl sorunun kalabalık olmadığını yaşayarak öğreniyorlar. Mesele yoğun trafik değil, trafik yoğun olmasa da insanı çıldırtan kötü sürücüler. Hayatında şehir içinde direksiyon sallamış herkesin en az bir kez küfürlerinin hedefi olmuş 18 sürücü tipini huzurlarınıza sunuyoruz; Dikkat! Yola çıkacaklar için spoiler içerir :)
Reklam
Dosya: Cumhurbaşkanı Gül'ün İlkleri ve Enleri
54.Hükümet'te Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü, 18 Kasım 2002'de kurduğu 58. Hükümet'te Başbakan, 2003-2007 yılları arasında 59. Hükümet'te de Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan dönemin AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, TBMM'de 28 Ağustos 2007'de yapılan oylamada Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, en çok ülkeye giden, en çok mevkidaş ağırlayan, en çok yurt içi gezisi yapan, yasaları en hızlı onaylayan Cumhurbaşkanı olarak kayıtlara geçti. İşte Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresindeki ilkleri ve enleri
Reklam
Ter Kokusuna Karşı Limon!
Terlemek sağlıklıdır. Terleyerek toksinlerinizi atarsınız. Ama yaz günü etrafa nahoş kokular yaymak da istemezsiniz. Bu nedenle çeşitli kozmetik ürünleri kullanırsınız. Ancak ter kokusu karşıtı kozmetik malzemeler genellikle gözeneklerinizi kapatarak terlemenizi engeller.Peki terlemeyi engellemeden ter kokusunu nasıl yok edebilirsiniz?Bunun için ihtiyacınız olan sadece birkaç damla limon yeterlidir.Avucunuzun içine damlatacağınız birkaç damla limonu koltuk altlarınıza sürmeniz yeterli. Bu yöntemin en az 12 saat etkili olduğunu göreceksiniz.
Erkeklerin En Büyük 4 Korkusu
Bütün Jung terapistleri bilirler ki erkeklerin çoğunluğunun gözü sırlara karşı kapalıdır ve farkında değildirler. Terapistler aynı zamanda erkeklerin bunu sert bir görünüşün ardına saklamakta da zorlandıklarını ve mantıklı kararlar veriyorlarmış gibi görünmeye çalıştıklarını söylüyor. Araştırmaların aktif short pozisyonların pasif long pozisyonlardan daha yüksek getiri sağladığını göstermesine rağmen birçok kişinin short pozisyonda takılıp kalmasının nedenlerinden bir tanesi de budur. Bu gerçeğin arkasında en başarılı erkeklerin bile aslında tam olarak özgür olmadığı yatıyor: Bu 4 sır erkekleri gözleri kapalı bir yatırımcı, iş adamı, siyasetçi, aile üyesi yapıyor. İşte erkeklerin tümünün karşılaştığı ve yüzleşmemesi durumunda bütün hayatı boyunca başına bela olacağı 4 sır. 1. Bir role takılıp kaldınız, başkasının hayatını yaşıyorsunuz Birçok erkek hayatlarını anneleri babaları olsun, akrabaları olsun, aileleri olsun, dini toplum olsun, başkalarının beklentilerini karşılayabilmek için geçiriyor. 'Onların' hiç bir zaman başaramdıklarını başarmak istiyorlar. Fakat malesef böylesi motivasyonlarla oynadığımız roller derin huzursuzluklar yaratıyor ve hayatımızın diğer alanlarında hedeflerimiz, performansımızı, başarı fırsatlarımızı sabote ediyor. 2. Sert mizacınız yalnızca korkmuş bir ufak çocuğu koruyor 'Dünya büyük ve tehlikeli bir yer' diyor Hollis. Erkekler korkmamaları gerektiğine inanarak programlandırılıyorlar. Fakat orada bir yerde gerçekten korkmuş bir çocuk var ve erkekler bunu maço bir karakterin ardına saklıyorlar. Ve uyanma vakti gelene kadar sert ve kararlı görüntüsünü kaybedecek korkusuyla bunu itiraf edemiyor. Bundan dolayı erkekler aşırı tepki veriyor ve iş dünyası ve piyasalarda maço davranışlarla gizlemeye çalışıyor. 3. Duygularınızı ve hislerinizi bastırıp görmezden geliyorsunuz Spor yapmak, askeri kamplara katılmak, risk almak ve diğer zorluklar 'gerçek erkeklerin' acıya dayanıklı oldukları, sert görünümlerini nasıl devam ettirebilecekleri, duygularını nasıl gizleyebilecekleri inancını pekiştiriyor. Fakat bu fiziksel acı malesef bizi reddedilme, kaybetme, üzüntü, ölüm ve diğer duygusal travmatik acılara hazırlayamıyor. 4. İçimizdeki 'anneyi' etrafımızdaki bütün kadınlara yansıtıyoruz Etrafımızdaki bütün kadınlara, kız arkadaşımıza, akrabamıza, arkadaşlarımıza, kadın patronlarımıza, evet bütün otoriteye içimizde kendi yetiştirdiğimiz 'anneyi' yansıtıyoruz. Jung buna alter ego, yani ikinci kişiliğimiz, diyor; bizim feminen doğamız, ruhumuzu dengeleyen faktör. Birçok erkek bu doğadan korkuyor, reddediyor, görmezden geliyor ve gerçek erkeklikte yanlış olur diye bastırıyor ama bir tek kendi içlerinden gelen bir güç kaynağı olarak görmüyor. Bu bütün Doğu geleneklerinin yin-yangıdır. Evet, sizin içinizden gelen güç gerçek gücünüzün kaynağıdır. Bu 4 korkuyla yüzleşin, gücünüzü keşfedin, özgür olun ve hayattaki gerçek rolünüzü yaşayın.WSJ Türkiye
Reklam