Ünlülere Uyuşturucudan 15 Yıla Kadar Hapis Talebi
Aralarında oyuncular Engin Günaydın, Kenan İmirzalıoğlu, Sarp Apak, Hakan Yılmaz, Ersin Korkut ile şarkıcılar Mehmet Erdem ve Koray Candemir'in de bulunduğu 53 kişi hakkında 'uyuşturucu madde temin etmek ve bulundurmak' suçlarından iddianame hazırlandı. İstanbul'daki uyuşturucu soruşturması kapsamında aralarında oyuncular Engin Günaydın, Kenan İmirzalıoğlu, Sarp Apak, Hakan Yılmaz, Ersin Korkut ile şarkıcılar Mehmet Erdem ve Koray Candemir'in de bulunduğu 53 kişi hakkında 'uyuşturucu madde temin etmek ve bulundurmak' suçlarından iddianame hazırlandı. Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehlet Ali Uysal tarafından, aralarında çok sayıda ünlülünün bulunduğu kişilere yönelik yaklaşık 6 aydır yürütülen uyuşturucu soruşturması tamamlandı. Savcı Uysal, bir kısmı tutuklu 53 şüpheliye ilişkin 'uyuşturu madde temin etmek ve bulundurmak' suçlarından cezalandırılmaları istemiyle hazırladığı iddianameyi TMK 10. maddeyle görevli İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. İddianamede, aralarında oyuncular Engin Günaydın, Kenan İmirzalıoğlu, Sarp Apak, Hakan Yılmaz, Gökçe Özyol, Eray Özbal, Ersin Korkut ile şarkıcılar Mehmet Erdem ve Koray Candemir'in de bulunduğu 53 kişinin, 'uyuşturucu madde temin etme ve bulundurmak' gibi suçlardan 5 ile 15 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları istendi. DÜZYATAN VE TÜZÜNATAÇ'A TAKİPSİZLİK Savcı Uysal, soruşturma kapsamında ifadeleri alınan oyuncular Engin Altan Düzyatan, Özge Özpirinçci, İlker Aksum, Berrak Tüzünataç ve Burçin Terzioğlu'nun da aralarında yer aldığı bazı kişilere ilişkin de yeterli delil olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı inceleyip iddianamenin kabulü ya da reddi yönünde karar verecek. İstanbul'daki uyuşturucu soruşturması kapsamında, 15 kişi, örgütlü suçlara bakan mahkeme tarafından, 'uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama' suçlamasıyla 8 Ağustos 2013'de tutuklanmıştı. Milliyet
Hadise'nin Dekoltesine Cezayı BDP'li Üyenin Oyu Engelledi
ŞARKICI Hadise’nin, katıldığı bir televizyon programında ’dekolte kıyafetiyle ilgili’ RTÜK’te ceza verilmesini, RTÜK’ün BDP kontenjanından seçilen üyesi Doç. Dr. Ahmet Yıldırım’ın kullandığı oyla engellediği ortaya çıktı.Show TV’de Özge Ulusoy’un 9 Aralık 2013 tarihinde yayınlanan ’Hey Canlı’ adlı magazin programında ’Ve Hadise, gözleri şaşı etti, dilleri lal etti ve o ne dekolteydi’ anonsuyla verilen Hadise’nin dekolte kıyafetleri ile ilgili görüntüler için RTÜK uzmanlarınca rapor hazırlandı. Hazırlanan raporda dekolteye yakın çekim yapıldığı, göğüslere arka arkaya dikkat çekildiği, gençlerin ahlakına zarar verecek saatte ve koruyucu sembolsüz yayınlandığı belirtildi.BAŞKAN DA CEZA VERİMEMESİN DEMİŞ Bu görüntüleri yayınlayan televizyona ceza verilip verilmemesi ile ilgili yapılan oylamada ise, RTÜK Üst Kurulu Başkanı AK Parti kontenjanından Davut Dursun ile MHP’den Esat Çıplak, CHP’den Süleyman Demirkan ve Ali Öztunç ihlal bulunmadığını savunurken, AK Parti’den Taha Yücel, Hasan Tahsin Fendoğlu, Hamit Ersoy ve Nurullah Öztürk ihlal bulunduğunu öne sürerek ceza verilmesini istedi. Oyların 4’e 4 eşit çıkması üzerine, toplantıya katılmayan Doç. Dr.Ahmet Yıldırım’ın da katıldığı geçen hafta yapılan bir sonraki toplantıda karar çıktı. BDP kontenjanından RTÜK üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, katıldığı toplantıda ’ihlal olmadığı’ yönünde oy kullanınca, Hadise’nin görüntülerini yayınlayan televizyona ceza verilmemesi kararının çıktığı belirtildi.Ferit ASLAN/ DİYARBAKIR, (DHA)
Türkiye'nin 'Yüz Karası' Geri Dönüyor!
Türkiye'nin imajını olumsuz etkilediği gerekçesiyle tartışmalara konu olan 'Geceyarısı Ekspresi', beyazperdeden sonra şimdi de Broadway sahnesine çıkacak. Oyun, hikâyenin gerçek kahramanı Billy Hayes’ın performansıyla, New York’ta 22 Ocak’tan itibaren sergilenecek. ABD’deki Türk derneklerinin çatı kuruluşu Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF), dünyaca ünlü Broadway sahnesinde Türkiye’nin karalanması ihtimaline karşı alarma geçti. TADF Başkanı Ali Çınar, bu konuda topyekün tepki gösterimine hazırlandıklarını belirterek, konuyla ilgili olarak acilen toplantı düzenleyeceklerini ifade etti. TÜRKİYE'DE HAPSE DÜŞEN ABD'Lİ... 1970 yılında Türkiye’de uyuşturucuyla yakalanıp, hapse atılan Amerikalı Billy Hayes’in 1977 yılında kitaplaştırdığı hikaye, Oliver Stone tarafından sinemaya uyarlanmış ve Alan Parker’ın yönetmenliğinde, 1978 İngiliz-Amerikan ortak yapımı bir film olarak gösterime girmişti. O dönemde Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen film, 52. Akademi Ödülleri’nde aday olduğu 6 dalın 2’sinde ‘En İyi Özgün Müzik’ ve ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ödülü kazanmıştı. Aralık 2004’te filmin senaryo yazarı Oliver Stone, Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında, yazdığı şeyleri çekim aşamasında fazla dramatize ettiğini kabul ederek özür dilemişti.  AA
Nejat İşler'i Sevmemizin 11 Sebebi #Nejatİsler
Nejat İşler, bildiğiniz gibi yoğun bakımda. Gelişen septik şok sonucu akciğerleri iflas etmiş. Doktorları da hayati tehlikesinin olduğunu söylüyor. Bu haber herkesi derinden sarstı. Çünkü Nejat İşler, medyatikliğinin ötesinde çok çok iyi bir oyuncu. Ben de Nejat İşler'in bugüne kadar yaptığı iyi işleri hatırlatmak adına onun yaptığı muazzam işleri derledim. Nejat İşler'in bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyorum. Yapacak daha çok işi, canlandıracak daha çok manyak karakteri var.
Reklam
Sibel Kekilli Hırs Yaptı
Tüm dünyanın izlediği Gaome Of Thrones dizisinin 4. sezonu 6 Nisan’da başlayacak. Sibel Kekilli de dizinin 4. sezonunda yer alacak.Dizide Shae karakterini canlandıran Sibel Kekilli aksanı yüzünden Hollywood’da alay konusu olmuştu.ANADİLİ GİBİ KONUŞUYORİlerlemiş İngilizce kurslarına giden ve İngilizce’ye çok çalışan Kekilli yeni sezon öncesi İngilizce’yi anadili kıvamına getirmiş.Dizideki diğer oyuncuların kendisine “Artık senin yanında İngilizce şakalar yapamayacağız, her şeyi anlıyorsun” diye takılmaya başlamışlar.
Reklam
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
Yoğun Bakımdaki Nejat İşler'e Ünlülerden Destek Mesajları
Muğla’nın Bodrum ilçesinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ünlü oyuncu Necat İşler yoğum bakıma alındı. İşler'in durumunun ciddi olduğu öğrenildi.  Yoğun bakıma alınan ünlü oyuncu için birçok sanatçı dostu geçmiş olsun mesajı yayınladı.  İşte o mesajlardan bazıları…Hürriyet
Cem Yılmaz Kemal İçin Ahu Yağtu'ya Servet Verdi
Kemal Bebek protokolü...Ünü komedyen Cem Yılmaz, 2013'ün son saatlerinde boşandığı eşi Ahu Yağtu'ya bir servet öderken boşanma protokolünde oğlu Kemal'in geleceğini de güvence altına aldı. Habertürk'te yer alan habere göre, Kemal için aylık 10 bin dolar nafaka ödeyecek olan Yılmaz, oğlunun eğitimini de yüksek lisansına kadar planladı. Protokole göre Kemal, Kurban Bayramı'nda babasıyla, Ramazan Bayramı'nda ise annesiyle kalacak... Cem Yılmaz, 20 ay evli kaldığı Ahu Yağtu'ya boşanırken 500 bin dolar tazminat ödemeyi kabul etti. Çift, bu tazminat tutarının dışında birbirlerinden maddi ve manevi tazminat istememeyi protokolde imza altına aldı. Yılmaz, Ahu Yağtu'ya 2013 model Range Rover cip, Sarıyer, Şişli, İstinye Park ve Loft'ta gayrimenkul verdi. Loft ve İstinye Park'taki iki yerin aylık 30 bin lira ve 6 bin 500 dolar olan kira geliri de Yağtu'nun oldu. 20 aylık evliliği sonunda bir servet ödediği görülen protokolün en ilgi çeken maddesi ise Cem Yılmaz'ın oğlu Kemal ile kişisel ilişki kurması konusundaki zaman dilimlerinin uzun olması oldu. Cem Yılmaz oğlu Kemal'i sık görebilmek için protokole özel madde koydu. Kemal, okul öncesi dönemde her ayın 1. ve 3. haftalarının sonunda, 2. ve 4. haftalarında ise salı ve perşembe günleri 10.00 ile 17.00 arasında babada kalacak.En Son Haber
Reklam
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BÜYÜK AŞK BİTTİ Geçen ağustosta nişanlanan Tuğba Melis Türk ile Ersan Gülüm'ün yüzükleri attığı konuşuluyor. 2011 Best Model birincisi olan Türk de, Beşiktaşlı futbolcu Gülüm de Instagram sayfalarında birbirlerinin fotoğraflarını sildi. Evlenmelerine kesin gözüyle bakılan ikilinin ayrılmalarının nedeni ise merak konusu oldu. Her ikisi de sürekli birbirlerinin fotoğraflarını paylaşıp, birbirlerine aşklarını ilan ediyordu ancak ne olduysa şu son birkaç ayda oldu. Birlikte fotoğraf paylaşmadıkları gibi, sayfalarından da fotoğraflarını silmeleri, yüzüklerin atıldığına mı işaret? İlişki yaşayan kişiler, her anlarını sosyal medyada paylaşır oldu. Neredeyse 24 saat ne yaptıklarını kişisel hesaplarından öğrenir olduk. Kavga ya da ayrılık durumunda ise tüm fotoğrafları, hiç çekilmemiş gibi yok ediyorlar. Ancak Google'ı açıp bakarsak, tüm paylaşımlarını oradan bulabiliriz. Bir de bu çiftin gazeteciler tarafından bir yerde çekilen fotoğrafları yok denecek kadar az. Kendi paylaşımları olmasa, onlar hakkında yapılacak haberlerde kullanılacak fotoğraf bile yok diyebiliriz. Yeri gelince magazin basına kızmayı biliyorlar, fakat bizlere asıl malzemeyi onlar veriyor. Melis de Ersan da başkalarıyla ilişki yaşadıklarında bu fotoğraflar önlerine çıkacak. Sonra da bize kızacaklar 'Neden eskileri karıştırıyorsunuz' diye... Her ikisi de fotoğrafları sildiklerine göre muhtemelen ayrılmışlardır. Eğer barışırlar ve fotoğrafları geri yüklerlerse de şaşırmayın. ÖZLEM YILDIZ İLE MEHMET ALİ ERBİL BİR ARAYA GELMEZ Bir dönemin çok konuşulan aşkının kahramanları Özlem Yıldız ile Mehmet Ali Erbil'in mesajlaşması olay yarattı. Aşk uğruna ekranlarda gözyaşı bile döken çift, yollarını ayırıp başka kişilerle evlenmişti. Ardından ikisi de boşandı fakat birbirleriyle yeniden hiç görüşmediler. Son olay ise bu durumu değiştirdi. Özlem Yıldız'ın Instagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafa, Mehmet Ali Erbil'den 'Kürrrrrrrr', yani yalan diye yorum geldi. Yıldız da Erbil'e gülücükle yanıt verdi. Aşk yaşadıkları dönem herkesin birbirine çok yakıştırdığı çiftin, bunca yıl sonra dönüp dolaşıp yine bir araya gelme olasılığı var mı? Özlem ile Mehmet Ali bir araya gelmez. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Her ikisi de eski defterleri açacak insanlardan değil. Bu ilişkinin tohumları 1998 yılında atıldı ama ilişki söz yüzüğünün atılmasına kadar gitti. Mehmet Ali'nin yaptığı bir hata nedeniyle ayrıldılar. Bu olay Özlem'in canını çok acıtmıştı. Özlem sadece bu nedenle bile ona dönmez. Mehmet Ali de zaten sadece çocuklarının anneleriyle görüşüyor, onun dışında hayatına giren kadınlarla bir iletişimi yok. O yüzden bir barışma söz konusu olamaz.  ÖZGE'NİN CANINI ACITAN FOTOĞRAF Aşk haberlerini ilk kez GÜNAYDIN'ın duyurduğu Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar ikilisi, bu kez yazarımız Bülent Cankurt'la aynı sinemaya gidince yakayı ele verdi! 26 Aralık tarihinde ilişkiyi 'Sürpriz aşk' başlığıyla duyuran Günaydın, Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar çiftinin el ele fotoğrafını da ilk kez yayınlamış oldu. Sonunda çok konuşulan çift el ele görüntülendi. Merakla beklenen görüntüde Engin Altan'ın rahat, Alkoçlar'ın ise gergin olması da dikkatlerden kaçmadı. Fotoğrafı nasıl yorumlarsınız? Fotoğrafı benim yorumlamama gerek yok, Engin'in eski sevgilisi Özge Özpirinçci zaten yorumlamıştır. Özge'nin canının en çok yandığı anlardan biri, bu fotoğrafı gördüğü andır. Özge ile Engin'in ilişkisi çok iyiydi. Herkes onlara evlenecekler gözüyle baktı. Birbirlerine çok yakıştırıyorlardı. Özge henüz ayrılık acısını atlatamamıştır, o yüzden de yeni sevgili olaylarına yakın zamanda girmez. Kendisi bu durumdayken Engin'in hemen bir başkasını bulup bir de el ele ortaya çıkması canını çok acıtmıştır. Engin'in bu kadar rahat olmasına da sinirlenmiştir.  DAYAK OLAYININ PERDE ARKASINDA NE VAR? Bu haftanın en ilginç haberi Yağmur Atacan'ın dayak yemesi oldu. İddialara göre Atacan'ın dayak yediği kişi ise nikâh şahidi Alper Çağrı Önal'dı. Bir alacak meselesi yüzünden ikilinin arasında kavga çıktığı, Atacan'ın darp edildiği ileri sürüldü. Atacan'ın polise gideceğini söylemesi üzerine ise Önal, 'Git oğlum git, savcılığa git, polise git, nereye gidersen git, seni anca karın kurtarır. Bundan sonra arkana dikkat et, her gün peşine adam takacağım' dedi. Pınar Altuğ'un habere yorumu, 'Bu olay zamanı orada yoktum. Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Bu konuya müdahale etmek istemiyorum' oldu. Kavganın nedeni nedir? Bu tehditler üzerine çift bir önlem aldı mı? Hem çok yakın arkadaşlardı, hem de nikâh şahitleriydi. Anladığım kadarıyla ortak iş de yapıyorlardı. Benim duyduğum yeni bir şey yok. Kavga, alacak verecek meselesi yüzünden çıktı. Pınar da doğruladı bu olayı. Bir tek Yağmur konuşmadı. Neden konuşmadığını bilemiyorum. Korkuyor mu ya da konu daha fazla uzasın istemiyor mu bilemiyorum. Bu kadar yakın arkadaşların bu duruma gelmesi üzücü. İşin içine para girdi mi kardeş kardeşi vuruyor, baba oğlunu vurabiliyor. Tehditlere karşı bir önlem alacaklarını sanmıyorum, zaten Yağmur konuşmayarak tehditlere maruz kalmaktan korunmuş oluyor. Bir de herkesin önünde bu konuları konuşmak istemiyor, sonuçta özel hayatı. Eğer Yağmur'un alacağı varsa, hukuki yolların dışında bunu alamayacağını düşünüyorum. Aralarındaki meselenin de tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Yağmur, Pınar'la evlenmeden önce oyunculuk yapıyordu. Sonrasında ise bir daha onu ekranlarda görmedik. Hep ufak tefek işler yaptığını söylüyor. Her erkek gibi sabah saat 8'de evden çıkıp akşam saat 7-8 gibi eve dönen biri değil anladığım kadarıyla. Bir ofisi olup olmadığını da bilmiyoruz. Ancak demek ki bir işi varmış ki bu kavga meydana geldi. Kavgayla ilgili bir gelişme olursa daha fazla detay sahibi olacağız. TEZ ZAMANDA EVLENSİN YOKSA… İlker Aksum ve manken sevgilisi Şeyma Şener, geçtiğimiz hafta Ortaköy'deki Anjelique'teydi. Mekândan geç saatlerde el ele ayrılan ikili, çenelerine kadar yayılmış kırmızı ruj izleriyle dikkat çekti. Muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil!' diyen Aksum, hemen bir taksi çevirip sevgilisiyle beraber uzaklaştı. Ünlü oyuncu, çapkınlık haberlerinin başkahramanları olan futbolcuları bile geçti. Aksum boşandığından beri ilginç bir profil sergiliyor. Yanında görüntülendiği kadınların sayısı da herkesi şaşırtıyor. Neredeyse her hafta başka bir kadınla görüntülenen Aksum'un son olarak dudağındaki ruj iziyle basının karşısına çıkması sevenlerini şok etti. Aksum, evliyken içinde bastırdığı duyguları mı çıkardı ortaya? Bu hareketlerinin açıklaması bu mudur? İlker Aksum boşandıktan sonra dağıldı. Olayın özeti bu. Haftanın fotoğrafı oldu. Bir insan alkolü fazla kaçırınca ağzından çıkanlara mani olamaz. Aşırı alkolün verdiği sersemlikle gömleğinin düğmesi açılan ya da fermuarını açık unutan, sokak ortasına çişini yapan insanları gördük ama bu son olay bambaşka. Oyuncunun muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil' diyebilecek kadar kendinde olması da herkesi şaşırttı. Demek ki kendinde olmayacak kadar alkollü değildi. Madem ruj izinden haberin var, neden basının karşısına bu şekilde çıkıyorsun? Orada basın olmasa dahi, mekândan çıkıp taksiye bineceksin. Peki, taksiye neden o halde biniyorsun? Dışarı çıkmadan önce yüzünü yıkamak bu kadar mı zor? İçeride ne yaptıkları zaten yüzlerinden belliydi. Sen bir oyuncusun, kendine biraz çeki düzen verebilirsin. İlker evliliği bittikten sonra tam anlamıyla dağıldı. Bekâr hayatı ona yaramadı. Yanında sürekli başka kadınlar görüyoruz. Çok iyi bir oyuncu, yazık ediyor kendine. Tez zamanda birini bulup evlenmesini tavsiye ediyorum kendisine. Böyle devam ederse, bundan sonraki hareketi ne olur bilemiyorum.  ÜNLÜ ÇİFT BOŞANIYOR MU? Son günlerde art arda gelen boşanma haberlerine bir yenisi daha eklendi. Ünlü manken Tülin Şahin'in, 2005 yılında hayatını birleştirdiği Mehmet Özer'le ilişkisinde sorunlar olduğu, Şahin'in iki gündür eve uğramadığı iddia edildi. Çiftin evleri ayırdığı da arkadaşları arasında konuşuluyor. Tülin Şahin, iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözü de insanların kafalarında soru işareti kalmasına neden oldu. Son durum nedir? Çiftin evliliği sallantıda mı? Evliliklerinde bir sorun olmadığını söylediler. Bu çift her davete, eğlenceye, yemeğe birlikte gidiyor. İlk kez Mehmet eşinden ayrı, gece dışarı çıkınca da herkesin dikkatini çekti. Yanında Tülin'in olmaması da ayrılık dedikodularına neden oldu. Birbirlerine çok âşık bir çiftten bahsediyoruz. Yakından tanıdığım için çok iyi biliyorum. Mehmet geçenlerde yanında Tülin olmadan dışarı çıktığı gece, yalnız değildi. Bir arkadaş grubuyla eğlenmeye çıkmıştı. O grupta kadınların da olması dedikoduların fitilini ateşledi. Genelde Mehmet'in hayatı Fenerbahçe'dir. Tek başına olduğu tek yer de Kalamış Develi ya da Todori'dir. Maç günlerinin bir klasiğidir bu mekânlar onun için. Maç öncesi arkadaşlarıyla bir araya gelir, yemek yer ve maça gider. Tek başına eğlencesi budur. Onun dışında zaten her yerde Tülin'le görürüz onu. İnşallah bu haberler sadece dedikoduda kalır. Aksi takdirde çok üzülürüm. Örnek çiftlerimizden biri onlar.  DAHA BOŞANMADAN BAŞKASIYLA YAKALANDI Evliliklerinin beşinci ayında boşanma kararı alan Melisa Sözen ile Alican Yücesoy, geçen hafta evleri ayırmıştı. Mahkemeye başvuran ancak davaları görülmeyen ikiliden Yücesoy, Nişantaşı'nda oyuncu Gökşen Ateş'le görüntülendi. Fotoğraflarının çekildiğini fark edince şoke olan Yücesoy, basın mensuplarına adeta yalvardı: 'Daha boşanmadım, evliyim. O fotoğrafları silin. Böyle bir haber çıkarsa aileler yıkılır. Rica ediyorum.' Aynı dizide rol aldıkları sırada yakınlaşan ve evlenen çiftin boşanma kararının nedeni ihanet mi? Yoksa oyuncu zaten boşanacağım diye eski hayatına bir an önce adapte olma derdinde mi? Madem böyle bir çekincen var, neden basının olduğu yerlerden biri olan Nişantaşı'nı tercih ediyorsun ki! Memlekette yer mi kalmadı? Bu işi yıllarca bizi ayakta uyutarak sürdüren o kadar çift var ki. Evlendiklerinde, 'Biz aslında 3 yıl önce ilişkiye başladık ve hep şu mekâna gidiyorduk, hiçbiriniz de duymadınız' diyorlar. Demek ki gizleyen gizliyor. Madem sen daha boşanmamışsın, neden orada geziyorsun? Sonra da utanmadan fotoğrafların silinmesini istiyorlar. Çektiği fotoğrafı silen gazetecileri de kınıyorum. Hiçbir iyi gazeteci bu fotoğrafı silmez. Bir de koluna kızın omzuna atmış halde görüntüsü var. Kameralar çekince de 'Ben daha boşanmadım, silin' diyor. Geçmiş olsun.  BÜLENT ERSOY İLE DEMET AKALIN'A HAK VERİYORUM Geçtiğimiz haftanın son bombasını Bülent Ersoy patlattı. Ünlü sanatçı, Nişantaşı'nda gezerken izinsiz fotoğrafını çeken Osman Ateş adlı bir genci görünce çılgına döndü. Sinirlerine hâkim olamayan Ersoy, tepkisini hayranına tokat atarak gösterdi. Ersoy'a yakın dostu Demet Akalın'dan da destek geldi. Akalın Twitter sayfasına, 'Nefret ediyorum izinsiz sokakta resim çeken insanlardan! Bülent Hanım dün gece birini tokatlamış, iyi yapmış! Elinde telefon var diye artık yeter be' notunu düştü. Bir gazeteci olarak yaşanan bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ünlü bir ismi görüntülemek için izne mi ihtiyaç var? Almayınca sonunun şiddet mi olması gerekiyor? Akıllı telefonlar herkesi paparazzi yaptı. Şu anda en büyük tehlike bizim gündüz ve gece dolaşan paparazzilerimiz değil, akıllı telefonu olan müşterilerdir. Yan masadakini çeken var, teknedekini çeken var, metrobüste bile çeken var. Bize bir sürü mail geliyor. Ünlü bir ismi bakkala giderken çekip yollamış. Kardeşim, bakkala gitmek kötü bir şey mi? Ya da metrobüste bir ünlüyü çekip yolluyorlar. Ünlü olunca toplu taşıma araçlarını kullanamaz mı? Bunu yapan ünlüler bile var. Gece gece telefonuma ünlü isimlerden mesajlar geliyor. 'Bak filan ünlü filan mekânda görgüsüzce yemek yiyor', 'Filan kişinin makyajsız fotoğrafını görmek ister misin?' diye ne mesajlar geliyor. Akıllı telefonlar bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Biz, gelen fotoğrafları ayırıyoruz tabii ki. Çok mühim bir şey ise kullanıyoruz. Ben Bülent Ersoy ile Demet Akalın'a hak veriyorum. Şiddete tabii ki karşıyım ancak ünlüleri de sokakta yürüyemeyecek hale getirmemek lazım. Ancak yapacak bir şey yok. Bunun mücadelesini artık onlar verecek. Bu tarz olaylar sadece Türkiye'deki ünlülerin başına gelmiyor. Yurt dışında da bunun örnekleri mevcut. Buna benzer bir fotoğrafı çekildiği için dünyaca ünlü oyuncu Sean Penn bir adamı dövdü. Bu olayı da bir gazeteci tesadüfen gördü ve fotoğrafladı. Ünlü olmanın bedelleri bunlar. Sosyal medya ve akıllı telefonlarla da ünlülerin işleri gün geçtikçe zorlaşıyor.  FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Hazal Kaya'dan Ahmet Kural Açıklaması
Bugün gazetelerde yer alan haberde Hazal Kaya'nın Ahmet Kural ile yakınlaştığı iddia edilmişti. Hazal Kaya iddialara Twitter hesabından cevap verdi.İşte Hazal Kaya'nın açıklaması... 'Yaklaşık bir aydır gitmediğim bir mekanda, belki bir yıldır görmediğim bir arkadaşımla gazete haberinde buluşturulmuşum. Hayal dünyaları geniş..'Vatan
Hadise O Siteye Dava Açtı
İki reklam filmi için anlaştığı şirket tarafından sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini öne süren ünlü şarkıcı Hadise, alacağının tahsili için dava açtı Şarkıcı Hadise, Trendyol markasının sahibi DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Satış Ticaret AŞ.'ye reklam ve fotoğraf çekimlerinden 250 bin euronun (659 bin lira) tahsili için dava açtı. Dava dilekçesine göre; Hadise ile DSM arasında sözleşme imzalandı. Sözleşme kapsamında Hadise'nin reklam ve moda fotoğraf çekimleri, belli bir dönemde TV, radyo, sinema, outdoor, yazılı basın, mobil ve internet mecralarında reklam ve pazarlama faaliyetlerinde kullanılacaktı. İki uzun reklam filmi çekilecekti. 'AYKIRI DAVRANMADIM'DSM, sözleşme bedeli 500 bin euronun yarısını Hadise'ye ödedi. Kalan ücret ise ikinci reklam filminin çekiminden 4 gün önce ödenecekti. Hadise çekimlerin hepsine katıldı. DSM ise Hadise'ye ihtarname göndererek sözleşmeyi feshetti. Hadise'nin sözleşmeye uymadığını iddia eden DSM, sözleşmede yer alan cezai şart parası ile uğramış olduğu zararların tazminini istedi. Hadise de ihtarnameye cevabında sözleşmeye aykırı davranmadığını iddia etti. Yüzde 20 icra inkâr tazminatının yanı sıra icra takibinin devamına karar verilmesini istedi.Ali OktaySabah
Reklam
Honda'dan Yaratıcılıkta Sınırları Zorlayan Bir Reklam Filmi
Japonlar yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Japonların dünyaca ünlü firması Honda, ürettiği şeylerin dökümünü, oldukça yaratıcı ve görsel bir biçimde vermiş. Videonun altmetni ise şu: bizim ellerimiz oldukça becerilidir, hem hızlı(kolay) hem de kaliteli üretiriz.
Ali Özbir  Eleştirilere Sert Çıktı
Radyocu Funda Özkalyoncu’nun konuk olduğu bir televizyon programında, bebeğini kaybeden Esra Erol hakkında “Seyircisine bu kadar mı gönül borcu vardı ki, cuma bebeğini kaybeden kadın pazartesi yayına çıkabiliyor” sözleri sunucunun eşi Ali Özbir’i sinirlendirdi. MAGAZİN SERVİSİ Yayına telefonla bağlanan Özbir, eşi Esra Erol’la ilgili yargısız infaz yapıldığını söyleyerek, şunları söyledi:“Hayatımda ilk defa canlı yayına bağlanıyorum. Esra’nın söylenenlere üzüldüğünü görünce müdahale etmek zorunda kaldım. Hanımefendinin titri nedir? Esra’yı çok üzen yorumlar yapılıyor. Siz orada oturmuş onun hakkında sallıyorsunuz. Esra’nın psikolojisini düşünebiliyor musunuz? Biraz daha hassas olun.”Milliyet
Reklam
Dünyaca Ünlü Yıldız '3 Adam'a Konuk Oluyor
İşte 3 Adam'ın bu haftaki konukları.... Star TV'de Eser Yenenler, İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç'un sunduğu '3 Adam' Cumartesi gecelerinizi neşelendirmeye devam ediyor. “3 Adam”a bu hafta dünyaca ünlü yıldız Shantel ve modacı Ivana Sert konuk oluyor. Sevilen programda bu hafta, Alman müzisyen Shantel fırtınası esecek. Ivana Sert'in de keyifli sohbetiyle renk katacağı '3 Adam' 18 Ocak Cumartesi gecesi saat 23.30'da Star TV'de. Sakın kaçırmayın... Ayrıca bu sezon ki O Ses Türkiye'nin 4 finalist ismi Hasan Doğru, Ersin Yılmaz, Mert Demir ve Abdullah Civliz de 3 Adam'ın cumartesi gece ki konukları olacaklar. Tüm dünyada milyonlar tarafından izlenen 'Bubble Show' ekibi de birbirinden renkli gösterileriyle 3 Adam'ın canlı yayınında sahne alacaklar.acunn
Tuğba Özay İlahi Söyleyecek
Ünlü manken Tuğba Özay, Gel Gör Beni Aşk Neyledi' ilahisini okudu. Podyumlardan sonra, 'Üç Nokta' isimli albümüyle müzik dünyasına renk katan Tuğba Özay, yeni çalışmalara birlikte imza atmak istediği DJ Ali Boz'un davetlisi olarak Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde sevenleriyle buluştu. Sevgililer Günü'ne özel, Umut Zen ile tek parçalık bir çalışma hazırladıklarını belirten Tuğba Özay, bu parçanın, 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi' ilahisi olduğunu söyledi. İlk kez bir ilahi seslendireceğini söyleyen Özay , 'Sevgililer Günü'ne özel olarak piyasaya çıkacak. Bu çalışmamızda ilahiyi, Batı soundu ile buluşturduk. Bizim yaptığımız bu çalışma, Türkiye'de ilk kez değişik bir biçimde seslendirilecek' ifadelerini kullandı.En Son Haber
Arda Turan Sinem Kobal'a Mesaj Yolladı
Arda Turan, barışmak için annesinden sonra arkadaşlarını da araya soktu. Güzel oyuncu Sinem Kobal, önceki akşam ayrıldığı nişanlısı Arda Turan'ın bir arkadaşıyla buluştu ve ünlü futbolcunun kendisine iletmek istediği barış mesajlarını dinledi. Hürriyet'in haberine göre, 26 Aralık'ta Çırağan Sarayı'nda evlenmeleri beklenirken ayrıldıklarını açıklayan Sinem Kobal ve Arda Turan, yine barışmanın yollarını arıyor. Bunun için Sinem Kobal'ın annesi Nuray Hanım'ı devreye sokarak ilk adımı atan Turan, önceki gün de barış mesajlarını bir arkadaşı aracılığıyla iletti. Kobal, akşam saatlerinde Saruhan Çorbacısı'nda ünlü futbolcunun yakın bir arkadaşıyla buluştu, eski nişanlısının gönderdiği barış mesajlarını dinledi. Çıkışta ise kaos yaşandı. 'Arda Bey, sevgilisinin bugün görüntülenmesini istemiyor' diyen görevliler, Kobal'ın etrafında etten duvar ördü.En Son Haber
Reklam