Varoşların Yaşam Mücadelesini Sistem Eleştirisiyle Anlatan 'Sultan' Filminin Analizi Filmi Başka Gözle Seyretmenizi Sağlayacak

305PAYLAŞIM

Sultan'ın "İstiyor musun beni Bahtiyar Efendi?" dediği sahneyi yeniden seyretmek şart oldu...

Sultan, mizahıyla bizleri güldüren ve bir yandan da toplumun röntgenini çekmeyi çok iyi bilen bir Arzu Film başyapıtı. Kartal Tibet'in yönetmenliğini yaptığı, Yavuz Turgul'un ise senaryosuna ve Cahit Berkay'la müziklerine imza attığı bu film, gerçek bir köyden kente göç hikayesi aslında.

Senaryo tamamen dört çocuklu dul bir kadının, yaşadığı gecekondu hayatındaki yaşam mücadelesini anlatıyor. Sultan annelik ve ekmek parası için kadınlığından vazgeçmiş ama bir yandan da içten içe kadınlığını hisseden ve bunu öncelikleri için unutan bir kadın.

Suyun her evde hesapsızca akmadığı bir gecekondu mahallesinde çeşme başı, kadınların sosyalleşme alanı. Dedikodular, sinemaya gelen filmler, dertleşmeler hep çeşme başında yapılıyor. Şehir insanının kafe bar alanı, o dönemki gecekondu mahallelerinin çeşme başına denk düşüyor.

Arabeskin doğuşu tam da Kemal ve Kemal'in minibüsü ile sembolize edilmiş. Köyden kente gelmiş, şehrin varoşlarında sıkışmış ama sistemin dışına çıkmaya da çalışan bir resim vardır minibüste. Kemal ise otoritenin varisi ve erkek egemen toplumun bir eleştirisi olarak bulunur filmde.

Sultan üzerinden yapılan bir "dul kadın" vurgusu da vardır filmde kusursuz. Dul kadın mutlu olamaz, çocuklarından başka bir şey düşünemez, cinselliğini özgürce yaşayamaz. Zaten Sultan'ın elleriyle yaptığı gecekondusundan da anlayabileceğimiz gibi "dul kadın güçlü olmak zorundadır" mesajını da alırız.

Bir başka kadın analizi de Kemal'in sevgilisi Asiye üzerindendir. Asiye hayatına yalnız devam eden, cinselliğini gizli saklı da olsa yaşayan, diğer kadınlara göre dikkat çekici bir kadındır. Fakat o da mahallenin diğer kadınları tarafından sevilmez. Bunun sebeplerinden biri hem Asiye'ye içten içe öykündükleri için hem Kemal onu tercih ettiği için hem de namus kavramına olan inançlarıdır.

Filmdeki karakterlerin adı da dönemin dizilerini ve TRT kültürünü bize gayet iyi verir. Mahalle bekçisi olan Kolombo (Komiser Kolombo), Melek'in kocası Çarli (Charlie'nin Melekleri) hep TRT dizilerinden ilham alınmıştır.

Filmin muhteşem karakterlerinden biri de kesinlikle Bakkal Bahtiyar Efendi. Burada da kadınların gözündeki güç sorgulaması vardır çok bariz bir şekilde. Bahtiyar oldukça efendi, aşık bir adamdır ama gel gelelim ki Sultan'a göre "soğan erkeği"dir. Kemal'de olan tutku Bahtiyar'da kesinlikle yoktur. Yani Sultan'ın evlenmek için evlenmek istemediğini buradan çok net anlarız; öyle olsaydı Sultan sorgusuz sualsiz daha ilk seferden Bahtiyar'ı seçerdi.

Muhtar (İhsan Yüce) filmdeki en sinir bozucu karakterdir çünkü sistemin adamı ve yancısıdır. Halbuki kendisinin, mahalledeki komşularından farklı bir yaşam şekli yoktur. Kazandığı muhtar unvanı, hayatı boyunca sahip olabileceği en önemli şey olduğu için bunu kullanmaktan da asla çekinmez. Muhtar, devletin ta kendisidir!

Kemal ve Sultan'ın çamurdaki kavgaları ise betonlaşmaya başlayan şehrin, varoşlardaki yansımadır. Bir yandan da bu insanların bulandıkları çamur, yaşam zorluklarının bir metaforu olarak verilmiştir bizlere Kartal Tibet tarafından.

Sultan filmi, Türk Sinemasında bu zamana kadar yapılmış en güzel emekçi ve görmezden gelinen "ötekilerin" filmidir. Türkiye'nin 78 yılındaki dönüşümü, sistemin gözünün yaşına bakmadan harcadığı hayatları ve insana ait dertleri çok güzel gözler önüne serer. Yüz akıdır, şahanedir. İyi ki varsınız tüm emekçiler!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
msc0

kibar feyzo'da sistemi eleştirdiği için aradan baya bir zaman geçtikten sonra beyaz perde'de izleyiciler ile buluşmuş'tu.

xenna

Kemal de şey, kardeş payı deniz 😁

bykzlt

-Bunlar ekmekleriniz bu da ekmek. :)) 70'lerin atmosferini bu kadar gerçekçi anlatan çok az film vardır ama yıllar geçse de bazı şeyler hiç değişmiyormuş. Adı enayi olan köpeği de unutmayalım.

corpse-bride

hala açar izlerim modum düşük oldugunda bu fılmı moral verıyor bana nedense

ilker-ilerler

Bende bir tırtlık var sanırım. Bu emekçi fakir vs edebiyatları beni ciddi bir şekilde rahatsız etmeye başladı. Zamanına göre diyebilirsiniz fakat ha bu dönem ha geçmiş bir ayrım yapmak istemiyorum. Evet zamanında bu insanlar yokluk çekmiş olabilirler ama şöyle anlatabilirim sanırım. Çok zengin bir hayatım olmadı ama gidip hiç kimsenin ya da devletin arazisine konup zoraki tapu sahibi olup fakir edebiyatıyla devletin her türlü yardımından faydalanıp vergilerinden muaf olamadım (ailem dahil). Her türlü alış-verişimi, işimi aklınıza ne geliyorsa kanunlar nizamında yaptım. Şimdi bu mahallelerde oturup her türlü yardımı alan insanların maddi durumuna bakıyorum bir de benim ve ailemin maddi durumuna. Ya biz bir hata yaptık ya da devlet. Bu yüzden pek fakir emekçi edebiyatı sarmıyor beni. Artık bundan ziyade benim gibi insanların hayatlarını filmleştirsinler. Evet linç başlasın buyrun.

corpse-bride

bu fılmler aslında elestrı fılmı hataları gosterme odaklı ama bızım ulkede bu pek ıslemıyor maalesef .doguya ılk gıttıgımde 50 yıl once cekılen aga fılmlerınde bır sette sandım kendımı ve o gun dedım kı zerre kadar ılerlememısız o fılmlere ragmen degısım olması mesajı veren fılmlere sadece gulup gecılmıs bugun oldugu gıbı . degısıme acık degılse bır toplum naparsan bos

mehtap-ekinci

Linçlik bir durum yok haklı olabilirsiniz. Açıkçası beni de bu fakir mağdur edebiyatı rahatsız ediyor artık ama sadece bu dönem için. İzlerken o dönemin hükümetini ve toplumsal sorunları düşünürseniz rahat bir nefes alıp izleyebilirsiniz:)

Görüş Bildir