Sevgi Onu Kurtarabilirdi! Trajik Hikayesiyle Yeşilçam'ın Kırgın Küçük Hanım'ı Belgin Doruk

-

Yeşilçam, döneminde oyuncularına pek kazandırmasa da, öne çıkan yıldız oyuncularını efsaneleştiren bir sektör olarak geldi geçti. Oysa aralarında öyle bir yıldız vardı ki; ilki ve en parlağı olmasına rağmen, trajik bir şekilde mutsuz bir hayata mahkum etti onu.

Yeşilçam'ın Küçük Hanım'ı Belgin Doruk'un yaşamına göz atıyoruz.

1936 yılında Ankara'da sinema tutkunu bir annenin ve ziraat mühendisi bir babanın sevgi dolu ailesine çok güzel bir kız çocuğu olarak doğmuştu; her şey mükemmeldi!

Onun geçmişinde zorluklar, acılar, sevgisizlik yoktu. Hali vakti yerinde, eğitimli ve hepsinden de önemlisi sevgi dolu bir aileye doğmuştu. Annesi sıkı bir sinema tutkunuydu ve kızını da daha beş yaşından itibaren sinema salonlarına alıştırmıştı. O kadar güzel, o kadar sevimli bir çocuktu ki; daha o yaşta tüm igliyi üzerine çekiyordu.

Hemen hemen her Yeşilçam ünlüsü gibi, o da bu dünyaya bir derginin yarışmasına fotoğrafını göndererek başladı.

Ses Dergisi, Yıldız Dergisi... O dönemin trendleriydi bunlar. Belgin Doruk, ortaokulun son senesindeyken, yani henüz 16 yaşındayken annesinin de desteğiyle Yıldız Dergisine bir fotoğrafını göndererek bu yolda şansını denemeye karar verdi. Film yapımcılarıyla ortak yürütülen bu yarışmada birinci seçildiğinde ise, okumakta olduğu okul ona "ya okul, ya şöhret" seçimi yapması yönünde baskıda bulundu.

Belgin Doruk, henüz 16 yaşındayken, oyuncu olmak istediğine karar vermiş ve okulu işte böyle bırakmıştı. Ayrılan yollardan birini seçmiş ve İstanbul'a doğru yola çıkmıştı bile...

İstanbul'a geldiği günden itibaren, 18 yaşına girene kadar - yani sadece iki yıl içerisinde toplam dört filmde oynadı. Bir de güzellik yarışması kazandı!

Çok çalışıyor, bir taraftan da fazlaca talep görüyordu. Türk halkı bu kocaman gözlü, gamzeli kıza bayılmıştı. Bu toprakların Audrey Hepburn'üydü adeta.

Beraber oynadığı kişiler de Ayhan Işık, Zeki Müren ve Sadri Alışık gibi ustalardı. Asla düşük yapımlarda da rol almadı yani. Her şey iyiydi, güzeldi...

18 yaşına girdiğinde ise kendisinden yaşça büyük yönetmen Faruk Kenç'ten evlenme teklifi aldı. İşte hikayesi burada biraz tökezlemeye başlıyor.

Belgin Doruk'un onu her halükarda destekleyen annesi dahi bu teklife sert bir şekilde karşı çıktı, ailesinin asla rızası yoktu. Fakat Belgin Doruk, Kenç'in bu teklifini kabul etti ve henüz 18 yaşındayken derhal nikah masasına oturdular. 

19 yaşına geldiğinde ise ilk çocuğuna hamile kaldı. Faruk Kenç, bu çocuğu henüz istemediğini söyleyerek Belgin Doruk'u kürtaja ikna etmeye çalışsa da, Belgin Doruk çocuğu doğurmak istediğine emindi. 19 yaşında ilk bebeğini kucağına alan genç kadın, bir sene boyunca bebeğine baktıktan sonra yeniden çalışmaya başladı. Bu süreçte "yeteri kadar anne - yeteri kadar oyuncu" olamadığına dair endişeleniyor ve kendini suçlu hissettiğini sıkça dile getiriyordu.

Aslında doğumdan sonra kariyerinde bir düşüş değil; aksine, feci bir yükseliş oldu! Ama bunun iç yüzü yıllar sonra ortaya çıkacaktı...

Doğumdan sonra doğal olarak kilo alan Belgin Doruk, artık yapımcılardan "birkaç kilo vermesi" yönünde uyarılar alıyordu. Zira zaman da değişiyor; 50'lerin o balık etli Marilyn Monroe tarzı ideal bedeni, yavaş yavaş yerini 60'ların incecik Twiggy tipine bırakıyordu. Belgin Doruk da etli butlu bir Türk kadını olarak bu modelin dışındaydı.

Bu konuda oldukça endişelenen ve artık iş bulamayacağını, daha da önemlisi "sevilmeyeceğini" düşünen Belgin Doruk; o sırada yasal bir şekilde eczanelerde satılan "zayıflama haplarını" denemeye karar verdi.

Gayet yasal bir şekilde satılan bu hapların amfetamin içerikli olduğunu bilmiyor; uyuşturucu bağımlısına dönüştüğünden habersiz bir şekilde kullanmaya devam ediyordu.

Bu haplar zayıflatmaktan da öte, Doruk'a kendisini öyle iyi hissettiriyordu ki o dönemi "Hayatımın en güzel, en enerjik, en mutlu dönemiydi" diye anlatıyordu. Hatta bu hapları yakın dostu Zeki Müren'e de önermişti. Zeki Müren ise hapları ilk kez kullandıktan sonra coşkuyla dışarıya çıkmış, etrafta koşturarak gezip tüm tanıdıklarına pahalı hediyeler aldıktan sonra "Bir ilacın ruh haline bu kadar etki etmesi hayra alamet değil" diye düşünerek bir daha o haplara elini dahi sürmemişti.

Belgin Doruk ise çoktan bu hapların bağımlısı olmuştu bile. Şimdiye kadar hangi bağımlılığın mutlu sonla bittiğini duyduk ki?

Verilen kilolar ve yükselen enerjisiyle, ortaya öyle işler çıkardı ki; artık Yeşilçam'ın en ünlü, en güçlü ve en sevilen oyuncusuydu!

"Küçük Hanım" filmi öyle sevilmişti ki, Yeşilçam'da talep üzerine seri hale getirilen ilk çalışmaydı bu. 

Belgin Doruk'un sadece kariyeri değil, özel hayatı da hareketliydi bu senelerde. Eşi Faruk Kenç'ten boşanmış ve birkaç sene sonra tam bir işkolik olarak bilinen Özdemir Birsel ile evlenmişti.

Komediden drama... Ödül alan filmlerde oynuyor ve asla durmuyordu. Bu "insan üstü enerji" tabii ki doğal olmayan yollardan geliyordu.

Zayıflama ilaçları onun bedenini ateşlerken, bir taraftan da zihnini ve psikolojisini yavaş yavaş çökertiyordu. 1967'de ikinci çocuğuna hamile kalıp ilaçları bırakmak durumda kalınca ise gerçek çöküşü başladı.

Amfetaminin ve bağımlılığın nasıl da onu çökerttiğini ancak ilaçları bırakmak zorunda kalınca anlayan Belgin doruk, fena bir bunalıma düşmüştü.

Bu sırada yeniden kilo almış ve artık asla halk tarafından sevilmeyeceğine emin olmuştu nitekim gazetelerde kendisiyle ilgili artık "Küçük Hanım" hitabı yerine, "Tombul Hanım" manşetleri vardı. Bir zamanlar onu el üzerinde tutan basın, kilo aldıktan sonra adeta bir mizah malzemesi haline getirmişti.

Hemen pes etmedi. İsmi ve üretkenliği adına farklı şeyler denemek istedi. Bu girişim ise bir sinir krizi ile onu akıl hastanesine kapattırdı.

1968 yılında şarkıcılık için gelen teklifleri, belki de kendini bu alanda kanıtlayabileceğini düşünerek kabul etti. Yakın dostu Zeki Müren her ne kadar ona müzik eğitimi alması yönünde ısrarda bulunsa da; Belgin Doruk, biraz sinirleri bozuk bir halde kendisini sürekli acele içinde hissediyordu ve bu ısrarlara aldırmadı. Amfetamin etkisiyle ilk kez şarkı söylemek için sahneye çıkan Belgin Doruk, şarkı söylemeyi beceremeyip önce şiir okudu ve ardından ilahi söylemeye çalıştı. Bu korkunç gece, Belgin Doruk'un sinir krizi geçirmesi ve hastaneye kaldırılmasıyla sonlandı.

Fransız Lape Hastanesinde zincirlendiği dahi söylendi!

Elektro şok tedavisi bile görüyordu. Durum görünenden çok daha derin ve acıklıydı. Bu sırada eşi de iflas etmiş ve ailenin tüm birikimleri bir gecede yok olmuştu. Birkaç sene önce zirvede olan Belgin Doruk artık bir akıl hastanesinde yatan bir hastaydı, borçlar için eski eşinin yardım teklifini dahi kabul etmek zorunda kalmıştı.

Hastaneden çıktıktan sonra bir süre evde kendini ve hayatını toparlamaya çalışsa da, kilolarından utanıyor ve asla dışarı çıkmak istemiyordu.

"Halkım beni güzel hatırlasın" diyor ve fotoğraf çekinmeyi dahi reddediyordu.

Akıl hastalığı, ekonomik sıkıntılar ve toplum gözünde aşağılanmaya dayanamayarak intihar girişiminde bulunduğunda sinemayı bıraktığını zaten açıklamıştı.

Bir sürü uyku hapı içerek kendisini öldürmeye çalışan Doruk'u oğlu bulmuş ve kurtartmış; o günden sonra da annesini sıkı gözetim altında tutmuştu.

Dostlarının cesaretlendirmesiyle bir yağ reklamında rol aldı. Fakat dış dünya onu yine pişman etti.

Zira bu reklamdan sonra tek konuşulan şey Belgin Doruk'un kiloları olmuştu. 

Bu son darbeden sonra Doruk, kendisini iyice evine kapadı. 1995 yılında öldüğü haberi geldi.

Bu yetenekli ve güzel kadın, sektörün kısa süre içerisinde maksimum faydayı almak adına dopinge boğduğu, ismini sattığı, işi bitince de bir kenara bıraktığı bir acılı hayat olarak kaldı.

Sevilmek ve başarılı olmak için zayıflamasını söyleyenleri dinledi, zayıfladı. Sıkı diyetler yaptı, ilaçlar kullandı. Belgin Doruk, Türk sinemasına hizmet edebilmek için adeta bedenini ve zihnini hor kullandı. Karşılığında ise maalesef ki aşağılamalardan başka bir şey göremedi.

Oysa bunca birikimi olan, tecrübeli bir oyuncu olarak daha bizlere sunabileceği çok şey vardı.

Genç yaşta hırpalansa, akıl hastanelerine düşse ve kendini dört duvarın arkasına gizlese de; o bizim aklımızda hep Küçük Hanım olarak kalacak.

Öz sevgi onu kurtarabilirdi!

Ruhu şad olsun.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
fasulyenin-hayalleri

alttaki yorumu yapan çok bilen büyük ihtimalle bir bey olan sizler önce bir sarsılın ve ağzınıza aldığınız ismin büyüklüğünü hissediniz! kimsiniz sizsiz de belgin doruk'u sadece surat ve estetikten olan o saygı duyduğunuz bugünün iktidar yanlısına dönmüş basit insanlarla karşılaştırırsınız! güzellikle bir yere gelmekmiş. siz önce britney spears, sylvia plath gibi isimlerin acısından duyduğunuz hazzın kaynağını sorgulayın! ne yaparsanız yapın asla bu kadın kadar büyük biri olamayacaksınız bu hayatta. bu yüzden bence siz önce birer parazit olmayı bırakın ve kendinize bir çeki düzen verin ve amy'i görürseniz bir selam verin.

ozturk-sadri-alisik

halkım beni güzel hatırlasın diyoda güzelliği yüzde aramadık be Belgin sultan, sen şişmankende dünya güzelisin ama Allah aşkı için Sadri Alışık ın karizmasına bi bak yeaaaa adam kamerayı sarsıyo

balporsuk

Güzelliğinle bir yerlere geliyorsan, onu kaybettiğinde geri çekilmesini bileceksin.

dunk-dunk

requem of dream deki yaşlı kadın gibi hayat

leopar

salak kadın okulu bırakmış gitmiş yaşlı biriyle evlenmiş kaldı ki bi çocuğu olmuş hala derdi şöhret. kimse kusura bakmasın mercimek kadar akıl yokmuş

ozok

Büyük konuşma

derin-a-clk

Vefat etmiş bir sanatçının arkasından salak kadın demek ne de kibar(!) bir söylem. Her insan yanlış tercih yapmış olabilir. galeriyi okuyunca bende keşke o kararı vermemiş olsaydı dedim ama bu bana hakaret etme hakkı vermedi..

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AnkaraİntiharİstanbulSinemaUyuşturucuannehamilemüzik
Görüş Bildir