Sağa Kaydırdık da Ne Oldu?! İletişim Çağında Büyük Yalnızlığımızın Sebepleri

-

Tuhaf bir çağdayız... Bir yemek tarifine, bozulan telefonu düzeltme yöntemine, en yakın tamircinin telefon numarasına İnternet üzerinden kolaycacık ulaşabiliyoruz. Hastaneden randevu almak, onlarca yılın emeği sanatçı diskografileri, filmler indirmek sadece birkaç dakikalık iş! Kısacası... Her derdin bir çaresi, her talebin bir karşılığı var İnternet'te artık. 30 yaş civarıysanız, hala bu değişimlere "vay be" diyip duruyorsunuzdur muhtemelen.

İnsanlığın en büyük talebine de karşılık var elbette: Aşk ve seks.

Ama olmuyor... Neden olmuyor? Neden bu vızır vızır iletişim çağında bile hala yalnızız?

Neden insanlık olarak bu "online dating" mevzusuna ihtiyaç duyduk ki?

Çünkü, sosyalleşmek zor! Kapitalist düzende ne ara kendine, hobilerine, ailene, arkadaşlarına vakit ayıracaksın da; üstüne bir de yeni biriyle tanışacaksın?! Bir de üstüne onu tanıma evreleri var... Uzun süren bir "tanışma" evresinden sonra ise bir de "doğru insan olmadığını" fark etme süreci... Zaman kaybı, bozulan sinirler... İşte online dating uygulamaları, tüm bu sorunları çözebilir, zaman ve emek kaybını azaltabilirdi.

Açıkçası; online dating fikri, kağıt üzerinde mükemmeldi ve her şey çok güzel olabilirdi!

Öncelikle; benzer zevkleri paylaştığınız, aynı tarzda olduğunuz birini daha kolay bulabilirdiniz...

Örneğin; bir metalcisiniz diyelim, ofiste ya da okulda kendinize uygun, sizinle aynı müziği sevebilecek, üstü başı siyah deri kıyafetli biri ile denk gelme olasılığınız az. Lakin online dating sayesinde, sizinle aynı çizgide biriyle kolayca buluşabilirdiniz. Bunun için illa bir konser etkinliği vesaire gerekmezdi.

Online dating sitesindeki insanların en önemli ortak noktası da: Birilerini arıyor olmalarıydı! Zira bu şekilde, "evliymiş, sevgilisi varmış, sevgili istemiyormuş, beni beğenmiyormuş" gibi sıkıntılı süreçler kafadan eleniyordu.

Aynı zamanda gelecekten ve bir ilişkiden beklentilerin dürüstçe ve korkusuzca paylaşılabildiği platformlar olabilirdi...

Tek gecelik ilişki arayanlar yahut evlenmek isteyenler açık açık bunu belirtebilir ve böylece gereksiz dramadan ve kalp kırıklıklarından kaçınabilirlerdi.

Kısacası online dating fikri kağıt üzerinde mükemmeldi! Birbirleri ile "match" olan insanlar da kağıt üzerinde uyumluydular. Peki neden olmadı?

Neden çevremize baktığımızda insanlar yalnızlıktan sebep hala mutsuzlar?

Birileriyle tanışmak isteyen, aşk isteyen yüzlerce insan telefonumuzda ve bir tık uzağımızdayken neden hala böyleyiz?

İlk sebeple başlayalım! Gözden kaçırdığımız, beton gibi gerçekçi olmaya çalışırken kıymet vermediğimiz ve yok saydığımız o duygu...

Karında kelebekler, "içinin ısınması", yani "ÇARPILMA" meselesi...

Hepimiz, "ben uzun boylu severim, hayır o müziği seven birine bakmam, öyle ayakkabılar giyenler benden uzak olsun" gibi iddialı cümleler ederiz ortamlarda. Lakin eskiden nasıldı? Eskiden birinden hoşlanacağımız, bir arkadaş ortamında tanıştığımız kişiye çarpılacağımız zaman böyle saçma sapan detaylara takılmıyor ve kendimizi anın büyüsüne bırakıyorduk. Birilerine içimiz ısınıyordu işte, o insanlar en sevmediğimiz ayakkabı modelini giyseler de, kötü müzik zevkleri olsa da... 

O anın "büyüsü", hani şu "aşk" denen şeyin belki de ilk kıvılcımı, online dating ile beraber yok oldu. Karşımızda artık çat diye aşk çıkmıyor, karnımızda kelebekler uçuşmuyor. Kiminle karşılaşacağımızı bilerek, neler olacağını tahmin ederek gidiyoruz buluşmalara. Sanki bir iş mülakatı, sanki bir alışveriş gibi! 

Aşk, online dating ile beraber o gizemli, vahşi tabiatını kaybetti!

Beklentiler ve taleplerden çok; online dating öncesi zamanlarda buluşmalar merak ve heyecan uyandırırdı.

Şimdi ise "fotoğrafındaki kadar güzel mi acaba? Bakalım konuşması nasıl? Sıkılırsam bir mazeret bulur kalkarım" gibi burun kıvırmaya hazır halde gidiyoruz. Çünkü o "büyü" yok ki!Etiketlere, kategorilere sıkıştırmamıştık aşkı ve ilgiyi. Kafamızda sürekli çizip durduğumuz "o insan" kalıbına uyacak birini beklemek değil; bir ailenin yeni bebeğini o her kim olursa olsun kabullenmesi gibi "benim gönlüm de bu şapşiriğe kondu" deyip teslim oluyorduk o büyüye... O insanla büyüyorduk.

Uyumlu olmadığımız insanlarla ilişki kovalıyorduk belki de... Fakat bunun faydası da çoktu!

Vizyonumuz genişliyor, toleransımız artıyor, karşımızdakini anlamaya çalışırken kendimizi de keşfediyorduk! 

Bazen "salak yaa" dediğimiz ama yine de sevdiğimiz sevgililerimiz bizden farklı insanlardı; zenginleşiyorduk! Uyumlu olmayı öğreniyorduk.

Gerçekçi olacağız, keriz olmayacağız derken karamsar ve zalim olduk.

Sanki hikayesi, duyguları, sevenleri olan insanlara değil de; bize "layık" olabilecek, asla pürüz çıkarmayacak robotlar arıyor olduk.

"Alnı çok geniş, olmaz. Bu şarkıyı seviyorsa zevksizdir, olmaz. Giydiği eteğe bak, olmaz!" 

Acaba kimdi o "olmaz" diye uzayın derinliklerine gönderdiğimiz fotoğrafta gözlerin sahipleri?

Birini kaybetmek artık hiç sorun değil! Neden? Çünkü onlarcası var!

Aşk ve ilişki fikrimiz özel bir insanla olmaktan çıktı artık; sadece "biriyle" olsak yetiyor. Birileri de çok fazla var!

Olur da uygun birini bulursak bile... Ya daha iyisi varsa?!

Neden seçenekleri kapatalım ki?

Peki zaman nasıl yetecek bunca insanı tanımaya? Bocalıyoruz işte...

Sevdiğimiz insanla işler ters gittiğinde düzeltmeye uğraşmak yerine, yeni insanlar bulmaya ve seçenekler yaratmaya çalışıyoruz.

Çünkü bu kuşağın çocuklarıyız: Bir şey bozulunca kullan at! Tamir etme!

Ayrıca da maymun gibiyiz; bir dalı tutmadan, diğerini bırakmıyoruz. Kendimize verdiğimiz değeri başkalarının onayı üzerinden belirliyoruz.

Bir de kendi imajımız var tabi... Oldukça çarpıtarak piyasaya servis ettiğimiz kendi sahte yüzümüz!

Standartlarımıza en uygun olanı bulmaya çalışırken, o garip narsisizmin içinde bazen kendi kendimize bile inanmaya başladığımız bir tuhaf bir kimlik yaratıyoruz. Gidene kal demeyen, şöylesine böylesine bakmayan, şunla bunla işi olmayan, "net" insanlarla dolu dating uygulamaları. Yerseniz!

Sağa sola atıp durduğumuz yüzlerce fotoğraf, her biri sevgiyle büyütülmüş ve hala o sevgiyi arayan insan... Ve çok yalnızız!

Çünkü herkes sevgiyi arıyor, kimse "vermiyor!"

Aç gözlüyüz, çok!

Yetmiyor, dünyaları alsak da yetmiyor. Egomuz da böyle; sevgi yetmiyor, ilgi yetmiyor, karşımızdakinin sunduğu güzellikler yetmiyor!

Korkağız... İncinmekten, reddedilmekten, hor görülmekten korkuyoruz.

Halbuki ne olacak sanki? Korkacak daha büyük sebeplerimiz de varken hem de...

Peki ne yapmalıyız?

Klişe olacak ama; insanlardan önce kendi içimize bakmalı, kendi yalnızlığımızı çözmeli ve sevgi duygusunu sorgulamalıyız.

Romantizmin yaşayan son kalesi editörden bir dilek:

Umuyoruz ki bu dünyada hala aşk vardır ve online dating üzerinden olsa da, karşınıza çıkınca önemsiz saçma sapan detay ve etiketleri görmeden direk o çılgın duyguya kendinizi hayatınızda bir kerecik bile olsa bırakabilirsiniz!

Bol şans!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
cintemani

yazar kişisi güzel hazırlamış, yazmış.

kdramadelisi

Aşk mı ? Umarım birgün bana da uğrar ^^

jrfeanor

teflon ilişki üzerine 1NS ı biraz daha iyileştirilmiş hali . uluslar arası en iyi etkileşim. diğer türlüsü çok abzürt hele bir de ortak arkadaşlar çıkarsa..

yeni_id

Eline sağlık editcimm, harika olmuş.. bide yanlış anlamazsan tabii.. şey.. hımf.. ıı.. ııım.. benimle çıkarmısın diyecektim.. yada en azından bi kahve

yeni_id

Bende öyle tahmin etmiştim editcim..

kusursuzlugunkusuru

Sevgilisinin özel jetiyle kaçan manken özendiğin hayatı yaşıyordu en son senin. Ne zaman "Romantizmin yaşayan son kalesi" oldun Muzazzez Hanım? :))

Başlıklar

AşkCinsellikKonserMaymunaşkmüzik
Görüş Bildir