Reytingleri Alt Üst Ederken Detaylarıyla Beyin Yakan Yeni Gözde Dizimiz: Yüksek Sosyete

-

Yaz dizileri, sezon dizilerinden daha çok seviliyor. Bu yaz da birbiri ardına yayınlanan diziler içinden özellikle bir tanesi çok sevildi. İşte yeni favori dizimiz Yüksek Sosyete.

Bu yazın dizisi belli oldu; Yüksek Sosyete!

Hazar Ergüçlü ve Engin Öztürk'ün başrollerini üstlendiği dizinin konusu yıllardır aşina olduğumuz ve hatta bıktığımız konudan biraz farklı.

Konuyu bulup şekillendiren senaryo ekibi bayağı sancı çekmiş görünüyor.

Zengin, yakışıklı holding veliahtı ve fakir temiz kalpli kız temalı klişeleşmiş konudan uzaklaşmak istemişler belli ki, ancak oldukça tutan bu formülü tamamen bırakmaya da gönülleri razı olmamış.

Bu yüzden ortaya diziyi izlemeyenlerin anlayamayacağı karmaşık bir konu çıkmış. Hazar Ergüçlü'nün canlandırdığı esas kız Cansu Korhan, devasa bir malikanede (bahçedekinin yanı sıra evin içinde de bir havuz var, öyle bir ortam) yaşayan sorunlu bir genç kız. Annesi tarafından hiç sevilmeyen, bunun üstüne basa basa vurgulandığı Cansu; klasik mutsuz dizi zengini aileye düşmüş olmaktan çok rahatsızdır. Fakir ama mutlu olmak istemektedir.

Engin Öztürk'ün canlandırdığı esas çocuk Kerem ise fakir bir ailenin oğludur.

Ancak bu dizinin zengin kız-fakir oğlan aşkını konu alacağını sanmayın. Sonuçta tutmuş formüller var. En iyisi kız fakir, oğlan zengin rolü yapsın da herkesin gönlü olsun.

Kerem'in ailesi çok zengin bir ailenin yanında çalışmaktadır. O da evin tek oğlu Mert ile birlikte büyümüştür. Çalhanlar Holding'in varisi Mert Çalhan, hayattaki tüm sorumluluklarını Kerem'e yıkmış, takılmaktadır.

Ancak bu durum Kerem'in canına tak edince, artık Mert'le olan tüm bağlantısını koparıp şehirden uzaklaşmaya karar verir. Verir de şehirden kaçmak için seçtiği yer 3. Köprü'nün gayet popüler bir yer hale getireceği Garipçe. Ortada bir gariplik var yani.

Mert tabii ki her şeyi Kerem'e yıkmaya devam eder. Öncelikle babaannesi Bedia'nın kendisine bulduğu kızla randevuya onu gönderir.

İyi de herkesin birbirini tanıdığı bir avuç sosyetede, özellikle vurgulandığı gibi her gece gezmesi haber olan çapkın Mert Çalhan'ı kimsenin tanımaması? Bir de bunların soyadları neden hep Korhan, Çalhan? Dizide Korhan'ı doğru telaffuz edebilen kimse yok, herkes Trakya şivesiyle konuşuyor.

Annesinin ısrarıyla Mert Çalhan'la randevuya giden Cansu da, reddedilmek için saçma sapan hareketlere girer.

Çünkü zenginlere, zenginliğe karşıdır.

Kerem bu kızı ilk gördüğü anda hoşlanacaktır elbette.

Ancak Cansu, buluşma mekanında Kerem'i uzaktan görür ve onun şımarık zenginlerden olduğunu düşünüp buluşmaktan vazgeçer. Madem öyle yapacaktın, baştan gitmeseydin be kızım. Ne gerek vardı bunca prodüksiyona?

Bu arada Cansu'nun annesi Süreyya'nın da derdi başından büyüktür.

Her zengin gibi onun da kocasının bir metresi vardır. Işıl adındaki bu metres, her fırsatta tüm metresliğiyle ortalıkta salınmaktadır. Elbette birlikte olduğu Metin Korhan'dan bir de çocuğu vardır.

Ne kadar köklü bir aileden geldiğini, çok zengin olduğunu ağzından düşürmeyen Süreyya; kocasının "her şeyi bırak git" restine karşılık veremez.

Hani çok zengindin demezler mi, ayrıl git işte. İki mücevher için çekilecek dert değil bu adam. Bu arada Süreyya'nın özel şöförü Yücel'in Süreyya'ya yazdığı açıkça belli edilir, izleyicinin adeta gözüne sokulur. Yoksa bu sürekli uğursuz denilen, doğduğu güne lanet edilen Cansu şöförden mi?

Karısının beğenmediği hediyeyi metresine kakalamak.

Kadın "zenginlik, en pahalısını istiyorum, yüksek sosyete, kaymak tabaka, müzayede" diye diye kafamızı ütüledi. Anladık; sonradan görme, ucuz bir insansın Işıl.

Falcıya gidip mutlu olmak için işaretleri takip etmesi gerektiğini öğrenen Cansu, gözüne gözüne giren iş ilanı broşürlerinden işareti çakar ve ilana başvurur.

Bir organik markette tezgahtar olarak işe başlayan Cansu, hemen iş arkadaşlarıyla kaynaşır. Daha doğrusu Ece adlı kız, kendisine kaynaşır. Bu marketin Çalhan'lara ait olduğunu söylememize gerek yok sanıyoruz.

Bedia Çalhan, torunu Mert'in iş hayatına en alt kademeden başlaması için onu dandik organik marketin müdürü yapar.

Bu market o kadar dandiktir ki sahipleri bile adını tam bilmemektedir. Bazen Oliva, bazen Olivia derler. Mert çalışma hayatının sorumluluklarından kaçmak için yerine Kerem'i geçirir. Kısacası Kerem Mert, Mert Kerem olur. Böylece fakir Kerem holding sahibi zengin Mert, zengin Cansu da market tezgahtarı fakir Cansu olmuştur. Görev tamamlanmıştır.

Nihayet romantizm başlar.

Her yerde karşılaşmalar, ufak yakınlaşmalar, uzun uzun bakışmalar...

Ancak her şey toz pembe değildir. Kerem'le evlenmek için yanıp tutuşan saftirik Şirin faktörü vardır.

Anaokulu öğretmeni olan bu aşırı heyecanlı saf kızımız, Kerem'in annesiyle iş birliği yaparak Kerem'i evliliğe ikna etmeye çalışır. Ancak onun da gözü yükseklerdedir ve tıpkı Cansu gibi Kerem de zenginlikten ölesiye nefret etmektedir. Bu yüzden Şirin'e uyuz olur.

Asgari ücretle çalışan Ece'nin panoramik Boğaz manzaralı fakir evi.

Evdeki sorunlardan kaçmak isteyen Cansu, yalnız yaşayacağı bir ev aramaktadır. En yakın arkadaşı Ece'nin yanına gider ve birlikte ev aramaya başlarlar. Oysa ki seyirci baştan onların birlikte yaşayacağını anlamıştır, seyirci yer mi bu oyunları? Yalnız Ece'nin inanılmaz manzaralı evi gözden kaçmayacak kadar dikkat çekicidir.

Yalnız bu evi kim bulduysa kendisini tebrik etmek lazım, bu kadar güzel manzaralı olan böyle ev kalmamıştır İstanbul'da.

Patrona "ooo bu ne hava cıva, araban filan da yakıyo karşiim" demek.

Cansu, fakirliği bir türlü içselleştiremez; binlerce liralık çantalar, tasarımcı giysileri ve patronunu sürekli azarlamasından bunu anlarız. İnsan patronunu bu kadar azarlayıp, aşağılayabilir mi? Herkesi patronu gibi mülayim sanan Cansu müşterileri de azarlar ve sonunda kovulur. Ancak zengin ve güç sahibi abisinin bir telefonuyla işe geri döner. Böylece zenginliğin nimetlerinden vazgeçmediğini gösterir.

İş yerinde patronun suratından dart yapmak.

Kızlar şımarıklığı iyice ele almış, mütevazı patronu bulunca abarttıkça abartmıştır.

Esas zengin Mert de marketten ayrılmamaktadır. Kendisini asistan Kerem olarak tanıtır ve Ece'ye yazmaya başlar.

Madem marketten çıkmayacaktın, ne diye türlü entrika çevirdin de yerine başka adam koydun acaba? Bir de bu sürekli Amerika'da sevgilim var diyordu, erkek milleti işte. Ece'nin kendisini sallamaması ilgisini çeker ve onun için her maymunluğu yapar. Ancak Ece gerçek Kerem'e aşıktır.

Her tuhaflığına rağmen güzel bir akışta ilerleyen "Yüksek Sosyete" bu yaz aylarında kendisini ilgiyle izletmeyi başaran bir dizi oldu.

Cansu ve Kerem'le Ece ve Mert arasında bundan sonra yaşanacakları merakla bekliyoruz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
katilicee

En iyi Kore dizisi yapım Bir Aşk Hikayesi idi... Daha da güzeli gelmedi.

eray-fatos

direk çalıntı bir hikaye olduğu için yıllardır klişe olanı yıktılar :D kore yapımı highsociety bariz belli telif hakkı alınmış dahi olsa öznel yapımlar yok olsa bile tutanamdıkları da ayrı bir olay:D

mikasa_ack

High Society kore dizisinin ismi :D merak edip gittim buldum :D

teoman-sfdasfag

türkiyede ne çok aptal varmış be

dilek-

Şakamısınız la siz.Dizinin telif hakları alınmış hala çalıntı diye çok bilmiş takılıyorsunuz.Onu geçtimde şu ben türk dizisi izlemiyom beybisi ya diye takılanlar dizi hakkında her şeyi biliyolar maşallahh.Evet bende izlemiyom beybisi gidip belgesel izlicem şimdi:) https://media.giphy.com/media/m8p8Cm7oi470A/giphy.gif

Başlıklar

İstanbuldizi
Görüş Bildir