Mendilleri Hazırlayın Ağlıyoruz! 7. Koğuştaki Mucize'yi Sevenler İçin Ağlama Garantili 15 Türk Filmi Önerisi

15PAYLAŞIM

7. Koğuştaki Mucize severleri böyle alalım:

Kaynak: Webtekno

Açıklamalar: Beyazperde

1. Tamam mıyız?

İhsan bedensel engeli nedeniyle annesine bağımlı olarak yaşamak zorunda olan ve içerisinde kısılıp kaldığı bu hayata günbegün daha fazla küsen genç bir adamdır. Hayalleri vardır; asla gerçekleşmeyeceğini düşündüğü bu hayallerin ukdesi ve annesine yük olduğu fikrinin ağırlığıyla yaşamdan kopmaktadır. Temmuz ise idealleri doğrultusunda baba evinden ayrılan ve bu süreçte ayaklarının üzerinde durmak için çabalayan bir heykeltıraştır. Geçinebilmek amacıyla çocuk romanlarında çizerlik yapar ve iyi gittiğini sandığı bir ilişkisi de vardır. Bir anda sevgilisi tarafından terk edilmesi ve elindeki işi kaybetmesi hayatını daha da altüst eder. Temmuz ve İhsan'ın yolları hayatlarının böylesine karanlık bir döneminde kesişir ve bu tesadüf ikisinin de yeniden doğmasını sağlar.

2. 120

Birinci Dünya Savaşı esnasında sınır birliklerinde cephane tükenir. Osmanlı ordusu cephanesiz kalır ve Van’da dehşet top sesleri duyulmaktadır. Kışın en sert zamanıdır. Ordu, Van’ın insanlarından yardım ister. Onların kaynakları mevcuttur. Ancak Türk-Rus harbi nedeni ile bölgenin tüm erkekleri imparatorluğun dört bir köşesinde savaşmaktadırlar. O nedenle de bu yardım çağrısına cevap veremezler. Van’ın çocukları bir şeyler yapmak isterler. Oğlunu savaşta kaybetmiş bir okulu müdürü cephanenin Sarıkamış’a nakledilmesini önerince 12-17 yaş aralığında 120 gönüllü çocuk yola koyulurlar. Film, annelerini dahi gözleri yaşlı, geride bırakan bu çocukların gerçek hikayesini anlatır.

3. Unutursam Fısılda

Sağlık lisesinden yeni mezun olup, kasabanın sağlık ocağında hemşireliğe adım atan Hanife ve aykırı kzı kardeşi Hatice, küçük ve kendi halinde, muhafazakar bir kasabada yaşamaktadırlar. Hanife ne kadar çekingen ve içine kapanıksa, Hatice bir o kadar haylaz, laf dinlemez ve başına buyruktur. Edebiyata meraklı Hanife kimselere göstermeden bir şiir defteri tutarken, Hatice çevresindeki herkesi unutacak kadar şarkı söylemeye tutkundur. Bir gün yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık kasaba merkezine gelir ve iki kız kardeşin hayatı o günden sonra tamamen değişir.

4. Bizi Hatırla

Bizi Hatırla, ihmal ettiği babasının rahatsızlanmasının ardından onunla yeniden bağ kurmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Çalışkan bir adam olan Kaan, sahip olduğu başarılı kariyerini dişi tırnağıyla gerçekleştirmiştir. Bulunduğu noktaya gelebilmek için yıllarca çalışmış ve sonunda istediği mevkiye gelmeyi başarmıştır. Eşi, iki çocuğu ve işiyle kurduğu sakin hayat onun için yeterlidir. Bu stresli yoğunluk içindeyken, bir sahil şehrinde yaşayan yaşlı babası Eşref’i biraz ihmal etmiş durumdadır. Ancak bu durum, günün birinde babasının geçirdiği bir rahatsızlık sonrasında değişir. Yaşanan rahatsızlık Eşref'i babasının yanına gitmeye zorlar, ancak yoğun iş temposu buna müsaade etmemektedir. İşten vakit ayıramadığından ötürü babasını İstanbul’a, evine getirmeyi tercih eder. Baba Eşref ise oğluna ve ailesine yük olmaktan çekinmektedir, bu nedenle de geldiği gibi kendi evine geri dönmek ister. Bu alışık olmadıkları durumun içinde nasıl davranacaklarını bilemeyen baba-oğlu, birbirlerine ne kadar yabancılaştıklarını fark ederler. Babasıyla tekrar bağ kurmaya çalışırken aynı çatı altında kalmak Kaan için zor kararlar alma gerekliliğini ve sıkı bir vicdan muhasebesini beraberinde getirecektir

5. Uzun Hikaye

Bulgar Ali küçük yaşta yetim kaldıktan sonra Pehlivan dedesi Süleyman ile Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen bir Balkan göçmenidir. Ali'yi dedesi mert ve eşitliğe inanan bir insan olarak büyütür. Delikanlılık yıllarında aşık olduğu Münire'yi ailesi ona vermeyince kaçıran Ali'nin hayatı bundan sonra sevdiği kadınla birlikte tren istasyonlarını arasında kasaba kasaba gezip, nerede tutunabilirse orada yaşayarak geçer. Bu arada Mustafa adında bir de oğulları olur. Fakat geçimini daktilo bilgisi, katiplik, muhasebe kaydı tutma gibi işlerle kazanan Sosyalist lakaplı Ali haksızlığa katlanamayan kişiliği nedeniyle, en basit eşitlik istediği kasabadan dahi bencil ve çıkarcı insanların kumpası nedeniyle kovulur. Bu arada Mustafa da büyümekte ve kendi hikayesini oluşturmanın peşindedir.

6. Mucize

1960'ların yoksulluk içerisindeki Türkiye’sine ayna tutan film, aynı zamanda darbe sürecinin etkisini de beyazperdeye taşıyor. Ege'nin cennet gibi bir köşesinden Anadolu'nun uzak bir köyüne sürgün yiyen bir öğretmenin (Talat Bulut) hikayesini anlatan film, yokluk içerisinde okulu, okumayı eğitimi dört gözle bekleyen çocukları da konu ediniyor. 

7. Benim Dünyam

Ela, henüz iki yaşındayken geçirdiği hastalık nedeniyle hem gözlerini hem de duyma yetisini kaybeder. Bundan sonra çevresiyle tamamen uyumsuz biri olarak yetişir. Bu durum genç kızı iyileştirmek için hayatını adayan Mahir Hoca ile tanışana dek devam eder. 

8. Nefes: Vatan Sağolsun

ABD ve Avrupa'da çok yoğun kullanılsa da ülkemizde "savaş" konseptli filmler yok denecek kadar az çekilmiştir. Memleketin özel durumu bir yana, işte Nefes filmi de, konuyu ele alış biçimi açısından bir ilk sayılabilir. Bu film, Güneydoğu'da Irak sınırına yakın bir ilçedeki komando tugayında bulunan ve 2365 metre yükseklikteki Karabal Tepesi'ndeki röle istasyonunu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki 40 askerin hikâyesi aktarmaktadır. Buz gibi sulardan geçtiler, tepelere tırmanıp, yamaçlardan indiler. Güneşte kavruldular, iki gün iki gece. Ellerinde tüfekleri. Sırtlarında evleri. Yüreklerinde sevdikleriyle. Sınır nedir, neresidir bilmezdi çoğu. Emir almadıkları, emir de vermedikleri bir hayattan, her şeyi emirle yaptıkları bir hayata geçtiklerinde sınırları da gördüler. Mevzilerde beklediler. Korudukları telsizden analarıyla, babalarıyla, sevgilileriyle görüşebilmek için telefon sırası beklediler. Kendilerini neyin beklediğini bilmeden günlerce, aylarca beklediler Karabal Tepe'de.

9. Babam

Yusuf Tunalı sardalya konserve fabrikası sahibidir. Batmakta olan fabrikayı kurtarmaya çalışan Yusuf Tunalı, karısı vefat edince, zihinsel engelli oğlu Arif'le baş başa kalır. Oğlunu, engeli sebebiyle yıllardır kabullenememiş Yusuf için, bu durum büyük bir sınav olacaktır. Genç öğretmen Feride ise atanamadığı için Yusuf’un fabrikasında çalışmaya başlar. Arif, Feride’nin ilgisiyle kabuğundan çıktıkça, Yusuf’un da Arif’e olan bakışı değişir. Yusuf, Feride ve Arif’in yaşadıkları, çevrelerinde olup bitenler, bu üç insanı birbirine daha da yakınlaştırır. Yusuf içinde saklı olan iyi insanı Feride ve oğlu Arif’in etkisiyle gün yüzüne çıkarmaya başlar. Dertleri ve sorumlulukları Yusuf'un sürpriz kararlar almasına yol açar.

10. Kelebeğin Rüyası

Zonguldak'ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa'da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı'nın kızı Suzan'ın Zonguldak'a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer'in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940'lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer'in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.

11. Kış Uykusu

Aydın emekli bir tiyatrocudur; oyunculuğu bıraktıktan sonra Kapadokya'ya babasından yadigar kalan butik oteli işletmek için geri döner. Aydın o günden sonra başlayan kış uykusu bu gözlerden ırak otelin içerisindeki gündelikleriyle, kah yerel bir gazeteye köşe yazıları yazarak kah her zaman niyetlendiği ancak bir türlü başlayamadığı tiyatro tarihi kitabını yazmayı düşünerek geçer. Tüm bu süreçte hayatında iki kadın vardır: Kendisine her anlamda uzak ve soğuk davranan genç eşi Nihal ve boşandıktan sonra yanlarına taşınan kız kardeşi Necla... Kışın bastırması ve artan kar yağışı bu küçük taşrada en çok Aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder.

12. Güneşi Gördüm

Türkücü gömleğini çıkaran ve yönetmenlik gömleğini giyen Mahsun Kırmızıgül, her ne kadar entelektüel cenahta hala kuşkuyla karşılansa da gişe başarısı yüksek sayılabilecek filmlere imza atmaya devam ediyor. Netameli konuları filmlerinde işlemekten çekinmeyen Kırmızıgül, bu filmiyle yönetmenlikteki ikinci sınavını veriyor. Güneşi Gördüm, kalabalık bir ailenin filmi. Askerin emriyle köylerini boşaltan ve bir kısmı İstanbul'da şansını denerken diğerleri de umudu Norveç'e kaçmakta arayan bir aile bu. Beş kız çocuğun ardından istediği oğla sahip olan Ramo, bir oğlu askere giderken diğeri dağa çıkmış Davut, sert mizaçlı Mamo ve onun kendini hep kız gibi hissetmiş erkek kardeşi Kadri filmin merkezinde yer alıyorlar. Yine çok fazla öykü anlatıyor Kırmızıgül bize. Ama bu kez eklektik durmuyor öyküleri; hepsi bir çatı altında, aynı tema etrafında toplanıyor.

13. Ayla

FilmKore Savaşı'nda yaşanan gerçek ve çok dramatik bir hikayeyi beyazperdeye taşıyacak. 1950 yılında savaşta yer alan Süleyman Astsubay savaş meydanında küçük bir kız bulur. 5 yaşındaki bu Koreli kız yetimdir ve nereye gideceğini bilmemektedir. Astsubay kızı yanına alır ve Ayla ismini verir. Birliğin neşesi haline gelen Ayla ile astsubay kısa sürede baba-kız gibi olurlar. Ancak 15 ay sonunda birliğin Türkiye'ye geri dönme kararı çıkar. Ayla'yı bırakıp dönmek istemeyen Süleyman Astsubay her yolu denese de Kore kanunlarını aşamaz. Küçük kızı geride bırakmak zorunda kalan Süleyman ve yetimlere uygulanan sisteme dahil olarak yetimhaneye verilecek olan Ayla son vedalarında tekrar bir araya gelmeye söz verirler. Yıllar ikiliyi yeniden buluşturacak mıdır?

14. Babam ve Oğlum

Babam ve Oğlum'da, 12 Eylül darbesinin yıktığı hayatlardan birinde yetişmektedir küçük Deniz. Annesini henüz doğmadan önce kaybetmiş, bir gazetede yazar olarak çalışan babası tarafından mütevazi bir evde yetiştirilmiştir. Babası dışında tanıdığı tek bir akrabası bile yoktur. Taki babası Sadık, bir gün Deniz'i şaşırtacak bir haberle gelene kadar... Deniz artık babasıyla birlikte, hiç görmediği dedesinin yanında, küçük bir kasabada yaşayacaktır.
Köye vardıklarında Sadık yıllar önce küstüğü babasını ilk kez görüyordur. Aralarındaki bu küskünlük kolay kolay geçecek cinsten bir durum değildir. Sadık'ın dönüş sebebini anlamlandıramayan aile bir yandan çok mutluyken diğer yandan tedirgindir de. Zamanla Deniz bu hiç görmediği ailesine alışırken ve her şey düzelmeye başlamışken yaşanan bir dram herkesi derinden etkileyecektir.

15. Dedemin İnsanları

Ozan, Ege'nin sevimli ve küçük bir sahil kentinde geniş ailesiyle yaşayan 10 yaşında bir çocuktur. Ailesinin kökenleri şimdi Yunanistan'a bağlı olan Girit adasına dayanmaktadır ve dedesi Mehmet Bey zamanında mübadele ile Türkiye'ye göçmek durumunda kalan Giritli bir göçmendir. Bu yüzden mahallede Ozan'a arkadaşları "gavur" diye seslenmektedir. Dışlanmaktan korkan Ozan ise gavurluğu reddederek "Biz Türküz!" diye ailesine ve dedesine kafa tutar. Yaşadıkları kasabanın saygın eşrafından olan Mehmet Bey ise çevresindeki herkese el uzatan, yardımsever biriyken torununun bu hırçın haline üzülmektedir. Kendisi henüz 7 yaşında küçük bir çocukken Giritten İzmir'e göç etmek zorunda kalan Mehmet Bey, şimdi torununa atalarının geçmişini, doğduğu toprakları ve içinde sakladığı özlemi Ege'nin mavi sularına bıraktığı şişelerle anlatacaktır.

Netflix Türkiye’de Mayıs Ayında Yayınlanacak Olan Yeni Dizi, Film ve Belgeseller - onedio.com
Netflix Türkiye’de Mayıs Ayında Yayınlanacak Olan Yeni Dizi, Film ve Belgeseller - onedio.com
Yeşilçam'dan Sonra Kan Kaybeden Türk Sinemasının Ayıplı Filmlerle Güç Kazanmaya Çalıştığını Biliyor muydunuz? - onedio.com
Yeşilçam'dan Sonra Kan Kaybeden Türk Sinemasının Ayıplı Filmlerle Güç Kazanmaya Çalıştığını Biliyor muydunuz? - onedio.com
Frances McDormand ve Chloé Zhao'nun Oscar Törenlerindeki Makyajsız ve Sade Halleri İnsanları İkiye Böldü - onedio.com
Frances McDormand ve Chloé Zhao'nun Oscar Törenlerindeki Makyajsız ve Sade Halleri İnsanları İkiye Böldü - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ali-dalkiran

4- Bizi Hatırla Kimsenin bilmediğine inandığım herkese izlemesini tavsiye ettiğim çok çok güzel bir film, ya zamanlaması açısından yada reklamı açısından ön plana çıkamayan, ama çıksa Babam ve Oğlum kadar ses getirecek türden film, kadroya diyecek birşey yok zaten; Altan Erkekli, Tolga Tekin, Sumru Yavrucuk, Binnur Kaya...

birinci-tekil-birey

Türk sinemasının yüz akı olan filmler. İzleyin.

Görüş Bildir