Kafaları Kemiren Bir Soru: Neden Başkalarına Verdiğimiz İyi ve Mantıklı Tavsiyeleri Kendimiz Uygulayamayız?

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Bunu sık sık yaşadığınıza eminiz. 

Arkadaşlık ilişkilerinde daha sık olur. Yakın bir arkadaşınız yanınıza gelir ya da mesaj kutunuza hücum eder. Çünkü bir konuda fikrinize ihtiyacı vardır...

Konu yazın gideceği tatil yeriyle de alakalı olabilir, hoşlandığı kişiyle konuşurken yapıp yapmaması gereken bir şeyle alakalı da…

Siz de onu bir miktar tanıyan objektif bir göz olarak durumu değerlendirip yapması gerekeni söylersiniz. Çoğunlukla oldukça mantıklı ve sancısız bir süreçtir bu. Karşınızdaki de genellikle ikna olur zaten.

Ardından şu soru ortaya çıkar: Madem hayatın içindeki çıkmazlarla ilgili bu kadar kolay ve mantıklı değerlendirmeler yapabiliyoruz, neden söz konusu kendi hayatımız ve tercihlerimiz olduğunda bunları uygulamak birden zorlaşıyor?

Konunun doğrudan sorumluluklarla alakalı olduğunu düşünebilirsiniz ama esas ağırlık noktasının bu olduğu söylenemez.

Bu durum oldukça yaygın bir fenomen ve adına da Solomon paradoksu deniyor.

Wharton Üniversitesi profesörü Adam Grant’e göre Solomon paradoksunun birkaç nedeni var. 

Öncelikle bir konuda ikna olmalıyız: Bir konuda verilebilecek en iyi kararı belirlemekle, bu kararı uygulamak arasında ciddi bir fark var. 

Grant, başkalarına verdiğimiz tavsiyelerle kendi hayatımızdaki kararların bu denli zor oluşunu teleskop/mikroskop metaforuyla açıklıyor.

Buna göre başkalarının hayatlarına dair değerlendirmelerde bulunurken, yalnızca konuyla ilgili en önemli noktalarla ilgili verilere sahip oluyoruz. Bu durumda teleskop görüntüsü elde ediyoruz. Yani büyük resim. 

Kendi problemlerimizde ise çok fazla veriye ve değişkene sahibiz ve önyargılarımız fazlasıyla devrede. Bu noktada mikroskop görüntüsü elde ediyoruz. En önemli olanı değil, en çok takıntılı olduğumuz ya da en çok duygusal yatırım yaptığımız konunun etkisinden kurtulamayabiliyoruz.

Gerçekten de hayatta kararlar alıp uygulamak zor değil midir?

Hayattaki çoğu eylemimizi ya da alışkanlığımızı rasyonel karar süreçlerinin ardından değil, tecrübelerimize ve şartlara göre optimize ederek oluşturuyoruz. Buna da heuristic deniyor.

Sabah alarmı kurduğumuz saat tecrübelerimize göre şekillenir. Uykunuza düşkünseniz ve 15 dakikada hazır olabiliyorsanız geç bir saate kurabilirsiniz.

78.media.tumblr.com

Ya da belki de tam tersi durum geçerlidir ve erkenden ayağa dikilmeniz gerekir.

Karar mekanizması saat kaçta uyanırsam sağlıklı bir uyku alırım ve fizyolojime uygun hareket etmiş olurumdan hareketle değil, tecrübelerimize göre kendiliğinden oluşur.

Hayattaki her alanda rasyonel kararlar almamız bu nedenle oldukça zordur. Geçmiş tecrübeler, travmalar, savunma mekanizmaları kolaylıkla baskın çıkabilir. 

O yüzden başkalarına verdiğiniz iyi tavsiyeleri kendi hayatınıza uyarlayamadığınız için endişelenmeyin. Bu farkındalığa sahip olmanız ilk adım olur. Gerisi de zaten gelecektir...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
elfkizi

hoca verir talkımı kendi yutar salkımı = solomon paradoksu

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

tatil
Görüş Bildir