Japon Planlamasının Arşa Çıktığı Tokyo'nun Dünyanın En Gelişmiş Şehirlerinden Biri Olmasının Nedenleri

688PAYLAŞIM

Gerçekten harika bir yönetim ve harika gelişimler!

Japonya akıllı şehirler kurma yolunda hem günümüzü hem de gelecek nesilleri düşünerek güzel işlere imza atıyor.

Halen gelişmekte olan bu şehirlerin asıl amaçları arasında akıllı enerji ve felaketlere dayanıklılık sistemleri oluşturmak bulunuyor.

Entegre edilmiş yekpare devlet yaklaşımıyla gerçekleştirilen bu projelerle küçüklü büyüklü ince yenilemeler yapılıyor, şehirler vatandaşların hayatını kolaylaştırır hale getiriliyor.

Bu projeleri en iyi uygulayan şehirlerden biri ise Tokyo.

Tokyo, 39 milyon nüfusuyla dünyadaki tüm şehirlerden en az %50 daha kalabalık. Buna rağmen dünyadaki en güvenli büyük şehir ve GSYİH'si neredeyse tüm ülkelerden daha yüksek. Peki farkı ne?

19. yüzyılın ortasında Tokyo'nun popülasyonu çoktan milyonlara ulaşmıştı. Bu sıralarda genç imparator tarafından başkent haline getirilen şehir, adeta bir dış ticaret merkezine dönüşmüş, ülkeyi modernleştiren sanayi devriminin de başkenti haline gelmişti.

Fakat hızlı değişimin çevreye zararları vardı.

Kesilen ormanlar, havayı bozan kirlilik ve zehirlenen sular... Japonlar bilinçli kararlar almaları gerektiğinin farkındalardı.

Bu yüzden doğayla iç içe ahenk içinde yaşayamayı önemseyen "Satoyama" düşüncesini benimsediler; işe de yaradı.

Yüzyıl sonra günümüzde parklar Tokyo'nun %20'sini kapsıyor.

Kirlilik yüzünden ortaya çıkan sorunlarınsa çoğu çözülmüş durumda. Karşısında duramadıkları tek şey deprem. Bunun için de önlemler alıyorlar.

Tüm dünya şehirleri gibi Tokyo da yollar ve otobanlarla çevrili, fakat bu şehrin en büyük ulaşım imkanını raylar oluşturuyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya'nın petrol rezervlerine ulaşımı olmaması ve bir ulaşım sistemi kurulması gerekmesiyle hükumet ağırlıklı olarak raylı sistem projelerine yatırım yapmıştı. Bu yüzden Tokyo ve çevresindeki şehirler arasında hala yaygın bir ray sistemi bulunuyor. Üstelik yarım asırdan daha uzun süre önce dünyanın ilk modern yüksek hızlı trenini kullanmaya başlamıştı Tokyo. Bu trenin hızı saatte 256 kilometreye ulaşıyordu. Günümüzdeyse Tokyo'nun raylı sistemleri günde 40 milyon yolcu taşıyor. Yolların ve otoparkların eldeki alanın %60'ını kapladığı Amerika'yla karşılaştırdığınızda raylı sistemlerin yararını görebiliyorsunuz.

Oysa Tokyo'da arabaların daha az yer kaplaması için de asansörlü park alanları gibi yenilikçi çözümler var.

Trafik tıkanıklığını da çözmüşler.

30 yıl süren 11 milyar dolarlık dev bir proje ile "Tokyo Körfezi Su Hattı" adında üçte biri köprü, gerisi tünel olan bir yol inşa etmişler. Böylece kıyıda 90 dakika süren yol, 15 dakikaya düşmüş. Projenin 30 yıl sürmesinin nedeni ise depremlere bile dayanacak bir iş çıkarmış olmaları.

İnsanların hayatları ise öyle kolaylaştırılmış ki gün içinde ihtiyaç duyabilecekleri her şey yürüme mesafesinde.

Marketlerden iş yerlerine, hatta Michelin yıldızlı suşi restoranlarına kadar her şeye birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşabiliyorlar.

Ayrıca Tokyo kamu malı olmayan Fortune 500 şirketlerinin çoğuna sahip olma özelliği taşıyor. Küresel ekonomiyeyse yön veren üç büyük şehirden biri.

Eğer Koronavirüs ortaya çıkmasaydı,Tokyo 2020 Olimpiyatları'na bu yaz ev sahipliği yapacaktı.

Bu yüzden Tokyo hükumeti kimi ülkelerinkinden daha yüksek olan yıllık bütçesini kullanarak dev projeler hazırlamıştı.

Bu projelerden bazıları şehrin geneline robotların yerleştirilmesiydi.

Bu robotlar çeviri, yol tarifi ve ulaşım konusunda insanlara yardım ediyor.

Altyapı projeleri ise gerçekten takdire şayan.

350 milyon dolarlık bir projeyle hidrojenle çalışan bir ulaşım sistemini hayata geçiriyor Tokyo. Hidrojen istasyonlarının sayısınıysa sekizden otuz beşe çıkarırken, kullanıma altı bin yakıt hücreli araba ve 100 yakıt hücreli otobüs sokuyor. Yakıt hücreleri sayesinde jeneratör gücü de üretilmiş oluyor. Bu otobüslerden ikisinin topladığı enerjiyle bir hastaneye tüm gün elektrik sağlanabiliyor. Ayrıca yolları yarı yarıya kısaltabilecek çeşitli düzenlemeler de yapıyorlar.

Köprüleri, tünelleri ve yolları lazer ve karbon fiber teknolojisi kullanarak tarıyor, oluşabilecek tüm hasarları önceden tespit edip güçlendiriyorlar.

Bu sayede altyapının ömrü yüz yıla kadar çıkıyor.

Ayrıca dünyanın çeşitli büyük şehirlerinin ortak sorunu olan asfalt ısısını da asfaltan 8 derece daha soğuk olan ve ısıyı engelleyen kaldırımlar kullanarak kontrol altına alıyorlar.

Ayrıca şehrin elektrik kablolarının çoğu da yer altında.

Böylece kaldırımları genişletme ve bisiklet yollarının sayısını iki katına çıkarma şansları, kafelerin dış alanlarını büyütme fırsatları oluyor.

Emisyon Üst Sınırı ve Ticareti Projesi sayesinde ise fabrikaların ve ticarethanelerin karbondioksit üretimi büyük oranda azaltılıyor.

Yoğun yağmurlarla oluşabilecek seller ise yer altında inşa edilen dev odacıklarla önlenmiş.

Böylece normalde taşacak olan kanallar, nehirler ve kanalizasyonlar taşmadan yer altında hareket edebiliyor. Tabii bunlarla birlikte 24 saat sürekli izleme sistemlerinin kullanılması da olası sellerden korunmayı sağlıyor.

Geçmişinde büyük oranda ahşap kullanıldığı için yangınlara alışık olan şehirde binalar yenileniyor, yanmaz maddelerle yeniden inşa ediliyorlar.

Böylece olası yangınlarda kimsenin evini terk etmek zorunda kalmayacağı bölgeler oluşturuluyor. Yangın ve depremler sırasında acil durum araçlarının sıkıntısız ilerleyebilmesi içinse önemli yollar yangın ve depreme dayanıklı binalarla çevriliyor. Ayrıca kurtarma ekipleri o kadar iyi ki, çeşitli ülkelerden insanlara da eğitim veriyorlar. Eğitim verdikleri konu sadece arama kurtarmayla da sınırlı değil. Tokyo atık su yönetimi alanında da Kuala Lumpur'dan mühendislere yardımcı oluyor.

Şehrin çevresi dağlarla çevrili olduğu için alanını genişletme yolundaysa Tokyo denizi doldurmayı tercih ediyor.

Körfezi çöple doldurarak yeni park alanları, hava limanları inşa ediyorlar.

Tokyo gerçekten de dünyanın gidişatını düşünerek geleceğe hazırlanan bir şehir.

Gelecekte yükselen su seviyeleri ve azalan imkanlarla boğuşacağız; Tokyo bunlara şimdiden hazırlıklı gibi. Geçmişteki yanlışları dikkate alıp, yavaş yavaş şehri baştan inşa ediyor, daha yaşanabilir ve kolay bir yer haline getiriyorlar. Gerçekten inanılmaz!

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ukela

Haa oldu gözlerim doldu , bu yüzden dünyanın en borçlu ülkesi , milli gelirlerinin 2.5 katı borçları var. Evsiz yaşlılar sokaklarda sürünüyor , en çok intihar oranına sahip ülke. Cinel sapkınlıklarını hiç saymıyorum.

kurtali1983

Kıskanılacak tek yanları teknolojileri. Başka hiç bir şeylerini kıskanmaya gerek yok. Dünyanın en depresiz insanlarının yaşadıgı ülke. Yaşadıkları hayattan feyz alma oranları bizimkilerden daha düşük. Kısaca herşeyleri var ama bizlerden daha mutsuzlar. Biri gelipte bunu cahilliğe falan baglamasın problem o degil.

halil-degerli

Biz niye japonları örnek almıyoruz... Adamlarım yüzde birini yapsak yeter... Bize çağ atlatır...

melisitore

Tokyo korfez hattının daha fazla fotografını görmek icin arattım ama malesef öyle birşey bulamadım evet bi köprü olabilir ama ya adı o değil ya da baska bi kopru :)

himura-battousai

tokyo bay aqua line diye geçiyor.

kalem-kelam

Kısa iki Japonya anımı anlatayım. Tüm mevzu açıklanmış olsun. Honda ile yaptığımız iş görüşmesi esnasında (toplantıda ben, teknik müdürümüz, proje müdürümüz ve satın alma müdürümüz, Honda Satınalma Müdürü, Proje müdürü) içeriye yaşlı bir amca girdi. Bu iki müdür ayağa kalkınca biz de ayağa kalktık. Sandık ki fabrika müdürü vs. Meğerse adam oranın 40 yıllık elektirik ustasıymış Saygıdan ayağa kalkılmış. İkinic olay: Bir fastfood işletmesine girdik. Bir şey yiyeceğiz. Bizim satınalma müdürümüz alacağı yiyecekte soğan istemedi. Adam da satamayacağını söyledi. Biraz münakaşa sonrası soğanlı olarak alıp masaya geçtik. Bizimkisi soğanları tek tek temizlemeye başladı. Satıcı olan işletme sorumlusu Japon geldi. özür dileyerek "personellerinin ürünün soğansız fiyatını bilmediği için p satamadığını" söyledi. Yani çizgileri bu adamların. O yüzden bu şehirler, bu planlamalar çok normal onlar için

monser

çünkü dinsizler ama ahlaklı ve dürüstler...

vortia

İyi tarafları olduğu gibi kötü taraflarıda var. Özellikle kültürlerinden gelen aşırı katı fazla disiplinli her şeyin hiyerarşi olduğu bir yapı o yüzden intihar oranları çok yüksek.

kemal-demir14

@monser. Din temel olarak neye inandığınla alakalıdır ve zaten ahlaklı, dürüst olmayı emreder. Kültür ve ahlak ise din de dahil herşeye bakış açısını ve kalitesini belirler, nasıl ki belli bir altyapın olmadan iyi bir sürücü olamaz isen yine aynı şekilde belli bir kültürel altyapın olmazsa ne iyi bir dindar ne de düzgün bir insan olabilirsin. Japonya kültür ve ahlak olarak altyapısı kuvvetli bir ülke, dinsiz de değiller ayrıca, yanlışın var, hemen hemen tamamı bir dine mensup, ama olması gerektiği gibi kültürel ve ahlaki altyapıyı en iyi ve en düzgün şekilde oluşturmuş, oturtmuş bir ülke, fark burada yatıyor.

Görüş Bildir