article/comments
article/share
Haberler
Dünya Koşmayı Hatırladı, Karadeniz Zaten Hiç Durmamıştı

etiket Dünya Koşmayı Hatırladı, Karadeniz Zaten Hiç Durmamıştı

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

60’ın üzerinde ülkeden katılımcıyla “Kaçkar by UTMB” 11-13 Eylül’de ikinci kez Kaçkarlar’da!

Bir anda herkes koşmaya başladı, telefonlar koşu uygulamaları rozetleriyle doldu, içerik üreticileri bile şaşkın: 'herkes neden koşmaya başladı?' Bu merakın kaynağını ararken yolumuz uzun bir yoldan geçti: ekran başında geçirdiğimiz saatlerden, bedenimizin yüz binlerce yıllık hafızasına, oradan da Karadeniz'in hiç susmayan temposuna. Yolun sonunda ise gerçek bir davet var.  11-13 Eylül'de Kaçkarlar'da, dünyanın 72 farklı noktasında parkuru olan UTMB'nin, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Rize Valiliği ve Rize Belediyesi'nin katkılarıyla hayata geçirdiği “Kaçkar by UTMB” sadece profesyonelleri değil Ayder 4K’sıyla “ben de koşarım” diyenleri de bekliyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Evet, son zamanlarda herkes koşuyor. Sokağa çıkın, parka gidin, sahilde yürüyün koşan insanlar her yerde… 

195 Milyon Kişi Aynı Fikirde

Bir zamanlar sabah koşusu deyince akla önce “maraton tutkunları” gelirdi, şimdi iş çıkışı ayakkabısını değiştirip koşuya çıkan, hafta sonunu güneşle birlikte başlatan, telefonun kilidini her açtığında aktivite takip uygulaması Strava’nın yeni bir rozetiyle karşılaşan bir kalabalık var etrafımızda. İçerik üreticileri bile bu işi çoktan fark etti, “millet buna nasıl birden bu kadar merak sardı”, “herkes neden koşmaya başladı” diye yarı şaka yarı ciddi videolar çekiyorlar.

Şakası bir yana, rakamlarda bunu doğruluyor. Strava’nın 185 ülkeden 195 milyon kullanıcısında koşu hâlâ en çok yapılan spor. Koşu kulübü kültürü üzerine yazılanlara bakılırsa da bugün asıl mesele kaç kilometre koştuğunuz değil, kiminle koştuğunuz; üyelik ücreti istemeyen gerçek bir arkadaşlık, koşu sonrası kahve, hafta sonu koşusunun brunch’a dönüşmesi.

Milyonlarca Yıllık Bir Alışkanlık

Milyonlarca Yıllık Bir Alışkanlık

Stanford Üniversitesi'nin hareketsiz yaşam üzerine derlediği verilere göre, yetişkinlerin çok büyük kısmı günlük yarım saatlik hareket ihtiyacını bile karşılayamayabiliyor. Ofiste ekran karşısında geçen saatler, evde teknolojinin kolaylaştırdığı her şey, bedeni gün boyunca neredeyse hiç zorlamadan bir günü tamamlamaya izin veriyor. İnsan bedeni ise böyle bir sessizliğe hiç alışkın değil, milyonlarca yıl yürüyerek, koşarak, taşıyarak hayatta kalmış. Koşmanın bedene iyi geldiği kadar zihne de iyi geldiği artık bilinen bir şey, günün karmaşasından kısa bir kaçış, bazen de tek başına düşünme fırsatı.

Elbette bu boşluğu doldurmanın yolu tek değil, pilates de var, yüzme de, bisiklet de. Ama koşunun bu kadar öne çıkmasının basit bir sebebi var! Ekipman, üyelik ya da özel alan istemiyor, kapıdan çıkıp ilk sokakta başlayabiliyorsunuz. Belki de koşu kulüplerinin bu kadar hızlı çoğalması, bedenin unutmadığı bir şeyi hatırlatma çabası.

Üstelik koşu, insanın icat ettiği en eski spor sayılır. Antik Yunan’da, Maraton savaşının zaferini Atina’ya duyurmak için kilometrelerce koşan Pheidippides efsanesi, bugünkü maraton kelimesinin ve mesafesinin kaynağı kabul edilir; 1896’da modern olimpiyatlar yeniden canlandığında da maraton, oyunların en çok beklenen kapanış yarışı olmuştu. Yani insanlık her seferinde hareketsizlikten sıkıldığında geri döndüğü yer hep aynı; iki bacak, bir nefes ve önünde uzayan bir patika…

Adı Koşu Değildi Ama Hiç Durmadılar

Adı Koşu Değildi Ama Hiç Durmadılar

Dünya bu hareket ihtiyacını yeniden fark ediyor olabilir. Ama Türkiye’nin bir köşesinde bu hiç bitmemiş bir ritim zaten. Karadeniz'de, özellikle dağ köylerinde, hayat hiç durmayı öğrenmemiş bir tempo üzerine kurulu; bunun adı belki hiç “koşu” olmadı ama hareketsiz geçen bir gün de olmadı.

Bölge üzerine yazılanların ortak noktası şu: zorlu coğrafya; yani sert deniz, dik yamaç, sisli yayla, buradaki insana kolay bir hayat değil mücadeleyle kazanılmış bir dayanıklılık bırakmış. Rize özelinde de çalışkanlık ve doğaya duyulan bağlılık öne çıkan özellikler olarak anılıyor. Karadeniz insanının “hızlı yaşayan” bir karaktere sahip olduğu da sıkça söylenir. Hızlı konuşur, hızlı karar verir, hızlı hareket eder… Bu tempo bir koşucunun zihniyetine hiç yabancı değil aslında, ikisi de anın içinde kalmayı, düşünmeden önce harekete geçmeyi gerektirir.

Bunun gündelik hayattaki karşılığı da hiç küçümsenecek gibi değil. Çay toplamak, dik yamaçta sırtta küfeyle saatlerce yürümek demek. Yayla göçü, koca bir ailenin eşyasıyla birlikte dağın tepesine mevsimlik bir taşınma, üstelik yüzyıllardır her yıl tekrar eden bir gelenek. Horon ise ayrı bir bahis; kemençe ve tulumun hiç durmayan hızına ayak uydurmaya çalışırken insanı nefes nefese bırakan, bazen saatlerce süren bir dans. Bir düğünde sabaha kadar horon tepen birinin ertesi gün 'spor yaptım' iddiasına kim “hayır yapmadın” diyebilir?

“Karadenizliler doğuştan dayanıklı” gibi bir genetik iddiada bulunmaya hiç gerek yok, üstelik böyle bir iddia hem bilimsel olmaz hem de haksızlık eder. Ama coğrafya ve gündelik hayat burada zaten bedeni sürekli hareket hâlinde tutmuş, bu kesin. Dünya yeni yeni “hareket ihtiyacı!” derken bu topraklarda bu hep gündelik hayatın doğal bir parçası olmuş, kimse de buna spor demeyi düşünmemiş.

Tulum Yine Çalıyor: UTMB İkinci Kez Kaçkarlar'da

Tulum Yine Çalıyor: UTMB İkinci Kez Kaçkarlar'da

İşte tam bu ritmin ortasında, Kaçkarlar’da, bu sonbahar yine güzel bir şey oluyor. Kaçkar by UTMB, 11 ile 13 Eylül arasında ikinci kez Ayder Yaylası’nda start verecek. Bu sefer çok daha büyük bir kalabalıkla.

Dünyanın prestijli dağ koşusu markası UTMB (Fransızca açılımıyla Ultra-Trail du Mont-Blanc, yani Mont Blanc Ultra Patika Koşusu), dünya genelindeki 72 organizasyon arasından Türkiye’deki tek durağı olarak Kaçkarlar’ı seçmiş. Geçen yıl 59 ülkeden 1.878 sporcu Ayder’e gelmişti. Bu yıl beklenti 60’tan fazla ülkeden 2 binin üzerinde sporcu, katılımcıların yüzde 43’ü yurt dışından, yüzde 35’i ise kadın.

Organizasyon T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Rize Valiliği ve Rize Belediyesi ev sahipliğinde, Turkcell, Türk Hava Yolları ve TOGG'un sponsorluğunda gerçekleşiyor. Yani bu iş artık yerel bir yayla etkinliği olmaktan çıkmış, uluslararası bir spor turizmi hamlesine dönüşmüş. Üstelik burada iyi derece yapanlar için ödül tek başına kupa değil, Kaçkar by UTMB parkurlarında gösterilen performans sporcuları HOKA UTMB Mont-Blanc’ta düzenlenen dünya finaline taşıyabiliyor. Ayder’de attığınız adımlar, aslında Fransa’daki Mont Blanc eteklerine kadar uzanan bir yolun başlangıcı olabilir yani.

Geçen yılki ilk etap da hiç kolay geçmemişti. Beklenmedik bir kar fırtınası bastırmış, organizasyon ekibi zorlu koşullarda seferber olmuş, ama yarış yine de başarıyla tamamlanmıştı. Kaçkar by UTMB Türkiye Temsilcisi Georg Hartberger, o günü anlatırken en çok start çizgisinde tulum sesleri eşliğinde bekleyen sporcuların görüntüsünü hatırlıyor.

En güzel tarafı da şu: bu iş profesyonellerle sınırlı değil. 100K, 50K ve 20K'lık ciddi parkurların yanında herkese açık bir Ayder 4K da var. Parkurlar bölgenin yaşlı ormanlarından, yaylalarından ve geleneksel köylerinden geçiyor, aynı tulum sesleri eşliğinde, aynı yayla havasında. “Ben de koşabilir miyim?” diye düşünüyorsanız kayıt yaptırabilirsiniz.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Dünya koşmayı belki yeni yeni hatırlıyor, ekran başında geçen saatlerin bedene unutturduğu bir şeyi geri kazanmaya çalışıyor. Karadeniz'de ise start çizgisinde zaten bir tulum çalıyor, hiç susmamış bir ritmin üstüne…

https://kackar.utmb.world/tr 

Instagram 

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümü'nden mezun oldu. Öğrenim süreci boyunca Kanal D bünyesindeki radyolarda görev aldı. Yönetmen yardımcısı olarak başladığı kariyerini, kültür sanat sektöründe basın danışmanlığı yaparak devam ettirdi. 2006 - 2023 yılları arası Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda görev yaptı. Fatma Berber ile kaleme aldığı Destek Yayınları'ndan Bir Pera Masalı isimli gezi kitabı ve Pink Floyd - Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı isimli biyografi kitabı; Ayrıntı Yayınları Düşbaş Kitapları'ndan Bir Porsiyon Sanat isimli kitapları bulunuyor.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam