Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Cenk Yüksel Yazio: Tanrı Biz Miyiz?

122PAYLAŞIM
Yazio Banner

İnsanoğlu bu ya! Kendini yüzyıllardır, milyonlarca yıldır tüm canlılardan her zaman ayırt etmeyi başarmış, ayırt etmek için kendine bir noktada hep haklı sebep bulmuştur. Ama gözden kaçırdığı bir nokta var ki belki de insanoğlu gerçekten insan değildir, kendimizi kendi iç dünyamızda değerlendirdiğimiz için türümüz birbirimize bu anlamda yabancı  gelmemektedir fakat dışarıdan bakıldığında ise aslında insanın başka bir ırk tarafından yaratılmış olan bir robot olduğu gerçeği söz konusudur. Bugün insanoğlu kendi özelliklerine en uygun şekilde robotlar yaratmayı hedef edinmiştir. Şu anki teknolojiyle de bunu olabildiği kadar başarmıştır da. Hâli hazırda dünya dışında akıllı bir yaşam arıyorken ve başka galaksiler için çok çağ dışı olan bu yarattığımız robotları da başka gezegenleri araştırmak için yolluyorsak kim bilir belki de biz de başka galaksiler tarafından bu dünyaya dair bir şeyleri araştırmak için gönderilmiş bir tür üreyen robotlar olabiliriz ve belki de bu noktada Tanrı ve Tanrısallık kavramı baştan ele alınmalı ve bu noktadan yola çıkılmalı, kim bilir?

Düşünüldüğü zaman içinde ruh taşıdığımıza inandığımız bir bedenle ortalama 80-90 yıl yaşıyoruz.

Bu demek oluyor ki bu organların, bu bedenin bir kullanım süresi var. Aslına bakılırsa bu beden bu dünyada yaşayabilmek ve ruhu tekamülüne ya da varoluş amacı her ne ise a noktasından b noktasına ulaşması için kullandığı bir araç. Sizin varoluşunuz başından beri bu makinenin içinde olduğu için kendinizi bu nedenle bu makineden ayrı göremiyor ve gerçekliğinizin bu makine olduğunu var sayıyorsunuz. Halbuki durum böyle değil. Ünlü kimyacı Lavoiser'in teorisinden yola çıkarak "Hiçbir şey tamamen yok olmaz, sadece şekil değiştirir." diye düşündüğümüz zaman ve tüm dinsel öğretilerde de çağın gereksinimi ve anlatım gücü söz konusu olduğu zaman aynı şeyi anlattığını görürüz. Nitekim çoğunluk olarak herkes ölümden sonra bir âhir yaşama dinler vasıtasıyla inanıyor ve bunun dönemin anlatım ve algı şekli baz alındığında bunun cennet olarak nitelendirilmesi gayet normal. Konumuza dönecek olursak, düşünsenize bütün organlarınızın bir yaşam süresi var. Sizin iskelet adından bir temeliniz var. Deriniz hasar gördüğü zaman kendiliğinden vücut o bölgeyi tamir ediyor ve adına kalp denen bir makine yaşamanız için gerekli olan motor yağı sıvı kan'ı sürekli pompalıyor tüm vücuda. Aslında kendimizi ilahi yaradılışa ait hissettiğimiz için makinelerden ayrı düşünüyoruz ve dikkat ederseniz yarattığımız her şeyin işleyiş mekanizması da tıpkı bizim vücudumuzun işleyişi gibi. Düşünsenize bacağınızda hiçbir işe yaramayan bir damar var ve kalbin ihtiyacı doğrultusunda bu damar oraya naklediliyor. Yani bir nevi motor için gereken kablolardan biri yedek olarak bacağınızda mevcut. İşte tam bu noktadan bakıldığında bence ilahi anlamdaki birçok açıklama da yerli yerini bulmaya başlıyor. Hepimizin bir olduğu, aynı kaynaktan var olduğumuz, tekrar ona geri döneceğimiz. Bu arada bu anlattıklarımın hepsi kendinize dışarıdan bakabilmeyi başardığınızda algılayabileceğiniz türden şeyler. Mesela size çok yabancı olan bir hayvan türünü düşünün. Adı üstünde yabancıdır ve tanımlamayamadığınız ve hakkında çok şey bilmediğiniz için ürkütücüdür ama gel gelelim o hayvan türü birbirleri için çok aşinadır çünkü hepsi aynıdır ve birbirlerinden korkmalarını gerektirecek bir durum yoktur çünkü yaradılış esası olarak o görseli normal kabul eder. Aynı şey (varsa öyle biri şayet) ormanda yaşayıp hiç insan türü görmemiş, kurtlar tarafından büyütülmüş bir insan içinde geçerlidir. İlk gördüğü insan kendisi için korku sebebidir.

Aslında dikkatli incelendiğinde ne kadar olağanüstü mühendislik harikaları olduğumuzu görmemiz zor değildir.

Bu hayattaki mevcudiyetimiz belki bugüne kadar inandığımız tüm değerleri alt üst edebilir lakin neticede zaten inanılan şeyler bizden üst bir varlığın bizi yarattığı doğrultusunda olduğu sürece o varlığın ya da varlıkların farklı bir uygarlık olma olasılığı bizi neden bu kadar korkutsun ki? Neticede Tanrı her yerdedir diyorsak ama her yerde olan O'na seslenirken ellerimizi sadece göğe açıyorsak bu aslında göklerden dönem içerisinde görkemli ve dünyanın alışık olmadığı teknolojilerle ziyaretimize gelen atalarımıza, dünya üzerinde yaşayan bunun Tanrısal olduğunu düşünen ilk atalarımızın secde etme ritüelinin bir devamıdır. Aydınlık yarınlara.

Saygılarımla...

Instagram
Twitter
LinkedIn
Facebook

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
seyrusefer-defteri

Öyle bir yazı olmuş ki sonuna iki kaynak makale de iliştirilebilir, Arogdan gökler verdi gökler aldı repliği de...

kuduz-doktor-hektor

Yaşam başlamış veya başlatılmış ya da var olduğunu sandığımız her şey biz de dahil aslında birer yanılsamadır. Sonuç olarak inaçlı ya da inançsız olanların ortak kanısı, varoluşsal bütün soruların cevabının ölümden sonra aydınlanacağıdır. Bu noktada yanılıyor olma ihtimali de çok yüksektir, sonunda yeni bir yaşam ya da hiçlik olması önemli değil. Sonunu bilmediğimiz bir şeyin başlangıcını da çözemeyiz çünkü son sandığımız şey başlangıcın ta kendisi olabilir. Şimdilik elimizdeki argümanlar bu sorunu paradoks olmaktan çıkarmaya yeterli değil.

merloni

Şahane ❤️❤️sizin gibi filozofik insanlarin ulkemizde yasadigina sahit oldukca gelecege dair umutlarim yeseriyor. İyi ki sizin gibi entelektuel insanlar var dogru yonu isaret eden 🙏🙏

caglar-mahir-catak

prometheus filmi gibi mi ? Yoksa Yıldızlar arasında ki mühendislerimiz sanılan şeylerin aslında biz olduğumuzun analşilmasi mı? Tanrının Arabaları belgeselinde ki gibi yeniden uğrarlarmı acaba? 🤔

pars25

İnterstellar çok iyiydi ama prometheusu izlemedim tavsiye eder misiniz?

Görüş Bildir