Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

17 Yaşındaki Bir Şizofren Hastasından Okudukça İçinizi Sızlatacak Bir Aşk Tarifi

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Şunları bir araya toplayayım.

"Bir güzel muhabbet ederiz" diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım, donattım sofrayı, bayağı uğraştım.

Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.

Bayağı da para gitti.

Birinin yediğini öteki yemez.

Ötekinin içtiğini beriki içmez...

Dört kişilik sofra  kurdum.

Mumları da yaktım.

Hatırladım... hepsi eric satie severdi.

Müziği de ayarladım.

Geldiler.

Yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.

Kırk yaşımın karşısına da ben geçtim.

Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.

Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim, "sen karışma moruk" dediler.

Büyük hır çıktı.

Komşular alttan üsten duvarlara vurdular..

Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı..

Evin içine de ettiler..

Bende kabahat.

Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.

İşte böyle bir şeydir, psikozların en beteri olan şizofreni. Zindan eder hayatı kişiye, insan zihninin karmaşıklığının belki de en üst noktasıdır. Gerçekle bağlantı kuramama hali, bir başka deyişle rahatsızlığının dahi farkında olmama durumudur.

Peki, bir şizofrenin gözünden aşk nasıl bir şeydir?

Onu da gelin bir şizofrenin ağzından dinleyelim.

Not: Yazısını yayımlamamız için bize izin veren Ergür Altan'a sonsuz teşekkürler...

Aşk, kış kıyamette bile kelebek olmaya heveslenecek kadar çocuk tutabilmektir kalbi…

On yedi yaşında bir şizofrenim; benim de aşk tarifim böyle. İnsanların arasında yalnız hissediyorum kendimi; kimse sincaplardan, sardunyalardan ve kelebeklerden konuşmak istemiyor.

“Ben kelebek olacağım” dedim anneme; “kelebeğin ömrü üç gündür” dedi. “Zaten üç günlük dünyada yaşıyoruz” dedim. Evet, ben hastayım; siz çok sağlıklısınız!

“Balık olmaya gidiyorum” dedim babama; “insan olarak yaratıldığına şükret” dedi. “Birazcık yosun kokmak ve kayalıklara pullarımı bırakıp, ışığa baygın baygın bakmak  kim bilir ne güzeldir” dedim. Anormallik iyi geliyor bana; sizin normalliğiniz beni çok incitiyor…

“Bir gün ırmağa dönüşeceğim” dedim öğretmenime; “iyileşeceğine inanıyorum senin” dedi.

“Hayal bilgisi dersleri olsa keşke; birimiz sazlık olsa, diğerimiz kırlangıç” dedim. Biliyorum ki beni anlamadı ve sesimi unutuncaya kadar susmak istiyorum oysa…

“Denizyıldızlarına çok özeniyorum” dedim arkadaşıma; “her zamanki gibi tuhaf konuşuyorsun” dedi. “Denizyıldızlarının şarkılarını duyabilseydin, sen de benim gibi özenirdin onlara” dedim. Tuhafım ve sizi de tuhaflaşmaya davet ediyorum!

“Rengini niye içine attı rüzgârlar, biliyor musun?” dedim komşuma; “rüzgârların rengi yok ki” dedi.

“Dağların, denizlerin ve ovaların haritadaki hallerini gördükleri günden beri, gizliyor o muhteşem rengini bütün rüzgârlar” dedim. Hayalciymişim hep; siz gerçekçi olduğunuz için yeryüzü böyle bencilliklerle, kıyımlarla ve mutsuzluklarla dolu…

“ Yarış atları, -ayrıca faytonlarda kullanılan atlar- ve eşekler hep hor görülüyorlar“ dedim kardeşime;  “kaderlerinde bu varmış, sen böyle şeyleri düşüneceğine psikiyatri kontrollerini aksatma” dedi. “”Zalimlik, cehalet ve kibir nasıl da kutsallaştırılmış; ne acı” dedim. Atlar, eşekler ve ben, ağlıyoruz gece yarıları siz uyurken…

An gelecek, doğaya karışacağım; ağaçların, ormanların ve leyleklerin özüne serpiliverecek ruhum. Şimdilik insanım, evet; bir sokak kedisi ne kadar insan olabilirse, ben de o kadar insanım işte…

“Mezbahalar” desem susuyorsunuz.

“Nükleer santraller” desem umarsamıyorsunuz, “hepimiz hayvanlarla, derelerle, ormanlarla eşiz bu dünyada” desem ayıplıyorsunuz; “aşk” desem, “beni anlamadınız, aşkolsun” desem, öylece bakıyorsunuz. Aşk benim doğa`mda var ve siz sevgisizlikler, doğa`mı katlediyorsunuz…

Slyvia Plath, “bir ayna damıtan şu buluttan daha fazla annen değilim senin” dedi bana  uykumda; “uzayıp giden kara parçalarına inat, annelik yapıyorum yavru bir buluta” dedim ona. Öyle güzel söyleştik, öyle güzel dertleştik ki; o intihar etmemiş gibiydi, ben tecavüz edilmemiş gibi…

On yedi yaşında bir şizofrenim; bazen bir kaplumbağa, bazen bir yeşillik, bazen de bir kelebek, sevgilim oluyor benim.

İnsanların arasında yalnız hissediyorum kendimi; kimse düşlerden, özgürlükten ve aşk`tan konuşmak istemiyor.

Bir kelebek ölüsüyüm yanıbaşınızda; beni rengarenk rüzgârlar diriltiyor…

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
serkan-ozcelik

Adam yazar metin kurgu. Onedio'nun duygusal sömürüyle tık ve yorum alma çabası bu.

mr.karo

Güzel yazılmış. Bana pek inandırıcı gelmedi çünkü belli kısımları okudugm yerler var. -Atlar eşekler ve ben gece yarıları ağlıyoruz- bu kısımlardan biri mesela. Ama dediğim gibi ; hoş bir yazı, ve hoş bir içerik olmuş.

pledgedfood

Komik

pelin-kapazan1

Acıttı...

zeynep-akar6

https://www.facebook.com/ergur.altan?fref=nf&pnref=story

Başlıklar

AşkİntiharRengarenkTecavüzaşktarifi
Görüş Bildir