Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okullardaki yılbaşı etkinliklerini yasakladı. Eğitim Sen Şube yöneticisi Uluocak karara tepki gösterdi.İstanbul Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, yılbaşı etkinliklerini yasakladı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, okullara gönderdiği yazıda ‘derslerin engellenmemesi’ gerekçesiyle yılbaşı etkinlikleri adı altında yapılacak tüm organizasyonların yapılmasını istedi. Bakırköy’de bulunan tüm özel, resmi okul ve kurum müdürlüklerine gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi: “Yıl sonu itibari ile dersleri engelleyecek her türlü eğlence, çekiliş, şans oyunu ve öğrencileri olumsuz davranışlara sevk edebilecek tüm organizasyonların yapılmaması hususunda gereğini rica ederim.”
Kuşyemi satmak isteyen ve adı 'Esma' olarak bilinen Nezegül nineye Ankara’da parkı dar ettiler. Dün, Güvenpark’ta kuşyemi satmak istediği sırada zabıtalar tarafından parası süs havuzuna atılan Nezegül nine, bugün Güvenpark’tan gönderildi.Kızılay Güvenpark’ta yaşanan olayda kuşyemi satan yaşlı kadının gerçek kimliğinin 79 yaşında Nezegül Yıldırım olduğu öğrenildi. Dün yaşanan olayda, iddiaya göre, Nezegül Yıldırım, yanında getirdiği kuşyemi tezgahını açarak satmaya başladı. Bu sırada Güvenpark’ta görev yapan zabıta ekipleri, yaşlı kadına satış izni olmadığını belirterek, parkı terk etmesini istedi. Yaşlı kadınla tartışmaya başlayan zabıta, sinirlenince yaşlı kadının paralarını süs havuzuna atarak olay yerinden ayrıldı. Çevredeki vatandaşlar yaşlı kadını sakinleştirmeye çalışmıştı.Nezegül Nine havuza girmek isteyince çevredekiler tarafından zorlukla durduruldu. Yaşlı kadının havuza girmekte ısrar etmesi üzerine bir vatandaş havuza girerek paraları alacağını söyledi. Ayaklarına poşet bağlayarak çevredekilerin yardımıyla süs havuzuna giren duyarlı vatandaş, paraları toplayarak Nezegül nineye teslim etmişti.Yaşlı kadın, 79 yaşında olduğunu ve korkudan ismini yalan söylemek zorunda kaldığını, gerçek isminin ise Nezegül Yıldırım olduğunu belirtti. Bugün kuşyemleri ile beraber Güvenpark’a gelen yaşlı kadın, satış yaptığı sırada tekrar engellenerek para kazanamadan evine gitmek zorunda kaldı.NEZEGÜL NİNEYE, GÜVENPARK’I DAR ETTİLERNezegül nine, Güvenpark’ta kuşyemi tezgâhını açmasıyla beraber yanına gelen başka bir kuşyemi satıcısı parkı terk etmesini istedi. Yaşlı kadın çaresiz şekilde olanları izlemekle yetindi. Basın mensuplarının yaşlı kadının yanına gelmesiyle beraber oradan uzaklaşan şahsın, “Tamam sus yeter” diye bağırdığı duyuldu. Bunun üzerine Nezegül nine, “Güvenpark’a fazlalığım” dedi.
Pazar günü 162 yolcusuyla kaybolan AirAsia uçağının enkazı ve bazı yolcuların cesetleri Endonezya açıklarında bulundu. Arama kurtarma ekipleri, cesetleri denizden çıkarmaya başladı.155 yolcu ve 7 mürettebatla Endonezya'dan Singapur'a giderken kaybolan AirAsia'ya ait yolcu uçağının enkazı bulundu. Java Denizi'nde, Kalimantan açıklarında yeri tespit edilen enkazın çevresinde suda yüzen cesetler de bulundu.Endonezya Ulusal Arama Kurtarma Kurumu (BASARNAS), uçağın enkazının denizin 25-30 metre dibinde olduğunu ve cesetlerin çıkarılması için 11 dalgıçın görev yapacağını açıkladı. BASARNAS başkanı Bambang Soelistyo, salı günü üç cesede ulaşabildiklerini açıkladı.Endonezya donanması sözcüsü Manahan Simorangkir önce 40'tan fazla cesetin sudan çıkarıldığını açıkladı. Ancak daha sonra bunun ekiple iletişim sorunu olduğunu söyleyerek düzeltme yaptı.Bölgede uçuş yapan kurtarma uçakları denizin dibinde uçağın gölgesini tespit etti. Dalgıçlar cesetleri bu bölgeden çıkaracak. BASARNAS Başkanı Bambang Soelistyo'nun basın açıklaması esnasında suda yüzen cesetlerin gösterilmesi, açıklamayı izleyen bazı kazazede yakınlarının fenalaşmasına neden oldu.Endonezya televizyonları sabah saatlerinde deniz yüzeyinde uçak enkazına ait parçalar görüldüğünü duyurmuştu. Kısa süre sonra Endonezya Sivil Havacılık Kurumu, kalıntıların kaybolan QZ8501 uçağına ait olduğunu söylemişti. Endonezya donanması da enkazın yakınlarında cesetler gördüklerini aktarmıştı.
Önümüzdeki hafta Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) bir dizi yeni ürününü tanıtacak olan Sony yeni bir tanıtım videosu yayınladı. Söz konusu video, Sony’nin gelecek nesil amiral gemisi Xperia Z4‘e dair önemli ipuçları veriyor.Sony’nin 5 Ocak‘ta saat 5‘te tanıtacağı sürprizinin perde arkası rakamlarda ve görsellerde gizli. Öncelikle haberin görselinde de yer alan kareye yakından bakınca bunun bir telefon silüeti olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla tanıtılacak yeni ürünün Xperia Z4 olması kuvvetle muhtemel. Bol bol Android 5.0’a (Android Lollipop) gönderme yapılan videoda ayrıca lolipop yiyen bir kız mevcut. Yine videoda bolca kullanılan göz sembolu, büyük ihtimalle yeni ürünün kamera kabiliyetlerini simgeliyor. Hamile bir kadını göstererek kapanan video, Sony’nin yeni ürününü dünyaya getireceğini müjdeliyor. Sony’nin yeni “çocuğunu” dünya gözüyle görmek için önümüzde yalnızca bir hafta var. Xperia Z4 ile ilgili gelişmeleri sitemiz üzerinden takip edebilirsiniz.LOG
ŞIRNAK'ın Cizre İlçesi'ne bugün tank ve fırtına toplarından oluşan askeri sevkiyat yapıldı.Sıkı güvenlik önlemleri altında ilçeye ulaşan konvoy Tank Tabur Komutanlığı'na konuşlandırıldı. Bugün öğlen saatlerine doğru, sıkı güvenlik önlemleri altında Mardin'den gelen ve tank, fırtına topları ile askeri malzemelerin yüklü olduğu araç konvoyu, Nusaybin İlçesi'nden geçerek Şırnak'ın Cizre İlçesi'ne doğru devam etti. Askeri konvoyda, 10 adet tankın yine askeri araçlarla taşınırken, çok sayıdaki askeri kamyonda da askeri malzeme ve teçhizat olduğu görüldü. Nusaybin Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin eşlik ettiği askeri konvoy, Cizre İlçesi'ne ulaştı. Fırtına topları, tank ve askeri teçhizat ile askeri malzemelerden oluşan askeri konvoy, polisin sıkı güvenlik önlemleri altında, Cizre Tank Taburu'na girerek, burada konuşlandırıldı.Ramazan İMRAĞ-Ahmet AKKUŞ/CİZRE (Şırnak), (DHA)
MUĞLA’nın Ortaca İlçesi Dalyan Mahallesi’nde, dünyaca ünlü İztuzu Plajı’nın işletme hakkını alan İngiliz ortaklı özel şirket DALÇEV yetkilileri, Muğla 2’nci İdare Mahkemesi’ninin yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermesi üzerine gece Boğazağzı Mevkisi’ndeki tesisleri devralmaya geldi. CHP Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik, ellerinde Ortaca 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan işletme protokolünün hükümlerinin uygulanmasının tedbiren durdurulması dair karar olduğunu belirtip, duruma tepki gösterdi. Jandarma tesislerde geniş güvenlik önlemi alırken, tesislerin bulunduğu bölgeye deniz ve karadan kimse sokulmuyor.
Yargıtay'ın emsal kararın ardından 'elektrik parası nasıl geri alınır?' sorusu gündemde.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kayıp Kaçak bedelinin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğu kararını vermesi üzerine vatandaşlar paralarını geri almanın yollarını arıyor. Paralarını geri almak isteyenlerin dikkat etmesi gerekin 3 kritik nokta var...Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Hukuk Müşaviri Hayati Küçük, Yargıtay Genel Kurulu'nun elektrikte kayıp kaçak bedelinin dürüst vatandaştan tahsil edilemeyeceğine dair kararının 'emsal' bir karar olduğunu iddia etti. Küçük, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu emsal bir karar aldı, içtihat niteliğinde. Dolayısıyla dava açılan mahkemeleri bağlayıcı bir niteliktedir. Bu karara dayanılarak vatandaşın dava açması yerindedir dürüst tüm vatandaş dava açmalıdır” dedi.
İstanbul Çekmeköy'de geçtiğimiz Cuma gününden beri kayıp olan ve daha sonra kaçırıldığı ortaya çıkan lise öğrencisi Ant Sekban, 4 gün boyunca yaşadıklarını anlattı. Kaçıranların serbest bırakması sonrası jandarma tarafından ailesine teslim edilen Sekban, 'Televizyonda kendimi görünce ‘Abi bakın, televizyonda ben varım’ dedim. İzleyince kendileri de şaşırdılar. Hiç telaşlanmadılar. Aklım hep annemdeydi. Televizyonda babamın açıklamalarını izleyince çok üzüldüm. Bana, kaçırılmam hakkında hiçbir neden söylemediler' dedi.Hüsnü Özyeğin Vakfı Alemdağ Tunç Çapa Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Ant Sekban, geçtiğimiz Cuma günü evinin yakınında kaçırılmıştı. 4 gündür aranan Ant Sekban, dün gece Pendik Kurtköy’de serbest bırakılmış ve jandarma tarafından ailesine teslim edilmişti.Reşadiye Köyü’nde ailesine kavuşan Ant Sekban, olay günü akşam saat 17.15 sıralarında okuldan geldiğini belirterek 4 gün içinde yaşadıklarını şöyle anlattı:'Sokağımızın başında minibüsten indikten sonra sokağın başında kapalı kasa beyaz bir araç geldi ve şoför koltuğunda oturan kişi, ‘Akasya sokak nerede?’ diye sordu. Bu sırada araçta bulunan diğer kişi aşağıya inip yanıma geldi. Ben de yardımcı olmak amacıyla kapıya yaklaştım. Ben yardımcı olmak için aracın açık olan kapısından içeri eğildiğim sırada dışarıda bulunan kişi beni açık olan kapıdan içeriye attı ve kapıyı kapattı. Her şey çok hızlı oldu. Yola çıkınca, ‘ne oldu’ diye sordum. Onlar da bana, ‘senlik bir durum yok, rahat ol’ dediler. Ben de, ‘iyi’ dedim. Hatta yolda giderken havadan sudan konuşmaya başladık. Ben espri falan yaptım, hatta güldürdüm onları rahat bir ortam oluşması için. Araçta iki kişilerdi.BANA ÇOK İYİ DAVRANDILARYakalanmamak için araba ile birçok yeri dolaştırdılar. Kurtköy’de olduğunu öğrendiğim bir eve geldik. Bana çok iyi davrandılar. ‘Açmışın’ diye sordular ve yemek ısmarladılar. Kendilerine sorduğum sorulara cevap vermediler. Ben de korktuğum için üstelemedim. 4 gün böyle geçti. Bana kötü davranmadılar. Aracı kullanan evde kalmıyordu. Sadece esmer olan ve kolunda dövme bulunan kişi benimle kalıyordu. Hatta kendi yatağını bana verip, kendisi koltukta yattı. Birbirlerine farklı farklı isimlerle sesleniyorlardı. Ben onlara isimle hiç seslenmiyordum. Sadece ‘abi’ diyordum. Bana, ‘adam gibi dur, sen de, biz de sıkıntı yaşamayalım’ dediler. Ben, yanımda kalan kişiye, ‘böyle ne olacak?’ diye sorduğumda, ‘ben de meraklı değilim, ben de dışarıya çıkamıyorum. Haber gelecek, hallolsun çıkacağız’ dedi. Ara sıra telefonla konuşuyorlardı ama kürtçe konuştukları için ne konuşulduğunu anlamıyordum'''KAÇIRILMA HABERİNİ BERABER İZLEDİK''Pazartesi akşamı televizyonda kendisiyle ilgili haberi izlediğini söyleyen Ant Sekban, şöyle devam etti:'Televizyonda kendimi görünce, ‘abi bakın, televizyonda ben varım’ dedim. İzleyince kendileri de şaşırdılar. Hiç telaşlanmadılar. Benim aklım hep annemdeydi. Televizyonda babamın açıklamalarını izleyince çok üzüldüm. Bana, kaçırılmam hakkında hiçbir neden söylemediler. Dün akşam erken yattım uykum kaçınca bir şeyler içmek için kalktım beni kaçıran kişinin giyindiğini fark ettim bana ’sen de hazırlan gidiyoruz’ dedi ve evden çıktık, araba olmadığı için kısa bir süre yürüdük. O da bölgeyi bilmediği için ana yolu bulmaya çalıştık, hatta insanlara sorduk. Ana yolu bulunca beni serbest bıraktı ve yanımdan uzaklaştı hatta benden helallik istedi. Sultanbeyli’ne gelmek için yolda gördüğüm birine sordum bana, 'Burada bu saatte otobüs geçmez. İstersen telefonumu kullanabilirsin' dedi. Ben telefonla annemi aradım. Konuşurken 'ben Ant’ deyince, adımı duyan abi, ‘Sen kaybolan Ant değil misin?’ deyince ben de ‘Evet benim’ dedim, beni alıp evine götürdü. Evinden ailemi aradık, ailem durumu jandarmaya bildirmiş jandarma beni o evden alarak karakola götürdü. Ailem beni jandarma karakolundan aldı'JANDARMA TESLİM ETTİBaba Atilla Sekban, 'Bizi arayan olmadı ama dün eşimin telefonuna bir mesaj gönderdiler. Eşimin telefonu abim Muzaffer Sekban’daydı. Aile büyüğümüz olduğu için bütün telefonlara o bakıyordu. O mesajı ve telefon numarasını da jandarmaya verdik. Akşam da jandarma o bulunduğu adrese gidip oğluma yardımcı olan kişinin evinden oğlumu almış. Biz de Jandarma karakoluna gittik. Orada gerekli işlemler yapıldı. Ondan sonra da bize teslim ettiler evladımızı' dedi.ANNESİNİN TELEFONUNA MESAJ GELDİAmca Muzaffer Sekban da yaşananlar ilgili olarak şunları söyledi:'Ant’ın annesinin telefonu bendeydi. Pazartesi saat 17.30 sıralarında telefona, ’Ant elimizde, rahat mısınız? Biz sizi huzursuz ettik’ gibi bir mesaj geldi. Biraz da çocukça bir mesaja benziyordu. Mesajda herhangi bir para isteme gibi bir şey yoktu. Hemen jandarmaya haber verdik. Telefon numarası da gözüküyordu. Jandarma gelip bizden hem mesajı, hem de telefon numarasını alıp, ‘bekleyin’ dedi. Biz de bir şeyler olacağına inandık. O yüzden kimseye bir şey demedik. Saat 20.30 sıralarında yine telefon çaldı ve ‘anne’ diye bir ses gelince ben Ant olduğunu anladım. Telefon kapanınca çıkan numaraya geri döndüm. Ant telefonu açtı ve ‘amca ben Sultanbeyli’deyim. Yanımda da 10 lira var. Üşüyorum. Oraya nasıl geleceğim’ dedi. ‘Oğlum neredesin?’ deyince ‘nerede olduğumu bilmiyorum. Yanımda bana yardımcı olan bir abi var. Onun telefonundan arıyorum’ deyip telefonu, onu bulan kişiye verdi. Gümüşhaneli olduğunu öğrendiğim kişi bana, ‘ben evime götürüyorum’ dedi. Jandarmayı arayıp durumu bildirdim ve yardımcı olan kişinin telefon numarasını verdim. Onlar da Kurtköy’e gidip Ant’ı, kendisine yardımcı kişinin evinden almışlar. Daha sonra biz karakola gidip kendisini aldık' dedi.Elvan Ezber, DHA
IŞİD'in yayın organı Dabık dergisi, Suriye'nin Rakka kentinde düşen uçağın Ürdünlü pilotu Muaz Kasasbe'nin ifadelerini yayımladı. IŞİD'in kendisine ne yapacağını bilip bilmediği sorulan pilot, “biliyorum beni öldürecekler” cevabını verdi.IŞİD'in yayın organı Dabık dergisi, Ürdün'e ait uçağın Suriye'nin Rakka kentinde düşmesinden sonra örgüt tarafından esir alınan Ürdünlü pilot Muaz Kasasbe'ye ait ifadelere yer verdi.Kasasbe, Dabık dergisinin altıncı sayısında yer alan ifadelerinde kullandığı uçağın IŞİD tarafından düşürüldüğünü söyledi.Yayınlanan fotoğraflarda Kasasbe'nin IŞİD tarafından öldürülen Batılı esirlerin giydiği turuncu renk kıyafeti giymesi dikkat çekiyor.IŞİD'in elindeki esir pilot, Ürdün Kuveyt, Suudi Arabistan, Umman, Fas, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ABD liderliğindeki hava saldırılarına katıldığını ve koalisyonun bir parçası olduklarını söyledi.Koalisyonun hava saldırıları için Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Bahreyn'deki havalimanlarını kullandığını belirten Kasasbe, acil inişler için ise Bağdat ve Türkiye'deki havalimanlarının tercih edildiğini kaydetti. Röportaj esnasında Türkiye'deki havalimanının adını hatırlayamayan Ürdünlü pilot, havalimanının Suriye sınırına 100 kilometre mesafede olduğunu söyledi.“Biliyorum beni öldürecekler”Kasasbe, “Katar’da görevlerin planlandığı, hedeflerin belirlendiği Amerikan üsleri var. Muvaffak Salti hava üssünde 200 Amerikalı var. Bunlar arasında, birisi kadın 16 ABD pilotu bulunuyor. Diğerleri teknisyen, mühendis olarak çalışıp, destek veriyorlar' dedi.Ürdünlü pilot ayrıca Aralık başlarında Muvaffak Salti üssünden Irak’a gitmek için havalanan bir ABD uçağının yoğun sis nedeniyle Ürdün’de düştüğünü ve pilotunun öldüğünü söyledi.Yayımlanan ifadelerin sonunda IŞİD'in kendisine ne yapacağını bilip bilmediği sorulan Ürdünlü pilot, “Biliyorum beni öldürecekler” cevabını verdi.ABD 'IŞİD düşürmedi' demiştiIŞİD'e karşı koalisyonun düzenlediği hava saldırıları kapsamında yaptığı görev esnasında Ürdün Hava Kuvvetlerine ait F-16 savaş uçağı Çarşamba günü Suriye'nin Rakka kentinde düşmüştü.Uçağın pilotu Muaz Kasasbe fırlatma koltuğu sayesinde kurtuldu.Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Lloyd Austin, Ürdün Hava Kuvvetlerine ait savaş uçağının düştüğünü doğrulamıştı. Ancak ABD, uçağın IŞİD tarafından düşürülmediğini iddia etmişti.Ürdün hükümeti, IŞİD’in eline rehin düşen pilotunu kurtarmak için üst düzey yetkililerden oluşturduğu kriz masası aracılığıyla gizli müzakereler yürütmeye başladı. Al Jazeera’ye konuşan yetkililer, takas dahil tüm anlaşma seçeneklerine açık olduklarını belirtti.Kaynak: Al Jazeera
ABD'li müzisyen ve radyo programı sunucusu Mike, yeni aldığı giyilebilir kamerası GoPro’yu köpeği Aaron’a takarak o evde yokken köpeğinin neler yaptığını görmek istedi. Görüntüler Mike’ı hem şaşırttı hem de üzdü.Aaron, Mike evden çıkınca bir süre şaşkınlıkla kapıda sahibinin dönmesini bekledi. Pencereye gitti baktı, kapıda bekledi, evde birilerini aradı. Kimseyi bulamayınca sahibinin yatağına çıkarak üzüntüyle ağlayıp ulumaya başladı. Görüntüleri izleyen sahibi, 6 yıldır birlikte yaşadığı köpeğinin bir kez bile uluduğunu görmediğini ve çok üzüldüğünü söyledi.
Beyonce'nin hayranı çılgınlar gibi dans edip bağırınca Beyonce adamda kötü ruhlar olduğundan şüpheleniyor ve ellerinden tutup medyum edasıyla içindeki kötü ruhu çıkarıyor.
Adana'nın Kadirli ilçesinde, işyerinin önüne park ettiği kamyonetinin 4 lastiğinin kesilmesine kızan adam pompalı tüfekle kamyonetin üzerine çıkarak etrafına rastgele ateş açtı. Polis uzun süren ikna çabaları sonucu pompalı tüfekli eylemciyi güçlükle ikna edebildi.
Üzerine yazılan yazıları eş zamanlı olarak birden fazla akıllı telefona, tablete ve bilgisayara aktarabilen akıllı tahta, not tutma sıkıntısını ortadan kaldırıyor.Smart Kapp ismi verilen tahtayı kullanabilmek için kişilerin uygulamayı cihazlarına yüklemesi ve tahtayla bağlantı kurması yeterli oluyor. Bu aşamadan sonra tahtaya yazılan her şey gerçek zamanlı olarak diğer cihazlara aktarılıyor. Ayrıca tahtadan herhangi bir yer silindiğinde, diğer cihazlarda da bu kısım silinmiş oluyor. Özellikle iş yerleri ve okullar için uygun olduğuna dikkat çekilen tahtaya USB bellek üzerinden istenen belgeler de aktarılabiliyor. Cihazlardan birinin bağlantısı kesildiğinde paylaşılan çizimler anında silinebiliyor. Böylece bilgilerin güvenliği de sağlanmış oluyor. Smart Technologies tarafından geliştirilen Smart Kapp’ın satış fiyatının 899 dolar olduğu belirtiliyor.LOG
Adriyatik'te yanan feribottan sağ kurtulan Türk yolcu Uslupat, 'Bir ara tamam her şey bitti diye düşündüm. Böyle kurtarma yardımı olmaz' dedi.Yunanistan'dan İtalya'ya doğru yol alırken, geçen pazar günü sabah saatlerinde yanmaya başlayan 'Norman Atlantic' feribotundan sağ olarak kurtulan Türk yolcu Berrin Uslupat, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.Yangının başlamasından sonra helikopterle yapılan ilk kurtarma çalışmasını cep telefonunun kamerası ile kaydeden Uslupat, 'Bir ara tamam her şey bitti diye düşündüm' dedi. Yardımın çok geç ve yetersiz olmasından yakınan Uslupat, 'Böyle kurtarma yardımı olmaz. Çok yetersizdi. Özellikle deniz kuvvetlerinin yardıma gelmesini beklerdim. Helikopter geliyor 1-2 kişi alıp gidiyor. Bazıları fırtınadan dolayı feribota fazla yaklaşamadı ve yolcu almadan geri döndü. 3-5 kişi taşımakla kurtarma çalışması olmaz' diyerek tepkisini dile getirdi.Feribottaki kamarasında plastik kokusu ve duman ile uyandıklarını anlatan Uslupat, 'Bize gemi mürettebatından kimse bir şey söylemedi. Kendimiz yangın çıktığını anladık. Herkes panik yaptı ve canını kurtarma derdine girdi' dedi. Güverteye çıktıklarında yangının büyüklüğünün farkına vardıklarını dile getiren Türk yolcu, 'Kimin ne yapıp ettiği belli değildi. Filikalar, şişme botlar denize atıldı ama hiçbir yetkili olmadığından onlar da işe yaramadı. Denize atlayanlar da oldu. Anladığım kadarıyla onlar ölmüşler' şeklinde konuştu.Helikopterle alınarak İtalya'nın Brindisi kentinde bir kiliseye götürülen ve 1 gece burada ağırlandıktan sonra diğer yolcuların toplandığı otele getirilen Uslupat, özellikle kilisede kendilerine gösterilen ilgiye teşekkür etti.Yılbaşı tatili için İzmir'den İtaya'ya gelmek istediklerini ama çok kötü anlar yaşadıklarını kaydeden Uslupat, 'Kesinlikle bir daha böyle feribota binmem' dedi.Şenhan Bolelli, AA