İstanbul'un Simgesi Haline Gelmiş Binaların 12 İllüstrasyonu
Behance hesabından paylaştığı 'Landmarks of Istanbul' adlı proje ile Zeynep Kınlı, İstanbul'un simgesi haline gelmiş yapıları temsil eden güzel bir illüstrasyon çalışmasına imza atmış. Projenin sahibi içimizden biri olunca da ayrı bir mutluluk duyuyor, diğer çalışmalarını merakla bekliyoruz.
Tekerleme Uzmanı Ege ile Acı Biber Tadımı
Birbirinden acı 5 farklı biber sosu... 1 tane 'dünyanın en acı biberi'... Bol ayran ve bol su...Cevabını merakla beklediğimiz soru: Tekerleme Uzmanı Ege birbirinden acı olan bu biberlerin tadına bakarken kendine hakim olabildi mi ve bütün tekerlemeleri doğru okuyabildi mi?
Milli Yayın Krizine TFF El Koydu
A Milli Takım'ın Hollanda ile Amsterdam'da oynayacağı maçın yayıncı kuruluş Show TV'de yayınlanamayacağı haberi Türkiye'nin gündemine oturdu. Show TV'nin yönetimine el koyan TMSF, 11 Mart'ta aldığı kararla Hollanda - Türkiye maçını yayınlamama kararı aldı. TMSF'nin bu kararı 3 gün içerisinde değişmez ve yeni bir ihale yapılmaz ise Hollanda - Türkiye maçı sadece radyodan yayınlanacak. Yaşanan büyük krizin ardından devreye giren Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri acil eylem planı hazırladı. İşte o acil eylem planı:* TMSF ile görüşmeye başlayan Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri, 28 Mart'ta oynanacak olan Hollanda - Türkiye maçının yayınlanmasını, geri kalan maçlar için ise yeniden bir ihale açılmasını talep etti. TFF'nin talebini değerlendirmeye alan TMSF yetkilileri kararını en kısa süre içerisinde TFF tarafına iletecek.* TMSF'nin 'bir maçlık yayın teklifini' kabul etmemesi ihtimaline karşılık altrenatif planlar hazırlayan TFF yetkilileri, 4 gün içerisinde ihale düzenlemeyeceği için Devletin yayın organı TRT ile de dirsek temasına başladı. TMSF ile TRT yetkililerini bir araya getirmeyi planlayan TFF, 1 maçlık yayın ve arkasından da yeni bir ihale için alternatif planlarını hazırlamaya başladı.* TMSF yetkilileri, 11 Mart'ta aldığı kararı Show TV çalışanlarına iletse de Hollanda - Türkiye maçının yayını sağlayacak ekipler Amsterdam'a gitti. Yayın ekibinin yanı sıra Show TV'nin çalışanları da Amsterdam'a giderek TMSF ile TFF arasındaki görüşmelerden çıkacak sonuçları beklemeye başladı.Sporx
Emekliye Yılda İki Kere Çift Maaş Verebilmek İçin Yapılabilecek 10 Basit Şey
CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun notere onaylattığı emekliye her yıl iki defa çift maaş sözünün üzerine, başbakan Ahmet Davutoğlu 'vereceksin de nereden vereceksin bu parayı? Biz kasada biriktirdiğimiz paraları onun için biriktirmedik.' Diyerek cevap vermiştir. Peki gerçekten emekliye her yıl iki defa çift maaş verilemez mi? Bunun için kaynak bulmak çok mu zor? Kılıçdaroğlu bol keseden mi sallıyor yoksa Ahmet Davutoğlu yanılıyor mu?Sizler için Onedio makro ekonomi uzmanı ekibimiz bir araştırma yaptı ve emeklilere çift maaş için nereden para bulunabilir araştırdı.
Reklam
Dr. William Harvey'in Her Biri Bir Diğerinden Çarpıcı Haritalarıyla 1868 Yılında Avrupa Ülkeleri
Dr. William Harvey (İngiliz hekim ile karıştırmayın) tarafından 1868 yılında politik dengeler gözetilerek hazırlanan bu haritalar, tüm Avrupa ülkelerini insan figürü olarak yansıtmasıyla türünün ilk örneğidir. İnsan biçiminde tasvir edilen ülke haritalarında vurgu, kostümler üzerinden Avrupa'daki çok çeşitli kültürel yapıyı gözler önüne sermekti. Elbette mizahın gücüyle birlikte...Bu haritalarla ilgili bir diğer önemli husus ise; sanatın ve sanatçının akla en gelmeyecek alanda bile kendini var edebilme yetisidir. Bu gözle bakıldığında haritaların güzelliği bir kat daha büyüyor. Dönemin ruhu da hesaba katıldığında; Dr. William Harvey'in haritaları, ifade özgürlüğünü kullanan bir sanatçının kimseden icazet almasına gerek olmadığı açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yeter ki, cesareti olsun...
Stop-Motion ve İllüstrasyondan Biraz Fazlası: Aug(de)mented Reality 3
Stop-motion ve illüstrasyonu bir araya getiren Marty Cooper Aug(de)mented Reailty çalışmalarının 1. ve 2.sini daha önce yayınlamıştı; şimdi ise üçüncüsü geldi. Asetat kağıtlarına çizdiği animasyonları iphone’unun önüne tutarak, gerçek hayatı müthiş bir platforma dönüştürerek harika animasyonlar yaratan Marty Cooper’ın yeni videosu gerçekten muazzam. Daha öncekiler ki gibi...
Reklam
Ayvalıtaş Davası: İçeride Arbede, Dışarıda Müdahale...
 Mehmet Ayvalıtaş davasında altıncı duruşma İstanbul Kartal'daki Anadolu Adliyesi 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Polis mahkeme önünde bekleyenlere müdahale etti. Mahkeme salonu girişinde, polisle aile arasındaki arbedede Ali Ayvalıtaş fenalık geçirdi. Mahkeme duruşmayı 24 Haziran 2015 tarihine erteledi.Gezi eylemleri sırasında Ümraniye'de bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş davası öncesi adliye önünde toplanan gruba polis müdahale etti. Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı önünde toplanan gruba, polis TOMA'dan tazyikli su sıkarak müdahalede bulundu. Adliye koridorlarında ise Ayvalıtaş'ın yakınları ile güvenlik görevlileri arasında arbede çıktı. Arbede sırasında Baba Ali Ayvalıtaş fenalaştı.Ali Ayvalıtaş mahkeme heyetine, “Hem oğlumu aldınız, hem eşimi aldınız. Şimdi de beni dövüyorsunuz. Kime sığınacağız” diyerek isyan etti.
Reklam
Firefox Türkçe'nin Yeni Sürümünde Varsayılan Arama Motoru Yandex Olacak
ABD’de Firefox’un varsayılan arama motorunu Google’dan Yahoo’ya çeviren Mozilla, Türkiye’de Yandex ile anlaştı. Yandex Türkiye’den aldığımız bilgiye göre Firefox’un Türkçe sürümünde varsayılan arama motoru artık Yandex olacak.Mozilla’nın Yahoo ile anlaşması ABD, Rusya ve Çin ile sınırlıydı. Farklı pazarlarda farklı iş ortakları seçen Mozilla, Türkiye’deki Yandex güncellemesini yeni Firefox güncellemesiyle devreye alacak.Yandex-Mozilla anlşaması Firefox’un hem masaüstü hem de mobil ve masaüstü tarayıcılarını kapsıyor. Yani önümüzdeki hafta gerçekleşmesi gereken güncellemeyle Firefox’un Windows, Mac, iOS ve Android platformlarındaki uygulamalarının hepsinde Yandex varsayılan arama motoru olarak hizmet verecek.Google Türkiye’den Yandex’e transfer olan Yandex.Türkiye COO’su Milena Djuricic, bu anlaşmadan memnun olduklarını belirtiyor. Mozilla İş ve Hukuk İlişkilerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Denelle Dixon-Thayer ise bu anlaşmanın Yandex ile hali hazırda var olan iş birliğinin yeni bir adım olduğunu ve yapılan testler sonucunda Yandex’in Türkiye’deki konumuna güvendiklerini dile getiriyor.Hatırlayacağınız üzere Mozilla, Google ile süregelen anlaşmasını sonlandırmış ve ABD, Rusya ve Çin’de Yahoo ile anlaşmıştı. Bu sayede Firefox 34 sürümünde yapılan Yahoo aramaları, bir önceki sürüme oranla 2 kat artmıştı. Devam eden süreçte de Yahoo küçük artışlar yakalamaya devam etmiş, Google ise ABD’de 7 yıldır ilk kez yüzde 75 pazar payının altına düşmüştü.Söz konusu anlaşma her ne kadar iki taraf için önem arzetse de Türkiye’deki masaüstü tarayıcı kullanım rakamlarına baktığımızda Google’ın bu durumdan çok fazla etkileneceğini söylemek zor gözüküyor.Zira Statcounter’a göre Firefox’un pazar payı sadece yüzde 6.8. Google’ın tarayıcısı Chrome’un masaüstündeki pazar payı yüzde 72. Tabii Yandex’in arama motoru pazarındaki payının Firefox’un tarayıcı pazarındaki payından az olduğu düşünürsek bu anlaşma Yandex için küçük de olsa fayda sağlayabilir.Webrazzi
Erdoğan: 'Seçimle İş Başına Gelmiş Başkandan Diktatör Çıkmaz'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Seçimle iş başına gelmiş ve her icraatının hesabını millete verecek bir başkandan tek adam da çıkmaz, diktatör de çıkmaz, bunu böyle bilin' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü tarafından ATO Congresium'da düzenlenen 'Pazarcı Esnaf Buluşması'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geçen 12 yılda çok büyük, muazzam bir değişim yaşadığını, demokrasiden ekonomiye her alanda sınıf atladığını söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, başlattıkları ve başarıyla bugünlere gelen değişim sürecini, yeni bir aşamaya geçirmeleri gerektiğini dile getirerek, 'Biz buna yeni Türkiye diyoruz. Yeni Türkiye için yeni bir anayasaya ve onunla birlikte başkanlık sistemine geçme ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Başkanlık sistemine geçtiğimizde bilesiniz ki şu parlamentoda yaşanılanların büyük bir kısmı artık yaşanmayacaktır, çok başlılık, tüm engellemeler ortadan kalkacaktır. Çok hızla koşan, sıçrayan ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkan bir Türkiye olacaktır' diye konuştu.Çok partili hayata geçildikten iktidara geldikleri döneme kadar, Türkiye'de 16 ayda bir hükümet değiştiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:'16 ayda bir hükümetin değiştiği bir ülkede, istikrar bulamasınız. İstikrarın olmadığı bir ülkede de güven bulamazsınız. Onun için ne oldu? Maalesef 3 bin 400 dolarda kaldık. Biz görevi aldık, hamdolsun 11 bin dolara kadar tırmandık. Şimdi kişi başına milli gelir 11 bin dolar. 230 milyar dolardan aldık, 820 milyar dolara çıkardık. Ama yeter mi? Yetmez. Hedefimiz kişi başına milli geliri nereye çıkarmak, 25 bin dolara çıkarmak. Ne zaman, 2023'te oraya ulaşmamız lazım, bunu başarmamız lazım. Bunun için de önümüzün kesilmemesi, hızla yürümemiz lazım. Çünkü bizim artık durup, duraksamaya asla tahammülümüz yok, böyle bir lüksümüz de yok. Onun için on yılda bir, yirmi yılda bir arıza veriyor. Artık bu arızalardan bıktık. Artık arızası minimize olmuş bir sisteme ihtiyaç var. Tekleye tekleye bu günlere geldik ama artık bu sistemle yolumuza daha fazla devam edemeyiz. Hızlı karar almaya ve hızlı uygulamaya imkan verecek yeni bir tesis, sistem ortaya koymalıyız. Bu bakımdan günümüzde en yaygın uygulanan başkanlık sistemini Türkiye'ye taşımamız lazım.''Diktatör çıkmaz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'G-20'nin içerisindeki ülkelerin en ileri olanlarının 10 tanesi başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Bunlar bu işi bilmiyor mu? Bunlar başkanlık sistemiyle yönetiliyor da bize ne oluyor? Biz niye bu konuda 'Hayır' diyoruz? Bu adımı atmamız lazım' dedi.'Başkanlık sistemi' denilince, birilerinin bundan rahatsız olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:'Hemen başlıyorlar 'tek adamlık, diktatörlük' demeye. Ya Amerika'da, Meksika'da, Arjantin'de, Brezilya'da, Fransa'da diktatörlük mü var? Onlar diktatör olmuyor da Türkiye'de ne için diktatörlük olsun? Ben inanıyorum ki millet bu konudaki kararını acil, ideal bir şekilde, bu seçimlerde vereceği milletvekilleriyle ortaya koyacaktır. Bu iş için 400 milletvekiline ihtiyaç var. Ve 400 milletvekiliyle parlamento bu değişikliği yapacak güce ulaşacaktır. Bu millet, milli şeflik özlemini çekenlerin kursağında bırakmış bir millettir. Seçimle iş başına gelmiş ve her icraatının hesabını millete verecek bir başkandan tek adam da çıkmaz, diktatör de çıkmaz, bunu böyle biliniz. Biz buradaki asıl derdi biliyoruz, asıl dert milletin karşısına çıkıp, önce ondan destek alabilmek, sonra da dönüp millete hesap vermek. İşte onların işine gelmeyen bu.'AA
İzmir Fuarı'nın Açılış Töreninde 'Vali Nerede' Krizi
İki yıl önce temeli atılan Fuar İzmir 400 milyon liralık bir yatırımla tamamlandı. Törene CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı. Ancak, Türkiye ekonomisi için önemli bir işlev görmesi beklenen Fuar İzmir'in açılış törenine Vali Mustafa Toprak'ın katılmaması protestoya neden oldu. Vali Toprak'ın başka bir programı bulunduğu yönündeki açıklamaya, törene katılanlar tepki gösterdi.VATANDAŞLARI KOCAOĞLU SAKİNLEŞTİRDİTörene İzmir Valisi Mustafa Toprak'ın yerine Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can katıldı. Vali Yardımcısı Can'ın konuşmasını yapmak üzere kürsüye yöneldiği sırada, dinleyiciler arasında protesto sesleri yükseldi. Vali Mustafa Toprak'ın açılışa katılmaması tepki topladı, alkışlı protestoya 'yuh' sesleri karıştı. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğluayağa kalkarak tepkileri dindirdi. Konukları elleriyle 'Sakin' işareti yaparak sakinleştirdi.Kısa süren gerginlikten sonra Vali Yardımcısı Can konuşmasını yapmaya başladı. Vali Yardımcısı Can'dan sonra kürsüye gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu, Fuar İzmir yatırımının, fuarcılık yatırımı için bir dönüm noktası olduğuna işaret etti.VALİ TOPRAK, BAKAN AVCI İLEFuar İzmir açılışına katılmadığı için protesto edilen İzmir Valisi Mustafa Toprak'ın nerede olduğu öğrenildi. Vali Toprak'ın, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı'nın katılımı ile gerçekleştirilecek saat 11.00'deki, Umut Okulu (Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı Özel Eğitim Merkezi-Otizm Okulu) ziyaretinde bulunduğu valilik kaynaklarından öğrenildi.
Reklam
Hollanda-Türkiye Maçını Alman Hakem Felix Brych Yönetecek
Hollanda - Türkiye maçının hakemi Almanya Futbol Federasyonu'ndan Felix Brych olduA Milli Futbol Takımı'nın 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu'nda deplasmanda Hollanda ile yapacağı maçı Alman hakem Felix Brych yönetecek.UEFA'dan yapılan açıklamaya göre, Amsterdam Arena'da 28 Mart Cumartesi günü TSİ 21.45'te başlayacak Hollanda-Türkiye maçında Felix Brych düdük çalacak.Karşılaşmada Brcyh'in yardımcılıklarını Almanya Futbol Federasyonu'ndan Mark Borsch ve Stefan Lupp yapacak. Alman Mike Pickel'in dördüncü hakem olarak görev alacağı maçın ilave yardımcı hakemleri ise Bastian Dankert ve Marco Fritz olacak.Haber Türk
Amazon Drone ile Teslimat Denemelerini ABD'den Başka Bir Ülkeye Taşıyacak
Amazon drone’lar aracılığıyla havadan gerçekleşeceği hızlı teslimat servisini denemek ve uygulamaya koymak konusunda büyük sıkıntılar yaşıyor. Federal Havacılık Dairesi (FAA) tarafından verilen kararlarla birlikte biraz da çaresiz kalan Amazon çeşitli yollar denemeye devam edecek gibi gözüküyor. Bunun ilk adımı da testleri başka bir ülkeye taşımak.Drone’lar her ne kadar sipariş teslimatı gibi masumane ve ticari amaçlarla kullanılması hedeflense de şu anda drone’ların kontrolü için ortada bir regülasyon bulunmaması işi biraz da zora sürüklüyor. Amazon, FAA’den aldığı özel izinle birlikte, servisini test etmek için deneysel uçuşlar için izin almış olsa da regülasyonlar bu konuda halen yetersiz kalıyor. İzinle birlikte insansız hava araçlarının sadece gündüz ve 121 metre irtifa altında uçmasına izin veriliyor.Amazon’un yetkili isimlerinden biri olan Paul Misener , dronelar için deneme izni çıktığını ancak kendileri bunu artık daha fazla test etmediğini, bu işin farklı ülkelerde çok daha kolay ilerlediğini ve bu kadar bürokrasi ile karşılaşmadıklarını açıkça dile getirmiş. Bu yüzden servisin İngiltere’de test edilmesinin gündemde olduğu, bununla birlikte Amazon’un daha gelişmiş bir hava aracı için de çalışmalarının sürdüğünü belirtmiş.Amazon’un Prime Air adını verdiği servisi geleceğinin vizyonunu ortaya koysa da halen hayata ciddi anlamda geçemedi. Amazon’un bu konuda regülatif kuruluştan dem vurması da bu konuda inatçı olduğunun bir göstergesi. Belki de Amazon bu servisi ABD dışında başka bir ülkede başlatmak için de farklı yollar deneyecek.Webrazzi
Reklam
Eşber Yağmurdereli: 'İlk Muhalif Tavrım Beşiktaşlı Olmaktı'
NEDEN EŞBER YAĞMURDERELİ?“Eski zamanlar tabii… Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum polise. Acıdan kıvranıyorum. Bi ara aklıma o gün oynanan Beşiktaş-Zonguldakspor maçı geliyor. ‘Maç kaç kaç bitti’ diye soruyorum iniltiyle. ‘1-1’ diyo polis. Sonra işkenceyi bırakıp ‘Sen Beşiktaşlı mısın’ diyor, ‘heralde’ diyorum. Beni tezgahtan indiriyor. Çay söylüyor. Karşılıklı çay içip, coşkuyla hakeme, futbolculara, takım yönetimine bir güzel saydırıyoruz. Sonra polis beni tekrar tezgaha alıyor. Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum.”EŞBER YAĞMURDERELİ KİMDİR?Yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum – Tortum’da dünyaya geldi. 1955 yılında görme yetisini yitirdi. 1963’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Arkadaşlarıyla “ Yeni Eylem ” adında bir dergi çıkardı. 1986 yılında bir yarışmada “Pek Firaklı Bir Dağ Masalı” adlı öyküsüyle ilk ödülünü kazandı.13 Mart 1978’de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi / Acilciler grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla tutuklandı. 1 Ağustos 1991’de “şartlı tahliye” yasasıyla ceza evinden çıktı. “Barış için 1 Milyon imza kampanyası”nın sözcülüğünü yaptı.8 Eylül 1991’de İnsan Hakları Derneği (İHD) mitingindeki konuşması nedeniyle 10 ay hapis cezasına mahkum oldu. Daha önce, “şartlı tahliye” edildiği için 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi ve 1997 yılında 22,5 yıl hapis için tekrar ceza evine konuldu. Kamuoyunda oluşan büyük tepki sonucunda, 9 Kasım 1997’de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. Karar, 16 Aralık’ta geri çekilince, 1 Haziran 1998’de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001’de serbest bırakıldı.HAYATIMIN İLK MUHALİF CÜMLESİNİ KURDUM “BEN BEŞİKTAŞLI OLDUM” DEDİMNasıl Beşiktaş taraftarı oldunuz?Ben Erzurum’da maçlara giderdim herhalde sanıyorum 8-9 yaşlarındaydım, bir Brezilya takımı gelmişti Fluminense takımı gelmişti, Beşiktaş’la maçı vardı ve benim dayı dediğim Nail abi beni aldı maça götürdü. O zamanlar Mithatpaşa’ydı, o zaman şimdiki İnönü Stadyumu’nun adı. Orada takımı izledim. Nail abi de anlatıyor “Baba Recep bu, Nazmi bu, Ercan bu” diye.Neyse Beşiktaş 2-1 yendi, çıktık vapurla gidiyoruz. Birden bire ben dedim, “Nail abi biliyor musun ben Beşiktaşlıyım” dedim. “Olamazsın”, dedi, “sen Fenerbahçelisin”. “Hayır” dedim, “ben Beşiktaşlıyım” O akşam yemeklerinde Fenerbahçe’nin konuşulduğu akşamlarda ben de bilip bilmeden Beşiktaş’ı dillendiriyordum, o şu anlama geliyordu: Oradan bir muhalif kimlik kazanıyorsunuz ve muhalif kimlik üzerinden bir söz hakkı kazanıyorsunuz ve sofrada yeriniz oluyor. Dolayı ile de muhalefet hem hoş bir iştir, hem de riskli bir iştir. Çoğunluk karşısında çoğunluğun genel geçer yargılarına ters bir şeyler savunuyorsunuz ama aynı zamanda farklılığınızı ortaya koymuş oluyorsunuz, deyim yerindeyse sürüden ayrıldığınız ortaya koyuyorsunuz. Bana dediklerinde “sen Fenerbahçelisin başka bir şey olamazsın”, ben de hayatımın ilk muhalif cümlesini kurdum. “Ben” dedim, “herkes gibi olmak istemiyorum, ben Beşiktaşlı oldum” dedim. Tabi zamanla bu muhalif kimliğin çok önemli bir katkısı oldu. Ben tam futbolu bilmiyorum ya, özelliklerini, şu bu, ben de bildiğim kadarıyla cevap vermeye çalışıyordum annem kızıyordu “çocuğu ağlatacaksınız” diye kızıyordu.Ondan sonra anladım ki muhalif olduğum zaman sırf muhalif olmak yetmiyor. Muhalif kimliğin hakkını verecek şekilde bir birikime sahip olmanız lazım. O akşam yemeklerinden öğrendiğim şey budur: Muhalif olmanın hakkını verecek kadar bir bilgiye, bir birikime sahip olmanız ve onun ötesinde de bir cesarete ve yüreğe sahip olmanız gerekiyor. Sadece bilgi de yetmez çünkü cesaretle yürekle desteklenmeyen bilgi malumattır, sırf cesarete dayan bir muhaliflik de Don Kişotluktur, yani küçük düşersiniz. Dolayısıyla bu Beşiktaşlı kimlik ile diğer kimliğim birlikte yürüdü ve bugün de Beşiktaşlı olmaya devam ediyorum.“BİR ARAP ŞEYHİ, BİR RUS OLİGARKI BEŞİKTAŞ’I ALIRSA BEŞİKTAŞLI OLURMUYUM BİLMİYORUM”Sizin Beşiktaşlı olduğunuz dönemdeki futbol ile şimdiki futbol aynı mı peki?Tabi benim çocukluğumda mahalli kümeler vardı, amatör gruplar vardı, sadece İstanbul’da büyük kulüpler vardı. Tabi ben Erzurum’da doğup büyüdüğüm için Erzurum’da 12 Mart, Palandöken gibi takımlar vardı. Bunlar bir ligden ziyade kendi aralarında maçlar yaparlardı. Ayrıca ben ilkokuldayken kalede dururdum okul takımında, okul takımı dediğim öyle çayırda çimende oynardık futbol…Öyle futbolla bir ilgim var ama esas Beşiktaş’a gelince durum çok farklılaşıyor. Erzurum’da doğdum büyüdüm ama benim annem İstanbulluydu, İstanbul’da Çamlıca’da evimiz vardı. Yazları dört ay Çamlıca’da evimizde geçerdi ve teyzem vardı, onun çocukları vardı, dört tane benden büyük ki dayı derdim ben onlara, en küçüğü benden 10 yaş kadar daha büyüktü ve bütün Kadıköy’de olduğu gibi onlar da Fenerbahçeliydi. Dolayısı ile de özellikle yaz akşamları, akşam yemeğinde bir miktar hayat pahalılığı konuşulurdu, daha çok futbol konuşulurdu ve Fenerbahçe tam bir fenomendi evde.Akşam yemeklerinde eski İstanbul evlerinde sosyal etkinliktir, herkes gündüz işe gider, sabah herkes işe gitme saatine göre ayrı kahvaltı yapar, akşamları da eve gelinir ve futbol konuşulurdu. Ama o günkü Beşiktaş bu günkü Beşiktaş mı? Elbette öyle bir şey yok. Artık bir futbol endüstrisi var bu endüstrinin içinde insanlar alınıp satılıyorlar. Ucuza alıp pahalıya satmaya çalışıyorlar ya da pahalıya alıp ucuza satıyorlar. Kulüp oradan zarar ediyor ama kulübün egemenleri de menajer dahil, bu işe bulaşanlar dahil, o farktan sebepleniyorlar.Bu kapitalizmin kurallarından biri. Bir de Türkiye’de futbolu yönetenler futbol takımlarının marka değerinden onları destekleyen milyonlarca insanın gücünden yararlanmak için ve özellikle bu gücü diyelim müteahhitse müteahhitliğinde, siyasetse siyasetinde ceplerine koyuyorlar milyonları. Geliyorlar kulüplerin başkanları oluyorlar ve ortaya herkesin bildiği gibi bir futbol oligarşisi çıkıyor ve oligarşik durum futbolun özelliğine de yansıyor.Diyelim ki mesela benim Beşiktaş için endişem şudur. İngiltere’de Fransa’da bakıyorsunuz petrol oligarkları Rusyadaki Sovyetler sonrası Sovyetlerin varlığı sırasında bir bürokrat olarak yönettiği değerleri Sovyetler ortadan kalktığı gün hanelerine geçirip birden bire dünyanın en zengin oligarkları haline gelmiş milyar dolarların sahibi olan adamalar parayı bastırıp bir futbol takımını alıp bunu hem kendi prestiji için kullanması hem de bir ticari değer olarak kullanması. Hep şöyle düşünüyorum bir Arap şeyhi bir Rus oligarkı Beşiktaş’ı alırsa ben Beşiktaşlı olur muyum bilmiyorum yani (gülüyor).Taraftar bunun neresinde?Taraftar desteklediği takımla kendi arasında bir ilişki kurup, bu ilişki üzerinden ürettiği sloganlarla muhalif bir kimliğe dönüştüğü andan itibaren, egemenlerin şiddetiyle karşılaşıyor. Bunun örneklerini çok gördük. Tribünlerdeki muhalif unsurların, tribün önderleri veya kulübün yöneticileri tarafından polise ihbar edilmesi gibi.. Futbolla yatıp kalkan bir toplumun ve özellikle de dediğim gibi toplumun en alt sınıflarını oluşturan insanların zaman zaman bir araya geldiklerinde tribünde kendilerine ilişkin sloganları haykıracakları zaman karşılaşacakları bir devlet şiddeti vardır. Türkiye’de bu böyledir. Bunu engellemek için de futbolda şiddeti bertaraf edeceğiz falan diyerek Passolig gibi şeyler icat edilir. Bu tamamen yurttaşın bireyin devlet tarafından kayıt altına alınması meselesidir yani burada şiddetin önlenmesinden ziyade fişleme durumu vardır.“ONLAR İÇİN PARA BAŞKA YERDE DÖNÜYOR TARAFTAR GÖZDEN ÇIKARILABİLİR”Tribünün boş kalmasını istemiyorlar da makbul taraftar istiyorlar sanki.Taraftar olarak baktığımız zaman bir para ödeyip oraya giriyor. Aslında o para kulüp için çok önemli değil. O parayı kolaylıkla gözden çıkarabilir. Onlar için para başka yerlerde dönüyor geliyor. Dolayısıyla stadyumdaki taraftarı gözden çıkarabilir hatta hiç taraftar olmasa, futbol sanal ortamlarda oynanabilecek hale gelse diyelimki kulüplerin gelirleri sade televizyon, reklam bir havuzda karşılansa bundan hem egemenler hoşnut olur, hem de kulüp yönetimleri pek de zarara uğramaz.Dolayısıyla futbolu insansızlaştırmak, sadece bir seyir unsuru haline getirmek, onun bir toplumsal arka planı olduğunu yok saymak ki o toplumsal arka plan tribün üzerinden kurulur ve zaten onun dışında bir anlamı yoktur. Dolayısıyla tribünü her zaman silebilirler. Bakın zaten tribünde ki seyirci sayısı giderek düşüyor. Kapitalizmin bugünkü kriz çözüş yöntemi üretimde yan yana bulunan insanları dağıtmak. Dolayısı ile muhalefet odaklarını ortadan kaldırmak. İnsan tanımı bir müşteri tanımı, o da bir birey. İnsanı birey haline düşürüp etkisiz hale getirmek sistemin genel anlayışı muhalefeti bu şekilde dağıtmak olduğu için altmış yetmiş kişinin stadda bir slogan söylemeleri siyaset felsefesi açısından onları rahatsız ediyor. Tribün taraftarlığı bu nedenle istenen birşey değil.Ben de Beşiktaş Çarşı’nın mensubu olarak stad varken, şimdi stad tamirde ya, Beşiktaş’ta Şairler Parkı var. Orada toplanıyoruz beş altı saat önce. Yaşgünü olanın yaşgünü kutlanıyor orada, siyasi muhabbetler dahil her muhabbet oluyor. Ondan sonra birlikte stada gidiliyor. O grup içinde stada gitseniz şunu görürsünüz bir taraftan maç izleniyor ama tribünde bir sohbet ortamı doğuyor. Tamamen bir toplumsal ilişki var orada. Bu futbol dolayımı ile oluyor ama insanların toplu hareket etme, eğlenme ihtiyacını karşılıyor. Tribünde doksan dakika oturuluyorsa onun öncesinde sırasında muhabbet oluyor. Doksan dakika bittikten sonra semte gidiyorlar, kafelerde oturuyorlar ve maçın galibiyet mağlubiyet ötesinde maçın kendine özgü havası yaşanıyor.Bir kamusal alan orası tabi. İnsanların toplu muhalefet yapmasını engelleyecek ortamları ve imkanları ortadan kaldırmak ve buna bağlı olarak futbolu sistem içine tamamen alarak iktisadi anlamda onu küresel pazarın unsuru konumunda tutmak yani futbolu insansızlaştırmak. Robotlar üretseler Messi gibi Ronaldo gibi oynasalar onlar ve robotlar arası maçlar aynı heyecanı yaratsa futbolcu denen insan unsurunu da çıkartabilirler. 22 kişi yerine 22 robot koyabilirler.“FUTBOL HAYATININ BİTMESİNİ İSTEMİYORSA SOLCU OLDUĞUNU AÇIKLAMAZ”Peki zaten giderek robotlaşmıyorlar mı? Canları acımasına rağmen sahada koşturulmaları, o psikolojik baskı, o ağrı kesiciler…Etin kemiğin içindeler ama robotlaşmış gibiler. Diğer yandan basına açıklama yapmayacaksın, konuşmayacaksın gibi yasaklar…Kamusal ifade özgürlükleri yok neredeyse.Kendinizi futbolcu olarak düşündüğünüzde dizkapağınızın arkasındaki doku yırtılmasının televizyonda dizi gibi konuşulması insanı rahatsız edebilir. Konuşma yasağı falan kağıt üzerinde yazılmış şeyler değil, kapitalizm şöyle emreder: ne işle uğraşıyorsan o işle uğraş, başka şeylere kafa takma! Burada da öyle. Çok örnek vardır. 1970’lerde Metin Kurt futbolculara sendika kurun dediler, futbol hayatını bitirdiler. Çünkü şöyle diyordu biz Roma İmparatorluğu zamanındaki gladyatörler gibiyiz, insanlar bizim yaptığımız mücadele üzerinden kendilerini tatmin ediyorlar diyordu. Bugün böyle bir çıkış da yapılamaz, futbolcu pazarı köle pazarı gibi değeri artıyor, eksiliyor. Aklı başında bir futbolcu futbol hayatının bitmesini istemiyorsa mesela bugün solcu olduğunu açıklamaz.BİLİC BEŞİKTAŞ’I AVRUPA ŞAMPİYONU DA YAPSA O SÖZ KARA KAPLI DEFTERE YAZILMIŞTIRBilic söyledi ama?Bilic buradaki şeye tabi değil, Avrupa’da söylenir bu. Bilic başarısız olsa hemen gönderirlerdi o sözün üstüne. Şimdi bile hala göndermeye çalışıyorlar. Bilic Beşiktaş’ı Avrupa Şampiyonu da yapsa o söz kara kaplı deftere yazılmıştır. Türkiye gibi ülkede teknik direktörün sosyalizmden bahsetmesi ne demek. Lucescu bir iki bir şey söyledi, onun çalışma odasında Che’nin fotoğrafı var diye adamı göndermek için ellerinden geleni yaptılar. Bunun çalışma ruhsatı iptal edilmeli diye adamı en başarılı olduğu zamanda gönderdiler. Bir Hakan Şükür örneği var, o da siyasete girmedi onu aldılar oraya koydular. Futbolculuk eğitimi, kültürü insanlarda siyaset karşıtı bir düşünce dünyası yaratıyor.Çarşı Gezi’de çok sevildi, bunu nasıl yaptı?Beşiktaş Çarşı’yı kamuoyuna çıkartan sloganlarındaki toplumsal karşılıktır. Van depremi sonrası soyunmaları, atkılarını stada atmaları gibi…Futbolun mizahını ortaya çıkması daha doğrusu futbol üzerinden mizahı ortaya çıkartması toplumda karşılık görüyor. Mizah rahatsız ediyor toplumda karşılığı olan herşey bir muhalif karşı çıkış unsuru olarak görüldüğü için egemenlerce tepki görüyor. Davalarında cüppe giydim ama yargılamaya katılmadım. Savunmaları gerçekten mizah. Sanık, “Bizim hükümet yıkacak kadar gücümüz olsa Beşiktaş’ı şampiyon yapardık” dedi. Bu bitiriyor zaten olayı.ÇARŞI SOLCU BİR GRUP DEĞİL, FARKLI SİYASİ GÖRÜŞTEN İNSANLAR VAR ARASINDASiz Beşiktaş maçlarını şimdi nerede izliyorsunuz?Benim yıllardır gittiğim Tophane’de nargileci var. Deplasman maçlarını orada izliyoruz. Öbür zamanlarda Beşiktaş stadyumunda maç yapıldığı günlerde maçtan dörtbeş saat önce Beşiktaş’ta toplanıp oradan yürüye yürüye stada gidiyorduk. Birlikte bizim bir grubumuz var. Beşiktaşlı olmayan arkadaşlarım da gelir muhabbete dahil olur. Galatasaraylı Fenerli arkadaşlarım maçtan önce Şairler Parkı’na gelirler. Sloganları Park’ta tespit ediyoruz. Kollektif bir olay o. Mesela Beşiktaş Liverpool’a 8-0 yenilmişti . O zaman “Çarşı 9’a Karşı” demiştik (gülüyor) Bira içilirken yazdığımız slogan “Türkiye’de iki büyük var, biri Beşiktaş diğeri Büyük Rakı”. Şimdi bu sloganlar var ama oraya giden herkesi içki içiyor sanılmasın. İçimizde inanç sahipleri var. Toplumsal bir yan yana geliş var Beşiktaş Çarşı’da. Çarşı solcu bir grup değil, farklı siyasi görüşten insanlar var.GÜNDÜZ KOĞUŞTA TELEFON ÇIKARTMIYORUZ SAKLIYORUZ. ARADIM TRT’Yİ “MAÇ NE OLDU” DEDİM, “SORMA ABİ YA” DEDİ. BEŞİKTAŞ YENİLMİŞ MAÇ BİTMİŞ O ANDAHapishanedeyken nasıl takip ediyordunuz?Radyo varsa radyodan takip ediyorduk. Radyoda maç izliyoruz. Spiker maç anlatıyor. Beşiktaş mağlup birkaç dakika var maçın bitmesine ama abim, havalardan başladı, Afrika’daki safariye geçti, oradan Veliefendi çayırında at yarışlarının yapıldığı yerdeki piknikleri anlattı geçmişteki, yani maçtan koptuk. Ben de (gülüyor) gündüz koğuşta telefonu çıkartmıyoruz, saklıyoruz. Aradım TRT’yi “maç ne oldu” dedim, “sorma abi ya“dedi. Beşiktaş yenilmiş, maç bitmiş o anda. Telefonla öğrendik maç sonucunu.En beğendiğiniz radyo spikeri kimdir?Halit Ağabeydir, Halit Kıvanç. İki cümlesinden biri mizahtır. Onun için sanki öyle iyi anlatanlar vardır ki sanki sahnede stand up izliyormuşsunuz gibi. Sahada gördükleri onu tahrik eder. Mizaha doğru yönlendirir. O zaman çok daha keyif alırsınız gol yeseniz de keyif alırsınız. Takımınız gol yediğinde öyle bir cümle kurar ki olayın acısı azalır.PENALTI ATARKEN ADAM SIRTINI DÖNÜYOR GÖRMEMEK İÇİN KAÇIRIRLAR DİYE KALEYE FALAN BAKMIYORLARStadyumdaki maçlar?Stadyumda engelliler için bir yer ayrılmış durumda. Görme engelli veya yürüme engelli kişi bir arada oluyor. Senin yanındaki farklı rakip takımdan ise bu bir tepkiye yol açabiliyor. Stadyuma gittiğim zaman ben radyomla gidiyorum maça. Radyodan izliyorum tribünden maçı. Televizyondan deplasman maçlarını izlerken spiker ayrıntılı anlatmıyor, radyomla izliyorum. Radyo 15-20 saniye önce söylüyor. Televizyonda görüntü geç geliyor. Bir akın başlamış mesela, ben “go”l diyorum. Arkadaşlar benden 15-20 saniye sonra seyrediyor. Akın oluyor, tam gollük pozisyon..Top kornere gidiyor, ben “out” diyorum. “Yahu bir sabret” diyorlar. O yüzden pek benimle maç seyretmeyi sevmiyorlar. Televizyon geç veriyor radyodan. Ben de filmin sonunu söylememek için artık çaktırmıyorum, saygı duyuyorum televizyondan izleyenlere. Penaltı atarken adam sırtını dönüyor görmemek için kaçırırlar diye kaleye falan bakmıyorlar (gülüyor)Nasıl bir futbol seyircisiniz, sakin mi coşkulu mu?Benim tepkilerim falan öyle fevri değildir. Gol olunca “gol” diyorum, “attılar” diyorum, “tüh” diyorum, “gol yedik” diyorum. Zaman zaman biraz tepki küfre kaçabiliyor (gülüyor) Futbol taraftarlığı fanatizme kadar götürülmesi gereken bir şey değil tabi deseler ki bu adam fenerli onunla konuşmaz gibi. Başka bir takım taraftarına dost olmak istemez. Bu peşin yargıdır. Bu futbolun haddini aşan durumlar. Ben de, biz de, benim çevrem de böyle değil.O GOL, DESELERDİ Kİ MAÇ BU ŞEKİLDE BİTECEK ONA KARŞILIK HAYATIMDAN BİRKAÇ YIL ALSALAR VERİRİDİM YANİ O BİRKAÇ SAAT GEÇSİN DİYEUnutamadığınız bir galibiyet, gol var mı?İlk Milli Lig kuruldu. Yatılı okulda okuyorum. Okulda bir radyo var. Daha doğrusu bir salon var, eğlence salonu gibi. Orada bir hoparlör var, müdürün odasından radyoyu veriyorlar. Bir de okuduğum okulda tek Beşiktaşlı bendim. Beşiktaş’ın da en kötü yıllarıydı. Fener’in 7-0 yendiği falan olmuştu. Çok rahatsız ediyorlardı yatakhanede. Herkes bana yükleniyordu. Ondan sonraki sene Beşiktaş şampiyon oldu. Şenol Birol vardı, “Şenol Birol, Gol” diye slogan vardı. Fenerbahçe maçı var. Maçın 16. dakikasında Arif gol attı. Okul sessizliğe büründü. Birlikte oyun salonunda izliyoruz. Fenerbahçe akın falan yapıyor. Dayanamadım, en alt katta kalorifer dairesine indim. Arada saate bakıyorum ama biliyorum Fener bir gol atsa okul yıkılacak, o dört katlı bina yıkılacak. Saate baktım, maçın bitmesi lazım, kimsede çıt yok. Maç bir sıfır bitmiş. 59 ya da 60 yılı. Ondan sonra o sene Beşiktaş şampiyon oldu. Var ya okulun tek kralı bendim. Kimseyi konuşturmuyorum. O gol deseler ki maç bu şekilde bitecek deseler ona karşılık hayatımdan birkaç yıl alsalar verirdim yani o birkaç saat geçsin diye.Kaynak: Arat Saadetyan/vivaspor
"Hacıosmanoğlu Bir An Önce Bırakıp Gitsin"
Trabzonspor'un eski başkanı Sadri Şener, Bordo-Mavili kulüple ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Yönetimi çok ağır sözlerle eleştiren Trabzonspor eski başkanı Sadri Şener, UEFA'dan gelebilecek ceza hakkında da konuştu. İşte o sözler...'İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Yargıtay kararından sonra bırakması lazım. Çünkü kayyum gelir. Kayyum gelirse de polis nezaretinde dışarı çıkarılır. Kayyum gelecek 45 günde seçim yapılacak. Ben olsaydım Hacıosmanoğlu yerinde çoktan seçim kararı alırdım. Çünkü seçim kararı almazsan devlet seni alır koyar kenara. Bir an önce bırakıp gitsinler de geri kalanlar da bu işi toparlamaya çalışsın. Toparlayabilirlerse tabiki. Ama hayal edemeyecekleri bir makam gördükleri için bir gün daha durmak istiyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla bunlar ahiretten izinli gelmiş tipler hepsi! Constant konusunda biri kandırmıştır bunları. Bu transferden paraları kazanan kazanmıştır. O bonservise bu transfer olur mu? UEFA Mali Fair Play kuralına takılırız. Ceza ihtimali olabilir. Erkan Zengin'i havaya sokarsan verim alamazsın. Bence artık transfere ihtiyaç yok. Akla ihtiyaç var. Transferleri Ersun Yanal yapmadı. Hala takımı istediği tarza sokmaya çalışıyor. Yani takımla uğraşıyor. Ersun hocayla bende çalıştım. Burada sorun hoca değil, yönetim sorunu var.'Eurosport
NBA'de Enes Kanter Fırtınası
NBA'deki temsilcimiz Enes Kanter, yeni takımı Oklahoma City Thunders'da fırtına gibi esmeye devam ediyor.Genç pivot Thunders'ın kendi sahasında, Los Angeles Lakers'i 127-117 mağlup ettiği maçta daha ilk çeyrekte 15 sayı, 10 ribaund ile double-double yaparak NBA'de bu sezon bunu ilk başaran sporcu oldu.Lakers maçını 25 sayı, 16 ribaund ile tamamlayan Kanter, başarılı oyunuyla takımın koçu Scott Brooks ve takım arkadaşlarından büyük övgü aldı.Zaman
"Beşiktaş'a Acıyorum, Fenerbahçe 3 Temmuz'a Baksın"
Kasımpaşa Kulübü Başkan Vekili Hasan Hilmi Öksüz, Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Mahmut Uslu'nun Kasımpaşa-Galatasaray maçıyla ilgili yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Beşiktaş'a da sert ifadelerle seslendi.Hasan Hilmi Öksüz, Mahmut Uslu'nun FB TV'ye verdiği röportajda 'Geçen haftaki maçta yine bir takım şeyler var. Şaibeli şeyler var. Biz bütün rakiplerimize saygı duyuyoruz. Diğerleri gibi şunu yaptılar, bunu yaptılar demiyoruz. Biz şunu diyoruz; konuşmalar var, devre arasında geç çıkmalar var' sözlerini, AA muhabirine değerlendirdi.Lacivert-beyazlı kulübün başkan vekili, Uslu'yu sözlerinden dolayı eleştirerek, şu ifadeleri kullandı:'Ahlak dışı bir kullanım tarzı. Bunları normal insanlar yapamaz. Sen önce 3 Temmuz'da yaşananlara bakacaksın, ondan sonra konuşacaksın. Bunlar arsız, yüzsüz olduğu için konuşuyor. Türkiye'de futbolun gelişmesini istiyorsak, büyük kulüplerin bu yöneticilerini önce terbiye etmemiz gerekiyor. Millet olarak terbiye etmemiz gerekiyor. Bu kadar olmaz. Sen beni utanmadan suçlayacaksın... Seni yarın mahkemeye versem ne diyeceksin orada? Hangi bilgiyle ve ispatlasavunacaksın?'Büyük kulüplerin yöneticilerinin bu tarz açıklamalarının Türk futbolunu geriye götürdüğünü savunan Öksüz, '3 Temmuz'da yaşananları bütün dünya biliyor. Ben onlara ne diyeyim ki? Önce edebin, terbiyenin, ahlakın ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyor. Bunları öğrenmedikleri takdirde her zaman aynı şeyleri yapacaklardır. Bir insanın nasıl hitap edeceğini ve nasıl iddia da bulunacağını, bunların öğrenmeleri gerekir. Bunları öğrenmedikleri için zaten Türk futbolu yerlerde sürünüyor' şeklinde konuştu.'Bunlar ne yapmak istiyor?'Özellikle maçtan sonra Veysel Sarı hakkında sosyal medyada ve kamuoyunda yapılan yorumlarla ilgili kulüp olarak resmi internet sitelerinden açıklama yaptıklarını ve oyuncularını savunduklarını hatırlatan Öksüz, sözlerine şöyle devam etti:'Bunlar ne yapmak istiyorlar? Bir de 'Biz her kulübe saygı gösteririz' diyorlar. Koskoca takımların başkanları ve yönetim kurulundaki insanların bu tarz beyan vermeleri Türk futboluna ne kazandırıyor? Siz koskoca Fenerbahçe Kulübü olarak bir derbi maçında tribününüzde devasa yazılarla 'Fenerbahçe Cumhuriyeti' yazacaksınız, diğer taraftan çok daha ağır bir ifade kullanacaksınız. Bu ifadeyle kime, ne mesaj veriyorsunuz?''Beşiktaş'a acıyorum'Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin hakemi Fırat Aydınus'un geçen sezon Kadıköy'de kendilerinin oynadığı maçı da yönettiğini hatırlatan Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı:'Beşiktaş'a biraz acıyorum. Beşiktaş, geçen sene Fırat Aydınus'un yönettiği Fenerbahçe-Kasımpaşa maçından daha azını yaşadı. Beşiktaşlılar, geçen sene Kasımpaşa-Beşiktaş maçında Donk'un hareketinden dolayı kıyamet kopararak, maçı hiçbir nedene dayanmaksızın iptal ettirdiler. Bütün bunlara baktığımızda ben bu büyük kulüplere acıyorum. Bunlar zavallı insanlar. Bunlar Türkiye'de futbolu yöneten değil körükleyen insanlar. Türkiye'de eğer hakemler yanlış yapıyorsa herkesin bunun arkasında durması lazım. Geçen sene Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel'le bizim maçlarda yaşadıklarımız ile derbide saha içinde ve kenarında yaşananlar ortada. Niye kimse bir şey diyemiyor? Bunları çok merak ediyorum.'AA
Reklam