Şanlıurfa'daki PKK/Kck Operasyonunda Hdp'li Belediye Meclis Üyesi Tutuklandı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik operasyonda gözaltına alınan büyükşehir belediyesinin HDP'li meclis üyesi tutuklandı.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince 6 Ekim'de düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 10 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen şüphelilerden HDP'li büyükşehir belediye meclis üyesi İ.K, 'Terör örgütü propagandası yapmak' suçundan tutuklandı.Diğer 9 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bursa'da "Kazan Kullanma Tartışmasında" Oğlunu Öldüren Sanık Hakim Karşısında
BURSA (AA) - Bursa'da 'kazan kullanma tartışmasında' oğlunu öldüren babanın, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlandı. Bursa 16. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Sami Y, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla cezaevinden katıldı. Tarafların yakınları ve avukatları ise salonda hazır bulundu.Sami Y. savunmasında, tartışmaya konu olan kazanı kendisinin aldığını, olay günü de aşure yapmak istediğini anlattı.Bu sırada kazanın oğlunda olduğunu gördüğünü belirten Sami Y, 'Kazanın bana ait olduğunu söyledim. Kazanı çekiştirdiler, Bir arbede oldu. Kazanı bana vermediler. Bu esnada oğlum Nuri başıma baltayla vurdu. İkinciyi vurmak isterken engel oldum.' dedi.Sami Y, komşusunun gelip kendilerini ayırdığını dile getirerek, şöyle devam etti:'Böyle ikinci bir olay yaşanır diye üst katta bulunan dededen kalma tüfeği alıp aşağıya indim. Babam elimdeki silahı almak istedi. Bu sırada tüfeğin kabzası kırıldı. Dışarıda bulunan oğlum Nuri yeniden içeriye gelip bana baltayla vurmak isterken, ben geri gider düşüncesiyle tüfekle havaya ateş ettim. Üzerime gelince ateş ettim ve oğlum yere düştü. Olan evladıma oldu. Keşke onun yerine ben ölseydim ama ölümden korktum. Aslan gibi çocuktu. Panikle hareket ettim ve çok pişmanım.'Maktulün eşi Gizem Y. olay günü eşiyle kazanda biber salçası yapmak üzere hazırlık yaptıklarını söyledi.Bu sırada kayınpederinin geldiğini, kazanın kendisine ait olduğunu ve kullanamayacaklarını dile getirdiğini anlatan Gizem Y, kayınpederinin eşine ve aile büyüklerine balta ve bıçakla saldırdığını iddia etti.Gizem Y, kayınpederinin tüfek alıp yanlarına döndüğünü ileri sürerek, 'Bana, eşimi ima ederek 'Onu öldüreceğim.' diye bağırdı. Bende dışarıya çıktım. Çocuklar ağlamaya başladı. Soğuk hava deposuna gidip yardım istedim. Sonra arka taraftan 2 el silah sesi geldi. Orada bulunan kişiler beni içeriye göndermek istemeyince, sürüne sürüne kapının yanına gittiğimde eşimin yerde kanlar içinde yattığını gördüm.' diye konuştu. Mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.Yıldırım ilçesi İsabey Mahallesi'nde 12 Eylül'de Sami Y'nin (54), tüfekle ateş ettiği oğlu Nuri Y. (30) kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Polis tarafından kesici aletle yaralanmış bulunan Sami Y. ise tedavisinin ardından tutuklanmıştı.
Irak'ın Kuzeyinde Terör Örgütü PKK'ya Ait Silah Ve Mühimmat Ele Geçirildi
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı, Irak'ın kuzeyinde terör örgütü PKK'ya ait çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirildiğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Irak kuzeyinde icra edilen Pençe-Kaplan Operasyonu planlandığı gibi başarıyla devam ediyor.Komandolar, terör örgütüne ait silah, mühimmat deposu ve yaşam alanı olarak kullanılan 300 metre uzunluğunda 6 bölmeli mağara tespit etti. Mağara, sığınak ve yaşam alanlarındaki arama tarama faaliyetlerinde, AK-47 piyade tüfeği, 12 RPG-7 mühimmatı, kanas nişangahı, 2 havan mühimmatı, 4 el bombası, 5 roket mühimmatı, lançer, 1500 mekanik elektrikli fünye, doçka, 300 doçka mühimmatı, roketatar nişangahı, keskin nişancı dürbünü, 7,6 milimetre 70 PKMS makinalı tüfek mühimmatı, el yapımı patlayıcı için hazırlanmış pil blokları ve ateşleme düzenekleri ile çok sayıda yaşam malzemesi ele geçirildi.
Pakistan'da Askerlere Bombalı Saldırı: 6 Ölü
İSLAMABAD (AA) - Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaletine bağlı Kuzey Veziristan bölgesinde güvenlik güçleri konvoyuna düzenlenen bombalı saldırıda 6 askerin hayatını kaybettiği bildirildi.Pakistan ordusu Halkla İlişkiler Biriminden (ISPR) yapılan açıklamada, Razmak’ta güvenlik güçlerinin konvoyunun geçişi sırasında el yapımı patlayıcının infilak ettiği belirtildi.Açıklamada, patlamada 6 askerin yaşamını yitirdiği kaydedildi.Dün, Pakistan'ın Afganistan sınırındaki Bajur'da güvenlik noktasına sınırın diğer tarafından teröristlerin düzenlediği saldırıda 1 asker hayatını kaybetmiş, 1 asker ise yaralanmıştı.11 Ekim’de de Kuzey Veziristan’da güvenlik noktasına düzenlenen saldırıda 2 asker ölmüş, 3 asker yaralanmıştı.Pakistan ordusu, söz konusu bölgede Pakistan Talibanı'na (TTP) yönelik operasyonlar düzenliyor.TTP'ye yönelik askeri operasyonlarda 2014 yılından bu yana 5 binden fazla terörist etkisiz hale getirilirken, hava saldırısı, çatışma ve kara mayınlarının patlaması sonucu 700'ün üzerinde asker yaşamını yitirdi.
Kars'ta Hafif Ticari Araç İle Otomobil Çarpıştı: 1'İ Bebek 4 Yaralı
KARS (AA) - Kars'ta hafif ticari araç ile otomobilin çarpması sonucu biri bebek 4 kişi yaralandı.Necmettin Acar (52) idaresindeki 06 PNC 62 plakalı hafif ticari araç, İsmail Aytemiz Bulvarı'nda bir süre geri gittikten sonra karşı şeride geçmeye çalışırken manevra yapan Hikmet Ersar (65) yönetimindeki 65 AF 752 plakalı otomobille çarpıştı.Sürücüler ile hafif ticari araçta bulunan 1 aylık bebek ve Birgül Acar yaralandı.Yaralılar, 112 Acil Sağlık ekiplerince, Kars Harakani Devlet Hastanesi ile Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesi'ne kaldırıldı.Öte yandan, kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.
İran'da "Koronavirüsle İlgili Gerçek Ölüm Sayıları Açıklananın Çok Üzerinde" İddiası
ANKARA (AA) - İran Meclisi Sağlık Komisyonu Başkanlık Heyeti Üyesi Muhammed Ali Muhsini Bendpey, ülkede yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) ilgili gerçek ölüm sayılarının açıklanan rakamlardan çok daha fazla olduğunu söyledi. İranlı İşçiler Haber Ajansına (ILNA) konuşan Bendpey, ülkede salgının yayılmaya başladığı günden bu yana Kovid-19 kaynaklı can kayıplarına ilişkin açıklanan resmi rakamların gerçeği yansıtmadığını söyledi.Açıklanan rakamların Kovid-19 teşhisi konulduktan sonra yalnızca hastanelerde vefat eden hastaları kapsadığına dikkati çeken Bendpey, 'Diğer merkezlerde ve evlerinde tedavi gördükleri sırada yaşamını yitirenler Sağlık Bakanlığının can kayıplarına ilişkin açıkladığı listeye dahil edilmiyor. Bu nedenle vefat edenlerin sayısının açıklanandan çok daha fazla olduğu görülüyor.' ifadelerini kullandı.Hükümetin salgına karşı aldığı tedbirlerin gevşetilmeden artırılarak sürdürülmesi gerektiğini dile getiren İranlı milletvekili, 'Son sekiz aydaki yöntemin sürdürülmesi halinde sadece dördüncü değil, beşinci, altıncı ve yedinci salgın dalgasını da yaşayabiliriz.' uyarısında bulundu. Bendpey, salgınla mücadele için metro, terminal ve bürolar gibi halkın toplu bulunduğu alanlarda ücretsiz maske ve dezenfektan dağıtılması gerektiğini sözlerine ekledi. İran'da nisan ortalarında düşüşe geçen günlük vaka sayıları ve can kayıpları, tedbirlerin gevşetilmesinin ardından ve bazı eyaletlerde sosyal mesafe kurallarına uyulmaması nedeniyle son aylarda yeniden artmıştı. Ülkede Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 30 bine yaklaştı. Mayıs ayında 34'e kadar inen günlük can kaybı dün 279'a ulaşarak virüsün ülkede ilk görüldüğü 19 Şubat'tan sonraki en yüksek seviyesine çıkmıştı.
Reklam
İzmir'de Trafik Kazasında Yaşamını Yitiren Kadın Bisikletçi Toprağa Verildi
İZMİR (AA) - İzmir'in Menemen ilçesinde antrenman yaptığı sırada kamyonun çarpması sonucu hayatını kaybeden Karşıyaka Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü Bisiklet Takımı sporcularından Zeynep Aslan, son yolculuğuna uğurlandı. İzmir Adli Tıp Kurumundan yakınları tarafından alınan Aslan'ın cenazesi, Konak ilçesindeki babaevinde 'helallik' alınmasının ardından Buca Kaynaklar Yeni Mezarlığı'na getirildi. Bir çocuk annesi Aslan'ın cenazesi, burada kılınan namazın ardından toprağa verildi. Cenaze törenine, baba Reşat ve kardeşi Tekin Aslan ile yakınları ve sporcu arkadaşları katıldı. Karşıyaka Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü Bisiklet Takımı antrenörü Esin Erdoğan, cenazenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Aslan'ın hayat dolu bir insan ve iyi bir sporcu olduğunu söyledi.Olayın şokunu atlamadıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:'Bu ölümler ne zaman bitecek hiç bilmiyoruz. Sürekli bir bisikletçi kardeşimizi kaybediyoruz. Bununla ilgili yapılacak çok şey var ama sesimizi duyuramıyoruz. Sesimizi duyurmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız fakat ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Bu tür olaylarda yitirdiğimiz kardeşlerimiz sonradan unutuluyor. Unutulmaması ve bir daha böyle ölümlerin olmaması için çok radikal kararların alınması gerekiyor. Nasıl yapılır bilmiyorum. Söylenecek bir şey yok.'Öte yandan, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen kamyon sürücüsü Aycan Y, sulh ceza hakimliğince tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Zeynep Aslan, dün Kaklıç Mahallesi yakınlarında bisikletiyle antrenman yaptığı sırada Aycan Y'nin kullandığı 35 AİM 602 plakalı kamyonun çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde Konuştu: (2)
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ülkemizi rayından çıkartamamış olmanın hırsıyla yeni arayışlara girenlere göz kırpmak için çırpınanlar olduğunu görüyoruz. Bugüne kadar hep yaptığımız gibi milletten alamadığı gücü başka yerlerden devşirmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bırakacağız.' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu.Erdoğan, Türkiye'nin 20 yıl önceki ülke olmadığını, siyasetten ekonomiye, altyapıdan güvenliğe kadar her alanda küresel bir güç haline gelen veya gelme yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye gerçeği olduğuna işaret etti. Türkiye'nin en büyük ihtiyacının her alanda yetişmiş insan gücü olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Özellikle kalkınmamızda kritik öneme sahip teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması kabiliyetine sahip insan kaynağında ciddi açığımız bulunuyor.' diye konuştu.Üniversiteler başta olmak üzere, çeşitli kurumların bu doğrultudaki gayretlerini yakından takip ve takdir ettiğini söyleyen Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının bu doğrultuda çeşitli çalışmaları bulunduğunu belirtti.'Hep birlikte seferberlik anlayışıyla çalışmamız gerekiyor'Tüm bunlara rağmen henüz arzu ettikleri yere gelemediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:'Çocuklarımızın ve gençlerimizin becerilerini, zekalarını, heyecanlarını, heveslerini doğru mecralara yönlendirmemiz şarttır. Hangi evladımızın hangi alanda yürümesi gerektiğini kademe kademe tespit ederek, kendisine gereken imkanı ve desteği sağlamalıyız. Bunun için de üniversitelerden liselere, ortaokullara, ilkokullara, hatta ana sınıflarına kadar inen sağlam, etkin, işler bir sistem kurmalıyız. Geleceğimizi güvenle emanet edeceğimiz nesiller yetiştirmek için toplum olarak hep birlikte seferberlik anlayışıyla çalışmamız gerekiyor.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam bu noktada gözden asla kaçırmamaları gereken hayati bir husus bulunduğuna işaret ederek, 'Tüm dikkatimizi, vaktimizi, çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için verirken onların gönül dünyalarını zenginleştirmeyi de ihmal etmemeliyiz. Sadece maddi bilgilerle donanmış, manevi değerlerden yoksun bir nesil milletçe en büyük felaketimiz olur.' ifadelerini kullandı. Dünyada maddi zenginlikte çok ileriye gittiği halde manevi çöküş sebebiyle geleceğinden ümidi kesmek üzere olan toplumların bulunduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'yi böyle bir tehlikeyle yüz yüze bırakmayacaklarını kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'İnsanlık tarihinin en kadim topraklarında yaşayan bir millet olarak maziden atiye kurduğumuz köprünün zenginliklerinin tamamına sahip çıkacak böyle bir nesiller silsilesi yetiştirmek istiyoruz. Bu topraklarda doğup büyüyen her evladımız medeniyetini, tarihini, kültürünü, bizi biz yapan değerleri en iyi şekilde bilmeli ve hayatına uygulamalıdır. Bu toprakları ve üzerinde kurduğumuz medeniyeti tıpkı Malazgirt'te, Niğbolu'da, Mercidabık'ta, Çanakkale'de, İstiklal Harbi'nde, 15 Temmuz'da olduğu gibi gerektiğinde canı pahasına savunacak şuurda nesillere sahip olmadıkça geleceğimize güvenle bakamayız.Hedeflerimize ancak bilimin ve teknolojinin tüm dallarında en ileri seviyeye ulaşmak için çalışan ama aynı zamanda inancının, tarihinin ve kültürünün temel bilgilerine vakıf nesillerle ulaşabiliriz. İnsan maddi birikimi ve manevi zenginliği ile bir bütündür. Ruhsuz bir beden ceset, manevi zenginlikten yoksun bir zihin de robot hükmündedir. Biz robot değil insan, daha doğrusu insan-ı kamil yetiştirmenin peşinde olmalıyız. Bunun yolu da bizatihi kendi varlığından başlayarak her şeyi sorgulayan, araştıran, tefekkür ve tezekkür ederek en doğruyu bulmaya çalışan nesiller yetiştirmekten geçiyor.''Onlar vagon biz lokomotif önde gideceğiz'Hem aile eğitimi hem de mektep eğitimi bağlamında bu konuda ciddi eksikliklerin olduğuna inandığını söyleyen Erdoğan, 'Önümüzdeki dönemde öncelikle ele almamız ve süratle çözmemiz gereken yolumuz, yollarımız, gereken bütün bu konuların başında işte bu husus geliyor. Üniversitelerimizden bu hususta da öncülük ve destek bekliyoruz. Onun için başta rektörlerimize çok büyük görev düşüyor, dekanlarımıza, hocalarımıza çok büyük görevler düşüyor. Sizler, adeta Mimar Sinan neyse, siz de bütün bu gençlerimizin ruhlarını dokuyacak Mimar Sinanlarısınız. Öyle yetiştirecek, öyle dokuyacaksınız ki bu nesli inşallah biz Batıyla yarışta geri değil, onlar vagon biz lokomotif önde gideceğiz.' değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun bir demokrasi ve kalkınma mücadelesinin ardından bugün bulunduğu yere geldiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:'Sahip olduğumuz her kazanımın gerisinde çok büyük acılar, çok büyük mücadeleler, çok büyük bedeller vardır. İstiklal Harbi'mizin ardından kurduğumuz Cumhuriyetimizi yaşatmak ve büyütmek için attığımız her adımda içeride ve dışarıda ayakları olan engellerle karşılaştık. Özellikle son yıllarda ardı ardına yaşadığımız saldırıların her biri aynı senaryonun farklı aktörlerle sahnelenen bölümlerinden ibarettir. Meseleye bu şekilde baktığımızda en büyük gücümüzün devlet ve millet olarak kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi sağlam tutmamız olduğunu görüyoruz.' Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin Cumhuriyetin kuruluşunun ardından doğrudan milletimizin iradesiyle gerçekleştirilen en büyük yönetim reformu olduğuna vurgu yapan Erdoğan, 'Demokrasimiz ve kalkınmamız bakımından ağır maliyetleri olan uzun darbe ve vesayet dönemlerinin ardından böyle bir değişimi tamamlamış olmamız çok büyük bir başarıdır. Ülkemizdeki her kişi ve kurumun bu kıymetli kazanıma sahip çıkması gerekiyor.' dedi. Türkiye'yi yeniden siyasi ve kurumsal iç mücadeleler bataklığına sürüklemek isteyenlere bekledikleri fırsatı vermeyeceklerini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bütün bunlara rağmen ülkemizi rayından çıkartamamış olmanın hırsıyla yeni arayışlara girenlere göz kırpmak için çırpınanlar olduğunu görüyoruz. Bugüne kadar hep yaptığımız gibi milletten alamadığı gücü başka yerlerden devşirmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bırakacağız. Hamdolsun ülkemizde şeksiz, şüphesiz bir şekilde milletin iradesini temsil eden bir Meclise sahibiz. Aynı şekilde yine hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde milletin desteğiyle işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanı ve onun kurduğu hükümet ülkeyi yönetiyor. Güçler ayrılığı erkinin üçüncü ayağı olan yargı, ilk derece mahkemelerinden en yüksek organlarına kadar tüm unsurlarıyla adaletin tesisine hizmet ediyor. Geçmişte adı darbelerle ve cuntalarla anılan ordumuz, sınırlarımız boyunca ve sınırlarımız ötesinde destanlar yazıyor. Kurumlarımızın her biri kendi alanında Cumhuriyet tarihinde yapılanların tamamını 5'e, 10'a katlayan icraatlar gerçekleştiriyor.'(Sürecek)
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde Konuştu: (3)
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Türkiye artık eski Türkiye değil, yeni Türkiye'de belirlenen zaman neyse, ilan edilen zaman neyse şimdi de 2023'ün Haziranı'dır ve 2023'ün Haziranı'nda seçim yapılacaktır. Onu öne almak söz konusu değildir.' dedi.Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.Nerede bir zulüm varsa Türkiye'nin orada olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bize bazıları akıl da veriyor, onu da söyleyeyim. Ne diyorlar? 'Bu kadar yayılmayın.' diyorlar. Zulüm var. Bir tarafta Libya'da zulüm var, sessiz kalamayız. Suriye'de, 910 kilometre sınırımız boyu zulüm var. Ne yapalım? Sessiz mi kalalım? Öbür tarafta Somali'de zulüm var, seyir mi edelim? Azerbaycan'da bakıyorsunuz Ermenilerin zulmü var. Bunlar bizim kardeşlerimiz, seyir mi edelim? Biz duramayız, tarih boyunca ecdadımızın bize yıktığı bir mesuliyet var. Onun için biz durmaz ve oralarda da görevimizi yerine getirmenin gayreti içerisinde oluruz.' ifadelerini kullandı.Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzeyde hak ettiği yere gelmenin gayreti içinde olduğuna işaret ederek 'Bu iklimde devletin çalışma ahengini, milletin huzurunu bozacak hiçbir beyanı, tutumu, davranışı iyi niyetle bağdaştırmak mümkün değildir.' dedi.'2023'ün Haziranı'nda seçim yapılacaktır'CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun erken seçim talebine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Çıkıyorlar, 'Erken seçim.' Ne erken seçimi? Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde belirlenen zamanın dışında bir seçime gidilir? Bunlar kabile devletlerinin yaptığı iştir. Bakarsanız 3 ayda bir, 6 ayda bir, senede bir seçime giderler. Gelişmiş bir ülkede, gelişmekte olan bir ülkede böyle bir şey göremezsiniz. Amerika'da, Batı'da böyle bir şeyi görür müsünüz? Hayır. Türkiye artık eski Türkiye değil, yeni Türkiye'de belirlenen zaman neyse ilan edilen zaman neyse şimdi de 2023'ün Haziranı'dır ve 2023'ün Haziranı'nda seçim yapılacaktır. Onu öne almak söz konusu değildir. Bunu bilmeleri lazım. Siyasi ve ekonomik bakımdan küresel bir yeniden yapılanma sürecinde bulunduğumuz şu dönemde hep birlikte gücümüzün, enerjimizin, vaktimizin tamamını hedeflerimize ulaşmak için kullanmalıyız. Dönem ne bireysel ne kurumsal taassup dönemi değildir. Hele hele siyaset dışı aktörlerin, siyaseti yönlendirme gayretine girişmeleri gibi eski devir alışkanlıklarına milletimizin hiç tahammülü yoktur.''Önümüze bakmaya devam edeceğiz' Erdoğan, son günlerde bu çerçevede ortaya çıkan tatsız tartışmaları üzüntüyle karşıladığını ifade ederek 'Ülkemizin sorunlarının çözümüne, milletimizin beklentilerinin karşılanmasına hiçbir katkısı olmayan bu tür çıkışları ve polemiklerin takdirini milletimize bırakıyorum. Biz önümüze bakmaya, taahhütlerimizi yerine getirmeye, hedeflerimize ulaşmak için adım adım ilerlemeye, mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:'İnşallah 2023 yılında büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası yolunda önemli bir aşamayı da geride bırakmış olacağız. Bir taraftan sismik araştırmalar yapıyoruz, bir taraftan sondaj çalışmalarını yapıyoruz. İnşallah cumartesi günü sondaj gemimiz de yapılan çalışmaları bizzat gemide ilgili arkadaşlarımla beraber takip edeceğim. Temenni ederim ki yeni müjdeler oradan tespit eder ve açıklarız. Türkiye demokraside ve ekonomide ilerledikçe bu tür meseleler giderek küçülecek nihayetinde tümüyle gündeminizden çıkacaktır. Rabb'im bu kutlu ve tarihi mücadelede hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum.'NotlarTörene TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından YÖK 2020 Üstün Başarı Ödüllerini sahiplerine sundu.Programda, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası konser verdi. (Bitti)
Hatice Tusu, Katil Zanlısı Eski Sevgilisi İçin Mahkemeden 2 Kez Uzaklaştırma Kararı Aldırmış
Aydın'ın Didim ilçesinde kayıp olarak aranırken eski erkek arkadaşı Suat Aksoy tarafından öldürülüp, cesedinin bataklığa gömüldüğü ortaya çıkan emekli hemşire Hatice Tusu'nun, kendisini sürekli rahatsız eden katil zanlısı hakkında 2 kez uzaklaştırma kararı aldırdığı ortaya çıktı. Aksoy ve Tusu'nun Didim Kültür ve Sanat Derneği'nin sanat müziği korosundayken tanıştığı ifade edildi.
Mersin'de Ticari Taksiyle Uyuşturucu Sevkiyatı Operasyonunda 2 Tutuklama
MERSİN (AA) - Mersin'de, 8 kilo 100 gram esrar ele geçirilen ticari taksiyle uyuşturucu sevkiyatı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 4 zanlıdan 2'si tutuklandı.İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, ekipler, Toroslar ilçesinde uyuşturucu sevkiyatı yapılacağı istihbaratı üzerine çalışma başlattı.Kimliği belirlenen zanlıları takibe alan ekipler, şüphelendikleri ticari taksiyi durdurdu. Narkotik köpeği 'Çaylak'ın da tepki verdiği araçta, 8 kilo 100 gram esrar bulundu.Gözaltına alınan 4 zanlıdan 2'si çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Reklam
Bilim İnsanlarından Kovid-19'A Karşı Toplumsal Bağışıklık Yönteminin Çok Tehlikeli Olduğu Uyarısı
LONDRA (AA) - Bilim insanları, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede toplumsal bağışıklık yöntemine ilginin tekrar arttığını belirterek, bu yolla salgını durdurmaya çalışmanın 'çok tehlikeli bir yanlış' olduğu uyarısında bulundu. Farklı ülkelerden önde gelen 80 bilim insanı tıp dergisi Lancet'e yolladıkları ortak mektupta, toplumsal bağışıklığın Kovid-19'la mücadelede bilimsel bir karşılığının olmadığını bildirdi.Mektupta, salgındaki ikinci dalga nedeniyle birçok ülkede kısıtlamaların yeniden uygulanmaya başladığı, bunun yaygın şekilde moral bozukluğu ve güven sorununa yol açtığı ve bu sebeple son dönemde toplumsal bağışıklığa ilginin tekrar arttığı belirtildi.Yaşlıları ve kronik rahatsızlığı bulunanları bu yöntemle korumanın yanlış olduğu vurgulanan mektupta, Kovid-19'un risk grubunda olmayanlar arasında yayılmasına izin vermenin de tehlikeli olduğuna dikkat çekildi.Mektupta, 'Gençler arasında kontrolsüz bulaşma, ölüm oranlarını arttırma riski de taşıyor. Ölümlere ek olarak, bu durum iş gücünü olumsuz etkileyecek ve sağlık hizmetlerinin sağlanmasını engelleyecek. Kovid-19'un toplumda yayılmasını kontrol etmek, güvenli ve etkili aşılar bulunana kadar toplumları ve ekonomileri korumanın en iyi yoludur.' ifadelerine yer verildi.Nüfusun büyük bir kısmının uzun süreli izolasyonunun pratikte imkansız olduğunun ve etik olmadığının aktarıldığı mektupta, toplumdaki virüs seviyesini bastırmak için acil harekete geçilmesi çağrısında da bulunuldu.Mektuptaki imzacılar arasında, İngiltere hükümetinin eski bilim danışmanı Sir David King, Dünya Sağlık Örgütü eski direktörü Anthony Costello, viroloji uzmanı Prof. Deenan Pillay ve Avrupa Halk Sağlığı uzmanı Prof. Martin McKee de bulunuyor. Toplumsal bağışıklık Toplumsal bağışıklık metodunda düşük risk grubunda olanların virüse yakalanması böylece toplumunun, salgına karşı bağışıklık kazanması amaçlanıyor. Yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunanların izole edildiği bir ortamda özgürlükleri kısıtlanmadan hareket edebilen düşük risk grubundaki kişilerin en az yüzde 60'ına Kovid-19 bulaşması toplumsal bağışıklık için yeterli kabul ediliyor.
Hak-İş Genel Başkanı Arslan Hizmet-İş Genel Kurulu'nda Konuştu:
İSTANBUL (AA) - Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, sendikalar arası geçiş döneminin temmuzda belediyelerde bittiğini, 1 Kasım'da da kamuda biteceğini belirterek, 'Arkadaşlarımızın, kanun zoruyla elimizden, üyeliğimizden başka bir sendikaya götürülmesine itiraz ediyoruz. Bu Hak-İş'e bağlı sendikalarda da olsa.' dedi. Arslan, Topkapı Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen Hizmet-İş Sendikası İstanbul 7 Nolu Şubesinin 3'üncü Olağan Genel Kuruluna katıldı. Burada konuşan Arslan, taşeron işçi konusunda verdikleri mücadeleye değinerek, 'Taşeron mücadelesinin liderliğini Hak-İş yapmıştır. Kimsenin üye yapmaya tenezzül etmediği, onların sorunlarına kulaklarını tıkadıkları, kadrolu işçilerin yemekhanelerinde onlara yemek vermedikleri, servislerine bindirmedikleri, iş güvencesi ve tazminat hakkı olmayan, hasılı modern köle olarak çalıştırılan 1 milyona yakın taşeron işçinin hak mücadelesini, kadro mücadelesini, toplu sözleşme mücadelesini yapan tek örgüt Hak-İş'tir.' dedi.'Yardımcı iş-asıl iş dönemi bitti'Taşerondan kadroya geçen bütün işçilerin asıl işte çalıştığını vurgulayan Arslan, 'Yardımcı iş-asıl iş dönemi bitti. Bunu herkes bilsin. Hak-İş'in derdi 'yardımcı iş, asıl iş, bunlar kadro alsın' değil, bunlar bitti. Biz bunları 2017'nin aralık ayında bitirdik. Ne istiyoruz biliyor musunuz? Şu anda hangi sendikalarda arkadaşlar örgütlüyse orada devam etsinler istiyoruz, toplu sözleşmeyi onlar yapsın istiyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Hizmet-İş'e ve diğer sendikalara bağlı çalışanların Hak-İş bünyesinde kalmalarını istediklerini bildiren Arslan, o işçiler adına toplu sözleşme yapmak istediklerini ama bazı sendikaların buna müdahale etmek istediğini öne sürdü. Taşerondan kadroya geçenlerin çalışmadığını iddia eden bazılarının, bu durumu bakanlığa şikayet ettiğini anlatan Arslan, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, işçilerin yanında olduklarını ve işçilerin haklarını savunmaya devam edeceklerini, 1 Kasım'a kadar da bu mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.Arslan, sendikalar arası geçiş döneminin temmuzda belediyelerde bittiğini, 1 Kasım'da da kamuda biteceğini belirterek, 'Arkadaşlarımızın, kanun zoruyla elimizden, üyeliğimizden başka bir sendikaya götürülmesine itiraz ediyoruz. Bu Hak-İş'e bağlı sendikalarda da olsa... Şimdi bunu da istismar ediyorlar. Öz Sağlık-İş Sendikamızın hiçbir açıklamasında şunu göremezsiniz; 'Evet bu 696 devam etsin, bize de şu kadar üye olsun.' demediler. İstemediklerinden değil, çünkü ahlaken bunu yapmadılar.' ifadelerini kullandı. Bir işçinin hangi iş kolunda olursa olsun ve hangi sendikaya geçerse geçsin toplu iş sözleşmesi hakkının devam ettiğini anlatan Arslan, şunları söyledi: 'Tartışma ne? Tartışma; Sendikaların bir kısım üyelerinin kanun zoruyla başka bir sendikaya gönderilmesi. Peki buna susacak mıyız? Buna itiraz etmeyecek miyiz? Örgütlediğimiz sendikamızın üyelerinin sendikamızda kalmasını istemekten daha tabii ne olabilir Allah aşkına? En doğal hakkımız, üyelerimizi kaybetmek istemiyoruz.'Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikası İstanbul 7 Nolu Şubesinin 3'üncü Olağan Genel Kurulunda tek aday mevcut başkan Nizamettin Yurul'a başarı diledi.
Brezilya'nın, Pompeo'nun Ziyareti Sırasında Venezuela Sınırında Tatbikat Yaptığı Açıklandı
BUENOS AIRES (AA) - Brezilya'nın, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun ülkeyi ziyaret ettiği sırada Venezuela sınırında geniş çaplı savaş tatbikatı düzenlediği bildirildi.Brezilya Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, geçen ay ülkenin Venezuela sınırındaki Amazonas eyaletinde 3 bin 600 askerin katılımıyla maliyeti 1 milyon doları aşan 'Amazonas Operasyonu' isimli tatbikatın yapıldığı duyuruldu.Brezilya basınındaki haberlerde, tatbikatın 8-22 Eylül'de gerçekleştirildiği ve Pompeo'nun Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetine baskı oluşturmak amacıyla 18 Eylül'de Brezilya'ya yaptığı ziyaretle kesiştiği belirtildi.Tatbikatın 'kırmızı' ve 'mavi' olarak iki ülke arasındaki savaşı canlandırdığı ve 'kırmızı' ülkenin, 'mavi' ülkeyi işgalcilerden kurtarmayı amaçladığı bildirildi.Tatbikatta 20 füze fırlatıldıOrdunun çeşitli birimlerinin katıldığı ve 20 füzenin fırlatıldığı tatbikata 14 Eylül'de Brezilya Savunma Bakanı Fernando Azevedo e Silva ve Genel Kurmay Başkanı Edson Leal Pujol'un katıldığı açıklandı.Bölgede ABD'ye yakınlığıyla bilinen Brezilya, Maduro hükümetine karşı Venezuela'da darbe girişimlerinde bulunan ve kendini 'geçici devlet başkanı' ilan eden Juan Guaido'yu ilk tanıyan ve destekleyen ülkeler arasında bulunuyor.Şubat 2019'da ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela'ya asker göndermenin bir seçenek olduğunu söylediği dönemde, Brezilya Devlet Başkanı Yardımcısı Hamilton Mourao, ABD tarafından Venezuela'ya yapılacak bir askeri müdahaleye karşı olduklarını açıklamıştı.
Reklam
İnsan Hakları İzleme Örgütü: Suriye'de Esed Rejimi Güçleri Ve Rusya, İdlib'de Savaş Suçu İşledi
ANKARA (AA) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Beşşar Esed rejimi ve destekçisi Rusya'nın Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib ilindeki sivil yerleşimleri defalarca bombalayarak, insanlığa karşı suç teşkil edebilecek savaş suçları işlediğini bildirdi. ABD merkezli HRW, Esed rejimi ve Rusya'nın Nisan 2019-Mart 2020 döneminde, İdlib'i ve çevresindeki bölgeleri ele geçirmek için sivil yerleşimlere düzenlediği saldırıları ele alan bir rapor yayımladı. Buna göre, Rusya ve rejim güçleri, söz konusu dönemde sivillerin can güvenliğini gözetmeksizin İdlib'deki sivillere ait evleri, sağlık merkezlerini, ibadet yerlerini, okulları ve pazar yerlerini defalarca hedef alarak, savaş suçu işledi.Yaklaşık 11 ay süren saldırılarda, misket ve varil bombaları da sıkça kullanılırken, bu sürede en az 1600 sivil yaşamını yitirdi, 1,4 milyon kişi de evlerini terk etti.Rejim ve Rusya, İdlib'deki sivil yerleşimleri 'kasıtlı' olarak defalarca hedef aldı.İnsanlığa karşı suç teşkil edebilecek savaş suçlarının sorumlularına da işaret edilen raporda, ihlallerden Suriye'deki rejimin lideri Beşşar Esed ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sorumlu tutulabileceği kaydedildi.İdlib'deki durumTürkiye, Rusya ve İran arasında 4-5 Mayıs 2017'de gerçekleşen Astana toplantısında, İdlib ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam'daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 'gerginliği azaltma bölgesi' oluşturuldu.Ancak rejim ve İran destekli teröristler, Rusya'nın hava desteğiyle 4 bölgeden 3'ünü ele geçirip İdlib'e yöneldi. Türkiye, Eylül 2018'de Rusya ile ateşkesi güçlendirmek için Soçi'de ek mutabakata vardı.Rusya ve rejim güçleri, Mayıs 2019'da tüm bölgeyi ele geçirmek için operasyonlara başladı ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içinde çok sayıda büyük yerleşimi ele geçirdi.Son olarak Türkiye ve Rusya arasında 5 Mart'ta Moskova'da yeni bir mutabakat sağlandı. Rejim güçlerinin zaman zaman ihlal ettiği ateşkes büyük ölçüde korunuyor. 2017-2020 döneminde yaklaşık 2 milyon sivil, Rusya ve rejim güçlerinin saldırılarında Türkiye sınırına yakın bölgelere göç etmek zorunda kaldı.
Adana'da Arkadaşını Bıçaklayarak Öldüren Sanık Hakim Karşısında
ADANA (AA) - Adana'da, arkadaşını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle hakkında müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanığın yargılanmasına başlandı.Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İsmail Y, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı. Duruşmada, taraf avukatları ve tanıklar da hazır bulundu.İsmail Y. savunmasında, tartıştıkları sırada Ramazan Kutan'ın elini beline götürdüğünü, arkadaşının bıçak ya da silahla kendisine zarar vereceğini düşündüğünü ileri sürerek, 'Daha önce beni öldüreceğini söylüyordu. 'Yanımda bulunan bıçağı çıkartıp, bacağına iki tane vurup kaçayım' dedim. Bıçakla iki tane vurdum. O da bana iki yumruk vurdu. Bıçağı, kimse üzerime gelmesin diye sağa sola sallarken kendime geldiğimde Ramazan'ın düştüğünü gördüm. Herkes bana 'Ne yaptın sen?' diye bağırıyordu, sonra kaçtım.' ifadelerini kullandı.Tanık İ.H.D, olay yerine İsmail Y. ile gittiklerini anlatarak, 'Ramazan ile karşılaştığımızda ikisi tartışmaya başladı. İsmail'in elinde bıçak vardı. Ona 'yapma' diyerek elinden bıçağı almak istedim, vermedi. Bıçağı cebine koyup 'yapmayacağım' dedi. O sırada İsmail aradan sıyrılıp Ramazan'ı bıçakladı.' dedi.Diğer tanıklar E.B. ve H.G. de olaya ilişkin bildiklerini anlattı.Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.Merkez Yüreğir ilçesinde, 10 Temmuz'da arkadaşı Ramazan Kutan'ı bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan İsmail Y. hakkında müebbet hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.
Reklam
Eski Irak Başbakan Yardımcısı: "İsrail'le Normalleşme İçin Ortam Uygun"
BAĞDAT (AA) - Eski Irak Başbakan Yardımcısı Baha Araci, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi için ortamın uygun olduğunu ve bu karara ilişkin önceliklerin Şii dini merci tarafından belirleneceğini söyledi.Araci, katıldığı bir televizyon programında, 'Irak'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecini başlatabileceği' iddialarını değerlendirdi. Eski Başbakan Yardımcısı, 'İsrail ile normalleşme için ortam gayet uygun. Normalleşme kararına ilişkin öncelikler de Necef'ten açıklanabilir.' ifadesini kullandı.Sunucunun detay vermesi için ısrar etmesi üzerine Araci, 'Başka soru sorma, benden bu kadar.' demekle yetindi.Araci'nin 'Necef' ifadesiye Şiilerin en büyük dini merci Ayetullah Ali es-Sitani'yi işaret ettiği belirtiliyor.Öte yandan Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'a yakın sosyal medya hesabından, Araci'nin açıklamalarına tepki gösterildi.Araci, aynı zamanda eski Sadr Hareketi mensubu olarak da biliniyor. Irak hükümeti ve Sistani'nin ofisinden ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Baha Araci, 2014'teki Başbakan Haydar el-İbadi hükümetinde Başbakan Yardımcılığı görevini yürütmüştü.
Sivas'ta Sağlıkçılar Ambulans Şoförü Olmak İçin Zorlu Parkurlarda Ter Döktü
SİVAS (AA) - Sivas'ta, 4'ü kadın 12 sağlık personeli, ambulans sürüş sertifikası alabilmek için zorlu parkurlarda eğitime tabi tutuldu. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan acil tıp teknikeri ve paramediklere, ihtiyaç halinde ambulans kullanabilmeleri için eğitim verildi.Zincir takma ve lastik sökme gibi zorlu görevlerin de aralarında bulunduğu eğitimin son gününde sağlıkçılar ambulans sürüş sertifikası alabilmek için ter döktü. Yeni 4 Eylül Stadyumu yanındaki alanda yapılan eğitimde 12 sağlıkçı, 'etrafında dönüş, slalom, kaçamak manevra, t sokak, kontrollü fren ve panik fren' parkurlarını en kısa sürede tamamlamaya çalıştı.Sivas 1 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda acil tıp teknisyeni olarak görev yapan Remziye Deniz, 4 günlük zorlu bir eğitime tabi tutulduklarını söyledi.Ambulans sürüş teknikleri eğitiminde zorlu parkurlardan geçtiklerini belirten Deniz, 'Kadınlar olarak her yerde, bütün alanlarda kendimizi geliştirip gösterdiğimiz gibi ambulans sürüşünde de göstermeye devam edeceğiz. Dilerim sahaları hep beraber geçeriz. Yaşama yol verelim.' dedi.Eğitimi başarıyla tamamlayan sağlıkçılara ambulans sürüş sertifikası verilecek.
Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleriyle Anıldı
İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Çocuk Vakfı'nın kurucusu ve yazar Mustafa Ruhi Şirin, vefatının 12'nci yılında şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı anmak için, İspanya'dan getirilen zeytin ağacının altında usta şairin “Türkçe Katında Yaşamak”, “Bu Eller Miydi” “Anneme Verdiğim Söz” şiirlerini okudu.AA muhabirine Dağlarca'nın Türk edebiyatındaki yeri ve öneminden bahseden Şirin, 'Burası Hacıosman Korusu. Yeni adıyla Atatürk Kent Ormanı. Buradaki ağaç da bir zeytin ağacı. Bir süre önce İspanya'dan getirilmiş. Belki de Endülüs bölgesinden getirilmiş bin yıllık bir ağaç. Şiir ağacı adını koyduk ona. Zaman zaman gelip şiirler okuyoruz bu ağacın altında. Aslında göçebe zeytin ağacı. İstedik ki aramızdan ayrılan şairleri arada gelip burada analım. Bugün de böyle bir gün. Bugün Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan şiirler okuyacağız.' dedi.Şirin, Dağlarca'nın modern Türk şiirinin çok önemli bir şairi olduğunun altını çizerek, 'Belki de modern Türk şiiri toplamı içinde bütün şairlerden daha çok şiir yazmış bir şair Dağlarca. Yaklaşık 17 bin şiir, 139 kitap. Bunların arasında iç çocuk gövdesiyle yazdığı 23 çocuk kitabı da var. Dağlarca şu bakımdan çok önemli, bir kere metafizik gövdenin şairi olarak doğuyor Dağlarca şiiri. Onun, modern Türk şiirinin kanonlarından biri olan 'Çocuk ve Allah' kitabıyla büyük bir şair olduğu daha ikinci kitabında kabul edilmiş bir şair olması önemlidir.' diye konuştu.'Dağlarca'ya göre bazı şiirler küçük yaşlarda kalmayı tercih eder, büyümek istemezler'Cemal Süreya'nın 'Çocuk ve Allah' kitabı için 'modern Türk şiirinin anayasası' dediğini belirten Şirin, şunları kaydetti:'Çocuk ve Allah kitabının Dağlarca'nın romanı olduğu yönünde birçok değerlendirme de var. Dağlarca şiiri 'Çocuk ve Allah'la başlayan, 'Asu'ya kadar devam eden uzun bir metafizik gövde şiiridir. Isısı çok yüksektir bu şiirin. Türkçe yenilenme dönemine girmiş ve Dağlarca da bir anlamda sözcüklerin yenilenmesi için şiire katkı sunmuştur. Onun kadar şiirlere anlam yükleyen ikinci bir şair yoktur modern Türk şiirinde. 'Asu'dan sonra ise şiiri bir yönüyle akıl gövdesine dönüşür. Her ikisinde de sezgi önemli ve belirleyicidir. Daha sonraki dönemlerinde bir dünya şairi çıkıyor karşımıza. Dağlarca 1952'de çocuklar için yazmaya başladığı ilk dizelerden sonra 1960'lı yılların ortaları ve 2000'li yılların başına kadar 23 kitabıyla aslında Türkçe çocuk şiirinin poetikasını da gerçekleştirmiş büyük bir şair.İç çocuk gövdesiyle yazmış olması çok önemlidir. Çünkü bu şiirleri çocuklar okuduğunda sanki bir çocuk yazmış gibi hisseder. Bu şiiri ben yazdım diye düşünür okuyan çocuk. Yetişkinlere de iç çocuk gövdesiyle ulaşır bu şiir. Dağlarca şiirinde dolayısıyla çocuk şiiri yoktur. Şiir vardır ve şair vardır. Dağlarca'ya göre bazı şiirler küçük yaşlarda kalmayı tercih eder, büyümek istemezler. Çocuklar için yazdıkları işte bu tür şiirlerdir.'Şirin, Dağlarca'nın Türk şiirinden ayrıldığı bir noktanın onun en önemli özelliği olduğunu vurgulayarak, 'Ayrı bir ada gibidir Türkçe çocuk şiirinde ve Türk şiirinde. Nedir bu ayrım? Kanaatim, modern Türk şiiri soyuttan somuta doğru yolculuk yapar. Birinci yeni, ikinci yeni bu yolculuğu gerçekleştirir. Dağlarca tam tersini yapar. Dağlarca somuttan soyuta doğru gider. Genel toplam içinde Dağlarca şiiri bir metafizik şiirdir. Kozmik bir şiirdir, sezgi şiiridir ve insanı kucaklar. Bu nedenle de Dağlarca'ya çok borcumuz var. Türkçe var oldukça yaşayacak şairleri vardır Türkçe'nin. Yunus Türkçe'nin bir yanıdır. Dede Korkut Türkçe'mizin bir yanıdır. Dağlarca modern Türk şiirinin hepsidir. Modern Türk şiirinde bütün şairlerin yazdıklarından daha fazla bir şiir toplamı olan Dağlarca'dan söz ediyoruz. Dağlarca'yı bugün vefatının 12'inci yıl dönümünde sevgiyle saygıyla selamlıyoruz.' ifadelerini kullandı.'İç çocuğunu yaşatmayı bilen her yetişkin Dağlarca şiirlerden anlar'Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın çocuğa ve çocuk edebiyatına bakışından bahseden Şirin, 'Birçok şair çocukların yolunu aydınlatmaya kalkışmış dünyada. Çocuk edebiyatında bunun örneklerini görüyoruz. Romanda, hikayede, şiirde bu çokça denenmiş. Ancak Dağlarca buna itiraz eden bir şair. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Tagore dahil olmak üzere birçok şaire cevap verir ve der ki 'Şairler çocukların yolunu aydınlatamaz, çocuklar aydınlatır şairlerin yolunu.' O nedenle Dağlarca'nın Çocuklarda dizisi bu ana düşüncenin iz düşümüdür. Sözcüklerle şarkılaşır anlatmak istedikleri. Bu şiirler aynı zamanda Dağlarca'nın düşsel çocuklara seslendiği şiirlerdir. Bir kesim çocuklar bu şiirleri anlamaz der, bir kesim de anlar der. Benim kanaatim, iç çocuğunu yaşatmayı bilen her yetişkin bu şiirlerden anlar. Çocuklar zaten anlar. Çünkü Dağlarca çocukların baktığı yerden bakarak yazmış bu şiirleri.' değerlendirmesinde bulundu.Şirin, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiiri çocuk kozası içinde yenilemiş, çocuk algısını ortaya koymuş, bir anlamda bir çocuk felsefesi ortaya çıkartmış bir şair olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:'Dağlarca, çocuğun edebiyattaki yeri bakımından kendi kuşağındakilerden ve sonrakilerden ayrılır. Çocuk sorunlarıyla ilgilenmez Dağlarca, kendi görüşüne göre bir yaklaşımdır bu. Sorun odaklı, ideolojik bağlam değil, çocuk gerçekliğine ve çocuk algısına yönelik bir şair. Türkçenin Dağlarca'yla kazandığı çok önemli bir açılım vardır. Türkçenin çocukla ilgili bütün imkanlarını sınamış ve örneklerini ortaya koymuş büyük bir şair. Türkçem benim ses bayrağım şiiri de bir anlamda çocuklar için yazdıklarının temeli olmuş bir söz olarak da algılanabilir.''Türk şiirinin büyük şairi' olarak tanımlanan ve 'Havaya Çizilen Dünya', 'Çocuk ve Allah', 'Daha', 'Çakırın Destanı', 'Taş Devri', 'Üç Şehitler Destanı', 'Toprak Ana', 'Aç Yazı', 'İstiklal Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya', 'Sivaslı Karınca', 'İstanbul- Fetih Destanı', 'Cezayir Türküsü', 'Aylam', 'Çanakkale Destanı', 'Açıl Susam Açıl', 'Kınalı Kuzu Ağıdı', 'Yeryüzü Çocukları' gibi birçok esere imza atan Dağlarca, 15 Ekim 2008'de hayatını kaybetmişti.
Somali'de Terör Örgütü Eş-Şebab'ın Saldırısında 13 Asker Öldü
İSTANBUL (AA) - Somali'de terör örgütü Eş-Şebab militanlarının askeri konvoya düzenlediği saldırıda 13 asker hayatını kaybetti.Yerel basında çıkan haberlere göre Binbaşı Muhammed Ali, başkent Mogadişu'nun 30 kilometre güneybatısındaki Afgoye bölgesinde düzenlenen saldırının ardından çatışma çıktığını ve Eş-Şebab üyelerinin sayıca askerlerden fazla olduğunu aktardı.Ali, 'Eş-Şebab örgütü üyelerinin saldırısında en az 13 asker hayatını kaybetti.' dedi.Somali ordusu, saldırıya uğrayan birliğin bölgede devriye gezdiğini açıkladı.Eş-Şebab sözcüsü Ebu Musab ise 24 askeri öldürdüklerini iddia etti.Somali'de 2004'te kurulan terör örgütü Eş-Şebab, ülkenin güneyindeki bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.Örgüt üyeleri, başkent Mogadişu dahil çeşitli kentlerde hükümet kurumlarını, otelleri ve güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenliyor.
Reklam