onedio
Sokak Köpekleri, Hassas Burunlarını Kayıpları Bulmak İçin Kullanacak
İSTANBUL (AA) - ANDAÇ HONGUR - Köpek Eğitmenleri Derneğinin sosyal sorumluluk projesi kapsamında sokağa terk edilen veya sokaktan sahiplenilen köpekler, koku takibi eğitimiyle hem yeteneklerini keşfediyor hem de kayıp canlıları bulmak için insanlara yardımcı oluyor.Sokaktan sahiplenilen 'Kahve' ile sokakta ölmek üzereyken bulunan 'Bal' da eğitim alarak yeniden hayata tutundu ve insanlar için arama kurtarmada çalışmaya başladı. İnsanlarla ilişki kurmakta zorlanan Kahve'nin hayatı, sahiplenilmesiyle değişti. Sahibinin desteğiyle Köpek Eğitmenleri Derneğince verilen eğitimle önce rehabilite edilen Kahve, daha sonra koku takibi eğitimine başladı. Kahve artık kaybolan birinin eşyasındaki kokuyu ve onun izlerini takip ederek kayıp kişinin bulunması için yardımcı olmaya neredeyse hazır.Köpek Eğitmenleri Derneği Başkanı Göktan Eker tarafından yolun ortasında bir deri bir kemik haldeyken bulunan Pitbull melezi Bal da koku takibi eğitimine devam ediyor. Onu terk eden insanlar olsa da Bal, hassas burnunu kaybolan insanlar ve canlılar için kullanacağı günlere hazırlanıyor. Kahve ve Bal, sokağa veya barınaklara terk edilen köpeklerin, insan hayatına dokunabileceğinin örnekleri. Onlar gibi binlerce yetenekli köpeğin de motivasyon kaynağı olan ikili, şans verilince kayıp insanları ve kayıp canlıları bulabilmek için nasıl canla başla çaba göstereceklerini gösteriyor.Köpek Eğitmenleri Derneği Başkanı Göktan Eker, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, 2015'te köpek eğitiminin, eğitmenlerinin standartlarını oluşturmak ve uluslararası bazı sertifikasyon sistemleri oluşturmak amacıyla kurulan derneğin, 2018'de Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonuna üye olarak Uluslararası Kinoloji Federasyonu (FCI) standartlarına uygun çalışmaya başladığını anlattı.Köpek eğitiminin (kinoloji) örgün eğitim sisteminde olması ve köpek eğitmenliği mesleğinin bilimsel altyapıda ilerlemesi gerektiğini dile getiren Eker, 'Öncelikli olarak köpeklerin sokaklara düşmesini engellemek, köpek almayı ve bakmayı bir disiplin haline getirmek, meslek olarak eğitmenlerini bilimsel bir eğitimden geçirmek, mevcut sokak köpeklerini ve terk edilmiş köpekleri eğiterek topluma ve sosyal hayata kazandırmayı hedefliyoruz.' diye konuştu.Dernekte insan kaynakları eğitimi ve sosyal sorumluluk projeleri yürüttüklerini dile getiren Eker, şunları söyledi:'Sosyal sorumluluk projelerimizin ana konusu sokak köpekleri. Sokak köpeklerinin ülkemizde bu kadar kontrolsüz şekilde artmasının sebeplerinin, köpek sahiplerinin köpekleriyle doğru ilişki içerisinde olmaması, eğitim konusunda yeterli standardın oluşmaması, köpeklerinden memnun olmayan insanların köpeklerini sokağa bırakması olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanı sıra köpek sahibi olmak, marketten bir şey almak gibi çok kolay. Yeterli ehliyet ve yeteneğe sahip olup olmadığı kesinlikle araştırılmıyor. Dernek bünyemizde sokak köpeklerinin rehabilitasyonu, eğitimi, insan kurtarma amaçlı olarak da yönlendirilmesi ve kontrolsüz artış sorununun çözülmesi amacıyla yetkili kurum veya kuruluşlara danışmanlık veriyoruz. Sokaklara veya barınakları bırakılmış binlerce köpek var. Bu köpeklerin büyük kısmı da çok yetenekli. Bir konuya kanalize edildiklerinde içlerinden büyük bir cevher çıkıyor. Biz sokak köpeklerine acıma duygusuyla değil, aldıkları eğitimlerden dolayı saygıyla bakılmasını istiyoruz. Sokağa terk edilmiş veya sokaktan sahiplenilmiş köpekleri, barınaklara terk edilmiş köpekleri yetenekleri ölçüsünde ayrıştırıp özellikle insan hayatını kurtarma aşamasında eğitimlerini sağlayıp projede değerlendirmeye çalışıyoruz.'Eker, istatistiklere bakıldığında neredeyse birkaç dakikada bir kayıp ihbarı yapıldığını ve en fazla kadın, çocuk ve yaşlıların mağdur olduğunu belirterek, 'Köpeklerin burnu insandan yüzlerce kat daha iyi koku alıyor. Köpeklere verdiğimiz eğitimin niteliği koku takibi. Köpekler kayıp insanların eşyalarındaki kokuyu alarak, onların ayak bastıkları yerlerden ilerleyerek bulundukları yeri arama kurtarma ekiplerine gösteriyor. Projemiz, sokaklarda ve barınaklardaki hayvanların sosyal ve ekonomik hayata adaptasyonunu içeriyor. Bu sorun ağırlıklı olarak belediyelerin ve hayvanseverlerin sırtında. Eğitim faaliyetlerimizi ülke çapında yaygınlaştırıp hem belediyelerin hayvanseverlerin sırtındaki bu yükü azaltmayı hedefliyoruz.' ifadelerini kullandı.Arama kurtarma operasyonları için köpeklerin bir eğitim sürecinden geçmesi ve sınavlara girerek belgelendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eker, 'Dernek olarak biz birkaç seviye sınav organizasyonu hazırladık. Bir de uluslararası sertifikasyon sınavımız var. Buraya da yurt dışından hakemlerimiz geliyor. Sınavda başarılı olan arkadaşlarımız da köpekleriyle birlikte gönüllü veya görevli olarak arama kurtarma görevlerinde yer alacaklar. 'Yaşa ve yaşat, köpeğiniz bir kahraman olabilir' sloganıyla yola çıktık.' dedi.'Barınaktaki arkadaşları için de örnek olacaklar'Köpek Eğitmenleri Derneği Başkanı Göktan Eker, sokaktan sahiplenilen, insanlarla iletişimi zayıf ama çok yetenekli Kahve'yi önce rehabilite edip ardından koku eğitimi verildiğini belirterek, şunları söyledi:'Sadece sokaktan sahiplenip yemeğini, sağlık ihtiyaçları karşılamak yetmiyor onlara bir de nitelik, özgüven, kişilik kazandırmak gerekiyor. Böyle köpeklerin kaybolan insanların bulunmasında topluma çok büyük faydası olacağını aynı zamanda barınaktaki arkadaşları için de örnek olacağını düşünüyoruz. Koku takibi köpeklerinin eğitimi bolca sabır gerektiren bir süreç. Profesyonel bir seviyeye gelmeleri 6 ayla 1 yıl arasında sürüyor. Köpekler bu etkinlikten çok mutlu oluyor. Belki köpek arama kurtarma seviyesine gelemeyecek ama davranış rehabilitasyonunda ve köpeğin mutlu olmasında, fiziki ve zihinsel aktivasyonda sahiplerinin de doğal ortamda bazı aktiviteleri yapmasında da faydalı. Daha yetenekli olanlar belki arama kurtarmaya doğru ilerleyecek, yeteneği yoksa bile hem köpeği hem sahibini gerçekten mutlu eden bir eğitim branşı.'Eğitimin aynı zamanda köpeklerin avlanma güdüsünü artırdığının altını çizen Eker, 'Avlanma güdüsü köpeklerin kavgacılık, ürkeklik gibi alışkanlıklarını veya istenmeyen davranışlarını ortadan kaldıran bir güdü. Bu güdünün yükseltilmesi özgüven, kendinden daha emin davranışlar, sosyal hayata uyumu sağlıyor.' dedi.'İnsan ve diğer canlıları kurtarma açısından eğitilmesini sağlamak istiyoruz'Eker, Türkiye'nin değişik yerlerinden konuyla ilgilenen eğitmenlere yönelik workshop düzenlediklerini, ilerleyen günlerde sınavlar yapılacağını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:'Yerel yönetimlerin ve hayvanseverlerin bu konuya ilgisini çekmek istiyoruz. Köpeklerin insan ve diğer canlıları kurtarma açısından eğitilmesini sağlamak istiyoruz. Koku takibi eğitimlerinin bir bölümü kaybolan insanları, bir bölümü kaybolan hayvanları da kurtarmayı içeriyor. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili çalışmalar da yapacağız. Kedisi, köpeği, evcil hayvanı kaybolan insanların bu yaralarına tedavi etme anlamında her türlü işbirliğine açığız. Hayırsever işadamlarından, kurumlardan bu konuyla ilgili destek bekliyoruz. Koku takibi köpekleri hem meskun hem gayrimeskun mahalde görev yapabiliyorlar.'
ABD'de Venezuelalı Mültecilerin Yasalara Aykırı Şekilde Sınır Dışı Edildiği İddiası
ANKARA (AA) - ABD'de Başkan Donald Trump yönetiminin, ocak ve mart arasında yüzlerce Venezuelalı mülteciyi kanunlara aykırı şekilde sınır dışı ettiği öne sürüldü.ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Senatör Bob Menendez, Dışişleri Bakanlığından edindiği bilgilere göre, ocak ile mart arasında çok sayıda Venezuelalı mültecinin, herhangi bir gerekçe öne sürülmeksizin, Trinidad Tobago üzerinden yapılan gizli uçak seferleriyle ülkelerine iade edildiğini açıkladı.Yasal olarak 'geçici koruma statüsü' verilmesi gereken mültecilerin sınır dışı edilmesinin hem iltica kanunlarına hem de 2019 sonunda Venezuela'ya getirilen uçuş yasağına aykırı olarak yürütüldüğüne dikkati çeken Senatör Menendez, Dışişleri, Ulaştırma ve İç Güvenlik bakanlıklarından olayın aydınlığa kavuşturulmasını talep etti.Trump yönetimi daha önce de binlerce Meksikalı mülteciyi, yasa dışı sınır dışı etmekle suçlanmıştı. ABD kanunlarına göre, ülkeye iltica başvurusunda bulunanların sınır dışı edilmesi ancak mahkeme kararıyla mümkün olabiliyor.
Lübnanlı Uzmanlara Göre 17 Ekim Gösterileri Yolsuzlukları İfşa Etti Ancak Hedeflerine Ulaşamadı
BEYRUT (AA) - MAHMUT GELDİ - Lübnanlı uzmanlar, 17 Ekim 2019'da hükümetin vergi politikalarına karşı başlayan ve uzun yıllardan beri yönetimi paylaşan siyasi partilerin düşmesi talebiyle ülkenin dört bir yanında aylarca devam eden protestoların, yöneticilerin yolsuzluklarını ortaya dökmekte başarılı olduğunu, ancak asıl amaca ulaşılamadığını söylüyor.Lübnan'da parlamentodaki Müslüman ve Hristiyan partilerin oluşturduğu ulusal birlik hükümeti, iletişime getireceği yeni vergiler kapsamında sosyal medya uygulaması WhatsApp kullanıcılarından aylık 6 dolar gibi bir ücret almayı planladı.Bakanlar Kurulunun 17 Ekim 2019'da, vergi odaklı 2020 bütçe görüşmelerini yürüttüğü toplantı sırasında bir grup vatandaşın Hükümet Sarayı önünde düzenlediği eylem, ülke tarihinin en büyük kitlesel gösterilerine dönüştü.Ülkenin dört bir yanında yaklaşık 2 hafta boyunca meydanları dolduran ve ana yolları kapatan eylemciler, banka ve okullar başta olmak üzere kamu kurumları ile özel sektörün büyük oranda hizmet vermesine engel oldu.Lübnanlılar, Başbakan Saadi Hariri'nin 29 Ekim'de hükümetin istifasını duyurmasından sonra da bağımsız teknokratlardan oluşan bir hükümetin kurulması ve uzun yıllardan beri yönetimi paylaşan mezhep eksinli partileri saf dışı bırakacak erken seçime gitme talebiyle eylemlerine devam etti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle birkaç aydan beri eylemlere ara verilmiş olsa da Lübnan halkı, ülkedeki ekonomik krizden sorumlu gördüğü yöneticilere 'öfkesini' sosyal medya üzerinden canlı tutmaya devam ediyor.Kitlesel gösterilerin birinci yılında AA muhabirine değerlendirmede bulunan Lübnanlı uzman ve aktivistler, '17 Ekim Devrimi'nin bölgesel ve uluslararası çıkarların çakıştığı bir ülkede hafife alınmayacak sonuçlar elde ettiğini ancak cephe oluşturmayı başaramadığını belirtiyor.Protestolar yolsuzlukları gün yüzüne çıkardıLübnanlı siyasi analist Tony Bouloss, geçen yıl başlayan kitlesel protestolar sayesinde devletin, birçok birimindeki yolsuzluklarla kan kaybettiğinin gün yüzüne çıktığını söyledi.'17 Ekim Devrimi, yolsuzluk ve israfın yanı sıra Lübnanlılara ait paraların nerelerde harcandığı ve ülkeyi böylesine büyük bir krize sürükleyenler konusunda kamuoyunu uyandırdı.' diyen Bouloss, halkın protestoları sayesinde ayrıca Hizbullah'ın elindeki silahlara ilişkin tehlike boyutunun da görüldüğünü ifade etti.Hizbullah'ın sahip olduğu silahların, Lübnan halkının ilerlemesine ve dışarıya açılmasına engel olduğuna dikkati çeken Bouloss, İsrail'in Lübnan topraklarındaki işgalini sonlandırmak için elde edilen silahların şu anda ülke içinde gerginliklerin sebebi olduğunu vurguladı.Lübnan'da yönetimi paylaşan siyasi grupların uzun yıllardır kök salması ve çıkarlarını korumak için birbirleriyle iş birliği yapmasından dolayı devrimin gerçekleşemediğini savunan Bouloss, sözlerini şöyle sürdürdü:'Lübnan yönetimi, halkın intifadasına boyun eğmediği için büyük devletlerin müdahaleleri başladı ve ülkenin iç meselesi uluslararasılaştırıldı. Aynı zamanda devrimin seyrini değiştirmek amacıyla göstericilerin arasına sızan gruplar oldu. Bu nedenle her geçen gün meydanlardaki kalabalıklar azalmaya başladı.'Protestocuların 17 Ekim'in yıl dönümünden itibaren yeni başlıklarla sahaya ineceğini aktaran Bouloss, protestocu grupların ekonomik ve toplumsal konulardaki sloganlarını oluşturmak için birtakım çalışmalar yaptıklarını anlattı.'Yönetimin çaresizliğini ortaya koydu'Şii Hizbullah örgütüne muhalefetiyle bilinen Lübnanlı yazar ve siyasi analist Ali el-Emin, 'Devrim gösterileri, yönetimdeki kesimin açıklarını ve uzun vadeli çözüm üretmekten de aciz olduğunu ortaya çıkardı. Dolayısıyla artık halkın siyasi yönetime güveni kalmadı.' değerlendirmesinde bulundu.Emin, ülkenin dört bir yanından her mezhep ve kesimden kadınlar ile erkeklerin meydanlarda kenetlenmesinin çok önemli olduğunu söyledi.Bununla birlikte kitlesel gösterilerin başarısızlıklarına da işaret eden Emin, 'Devrim, yönetimin projelerine ve acziyetine karşı iradesini ortaya koyacak bir cephe oluşturamadı.' dedi.Lübnanlı yazar, ülkede değişimin mutlaka gerçekleşeceğini dile getirerek, 'Lübnan'ın bu şekilde kalması mümkün değil.' ifadesini kullandı.'Korku duvarı kırıldı'Protestolara katılan aktivistlerinden Cemal Teru ise, 'Her şeyden önce devrim, ülkedeki zor ekonomik ve toplumsal şartlara rağmen vatandaşın korku duvarını kırmış oldu.' dedi.Devrimin başarısızlığını dile getiren Teru, şunları söyledi:'Halk devrimi, bir konuda başarısız kaldı. O da siyasi yetkililerin evlerine baskın yaparak sahip oldukları servetleri ifşa etmekti. Lübnan'da yönetimi paylaşan siyasi güçler birçok gruptan oluştuğu için devrimcileri pes ettirdi.''Ekonomik kriz ve salgın nedeniyle insanlar ekmeğin peşine düştü'Protestocu aktivistlerden Cad Lezzak da insanların devrim istediğini ve yönetime alternatif bulma yönündeki iradesini sürdürdüğünü dile getirdi.Lezzak, 'Meydanlardaki gösteriler ile yolları trafiğe kapatma eylemleri durduruldu ancak devrim bitmedi. Ekonomik kriz ve koronavirüs salgını sebebiyle insanlar ekmeğin peşine düşmek zorunda kaldı.' diye konuştu.'Siyasi kesim, Lübnanlıların parasını çaldı ve hiçbir hizmet de sunmadı'Beyrutlu avukat Luey Gandur ise iktidardaki siyasi partilerin 40 yıl aradan sonra halkın uyanacağını beklemediğini savunarak, 'Söz konusu siyasi kesim, Lübnanlıların parasını çaldı ve hiçbir hizmet de sunmadı.' dedi.Geçen yıl başlayan gösteriler sayesinde yöneticilerin ifşa olduğuna işaret eden Gandur, 'Öyle ki siyasi partilerin her biri diğerini yolsuzlukla suçlayor ve birbirlerinin skandallarını ifşa ediyorlar.' ifadelerini kullandı.Protestoların başlangıcından bu yana siyasilerin karşılaştıkları tepkiler nedeniyle artık halka açık yerlerde görülmediğine dikkati çeken Gandur, 'Devrim, gelişigüzel bir halk hareketidir ve durgunluğuna rağmen devam edecektir.' diye konuştu.Ülkedeki ekonomik durumKamu borcu 90 milyar doları aşan Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.İşsizliğin yüzde 35 ve yoksulluğun yüzde 50'nin üzerinde olduğu ülke, 4 Ağustos'ta Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla daha da zor duruma düştü.Beyrut patlamasının ardından halkın verdiği tepkiler üzerine 10 Ağustos'ta istifa etmek zorunda kalan Hassan Diyab hükümetinin yerine, siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle hala yeni kabine kurulamadı.Yerel para birimi Lübnan lirası, Merkez Bankasının kuru sabit tutmasına rağmen değer kaybetmeye devam ediyor. Resmi kura göre 1 ABD doları 1515 Lübnan lirası olsa da karaborsada dolar 8 bin Lübnan lirasının üzerinde işlem görüyor.İlaç, un ve temel gıda ürünlerinin ithalatçılarına yaklaşık bir yıldır resmi dolar kuru üzerinden kredi temin eden Lübnan Merkez Bankası, ağustos ayında rezervlerdeki sert düşüş nedeniyle ilaç gibi temel ihtiyaç maddelerini sübvansiyona devam edemeyeceği uyarısında bulunmuştu.Merkez Bankasının, temel ürünlere yönelik sübvansiyonu bir-iki ay içinde kaldıracağı yönündeki söylentiler, halkta ciddi endişelere yol açmıştı.
Ara Güler, Vefatının 2. Yılında Anılıyor
İSTANBUL (AA) - BERK ÖZKAN - Dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler, geride bıraktığı birbirinden renkli fotoğraf kareleri ve zamana meydan okuyan arşiviyle vefatının ikinci yılında anılıyor.Duayen foto muhabiri Ara Güler, 90 yaşında 2 yıl önce aramızdan ayrılmıştı.Birçok fotoğraf sanatçısı ve foto muhabirine ilham veren ve sayısız fotoğrafa imza atan Güler, 17 Ekim 2018'de hayata gözlerini yummuş, eşsiz fotoğraflarıyla da 68 yıl zamanı adeta mühürlemişti.İstanbul'da 16 Ağustos 1928'de doğan Güler, ismini 'yakışıklı Ara' olarak bilinen Ararat Kralı Ara Geghetsik'ten almıştı.Henüz lisedeyken film stüdyolarında sinemacılık üzerine her dalda çalışarak yönetmen ve oyun yazarı olma hayaliyle Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kurslarına devam eden Ara Güler, 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazetecilik yaşamına başladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olan Güler, 1958'de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu foto muhabirliği görevini üstlendi. Hayat dergisinde fotoğraf bölüm şefi olarak çalışmaya başlayan Güler, 1953'te Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansına dahil oldu.İngiltere'de yayımlanan 'Photography Annual Antolojisi', merhum foto muhabiri Ara Güler'i 'Dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı'ndan biri olarak tanımlarken, aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği de tek Türk üye olarak kabul etti.'Master of Leica'Güler, 1962'de Almanya'da çok az fotoğrafçıya verilen 'Master of Leica' unvanını kazanırken, İsviçre'de çıkan Kamera dergisi de kendisine özel bir sayı ayırdı.Mariana Noris'in 1953'te ABD'de basılan 'Young Turkey' adlı yapıtında fotoğrafları kullanılan Güler'in, 1967'de Japonya'da çıkan 'Photography of the World' antolojisinde Richard Avedon ile birlikte bir dizi fotoğrafı yayımlandı.Güler'in, Kanada'da 1967'de açılan 'İnsanların Dünyasına Bakışlar' sergisinde, 1968'de New York Modern Sanatlar Galerisi'nde düzenlenen 'Renkli Fotoğrafın On Ustası' adlı sergide; aynı yıl Almanya'da Köln'de Fotokina Fuarı'nda da yapıtları sergilendi.'Turkey' adında fotoğraf albümü 1970'te Almanya'da yayımlanan Ara Güler'in, sanat ve sanat tarihi konularındaki fotoğrafları ABD'de Time-Life, Horizon ve Newsweek kitap bölümlerince ve İsviçre'de Skira Yayınevi tarafından kullanıldı.Picasso'nun 90. yaş günü için foto-röportajını yaptıAra Güler, 1971'de Lord Kinross'un 'Hagia-Sophia' (Ayasofya) kitabının fotoğraflarını çekti. Yine Skira yayınevince Picasso'nun 90. yaş günü için yayımlanan 'Picasso Metamorphose et unite' adlı kitap için Picasso'nun foto-röportajını üstlendi.Paris Ulusal Kitaplık'ta 1972'de sergisi açılan Güler, 1975'te ABD'ye davet edildi ve birçok ünlü Amerikalının fotoğraflarını çektikten sonra 'Yaratıcı Amerikalılar' adlı sergisini dünyanın birçok kentinde sergiledi. Aynı yıl Yavuz Zırhlısı'nın sökülmesini konu alan 'Kahramanın Sonu' adlı bir belgesel film çeken Güler, 1979'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 'Foto Muhabirliği' dalında birinci oldu.Fotoğraflarının bir kısmı 1980'de Karacan Yayıncılığın 'Fotoğraflar' adlı kitabında basılan Güler, 1986'da Hürriyet Vakfınca basılan Prof. Abdullah Kuran'ın yazdığı 'Mimar Sinan' kitabını fotoğrafladı. Aynı kitap 1987'de 'Institute of Turkish Studies' tarafından İngilizce olarak yayımlandı. 1989'da 'Ara Güler'in Sinemacıları' kitabı basıldı.Ara Güler, 1991'de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) 'The Sixth Continent' adlı kitabını fotoğrafladı.Dünyayı gezerek foto röportajlar yapan ve bunları Magnum Ajansı ile dünyaya duyuran Ara Güler, İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi birçok ünlü kişi ile röportajlar yaptı ve fotoğraflarını çekti.Ara Güler'in yıllarca üstünde çalıştığı Mimar Sinan yapıtlarının fotoğrafları, 1992'de Fransa'da, ABD ve İngiltere'de 'Sinan, Architect of Soliman the Magnificent' adlı kitapta yayımlandı.Aynı yıl 'Living in Turkey' adlı kitabı İngiltere, ABD ve Singapur'da 'Turkish Style' başlığıyla, Fransa'da 'Demeures Ottomanes de Turquie' adıyla yayımlandı. 1994'te 'Eski İstanbul Anıları', 1995'te 'Bir Devir Böyle Geçti', 'Yitirilmiş Renkler ve Yüzlerinde Yeryüzü' fotoğraf kitapları yayımlandı.Ara Güler'in fotoğrafları Paris Ulusal Kitaplık'ta, ABD'de Rochester Georg Eastman Müzesi'nde, Nebraska Üniversitesi Sheldon Koleksiyonu'nda bulunuyor. Güler'in fotoğrafları Köln Mueseum Ludwing'de Das Imaginare Photo Museum'da sergileniyor.Arşivinde 2 milyonu aşkın fotoğraf bulunan Ara Güler'in ödülleri arasında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü de bulunuyor.'Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu hatırlanmalı'Ara Güler ile 1999 yılında çıkan kitabı 'Terra Magica'nın fotoğraflarını bir gün boyunca birlikte seçtiklerini ve ondan sonra samimiyetlerinin arttığını kaydeden Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar, daha sonraları hem Ara Cafe'de hem de bir çok jüride karşılaşarak samimiyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Ara Güler'in 21. yüzyılın ilk yıllarında, amatör ya da profesyonel, sanatçı ya da onun deyimiyle foto muhabiri olan tüm fotoğrafçıları derinden etkilemiş olan büyük usta olarak tanındığını dile getiren Keribar, şöyle devam etti:'Ara Güler fotoğrafı siyah beyaz olarak benimseyen biriydi. Çektiği fotoğrafları daha etkili kılmak için rengin kullanılması belki de çok gerekmiyordu. Fotoğraflarındaki vazgeçilmez, belki de tarzının en çarpıcı noktası olan insan faktörü. Ara Güler'in eserlerini bilen ve tanıyan kişiler, bana hak vereceklerdir. Onun geniş arşivinde pek az manzara fotoğraflarına rastlarsınız. Belki Afrodisias gibi ören yerlerinde ve buna benzer yerlerde çektiği fotoğrafları unutulmamalı. Kompozisyonlarında çoğu zaman ana konu insan ve yaşamdır. Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafçısı olduğunu hatırlanmalı. İstanbul'u belgelemesi, 60 yıllık deneyiminde tüm fotografçıları ve elbette de beni çok etkilemiştir. Manzara ya da sokak fotoğraflarında, tarihi eser ya da seyahat fotograflarında insan ve yaşam bulundurmak birçoğumuzun en büyük arzusu, hatta tutkusu haline gelmiştir. İnsansız ya da yaşamsız fotoğraf bizleri yeteri kadar tatmin etmemekte. Bu tutkuyu bizlere aşılayan fotoğrafçı Ara Güler'dir.'Ara Güler ile 1986-88'li yıllarda Tarlabaşı yıkımları başladığında karşılaştıklarını anlatan Keribar, 'Olayı fotoğraflamak için oraya gitmiştim. Ve fotoğrafçı olarak sadece Ara Güler'e rastlamıştım. İkimizden başka fotoğrafçı olmamasından yakınıyordu. O günden sonra Ara Güler beni gerçek bir fotoğrafçı olarak gördüğünü hep söyler, eski günlerde birbirimize rastladığımızı her görüşmemizde de hatırlatırdı.' şeklinde konuştu.'Fotoğrafçılığın saygın bir meslek haline gelmesini ona ve onun izinden gidenlere borçluyuz'Ara Güler'in fotoğrafta yeniliklere pek açık sayılmadığını vurgulayan Keribar, şunları kaydetti:'O kendi tarzına hep sadık kaldı, ama en iyisini yaptı. Fotoğraflarda müdahaleyi hiç sevmezdi. Fotoğrafı sanattan çok, deneyimli bir ustalık işi olarak görürdü. Aslında dijital fotografçılığın getirdiği kolaylıklara ve bu yeni sisteme alışması da zaman almıştı. Dünyaca ünlü kişilere büyük zorluklarla ulaşıp portrelerini çekerek ününe ün katmayı başarmıştı. Önce Hayat, ardından Life dergisi için çektiği fotoğrafları, kendisini tüm dünyaya büyük bir fotoğrafçı olarak tanınmasını sağlamıştı. Ara Güler'in hayatından ve kariyerinden ders alınması gereken çok şeyler bulabiliriz. Fotoğrafçılığın saygın bir meslek haline gelmesini ona ve onun izinden gidenlere borçluyuz.''Ara Güler satırlara sığdırılamaz'Ara Güler ile usta çırak ilişkisi yürüten Milliyet Gazetesi Foto Muhabiri Ercan Arslan da, 1996 yılında, Güler'in dostu Josef Koudelka ile ilgili bir kitap almak için Beyoğlu'ndaki ofisine gittiğini anlatarak, 'Bu tanışma daha sonra foto muhabirliğini üzerinden, İstanbul'u, sohbeti ve sofrayı paylaştığımız usta-çırak bağlamında yol arkadaşlığına dönüştü. Ölümüne kadar süren 22 yıllık yol arkadaşlığımızda Ara Güler ile farklı kuşaklardan iki foto muhabiri olarak, yurt dışı ve yurt içinde ortak sergilere, televizyon, gazete röportajlarına katıldık. Birlikte proje yaptık.' ifadelerini kullandı.Hakkında sayısız röportaj, tez, kitap yazılan ve belgeseller çekilen Ara Güler'in satırlara sığdırılamayacağını kaydeden Arslan, 'Ara Güler deklanşör sesi ile yaşayan, bu ülkenin görsel hafızasına en büyük katkıyı sunmuş bir kültür sanat adamıdır. Aynı zamanda o bu ülkenin milli bir değeridir. Fotoğrafın dışında sohbeti, muhabbeti güzel iyi bir hikaye anlatıcısıydı Ara Güler.' dedi.'Foto muhabirlerinin ürettikleri gelecekte arkeolojik kazı alanı olacak'Belgesel foto muhabirlerinin ürettiklerinin gelecekte arkeolojik kazı alanı olacağını düşündüğünü vurgulayan Arslan, şöyle devam etti:'Ara Güler'in fotoğraflarının da bu açıdan çok kıymetli olduğunu fotoğraflarının onu ölümsüz yapacağını söyleyebilirim. Ara Güler bir fotoğrafçının yaşayabilmesi için müzesinin olmasının şart olduğuna söylerdi. Müzesinin kurulması bu anlamda çok kıymetlidir. Kendisiyle Milliyet için yaptığım bir röportajda, Beyoğlu'ndaki müze bittiğinde 'O binanın duvarlarında benim sesim nefesim olacak. İnsanlar fotoğrafa bakıp konuşacaklar ve ben olanları duyacağım' dedi. Ara Güler artık sevdiği dostlarının yanında gerçek dünyada. Onunla fotoğrafları üzerinden konuşmak isterseniz konuşun o sizi duyacaktır.'Güler'in zaman zaman 'kimseyi yetiştirmedi' diye eleştirildiğine dikkati çeken Arslan, 'Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. 'Ben foto muhabiriyim' diyerek foto muhabirliğine değer katmıştır. Onun masasında foto muhabirlerinin yeri hep vardı ve kıymetliydi. Ben ona; 'Usta ben Ara Güler olmak değil ama Ara Güler gibi kendi dönemini yansıtan bir foto muhabiri olmak istiyorum' derdim. Üzerimde emeği çoktur ve ustamdır.' dedi.
Mobil Ekipler 21 Bini Aşkın Çocuğu Sokaktan Kurtardı
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki mobil ekipler sokakta çalıştırılan, dilendirilen ve eğitim hayatına katılamayan 21 bin 713 çocuğun bu ortamdan kurtarılmasını sağladı. AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlık, 'Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı' çerçevesinde, 'çocuk işçiliğine sıfır tolerans' ilkesiyle yürüttüğü çalışmaları etkin bir şekilde sürdürüyor. Son iki yılda mobil ekiplerin sayısını 81 ilde yaygınlaştırarak 139'a çıkaran Bakanlık, ekipler aracılığıyla özellikle dezavantajlı bölgelerde sokakta çalıştırılan, dilendirilenler ile okul devamsızlığı olan, ihmal veya istismara uğrama, suça yönelme gibi riskleri bulunan binlerce çocuğun yaşamına dokundu. Uzmanlardan oluşan ekiplerin 81 ilde sokaklarda yürüttüğü çalışmalarla bugüne kadar toplam 21 bin 713 çocuğa ulaşıldı. Çocuklar ve aileleri kendilerine uygun sosyal hizmet modelleriyle buluşturuldu. 5 bin 877 aileye çocukları için Sosyal ve Ekonomik Destek sağlandı Bakanlığın verilerine göre, mobil ekiplerin çalışmaları sonucunda ağırlıklı olarak maddi imkansızlıklar nedeniyle sokaklarda çalışmaya itilen ve bu nedenle eğitim hayatları sekteye uğrayan çocukların Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmetinden yararlanması sağlandı. Bu çerçevede toplam 5 bin 877 aileye çocuklarını düzenli olarak okula göndermeleri ve sokakta çalıştırmamaları koşuluyla SED hizmeti verilmeye başlandı. Ayrıca eğitim çağını tamamlayan çocukların mesleki eğitime yönlendirilmesi, madde bağımlılığı bulunanların tedavilerinin yapılması, çocukların sokaktan çekilerek psikososyal destek hizmetlerinden yararlandırılması amacıyla toplam 13 bin 129 çocuğun ailesine rehberlik hizmeti verildi. Eğitimden kopan 1836 çocuk okula döndüMobil ekipler çocukların yanı sıra ailelerinin de sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerden yararlanabilmesine imkan tanıdı. Çalışmalarla 5 bin 487 çocuk hakkında eğitim, rehberlik ve danışmanlık tedbirleri alındı. Eğitim çağında olan ama sokakta çalıştırıldığı için okula devam etmediği saptanan 1836 çocuk da okuluna döndürüldü.Okulların rehberlik birimleriyle eşgüdüm içerisinde hareket eden Bakanlık uzmanları, bu durumdaki çocukların okula devam edip etmediğini, eğitim ve okul başarılarını düzenli olarak takip ediyor. 504 çocuk devlet korumasına alındı Çocuklar ve ailelerine yönelik incelemeler kapsamında, ekonomik yoksunluğun haricinde farklı risklerle karşı karşıya olduğu tespit edilen 504 çocuk Bakanlığa bağlı kuruluşlarda koruma ve bakım altına alındı. 891 çocuğun ailesi hakkında adli işlem başlatıldı Çalışmalarında çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik aileleriyle de görüşülüyor ve incelemeler sonucunda ihtiyaç duyulan destek mekanizmalarının uygulanması sağlanıyor. Mağduriyeti giderilen çocuklar benzer sıkıntıların tekrarlanmaması, gelişimlerinin izlenmesi amacıyla aile ve okul ortamında düzenli takip ediliyor. Ailelere de çocuklarını sokakta çalıştırmalarının suç olduğu hatırlatılarak bunun tekrarlanması durumunda haklarında hukuki işlem başlatılacağı uyarısında bulunuluyor. Bakanlığın verilerine göre, bugüne kadar yapılan takipler sonucunda 891 çocuğun ailesi hakkında adli işlem başlatıldı.
Gaziantep'teki Camilerden Hırsızlık Yapan Zanlı Güvenlik Kamerasında
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in Şehitkamil ilçesindeki 2 camide gerçekleşen hırsızlıklar, güvenlik kameralarına yansıdı.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, polis ekiplerince Kayaönü Mahallesi'ndeki bir camide 22 musluğu ve Selimiye Mahallesi'ndeki başka camiden de 2 güvenlik kamerasının çalınmasına ilişkin çalışma başlatıldı.Polis ekiplerinin yaptığı araştırma ve incelemenin ardından hırsızlığı gerçekleştirdiği iddiasıyla yakalanan şüpheli tutuklandı.Bu arada, camilerde yaşanan hırsızlık anları da güvenlik kameralarına yansıdı. Kayıtlarda, camiye gelen kişinin su vanasının bulunduğu kutunun kilidini kırması ve güvenlik kameralarının çalınması yer alıyor.
Reklam
"Gel Gör Beni Aşk Neyledi" Oyunu İlk Kez Esenler'de Sahnelendi
İSTANBUL (AA) - Yakaza Tiyatrosu, Hale Canat Cürgül'ün kaleme aldığı 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi' adlı yeni oyununu, Esenler Belediyesi Yunus Emre Kültür Sanat Sezonu'nda ilk kez İstanbullu tiyatroseverlerle buluşturdu.Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi'nde sahnelenen oyunda Birol Cürgül, Fatih Mehmet Koç, Erol Karaduman ve M. Sefa Güvenir rol aldı. Yakaza Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Birol Cürgül, etkinliğin sonunda yaptığı konuşmada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle tiyatro salonlarının kapalı kaldığına işaret ederek, 'Tiyatro salonlarının yeni yeni hareketlenmeye başladığı bu dönemde, alınan bütün önlemlerle birlikte bizlerle buluştuğunuz için çok teşekkür ediyoruz.' dedi. Hakkı Demir Anadolu İmam Hatip Lisesi musiki topluluğu ise Yunus Emre ilahilerini oyun içerisinde canlı olarak seslendirdi. Daha önce Bana Mahşeri Anlat, Yanık Devrem, Bir Kuyu Üç Yusuf oyunlarını izleyiciyle buluşturan Yakaza Tiyatrosu’nun yeni oyunu 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi', Yunus Emre'nin Hacı Bektaş-ı Veli dergahında başlayan, Tabduk Emre'nin gönül ikliminde kemale eren manevi yolculuğundan kesitler sunuyor.
Bağdat'ta Haşdi Şabi Yanlıları Kdp Binasını Bastı
BAĞDAT (AA) - Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir grup Haşdi Şabi taraftarı, Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisinin (KDP) binasını bastı.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Haşdi Şabi yandaşı bir grup, eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’nin milis yapıyla ilgili sözlerinden dolayı KDP Bağdat bürosunu bastı. Eylemciler, Zebari ve KDP aleyhine sloganlar attı. Binadan siyah dumanların yükseldiği de görüldü. KDP üyesi Zebari, katıldığı bir televizyon programında, 'Başbakan Mustafa el-Kazımi, Yeşil Bölge’yi Haşdi Şabi milislerinden temizlemeli.' ifadelerini kullanmıştı.Kürt yetkilinin sözleri Haşdi Şabi siyasi kanadının tepkisini çekmişti.Haşdi Şabi nedir? Haşdi Şabi, terör örgütü DEAŞ'ın 2014'te Musul'u ele geçirmesi ardından Iraklı farklı milis güçlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Haşdi Şabi'nin büyük bölümü Şii milislerden oluşuyor ancak bünyesinde az sayıda Sünni gruplar da var.Milis yapı içindeki örgütlerin büyük bölümünün İran'la yakın ilişkileri bulunuyor.
Reklam
Eski Meksika Savunma Bakanı, ABD'de "Uyuşturucu Kaçakçılığına Yardım Etmekle" Suçlandı
ANKARA (AA) - Eski Meksika Savunma Bakanı Salvador Cienfuegos, ABD'nin New York kentinde yargılandığı davada, 'uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle' suçlandı.Savcılık, Cienfuegos hakkında hazırladığı iddianamede, eski bakanın 2012-2018'de görev yaptığı dönemde, 'H-2' adı verilen uyuşturucu şebekesinin ABD'ye yasa dışı yollardan uyuşturucu madde sokmasına ve bu ticaretten elde edilen kara paranın aklamasına yardımcı olduğunu ileri sürdü.Los Angeles'ta tutuklanan 72 yaşındaki Cienfuegos'un uzaktan bağlantıyla katıldığı New York'taki duruşmada savcılık, iddialara kanıt olarak eski bakanın suç şebekesinin elebaşlarından biriyle yaptığı cep telefonu yazışmalarını gösterdi.Savcılık, generalin rüşvet karşılığında şebekeye yönelik askeri operasyonları engellediği, onun yerine rakip suç şebekelerine yönelik operasyonlar yaptırdığı, şebeke liderlerinin hükümet ve bürokrasi içindeki yetkililerle bağlantı kurmasını sağladığını savundu.Öte yandan, Cienfuegos'un şebeke üyelerine kendilerine yönelik adli soruşturma ve polis operasyonları hakkında önceden bilgilendirdiği, adli makamlar ve güvenlik güçleriyle iş birliği yapan tanık ve muhbirlerin kimliklerini ifşa ettiği iddia edildi.İddianamede H-2 uyuşturucu şebekesinin ABD'de Los Angeles, Las Vegas ve Ohio kentlerinde, Minnesota, North Carolina ve New York eyaletlerinde uyuşturucu dağıtımı için hücreler kurduğu, şebeke üyelerinin Meksika'da silah kaçakçılığı, cinayet, işkence ve rüşvet gibi onlarca suç işlediği belirtildi.Cienfuegos hakkında geçen yıl 14 Ağustos'ta New York'taki Doğu Bölge Mahkemesi'nde dava açılmıştı. Eski bakan, önceki gün ailesiyle Los Angeles'a geldiğinde ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesinin (DEA) talebi üzerine gözaltına alınmıştı.Cienfuegos'un suçlu bulunması halinde en az 10 yıl hapisle cezalandırılması bekleniyor.
Samsun'da Kaçakçılık Operasyonunda 2 Şüpheli Yakalandı
SAMSUN (AA) - Samsun'da kaçakçılıkla mücadele kapsamında düzenlenen operasyonda 2 zanlı gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, kaçakçılıkla mücadele faaliyetleri kapsamında çalışma yürüttü.Ekipler, İlkadım ilçesi İlyasköy Mahallesi'ndeki bir depoya operasyon düzenledi.Depoda yapılan aramada, doldurulmuş 51 bin 200 makaron sigara, kaçak 5 bin 625 sigara sarma kağıdı, paketler halinde sahte bandrollü 66 kilogram nargile tütünü, farklı markalarda faturasız 3 bin 462 1180 sigara tabakası ile sigara yapımında kullanılan çeşitli malzemeler ele geçirildi.Operasyonda A.T. ve B.A. gözaltına alındı.
Edirne, Çanakkale Ve Tekirdağ İçin Sağanak Uyarısı
ANKARA (AA) - Edirne, Çanakkale ve Tekirdağ çevrelerinde görülecek sağanak ve gök gürültülü sağanağın yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan uyarıya göre, bugün kuzeybatı kesimlerde görülecek sağanak ve gök gürültülü sağanağın başta güney ilçeleri olmak üzere Edirne, Tekirdağ'ın merkez ve batı ilçeleriyle Çanakkale çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.Sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar, dolu, hortum oluşum riski, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.
Reklam
Güncelleme 2- İstanbul Merkezli 8 İlde Kaçak Nargile Tütünü Operasyonu: 54 Gözaltı
İSTANBUL (AA) - İstanbul merkezli 8 ilde düzenlenen kaçak nargile tütünü operasyonunda 54 kişi gözaltına alınırken, piyasa değeri 9 milyon lira olan kaçak nargile tütünü ile çok sayıda imalatta kullanılan malzeme ele geçirildi.İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 6 aylık izleme çalışmalarının ardından İstanbul merkezli olmak üzere Adıyaman, Bursa, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kocaeli ve Tekirdağ illerinde örgütlü olarak kaçak nargile tütünü faaliyetleri belirlenen şüphelileri yakalamak için operasyon başlattı.Önceden belirlenen adreslere eş zamanlı baskın düzenleyen ekipler, içerisinde örgüt liderinin ve 22 yöneticisinin de bulunduğu 54 kişiyi gözaltına aldı.Ayrıca operasyon kapsamında 24 ton 544 kilo gram satışa hazır kaçak nargile tütünü, 5 adet makarona basılı kaçak sigara, 282 elektronik sigara, 415 elektronik sigara likiti, 2 ton kalın kıyılmış tütün, 16 bin 850 litre gliserin ve aroma, 1 milyon 499 bin 255 paketleme poşeti, 9 bin 420 boş paket, 36 bin 23 marka etiket, 26 bin 115 paketleme poşeti, 9 bin 509 paketleme poşeti, 39 bin 564 şeffaf poşet, 560 jelatin, 12 elektronik hamur yoğurma makinesi, 12 elektronik kıyma makinesi, 18 elektronik poşet vakumlama makinesi, 7 adet elektrikli poşet yapıştırma makinesi, 1 harç mikseri, 3 elektronik makaron doldurma makinesi, 38 kantar ve hassas terazi, 52 kilogram renklendirici toz, 685 kilogram toz şeker, 180 litre şerbet, 2 kompresör, 1 jeneratör, 27 tüp, 15 ocak ve13 kazan ele geçirildi. Operasyonla 9 milyon liralık kamu zararının önüne geçildiği belirtildi.
Aliyev: 'Bu Namert Hareketler Azerbaycan Halkının İradesini Kıramayacak'
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ulusa sesleniş konuşması yaptı. 'Bu namert hareketler Azerbaycan halkının iradesini kıramayacak' diyen Aliyev, 'Biz hiçbir zaman sivillere saldırmayacağız. Ermenistan'a savaş meydanında cevap vereceğiz' ifadelerini kullandı. Aliyev, Fuzuli şehrinin işgalden kurtarıldığını açıkladı.
Sakarya'da Trafik Kazasında Yaralanan Yunus Polisi Şehit Oldu
SAKARYA (AA) - Sakarya'nın Erenler ilçesinde, Yunus ekibinin kullandığı motosiklet ile yolcu minibüsünün çarpışması sonucu yaralanan 2 polis memurundan biri tedavi gördüğü hastanede şehit oldu. Alınan bilgiye göre, önceki gün Yunus ekibinin 'dur' ihtarına uymayan aracı kovaladığı sırada yolcu minibüsüyle çarpışması sonucu motosikletten düşüp yaralanarak hastaneye kaldırılan polis memurlarından Mehmet Tekcan, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vücudunda kırıklar bulunduğu belirtilen Özkan Aslan'ın ise tedavisi devam ediyor. Öte yandan, 'dur' ihtarına uymayan aracın yerini belirleyen ekipler, sürücü, yanındaki şüpheli ile motosikletli ekibin çarpıştığı minibüsün şoförünü gözaltına almıştı.Araçla kaçan 2 şüphelinin ehliyetlerinin olmadığı ve kullandıkları aracın trafikten men edildiği öğrenilmişti.
Reklam
Şırnak'ta Etkisiz Hale Getirilen PKK'lı Terörist Sayısı 3'E Yükseldi
ANKARA (AA) - İçişleri Bakanlığı, Yıldırım-13 Bestler Dereler Operasyonu kapsamında Şırnak'ta etkisiz hale getirilen PKK'lı terörist sayısının 3'e yükseldiğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Yıldırım-13 Bestler Dereler Operasyonu kapsamında, Şırnak Cudi Dağı bölgesinde, İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Komando ve Jandarma Özel Harekat (JÖH) birliklerince devam eden Hava Kuvvetleri destekli operasyonda, 1 silahlı teröristin daha etkisiz hale getirildiği belirtildi. Bölgede operasyonun sürdüğü ifade edilen açıklamada, Şırnak Cudi Dağı bölgesinde etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3'e yükseldiği kaydedildi.
"Edebiyat Dünyasının Dervişi : Nuri Pakdil"
İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA BULOVALI- Edebiyat dünyasına adını altın harflerle yazdıran mütefekkir, şair, deneme ve oyun yazarı Nuri Pakdil, vefatının birinci yılında anılıyor. Kahramanmaraş'ta 1934'te dünyaya gelen Pakdil, ailesinin tavrı nedeniyle eğitim hayatını aralıklarla sürdürdü. İlkokuldan itibaren yazmaya başlayan Pakdil, ortaokulda iken tanıştığı 'Büyük Doğu' dergisiyle hem düşünce ve hem de yazı macerasına ivme kazandırdı.Ailesinin okumasını istemediğini 'Bir Yazarın Notları'ndaki yazısında dile getiren usta edebiyatçı, bu durumu şöyle anlatmıştı:'İlkokulun öğretisiyle, annemin babamın öğretisi kanlı bıçaklı savaş halinde miydi birbiriyle? Ama evimize kimi günler oturmaya gelen o çok sevdiğim bayan öğretmenimi, annem de çok sevmez miydi? Annem, bazen bu öğretmenimle de gözyaşları içinde konuşmaz mıydı? Şu ilkokul, hep düğüm atılan acayip bir iplik miydi? Annem, babam ilkokuldan, genelde, tüm okullardan neden bu denli tiksiniyordu? Başka kentlerde de var mıydı ilkokulu, genelde tüm bu okulları özdeş bir duyguyla gören anne babalar?'Lise yıllarında 'Hamle' dergisini çıkardıOrtaokula 3 yıl gecikmeli başlayan Pakdil, 1954 -1955 yıllarında Maraş Lisesi'nde okurken, beraber eğitim gördüğü iki arkadaşı ile birlikte 'Hamle' isimli edebiyat dergisini çıkardı. Bu küçük lise dergisi Ankara'dan İstanbul'a birçok yazarın ve şairin dikkatini o dönem çekmişti.Nuri Pakdil, Maraş Lisesi'nin ardından İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Kahramanmaraş'ta çıkan 'Demokrasiye Hizmet' ve 'Gençlik' gazetelerinde de yazıları yayınlanan Pakdil, bir süre 'Yeni İstiklal' gazetesinde sanat sayfaları düzenledi.Üniversite yıllarında aralarında Sezai Karakoç ve Necip Fazıl Kısakürek'in de bulunduğu edebiyatçı, sanatçı birçok düşünürle yakın ilişki kuran Pakdil, askerlik görevini Bitlis'te tamamladı.Pakdil, üniversite eğitiminden sonra 1965'te bir bakanlıkta hukuk müşaviri olarak göreve başladı. Daha sonra Devlet Planlama Teşkilatında 1967'de çalışan Pakdil, bu görevinden de ayrılarak kendini yazarlığa verdi.Yedi Güzel Adam ile Edebiyat dergisini çıkardı Nuri Pakdil, edebiyat hayatı boyunca 'Büyük Doğu' ve 'Diriliş' dergileriyle de güçlü bağlar kurdu. Bu dergilerin çevresinde ayrıca çok sayıda yeni şair ve yazar yetişti. Pakdil, Diriliş dergisinin yayına ara verdiği ve bir daha basılıp basılmayacağının belli olmadığı dönemde, Türk edebiyatında 'Yedi Güzel Adam' olarak bilinen ekipten Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt ve Akif İnan ile 'Edebiyat' dergisini yayınlamaya başladı. 'Sabır üssü' olarak tanımladığı 'Edebiyat' dergisi, 1969'un Şubat ayından 1984 Aralık'a kadar aylık olarak okuyucuyla buluştu. Pakdil, dergide yazanlara müstear isimler takmakla meşhurdu. Kendisinin de dergide 16 farklı ismi bulunan Pakdil, en çok 'Ebubekir Sonumut' adını kullandı.Pakdil, bu süreçte 1972 yılında Edebiyat Dergisi Yayınları'nı kurdu. Bu yayınların ilk kitabı Pakdil'in 'Batı Notları' oldu. Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan 1972-1984 yılları arasında 18'i kendisinin, 27'si yazar arkadaşlarının olmak üzere 45 kitap yayımladı.'Edebiyat' dergisinin çevresinde çok sayıda yeni şair ve yazar yetişti. Dergi ayrıca Orta Doğu'daki edebiyat ile İslamcı düşüncenin gelişiminden Türk edebiyat çevrelerini de haberdar etti. Dergi, aralıklarla 159 sayı çıkarıldı. Yayına son verdiği 1984 sonunda derginin elinde olan bütün sayılarını ve Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan çıkan bütün kitaplarını dağıtan Pakdil, bunun için Ankara'daki birçok öğrenci yurduna haber verdi. 1984 yılına kadar 18 kitap çıkardıPakdil, 1984 yılına kadar 'Biat', 'Batı Notları', 'Bir Yazarın Notları', 'Anneler ve Kudüsler', 'Klas Duruş', 'Edebiyat Kulesi', 'Bağlanma', 'Sükut Suretinde'nin de aralarında olduğu 18 kitap çıkardı.Devlet Planlama Teşkilatındaki görevine 1988'de tekrar geri dönen usta şairin bundan sonraki çalışma yaşamı burada geçti ve 1999 yılında emekliye ayrıldı. Pakdil, 28 Şubat 1997'den itibaren Edebiyat Dergisi Yayınları aracılığıyla da yeniden kendi kitaplarını yayınlamaya başladı.Nuri Pakdil 'in 'Otel Gören Defterler' başlıklı 6 kitaptan oluşan deneme serisi 1997'den itibaren okuyucuyla buluştu. Uzun bir dönem otellerde yaşayan Pakdil, bu seride inzivaya çekilmiş bir yazarın tahlillerini, sorgulamalarını ve kendisiyle hesaplaşmalarını kaleme aldı.Edebiyat dünyasının dervişi olarak da gösterilen Pakdil hakkında Hüseyin Su, şu değerlendirmeyi yapmıştı:'Düşüncelerinden diline, biçiminden en küçük ayrıntılarına, hep korumaya çalıştığı hassasiyetlerinden ilkelerine, ayaklarını bastığı yerellikten evrensel sanat, edebiyat, düşünce ve siyaset açısına dek daha birçok kendine özgü özelliklerle kurduğu yapısı ile Edebiyat Dergisi, 1960'lı yıllardan günümüze, yeni, farklı ve aykırı bir çıkartmadır. Edebiyat dergisinin karakteri ile Nuri Pakdil'in karakteri birebir örtüşür. Edebiyat Dergisi, Nuri Pakdil'in manevi şahsiyetine mündemiçtir. Edebiyat, hiç kuşkusuz bir ocak dergidir. Ocağın sağaltıcı, terbiye edici manevi gücü ise Pakdil'in inanç ve düşüncelerinin manevi bir rabıta yoluyla okuyucuya, yazara, yazıya ve bütünüyle ortama ve hayata sirayet edişi ile gerçekleşir. Edebiyat dergisinin, bu dergide yazan yazarların yazınsal çabalarının, dost ve okuyucuların derginin yazınsal eylemine katılımının ve kitap yayınlarının genel bağlamı işte bu ilişkinin anlamındadır...'Kitaplarıyla deneme türünün ustaları arasında yer aldıNuri Pakdil, Paris izlenimlerinden oluşan, Batı insanını yeni bir yaklaşım ve söylem ile anlattığı ilk kitabı Batı Notları'yla da büyük ilgi topladı. Bu eserini izleyen 'Biat', 'Bir Yazarın Notları' ve diğer kitaplarıyla deneme türünün ustaları arasında yer aldı. Yazarın 'Bağlanma' adlı kitabı da birçok açıdan onun ve Edebiyat Dergisi'nin edebiyat ve düşünsel bağlamının anlaşılabilmesi için manifesto niteliğindeydi. Hem Orta Doğu hem Batı edebiyatından yaptığı şiir ve düşünce yazısı çevirileriyle edebiyat dünyasında farkını ortaya koyan Pakdil, 'Bir Yazarın Notları' adlı eserinde amacını 'İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!' cümlesiyle özetlemişti.Eserlerinde 'emek, emperyalizm, devrim' gibi kelimelere de yer veren Pakdil, verdiği röportajlarda kendisini 'Ben, antikapitalist, antifaşist, antinazist, antisiyonist, antisosyalist ve en önemlisi de Türkiye özelinde olmak üzere antifiravunist bir bilince ve iradeye sahip devrimci bir yazarım.' diye tanımladı.'Benim için yazı yazmak bir bakıma savaşmak demektir'Pakdil, devrimciliğinin temelini, İslam'a olan sarsılmaz bağlılığının oluşturduğuna da her zaman sözleriyle dikkati çekerek, şu ifadeleri kullanmıştı:'İslam dini kıyamete kadar sürecek sürekli devrim anlayışını öngörür. Yeryüzünde zulüm, haksızlık, adaletsizlik var olduğu sürece, bu zulmün, bu haksızlığın, bu adaletsizliğin kaynağı olan egemen güçlerin yok edilmesi için, Müslümanların devrimci mücadelesi de sürecektir. Kirli mülkiyete karşı, kara siyasaya karşı devrimci savaş kesintisiz sürecektir. Çünkü İslam dini bunu öngörmektedir. İslam dini özgürlükçüdür, ilericidir, devrimcidir, bağımsızdır, sömürünün her biçimine karşıdır, başta anamalcılığa karşıdır, başta yabancılaşmaya karşıdır İslam Öğretisi. İnsanın, yalnızca, 'emeğinin karşılığını yiyebileceğini' vurgular bu din.Benim için yazı yazmak bir bakıma savaşmak demektir. Çünkü yazılarımda, her türlü putçuluğa karşı, her türlü yabancılaştırmaya karşı, her türlü sapmalara karşı vermekte olduğum savaş anlatılmaktadır. Yazılarımda kirli mülkiyet tutkusunun insanı ele geçirmesi anlatılmaktadır. Yazılarım, kapitalizme ve sömürü düzenine karşı bir tepkiyi, bir eleştiriyi ifade etmektedir.'2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü aldıİşindeki titiziliğiyle bilinen Pakdil'in, 33 şiirden oluşan 'Sükut Suretinde' kitabındaki 'Edebiyat' başlıklı dizeleri, 191 kez yazdığı dile getirildi. Kitap kapaklarını da kendisi tasarlayan Pakdil'in, bir kitabın kapağını beğenmeyip defalarca değiştirdiği ve bu yüzden matbaada sabahladığı da bilinirdi.Pakdil, 2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nde, 'edebiyat' dalındaki ödüle, 'yerli düşüncenin egemenliği adına ürettiği özgün eserler, Türk Edebiyatı'na kattığı kelime tercihleriyle dolu estetik anlatım dili ve insanı kalbinden tutmayı öneren değerli fikirlerinden dolayı' değer görüldü. Usta yazar aynı zamanda 2013'te 'Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü'nü, 2014'te de 'Necip Fazıl Saygı Ödülü'nü aldı.Kudüs'üne 81 yaşında kavuştuTürk edebiyatının 'Kudüs Şairi' olarak tanımlanan usta yazar, Kudüs için hissettiği yürek sızısını, 'Yüreğimin yarısı Mekke'dir, geri kalanı da Medine'dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır' ifadeleriyle kaleme döktü.Pakdil'in en çok bilinen şiirlerinden 'Anneler ve Kudüsler' şiiri şu mısralarla hafızalara kazındı:'Tûr Dağını yaşa/ Ki bilesin nerde Kudüs/ Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum/ Ayarlanmadan Kudüs'e/ Boşuna vakit geçirirsin/ Buz tutar/ Gözün görmez olur/ Gel / Anne ol / Çünkü anne / Bir çocuktan bir Kudüs yapar / Adam baba olunca / İçinde bir Kudüs canlanır / Yürü kardeşim / Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin' Nuri Pakdil, 2015'te 81 yaşında geldiğinde Kudüs'e giderek, Mescid-i Aksa'da cuma namazı kıldı ve hayali gerçek oldu.İslam dünyasının Kudüs'e tavrını çok 'trajik' bulduğunu dile getiren Pakdil, 'Zaten İslam dünyası kendi arasında kavgalı durumdadır ve maalesef Kudüs’e yönelme imkanı şu anda gözükmüyor. İslam dünyasının kurtuluşu ancak ve ancak Türkiye’nin ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır. Ben yeryüzündeki İslami hareketin, Türkiye’den başlayacağına inanıyorum. Bu inancı içimde her zaman capcanlı tutuyorum. Türkiye’deki İslami uyanışa büyük önem veriyorum.' demişti.Edebiyat çevrelerinin büyük saygı duyduğu Pakdil, 'Klas Duruş' için gençlere, 'Paraya pula metelik vermemek, adil olmak, insanlarla sıcak ilişki kurmak, çok kitap okumak, bir yabancı dil öğrenmek, geziler yapıp, notlar tutmak ve İstanbul'u tanımaya çalışmak' tavsiyelerinde bulunmuştu. Nuri Pakdil, üst solunum yolları enfeksiyonu nedeni ile kaldırıldığı Ankara Şehir Hastanesi'nde 18 Ekim 2019'da 85 yaşındayken hayatını kaybetti. Usta edebiyatçının cenazesi, Hacı Bayram Veli Camisi'nden kılınan cenaze namazının ardından Taceddin Dergahı'nda defnedildi. Türk edebiyatının usta ismi hakkında yapılmış sempozyum, tez, dergi, kitap ve belgesel çalışmalardan bazıları ise şunlardır:'Hece Dergisi: Edebiyat Dergisi ve Nuri Pakdil Özel Sayısı', 'Dilimin Döndüğünce Sustum -Sıddık Akbayır', 'Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu', 'Yedi İklim Dergisi 58. Sayı: Nuri Pakdil Ustamıza', 'Sükut Suretinde Şerhi-Ali Göçer', 'Nuri Pakdil'de Protest Tavız (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi) - Tuğba Doğan', 'Abdsürd Tiyatro Bağlamında Nuri Pakdil'in Umut Adlı Oyunu Üzerine Bir İnceleme (Makale) - Nilüfer İlhan', 'Nuri Pakdil Belgeseli - TRT', 'Yedi Güzel Adam - TRT (dizi)'Nuri Pakdil'in hayatı boyunca kaleme aldığı 42 eserden bazıları da şunlardır:'Umut (oyun)-1974', 'Harikalar Tablosu (çeviri)-1974', 'Ay Operası (çeviri)- 1975', 'Bağlanma (deneme)- 1979', 'Put Yapımevleri (oyun) -1980', 'Bir Yazarın Notları-I (deneme)- 1980', 'Bir Yazarın Notları-II (deneme)- 1981', 'Edebiyat Kulesi (deneme)- 1984', 'Derviş Hüneri (deneme)- 1997', 'Arap Saati (deneme)- 1997', 'Klas Duruş(deneme)- 1997', 'Osmanlı Simitçiler Kasidesi (şiir)- 1999', 'Bakır Dönemi (oyun) 2014'
Reklam
Samsun'da Narkotik Uygulamasında 11 Şüpheli Yakalandı
SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen narkotik uygulamasında 11 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince kent merkezinde uyuşturucuyla mücadele kapsamında gerçekleştirilen uygulamada, 130 kişi, 17 araç, 4 iş yeri, 4 park ve 3 metruk bina kontrol edildi.Adreslerde ve kişilerin üst aramasında 124,78 gram esrar, 61 uyuşturucu hap, 0,93 sentetik uyuşturucu, 2 tabanca, 23 tabanca mermisi, pompalı tüfek ve 29 pompalı tüfek kartuşu ele geçirildi.Ekipler, 2 şüpheliyi uyuşturucu ticareti yaptığı, 9 şüpheliyi de uyuşturucu kullandığı iddiasıyla gözaltına aldı.Öte yandan uygulama sırasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal ettikleri gerekçesiyle 2 kişiye, amaç dışı bıçak taşıdığı iddiasıyla da bir kişiye idari işlem yapıldı.
Hatay'da Evinin Banyosunda Hint Keneviri Yetiştirdiği Belirlenen Zanlı Yakalandı
HATAY (AA) - Hatay'ın Samandağ ilçesinde, evinin banyosunda Hint keneviri yetiştirdiği tespit edilen şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri Sutaşı Mahallesi'ndeki bir evde uyuşturucu bulunduğu bilgisi üzerine çalışma başlattı.Adrese operasyon düzenleyen ekipler, evin banyosunda saksılara ekili 17 kök, bahçede de bir kök Hint keneviri ele geçirdi.Ev sahibi M.S.İ. gözaltına alındı.
Kahramanmaraş'ta 500 Polisle Düzenlenen Uyuşturucu Operasyonunda 19 Tutuklama
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ta, aralarında özel harekat ekiplerinin de bulunduğu toplam 500 polisin katılımıyla gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 21 şüpheliden 19'u tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta birbirleriyle bağlantılı olarak uyuşturucu temin ederek sattığı belirlenen şüphelileri teknik takibe aldı.Ekipler, çalışma kapsamında drone ve dedektör köpeklerin desteğiyle aralarında özel harekat ekiplerinin de olduğu 500 polisle 19 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. İl Emniyet Müdürü Salim Cebeloğlu'nun yönettiği operasyonda yapılan aramalarda, farklı miktarlarda metamfetamin, esrar ve uyuşturucu hap ile 5 ruhsatsız tabanca, 5 ruhsatsız pompalı tüfek, çok sayıda mermi ve 2 bıçak ele geçirildi.Gözaltına alınan 21 zanlıdan 19'u tutuklandı, 2'si de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Rize'de 10 Kilogram Esrar Ele Geçirildi
RİZE (AA) - Rize'nin Pazar ilçesinde 10 kilo 157 gram kubar esrar ele geçirildi.İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince ilçeye bağlı bir köyde T.K, G.K. ve M.Y'ye ait ev ve eklentilerinde arama yapıldı. Aramada, 10 kilo 157 gram kubar esrar, 2 ruhsatsız av tüfeği, 2 gram Hint keneviri tohumu ile çeşitli aparatlar ele geçirildi. T.K, G.K. ve M.Y'nin gözaltına alındığı olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Reklam