onedio
Grafikli - Kktc Halkı Cumhurbaşkanı Seçiminin İkinci Turu İçin Sandığa Gidiyor
LEFKOŞA (AA) - MUHAMMET İKBAL ARSLAN - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) halkı, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu için yarın sandık başına gidecek.KKTC halkı, ülkede 5 yıl cumhurbaşkanlığı görevini yürütecek adayı belirlemek üzere oy kullanacak.Seçimin ikinci turunda Başbakan ve Ulusal Birlik Partisinin (UBP) cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar ile Cumhurbaşkanı ve bağımsız cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı yarışacak.11 Ekim'de yapılan seçimin ilk turunu Tatar oyların yüzde 32,34'ünü alarak birinci, Akıncı ise yüzde 29,80'ini alarak ikinci sırada tamamladı.İlk turda hiçbir adayın yüzde 50'den fazla oy alamadığı cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kaldı.KKTC'de oy verme işlemi sabah 08.00'da başlayacak ve 18.00'da sona erecek.Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yarın kayıtlı 199 bin 29 seçmenin 738 sandıkta oy kullanabileceğini açıkladı.YSK'nın seçimin resmi olmayan sonuçlarını saat 20.00'a kadar, kesin sonuçları ise 22.00-00.00 arasında açıklaması bekleniyor.Partiler hangi adayı destekleyeceklerini açıkladıCumhurbaşkanı adayları Tatar ile Akıncı, hafta içi KKTC'deki siyasi partileri ziyaret ederek, ikinci tur öncesi vizyonlarını açıkladı ve destek istedi.Seçimin ilk turunda aday çıkaran ya da bir adayı destekleyen bazı siyasi partiler, Tatar-Akıncı yarışında kimin tarafında olacağını açıkladı.Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Parti Meclisi, seçimin ikinci turunda Akıncı'yı destekleme kararı aldı.CTP'de 13 Ekim'de gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısı sonrası alınan karar, yazılı olarak açıklandı.CTP seçimin ilk turunda CTP'nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Tufan Erhürman'ı desteklemiş, Erhürman oyların yüzde 21,71'ini almıştı.HP seçmenini serbest bıraktıHalkın Partisi (HP), seçimin ikinci turunda, seçmenine herhangi bir yönlendirmede bulunmama kararı aldı.14 Ekim'de Parti Meclisi'ni toplayan HP'nin kararını, Genel Sekreter Jale Refik Rogers açıkladı.HP, seçimin ilk turunda Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Kudret Özersay'ı desteklemiş ve Özersay yüzde 5,74 oy almıştı.Demokrat Parti (DP), ikinci turda, Tatar'ı destekleme kararı aldı.DP Parti Meclisi'nin 14 Ekim'deki toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada, seçim gündemiyle toplanan Parti Meclisi'nin önerileri değerlendirdiği ve ikinci turda Tatar'a oy çokluğuyla destek kararı alındığı belirtildi.DP, seçimin ilk turunda, aynı zamanda DP Milletvekili olan Bağımsız Aday Serdar Denktaş'ı desteklemiş ve Denktaş, yüzde 4,17 oy almıştı.Yeniden Doğuş Partisinin (YDP) 14 Ekim'de gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısından da Tatar'a destek kararı çıktı.YDP ilk turda YDP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Aday Erhan Arıklı'yı desteklemiş ve Arıklı yüzde 5,41 oy almıştı.İlk tur 'en düşük katılımlı' seçim olduGeçen hafta yapılan ve 11 adayın yarıştığı cumhurbaşkanlığı seçimi, Kıbrıs Türk siyasi tarihine 'en çok adayın yarıştığı cumhurbaşkanı seçimi' olarak geçmişti.Katılımın yüzde 58,29'da kaldığı birinci tur, aynı zamanda 'en düşük katılımlı cumhurbaşkanı seçimi' oldu.Öte yandan, yüksek mahkeme yargıçlarının sayısının artırılmasını öngören anayasa değişikliği için yapılan halk oylamasında da 'hayır' çıktı.Sandığa giden vatandaşlardan anayasa değişikliği için oy kullananların yüzde 49,87'si 'evet', yüzde 50,13'ü 'hayır' dedi.İkinci tura kalan 4. seçimKıbrıs Türk siyasi tarihinde, bugüne dek 3 cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kalırken, yarın yapılacak seçim 4'üncüsü olacak.Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile KKTC'nin 3'ncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 1995 seçimlerine ikinci tura kalırken, Denktaş ipi göğüsleyen isim oldu.Denktaş ile Eroğlu, 2000'deki seçimde de ikinci tura kalırken, Eroğlu'nun adaylıktan çekilmesi üzerine ikinci tur yapılmadı ve Denktaş'ın zaferi ilan edildi.2015'teki seçimde ise ikinci tura Eroğlu ve Akıncı kalırken, sandıktan Akıncı çıktı.Kovid-19 önlemleri alınacakSeçim, Kovid-19 salgını nedeniyle önceki yıllara göre farklı bir atmosferde geçecek.YSK, halkın oy kullanmaya gelirken kendini güvende hissetmesi için bir dizi önlem alacağını açıkladı.Bu yıl seçim sandıklarında YSK'nın görevlendirdiği toplam 2 bin 658 kişi görev yapacak.Seçmenler, oyunu kullanmak için sandık kurullarının odasına maskeyle girebilecek ve görevliler seçmenlere eldiven verecek.Görevliler, Kovid-19 tedbirlerinin uygulanması ve oy kullanma sırasında yoğunluluk yaşanmamasına dikkat edecek.KKTC'de, 8 Eylül'de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin miting ve kitle toplantıları 1 Ekim'e kadar iptal edilmişti.
Pakistan'da Halkın Çoğunluğu Kovid-19 Önlemlerine İlgisiz
İSLAMABAD (AA) - MUHAMMET NAZIM TAŞCI/MUHAMMED SEMİH UĞURLU - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının son haftalarda artmaya başladığı Pakistan’da halkın büyük bir kısmı hükümetin salgınla ilgili önlemlerine uymuyor.Başta başkent İslamabad olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde halkın çoğu maske takmıyor, el dezenfektanı kullanmıyor ve sosyal mesafe kurallarını hiçe sayıyor. Alışveriş merkezleri, hastaneler ve devlet daireleri gibi maske takmanın zorunlu olduğu yerlerde söz konusu önlemleri takip eden Pakistanlılar, çarşı, pazar, park ve bunun gibi açık alanlarda ise bu uygulamaları göz ardı ediyor.Birçok kişi virüsün Pakistan’da bittiği düşüncesiyle söz konusu kuralları takip etmenin gerekli olmadığını düşünüyor. Rawalpindi'de yaşayan Talaq Han, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19'un varlığına inanmadığını belirterek, 'Koronavirüs sadece söylenti ve zihinsel bir rahatsızlık vermedir. Kovid-19 yoktur.' ifadelerini kullandı. Esnaf Azhar Ahmed ise Kovid-19'un varlığına dünyanın diğer ülkelerinde de var olduğu gerekçesiyle inandığını dile getirerek, 'Kovid-19 eğer sadece Pakistan'da olsaydı inanmazdık. Suudi Arabistan'da var. Mekke ve Medine ziyaretlere kapandı. Bu yüzden koronavirüsün var olduğuna inanıyorum.' diye konuştu.Ahmed, halkın maske kullanmadığını ve ilgili önlemlere uymadığını vurgulayarak, 'Herkes maske kullanmak ve kendi önlemini almak zorunda. Kovid-19 henüz bitmedi ve devam etmekte, bunu kabul etmemiz gerekiyor.' dedi.Test sayısı düşükPakistan’da Kovid-19 vakaları 322 bini aşarken, şimdiye dek 6 bin 600’ün üzerinde kişi yaşamını yitirdi. Ülkede eylül ayının başlarında 200’ün altına düşen günlük vaka sayısı, son haftalarda yeniden 600-800 bandına yükseldi. Öte yandan, Pakistan'da, 222 milyonluk nüfusa rağmen toplam 4 milyon test yapılması Kovid-19’un gerçek durumuna ilişkin şüphelere yol açıyor. 'Vakalar artıyor'Uzmanlar, son haftalarda artan vakaların önlemlere olan ilgisizlik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünüyor. Pakistan Kızılayı Corona Care Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Muhammed Saim bin Said, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Mart ayından bu yana Kovid-19'la mücadele ediyorum. Bu hastanede en üst sayıda Kovid-19 hastasına mayıs ve haziran aylarında şahit olduk. Ağustos ve eylülde vakalarda hızlı bir düşüş gördük. Dün, ülkedeki testlerin pozitif çıkma oranı yüzde 2,37 olarak görüldü. Bu oran en son vakaların azaldığına şahit olduğumuz ağustos ayında bu şekildeydi.” diye konuştu.Said, söz konusu artışın birçok sebebi olabileceğini ifade ederek, 'Fakat bana göre 2 önemli faktör söz konusu. Bunlardan birisi halkın hükümetin belirlediği Kovid-19 önlemlerine uymakta isteksiz olması. İkincisi ise kışın gelmesi ve havaların soğumaya başlaması gibi çevresel faktörler.” şeklinde konuştu.Pakistan halkının Kovid-19’un mayıs ve haziran aylarında nasıl yaşandığını unuttuğunu belirten Said, 'O zamanlar sokağa çıkma yasağı vardı ve insanlar Kovid-19’dan korkuyor ve gerekli tedbirleri takip ediyordu. Fakat şu anda halk bu önlemleri takip etmiyor, kimse maske takmıyor, camilerde bile namaz kılanlar arasında olması gereken mesafe bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.Said, önceden her yerde bulunan dezenfektanların bugün restoran masalarında veya alışveriş merkezi girişlerinde yer almadığını aktararak, 'Bu bence Kovid-19 vakalarının artmasının sebeplerinden bir tanesi. Halkımız ilgili sağlık protokollerini takip etmiyor. Üç önemli kural var. Bunlar el temizliği, sosyal mesafe ve maske takma. Bunları takip etmenin çok zor olduğunu düşünmüyorum.” dedi.
Berlin'de Koronavirüs Test Laboratuvarlarının Kapasitesi Yetersiz
BERLİN (AA) – Almanya’nın başkenti Berlin’in Neukölln İlçesi Belediye Başkan Yardımcısı Falko Liecke, Berlin'de günde 55 bin civarında yapılan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testini hızlı bir şekilde değerlendirmek için laboratuvarların gerekli kapasiteye sahip olmadığını söyledi.İlçedeki gençlik ve sağlık dairesinin müdürlüğünü de yapan Liecke, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Neukölln’de Kovid-19 vakası sayılarının çok arttığını belirtti.İlçede son 7 günde 100 bin kişide 170’in üzerinde yeni vaka görüldüğüne işaret eden Liecke, Kovid-19 bulaşan kişilerle iletişime geçen, bu kişilerin kimlerle temasta olduğunu tespit eden, karantinaya girenlerle ilgilenen ve Kovid-19 konusunda bilgilendirme yapan sağlık birimlerinin büyük yük altında olduğunu kaydetti.Liecke Berlin eyaletinde yoğun şekilde Kovid-19 testlerinin yapıldığını aktararak, 'Berlin’de şu an günde 55 bin civarında Kovid-19 testi yapabiliyoruz. Bu da üst sınırdır. Çünkü testlerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi için laboratuvarların daha fazla kapasitesi yok.' değerlendirmesinde bulundu.Neukölln ilçesinde bulunan test merkezinde sadece belirtileri olanların ve sağlık alanında çalışanların test edildiği bilgisini paylaşan Liecke, 'Test sonucunun alınması en kötü şartlarda 4 gün sürüyor. Bu süre kesinlikle çok uzun. Ancak bunun sebebi sağlık daireleri değil, laboratuvarlardaki sıkıntıdır. Buradaki kapasiteleri genişletmeye çalışıyoruz.' diye konuştu.Liecke, halkı maske takma ve mesafe kurallarına uymaya çağırarak, Neukölln’de yaşayan herkesten, çok kişinin katıldığı etkinliklere katılmaktan kaçınmalarını, kimlerle temasta olduklarını akıllarında tutmalarını ve günlük yaşamda daha dikkatli olmalarını istedi.330 bin nüfuslu Neukölln’de son 7 günde 100 bin kişide 170'in üzerinde yeni vaka tespit edildi. İlçe son dönemde Almanya genelinde Kovid-19 vakalarının yoğun olarak görüldüğü bölgelerin başında geliyor.İlçede geçen hafta okullar 2 haftalık sonbahar tatiline girmeden önce 79 öğrenciye ve 13 öğretmene Kovid-19 tanısı konuldu ve 1854 öğrenci karantinaya alındı.Öte yandan Berlin eyalet yönetimi vaka sayılarının artış gösterdiği eyalette salgının yayılmasını önlemek amacıyla tedbirleri sıkılaştırdı.Buna göre kapalı alanlarda yapılan kutlama ve toplantılara en fazla 10 kişi katılabilecek. Dükkan, lokanta, restoran ve bar gibi işletmeler 23.00-06.00 saatleri arasında kapalı tutulacak. Bu saatler arasında açık olan benzin istasyonlarının alkollü içecek satışı da yasaklandı.Eyalet yönetiminin gelecek hafta Kovid-19 tedbirlerini daha da sıkılaştırması bekleniyor.
Çukurova'nın "Can Suyu" Ceyhan Nehri Kartpostallık Manzaralar Sunuyor
OSMANİYE (AA) - Çukurova'nın bereketli tarım arazilerine 'can suyu' olan, yeşil ve maviyi bir arada bulunduran Ceyhan Nehri, doğal güzelliğiyle görsel şölen sunuyor.Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde doğan ve 500 kilometreyi aşan yolculuğun ardından Akdeniz'e dökülen Ceyhan Nehri, barındırdığı doğal güzelliklerle ilgi çekiyor.Nehrin Osmaniye sınırları içinde kalan bölümünde oluşan adacıklar, yosunlar ve bölgeyi 'barınak' edinmiş onlarca çeşit kuş türü, görenleri büyülüyor.Drone ile görüntülenen Ceyhan Nehri, kartpostallık manzaralar sunuyor.
Gazi Kaleler "Yaşayan Müze" Olacak
ÇANAKKALE (AA) - BURAK AKAY - Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca restorasyonu sürdürülen Seddülbahir ve Bigalı kaleleri, yaşayan müze haline dönüştürülecek.Çanakkale Muharebeleri sırasında 3. Kolordu'nun 'silah tamirhanesi' olarak kullanılan 200 yıllık Bigalı Kalesi ile Çanakkale Boğazı'nın girişini savunmak amacıyla 360 yıl önce Osmanlı Padişahı 4. Mehmet döneminde yaptırılan Seddülbahir Kalesi'ndeki restorasyon çalışmaları devam ediyor.Padişah 4. Mehmet'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından 1659 yılında boğazın girişini savunmak amacıyla yaptırılan Seddülbahir Kalesi, dünya harp tarihine geçen Çanakkale Muharebeleri sırasında 12 top ile savunmaya katıldı. İngiliz ve Fransız gemilerinin henüz bir savaş durumu olmamasına rağmen boğazın girişini koruyan tabyaları 3 Kasım 1914'te bombalamasının ardından ilk şehitlerin verildiği kalede, 2015 yılının haziran ayında başlayan restorasyon çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı.1807 yılında 3. Selim zamanında yapımına başlanan ve 1822'de 2. Mahmut döneminde inşası tamamlanan Bigalı Kalesi'nde ise restorasyon çalışmaları kapsamında, zamanla hasar gören duvarlar yenilenirken, zeminde de temizlik çalışması yapılıyor. Kale içindeki yapıların yıkılmış veya zarar görmüş kısımları da aslına uygun olarak yenileniyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, AA muhabirine, bölgenin çok müstesna topraklar olduğunu söyledi.Yıllar önce büyük mücadelelere sahne olan alanı yeniden ihya etmek için yoğun mesai harcadıklarını anlatan Kaşdemir, şöyle devam etti:'Çanakkale tarihi alanındaki gazi kalelerimizin hepsi bir restorasyon ve yeniden ayağa kaldırma çalışmasına tabi tutulmuşlardı. Ecdadımızdan bize yadigar kalan ne varsa, tarihi alan içinde bizim bunları ele alıp tekrar ihya ederek, ziyaretçilerimize açık hale getirmek gibi bir sorumluluğumuz var. Çanakkale'nin kaleleri de bu anlamda çok meşhurdur. Bunlar gazi kalelerdir. Uzun yıllardan beri de kentimizin muhafızlığını yapmaktadırlar. Özellikle Çanakkale Savaşları'nda hemen hemen hepsi muharip olmuş, savaşa katılarak gazi olmuş, hatıraları çok yüksek olan kaleler.'İsmail Kaşdemir, bu anlamda başta Kilitbahir Kalesi olmak üzere Seddülbahir ve Bigalı kalelerini restorasyon sürecine tabi tuttuklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Kilitbahir Kalesi'ndeki süreç tamamlandı. Şu anda 'kale müze' konseptinde çok beğenilen ve ilgi gören bir kale haline geldi. Seddülbahir Kalesi'nde de restorasyon sürecini tamamladık. Bütçemiz el verdiği sürece Kilitbahir Kalesi'nde olduğu gibi kale müze konseptinde ziyarete açmak istiyoruz. Hedefimiz önümüzdeki yıl iç teşhir ve tanzimini yapmak.'Bigalı Kalesi'nin de gelecek yıl teşhir ve tanzimi tamamlanıp kale müze konseptinde tarihi alanın önemli ziyaret alanlarından biri haline getirileceğini aktaran Kaşdemir, 'Bigalı Kalesi'ni savaş sırasındaki kullanımına uygun şekilde, silah tamirhanesi olarak değerlendirmek istiyoruz. Yani o dönem bir silah tamirhanesinde neler yaşanmışsa, ziyaretçilerin oradaki havayı ve atmosferi teneffüs ederek anlamlandırmasını istiyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. Kaşdemir, bölgedeki tüm kaleleri hem restore ettiklerini hem de içini doldurduklarını hatırlatarak, 'Yani yaşayan müze, yaşayan kale konseptinde inşallah gelen tüm ziyaretçilerimiz, misafirlerimiz görme imkanı bulacak.' dedi.
"Meslek Lisesi Memleket Meselesi" Şiarıyla 11 Ton Dezenfekte Solüsyonu Ve 600 Bin Maske Ürettiler
KIRŞEHİR (AA) - ABDULLAH YILDIZ - Kırşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri yaz tatili ve hafta sonu izinlerinde bile yeni tip koronavirüs (Kovid-19) mücadelesinde aktif görev alarak tonlarca dezenfekte solüsyonu ve yaklaşık 600 bin maske üretti.Kent merkezinde bulunan okulun idarecileri, öğretmenleri ve öğrencileri, 'Meslek lisesi memleket meselesi' sloganıyla mart ayından itibaren Kovid-19 mücadelesinde aktif görev aldı. Kimya ve Bilim Teknolojileri bölümlerindeki 12 öğrenci ile 5 öğretmen, başta okullar olmak üzere resmi kurumlardan fabrikalara kadar ihtiyaç duyulan yerler için gönüllü olarak maske ve dezenfektan üretti.Okulda yaklaşık 7 ayda 600 bin maske, 11 ton dezenfekte solüsyonu, 83 ton yüzey temizleyici ve 5 ton diğer temizlik ürünlerinden üretildi, başta okullar olmak üzere resmi kurumlara ve fabrikalara verildi. Ankara, Nevşehir, Niğde ve Yozgat başta olmak üzere çevre illere de maske ve dezenfektan desteği sağlandı.Okul müdürü Turan Altıok AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını ile mücadeleye marttan itibaren başladıklarını, eğitime ara verildiği dönemde ve yaz tatilinde bile çalışmaları gece gündüz demeden sürdürdüklerini söyledi.Şehrin dezenfektan ve maske ihtiyacını karşıladıkları gibi çevre illerin yardımına da koştuklarını belirten Altıok, öğretmen ve öğrencilerin vardiya usulü tatil ve izin günlerinde de çalışmaya devam ettiğini vurgulayarak şunları kaydetti:'Pandemi ile mücadeleye meslek liselerinin de katkı vermesi gerekiyordu. 'Meslek lisesi memleket meselesi' diye söylüyoruz. Pandemi süresince bu çocuklarımız yaz demeden, cumartesi-pazar demeden çalıştı. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz adeta savaşta askerlere mermi yetiştiren fabrika gibi kimisi maske kimisi dezenfektan üreterek ülkemizin Kovid-19'la mücadelesinde ellerinden geleni yapıyorlar.'Bilişim Teknolojileri Bölümü Şefi Deniz Toksöz de çok sayıda makine ile önce siperli maske üretimine başladıklarını daha sonra cerrahi maske ürettiklerini aktardı. Toksöz, 'Bu mücadelede ne yapabiliriz diye planlama yaparak çalışmalara başladık. Geçen sürede 600 bin maske ürettik. Bu maskeler okullarımıza, sağlıkçılara ve diğer kamu kurumlarına dağıtıldı.' dedi.Maske üretimine katılan 12. sınıf öğrencisi Ayhan Avcı da okul idaresinin çağrısı ile gönüllü olarak üretime katıldıklarını, Kovid-19 ile mücadeleye katkı vermekten mutluluk duyduğunu dile getirdi.Avcı, 'Öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla ülkemizin geçirdiği bu zorlu pandemi sürecine maske atölyemizde üretim yaparak katkıda bulunuyoruz. Yaz tatili, cumartesi-pazar demeden öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla vardiyalı şekilde maske atölyesinde maske yapmaya devam ediyoruz. Hayırlı bir iş yaptığımız için memnunuz. Daha çok çalışarak katkı yapmak istiyoruz.' diye konuştu.
Reklam
Aliyev, Ermenistan'ın Sivillere Saldırmasının Yanıtını Savaş Meydanında Vereceklerini Açıkladı
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, sivil yerleşim birimlerine Ermenistan ordusunca yapılan saldırıların yanıtını savaş meydanında vereceklerini bildirdi.Aliyev, gerçekleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında, faşist Erivan yönetiminin Gence'ye saldırarak bir daha savaş suçu işlediğini belirtti.Gence ve Mingeçevir'e yapılan namert saldırı sonucu Azerbaycanlıların yaşamını yitirdiğini ve yaralandığını hatırlatan Aliyev, saldırıların Azerbaycan halkının iradesini kıramayacağını vurguladı. Erivan yönetiminin sivillere saldırı nedeniyle yargılanması gerektiğini belirten Aliyev, 'Onların yanıtını savaş meydanında veriyoruz. Şehit olan masumların intikamını savaş meydanında alıyoruz ve alacağız. Biz hiçbir zaman sivillere karşı savaşmadık, savaşmayacağız. Biz Ermeni değiliz.' dedi. Azerbaycan ordusunun topraklarını kurtarmak için başlattığı operasyonlarda Ermenistan ordusuna ait çok sayıda silah ve mühimmatı imha ettiklerini vurgulayan Aliyev, 'Bugüne kadar imha edilen ve ele geçiren silahların maliyeti en az 2 milyar dolardır. Fakat yine de silahları var. Sormak gerekir. Onları kim silahlandırıyor? Fakir bir ülkede bu kadar silah ne arıyor? Bugün de onlara kaçak yolla silah gönderiliyor. Biz bu sorulara yanıt istiyoruz.' şeklinde konuştu.Aliyev, Azerbaycan ordusunun imha ettiği ve ele geçirdiği Ermenistan silahlarıyla ilgili şu bilgiyi paylaştı:'234 tank imha edildi, 36 tank ele geçirildi. 49 zırhlı piyade aracı imha edildi, 24'ü ele geçirildi. 16 kundağı motorlu top, 190 farklı kalibreli top, 2 Uragan sistemi, 2 Elbrus füze sistemi, 1 Toçka-U füze sistemi, 35 OSA uçaksavar, 2 TOR uçaksavar, 2 S-300 uçaksavar füze sistemi imha edildi. 196 personel taşıyıcı kamyon imha edildi, 98'i ele geçirildi.'Azerbaycan ordusunun kurtarıcı misyonunu sürdürdüğünün altını çizen Aliyev, Fuzuli kent merkezinin ve 7 köyün işgalden kurtarıldığını duyurdu.Aliyev, Fuzuli'nin kurtarılması için gelecekte kitaplarda yer alacak şiddetli çatışmaların yaşandığını, Ermenistan güçlerinin kurduğu güçlü mevzilerin Azerbaycan ordusunun kahramanlığı sayesinde geçildiğini bildirdi. Fuzuli'nin şu an adeta bir harabe halinde olduğunu, 30 yıl boyunca Ermenistan güçlerinin oradaki tüm yapıları tahrip ettiğini ifade eden Aliyev, işgalden kurtarılan tüm bölgeleri yeniden kuracaklarını kaydetti.'Uluslararası kamuoyu Ermenistan'nı yargılamak istemiyorsa, biz onları yargılayacağız'Aliyev, Erivan yönetimine ise şu uyarılarda bulundu:'Kendi isteğinizle topraklarımızı terk edin. Zaten biz onları defedeceğiz. Onların izi bile kalmayacak o topraklarda. Sonuna kadar kovacağız. Bugün muzaffer Azerbaycan ordusu kendi amaçlarına ulaşıyor. Hiçbir güç bizi durduramaz. Hiçbir güç Azerbaycan halkının iradesi önünde dayanamaz. Bunu herkes bilmelidir. Çıksın Ermenistan bizim toprağımızdan. Ondan sonra ateşkes temin edilir. Ateşkesten hemen sonra Gence'yi vurdular. Eğer uluslararası kamuoyu bu suçlar nedeniyle Ermenistan'ı yargılamak istemiyorsa, biz onları yargılayacağız. Biz kendimiz onları cezalandıracağız. Onlar en ağır cezayı hak ediyor. Ermenistan yönetimi suçludur. Biz bu suçluları cezalandıracağız.'
Türkiye'nin Afet Stratejisi: Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı, Kahramanmaraş'ta İrap Çalışmalarına Başladı
ANKARA (AA) - ZEHRA AYDIN TURAPOĞLU - Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İl Afet Risk Azaltma Planı'nın (İRAP) uygulanacağı Kahramanmaraş'ta şehri güvenli hale getirmek için kentsel dönüşüm çalışmalarına başladı.Afetlerle mücadele için Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı öncülüğünde birçok kurum ve kuruluş, akademisyen, sivil toplum örgütü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da yer aldığı Türkiye Afet Risklerinin Azaltılması Platformu kuruldu.Platform, iller bazında İl Afet Risk Azaltma Planı'nı (İRAP) hayata geçirerek yerleşimlerin doğal, teknolojik ve insanlardan kaynaklanan nedenlerle meydana gelebilecek afetlere maruz kalınmasını ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla kısa, orta ve uzun vadeli eylemlerin belirlenmesi için çalışıyor. Afete dirençli toplum ve yerleşim alanları oluşturmak amacıyla uygulamaya konulan İRAP, Kahramanmaraş'tan başlanarak hayata geçirildi.Kahramanmaraş Afet Risk Azaltma Planı, 3 farklı amaç çerçevesinde oluşturuldu. Bu amaçlar altında belirlenen 20 hedefle şehirde meydana gelebilecek afetlere hazır olmak, bu afetlerin risklerini azaltmak ve uyum sağlamak amaçlı 213 eylem belirlendi.Kahramanmaraş Afet Risk Azaltma Planı'nın 'şehrimizi güvenli hale getirmek için kentsel dönüşümde ilerleme kaydetmek' amacını hayata geçirecek Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, il merkezinde bulunan derelerin üzerleri açılarak, doğal hale dönüştürülecek.Plan kapsamında il genelinde bütünsel ve ayrıntılı yer bilimsel jeolojik-jeoteknik etüt raporu çalışmaları yapılacak, sismik salınım haritası gibi haritalar üretilecek ve Kahramanmaraş Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi bu çalışmalar sonucunda revize edilecek.Öncelikli dönüşüm alanlarının İRAP'a entegrasyonu sağlanacakİl için 2019'da hazırlanan Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesinde yer alan öncelikli dönüşüm alanlarının İRAP eylemleri ile entegrasyonu sağlanacak.Pazarcık İlçesi ve ilçedeki Bağdınısağır, Cengiz Topel, Mehmet Emin Arıkoğlu, Menderes, Narlı, Şehit Nurettin Ademoğlu mahalleleri, Afşin ilçesi ve ilçedeki Beyceğiz Mahallesi Gaziosmanpaşa Mahallesi Alpaslan mahalleleri, Dulkadiroğlu ilçesi ve ilçedeki Aksu, Elmalar, Karacasu, Karaziyaret mahalleleri, Türkoğlu ilçesi ve ilçedeki Beyoğlu, Cumhuriyet, Kıllı, İstasyon ve Şekeroba mahallelerindeki yapılar başta olmak üzere yapıların deprem dayanımları dikkate alınarak, envanter ve risk analiz çalışmaları ile güçlendirme ve dönüşüm çalışmaları yapılacak.Bahçelievler ve civarındaki mahallelerde (Stadyum çevresi-Eski Maraş) riskli alan ve riskli yapılaşmadan dolayı kentsel dönüşüme öncelik verilecek.Tekerek Yolu güneyi, üniversite kavşağı civarı (Sümbüllü ve Ağcalı dereleri çevresi) ve Doğukent Yolu güneyindeki yeni yapılaşmaların ayrıntılı zemin çalışma sonuçları, depreme dayanıklı bina tasarımı, yapımına ilişkin öncelikler esas alınarak mekansal planlamada afet riskleri dikkate alıcak.Onikişubat İlçesindeki Gayberli, Barbaros, Oruç Reis, Hacı Bayram Veli Mahalleleri öncelikli olmak üzere, 6306 sayılı kanun kapsamında Kütle Hareketlerinden dolayı riskli olarak ilan edilmiş alanlardaki mevcut riskler dikkate alınarak mekansal plan kararlarına eklenecek.Onikişubat ilçesinde Hasancıklı, Kavlaklı, Bulutoğlu mahalleleri, Dulkadiroğlu ilçesinde ise Ulutaş, Gaffarlı, Kozlu dere, Güneşevler mahallesi ve Cici dere mevkii öncelikli olmak üzere şehir merkezindeki imar planına esas konular incelenerek hazırlanan raporda belirtilen önlemler alınacak ve buna bağlı olarak yapılaşmaya izin verilecek. Yığma ve kerpiç binalarla ilgili incelemeler hızlıca tamamlanacakKırsal mahallelerde yığma ve kerpiç binalarla ilgili gözlemsel incelemeler hızlı bir şekilde tamamlanarak riskli binalarla ilgili hak sahiplerinin uyarılacak.Afete maruz kalan alanlardaki yapılar yıkılacak, afetlerin etkilerinden korunmak için yapısal önlemler alınacak. Altyapı yatırımlarında afet risklerini dikkate alınarak, bina temelindeki su baskınlarını önlemek için mevcut taşınmazların çatı, saha ve kirli olmayan tüm drenaj sularının kanalizasyon sistemlerinden ayrılması sağlanacak.Kritik alt yapıları (yolun kenar eğimi, yağmur suyu iletim hattı, haberleşme hattı, doğal gaz hattı gibi) güvenli kılmak için yeni yapılacak yollara ve mevcut yol altyapısının iyileştirilmesine, altyapı sistemlere standart getirilecek.Kamu binalarının depreme dayanıklılığı için güçlendirme ve dönüşüm çalışmaları gerçekleştirilecek.Bina yapımında yörenin iklim koşullarına uygun malzeme seçiminin teşvik edilmesi için gölge sağlayan, havadan ısı, yağış alan yeşil çatıların kurulması yaygınlaştırılacak.
Reklam
Salgın Sürecinde Van Kedileri Uzaktan Seviliyor
VAN (AA) - YILMAZ KAZANDIOĞLU/ÖZKAN BİLGİN - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezince 'Kedi Villası'nda koruma altında tutulan Van kedileri, pandemi sürecinden olumsuz etkilendi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Kedi Villası'nda hem kedilerin hem de çalışanların sağlığı için bazı tedbirler uygulandı. Daha önce ziyaretçilerin kedileri yakından sevmesine ve beslemesine izin verilen merkezde, salgın nedeniyle bu temas kesildi.Duygusallığı, cana yakınlığı, beyaz ipeksi kürkü, aslan yürüyüşü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruğu, farklı göz renkleri ve suya düşkünlüğüyle kentin en önemli değerlerinden olan Van kedisinin neslinin korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğü merkezde, Kovid-19 nedeniyle tedbirler sıkı tutuluyor.Sevilmekten çok hoşlanan kedilere, pandemide ziyaretçilerin dokunmasına izin verilmiyor. Beslenmelerine de özen gösterilen merkezde, kedilerin mama menüsüne 3 aydır, Van Gölü'nde yaşayan endemik balık türü inci kefali de eklendi. Kediler izole edildiYYÜ Van Kedisi Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, AA muhabirine, Kovid-19'un hayvanlar için nasıl bir tehdit oluşturabileceğini bilmediklerinden, merkezi marttan itibaren geçici olarak ziyarete kapattıklarını anımsattı.Kaya, bütün hayvanları sıkı şekilde izoleye aldıklarını ve kesinlikle insanlarla temasına müsaade etmediklerini belirtti.Merkezin dezenfeksiyonu, hayvanların bakımı ve personelin sağlığı ile ilgili tüm tedbirleri aldıklarını söyleyen Kaya, şunları kaydetti:'Normal süreçte ziyaretçiler, kedilerin yanına girebiliyor, elleriyle besleyebiliyor ve sevebiliyordu. Bu duruma hayvanlar da alışkındı. Şimdi kedilerin yanına girmek yasak. Ziyaretçiler sosyal mesafeye uyarak ve maske takarak yalnızca uzaktan izleyebiliyor. Kediler ise sevilme alışkanlığından gelen duyularla, insanları görünce hemen onlara yakın bir yere toplanıyorlar. Bu önceden edindikleri o sevme alışkanlığı ile ilgili bir durum. Dolayısıyla bu süreçte hem insanlara temastan hem de sevgiden mahrum kaldılar. Gerçi biz bu eksikliği personelimizle gidermeye çalıştık ancak bu süreçte biz de personel sayımızı azaltmak durumunda kaldık.'Salgın sürecinde personeliyle büyük bir özveri ve titizlikle çalıştıklarını aktaran Kaya, 'Amacımız bu süreci en az etkiyle atlatmaktı. Sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu günlerde bile, biz mutlaka her gün merkezimize gelerek hayvanlarımızla yakından ilgilendik, durumlarını kontrol ettik.' dedi.Kedilere inci kefalli menüNormal dönemde ziyaretçilerin mama satın alarak kedileri beslediğini, şimdi ise böyle bir durum söz konusu olmadığı için bakım masraflarının da arttığını dile getiren Kaya, kentte bolca bulunan ve maliyeti düşük inci kefali balığı ile buna alternatif çözüm bulduklarını aktardı.Kaya, 'Kedilerin ıslak mama ihtiyacını karşılamak için haftada en az iki, en fazla 4 gün olmak kaydı ile mamalarına ilaveten inci kefali vermeye çalışıyoruz. Besin değeri de yüksek, gayet sağlıklı oluyor. Kıyma halinde de verdiğimiz balıkları, kedilerimiz çok seviyor.' ifadesini kullandı.
Geçen Yıl Yanan Orman Alanlarının Yarısından Fazlası Ağaçlandırıldı
ANKARA (AA) - Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, geçen yıl çıkan yangınlarda zarar gören 11 bin 332 hektarlık alandan bölgedeki bitki yapısı bozulmadan, çeşitli rehabilitasyon ve onarım çalışmaları yapılarak 6 bin 200 hektarının ağaçlandırıldığını bildirdi. Karacabey, AA muhabirine, orman yangınlarıyla mücadele ve tahrip olan alanlarda yapılan çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Orman yangınlarıyla mücadelede önleme, söndürme ve rehabilitasyon olmak üzere 3 stratejilerinin olduğunu belirten Karacabey, birinci aşamada eğitim ve bilinçlendirme ile teknik çalışmaların ön planda tutulduğunu söyledi.Karacabey, teknik çalışmalar çerçevesinde, yerleşim yeriyle ormanlar veya tarım arazileri arasında yanmaya dayanıklı ağaç türlerinden şeritler oluşturularak, yangınların ormanlara sıçramasına engel olmaya çalıştıklarını, ormanların yanıcı madde yükünü azaltmak için de yol kenarlarındaki eğimli alanların temizlendiğini dile getirdi. Orman yangınlarıyla mücadelede başarıyı getiren en önemli faktörün erken haber alma ve etkili müdahale olduğunu vurgulayan Karacabey, bu kapsamda ülke genelinde 776 yangın gözetleme kulesi ve insansız hava araçlarıyla izleme çalışmaları yürütüldüğünü anlattı.Karacabey, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile yaptıkları ortak çalışmalarla oluşturulan 'Elektronik Yangın Risk Haritası'nın saatlik bazda oluşabilecek yangınlara karşı yetkilileri uyardığı bilgisini vererek, ihbar anında alanlara müdahalede bulunmak için de 1140 noktada konuşlanmış ekiplerin bulunduğunu ifade etti.'Yanan alanların eski haline dönüşmesi anayasal güvence altındadır'Yanan orman arazilerinin tamamının eski haline getirildiğini, farklı hiçbir amaçla kullanılmadığını vurgulayan Karacabey, bunun aksine ortaya atılan hiçbir iddianın gerçeği yansıtmadığını bildirdi.Karacabey, yanan orman alanlarının aynı yıl içinde temizlendiğini ve fidan dikmeye uygun hale getirildiğini belirterek, şöyle konuştu:'Yanan orman alanları aynı yıl içinde temizleniyor, fidan dikmeye uygun hale getiriliyor. Söz konusu alanların hiçbirinin ticari amaç için kullanılması mümkün değildir. Bu konu, Anayasa'nın 169'uncu maddesindeki 'Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir.' ibaresiyle güvence altıdadır. Yangınlar sonucu tahrip olan alanlarda, Yanan Orman Alanların Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projesi kapsamında bölgedeki bitki yapısını bozmadan rehabilitasyon ve ağaçlandırma çalışmaları yapılıyor.'Yanan alanlarda yapılan fidan dikme çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Karacabey, 'Geçen yıl yanan 11 bin 332 hektar alanın 6 bin 200 hektarı aynı yıl içinde ağaçlandırıldı, 1087 hektardaki çalışmalar da yıl sonuna kadar tamamlanacak. Ağaçlandırılmaya konu edilmeyen 4 bin 46 hektar alan ise örtü yangını olması ve mevcut ağaçların zarar görmemesi nedeniyle müdahale gerektirmiyor. Bu yıl yangın nedeniyle zarar gören alanlarda da çalışmalar aralıksız devam ediyor.' dedi.Samandağ'daki alan fidan dikim zamanına yetiştirilmeye çalışılıyorHatay'ın Samandağ ilçesinde 5 Eylül'de çıkan ve 93 saatte kontrol altına alınabilen orman yangının izlerinin silinmeye başlandığına dikkati çeken Karacabey, Antakya Orman İşletme Müdürlüğü Karaçay Orman İşletme Şefliği sınırları içindeki alanda çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini söyledi.Karacabey, söz konusu alanda ilk olarak yanık ağaçların civar köylerde yaşayan vatandaşlarca kurulan ekiplerce kesilerek sahadan uzaklaştırıldığını dile getirerek, 'Artıkları temizlenen sahada ekskavatörler ile toprak işleme çalışmaları yapılıyor. Tüm ekiplerimiz sahanın fidan dikim zamanına yetişmesi için gayretle çalışıyor.' diye konuştu.
Grafikli - Bolivya Bir Yıl Sonra Devlet Başkanını Seçmek İçin Sandığa Gidiyor
BUENOS AIRES (AA) - Bolivya halkı, eski Devlet Başkanı Evo Morales'in zaferiyle sonuçlanan 20 Ekim 2019 genel seçiminin iptalinden neredeyse bir yıl sonra yeni devlet başkanını seçmek için sandığa gidiyor.And Dağları'nın zirvesinde 11 milyondan fazla nüfuslu Bolivya'da 7 milyonun, ülke dışında ise 300 binin üzerinde olmak üzere toplam 7 milyon 332 bin 925 seçmen yarın yeni devlet başkanını belirlemek için oy kullanacak.Üç adayın öne çıktığı seçimde, adayların ilk turda devlet başkanlığı koltuğuna ulaşabilmesi için geçerli oyların yüzde 50'sini alması veya yüzde 40 oy alarak en yakın rakibine yüzde 10 fark atması gerekiyor. Aksi takdirde, en yüksek oyu alan iki aday 15 Kasım'da ikinci tur seçimlerinde yarışacak.Morales'in adayı anketlerde öndeSeçimlerde daha önce Morales'in liderliğini yaptığı Sosyalizm Hareketi Partisinden (MAS) Luis Arce Catocora, Yurttaş Birliği Partisinden (CC) eski Devlet Başkanı Carlos Mesa, Morales'in istifa sürecinde aktif rol oynayan İnanıyoruz İttifakı'ndan Luis Fernando Camacho, Güney Kore kökenli, Zafer İçin Cephesi Partisinden Chi Hyun Chung ve Bolivya Ulusal Eylem Partisinden Feliciano Mamani yarışacak.Adaylar arasından seçim anketlerinin çoğunluğunda birinci gelen Morales'in seçtiği aday Arce ile Morales'in istifa sürecinde aktif rol alan Mesa ve Camacho öne çıkıyor.Luis ArceSon seçim anketinde yüzde 42,2 oyla lider olan 56 yaşındaki Arce, Morales'in 14 yıllık iktidarında, sağlık sorunları nedeniyle 2017 ve 2019 haricinde, Ekonomi Bakanlığı görevini yürüttü.Ülkenin 2006-2014 yıllarındaki gelişimi sebebiyle MAS'nin içinde Bolivya'da 'ekonomik mucizenin yöneticisi' olarak tanınıyor.Carlos MesaTarihçi, yazar ve gazeteci 67 yaşındaki Mesa, son ankette yüzde 33,1 oyla Arce'nin en yakın rakibi olarak öne çıkıyor. 2002'de devlet başkanı yardımcılığı görevini yürütürken, 2003'te Morales'in öncülüğündeki protestolarla dönemin Devlet Başkanı Gonzalo Sanchez de Lozada'nın istifa etmesiyle devlet başkanlığını üstlendi. Morales'in öncülüğündeki protestolarla 2005'te yine görevini bırakan ve siyasetten uzaklaşan Mesa, siyasi profilini Morales hükümeti tarafından 2014'te, Bolivya'nın okyanusa açılabilmek için Şili’ye Uluslararası Adalet Divanında açtığı davada sözcü olarak görevlendirilerek yükseltti.Geçen yıl düzenlenen seçimlerde ikinci olan Mesa, seçim sonuçlarının açıklanmasının durmasının ardından Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) ile Avrupa Birliği'nin seçimlerde hile iddia olduğunu iddia etmesi üzerine taraftarlarını gösteri yapmaya çağırmıştı.Luis Fernando CamachoMorales'in istifa sürecinde aktif rol oynayan 41 yaşındaki aşırı sağcı iş adamı Camacho, son ankette yüzde 16,7 oy oranıyla üçüncü sırada geliyor.Seçimlerde aday olmadan önce Santa Cruz Sivil Komitesi liderliğini yapan koyu katolik Camacho, Morales'in 'darbe' olarak nitelediği süreçte babasının şiddet olaylarına müdahale edilmemesi için asker ve polisle anlaştığını itiraf etmişti.Morales'in istifa sürecinde Mesa ile yakınlaşan Camacho, daha sonra 'şahsi çıkarı' için çalışmakla itham ettiği muhalif aday Carlos Mesa ile yollarını ayırmıştı.Seçimin ikinci tura kalması Arce'nin zararınaHem MAS'nin yeni yüzü Arce'nin hem de daha önce Morales'in, partinin seçimi kazanmak için herhangi bir ittifaka ihtiyaç duymamasına dair açıklamaları, seçimin ikinci tura kalmasının Arce'nin işini zorlaştıracağı şeklinde yorumlanıyor.Mesa ve Camacho'nun Morales'i istifaya sürükleyen süreçteki birliktelikleri nedeniyle seçimin ikinci tura kalması durumunda Camacho'nun, Mesa'yı destekleyeceği tahmin ediliyor.Morales'in istifasıyla devlet başkanlığı koltuğuna gelen Jeanina Anez'in seçimlerde önce adaylığını açıklaması ve seçime 1 ay kala MAS'nin iktidara gelmesi korkusuyla adaylıktan çekilmesi de bu savı destekliyor.Ayrıca, oy oranı düşük olmasına rağmen eski Devlet Başkanı Jorge Quiroga'nın MAS'nin iktidara gelmemesi için adaylıktan çekildiğini açıklaması, olası bir ikinci turda Mesa'ya olan desteği artırıyor.Ekim 2019 seçimlerinin iptali ve Morales'in istifasıGeçen yıl 20 Ekim'de düzenlenen seçimlerin iptal edilmesine giden yolun temeli, Morales'in yüzde 45 ile birinci, Mesa'nın yüzde 38 ile ikinci olduğu seçimlerde oy sayımının yüzde 83'te durmasıyla atıldı.O dönem oyların ön sayımının elektronik cihazlarla yapılması, hükümetin kırsal kesimdeki altyapı yokluğundan verilerin geç gelmesiyle gerekçelendirdiği ve Bolivya seçimlerinde daha önce de yaşanan bu kesinti, hile iddialarını kampanya döneminde dillendiren muhalefeti harekete geçirdi.OAS ile AB'nin seçimde hile yapıldığı ve ikinci tura gidilmesi gerektiğine dair açıklamalarıyla Mesa, destekçilerini sokak gösterilerine davet etti.Durduğunda seçimin ikinci tura kalacağına işaret eden oy sayımının başlaması ve 25 Ekim'de Yüksek Seçim Mahkemesinin, Mesa'nın yüzde 36 oy aldığını, Morales'in de yüzde 47 oy alarak seçimi kazandığını açıklaması seçimlerdeki hile iddialarını pekiştirdi.Camacho'nun orduya darbe çağrısıyla gösterileri alevlendirmesi, MAS mensubu bakan ve yerel yöneticilerin şiddet yoluyla istifaya zorlanmasının ardından polisin isyan etmesiyle Morales'in etrafındaki çember git gide daraldı.Takipçilerini sokağa davet eden Morales'in genel seçimin yenilenmesini kabul etmesi de ülkedeki tansiyonu düşürmedi. Ordu halkla karşı karşıya gelmemek için şiddet olaylarına müdahale etmeyeceğini açıkladı ve 10 Kasım'da Morales'e istifa etmesi çağrısında bulundu. Morales istifa ederek önce Meksika'ya ardından da Arjantin'e siyasi sığınmacı olarak gitti.Bolivya Çokuluslu Yasama Meclisi'nin üst kanadı Senatörler Meclisi Başkan Yardımcısı muhalif Jeanine Anez, 13 Kasım'da, geçici devlet başkanlığı görevini üstlendiğini açıkladı ve devlet başkanlığı sarayına Camacho ile gitti.O dönemde meydana gelen gösterilerde çoğunluğu Morales yanlısı 35 kişi hayatını kaybetti ve 800'den fazla kişi yaralandı.
Reklam
Fidanlarını Aldığı Ülkeye Meyvelerini İhraç Edecek
ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Antalya'da tropikal meyveler üzerine üretim yapan Hüsnü Çakır, denemek için İngiltere'den fidanlarını getirdiği narenciye türlerinin meyvesini, bu ülkeye ihraç etmeye hazırlanıyor.Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde (BATEM) turunçgil ıslahı ve yetiştiriciliği konusunda çalışan Dr. Zeynep Eryılmaz, tropikal bölgelerde yetişen ve C vitamini değeri yüksek olduğu belirtilen limelerin farklı türleri üzerine çalışma gerçekleştirdi.Islah edilerek, Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde dikimi yapılan narenciyelerin ilk denemelerinde başarılı olundu. Girişimci Hüsnü Çakır da İngiltere'de limelerin çeşitleri üzerine eğitim aldı, fidan getirtti.Çakır, Serik ilçesinde bahçe kurarak, meyvenin 7 türünü üretmeyi başardı.BATEM ile koordineli şekilde üretimini sürdüren Çakır, iki yılda ürün elde etti. Meyvelerin numunesini İngiltere'ye gönderen Çakır, buradan yoğun talep gelince, ülkede tropikal meyveler üzerine şirket kurdu. Antalya'da üretilen yeni narenciye çeşidi, kargo uçakla İngiltere'ye gönderilecek.İngiltere'de kilogramı 180-200 liradan alıcı bulduğu belirtilen yeni narenciye çeşidi, dünya mutfaklarının yanı sıra ilaç sanayisinde de yoğun olarak kullanılıyor.'Yılın 12 ayı meyve alıyoruz'Üretici Çakır, AA muhabirine, bahçesinde Avustralya Parmak Limi olarak da bilinen finger, blood, kaffir ve rangpur başta olmak üzere limenin 7 çeşidini yetiştirdiğini söyledi.Yeni tür narenciye üretimine meraktan başladığını anlatan Çakır, 'Geçen sene iç piyasaya verdik. Lüks oteller alıyor, özellikle Alman ve İngiliz oteller zinciri çok tercih ediyor. Bu yıl ürünlerin tamamını, kargo uçakla yurt dışına götüreceğiz. Kilogramını 180-200 liradan alıyorlar. Numune gönderdim, çok beğendiler.' dedi.Limelerin dünya mutfağında kullanıldığını belirten Çakır, 'Yılın 12 ayı meyve alıyoruz. Sürekli başında meyve ve çiçek var. Zirai ilaç kullanmıyoruz. Portakal, mandalina veya limondan elde ettiğimiz geliri bu yeni narenciye türleriyle 6'ya, 8'e katlıyoruz. İlk etapta İngiltere'ye satacağız. Almanya, İsviçre ve Fransa'dan da talep var.' diye konuştu.BATEM Müdürü Abdullah Ünlü de turunçgil yetiştiriciliğinde virüsten ari fidan üretimiyle üreticilere uzun yıllardan beri destek olduklarını, yeni narenciye türünün üretimi için de talep edenlere fidan desteği sağlayacaklarını söyledi.'Ağacın tüm parçalarının sanayisi var'Turunçgiller üzerine çalışma yürüten Zeynep Eryılmaz da yeni bir tür olan limelerin artık Türkiye'de yetiştirilebildiğini dile getirdi.Eryılmaz, limelerin dünya ticaretinde oldukça önemli yere sahip olduğunu bildirdi.Finger Lime'nin (Avustralya Parmak Limi) 'turunçgillerin havyarı' olarak da isimlendirildiğini belirten Eryılmaz, şunları kaydetti:'Yıl boyunca çiçek açıyor. Tropik iklimlerde 12 ay meyve veriyor. Diğer turunçgillerden farkı, özellikle son yıllarda yapılan araştırmalara göre besin içerikleri daha değerli. Tadı, aroması diğer turunçgil türlerine göre daha üstün. C vitamini değeri çok daha yüksek. Tatlı ve ekşi çeşitleri var. ABD ve Avrupa ülkeleri ile Rusya'da çok yoğun tüketiliyor. Yaprakları, çekirdekleri dahil ağacın tüm parçalarının sanayisi var.'
Pamukta Prim Artışı Sektör Temsilcilerini Mutlu Etti
ADANA (AA) - ÖMER FANSA - 'Beyaz altın' diyarı Çukurova'da, kütlü pamukta primin yüzde 37,5 artışla kilogram başına 1,1 liraya çıkarılması sektör temsilcilerini sevindirdi.Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, AA muhabirine, Çukurova için bir zamanlar 'beyaz altın' olan pamuğun yeniden eski günlerine dönmesini arzu ettiklerini söyledi.Kütlü pamukta 4 yıldır 80 kuruş olan primin, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin müjdesiyle kilogram başına 1,1 liraya çıkarıldığını anımsatan Bilgiç, şöyle konuştu:'Pamuk üreticisi bu sene bu fiyatlarla memnun kalır ama bunun her sene güncellenmesi lazım. Şu açıdan güncellenmesi lazım, kütlü pamuk fiyatı şu andaki gibi 5-6 lira olarak seyrederse bu destek normal kalabilir ama geçen yıllar gibi 5-6 liranın altına düşerse önümüzdeki sene tekrar bunun güncellenmesi lazım. Primle beraber pamuğun fiyatı 80 sent olmalı. Dolar bugün 8 lira ise bu 6,4 lira eder. Yani üretici pirimle beraber 6,4 lira fiyatı yakaladığı zaman bundan memnun kalır ve pamuk ekmeye devam eder. Ayrıca primlerin çok uzun süre bekletmeden verilmesi lazım ki üreticiye can suyu olsun.'Bilgiç, pamuk üreticisinin desteklenmesi gerektiğini anlatarak, 'Keşke pamuk Türkiye'de 6-7 lira bandında olsa da prim 1,1 değil daha da aşağı olabilir. Pamuk fiyatının üreticiyi memnun edecek tarzda oluşması açısından prim bunu destekliyor. Bu açıdan primin şu aşamada faydalı olduğunu düşünüyorum.' değerlendirmesinde bulundu. Pamuk fiyatının artmasının ardından primin açıklanmasını da olumlu bulan Bilgiç, 'Eğer bir ay önce bu fiyat açıklanmış olsaydı pamuk fiyatı düşük kalacaktı. Pamuk şu an 5 liraya dayandı. Dövizin artışı, dünya fiyatlarındaki artışlar ister istemez Türkiye'ye de yansıdı.' dedi.'Çiftçimiz prim desteğinden memnun olacak'Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru da Türkiye genelinde pamuk ekim alanının yaklaşık yüzde 40 daraldığını ifade etti.Gelecek yıllarda pamuk ekim alanlarının genişlemesi için bu yıl üreticiyi memnun edecek fiyat oluşması gerektiğinin altını çizen Doğru, şunları kaydetti:'Çiftçinin pamuk üretimine devam etmesi için kilogramda destekle beraber eline en az 6 lira geçmeli. Şu anda üreticinin cebine pamuktan net olarak kilogram başına 4,8-5 lira civarında geliyor. Buna ek olarak 1,1 lira da prim açıklandı, oldu 6 lira. Mazot ve gübre desteğiyle daha da üzerine çıkacaktır. Çiftçimizin mevcut pamuk fiyatına ek olarak verimi de hesaba katarak alacağı 1,1 lira destekten memnun olacağı inancındayım. Tüm pamuk üreticilerine hayırlı olsun.'
Türk Ve Moldovalı Çocuk Koroları Video Kayıtla Buluşup Klip Çekti
ADANA (AA) - ÖMER FANSA - Türk ve Moldovalı ortaokul seviyesindeki konservatuvar öğrencilerinin koroları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı gerçekleştiremedikleri ortak eser seslendirmesini video kayıt yöntemiyle yaptı. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Devlet Konservatuvarı Ortaokul Korosu ile Moldova Soroca Devlet Güzel Sanatlar Okulu Belkanto Korosu, daha önce planladıkları birlikte eser seslendirme çalışmasını, salgın tedbirleri kapsamında çocukların bir araya gelememesi üzerine online veya video kayıt yöntemiyle yapmaya karar verdi.İnternet bağlantısı sorunları nedeniyle video kayıt yöntemiyle yapılan ortak çalışmada, her iki koronun toplam 25 üyesi, 2004 Fransa-İsviçre yapımı 'Les Choristes' filminin müziklerinden Bruno Coulais'e ait 'Vois Sur Ton Chemin'in kendilerine ait olan bölümlerini seslendirdi. Koro üyelerinin ses kayıtları üniversitenin hocaları tarafından birleştirilerek, klip haline getirildi.ÇÜ Devlet Konservatuvarı Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Ana Sanat Dalı Öğretim Görevlisi ve aynı zamanda Ortaokul Korosu Şefi Ilgar Eyyubov, AA muhabirine, salgından önce okul korolarının yurt içi veya yurt dışında yarışma ve konserlere katıldığını söyledi.Salgın dolayısıyla geçen yıldan beri eğitimleri online olarak verdiklerini, dolayısıyla herhangi bir etkinliğe birebir katılamadıklarını anlatan Eyyubov, bu durumun çocukların eğitimlerine engel olmaması için çözüm yolları düşündüklerini belirtti.'Şu an salgın var diye durmak olmaz'Eğitim gibi bu tür etkinlikleri de online veya video kayıt yoluyla yapmayı planladıklarını aktaran Eyyubov, şöyle devam etti:'Müzisyen olacak çocukların etkinliklere, konserlere, yarışmalara katılmasının büyük katkısı var. Şu an salgın var diye durmak olmaz. Çocukların kendi performanslarını göstermeleri, eğitime devam etmeleri gerekiyor. Bu tür etkinliklerin onların gelişmesinde büyük rolü var.'Eyyubov, bu tür etkinliklere devam edeceklerini dile getirerek, 'İngiltere, Ukrayna, Rusya, Azerbaycan, Kanada gibi ülkelerden de teklif var. O teklifleri de kabul ettik. Çocuklara program verilecek ve bu online, video kayıtlara devam edeceğiz.' diye konuştu.'Müzik sınırsızdır'Moldova Soroca Devlet Güzel Sanatlar Okulu Belkanto Korosu Şefi Lyudmila Samarin de 2012 yılında kurulan korolarının Türkiye, Ukrayna, Belarus, Bulgaristan, Romanya ve Rusya gibi ülkelerdeki festival ve yarışmalarda başarılı olduğuna dikkati çekti.Projeyle güzel bir çalışma ortaya koyduklarına inandığını ifade eden Samarin, 'Ilgar Eyyubov şefliğindeki koro ile ortak bir proje gerçekleştirdik. Bu proje çocukların birbirini tanıması ve arkadaşlık kurması için çok değerli bir çalışmadır. Ortak projelerimiz bundan sonra da devam edecek. Çünkü müzik sınırsızdır.' dedi.Ortaokul Koro Şefi 8. sınıf öğrencisi Zeynep Avşar da Moldovalı arkadaşlarıyla yapılan çalışmanın kendisi ve arkadaşları için büyük moral olduğunu vurguladı.Avşar, 'Diğer ülkelerdeki yaşıtlarımızla böyle bir çalışmayı gerçekleştirmenin kariyerimize çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Tüm arkadaşlarımızla bu tür etkinliklerin devamının gelmesini içtenlikle istiyoruz.' ifadesini kullandı.
Reklam
Ablasının Anısını Mahallelerin Duvarlarına Yaptığı Resimlerle Yaşatıyor
TRABZON (AA) - DUYGU AVUNDUK - Trabzon'un Arsin ilçesinde yaşayan Aydın Durmuş, duvarlara yaptığı resimle mahalleleri güzelleştiriyor.İlçenin Cudibey Mahallesi'nde ikamet eden 59 yaşındaki Durmuş, resim öğretmeni olan ablasının 1992 yılında bir kaza sonucu yaşamını yitirmesinin ardından 2000 yılında amatör olarak resim yapmaya başladı. Durmuş, bir kamu kurumundan 2010 yılında emekli olduktan sonra boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla ablasından öğrendiği resim sanatını amatör olarak evde oluşturduğu atölyesinde yapmaya devam etti. Zamanla resim konusundaki yeteneğini keşfeden 3 çocuk babası Durmuş, evinin bodrumuna, bahçesine ve dış kapının duvarlarına yağlı boya ile doğa resimleri yapmaya başladı.Kullanılmış tuvallerin üzerine yeni resimlerde yapan Durmuş, Cudibey ve Elmaalan mahallelerinde boş duran duvarlara akrilik plastik boya malzemesi kullanarak, manzara resimleri yapıp, görüntü kirliliğinin önüne geçmeye çalıştı.Durmuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençlik yıllarında resim öğretmeni olan ablasının yaptığı resimlere özendiğini söyledi.Ablasının kaza sonucu vefat etmesinin ardından yıllar sonra resim yapma yeteneğini farkettiğini ifade eden Durmuş, 2000 yılında resim yapmaya başladığını ve kendisini zamanla geliştirdiğini belirtti.Durmuş, ablası gibi doğa ve manzara resimleri yapmayı sevdiğini anlatarak, 'Resim öğretmeni ablamın çalışmalarına özenerek başladım. O zamanlar ablamın resimlerinin aynısını yapmaya çalışmak bana çok büyük mutluluk verirdi. Ablamın bana o yıllarda verdiği destekle yıllar sonra amatör olarak resim yapmaya başladım. Elektrik panolarına, köy evlerinin duvarlarına resim yaparak, ilerledim.' dedi.Mahallede bulunan ev ve iş yerlerinin duvarlarını boş görünce belediyenin her şeye yetişemeyeceğini düşünerek, manzara resimleri yapmaya başladığını dile getiren Durmuş, 'Bu duvarlar daha önce belediye tarafından boyanmış ancak boş duruyordu. Ülkemizin en güzel yerlerini duvarlara resmederek, insanların beğenisine sundum.' diye konuştu.'İlçe merkezinde de belirlenen yerlere resimler yapmayı planlıyoruz'Trabzon'un ve mahallenin özelliklerini taşıyan resimler yaptığını aktaran Durmuş, şunları kaydetti:'Yeşillik, deniz, selender, el işi yapan kadınların resimleri, şelale, kayık, motor ile evlerin yanı sıra Atatürk Köşkü, Uzungöl ve Trabzonspor'un logosunu da duvarlara yansıttım. Bunlar tamamen şehrimi ve mahallemizi güzelleştirmek adına yaptığım çalışmalardır. Belediye Başkanı Muhammet Sait Gürsoy da bu çalışmalarıma boya desteğinde bularak, yardımcı oluyor. İlçe merkezinde de belirlenen yerlere resimler yapmayı planlıyoruz.'Arsin Belediye Başkanı Muhammet Sait Gürsoy ise başkan olduğu günden beri belediyenin yol ve su çalışmalarının ötesinde şehrin güzelleşmek adına girişimlerde bulunduklarını söyledi.Gürsoy, sanata, sanatçıya ve kültüre önem verdiğini işaret ederek, 'Burada da Aydın Durmuş abimizin özel bir yeteneği vardı. Hobi olarak yaptığı çalışmaya bizde boya vererek destek olduk. İlçe merkezimizde de bu tür çalışmalar yapacak. Çok güzel bir el becerisi ve sanat anlayışı var. Kendisine desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. ' dedi.
150'den Fazla Kuş Türüne Ev Sahipliği Yapıyordu: Yayla Gölü Yok Olmak Üzere
Denizli'nin Buldan ilçesinde 182 çeşit kuş türüne ev sahipliği yapan, 'kesin korunacak hassas alan' durumundaki Yayla Gölü'nde yaşanan kuraklık nedeniyle su seviyesinde düşüş yaşandı. Buldan ilçesinin Süleymanlı Mahallesi'nde çam ağaçları arasındaki Yayla Gölü'ndeki su seviyesi, kuraklık nedeniyle endişe verici düzeyde düştü.
Reklam
Hatay'da Uyuşturucu Operasyonu: 4 Gözaltı
HATAY (AA) - Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, sentetik uyuşturucu ele geçirilen araçtaki 4 şüpheli gözaltına alındı.Reyhanlı Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, uyuşturucuya karşı kent genelinde denetim yaptı.Uygulama noktasında şüphe üzerine durdurulan aracı arayan ekipler, 974 gram sentetik uyuşturucu ele geçirdi.Araçtaki R.K, E.A, S.E. ve İ.N. gözaltına alındı.
Denizli'deki Yayla Gölü'nde Su Seviyesi Düştü
DENİZLİ (AA) - Denizli'nin Buldan ilçesinde kesin korunacak hassas alan ilan edilen Yayla Gölü'nde gözle görülür şekilde su kaybı yaşanıyor.Kent merkezine 54 kilometre, ilçeye ise 8 kilometre uzaklıktaki 1155 rakımlı Süleymanlı Yaylası'nda bulunan ve 28 Haziran'da 'Doğal Sit Alanı' olarak tescillenen göl, doğal güzellikleri ve huzur veren ortamıyla her yıl çok sayıda doğaseveri ağırlıyor.Yaklaşık 466 dekar alana sahip olan ve üzerinde açan nilüfer çiçekleriyle ilgi gören göl, 34 türden kuşa da ev sahipliği yapıyor.Son aylarda mevsimler etkiler nedeniyle önemli ölçüde su kaybı yaşanan gölde kıyı kesiminin 30 metre çekildiği görülüyor. Buldan Doğal Hayatı Koruma Derneği Başkanı Sait Yalçın, AA muhabirine göldeki su seviyesinin kritik seviyede gerilediğini söyledi.Gölün yağışla beslendiğini anlatan Yalçın,'Gölün derinliğinde DSİ verilerine göre 130 santimetre bir düşüş oldu. Bu da son 20 yılın en düşük seviyesi anlamına geliyor. Kış mevsiminde yağışların başlamasıyla gölün tekrar muhteşem manzarasına dönmesini bekliyoruz.' dedi.Göl kenarında gezinti yapan Rafet Oltulu, tavsiye üzerine geldikleri gölün manzarasına hayran kaldıklarını belirterek, 'Havası ve insanın için ferahlatan ortamıyla çok güzel. Suyu çekilse de muhteşem manzarası var.' dedi. İlçeden ailesiyle birlikte gelen Seçil Hız ise her hafta sonu göle gezmeye geldiklerini, bu yıl suların çekildiğini görmenin kendilerini üzdüğünü ifade etti.
Muğla'da Uyuşturucu Operasyonunda 2 Şüpheli Tutuklandı
MUĞLA (AA) - Muğla'da, uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 2 zanlı tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü, Bodrum ve Milas Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekiplerince, uyuşturucu sattığı tespit edilenlere yönelik çalışma başlatıldı.Toplanan delillerin ardından harekete geçen ekipler, belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda, bir miktar uyuşturucu ele geçirdi, 2 şüpheliyi gözaltına aldı.Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
İzmir'de Sahte İçkiden Zehirlendiği Belirtilen 1 Kişi Daha Hayatını Kaybetti
İZMİR (AA) - İzmir'de sahte içkiden zehirlendiğini belirterek hastaneye başvuran bir kişi daha yaşamını yitirdi.Karabağlar ilçesindeki özel bir hastaneye 10 Ekim'de metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle başvuran Şenol Yarar (53), yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti.Yarar'ın cenazesi, otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Böylece kentte 9 Ekim'den bu yana sahte içki zehirlenmesi şüphesiyle yaşanan ölüm sayısı 24'e çıktı.
Reklam