Çukur Başında Silahla Nöbet Tutan Teröriste Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis
ŞANLIURFA (AA) - Mardin'de 2016 yılında terör örgütü PKK mensuplarına karşı yürütülen operasyonlar sırasında kazdıkları çukurun başında silahlı nöbet tutarken yakalanan teröriste ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, sanık C.E, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.Cumhuriyet savcısı, sanığın, terör örgütü PKK mensuplarına karşı yürütülen çukur operasyonları döneminde çukur başında silahlı nöbet tutarken güvenlik güçlerinin titiz operasyonuyla beraberinde patlayıcı madde ve sahte kimlikle yakalandığını anımsattı.Sanığın yakalanamaması ve patlayıcının infilakı neticesinde birden fazla askerin veya polisin şehit olmasına neden olabileceğini belirten savcı, teröristin cezalandırılmasını talep etti.Sanık da savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, beraatini istedi.Mahkeme heyeti ise sanığı 'devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.Heyet ayrıca sanığa, 'patlayıcı madde bulundurmak'tan 6 yıl 8 ay ve 20 bin lira, 'resmi evrakta sahtecilik' suçundan 4 yıl 6 ay ile 'terör örgütü propagandası' suçundan da 3 yıl 9 ay hapis cezası vererek, tutukluluğunun devamına hükmetti.
Antalya'da Beton Bariyere Çarpan Motosikletin Sürücüsü Öldü
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Kepez ilçesinde beton bariyere çarpan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti. Ahmet Ovacık'ın (27) kullandığı 07 GUU 18 plakalı motosiklet, Gazi Bulvarı'nda kontrolden çıkarak yol kenarındaki beton bariyere çarptı.Motosiklet sürücüsü, çarpmanın etkisiyle savrularak refüjdeki kanala düştü. Çağrılan 112 Acil Servis ekibi, Ovacık'ın yaşamını yitirdiğini belirledi. Ovacık'ın cenazesi, polis ekiplerinin incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Gürcistan'da Banka Soymaya Çalışan Saldırgan, Çok Sayıda Kişiyi Rehin Aldı
TİFLİS (AA) - Gürcistan'da banka soymaya çalışan bir saldırganın, çok sayıda kişiyi rehin aldığı bildirildi.Gürcistan İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ülkenin Zugdidi kentinde bir bankaya giren kimliği henüz belirlenemeyen kişinin, silah tehdidiyle banka çalışanlarını rehin aldığı belirtildi.Açıklamada, olay yerine polis özel kuvvetlerinin gönderildiği ve rehineleri kurtarmak için operasyon başlatıldığı kaydedildi.Operasyon devam ediyor.
Kastamonu'da Küspe Yüklü Traktör İle Kamyon Çarpıştı: 2 Yaralı
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'da küspe yüklü traktör ile halı yüklü kamyonun çarpışması sonucu sürücüler yaralandı. Nihat Şahin (43) idaresindeki 55 YC 380 plakalı halı yüklü kamyon, Şeker Fabrikası mevkisinde Mahir Kırdı (60) yönetimindeki 37 AAF 709 plakalı pancar küspesi yüklü traktörle çarpıştı. Kazada yaralanan sürücüler, 112 Acil Servis ekiplerince Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Çarpışmanın etkisiyle kamyon ve traktörün römorku devrildi.Traktörün römorkundaki küspenin yola saçılması nedeniyle Sinop-Kastamonu kara yolunda ulaşım, bir süre tek şeritten sağlandı.
Bursa'daki Uyuşturucu Operasyonunda 10 Kişi Tutuklandı
BURSA (AA) - Bursa'da polis tarafından uyuşturucu satıcılarına yönelik il genelinde düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 11 zanlıdan 10'u tutuklandı.Zanlılar, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Şüphelilerden 10'u tutuklandı, biri de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Bursa'da dün uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapıldığı tespit edilen adreslere özel harekat, çevik kuvvet ve asayiş ekiplerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 600 polis tarafından 'şafak' vakti eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 11 kişi yakalanmıştı. Şüphelilerin ikametlerinde 370 gram metamfetamin, 250 gram esrar, 30 gram sentetik uyuşturucu, 3 hassas terazi, ruhsatsız 2 tabanca ve bir av tüfeği, 4 kurusıkı tabanca, çok sayıda fişek ile uyuşturucu ticaretinden kazanıldığı değerlendirilen 20 bin lira ele geçirilmişti.
Reklam
ABD'nin "Terör Listesinden" Çıkmak İsteyen Sudanlılar İsrail'le Normalleşme Şartını Reddediyor
HARTUM (AA) - ÖMER ERDEM - Sudanlılar, ağır ekonomik krizden kurtulmak ve dış dünyaya açılmak için Sudan’ın “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkmasının önemi üzerinde hemfikir olsa da ABD’nin Sudan’ı kara listeden çıkartmak için dayattığı İsrail'le normalleşme şartına karşı çıkıyor.AA muhabiri, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine tazminatlarını ödemesi durumunda Sudan'ın adını 'terörü destekleyen ülkeler listesinden' çıkaracağı açıklaması ve aylardır kamuoyunu meşgul eden İsrail-Sudan normalleşmesiyle ilgili uzmanların görüş ve değerlendirmelerini aldı.Sudan'ın İsrail-Filistin meselesine ilişkin yaklaşımını değiştirmemesi gerektiğini ve Trump yönetiminin aldığı kararın Sudan'ı ekonomik krizden kurtarmaya yetmeyeceğini belirten uzmanlar arasında, Sudan yönetiminin ABD ve İsrail basınında çıkan iddialar gibi normalleşmeyi kabul etmiş olsa dahi geçiş hükümeti olarak böyle bir karar almaya yetkisinin olmadığını savunanlar da var.'Trump ve Netanyahu'nun siyasi hesapları var'Sudan Bahri Üniversitesi Siyaset ve Ekonomi Uzmanı Akademisyen Ebu’l Kasım Adem İbrahim, 'Sudan’ın terör listesinden çıkartılması, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşan seçimlerde oylarını yükseltmek için tertiplediği bir siyasi oyun. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da seçmene oynuyor. Trump ABD’deki Yahudilerin oylarını da hesaba katıyor.' dedi.Sudan'ın hiçbir zaman teröre destek vermediğini, suçu olmadığı halde bu kartın Washington tarafından baskı unsuru olarak kullanıldığını vurgulayan İbrahim, 'Sudan’ın adının terör listesinden çıkartılmasının İsrail ile normalleşme meselesiyle ilişkilendirilmesi mantıksız bir talep. Normalleşme konusunda iktidarın asker ve sivil kanadından farklı sesler yükseliyor. Halk ve iktidar kanadından bir kesim de ekonomik kriz nedeniyle İsrail ile normalleşmeyi bir kurtuluş olarak görüyor.' ifadelerini kullandı.Ağır ekonomik krizin yaşandığı, maaşların dahi ödenmekte güçlük çekildiği bir dönemde hükümetin bu parayı nereden bulduğunu merak ettiğini söyleyen İbrahim, tazminat miktarı ödenmesine rağmen Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılmayabileceğini iddia etti.İbrahim, tazminatın ödenmesinin Sudan’ın yaklaşık 30 yıllık ambargo ve yaptırımlar nedeniyle ileride ABD’ye dava açmasına engel bir durum oluşturabileceğini de kaydetti.“Normalleşme için yanlış bir zaman'Nileyn Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Ahmed Abbas da 'Normalleşme, ABD sözünü tutup Sudan’ın adını terör listesinden çıkartırsa, döviz girişi, dış dünyayla bağlantıların güçlendirilmesi, yatırım ve uluslararası desteğin gelmesi bakımından olumlu ancak İsrail hala yasa dışı yerleşim birimleri inşasını ve işgallerini sürdürüyor. Normalleşmenin Filistin davasına zarar vereceği ve Filistin devleti için olumsuz olacağına dair bir endişem var. ' değerlendirmesinde bulundu.Gazeteci Eymen Sincrab ise 'Filistin halkı acı çekiyor. Tüm meseleleri farklı halkları etkileyen ihlaller üzerinden görmeliyiz. Haksızlığa zulme uğrayanlara destek vermeliyiz. Sudan kırılgan, hassas bir süreçten geçiyor. Bu kararın Sudan güçlü bir pozisyondayken gündeme getirilmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Kesinlikle normalleşme için yanlış bir zaman. Gerçekleşse dahi Sudan'a fayda getirmez.' diye konuştu.Krizleri bitirir mi?Normalleşmenin Trump ve danışmanı Jared Kushner tarafından Sudan’a dayatıldığına inandığını söyleyen Yazar ve Siyasi Analist Musa Hamid, 'Trump’ın kararı Sudan’ı ekonomik krizden kurtarmaz. Bu çözüm değil. Sudan’ın normalleşmenin de ötesinde çok daha büyük desteğe ihtiyacı var. Halihazırda İsrail ile normalleşmenin Sudan’a faydası olmayacağı, ekonomik sıkıntıdan kurtarmayacağı kanaatindeyim.' ifadelerini kullandı.Yazar Muntasır İbrahim de şu değerlendirmelerde bulundu:'Sudan tamamen yeni bir döneme girdi. Bu, Sudan’ın çıkarları için farklı siyasi yönelimler ve dış politika izlemeyi gerektiriyor. Sudan reform sürecinde. Bölgesel ve uluslararası siyasi desteğe ihtiyacımız var. Eski Sudan artık mazide kaldı. Eskiden Sudan terör kelimesiyle birlikte anılırdı ancak şimdi hiçbir bağlantımız kalmadı. Tüm dünyayla iletişim kurmalıyız.' 'Mevcut Sudan hükümetinin seçimle başa gelmediğini, bir geçiş hükümeti olması nedeniyle İsrail'le normalleşme kararı veremeyeceğin'i savunan Gazeteci Osman Esbat da Sudan hükümetinin ciddi görüşmelerle baskı kurup şartlarını dayatarak bu meseleden çıkar sağlayabileceğini kaydetti.Sudan ABD'nin talep ettiği tazminatı ödedi, sıra Washington yönetimindeTrump, dün Twitter hesabından, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurmuştu. Trump, bu yapıldığında Sudan'ı 'terörü destekleyen ülkeler' listesinden çıkaracağını vurgulamıştı.Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği 10 milyar doları aşkın tazminatın bir yıldır yürütülen müzakereler sonucu birkaç yüz milyon dolara düşürüldüğünü ve dün itibarıyla yatırıldığını bildirmişti.İsrail ve ABD basını Sudan'ın 'normalleşmeyi' kabul ettiğini ileri sürdüİsrail basınında, Trump'ın Sudan'ı 'teröre destek veren' ülkeler listesinden çıkaracağını açıkladığı kararın, İsrail ile Sudan arasında ilişkilerin normalleştirilmesine önayak olacağı iddia edilmişti.Basında ayrıca, Sudan'ın Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirmesi karşılığında ABD'nin Hartum'u 'teröre destek veren' ülkeler listesinden çıkarmayı önerdiği yazılmıştı.Sudanlı ve ABD'li yetkililer geçen ay Abu Dabi'de gerçekleştirdikleri toplantıda Hartum'un İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi konusunu görüşmüş ancak bir sonuç alınamamıştı.
İsrail ve Amerikan basınında çıkan haberlere göre, Hartum, Sudan'ın 'terör listesinden' çıkarılması durumunda Tel Aviv ile ilişkilerini normalleştirmeyi kabul etti ve ABD'den milyarlarca dolar yardım aldı.Aynı medya organlarında ABD ve Sudanlı yetkililerin çok kısa bir süre içerisinde normalleşmenin gerçekleştiğini duyuracağı iddia edildi.ABD'nin kara listeye aldığı Sudan 27 yıldır ambargo ve yaptırımlarla karşı karşıyaABD, El Kaide terör örgütü lideri Usame bin Ladin’e 1991-1996 yıllarında kucak açtığı için terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle “kara listeye” dahil ettiği Sudan’a 1997’de ekonomik yaptırım uygulamaya başlamış, Kenya ve Tanzanya’daki büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar sonrası bunları daha da ağırlaştırmıştı.ABD Yüksek Mahkemesi, 18 Mayıs’ta Sudan hükümetinin, 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına ve yakınlarına 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.
 Müzakereler sonucu bu rakam 335 milyon dolara kadar düşürülmüştü. El-Kaide'nin bombalı saldırılarında 224 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmıştı. Olayın ardından birçok kurban ve yakını ABD'deki eyalet ve federal mahkemelere başvurarak saldırılardan dolayı Sudan hükümetini suçlamış ve tazminat talep etmişti.ABD mahkemeleri, daha önce görülen davalarda, söz konusu saldırılarda Sudan'ın terör örgütü El Kaide ve örgüt lideri Usame Bin Ladin'e yardım ettiğine hükmetmişti.
İran Sağlık Bakanı, Koronavirüse Karşı Yeterli Destek Alamamaktan Yakındı
ANKARA (AA) - İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınan tedbirlerin uygulanmadığını ve salgınla mücadelede yeterli destek görmediğini söyledi. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'nın (ISNA) haberine göre, Sağlık Bakanı Nemeki, Doğu Azerbaycan eyaletini ziyaretinde yaptığı konuşmada, salgınla mücadelede yetkililerden ve halktan gerekli desteği alamadığından yakındı. Nemeki, 'Sağlık Bakanı olarak benim tek başıma salgını kontrol altına alamayacağımı herkes bilmelidir. Daha fazla yardıma ihtiyaç var.' dedi. Hükümet ve yerel yönetimler tarafından alınan zorunlu maske ve bazı eyaletler için getirilen seyahat yasakları gibi tedbirlerin uygulanmadığına dikkati çeken Nemeki, 'Koronavirüsle Ulusal Mücadele Kurulu'nda maske takmayan kişiler için para cezası önerisinde bulunduk ancak gidin bakın kaç kişiye ceza uygulanmış. Yolları kapatın dedik kaç tanesini kapatmışlar.' ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı'ndan Nemeki'nin eleştirilerine yanıt Başkent Tahran'da düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Sağlık Bakanı Nemeki'nin eleştirilerine yanıt veren Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi ise ülkedeki tüm kurumların koronavirüse karşı Sağlık Bakanlığı'yla iş birliği halinde çalıştığını ve İçişleri Bakanlığı'nın alınan tedbirleri uyguladığını söyledi. Bu durumu en iyi Nemeki'nin bildiğini ifade eden Vaizi, 'Bu şartlarda Sağlık Bakanı ve çalışma arkadaşlarının tepkilerini siyasi tepkiler olarak görmemeliyiz. Ben tüm kurumlara Sağlık Bakanlığı ile iş birliğini sürdürmelerini ve Sağlık Bakanı'na da daha fazla sakinlik ve kendi görüşlerini haftalık düzenlenen toplantılarda gündeme getirmesini tavsiye ediyorum.' diye konuştu. Nemeki, geçen ay sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında ise İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in talimatıyla koronavirüsle mücadele için tahsis edilen 1 milyar dolarlık fona bakanlığının erişemediğini belirterek, 'Bu fonu hangi daha önemli iş için kullandıklarını bilmiyorum.' ifadelerini kullanmıştı.
Reklam
Aile Hekimlerinden Grip Aşısının Uygulanmasına İlişkin "Otomatik Kod" Önerisi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, grip aşısı için uygun olan vatandaşların, e-Nabız sayfalarında otomatik bir kod numarası oluşturulmasının, bu numara ile eczaneden temin edilen aşıları yaptırmak için sağlık kurumlarına gitmelerinin çok daha uygun, teması azaltıcı ve vatandaşı yormayan bir yöntem olacağını belirtti. İSTAHED Yönetim Kurulunca yapılan yazılı açıklamada, 21 Ekim itibarıyla Sağlık Bakanlığının e-Reçete sayfasına bir sekme eklendiği ve grip aşısı olmak için gereken kriterleri sağlayamayan vatandaşlara grip aşısı reçetelense bile onay verilmemeye başlandığı, e-reçete yazılamadığı belirtildi.Uygulamanın aile sağlığı merkezlerine gereksiz başvuruyu ve bulaş ihtimalini azaltacak nitelikte olmadığı ileri sürülen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:'Kovid-19 pandemisinin dünya genelinde yarattığı duyarlılık sebebiyle bu yıl influenza (grip) aşısına talebin geçmiş yıllara göre çok daha arttığını biliyoruz. Dolayısıyla aşının belli kriterler dahilinde uygulanması bekleniyordu. Uygulamada da bu kriterlerin hekimlerin reçete yazarken kullandığı e-Reçete sistemine entegre edildiği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda vatandaşlarımız da kendi e-Nabız sayfalarında grip aşısı için kriterleri karşılayıp karşılamadıklarını görebiliyorlar. Ne var ki bugün itibarıyla sistemlerimizde gördüğümüz uygulama sadece Bakanlıkça belirlenen aşıya uygunluk kriterlerinin sisteme entegre edilmesinden ibaret. Hekimler hastasının aşı için uygun olup olmadığını ancak karşısına ilgili mesaj çıkınca anlayabiliyor. Dolayısıyla aşı olmak isteyen vatandaşlarımız önce hekimine gidecek, hekim reçete yazacak, e-Reçete sistemi üzerinden reçeteye onay isteyecek, onay gelirse vatandaş eczaneye e-reçetesini götürecek, eczane depodan aşıyı getirtecek, vatandaş aşıyı alıp tekrar hekimine gidecek.''Grip aşısı için ayrıca reçete yazdırma zorunluluğunun kalmaması daha uygun bir yöntem'Aşıya uygunluk kriterlerinin hekimler tarafından değil Bakanlıkça belirlendiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: 'Örneğin, KOAH'lı, kalp yetmezliği olan 85 yaşındaki hastaya 'Sen aşıya uygun değilsin ama maalesef nedenini bilmiyorum.' demek zorunda kalıyoruz. Konuyla ilgili daha önce yaptığımız açıklamada, 'Aşıya ulaşım ve aşı uygulanma algoritmasının kargaşaya ve Kovid-19 bulaşımını artıran temaslara yol açmaması, hekim, eczane ve vatandaş arasında gerginliklere mahal vermeyecek netlikte ve basitlikte olması gerekmektedir.' demiştik. Mevcut uygulama ile bu amaç yeterince hasıl olmamaktadır. Aşı için uygun olan vatandaşların e-Nabız sayfalarında otomatik bir kod numarası oluşturulması ve bu numara ile eczaneden temin ettikleri aşıları yaptırmak için sağlık kurumlarına gitmeleri, böylece grip aşısı uygulaması için ayrıca reçete yazdırma zorunluluğunun kalmaması çok daha uygun ve teması azaltıcı, vatandaşımızı yormayan bir yöntem olacaktır.'Açıklamada, derneğin konuyla ilgili 11 Eylül'de Sağlık Bakanlığına, TİTCK'ye ve SGK'ye yolladığı yazı ile 'Risk gruplarındaki kişilerin raporlu ilaçlarda olduğu gibi reçeteye gereksinim olmadan e-Nabız'dan alınacak bir kodla aşılarını eczanelerden temin edebilmeleri, aşılarını yaptırmak için de randevuyla aile hekimlerine başvurmaları' şeklinde düzenleme taleplerini ilettikleri hatırlatıldı. Ayrıca açıklamada, sağlık personeline yapılacak aşıların öncelikle ve geciktirilmeden dağıtılması gerektiği vurgulandı.
Konya'da Genç Avukatı Bıçakla Yaralayan Şüpheli Adliyeye Çıkarıldı
KONYA (AA) - Konya'nın Akşehir ilçesinde, avukat Asilcan Tuzcu'yu, ikamet ettiği apartmanında bıçakla yaraladığı iddiasıyla gözaltına alınan zanlı, adliyeye sevk edildi.Avukat Tuzcu'yu, 15 Ekim'de, Altunkalem Mahallesi Şehit Turgut Makascı Caddesi'nde evinin bulunduğu apartmandaki asansöre bindiği sırada gözünden ve boynundan bıçakla yaraladığı iddiasıyla gözaltına alınan F.Ö'nün emniyetteki işlemleri tamamlandı.Şüpheli, Akşehir Adalet Sarayı'na getirildi.Avukat Asilcan Tuzcu, 15 Ekim'de, Altunkalem Mahallesi Şehit Turgut Makascı Caddesi'nde, evinin bulunduğu apartmandaki asansöre bindiği sırada kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından gözünden ve boynundan bıçaklanmıştı. Sağlık ekiplerince önce Akşehir Devlet Hastanesine kaldırılan Tuzcu, ileri tetkik ve tedavisi için Konya'ya sevk edilmişti. Polis ekipleri, yaptığı çalışmalar sonucunda şüpheli F.Ö'yü gözaltına almıştı.
Reklam
Avrupalı Milletvekillerinden Mısır'a "Siyasi Tutuklular Serbest Bırakılsın" Çağrısı
ANKARA (AA) - Avrupalı bir grup milletvekili, Mısır yönetimine 'siyasi tutukluların salıverilmesi' çağrısında bulundu.Deutsche Welle'nin haberine göre, ABD'li senatörlerin ardından Avrupalı 222 milletvekili, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye ithafen, ülkede güvenli olmayan koşullarda haksız yere tutulan aktivistler, gazeteciler, avukatlar ve diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısıyla bir mektup yayımladı.Fransız ve Belçikalı milletvekillerinin öncülük ettiği mektup, Avrupa Parlamentosuna üye 7 ülkeden milletvekillerince imzalandı. Mektupta, Mısır'da haklarında suçlama ya da yargılama olmaksızın veya aileleri ve avukatlarıyla iletişimi olmadan uzun süreli gözaltında tutulan kişi sayısının giderek artması ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde aşırı kalabalık koşullarda tutulan bu kişilerin daha da risk altına girmesine ilişkin endişeye işaret edildi.ABD merkezli Kahire İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsünden yapılan açıklamada da Mısır yönetimine yapılan baskının, 'uluslararası toplumun, Mısır'daki hak ihlalleri nedeniyle artan hayal kırıklığını gösteren eşi görülmemiş bir seferberlik' anlamına geldiği değerlendirmesinde bulunuldu.'Mısır'da hapse girdiğinizde, asla aynı şekilde çıkmazsınız'Mısır Haklar ve Özgürlükler Komisyonundan Araştırmacı Mina Thabet, 'Bu, ülkedeki ihlallerin boyutunun kötü şöhretinin açık bir yansımasıdır.' dedi.Mektuplarda, doğrudan önde gelen birkaç siyasi mahkumun isimlerinin yer aldığına değinen Thabet, Mısır'ın tutuklu yargılama sistemi nedeniyle 'binlerce değilse bile yüzlercesinin' zorla kaybedildiğini ya da haksız şekilde aylarca veya yıllarca gözaltında tutulduğunu ileri sürdü.2016'da kendisi de hapse atılan Thabet, gözaltı, hücre hapsi ve kötü muamelenin psikolojik etkilerinin ömür boyu sürdüğünü söyleyerek, 'Mısır'da hapse girdiğinizde, asla aynı şekilde çıkmazsınız.' dedi.Mısır yönetimi ise 'hapishanelerde mahkumlara yönelik kötü muamele' iddialarını reddediyor.Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları uzmanları, Kovid-19 salgınında aşırı kalabalık hapishanelerde tutulanların karşılaştıkları 'ciddi riskler' konusunda endişelerini dile getiriyor.Cenevre Merkezli Adalet Komitesi adlı insan hakları kuruluşu, bu yılın ilk yarısında Kovid-19 nedeniyle ölen 17 tutuklu da dahil olmak üzere, 51 mahkumun, kasıtlı tıbbi ihmal nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirdi.Sisi'ye 'siyasi tutukluları serbest bırakma çağrısı' yapılmıştıABD'de parlamenterler, pazartesi günü Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi'ye yazdıkları mektupta, ülkedeki siyasi tutukluların salıverilmesi çağrısında bulunmuştu.Demokrat Partili 55 Senatör ve Temsilciler Meclisi üyesiyle bağımsız Vermont Senatörü Bernie Sanders'ın imza attığı mektupta, temel hak ve özgürlüklerini kullananların siyasi gerekçelerle hapsedilmesinin haksız olduğu vurgulanmıştı.Parlamenterler mektupta, aralarında siyasi muhalifler, avukatlar, insan hakları savunucuları ve gazetecilerin olduğu 20'den fazla vakadaki haksızlıklara dikkati çekerek, 'Bu insanlar, en başta hapse dahi atılmamalıydı.' ifadesini kullanmışlardı.Mısır'da 3 Temmuz 2013'te ülkenin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi askeri darbeyle deviren Sisi'nin iktidarı döneminde, binlerce siyasi muhalif ve insan hakları savunucusu tutuklanarak hapse atıldı.En son, ülkenin farklı kentlerinde 20 Eylül'de başlayan hükümet karşıtı protestolar nedeniyle 900'den fazla kişi gözaltına alınmış ve tutuklu yargılanmak üzere cezaevlerine konulmuştu.2 günde 15 idam Mısır'daki Abdulfettah es-Sisi yönetimi, 2 Ekim Cuma günü düzenlenen 'Zafer Cuması' eylemlerinden bir gün sonra, Ağustos 2013'te İskenderiye kentindeki darbe karşıtı gösterilerde tutuklanan Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) üyesi 2 kişiyi, bir gün sonra da 13 kişinin daha idamını infaz etmişti.
Disk'ten "Türkiye'de Emeklilerin Durumu Ve Eyt Gerçeği" Raporu
İSTANBUL (AA) - DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 'Emekli ve hak sahiplerinin aylık ve gelirleri yaşam koşullarına uygun hale getirilmeli, alt sınırı asgari ücret olmalıdır.' dedi. DİSK Araştırma Merkezi DİSK-AR'ın hazırladığı 'Türkiye'de Emeklilerin Durumu ve EYT Gerçeği' başlıklı rapor, Fındıklı'daki İstanbul SGK İl Müdürlüğü önünde basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.Çerkezoğlu, emekli hakkının, sosyal güvenlik hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel bir insan hakkı olduğunu söyledi. Emekliler ve onların hak sahiplerinin, 13 milyonu aşan sayılarıyla en önemli toplumsal gruplardan birini oluşturduğuna dikkati çeken Çerkezoğlu, emeklilerin geçim sıkıntısı çektiğini dile getirdi.Çerkezoğlu, hazırlanan rapora göre düşük gelir nedeniyle emeklilerin neredeyse yarısının çalıştığını veya iş aradığını anlatarak, '2002 yılında 4,3 milyon emeklinin 1,6 milyonu iş gücü piyasasında iken, 2020 Temmuz ayı itibarıyla 9 milyon 89 bin emeklinin 4 milyon 255 bini iş gücü piyasasındadır.' dedi.Türkiye’de emekli aylık ve gelirleri arasında büyük bir uçurum bulunduğu ifade eden Çerkezoğlu, 'Avrupa Birliği İstatistik Birimi (Eurostat) verilerine göre Türkiye emekliler arası gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkedir. Türkiye’de en düşük emekli aylık ve geliri alan emeklilerin ilk dilimi ile en yüksek emekli aylık ve geliri alanlar arasındaki fark 7,5 kattır. Emekliler arası gelir eşitsizliğini gösteren bu rakam Avrupa Birliğinde ortalama 4,2’dir. Emeklilerin yaşam koşullarının giderek zorlaşmasının yanı sıra emekli olmak da giderek güçleşmektedir.' dedi. Çerkezoğlu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin emeklilikte de sürdüğüne dikkati çekerek, istihdam edilenlerin yüzde 32’sinin kadınlardan oluşmasına rağmen, emeklilerin sadece yüzde 19’unun kadınlardan oluştuğunu aktardı.Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) büyük bir toplumsal sorun olduğunu dile getiren Çerkezoğlu, şunları söyledi: 'Emeklikte yaşa takılmak 1998 yılında işe giren ve o tarihte 2023 yılında emekli olma hakkına sahip bir işçinin, 1999 yılında çıkarılan bir yasa ile emekliliğinin 15 yıl sonraya, 2038 yılına ertelenmesidir.Bugün ülkemizde EYT mağduru sayısı 4 milyon 600 bindir. Bugün yaşa takılmasa emekli olabileceklerin sayısının ise 750 bin ile 1 milyon civarında olduğu ifade edilmektedir. Böylesine önemli bir toplumsal sorunun sadece maliyet üzerinden tartışılması doğru değildir, adil değildir, insani değildir. Emeklilik bir haktır ve bu hakkın kullanılmasını sağlamak ülkeyi yönetenlerin görevidir. EYT sorununun çözümü SGK için aylık ortalama 2 milyar TL civarında ilave bir ödeme anlamına gelecektir. Bunun anlamı SGK’nın ödeyeceği emekli aylıklarının yaklaşık yüzde 6-7 civarında artmasıdır. Ve bu kaynağı yaratmak hiç de zor değildir. Tahsil edilemeyen SGK primlerinin tahsil edilmesi, kayıt dışı çalışanların sigortalı çalıştırılması, sermaye çevrelerine tanınan vergi ve prim teşviklerinin bir kısmının EYT için ayrılması, bu toplumsal sorunu çözmeye fazlasıyla yetecektir.' Çerkezoğlu, hükümete eleştirilerde bulunarak, hükümetin EYT sorununu çözmek yerine EYT’liler için, başta kıdem tazminatı hakkı olmak üzere yeni hak kayıplarına yol açacak bir düzenlemeyi gündeme getirdiğini savundu.DİSK olarak emeklilik, kıdem tazminatı, çocuklar ve gelecek için mücadeleye devam edeceklerini belirten Çerkezoğlu, 'Sonuç olarak insan onuruna yakışır bir emeklilik için tüm emeklileri şu acil talepler etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye davet ediyoruz: Emekli ve hak sahiplerinin aylık ve gelirleri yaşam koşullarına uygun hale getirilmeli, alt sınırı asgari ücret olmalıdır. Emeklilerin sendikal haklarını kullanmasının önündeki engeller kaldırılmalı, emeklilere toplu pazarlık hakkı tanınmalıdır. EYT sorunu çözülmelidir.' diye konuştu.
Azerbaycan Ermenistan'a Ait 3 İha Daha Düşürdü
BAKÜ (AA) - Azerbaycan ordusunun, Ermenistan'a ait 3 insansız hava aracını (İHA) daha düşürdüğü bildirildi.Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, yerel saatle 12.55-13.30'da Ermenistan'a ait 3 İHA'nın, Azerbaycan hava savunma güçlerince vurularak düşürüldüğü belirtildi.Açıklamada, İHA'lardan 2'sinin Fuzuli, birinin ise Terter istikametinde vurulduğu bilgisi paylaşıldı.Azerbaycan hava savunma güçleri, bu sabah 1, dün de 2 Ermenistan İHA'sını düşürmüştü.
Reklam
Nato Ülkelerinin Savunma Harcamaları Arttı
BRÜKSEL (AA) - NATO, üye ülkelerin savunma harcamalarının ve harcamaların milli gelirdeki payının son yıllarda arttığını bildirdi.NATO'nun yayımladığı 'NATO Ülkeleri Savunma Harcamaları 2013-2020' raporuna göre, NATO'nun Avrupa'daki müttefikleri ve Kanada'nın savunma harcamaları 2020'de tahmini rakamlara göre yüzde 4,3 arttı. Bu ülkelerin harcamalarındaki artış, 2015'ten bu yana devam ediyor.Savunma harcamalarının milli gelirdeki payı da son yıllarda yükseliş gösteriyor. Buna göre, NATO üyeleri arasında ilk sırada yer alan ABD'nin savunma harcamalarının milli gelire oranı, 2020 tahminlerine göre yüzde 3,87 oldu. Harcamaların milli gelire oranı bakımından ABD'yi Yunanistan takip etti. Yunanistan'ın harcamalarının milli gelirdeki payı yüzde 2,58 olarak kaydedildi. Yunanistan'ın ardından yüzde 2,43 ile İngiltere, yüzde 2,38 ile Romanya geldi.Türkiye'nin 2020 tahminlerine göre, savunma harcamalarının milli gelire oranı yüzde 1,91 olarak gösterildi. Bu sıralamada en sonda gelen ülkeler yüzde 1,16 ile İspanya, yüzde 1,1 ile Belçika ve yüzde 0,64 ile Lüksemburg oldu.NATO, üyelerin savunma harcamalarının milli gelire oranının en az yüzde 2 olmasını istiyor.ABD birinci, İngiltere ikinciHarcama miktarı bakımından en üst sırada yine ABD yer aldı. ABD'nin 2020 tahminlerine göre, savunma harcamaları 785 milyar doları buldu. Mevcut fiyatlar ve döviz kurlarıyla yapılan hesaplamaya göre, savunma harcamalarında 59,6 milyar dolarla İngiltere, 56 milyar dolarla Almanya, 50,2 milyar dolarla Fransa ABD'yi takip etti. NATO'nun raporuna göre, İtalya'nın harcamaları 2020'de tahmini 24,8 milyar dolar, Kanada'nın 22,1 milyar dolar, İspanya'nın 14 milyar dolar, Türkiye'nin 13,3 milyar dolar, Hollanda ve Polonya'nın 12 milyar dolar, Norveç'in 6,6 milyar dolar, Romanya'nın 5,5 milyar dolar, Belçika'nın 5,1 milyar dolar, Yunanistan'ın 4,7 milyar dolar oldu. En az harcamayı ise Karadağ, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk yaptı. NATO raporunda, askeri personel sayılarına da yer verildi. Buna göre, ABD'nin 1,3 milyon askeri personeli bulunuyor. ABD'nin ardından en fazla askeri personeli bulunan ülke 437 bin ile Türkiye olurken, Türkiye'yi 208 bin ile Fransa, 187 bin ile Almanya, 175 bin ile İtalya ve 156 bin ile İngiltere izliyor.
Yemen Ordusu: Husiler 5 Askeri Kaçırdı, 3'Ünü Katletti
İSTANBUL (AA) - Yemen ordusu, İran destekli Husi milislerinin 5 askeri kaçırarak 3'ünü öldürdüğünü açıkladı.Yemen ordusuna ait September Net adlı internet sitesinin haberine göre, ülkenin güneyindeki Ed-Dali vilayetinde Yemen ordusuna mensup 5 asker kaçırıldı. Dali'nin Demt ilçesinde Husi milislerce kaçırıldığı belirtilen 5 askerden 3'ünün öldürüldüğü aktarıldı.Haberde, Husilerin kaçırdığı 2 askerin akıbetinin ise bilinmediği kaydedildi.Husiler, konuya ilişkin henüz açıklama yapmadı.Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.Birleşmiş Milletler'in (BM) verilerine göre, Yemen hükümet güçleri ve Husiler arasında 6 yıldır devam eden çatışma nedeniyle 12 bini sivil olmak üzere 112 bin kişi hayatını kaybetti.
Reklam
Türkiye'nin Slovenya'nın Koper Şehrindeki Fahri Konsolosluğu Yeniden Faaliyetlerine Başladı
LJUBLJANA (AA) - Türkiye'nin, 2005 yılında açılan ancak 2008 yılında münhal hale gelen Slovenya'nın liman şehri Koper'deki fahri konsolosluğu yeniden faaliyetlerine başladı.Türkiye'nin Ljubljana Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, Slovenya'nın tek uluslararası limanının bulunduğu ve Türk taşımacıların yoğun olarak kullanıldığı Koper'deki fahri konsolosluğun, Slovenya vatandaşı Borut Şıkabar'ın fahri konsolos olarak atanmasıyla yeniden aktif hale geldiği bildirildi.Şıkabar'ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ertelenen göreve başlama töreninin 12 Ekim'de salgın tedbirlerine uygun olarak sınırlı katılımla gerçekleştirildiği aktarılan açıklamada, törene Türkiye'nin Ljubljana Büyükelçisi Esen Altuğ'un yanı sıra Koper Belediye Başkanı Aleş Brzan ve Slovenya'nın eski Ankara Büyükelçisi Milan Jazbec'in de katıldığı kaydedildi.Büyükelçi Altuğ, törende yaptığı konuşmada, Koper Fahri Konsolosluğunun yeniden faaliyete geçmesinin, Türkiye ile Slovenya arasındaki ekonomik, ticari ve kültürel ilişkilerin daha da gelişmesine katkıda bulunacağını söyledi.Altuğ, fahri konsolos olarak atanan Şıkabar'ın sahip olduğu birikim ve niteliklerle bu onurlu görevi layıkıyla yerine getireceğinden emin olduğunu belirterek, Şıkabar'ın şimdiden iki ülke ilişkilerine katkı sağlamaya başladığını kaydetti.Açıklamada ayrıca, Türkiye ile Slovenya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde önemli bir yere sahip olan Koper şehrindeki fahri konsolosluğun yeniden faaliyete geçmesinin, gerek salgın döneminde gerekse salgın sonrasında ikili ilişkilere yeni bir ivme kazandıracağı belirtildi.
İsviçre'de Kovid-19 Vakalarındaki Hızlı Artış Durdurulamıyor
CENEVRE (AA) - İsviçre'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında son 24 saatte 5 bin 596 vaka tespit edildi.Dünyanın en zengin ülkelerinden İsviçre'de son üç haftada endişe verici şekilde yükselişe geçen Kovid-19 vakası sayısında, salgının başından bu yana en yüksek seviyeye ulaşıldı.Nüfusu yaklaşık 8,5 milyon olan ülkede, Federal Hükümetin aldığı tüm önlemler salgınının hızını durdurmakta yetersiz kaldı.İsviçre Federal Halk Sağlığı Ofisinin (BAG) açıkladığı verilere göre, son 24 saatte 28 bin 328 test yapıldı, 5 bin 596 vaka tespit edildi ve 11 kişi hayatını kaybetti.Pozitiflik oranı ise yüzde 19,8 olarak belirlendi.Ülkede salgının başından bu yana virüs bulaşan kişi sayısı toplam 91 bin 763'e yükseldi. Salgından en kötü etkilenen bölgeler ise Cenevre, Vaud ve Ticino kantonları oldu.İsviçre'de şimdiye kadar Kovid-19'dan 1855 kişi kişi yaşamını yitirdi.Kovid-19 verilerinin derlendiği 'Worldometer' internet sitesine göre ise İsviçre'de 2 bin 145 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.Ülkede bugüne kadar toplam 1 milyon 674 bin 840 test yapıldığı açıklandı.2-3 hafta sokağa çıkma yasağı gelebilirÖte yandan, İsviçre Konfederasyon Başkanı Simonetta Sommaruga, hükümet ve kanton yöneticileriyle bugün alınacak önlemleri tartışacak.Toplantıda, olağanüstü hal (OHAL) uygulamasına yeniden geçilmesi de dahil alınacak acil önlemler görüşülecek.İsviçre basını, OHAL uygulamasının yeniden getirilmesine karşı çıkan Sommaruga başkanlığındaki Federal hükümetin OHAL ile birlikte 2-3 hafta süreliğine sokağa çıkma yasağı getirilmesi konusunda inceleme yaptığını yazdı. Yasağın önündeki en büyük engelin ise hükümetin firmalara milyarlarca frank destekte bulunma zorunluluğu olduğu bildiriliyor.
Batman'da Düzenlenecek Etkinlikler Valilik İznine Bağlandı
BATMAN (AA) - Batman'da, 5 Kasım'a kadar düzenlenecek etkinliklerin yarından itibaren Valilik iznine bağlandığı bildirildi.Valilikten yapılan açıklamada, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler, başkalarının hak ve özgürlükleri ve genel asayişin korunması, şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla, il merkezinde her türlü eylem ve etkinliklerin 5 Kasım'a kadar izne bağlandığı belirtildi.Resmi kamu kurum ve kuruluşlarının yapacağı resmi toplantı, tören, şenlik, karşılama ve uğurlama gibi etkinliklerin, karar kapsamı dışında tutulduğu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:'2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamındaki her türlü miting, kapalı ve açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, basın açıklaması, çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, anma töreni ve benzeri türdeki eylem ve etkinliklerin mülki idare amirinin iznine bağlanmasına karar verilmiştir. Ayrıca ilimizde bulunan Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu çevresindeki alanlarda, açık/kapalı yer toplantısı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, çadır kurma, stant açma, el ilanı ve benzeri eylem ve etkinlikler de 22 Ekim'den 5 Kasım'a kadar yasaklanmıştır.'
Alman İstihbaratı Whatsapp Yazışmalarını Okuyabilecek
BERLİN (AA) - Almanya'da hükümetin, istihbarat kurumlarına WhatsApp ve benzeri şifreli yazışmaları okuma imkanı getirdiği bildirildi.Hükümet Sözcü Yardımcısı Ulrike Demmer, Berlin'de yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığının, WhatsApp ve diğer mesajlaşma uygulamalarının şifreli yazışmalarının istihbarat kurumları tarafından okunabilmesine olanak tanıyan tasarının, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edildiğini açıkladı.Buna göre Almanya'da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) ve dış istihbarattan sorumlu Federal İstihbarat Servisi (BND) ile Askeri İstihbarat Servisi (MAD), şifreli mesajlaşmaları okuyup takip edebilecek.Federal Meclis'te de kabul edilmesi beklenen tasarının yasa haline gelmesinin ardından yürürlüğe girecek uygulama için mahkeme kararı koşulu aranacak.
Reklam