Başkentte Düzenlenen Kaçakçılık Operasyonunda Mısır Yılanları Ele Geçirildi
ANKARA (AA) - Ankara'da polis, Yenimahalle'de bir eve düzenlenen operasyonda 5 Mısır yılanı buldu.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Yenimahalle'deki bir eve yaptıkları operasyonda, doğal yaşamı Kuzey Afrika olduğu ifade edilen 5 Mısır yılanını ele geçirdi. Gözaltına alınan şüpheli hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve ilgili diğer kanunlar uyarınca işlem başlatıldı.
Türk-İş Torba Kanuna Dair Görüşlerini Tbmm Plan Ve Bütçe Komisyonu İle Paylaştı:
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Türk-İş, kamuoyunda 'torba kanun' olarak adlandırılan 'İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne dair görüş ve değerlendirmelerini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına iletti.Genel Başkan Ergün Atalay ve Genel Mali Sekreter Ramazan Ağar imzasıyla Komisyona gönderilen metinde, Türk-İş'in teklif edilen düzenlemelerden duyduğu rahatsızlık ile bunun gerekçelerine yer verildi.Bütün olarak incelendiğinde 43 maddelik kanun teklifinin pek çok maddesiyle işveren odaklı olduğu, işveren odaklı kurgulanan düzenlemelerin işçiler yönünden olumlu sonuçlar doğurmadığının geçmişte çok defa tecrübe edildiği vurgulanan metinde, şu görüşler aktarıldı: 'Kaldı ki işveren lehine yapılan tüm bu düzenlemeler için İşsizlik Sigortası Fonu kaynak olarak kullanılmaktadır. Fonun kurulduğu günden bu yana fondan işverene verilen destek işçiye verilen desteğin çok üzerindedir. Hatta bu destek son yıllarda bariz bir şekilde işveren lehine kullanılmıştır. Fonun oluşturulma amacı işvereni desteklemek değildir. İşsiz kalan işçiye bu süreç içinde hayatını idame ettirecek imkan sağlanmasıdır.'Türk-İş'in ısrarlı taleplerine rağmen fondan yararlanma koşullarının işçi lehine düzenlenmediği belirtilen metinde, 'İşçiler ekonomik hayatın kurucu unsurlarıdır. Sosyal dengeler bakımından işçinin zayıflatılması ve yoksul bırakılması çalışma barışını olumsuz etkileyen unsurların başında gelmektedir. İşvereni yaşatmak adına işçi korumasız bırakılmamalı.' ifadelerine yer verildi.'İşçiler iş güvencesinden de mahrum edilecek'Teklifin 28'inci maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11'inci maddesine eklenen fıkranın, 25 yaşını doldurmamış veya 50 ve daha yukarı yaştakilerle 2 yıla kadar belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına imkan sağladığına dikkat çekilerek, şunlar dile getirildi:'Teklif edilen düzenleme ile işverenlerin yıllardır talep ettikleri düzenleme hayata geçirilmiş olacaktır. Yapılmak istenen düzenleme 'istihdam artışına yönelik' olarak gösterilmek istenmektedir. İş Kanunu'nda yapılacak ufak bir değişiklik ile tüm çalışanların neredeyse yüzde 25'lik bir bölümü başta kıdem tazminatı hakkı olmak üzere İş Kanunu'nun koruyucu hükümlerinden mahrum edilmektedir.'İşçilerin sadece kıdem tazminatı hakkından değil iş güvencesi hakkından da mahrum edileceği vurgulanan metinde, 'Bu durumdaki işçilerin işe iade davası açma hakkı olmadığı gibi ihbar tazminatı hakkı olmadığı için de pratikte iş arama izni hakkı da bulunmamaktadır. Bu düzenleme hayata geçerse örgütlenme önündeki engellere bir yenisi daha eklenmiş olacak. Sendikalar sırf bu düzenleme nedeniyle üye kaybına uğrayabileceklerdir. 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilerin sendika üyeliği ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakları bu düzenlemeden olumsuz etkilenebilecektir.' ifadeleri kullanıldı.Teklifin yasalaşmasıyla ay içerisinde 10 günden az çalışan 25 yaş altındakilerin yüzde 2 iş kazası ve meslek hastalıkları primi ile yüzde 7,5'i işveren, yüzde 5'i sigortalıya ait olmak üzere yüzde 12,5 oranındaki genel sağlık sigortası priminin işverence ödeneceğine işaret edilerek, 'Bu durumdaki gençler için işverence ihtiyarlık primi ödenmeyecek. İlk defa 16 yaşında sigortalı olan bir işçi 25 yaşına kadar 9 yıl boyunca uzun dönemli sigorta kollarının primi ödenmeden çalıştırılabilecek. Güvencesiz ve emeklilik hakkı ötelenmiş bir çalışma ilişkisi yaşayacaktır.' görüşleri paylaşıldı.'Düzenleme bu haliyle Anayasa'ya aykırı'Metinde, ilgili teklifin 8'inci maddesiyle 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na 'Geçici Madde 27' ile 1 Ocak 2019 ila 17 Nisan 2020 arasında işten çıkarılan ya da kayıt dışı çalışan işçilerin söz konusu kanun yürürlüğe girdikten sonraki 30 gün içerisinde en son çalıştıkları özel sektör işverenine başvurmaları ve fiilen çalışmaya başlamaları halinde işverene her prim günü için günlük 44,15 lira teşvik sağlanacağı belirtildi.Bu maddenin kayıt dışı çalışan işçilerin de başvuru yapması halinde kayıtlı hale gelmesini teşvik eder nitelikte olduğuna vurgu yapılarak, şu uyarılarda bulunuldu:'İşverene kayıt dışı çalıştırdığı dönem için herhangi bir idari para cezası uygulanmasını da önlemektedir. Kayıt dışı çalıştırarak işçiyi mağdur eden, devleti aldatan ve teşviklerden yararlananların, aldıkları teşvikler de usulsüz olduğu için geri istenmesi gerekmektedir. Düzenlemenin bu haliyle Anayasa'ya aykırı olduğu düşünülmektedir.'
Kızını İstismar Eden Babaya Mahkemeden Beraat: 'Bekâreti Bozulmadı'
6 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan ve 30 yıl hapis cezasına çarptırılan baba hakkında, çocuğun bekaretinin korunduğu gerekçesiyle beraat kararı verildi.Davayı takip eden Avukat Müjde Tozbey Erden “Çocuğu mahkeme salonunda tacizci baba ile yan yana getirdiler. Çocuğun bekareti bozulmadı diye babaya beraat verdiler. Karısını öldürdüğü davayı da etkileyecek bu karar. Şükrü Şengül, 6-7 yıl sonra serbest bırakılabilir” dedi.Baba Şükrü Şengül, kendisini istismarla suçlayan eşini öldürdüğü için müebbet hapse mahkûm edilmişti.
Ermenistan, Yalan Ve Çarpıtmalarla Rusya Ve Batı'yı Kışkırtmaya Çalışıyor
ERİVAN (AA) - Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'da topraklarını işgalden kurtarmak için başlattığı operasyon başarılı şekilde ilerlerken Ermenistan, Rusya ve Batı ülkelerini kışkırtmak için çaba gösteriyor.Ermenistan ordusunun geçen ay sonunda Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine saldırması üzerine Azerbaycan'ın operasyonları karşısında sıkışan Ermeni yetkililer, Türkiye hakkında asılsız bilgiler yayarak hem cephedeki başarısızlıklarının hem de işgal politikalarının üzerini örtmeye çalışıyor. Rusya'ya Türkiye'nin Güney Kafkasya'ya gireceği, Batı'ya ise Türklerin Avrupa'ya dayanacağı gibi aslı olmayan mesajlar veren Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, dünya kamuoyunu aldatıyor.Rusya'yı sahaya sürmeye çalışıyor. Paşinyan yaptığı açıklamalarda bölgedeki çatışmalarda 'Rusya ile beraber' olduklarını göstermek ve onları bölgeye çekmek için mesajlar veriyor.Rusya'nın da üyesi olduğu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün (KGAÖ) bölgede olmasını isteyen Ermenistan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den 'Rus ordusunun Dağlık Karabağ’a girmeyeceği' mesajını almasına rağmen yine de KGAÖ üzerinden Rus askerlerini bölgeye sokma gayretini sürdürüyor.Ermenistan, bir diğer yöntem olarak “Rus barış gücü” adı altında Rus askerlerini Dağlık Karabağ’a getirmek istiyor. Rus barış güçlerinin bölgeye getirilmesinin ihtimal dahilinde olduğunu söyleyen Paşinyan, Erivan ve Moskova’nın güvenlik alanında karşılıklı yükümlülüklerine dikkati çekiyor. Türkiye üzerinden Rusya'ya mesajRusya’yı kışkırtmaya yönelik çabalarını Türkiye üzerinden de sürdüren Ermenistan, Rusya'ya Türkiye’nin Azerbaycan'a yardıma hazır olduğunu sürekli hatırlatıyor.Dağlık Karabağ'a Azerbaycan'a karşı savaşmak için PKK terör örgütü üyelerini getiren Ermenistan, bir yandan bunu saklamaya çalışırken diğer yandan militanların bölgede istikrarsızlık yaratacağı gerekçesi ile Rusya'ya adeta yardım çağrısı yapıyor. Paşinyan uluslararası medyaya verdiği röportajlarda, 1915 olaylarına atıfta bulunarak Türkiye’nin Güney Kafkasya’ya yönelik planları olduğu yalanlarını yayıyor. Türk ordusunun Dağlık Karabağ’da çatışmalara dahil olduğu iddiasını öne süren Paşinyan, böylece Rusya’ya bölgeye müdahale etmesi için gerekçe oluşturmaya çalışıyor.Paşinyan, Rusya’nın Ermenistan’ın stratejik ortağı olduğunu hatırlatarak 'Rusya’dan Azerbaycan ve Türkiye’nin eylemlerini durdurmak için daha aktif ve kesin adımlar atmasını beklediğini' ifade ediyor. Ermeni basınından Rusya’ya terör sinyaliErmenistan yönetimi, PKK terör örgütünü Azerbaycan ordusuna karşı savaştırırken bölgeyi terör merkezi haline getirmesini de kendi lehine çevirmek istiyor. Ermenistan basınında son günlerde, Güney Kafkasya’daki yabancı militanların ilerde Rusya’ya karşı tehdit olacağı yorumları yapıldı.Rusya'ya bağlı Çeçenistan Cumhuriyeti'nde 13 Ekim'de yurt dışından geldiği belirtilen bir grup teröriste yönelik operasyon yapmıştı. Ermeni basını bu haberleri Dağlık Karabağ’a getirildiği iddia edilen Suriyeli gruplarla ilgili haberler eşliğinde vererek bölgeye müdahale edilmemesi halinde Rusya'yı terör tehlikesinin beklediği mesajını vermişti.Paşinyan Batı’yı kışkırtmak için hayal ürünü açıklamalar yapıyorErmenistan, Türkiye hakkında asılsız iddialar üzerinden mesajlar vererek Batı dünyasını da kışkırtmaya çalışıyor. Azerbaycan'daki işgalini ve sivillere yönelik saldırısını saklama gayreti içinde olan Ermenistan Başbakanı Paşinyan, 'Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğunu yeniden canlandırmak' için politikalar güttüğünü iddia ederek 'Türklerin Viyana kapılarına dayanmasının beklenmesi gerektiği' gibi hayal ürünü açıklamalarda bulunuyor.
Tika'dan Bosna Hersek'te Tarım Kapasitesinin Geliştirilmesine Destek
SARAYBOSNA (AA) - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA) Bosna Hersek'in Una Sana Kantonu'ndaki (USK) Tarım Enstitüsü bünyesinde hizmet veren laboratuvarda kullanılmak üzere teknik ekipman desteğinde bulunuldu.TİKA'dan yapılan yazılı açıklamada, USK Tarım Enstitüsü bünyesinde hizmet veren tarım laboratuvarının, Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) entitesi düzeyinde hizmet verme yetkisine sahip donanımlı dört laboratuvarından biri olarak faaliyet gösterdiği belirtildi. 2000'de kurulan laboratuvarın USK içindeki 8 belediyede kayıtlı çiftçilere ve firmalara yönelik yılda 1000'den fazla analiz yaptığı aktarılan açıklamada, laboratuvarın yaptığı uygunluk, değerlendirme ve analizlerin sadece Bosna Hersek'te değil, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de geçerliliğe sahip olduğu ifade edildi. Toprak, gıda (bal) ve hayvan yemi üzerine analiz hizmeti sunan laboratuvara TİKA tarafından sağlanan teknik destekle bölgede son zamanlarda en çok ihtiyaç duyulan gübre ve atık su üzerine de hizmet sunma imkanı kazandırıldığı kaydedildi.Laboratuvarın bulunduğu konum itibariyle Hırvatistan sınır kapısına komşu olduğu anımsatılarak temin edilen teknik cihazlar sayesinde iki ülke arasındaki İzacic Sınır Kapısı'ndan gerçekleştirilen tarımsal ithalat ve ihracat kapsamında ihtiyaç duyulan rapor ve analizlerin başkent Saraybosna'ya gönderilmeden yerinde gerçekleştirilebileceği bildirildi.TİKA tarafından temin edilen teknik cihazların teslim töreninde konuşan Laboratuvar Müdürü Mehira Perviz, proje ile mineral gübre ve atık su konularında analiz yapma kabiliyetine kavuştuklarını ve sunmuş oldukları hizmet yelpazesini genişlettiklerini söyledi.TİKA Saraybosna Koordinatörü Muhammed Ünal ise temin edilen teknik cihazların tarımsal ticaretin geliştirilmesi kapsamında ihtiyaç duyulan rapor ve analizlerin daha kısa sürede ve az maliyetle yerinden yapılabilmesine imkan tanıması bakımından önemli olduğunu vurguladı.Ünal, tarım alanında üreticilerin ve kamu kurumlarının karşılaştıkları engellerin aşılması ve ülke potansiyelinin tam anlamıyla kullanılması konusunda sürdürülen çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi.
Reklam
3. Türkiye 2023 Zirvesi
İSTANBUL (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin önünde 2023, 2053, 2071 hedefleri olduğunu belirterek, 'Önümüzdeki dönem, şehirlerimizin akıllı şehir uygulamaları ile gelişeceği, günlük hayatımızın bu uygulamalarla kolaylaşacağı, şehirlerimizin dünya şehirleriyle yarışacağı bir dönem olacaktır.' dedi.Turkuvaz Yayın Grubu'nun yayın organlarından Sabah gazetesinin düzenlediği 3. Türkiye 2023 Zirvesine videokonferans aracılığıyla katılan Bakan Kurum, burada yaptığı konuşmada akıllı şehirlere ilişkin projeleri anlattı. Gelecek nesilleri anlayan ve kendini dünyaya anlatan şehirler inşa etmenin sorumluluğunu yaşayarak, tüm şehirlerde gelecek 50 yılın ve 100 yılın planını yaptıklarını belirten Kurum, Cumhuriyetin 100'üncü yılında sanayi, tarım, enerji, ekonomi ve şehircilik alanında dünyanın en başarılı ülkeler arasında Türkiye'nin yer almasını istediklerini kaydetti. Bir şehre akıllı, marka veya geleceğin şehri demek için orada okullarıyla parklarıyla yeşil alanlarıyla kreşleriyle kütüphaneleriyle sosyal, kültürel ve tarihi alanlarıyla gelecek nesillerin yetişeceği ortamın en iyi şekilde sunulması gerektiğini anlatan Kurum, bir şehrin, estetik, silüet, tarihi ve kültürel doku ve yeşil alan açısından son derece güzel ve korunmuş olmasının önemli olduğunu vurguladı.Bakan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Tarımdan sanayiye, ulaşımdan yeşil alanlara kadar şehirlerimizin asırlık planlamalarını ortaya koyan 'Türkiye Mekansal Strateji Planımızı' tamamlıyoruz. Merkezinde insan olan kentsel dönüşümle afetlere hazır, kimlikli, engelli dostu şehirler inşa ediyoruz. Yatay mimariye sadık kalarak, dar gelirli vatandaşlarımızı ev sahibi yapmak için on binlerce yeni sosyal konut üretiyoruz. Millet Bahçeleri, ekolojik koridorlar ve yeşil alanlarımızı artırıyoruz. Doğal koruma alanı büyüklüğümüzü yüzde 9'dan yüzde 17'ye çıkarıyoruz.'Sıfır Atık çatısı altında yüzlerce yeni çevre projesini iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüklerini kaydeden Kurum, bölgesel eylem planları hazırladıklarını söyledi. Enerji verimli, sıfır atık uyumlu ve akıllı teknolojilerle donatılmış binalar inşa ettiklerini dile getiren Kurum, 'Coğrafi Bilgi Sistemleri' geliştirdiklerini, dijital dönüşümü tamamlayacak adımları tek tek attıklarını belirtti.'Yeni ihtiyaçlara uygun yatırımlara yöneleceğiz'Şehirlerin çağını yakalayıp ötesine geçmesinin önemli olduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:'Şehirlerimizde bir yandan tarihi, kültürü, medeniyeti koruyacak, diğer yandan yeni ihtiyaçlara uygun yatırımlara yöneleceğiz. Bu ikisini birlikte başarmadan şehirlerimize hakkıyla hizmet etmiş olamayız. Bugünkü toplantımız, geleceğin şehirleri konusunda bize yol gösterecek olması bakımından gerçekten önemlidir. Bugün, şehirlerimizde yeni normale ve dijital çağa uyumun yol haritalarını hazırlıyor, yerel yönetimlerimizi, hizmetlerini kolaylaştıracak akıllı sistemlerle donatıyoruz. Bu çalışmaları belli bir program dahilinde, sistematik bir şekilde ortaya koyabilmek için, 24 Aralık 2019 tarihinde Milli Akıllı Şehirler Eylem Planımızı açıkladık.'Kurum, Milli Akıllı Şehirler Eylem Planının, Türkiye'de ilk, dünyada ise Amerika, Hollanda ve Avustralya'dan sonra dördüncü olma özelliğini taşıdığı bilgisini verdi.Kurum, 'Eylem planlarıyla artık her şehrin kendine Özgü bir Akıllı Şehir Stratejisi olacak. Geliştirdiğimiz Akıllı Şehir uygulamalarıyla, tüm illerimiz birbirine entegre olacak. Adeta şehirlerimiz birbirleriyle konuşacak. Yani Artvin'de öncelikli sorun, iklim değişikliğinden kaynaklanan aşırı yağışlara bağlı sel felaketi ise çalışmalarımızı bu yöne kaydırıyoruz. Artvin'in trafik sorununu ise ikincil sorun olarak çözüyoruz. Şehrin ulaşım sorunu birinci sıradaysa ulaşımı öne alıyor, sağlıksa sağlığı öne alıyoruz.' diye konuştu.Belediyelerin yüzde 97'sinde akıllı şehirlere ilişkin bir izleme sistemi olmadığı için şehirlerin olgunluk seviyelerini ölçtüklerini belirten Kurum, 'Mesela, İstanbul'da atık toplama ve taşıma maliyeti 1 Milyar TL'nin üzerinde. Akıllı atık sistemleriyle yani çöp konteynerlerinin doluluk oranlarını, ayrıştırma oranlarını ölçen akıllı sistemlerle yazılımlarla sensörlerle bu masrafı çok büyük oranda azaltabiliriz.' dedi.Türkiye'ye yeni akıllı şehirler kazandırdıklarını kaydeden Kurum, Esenler'de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla birlikte 60 bin konutluk bir Akıllı Şehir inşa ettiklerini hatırlattı. Yerli ve milli akıllı şehir ürün ve hizmetlerini ihraç edeceklerini vurgulayan Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu:'Akıllı Şehir Küresel Pazar Analizi'ne göre, dünyada akıllı şehirler pazarı büyüklüğü 2024 yılında 826 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak. Şu an ülke olarak, bu pazardan aldığımız pay çok düşük bir seviyede. 2023'e kadar akıllı şehir uygulamalarımızı dünya pazarına güçlü bir şekilde sunarak ekonomimize yıllık en az 25-30 milyar liralık katkı sağlayabiliriz.''Trafik yönetimini merkezi bir yazılım üzerinden yöneteceğiz'Akıllı şehir teknolojilerinden söz eden Kurum, 'Önümüzdeki dönemde otonom araçlar, birbirleriyle iletişim halinde şehir hayatındaki yerlerini alacaklar. Trafik yönetimini, otopark sistemlerimizi anlık araç bilgileriyle merkezi bir yazılım üzerinden yöneteceğiz. Yerli otomobili elektrikli üretiyoruz. Bunun için elektrikli araç şarj istasyonlarına ihtiyacımız var. İmar planlarını da artık bu araçlara göre tasarlayacağız. Ben buradan genç arkadaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakanlık olarak, özellikle Z nesli gençlerimiz için kuracağımız AR-GE merkezlerinde, 300 Millet Bahçemizde kuracağımız fikir atölyelerinde, Çevre ve Şehir Teknoloji Kamplarımızda şehirlerimizin ihtiyacı olan teknolojileri gelin birlikte geliştirelim.' şeklinde konuştu.Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 18 yılda şehirleri, devrim niteliğinde projelerle tanıştırdıklarını vurgulayarak, 'Yapılamaz denilenleri yaptık, imkansız denilenleri gerçekleştirdik. Şimdi Türkiye'nin önünde, 2023, 2053, 2071 hedefleri var. Önümüzdeki dönem, şehirlerimizin akıllı şehir uygulamaları ile gelişeceği, günlük hayatımızın bu uygulamalarla kolaylaşacağı, şehirlerimizin dünya şehirleriyle yarışacağı bir dönem olacaktır. İnşallah bu hedefleri bakanlıklarımızla belediyelerimizle üniversitelerimizle iş dünyamızla ve aziz milletimizle el ele gerçekleştirecek, yeni başarı hikayelerini hep birlikte yazacağız.' dedi.
Reklam
İran, ABD Seçimlerine Müdahale Suçlamaları Üzerine İsviçre Büyükelçisi'ni Bakanlığa Çağırdı
ANKARA (AA) - İran, başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalıştığına dair ABD istihbarat kurumları tarafından yöneltilen suçlamalar üzerine ABD'nin İran'daki temsilcisi konumunda olan İsviçre'nin Tahran Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı.İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD'de 3 Kasım'da düzenlenecek başkanlık seçimlerine Tahran'ın müdahale etmeye çalıştığına dair ABD istihbarat kurumları tarafından yöneltilen suçlamaların 'uydurma' olduğu ifade edildi.Açıklamada, 'İran, ABD rejimi yetkililerinin tekrarlanan uydurma, beceriksiz ve hileli raporlarını reddederken, mevcut iki adaydan hangisinin Beyaz Saray'a çıkacağının Tahran için hiçbir fark oluşturmayacağını bir kez daha vurguluyor.' ifadelerine yer verildi. Söz konusu suçlamalar üzerine ABD'nin İran'daki çıkarlarını koruyan İsviçre'nin Tahran Büyükelçisi'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldığı belirtildi. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) yetkilileri, Rusya ve İran'ın ABD'de 3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalıştığını ve bazı seçmenlerin bilgilerinin ele geçirildiğinin tespit edildiğini açıklamıştı. DNI Direktörü John Ratcliffe, 'İran'ın, Başkan Donald Trump'a zarar vermeyi ve seçmenlerin gözünü korkutmayı amaçlayan e-mailler attığını gördük.' demişti. Trump yönetiminin, İran'a yönelik 'azami baskı' politikası nedeniyle ekonomik açıdan büyük sorunlarla karşılaşan Tahran'ın, ABD'deki seçimlerde Demokrat Parti'nin adayı Joe Biden'ın kazanmasını istediği yorumları yapılıyor. Biden, seçimleri kazanması halinde Başkan Yardımcısı olduğu dönemde İran ile imzalanan nükleer anlaşmaya geri döneceğini açıklamıştı. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani başta olmak üzere İranlı yetkililer, ABD'deki seçim sonuçlarının İran için önemli olmadığını savunuyor.Diplomatik ilişkilere sahip olmayan, Tahran ile Washington arasındaki diplomatik meseleler İsviçre aracılığıyla yürütülüyor.
İstanbul, Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları'na Hazırlanıyor
İSTANBUL (AA) - İstanbul Açıkdeniz Yat Yarış Kulübü Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, bu yıl ilk kez düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları'nın 2023 yılında dünyanın en saygın organizasyonlarının arasına gireceğini söyledi.İstanbul'da 29 Ekim-1 Kasım'da düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları'nın hazırlıkları devam ederken, İstanbul Açıkdeniz Yat Yarış Kulübü Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu basın mensuplarıyla bir araya geldi.Karaköy'deki GalataPort'ta düzenlenen sohbet toplantısında Ekrem Yemlihaoğlu, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Organizasyonun uzun yıllar sürmesi için planlamaların yapıldığını aktaran Yemlihaoğlu, 'Kulübümüz, yakın bir zaman önce Sayın Cumhurbaşkanımızın himayeleriyle onurlandırıldı. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları'nı düzenleyeceğiz. Bu konuda minnet duygularımızı ve teşekkürlerimizi ifade ediyorum. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları, uzun yıllar devam edecek şekilde planlandı. Bugünden itibaren gelecek yıllar hakkında çalışılmaya başlandı. 2023'te Cumhuriyet'in 100. yılında en güçlü haliyle organize etmeye kendimizi hazırlıyoruz.' diye konuştu.Bu yıl ilki düzenlenecek yarışlarda 2023 yılına odaklandıklarını aktaran başkan Ekrem Yemlihaoğlu, 'Bu bir hayal ve düşünce değil bir şart. Yarışımız, dünya çapında bir organizasyon olacak. Bunun tarihi de 2023 yılı. Bu yılda organizasyon bütün dünyada bilinen, saygın ve en prestijli organizasyonların içinde yer alacak. Cumhurbaşkanımıza böyle bir sözümüz ve borcumuz var.' ifadelerini kullandı.'Kendimizi biraz frenledik'Ekrem Yemlihaoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle belli kısıtlamalar getirdiklerini kaydetti.Tüm dünyanın yaşadığı büyük zorluklarla kendilerinin de karşılaştığını dile getiren Yemlihaoğlu, 'Kovid-19 salgınıyla ilgili birçok kısıtlama ve uyulması gereken kurallar çerçevesinde bir organizasyon yapıyoruz. Katılımın kısıtlı olması, izleyici parkurlarının tedbirler içinde kurulması gerektiği için kendimizi biraz frenledik. Bu dönemde bir organizasyon yapabilmemiz organizasyonun gücünü ortaya koyuyor.' değerlendirmesinde bulundu.Başkan Ekrem Yemlihaoğlu, yarış programı hakkında şu ifadeleri kullandı:'Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle 29 Ekim'de Dolmabahçe Sarayı önünde bir saygı duruşunda bulunacağız. Atamız ve Cumhuriyet'in kurulup bugünlere ulaşmasına vesile olan değerli şahsiyetlerin manevi huzurlarında bir saygı duruşu olacak. Aynı gün Boğaz parkuruda bir yarışımız var. 31 Ekim'de Adalar parkurunda, 1 Kasım'da Caddebostan parkurunda coğrafi rotalarda yarışlarımızı yapacağız.'Koronavirüs salgınına rağmen yurt dışından katılımların olacağını aktaran Yemlihaoğlu, 'Yurt dışından katılımlarımız olacak. Mevcut durumda son ana kadar teyit edilemeyen şartlar var. Ukrayna, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan ekipleri katılacak. Şu ana kadar aksi yönde bir bildirimde bulunmadılar. Türkiye'de de oldukça yüksek katılımın olması için çaba sarf ediyoruz. Hem profesyonel hem de amatör ekiplere uygun parkurlar dizayn ederek katılımın maksimum seviyede olması için çaba sarf ediyoruz.' şeklinde görüş belirtti.Denizlerden spor konusunda yararlanılmasıyla ilgili Yemlihaoğlu, 'İstanbul ve Ege Denizi gibi değerlerimiz var. Hiçbir zaman Mavi Vatan'ımızın yeteri kadar hakkının verildiği iddia edilemez. Her zaman daha fazla yapacak bir şey vardır. Elbette spor konusunda da var. Federasyonuz ve bakanlığımız, kendilerini en üst seviyede zorlayarak bunları yerine getirmek için uğraşıyor. Elbette daha iyi olacaktır.' diye konuştu.
Kerkük'te 5 Deaş Mensubu Yakalandı
KERKÜK (AA) - Irak federal polisinin Kerkük'te başlattığı operasyonda terör örgütü DEAŞ mensubu 5 kişinin yakalandığı, çok sayıda silah ve mühimmatın ele geçirildiği belirtildi.Kerkük Polis Müdürlüğü Sözcüsü Amir Nuri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, federal polisin kentin güneyindeki Zegetun bölgesinde DEAŞ mensuplarına yönelik operasyon başlattığını ifade etti.Operasyonda 5 teröristin yakalandığını aktaran Nuri, bölgede yapılan aramalarda çok sayıda silah ve mühimmatın ele geçirildiğini kaydetti.Nuri, ilk sorgularında DEAŞ mensubu olduklarını itiraf eden bu kişilerin, resmi işlemlerin ardından mahkemeye sevk edildiğini söyledi.Iraklı yetkili ayrıca bölgenin DEAŞ unsurlarından bütünüyle temizlenmesi için operasyonların sürdüğü bilgisini verdi.Terör örgütü DEAŞ, Haziran 2014'te Irak'ın Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamı ile Diyala ve Kerkük illerinin bir kısmını ele geçirmiş, söz konusu bölgeler yıllar içinde örgütten geri alınmıştı. Eski Başbakan Haydar el-İbadi, 9 Aralık 2017'de DEAŞ'a karşı zafer kazanıldığını duyurmuştu. Irak'ın DEAŞ'tan temizlenmesinin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen söz konusu vilayetlerin kırsal bölgelerinde örgütün saldırıları sürüyor.
Reklam
Ülker Bisküvi, 650 Milyon Dolarlık Tahvil İhraç Etti
İSTANBUL (AA) - Ülker Bisküvi, 650 milyon dolarlık tahvil ihraç etti.Ülker'den yapılan açıklamaya göre, pandemi döneminde yurt dışından kaynak sağlanması, Türkiye'ye ve Ülker Bisküvi'ye gösterilen güvenin göstergesi oldu. Ülker Bisküvi, elde ettiği finansman kaynağının bir kısmını yurt dışı menşeli sendikasyon kredisinin kapatılmasında, kalan kısmını da şirketin yatırımlarında kullanmayı planlıyor. Tahvil işleminin kapanışının ilgili nihai sözleşmelerin imzalanması ve Sermaye Piyasası Kurulu'na yapılan tertip ihraç belgesi başvurusunun onaylanmasını müteakiben 30 Ekim 2020'de sonuçlanması bekleniyor.'Tahvil ihracımız büyük ilgiyle karşılandı'Açıklamada görüşlerine yer verilen Ülker Bisküvi Üst Yöneticisi (CEO)Mete Buyurgan, dünya ve Türkiye'nin pandemiden dolayı hassas bir dönemden geçtiğini belirterek, 'Tüm bunlara rağmen Ülker Bisküvi olarak pandemi döneminde, tahvil ihracı gerçekleştiren Türkiye'deki ilk gıda şirketi olduk. Büyük ilgiyle karşılanan tahvil ihracımız, Ülker'in uluslararası finansman kaynağı sağlamadaki başarılı stratejileri ve yatırımcılarla olan güçlü bağının bir sonucudur.' ifadelerini kullandı. 'Yolumuza hız kesmeden devam ediyoruz' Yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini bildiren Buyurgan, Ülker Bisküvi'nin mevcut performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: '2020'nin ilk yarısındaki ciromuzu 4,5 milyar TL olarak açıklamıştık. Bu dönemde sağlam bilançomuzla faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki güçlü konumumuzu sürdürürken, üretime, satış ve dağıtım faaliyetlerine, istihdam sağlamaya ve 100'ü aşkın ülkeye ihracata hız kesmeden devam ediyoruz. Dünyadaki zorlu ekonomik şartlara rağmen şirketimize uluslararası yatırımcılar tarafından uzun vadeli finansman sağlanması hem ülkemize hem de şirketimize olan güvenin bir göstergesidir.' Ülker Bisküvi CFO'su Cenker Uçan da Ülker’in ilk tahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerini aktararak, '450 milyon dolar hedefiyle başladığımız projemize uluslararası yatırımcılardan 1,8 milyar dolar talep aldık ve ihraç edilecek rakamın 650 milyon dolar olmasına karar verdik. 5 yıl vadeli tahvilimize, 28 ülkeden 130'dan fazla uluslararası yatırımcı iştirak etti. Şirketimizin sağlam finansman yapısına güvenen uluslararası yatırımcılara teşekkür ederiz.' ifadelerini kullandı.
Analiz – Saldırgan Politikalar Ermenistan'ı Güney Kafkasya'da Yalnızlaştırıyor
İSTANBUL (AA) -RIZA TALEBİ- Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın işgalini meşrulaştırmak ve sürdürmek amacıyla, özellikle son çatışmalarda, doğulu ve batılı müttefiklerinden medya alanında destek gördü, siyasi ve askeri yardım aldı, Türkiye ve Azerbaycan aleyhine tezvirat kampanyası yaptı ve Ordubad ve Gence gibi çatışmaya uzak ve yakın bölgelerdeki Azerbaycanlı sivillere füze saldırısı gibi çeşitli taktik ve hileler kullandı, fakat bütün bunlara rağmen göstergeler Azerbaycan güçlerinin topraklarını kurtarma konusunda başarı kaydetmekte olduğu yönünde.Gence, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkenti olarak stratejik ve çok önemli bir konuma sahip. Günümüzde Gence, Azerbaycan’ın büyüklük ve önem sıralamasında ikinci şehridir. Aynı zamanda, Mehsetî, Nizâmî-i Gencevî ve Cevad Han’ın şehridir. Şehir, işgal altındaki Dağlık Karabağ’dan çok uzak olmasına rağmen, Azerbaycan’ın Türkiye ve Avrupa’ya giden hidrokarbon transfer hatlarına yakınlığı ve önemi nedeniyle Ermeni füzelerinin hedefi oldu.Bir zamanlar Saddam Hüseyin tarafından İran şehirlerini bombalamak için kullanılan Rus yapımı Elbrus ya da Scud füzeleri, savaş başlığının optimize edilmesiyle uzaktaki hedefleri de yok edebiliyor. Ermeni ordusu, Rus yapımı böylesi bir silahı kullanarak Azerbaycan’daki yerleşim alanlarına ve sivillere saldırma yoluyla halkı korkutma amacını güdüyor. Ermenistan ayrıca savaşı işgal edilmemiş Azerbaycan topraklarının içlerine çekmek suretiyle Azerbaycan güçlerini Dağlık Karabağ dışındaki Ermenistan mevzilerini hedef alması için kışkırtmak istiyor.Açık bir savaş suçu olan bu çabaya rağmen Azerbaycan ordusu, meşruiyet odaklı bir strateji benimseyerek sadece Dağlık Karabağ’daki işgalcilerin savunma-saldırı pozisyonlarını yok etmeye odaklandı. İleri teknoloji ürünü İHA’lardan olan “Bayraktar”, sivillerin Ermenistan tarafından insanlık dışı bir şekilde öldürülmesine ezici ve şiddetli bir cevap verdi. Güvenilir uluslararası medya kuruluşlarına göre, Azerbaycan ordusu şu ana kadar sivilleri asla hedef almadı ve Ermenistan’ın kışkırtıcı eylemlerine rağmen insani olmayan bir tepki vermekten kaçınmakta ve sadece işgal altındaki topraklarda ilerlemeyi hedeflemekte.Ermenistan ordusu, Gence’nin yanı sıra Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad şehrini de hedef aldı. Bu saldırının amacı Türkiye’yi savaş alanına çekmekti. Çünkü Türkiye Moskova Anlaşması’na göre garantör ülke konumunda. Bu nedenle, Nahçıvan’a yönelik herhangi bir üçüncü ülke saldırısı Türk tepkisini ve müdahalesini beraberinde getirebilirdi. Bu öngörüsüz hareket de Erivan’a Rus ve Fransız müttefiklerini savaş alanına çekmek ve yardım talep etmek için etkili bir bahane sunamadı.Ermenistan ve müttefiklerinin bir başka hilesi de Dağlık Karabağ’da Suriyeli savaşçıların varlığına ilişkin haberler yayınlamak ve Türkiye’ye karşı psikolojik bir savaş açmak oldu. Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerini destekleyen bu savaşçıların varlığına dair sözde kanıtlar sunan Ermeni, İran ve Rus medyasının kara propagandası haricinde uluslararası düzeyde güvenilir hiçbir belge ve kanıt bulunmuyor. Bir Ermeni yetkili, gazetecilerin bu konudaki sorularına cevap olarak sadece, söz konusu savaşçıların cesetlerinin yaban domuzları tarafından yenildiğini söyleyebildi.Görevi, menfaat gereği cehalet ve yalanın yayılmasını incelemek olan “agnotoloji” denen bir bilim dalı bulunuyor. Bugün işgal altındaki Dağlık Karabağ’da “cihatçı güçlerin” varlığına dair haberler bu bilim dalının konusu olacak nitelikte. Fransız medyasının başını çektiği bu girişimler, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın PKK’lı terörist unsurlara yönelik politikalarını çağrıştırıyor. Bu yöntem, sahada vekil güçleri beslemek için yıllardır kullanılıyor.Bu mesnetsiz iddialar, işgal altındaki Dağlık Karabağ’da gerilla savaşı başlatmaları için Asala, YPG ve PKK teröristlerinin Ermenistan tarafından bölgeye davet edildiği sırada ortaya atıldı. Bu bölge, geçilmesi zor dağlar ve mayınlı alanlar nedeniyle, adı geçen üç terörist grubun faaliyetleri için elverişli sayılıyor. Ermenistan’ın hedefi Azerbaycan ordusunun gücünü zayıflatmak ve bölgenin kurtuluşunu önlemek için Dağlık Karabağ’ı Suriye’ye dönüştürmek. Buna rağmen, Azerbaycan ordusunun özel kuvvetleri, sözde Dağlık Karabağ hükümetinin yaşlı ve yorgun askerlerini ve Asala’nın terörist güçlerini yenmeyi başardı. Cebrail şehrinin Asala teröristlerinden kurtarılması bu durumun bir kanıtı. Ermenistan’ın Doğulu ve Batılı müttefiklerinin desteği de bu ülkenin Dağlık Karabağ’daki yenilgisini engelleyemedi. Yine de belli başlı bazı medya kuruluşları Dağlık Karabağ’da yaşananları çarpıtmakta.İran içinde ve ülke dışında Farsça haber yapan medya organları da bu çatışmayı Ermenistan-Türkiye savaşı olarak göstermeye çalışarak, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü savunma konusundaki haklılığını görmezden geliyor. Öte yandan Rus silahlarının Mahaçkale’den Enzeli’ye, oradan da Norduz Sınır Kapısı’ndan Ermenistan’a gönderildiğine dair çok sayıda haber bulunuyor.İran devleti, Anayasa’nın ve “İslam Cumhuriyeti” sisteminin ideallerinin Müslümanları, özellikle Şiileri desteklemenin gereğine vurgu yapmasına rağmen, Karabağ meselesi karşısında paradoksa girmiş veya belki de yaklaşımını değiştirmiş olabilir. Bu paradoksal durum, Müslüman Uygur Türkleri meselesi hakkında da müşahede ediliyor. Ermenistan, küçük nüfusuna ve çok zayıf pazarına rağmen, Türkiye’den Güney Kafkasya’ya giden yol üzerindeki konumu nedeniyle her zaman İran’ın ilgi odağı olmuştur. İran hükümet yetkililerinin ve Türklerin yoğun nüfusa sahip olduğu eyaletlerdeki cuma imamlarının açıklamaları iç kamuoyuna yöneliktir ve bu ülkedeki Türk asıllı vatandaşların duygularını kontrol etmeyi amaçlamaktadır. Kafkasya’da Rusya’nın sessizliği ve İran’ın hatalı politikaları nedeniyle karşı karşıya kaldığı yalnızlık, bu ülkenin diplomatik makamlarının tavrını yumuşatmıştır. İran’daki Türklerin Tebriz, Tahran ve diğer şehirlerdeki protestoları da İranlı yetkililerin açıklamalarındaki değişimin diğer bir faktörü olarak gösterilebilir. İran Ermeni Apostolik Kilisesi de geçmiş yıllarda benzer konularda sert açıklamalar yapmasına rağmen, İranlı yetkililerin son tutumunun ardından Karabağ’ın işgalden kurtarılmasına ilişkin halen sert bir tepki gösterebilmiş değil. Azerbaycan ordusunun yaklaşık 30 yıl sonra eline geçirdiği bu fırsat çok kıymetli. Moskova’nın Nikol Paşinyan hükümetinden hoşnutsuzluğu, İran ekonomisinin zayıflığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, Rusya’nın Belarus, Kırgızistan ve Litvanya konusunda karşı karşıya kaldığı pek çok sorun, Navalni meselesi ve rubledeki sert düşüş gibi faktörler, Azerbaycan ordusunun Türkiye’nin desteğiyle işgal altındaki Karabağ’ın önemli bir kısmını kurtarmasının yolunu açtı. Azerbaycan ordusu, Fransa gibi ülkelerin Ermenistan’ı desteklemesine rağmen maceracı komşusuna askeri üstünlüğünü gösterdi. Azerbaycan şu anda da cenazelerin ve esirlerin değişimi amacıyla sağlanan geçici ateşkesle Paşinyan hükümetinin aksine meseleyi sivillere zarar vermeden çözmeye çalışıyor. Ermenistan başbakanının radikal ve ideolojik tutumu ve ordusunun sivil yerleşim alanlarına füze saldırıları, Azerbaycan’ın ezici cevabıyla karşılaşmıştır. Çok sayıda Ermenistan askerinin öldürülmesi ve işgal altındaki Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Hava Kuvvetleri’nin vurduğu ölümcül darbeler göz önüne alındığında Erivan yönetiminin Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımında yakın gelecekte bir değişiklik bekleyebiliriz.Mütercim: Bilal Güler, Ahmet Dursun[Kafkasya, İran ve Ermenistan üzerine uzmanlaşan gazeteci-yazar Rıza Talebi, Amerikan Metropolitan Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk dalında doktora çalışmalarını sürdürmektedir]
Diyarbakır'da Hdp İl Ve İlçe Binasında Arama
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır'da terör soruşturması kapsamında HDP İl Başkanlığı ile Yenişehir ilçe binasında polis ekiplerince arama yapılıyor.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında Diyarbakır Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden alınan arama ve el koyma kararına istinaden, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ve Çevik Kuvvet ekiplerince HDP il ve ilçe binasında arama yapılmaya başlandı.Arama sırasında birçok örgütsel doküman, terör örgütü elebaşının posterleri ve terör örgütü mensuplarının poster ve afişleri ele geçirildi. Yenişehir ilçe binasında yapılan arama kapsamında HDP Yenişehir İlçe Başkanının da bulunduğu iki kişi gözaltına alındı, cep telefonlarına el konuldu.Diyarbakır annelerinin dağa kaçırılan çocukları için önünde oturma eylemini sürdürdüğü HDP il binası ile ilçe binasında polis ekiplerinin arama çalışmaları sürüyor.
Reklam
Katarlı Gencin Çocukluk Tutkusu, Kişisel Müzeye Dönüştü
DOHA (AA) - AHMED YUSUF - Katar'da küçüklüğünden bu yana nadir eserlere ilgi duyan Abdullah bin Şahin el-Ganim el-Meadid, ülkesi başta olmak üzere Körfez kültürünü ve İslam medeniyetini yansıtan eserleri kişisel müzesinde sergiliyor.Katar ve Körfez'in kültürel mirasına olan tutkusu, ailesindeki yaşlılara olan yakınlığından dolayı küçük yaşta başlayan Meadid'in henüz on yaşındayken yaklaşık 60 nadir parçadan oluşan bir koleksiyonu vardı. Katarlı gencin başkent Doha'daki 'Ferik el-Ganim ' bölgesinde yer alan evinde kurduğu kişisel müzede şu anda 200'den fazla parça bulunuyor. Katar'ın kültürel kimliğinin, antik ve çağdaş mirasının korunmasına katkı sağlayan müze, ülkenin en önde gelen kişisel müzelerinden biri olma özelliği taşıyor. Körfez evini yansıtan tütsülük, cezve ve sandık gibi eski ev araç gereçlerinin bulunduğu müzede, ayrıca Kuveyt'teki yönetici ailenin evinden 90 yıllık dolap ve yatak da yer alıyor. Çocukluktan gelen tutku AA muhabirine konuşan Meadid, kadim eserlere ve romanlara olan ilgisinin çocukluğunda başladığını, bunu farkeden yaşlı yakınlarının eski eşyaları saklaması için kendisine hediye ettiklerini belirtti. Küçükken eski ev eşyalarını toplamaya tutkusu olduğunu ifade den Meadid, biriktirdiği harçlıklarla oyuncak almak yerine eski eşyalar satın aldığını söyledi. Ziyaret ettiği ülkelerden Körfez ülkelerinin kültürüne ait ve İslam tarihiyle ilgili eski eşya ve eserleri topladığını söyleyen Meadid, antika eşyalar belirli sayıya ulaşınca, bunları sergilemek amacıyla eski Katar evi dekorunda bir müze hazırladığını ifade etti.Meadid, Katar kimliği açısından ülkesini temsil eden sergilere katılmaya başladığını belirtti. Türk kültürünün Körfez bölgesine etkisi oldu Müzesindeki parçaların geçmişin hikayesini anlatan, nesillere aktarılması gereken manevi değerler olduğunu kaydeden Meadid, kişisel müzesinin gelecekte açmak istediği halk müzesi için bir başlangıç niteliğinde olduğunu kaydetti. Bu parçaları, Körfez ülkelerinin yanı sıra Türkiye'nin İstanbul ve Bursa kentlerinden de getirdiğini söyleyen Meadid, 'Türk kültürünün bölgeye (Körfez) olan etkisinin güçlü olduğuna şüphe yok ve bu yüzden Türkiye bazı ortak kültürlere sahibiz.' dedi. Destek ve ziyaretler Meadid, devletin gençleri kişisel müzeler konusunda desteklediğini belirterek, 'Katar Müzeler Kurumu müzemi iki kez ziyaret etti. Tabi kişisel müze sahiplerinin katkılarını ve teşviklerini de unutamam.' ifadelerini kullandı. Şeyh Faysal bin Kasım Al Sani Müzesi'nin dünyanın en büyük kişisel müzesi olduğunu ve Şeyh Faysal'ın kendisini bu adımı atmaya teşvik eden ve bazı antikalarla kendisini destekleyenlerin başında geldiğini aktaran Meadid, toplumdaki önemli isimlerin müzesini ziyaret ettiğini ve kendisini desteklediğini söyledi. Meadid, Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu'nun da bir süre önce müzesini ziyaret ettiğini ve bundan onur duyduğunu dile getirdi.
Reklam
Arnavutköy'de İnşaat Malzemeleri Çaldığı Öne Sürülen 5 Şüpheli Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Arnavutköy'de, inşaat malzemeleri çaldıktan sonra kaçan 5 şüpheli, polisin takibi sonucu gözaltına alındı.Arnavutköy'de son günlerde inşaatlardan hırsızlık olaylarının artması üzerine inceleme başlatan polis ekipleri, zanlıların Merkez Mahallesi Öncü Sokak'ta bir inşaattan malzeme çaldıklarını tespit etti. Polisin gözaltına almak istediği 5 zanlı, olay yerinden sahte plakalı bir minibüsle kaçmaya başladı.Polis ekipleriyle yaşanan kovalamaca sırasında zanlıların içinde bulunduğu minibüs, park halindeki araçlara çarptı. Kazada bir şüpheli yaralandı. Araçtan inerek ormanlık alana kaçan 4 zanlı, polis ekiplerinin takibi sonucu yakalandı.Olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan yaralının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.Bu arada, kovalamaca sırasında başka bir araca çarpan polis aracındaki 3 polis memuru da hafif şekilde yaralandı. Polis memurları kendi imkanlarıyla sağlık kuruluşuna gitti.Görgü tanıklarından İsmail Gözütok, sabah işe gitmek için dışarı çıktığında polisin bir aracı kovaladığını gördüğünü anlattı. Bir anda kendisini olayların ortasında bulduğunu dile getiren Gözütok, 'Burada bir inşaattan malzeme çalan hırsızlarmış. Polisimiz de yakaladı. Zaten son zamanlarda bu tür hırsızlıklar arttı.' dedi.Hırsızların park halindeki aracına çarptığı Fuat Gasparov da ses üzerine balkona çıktığında hırsızların aracına çarptığını ve bir kişinin de yaralı olarak yerde yattığını gördüğünü ifade etti.
Ermenilerin İşgal Altında Tuttukları Zengilan Kentinin Camisinde Domuz Besledikleri Ortaya Çıktı
BAKÜ (AA) - Ermenilerin işgal altında tuttukları Zengilan kentinin camisinde domuz besledikleri ortaya çıktı.Sosyal medyadaki görüntülerde, Azerbaycan askerlerinin işgalden kurtardığı Zengilan kentinin camisine girdiklerinde burada domuzlarla karşılaştıkları görülüyor. Cep telefonuyla çekilen görüntülerde, tarihi caminin adeta bir harabe haline geldiği dikkati çekiyor.Zengilan, 20 Ekim'de kurtarılmıştı Azerbaycan ordusu, 27 yıldır işgal altında bulunan Zengilan kent merkezini 20 Ekim'de işgalden kurtarmıştı.Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bugün Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç'la yaptığı görüşmede, 'Dün internette Zengilan kentinde harabeye dönüşen caminin görüntülerini herkes gördü. O camide domuz beslemişler. Camilerimize hakaret ettiler.' ifadesini kullanmıştı.
Bakanlık Açıkladı: Cezaevlerinde 'E-Görüş' Dönemi Başlıyor
Pandemi koşullarında cezaevlerinde zorunlu yakın teması sınırlandıran, 'Akıllı Teknolojilerin Cezaevlerine Entegrasyonu Projesi' (E-Görüş) hayata geçti. İlk, Ankara Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kullanıma sunulan proje ile hükümlü ve tutuklular, yakınları ile cezaevlerine gelmeden görüntülü görüşebilecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 'Hedefimiz, bu cihazların ülkemizdeki tüm cezaevlerine kurulması ve hükümlülerin hayatının evrensel insan haklarını önceleyen bir anlayışla kolaylaştırılması' dedi.
Kadına Şiddetin Önlenmesi Toplantısına Katılan Akademisyen Kadınları Hedef Aldı: 'Çoğunluğu Radikal, Vamp Tipler'
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde görevli akademisyen Doç. Dr. Emir Kaya, Aile Bakanlığı’nda toplantıya katılan, kadın hakları alanında çalışmalar üreten kadınları hedef aldı. Kaya, toplantıya katılan kadınlar için, “Çoğunluğu radikal, vamp tipler. Bir tane makul Türk-İslam kadını yok. Bir tane erkek sözcüsü yok. Dibine kadar feminizm vahşiliği' dedi.'Bakanlık bürokrasisi işgal edilmiş. Devşirmelerle dolu. Ezikler. Yenikler. Bu gaflet ve dalalettir. Feminizm bir beşinci kol faaliyetidir' ifadelerini de kullanan Emir Kaya, sosyal medya kullanıcılarının sert tepkisiyle karşılaştı.
Reklam