onedio
Ekim Ayına İlişkin Sosyal Yardım Desteği Ödemeleri Bugün Başlıyor
ANKARA (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 5 nakdi sosyal destek programı kapsamında ekim ayında 99 milyon lira ödeme yapacaklarını bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Selçuk, ekim ayına ilişkin muhtaç asker aileleri ve çocuklarına, eşi vefat eden kadınlara ve öksüz/yetimlere yönelik sosyal yardım ödemelerinin bugün itibarıyla başlayacağını ve 28 Ekim'e kadar devam edeceğini belirtti. Zorunlu askerlik hizmetini yürüten muhtaç er ve erbaşların ailelerine 2 aylık periyotlarla destek verdiklerini ifade eden Selçuk, 32 bin ihtiyaç sahibinin hesabına 25,8 milyon lira yatıracakları bilgisini verdi. Muhtaç asker çocuklarına yönelik yardım programı kapsamında aylık ödeme miktarını yüzde 50 artırdıklarına dikkati çeken Bakan Selçuk, bu kapsamda bu ay 2 bine yakın ihtiyaç sahibine 482 bin lira ödeme yapılacağını bildirdi. Selçuk, eşi vefat eden yardıma muhtaç kadınların da yanında olduklarını aktararak, '90 bin ihtiyaç sahibi kadınımıza toplam 57,2 milyon TL destek sağlayacağız.' açıklamasında bulundu. Anne, babası veya her ikisi de vefat etmiş 18 yaş altındaki çocuklar için destekte bulunduklarını belirten Selçuk, yaklaşık 41 bin öksüz ve yetim için 12 milyon lira ödeme yapacaklarını ifade etti. Kronik hastalık yardım ödemeleri yarınKronik hastalığı olanlara da nakdi yardımda bulunduklarını hatırlatan Selçuk, bu kapsamda 2 bin ihtiyaç sahibine 3,2 milyon lira destek verileceğini kaydetti. Selçuk, kronik hastalık yardım ödemelerinin ise yarın itibarıyla başlayacağını duyurdu. Bakan Selçuk, '5 nakdi sosyal destek programımızla yaklaşık 99 milyon lira ödeme yapacağız.' bilgisini paylaştı.
Afganistan'da Bombalı Saldırıda 9 Kişi Öldü
KABİL (AA) - Afganistan'ın Gazne vilayetinde düzenlenen bombalı saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti.Gazne Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Ahmad Han Siret, basına yaptığı açıklamada, Gazne'nin Kotal Ravza bölgesinde yol kenarına yerleştirilen bombanın, sivilleri taşıyan araç bölgeden geçtiği sırada patlatıldığını söyledi.Siret, saldırıda 9 sivilin yaşamını yitirdiğini belirtti.Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.
Kovid-19 Tedavisi Gören Muhittin Böcek'in Sağlık Durumu
ANTALYA (AA) - Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısıyla yoğun bakımda tedavisi süren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi. Antalya Büyükşehir Belediyesinin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, Böcek'in yoğun bakımdaki takip ve tedavisinin devam ettiği kaydedildi. Açıklamada, 'Son dönemde olumlu gelişmeler olmakla birlikte enfeksiyon bulguları devam etmekte, durumu ciddiyetini ve kritikliğini korumaktadır.' ifadesine yer verildi. 48 gündür yoğun bakımdaBüyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, sosyal medya hesabından 17 Ağustos'ta yaptığı paylaşımla Kovid-19 test sonucunun pozitif çıktığını duyurmuş, herkese maske, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uyması için uyarıda bulunmuştu.Hastanede takibi yapılan Böcek, sağlık durumu kötüleşince 7 Eylül'de yoğun bakım ünitesine alınmış, 24 Eylül'de de Akdeniz Üniversitesi Hastanesine sevk edilmişti.Akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle solunum kaslarında sorun oluşan Böcek'e daha iyi nefes alabilmesi için trakeostomi (nefes borusuna delik açılması) uygulanmıştı.
Emniyet Genel Müdürü Aktaş, Ardahan Valiliğini Ziyaret Etti
ARDAHAN (AA) - Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Ardahan Valisi Hüseyin Öner'i makamında ziyaret etti. Valilik girişinde şeref defterini imzalayan Aktaş'a, Vali Öner tarafından 'Damal Bebeği' hediye edildi. Aktaş, burada yaptığı açıklamada, fırsat buldukça illeri ziyaret etmeye çalıştığını belirterek, 'Aslında bu gecikmiş bir ziyaret. Biz Ardahan'a daha önce gelmeyi planlıyorduk. Ancak pandemi dolayısıyla biraz gecikme oldu.' dedi.Öner de ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Aktaş, daha sonra İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığını ziyaret etti.
İbb Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Kovid-19 Testi Pozitif Çıktı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testinin pozitif çıktığı bildirildi.İBB Sözcüsü Murat Ongun, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun Kovid-19 testi pozitif çıkmıştır. Hastanede tedavi süreci başlayan Başkanımızın sağlık durumu iyidir. Kamuoyunun bilgisine sunarız.' ifadelerini kullandı.İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da Twitter hesabından, 'Kovid-19 test sonucu pozitif çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nu arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Allah'tan acil şifalar dilerim.' paylaşımında bulundu.
Meb'den Özel Eğitim Gereksinimi Olan Öğrencilerin Ailelerine Destek
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığı, 26 Ekim'de tam zamanlı yüz yüze eğitime başlayacak özel eğitim gereksinimli öğrencilerin ebeveynlerine destek amacıyla 'veli eğitimi kursları' başlattı.Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün hazırladığı bu kurslarda ebeveynlerin, çocuklarıyla günlük yaşam, öz bakım ve iletişim becerilerini geliştirmesi ve duygusal yönden destek alabilmesi sağlanacak.Ortopedik engeli ve süreğen hastalığı bulunan bireylerin ailelerinden dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bulunan bireylerin ailelerine kadar geniş bir yelpazede düzenlenen bu kurslarda, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin öz bakım, günlük yaşam, dil ve iletişim becerilerinin desteklenmesi gibi birçok konu yer alıyor.'Bilginizi artırmak istiyoruz'Bu arada Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Mamak Halk Eğitimi Merkezi'ndeki kurs programında bir derse konuk oldu. Selçuk, ders öncesi meslek edindirme kurslarına özel olarak hazırlanan mutfak ve kuru temizleme eğitimi atölyesindeki öğrencilerle sohbet etti, kursiyerler tarafından hazırlanan sergideki ürünleri inceledi. Daha sonra özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin velileriyle ders başı yapan Selçuk, öğretmenin sunumunu dinledi.Dersin sonunda ise 'Ziya Öğretmen' olarak tahta başına geçen Selçuk, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin hayat boyu öğrenmeye erişiminin artırılması için 5 engel grubuna ait 715 kurs programı bulunduğuna dikkat çekti. Öğrencilerin eğitim imkanlarını artırdıklarını ifade eden Selçuk, şöyle devam etti: 'Ancak biz bu çocuklarımızın velilerine de destek olmalıyız ve oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki engeli bulunan bir çocuğun annesi, babası, kardeşi hatta büyük annesi ya da dedesi olmak da özel bir durumdur. Bakanlık olarak ilk kez özel eğitime gereksinim duyan bireylerin ailelerine yönelik 12 kurs programı hazırladık. Çocuğunuzun engel durumuna göre seçeceğiniz kurslarla sizlere duygusal destek vermek ve bilginizi artırmak, işlerinizi kolaylaştırmak istiyoruz.''Kursların sayıları ve çeşitliliği artırılabilecek' Halk eğitimi merkezlerinde normalde 12 kursiyerle açılan kursların, burada bir kişinin talebiyle dahi açılacağını belirten Selçuk, şunları kaydetti:'Çocuklarımızın ailelerinin uygunluk durumuna göre kursların akşam ya da hafta sonu olması da mümkün. Özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımızın aileleri için bu kurslarımız bundan sonra hep devam edecek. İhtiyaç ve talepler doğrultusunda kursların sayıları ve çeşitliliği artırılabilecek.'
Reklam
Vodafone'dan 6 Ay Boyunca Hediye İnternet
İSTANBUL (AA) - Vodafone, kişiye özel sadakat platformu Hediye Çarkı ile kazandırmaya devam ediyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Vodafone, müşterilerine dijital dünyada kazandıran fırsatlar sunmaya devam ediyor. Vodafone, numara taşıma ya da yeni hat tesisi ile bireysel faturalı tarifelerine gelen müşterilerine 6 ay boyunca Hediye Çarkı’ndan garanti GB hediye ediyor. Buna göre, Uyumlu ve Red tarifelerine gelenler aylık toplam minimum 5 GB, Redli ve Uyumlu Genç tarifelerine gelen gençler ise toplamda aylık minimum 10 GB kazanıyor. Vodafone’un 8 Kasım’a kadar geçerli olacak yeni kampanyasında minimum garanti GB’ları kazanmak için Hediye Çarkı’nın ayda en az 4 kez çevrilmesi gerekiyor. “Herkes için daha iyi bir dijital deneyim hedefiyle çalışmaya devam edeceğiz” Açıklamada görüşlerine yer verilen Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, şunları kaydetti:“Vodafone Türkiye olarak, her şeyin hızla dijitalleştiği dünyamızda müşterilerimizin dijital yol arkadaşı olmayı hedefliyoruz. Bireysel müşterilerimize her hafta internet ve sürpriz hediyeler kazanma fırsatı sunduğumuz Hediye Çarkı üzerinden yepyeni bir kampanya başlattık. Bu kapsamda, numara taşıma ya da yeni hat tesisi ile bireysel faturalı tarifelerine gelen müşterilerimize 6 ay boyunca Hediye Çarkı’ndan garanti GB hediye ediyoruz. Uyumlu ve Red tarifelerine gelen müşterilerimiz aylık toplam minimum 5 GB, Redli ve Uyumlu Genç tarifelerine gelen gençlerimiz ise aylık toplam minimum 10 GB kazanıyor. Platformumuzda çark çevirme hakkı haftalık olarak yenileniyor. Vodafone olarak, herkes için daha iyi bir dijital deneyim hedefiyle çalışmaya devam edeceğiz.” Vodafone’un kişiye özel sadakat platformu Hediye Çarkı’na Vodafone Yanımda mobil uygulaması üzerinden erişiliyor. Müşterilere tüm ihtiyaçlarını tek platformdan kolayca karşılama imkânı veren Vodafone Yanımda, fatura ödeme, fatura detaylarını öğrenme, TL yükleme,TL bakiyesini öğrenme, kalan kullanımları, kullanılan tarife ve paketleri, geçilebilecek tarifeleri görüntüleme, yurt dışı kullanıma açma, 4.5G açma, İnternet/Konuşma/Mesaj bilgilerine ulaşma, yurt dışını arama, yurt dışında konuşma, yurt dışında kullanım gibi işlemler için kullanılabiliyor.Aylık aktif müşteri sayısı 13 milyona, aylık ziyaret trafiği ise 300 milyona ulaşan Vodafone Yanımda uygulaması Apple Store ve Google Play uygulama mağazalarından ya da vodafone.com.tr adresinden QR kod ile indirilebiliyor. Uygulama ücretsiz kullanılabiliyor.
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19 Salgınıyla İlgili Gelişmeler
NUR SULTAN (AA) - Ukrayna, Gürcistan, Özbekistan ve Kazakistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 7 bin 14 kişide virüsün görülmesiyle vaka sayısının 337 bin 410'a çıktığını bildirdi.Stepanov, son 24 saatte 67 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını, ölü sayısının 125 artışla 6 bin 289 olduğunu kaydetti.Virüse yakalanan 1058 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten Stepanov, iyileşen sayısının ise 2 bin 177 artarak 139 bin 755'e ulaştığını ifade etti.Ülkede, nisan ve mayısta 700'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, haziran sonuna doğru binin üzerine çıkmış, ardından düşüşe geçmişti.Vaka sayısı ağustos başında yeniden yükselmeye başlamış, dün 7 bin 517 kişide virüsün görülmesiyle günlük en yüksek rakam saptanmıştı.GürcistanGürcistan Başbakanlığından yapılan açıklamada, ülkede son 24 saatte 1941 kişide Kovid-19 görülmesi ile günlük vakalarda en yüksek sayıya ulaşıldığı ve toplam vaka sayısının 26 bin 544'e yükseldiği bildirildi.Açıklamada, sağlığına kavuşanların sayısı 412 artarak 10 bin 163'e, hayatını kaybedenlerin sayısının 10 artarak 193'e ulaştığı aktarıldı.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, 4 bin 180 kişi karantinada, 3 bin 571 kişi hastanelerde ve 2293 kişi ise Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.Ayrıca ülke genelinde 28 bin 69 kişi evlerinde izolasyonda kalıyor.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan beri ülkede Kovid-19 vaka sayısının 199 artarak 64 bin 923'e, virüs kaynaklı ölüm sayısının ise 2 artarak 544'e çıktığı bildirildi.Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 76 artarak 62 bin 33 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkede hastanelerde 2 bin 346 hastanın tedavisi sürüyor.Kazakistan Kazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte 164 artarak 110 bin 250'ye çıktı.Virüsten iyileşenlerin sayısı 73 artarak 105 bin 566'ya, ölenlerin sayısı 4 artarak 1815'e yükseldi.Kovid-19 belirtileri bulunan test sonuçları negatif olan zatürre vakası sayısı son 24 saatte 165 artarak 36 bin 732'ye ulaştı. Zatürreden 52 kişinin iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 28 bin 442'ye, 2 kişinin hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 393'e çıktı.Ülkede 3 bine yakın Kovid-19 ve 7 binden fazla zatürre vakasının tedavisi sürüyor.
Reklam
Sabancı Vakfı Hibe Programları'nın Sunduğu Destek 28,5 Milyon Tl'yi Aştı
İSTANBUL (AA) - Sabancı Vakfı, Hibe Programları kapsamında 14 yılda 173 projeye 28,5 milyon TL’nin üzerinde destek verdi.Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Sabancı Vakfı, Hibe Programları kapsamında destek verdiği sivil toplum kuruluşlarını bu yıl online olarak gerçekleştirdiği “Ekim Zamanı” toplantısında bir araya getirdi. Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen online buluşmada, 2019-2020 yıllarında Sabancı Vakfı’ndan hibe desteği alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) proje hikayeleri paylaşıldı. Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarına 14 yıldır kesintisiz hibe desteği veren tek vakıf olan Sabancı Vakfı, bugüne kadar 173 projeye, 28,5 milyon TL’nin üzerinde hibe verdi. Vakıf, kadın, genç ve engelli bireylerin karşı karşıya kaldıkları toplumsal sorunların çözümü için projeler hayata geçiren STK’lara hibe desteğinin yanı sıra bilgi ve tecrübe desteği de sağlıyor.'Önemli olan böyle zamanlarda yan yana durabilmek, birlikte hareket edebilmek”Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, toplumsal gelişme için sivil toplum kuruluşlarının en etkili aktörler olduğunu belirterek, şunları kaydetti:“Salgın süresince toplumsal sorunlarla mücadele eden sivil toplum kuruluşları pandeminin getirdiği ek zorluklarla karşı karşıya kaldılar. Bu dönemde pek çok kurumun faaliyetlerine devam edemediğini, hatta kapanma noktasına geldiğini üzülerek görüyoruz. Böyle zorlu dönemlerde sivil toplumu desteklemek daha büyük önem kazanıyor. Sabancı Vakfı olarak birlikte çalıştığımız sivil toplum kuruluşlarının değişen ihtiyaçlarını dinlemeye ve çözüm üretmeye gayret ediyoruz. Gerek Avrupa Vakıflar Merkezi gerekse Amerika’da bulunan Vakıflar Birliği’nin sivil topluma destek amaçlı başlattığı taahhütlerini Türkiye’den imzalayan ilk vakıf olduk. Hemen ardından da Sabancı Vakfı olarak biz de kendi taahhüdümüzü yayınladık. Bu taahhütle destek sağladığımız tüm kurumlara çalışmalarını kesintisiz sürdürebilmeleri için her türlü esnekliği sağladık. Bu süreçte bir kez daha gördük ki önemli olan böyle zamanlarda yan yana durabilmek, birlikte hareket edebilmek.” Sabancı Vakfı Hibe Programları ile toplumsal gelişim için kalıcı etki yarattıklarını aktaran Sabancı, “Dünyayı etkisi altına alan her felakette olduğu gibi, salgının da toplumsal sorunları ve eşitsizlikleri derinleştirdiğini endişeyle gözlemliyoruz. Bildiğiniz gibi, kadın, genç ve engelli bireyleri odağımıza alarak onların haklardan eşit yararlandığı bir toplum için çalışıyoruz. Bu sürecin özellikle onlar üzerinde olumsuz etkileri olduğunu görüyoruz. Maalesef uzun yıllardır elde edilen kazanımları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.' ifadelerini kullandı. Sabancı, pandemi sürecinde özellikle kadın hakları konusunda, bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla kendisinin de dahil olmaktan çok memnun olduğu bir toplantı yaptıklarını anlatarak, 'İhtiyaçları ve çözüm önerilerini tartıştık. Yalnızca tartışmakla kalmadık, ihtiyaçlara yönelik önemli aksiyonları hayata geçirmeye başladık.Bu toplantının takibini de yapmaya devam edeceğiz. Belki birkaç toplantı daha yapacağız. Bu çalışma şekliyle Sabancı Vakfı Hibe Programı yalnızca hibe alan kuruma destek olmakla kalmıyor, toplumsal gelişimi hızlandıracak güçte bir etki yaratıyor. Sabancı Vakfı olarak hibe verdiğimiz sivil toplum projelerinde ekiplerle birlikte sürece dahil olup bir yol arkadaşlığı yapıyoruz. Vakfımızdan bir kez hibe desteği alan kurum bizim toplumsal gelişme yolunda çalışan gönül ortağımız oluyor.” değerlendirmesinde bulundu. Aksaray Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Alerji ile Yaşam Derneği, Genç İşi Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Eğitim Kooperatifi, Madenci Kadınlar Dayanışma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği, Nirengi Derneği, Toy Gençlik Derneği, Türkiye İşitme Engelliler Derneği ve Yüksekova Kadınları Toplumsal Destekleme ve Kültür Derneği’nin proje temsilcileri, projelerinin sonuçlarını, projelerini hayata geçirirken yaşadıkları deneyimleri, gelecek dönem için planlarını ve projelerden yararlanan insanların öykülerini Şirin Payzın’ın moderatörlüğünü yaptığı ve bu yıl ilk kez online yapılan buluşmada anlattı. “Ekim Zamanı Online Buluşma Zamanı” başlığıyla düzenlenen etkinliği, Başka Bir Okul Mümkün Derneği, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği, Tohum Otizm & İstanbul Bilgi Üniversitesi SEÇBİR ve Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı tarafından düzenlenen Paylaşım Buluşmaları izledi.Hibe Programı kapsamında desteklenen projelerin öykülerinin yer aldığı ve bu yıl ilk kez dijital olarak da hazırlanan 'Ekim Zamanı Hibe Programı Öyküleri' kitabına 'www.sabancivakfi.org/ekimzamani2020' adresinden ulaşılabiliyor.
Tev İle Kahev, Kovid-19'Dan Ölen Sağlık Çalışanlarının Çocukları İçin Harekete Geçti
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının çocukları, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı'nın (KAHEV), desteğiyle eğitim hayatlarına devam edecek.TEV'den yapılan açıklamaya göre, TEV ve KAHEV, koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarının eğitim hayatının sekteye uğramaması ve hayallerinin yarım kalmaması için harekete geçti. Vakıfların iş birliği sayesinde sağlık çalışanlarının tüm Türkiye'ye emanet kalan çocukları, eğitim hayatları boyunca bu iki güzide vakfın kanatları altında olacak. İki kurum, ayrı ayrı başlattıkları 'Korona Kahramanlarına Vefa Fonu' ve 'Emanetiniz, Emanetimizdir' projelerini birleştirerek, bu süreçte ebeveynlerini kaybeden çocuklara birlikte destek olma kararı aldı. Açıklamada görüşlerine yer verilen TEV Genel Müdürü Yıldız Günay, pandemi sürecinin başından itibaren virüse yakalanarak vefat eden sağlık çalışanlarının çocuklarına eğitim desteği vermek için faaliyetlerini gayretle yürüttüklerini belirtti. Olağanüstü günlerde öğrencilerin kesintisiz eğitim desteği alabilmesi için çalışmaları sürdürdüklerini ifade eden Günay, 'Bizim gibi tüm eforunu ihtiyacı olan gençlerin eğitimine destek vermek için sarf eden Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı’nın aynı amaca hizmet eden kıymetli girişimleri 'Emanetiniz, Emanetimizdir' projesiyle 'Korona Kahramanlarına Vefa Fonu' burs projemizi birleştirerek, beraberce çocuklarımızın eğitim hayatlarında yanında olacağız.' değerlendirmesini yaptı. KAHEV Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Tülin Pınar Eser ise 'Gücümüzü, aynı kapsamda çalışmalar gerçekleştiren TEV ile birleştiriyoruz. Bu yeni güç birliği ile de salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarına var gücümüzle destek olmaya devam edeceğiz. Hep birlikte bize emanet edilen çocuklarımıza sahip çıkacağız.' ifadelerini kullandı.
Uğur Batı Yazio: Mutlu Olmak Zorunda mıyız?
etiket
Edebiyat dünyası uzun süredir mutluluk hakkında yazıp durur. Belki de en eski konulardan birisi olmuştur. Felsefe yine buna benzer bir durumdur. Mutluluk belki de yaşamın hem anlamıdır hem de amacı… Bu anlamda beyinbilim , günümüzde hür irade, aşk, suç, karar, davranış, duygu, düşünce gibi birçok konuyu ele aldığı gibi mutluluğu da ele almaktadır… Ve felsefe-edebiyat-ahlak-sanat gibi görece daha subjektif ekollere, objektif bir zemin sunmaktadır. Peki mutluluğun beyindeki tezahürü ne olur? Bu konuyu yazı boyunca ele alacağız. Bir giriş yapalım ve ilk soruyu soralım: Mutluluğun bilimi olur mu? Tüm canlılar için hayatta kalmak, ödüllendirici duygulanımlara bağlıdır. Mutluluk gibi. Ama belkide sadece insan bunun bilincindedir. Bu bağlamda mutluluğu bilinç düzeyinde tecrübe edebilen tek beyin insanın beynidir. Kararlarımızın hesabını ve sonuçlarını tahmin edebilmek gibi yine sadece bizde olan özelliğimiz ise evrimsel olarak bize bir avantaj sunmuş olsa da bu iki ucu keskin bir kılıçtır. ABD’li yazar John Steinbeck in belirttiği gibi: Bilincimiz sayesinde mutluluğu, hazzı ve arzuyu bilinç düzeyinde fark edebiliyorsak da… Bunun kesin bir sonu var gibi görünüyor. Öleceğimiz gerçeği -geri kalan zamanımı güzel geçireceğim- şeklinde bir stratejiyi gündeme getirse de, türümüz özellikle de bu günlerde depresyon ve endişe salgını yaşamaktadır.
Reklam
Huzura Kavuşan Hakkari Önemli Organizasyonlara Ev Sahipliği Yapıyor
HAKKARİ (AA) - SAYİM HARMANCI - Güvenlik güçlerince gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla huzur ve güven ortamının tesis edildiği Hakkari, Türkiye Rafting Şampiyonasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Önceki yıllarda Türkiye Bisiklet Federasyonunca Uluslararası Dağ Bisikleti Kupası yarışı ve Çukurca ilçesinde foto safari gibi büyük organizasyonların düzenlendiği kentte, doğal parkurlar ve saklı kalan güzellikler doğa sporlarıyla ilgilenenleri cezbediyor.Başarılı operasyonlarla terörden temizlenen bölgede geleneksel hale getirilen etkinlikler, kentin ekonomisine ve sosyal hayatına önemli katkı sağlıyor.Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Valiliğinin destekleriyle, Türkiye Rafting Federasyonunca Türkiye Rafting Şampiyonası 2. ayak yarışları gelecek hafta Hakkari'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.26 Ekim'de bölgenin önemli vadilerinden Zap Vadisi'ndeki Zap Suyu'nda 'Hakkari'de Hayat Var, Gelin Bu Hayatı Yaşayın' sloganıyla düzenlenecek organizasyona farklı illerden 400 sporcu, dereceye girmek için kürek çekecek. Dört gün sürecek ve kentte büyük heyecan yaratan organizasyon için Depin bölgesinde teknik ekip tarafından iki ayrı parkur oluşturuldu ve gerekli düzenlemeler yapıldı.Kentten yarışlara katılacak rafting takımları da Zap Suyu'ndaki antrenmanlarına devam ediyor.'Hakkari doğa sporları merkezi olma yolunda ilerliyor'Gençlik ve Spor İl Müdürü Emin Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye sınırları içerisinde 189 kilometre uzunluğunda olan Zap Suyu'nun ilk defa büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacağını söyledi. Etkinliğe Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun katılmasını beklediklerini anlatan Yıldırım, 'Türkiye'nin dört bir yanından başvuran 30 kulüpten yaklaşık 400 sporcu bekliyoruz. Bu organizasyon bizler için çok anlamlı ve önemli. Ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz.' dedi. Desteklerinden dolayı Bakan Kasapoğlu, Vali ve Belediye Başkan Vekili İdris Akbıyık ile Türkiye Rafting Federasyonu Başkanı Fikret Yardımcı'ya teşekkür eden Yıldırım, şampiyonanın kültürel, sosyal ve ekonomik olarak kente katkı sağlayacağını vurguladı.Kentin coğrafyasının yaklaşık yüzde 90'ının engebeli olduğunu aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:'Bu zor coğrafyayı özellikle doğa sporlarında kendi lehimize çevirmek için büyük çaba içerisindeyiz. Kayakta, dağcılıkta, raftingde, yamaç paraşütünde, tur kayağında ve buna benzer birçok spor alanında ilimiz hem mevsim koşulları hem de sezonun uzunluğu açısından belki de belki de ülkemizin en elverişli imkanlarını sahip. İlimize gelen huzurla beraber büyük faaliyetler yapıyoruz. Biz dört bir yandan hem yerli hem de yabancı doğasever, turist ve sporcuları ağırlıyoruz. Hakkari doğa sporları merkezi olma yolunda ilerliyor.''Kentin doğa sporları potansiyeli çok yüksek'Türkiye Rafting Federasyonu İl Temsilcisi Hacı Tansu da şampiyonada aynı zamanda milli takım seçmelerinin de yapılacağını belirtti.Hakkari'de rafting sporuna ilginin iki yıl önce başladığını ve kentteki sporcuların birçok müsabakada derece elde ettiğini dile getiren Tansu, şöyle konuştu:'Şu an oluşturulan parkur yeni sporcuların yetişmesine katkı sağlayacaktır. Kentin doğa sporları potansiyeli çok yüksek. Dağcılık sporunun cenneti denecek bir yer burası. Yüksek platolar, yaylalarda doğaseverler kamp kuruyor. Dünyanın parasını verip Himalayalara gitmenin hiçbir anlamı yok. Onda birini harcayarak Türkiye'nin, dünyanın en güzel dağları Cilo Dağlarına gelip orada kaya, buzul, dağ tırmanışları gibi faaliyetler yapabilirsiniz.'Sporculardan Mehmet Dayan da şampiyona dolayısıyla heyecanlı olduklarını dile getirerek yarışlarda kenti en iyi şekilde temsil etmek istediklerini kaydetti.
İran, Sudan'ın İsrail İle Normalleşme Kararını Kınadı
ANKARA (AA) - İran, ABD aracılığıyla İsrail ile ilişkilerini normalleştirme anlaşmasına varan Sudan yönetimini ABD'ye 'fidye' ödeyerek, Filistin'e karşı işlenen suçlara gözlerini kapatmakla suçladı.İran Dışişleri Bakanlığı, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Sudan’ın ABD ara buluculuğunda İsrail ile ilişkileri normalleştirme kararı almasını kınadı.Sudan'ın ABD'ye 335 milyon dolar ödemesinin ardından Washington'un 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarıldığına işaret edilen açıklamada, 'Yeterli fidyeyi ödeyin ve Filistinlilere karşı işlenen suçlara gözlerinizi kapatın, böylece sözde terörizm kara listesinden çıkarılacaksınız. Açıkçası liste ABD'nin terörizme karşı mücadelesi kadar sahte. Utanç verici.' ifadeleri kullanıldı.İsrail ile normalleşen son ülke Sudan olduUzun süredir başta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Körfez ülkeleri ile İsrail arasında perde arkasında yürütülen temas süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos'ta BAE'nin, 11 Eylül'de de Bahreyn'in İsrail ile normalleşme anlaşmasına vardığını açıklamasıyla aleni hale geldi.Beyaz Saray'da 15 Eylül'de düzenlenen resmi törende, İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında 'ilişkilerin normalleştirilmesine' yönelik anlaşmalar imzalanmıştı.Trump, dün Oval Ofis'te yaptığı açıklamada, Sudan ile İsrail'in barış yapmak ve ilişkilerini normalleştirmek konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.Bunun hemen öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada da Trump'ın Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığı bildirilmişti.Söz konusu adımın Sudan'ın 'terör kurbanlarına 335 milyon dolarlık ödemeyi yapması'nın hemen ardından atıldığına işaret edilen açıklamada, Hartum yönetimine gösterdiği anlayış için de teşekkür edilmişti.
Reklam
ABD'deki San Bernardino Saldırganlarına Silah Sağlayana 20 Yıl Hapis Cezası
RIVERSIDE (AA) - ABD'de 2015 yılında California eyaletinin San Bernardino kentinde 14 kişinin öldürüldüğü saldırıyı düzenleyenlere silah veren kişi 20 yıl hapse mahkum edildi.San Bernardino'da engellilere hizmet veren Inland Regional Center binasına girerek uzun namlulu silahlarla ateş açan ve 14 kişiyi öldüren Syed Rizwan Farook ve eşi Tashfeen Malik'e silah sağlayan Enrique Marquez Jr., Riverside Federal Mahkemesinde duruşmaya çıktı.Duruşmada savcılar, Marquez'in, aşırılıkçılardan ilham aldığını bildiği ve kendisiyle daha önce saldırı planladığı Farook'a silahlarla patlayıcıları vermekten sorumlu tutularak 25 yıl hapse mahkum edilmesini istedi.Hakim Jesus Bernal, Marquez'in 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.Bernal, Marquez'in 911 acil yardım hattını arayarak komşusu olan saldırganın kendi silahını kullandığını söylediğini ve yetkililerle iş birliği yaptığını göz önünde bulundurduğunu belirtti.Saldırının kurbanlarının duruşmada hazır bulunan ailelerine yaptığı konuşmada Bernal, 'Kayıplarınız için Marquez'i cezalandıramam. Cinayetlerin sorumlusu o (Marquez) değil.' ifadesini kullandı.Bu arada, Federal Savcı Melanie Sartoris, 28 yaşındaki Marquez'in zeka düzeyinin yüksek olduğunu ve silahları vermesi durumunda bir saldırı yapılabileceğini anlayacak kapasitesi olduğunu söyledi.Sartoris, Marquez'in en başından beri olacakları bildiğini ancak hiçbir şey yapmadığını dile getirdi.Diğer yandan, Marquez'in avukatı John Aquilina, müvekkilinin evindeki sorunlar nedeniyle sosyalleşmeye istekli olduğunu ve böylelikle 13 yaşındayken yakınlaşmaya başladığı komşusu Farook tarafından kullanıldığını belirtti.Aquilina, müvekkilinin silahları saldırıdan yıllar önce Farook'a verdiğini ve yıllardır görüşmediklerini savundu.San Bernardino 'terör saldırısı'2 Aralık 2015'te California'nın San Bernardino kentinde engellilere hizmet veren Inland Regional Center binasına giren 2 saldırganın, uzun namlulu silahlarla ateş açması sonucu 14 kişi ölmüş, 10'dan fazla kişi yaralanmıştı. Saldırganların kimliği, ABD vatandaşı 28 yaşındaki Syed Rizwan Farook ve 29 yaşındaki eşi Tashfeen Malik olarak açıklanmıştı. Saldırının ardından kaçan Farook ve Malik, daha sonra polisle girdikleri çatışmada öldürülmüştü.Saldırıyı DEAŞ üstlenmiş ancak ABD hükümetinin açıklamasında saldırganların 'kendi başlarına radikalleştikleri' belirtilmişti. Saldırı 'terör saldırısı' olarak değerlendirilmişti.
Afganistan'da Taliban, Barajda Çalışanlara Saldırdı: 6 Ölü, 2 Yaralı
KABİL (AA) - Taliban militanlarının Afganistan'ın batısındaki Nimruz vilayetinde bulunan Kamal Han Barajı'na düzenlediği silahlı saldırıda, 6 kişi hayatını kaybetti.Nimruz Valiliği sözcüsü Bahram Hakmal, basına yaptığı açıklamada, militanların, Nimruz'un Kale-i Fath bölgesindeki Kamal Han Barajı'na silahlı saldırı düzenlediğini söyledi.Hakmal, saldırıda barajın 6 korumasının yaşamını yitirdiğini, 2'sinin de yaralandığını belirtti.Taliban'dan henüz konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.
Reklam
Yerli Ve Milli 5G Şebekesi Projesinin Kritik Bileşeni Radyolink Başarıyla Test Edildi
ANKARA (AA) - SEVGİ CEREN GÖKKOYUN - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi kapsamında kritik bileşenlerin kamu-özel iş birliğiyle yerli ve milli olarak geliştirilmesinin hedeflendiğini belirterek, '5G şebekesiyle ilgili yerli ve milli üretimi teşvik edecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz.' dedi.Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi kapsamında geliştirilen 'TR713-7Ghz Radyolink'in demosu, Bakan Varank'ın katılımıyla Ostim Teknopark'ta yapıldı.Programa, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) Başkanı Mehmet Aslan, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ve Havelsan Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar da katıldı.Etkinlik öncesinde Ostim Teknopark'ta yer alan Nanotek şirketinin Ar-Ge departmanını gezen Varank, burada yürütülen projelere ilişkin bilgi aldı.Daha sonra, radyolink cihazına ilişkin sunum yapılarak teste geçildi. Radyolinkin demosu kapsamında, 12 kilometre uzaklıkta bulunan baz istasyonundan 4 adet 4K çözünürlüklü video aktarımı gerçekleştirilirken, Havelsan'ın video konferans sistemi 'Diyalog' üzerinden de başarılı bir görüşme yapıldı.'5G'nin kritik bileşenleri geliştiriliyor'Bakan Varank, demonun ardından yaptığı açıklamada, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nin yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini belirterek, 'Projede kamu-özel iş birliğiyle gelecek dönemde çok önemli hale gelecek 5G şebekesinin kritik bileşenlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesi hedefleniyor.' diye konuştu.Projenin önemli bir parçası olan radyolinkin testini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiklerini ifade eden Varank, radyolinkin fiziki olarak birbirine bağlanamayan baz istasyonu gibi yapıları radyo frekanslarla bağlayarak uzun mesafelerde yüksek veri iletimi sağladığını söyledi.Varank, bu ürünün farklı firmalar ve kamu kurumlarının iş birliğiyle geliştirildiğini hatırlatarak, Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) ile TÜBİTAK'ın TEYDEB projesini uzun süredir yürüttüklerini bildirdi.'Güvenlik sorununa çözüm'Dünyada özellikle iletişim altyapılarının güvenliğiyle ilgili tartışmalar yaşandığına dikkati çeken Varank, ülkelerin birbirlerine ambargo uyguladığını ve çeşitli güvenlik tedbirleri aldıklarını dile getirdi.Varank, yerli baz istasyonlarının geliştirilmesine ilişkin projeye de değinerek, şöyle konuştu:'4G şebekesine uyumlu ULAK yerli baz istasyonları şu anda yerli ve milli olarak üretildi, ülkemizde kullanılıyor. 5G şebekesiyle ilgili de yerli ve milli üretimi teşvik edecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz. Burada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, BTK'nin önemli kararları var. Bu kararlar doğrultusunda da özellikle önümüzdeki dönemde kullanılacak 5G ürünlerinin yerli ve milli olarak üretilmesini başaracağız. Bugün önemli bir adımı gerçekleştirmiş olduk. Başarılı bir test yaptık, 4K videoların 12 kilometreden başarıyla geldiğini gördük.'TEYDEB'in projenin fonlanmasına önemli katkılarda bulunduğuna işaret eden Varank, TÜBİTAK enstitülerinin de geçmişten gelen kabiliyetlerinin projeye aktarıldığını kaydetti. Varank, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin de projede koordinasyonu sağladığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Özel sektörümüz ve üniversitelerimiz bu işin asıl üstlenicileri ve onlar da çok önemli başarılar elde ediyorlar. Projemizde bu gibi başarıları önümüzdeki dönemde de yakalayarak Türkiye'de önemli bir açığı gidermiş ve kritik bir güvenlik sorununa çözüm bulmuş olacağız. Bu projenin tamamlanmasıyla elde ettiğimiz başarılı ürünlerle Türkiye'nin her tarafında yerli ve milli cihazlarımızı kullanmayı başaracağız.''Ürünlerin ne kadar yerli olduğunu sorgulayacağız'Varank, radyolink gibi geliştirilen yerli ve milli ürünlerin operatörlerce kullanılmasını istediklerini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:'BTK'nin ürünlerin yerli ve milli olmasıyla ilgili kararı var. Yurt dışından gelen ürünleri ya da global firmaların Türkiye'de ürettiklerini kullananlar var. Bunların gerçekte ne kadar yerli olduğu, ürünlerin Türkiye'de mi üretildiği, yoksa entegrasyonunun mu yapıldığı gibi konuları sorgulayacağız, projede bundan sonraki adımlarımızı böyle atacağız.'Operatörlerle de görüşmelerin devam ettiği bilgisini veren Varank, gelecek dönemde özellikle interneti bulunmayan kırsala dönük olarak radyolink ihalesinin gerçekleştireceğini, burada tüm unsurların masaya yatırılacağını bildirdi. Varank, burada yerli ve milli ürünlerin kullanılmasını sağlayacaklarına işaret ederek, 'Muhtemelen önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde bu görüşmelerin tamamlanmasıyla ihale sonlanmış olacak.' dedi.'4G ve 5G altyapılarının vazgeçilmez parçası'Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Koç da projenin 4 katmanından birinin radyolink olduğunu belirterek, 'Radyolink, bütün 4G ve 5G altyapılarının vazgeçilmez bir parçası olacak. Bunun yerli ve milli olması bizim 'Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalacak.' mottomuza çok uygun. Bu anlamda biz koordinasyonu sağlamaya devam edeceğiz. Diğer 3 katmanın da yerlileştirilerek bütün operatörlerimiz tarafından kullanılması için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz.' diye konuştu.BTK Başkanı Karagözoğlu da kurum olarak işin düzenlenmesi ve operatörlerin proje kapsamında ürettiği ürünleri kendi bünyelerine katması konusunda çalışmalar yaptıklarına dikkati çekerek, HTK ile firmaları bir araya getirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Kümelenmedeki firmaların uluslararası alanda da ciddi başarılar elde etmeleri için çalışacaklarını vurgulayan Karagözoğlu, 5G konusunda insan kaynağının yetiştirilmesine ilişkin de ciddi gayret gösterdiklerini kaydetti.
İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Hergueta: "Doğu Akdeniz'deki Anlaşmazlıklar Diğer İlişkileri Zehirlememeli"
ANKARA (AA) - İspanya'nın yeni Ankara Büyükelçisi Fransisco Javier Hergueta Garnica, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkların diğer ilişkileri zehirlememesi ve Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.Hergueta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güven mektubunu sunmasının ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu. İspanya'nın hem Yunanistan hem de Türkiye'nin yakın dostu olduğuna dikkati çeken Hergueta, 'Ülkeler arasındaki farklı tutumları anlıyoruz. Ancak önemli olan husus, bunlara müzakere edilmiş bir çözüm bulunması.' değerlendirmesinde bulundu.Hergueta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 75. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na hitabında Doğu Akdeniz'deki sorunların çözümü için tüm kıyıdaş ülkeler arasında bölgesel konferans düzenlenmesine yönelik önerisinin 'çok iyi bir öneri' olduğunun altını çizerek, katılımcıların da ciddi bir şekilde dikkatini çektiğini ifade etti. Söz konusu önerinin Avrupa Birliği (AB) nezdinde de ele alındığını kaydeden Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel, son görüşmelerinde de bölgesel konferans konusunu ele aldı ve bu olasılık üzerinde çalışmaya mutabık kaldı. Hayal gücümüzü yüksek tutarsak, ilerleme kaydedebiliriz.' diye konuştu. 'Biz yaptırımlara inanmıyoruz'Hergueta Türkiye-AB ilişkilerine dair ise mevcut AB Konseyi Dönem Başkanı Almanya'yla Türkiye'ye yönelik 'yapıcı politika' üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Hergueta 'Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar diğer ilişkileri zehirlememeli. Ayrı bir şekilde ele alınmalı ve hükümetiniz de ifade ettiği üzere, bu sorunlar Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmeli. Biz bu çabaları destekliyoruz. Biz yaptırımlara inanmıyoruz. Türkiye'ye, birliğe yaklaşımına dair bir perspektif sunmamız gerektiğini düşünüyoruz.' dedi.Büyükelçi Hergueta, AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in Konsey tarafından buna ilişkin çalışma yürütmesi için görevlendirildiğini anımsattı. Hergueta, vize serbestisi, göç meselesi ve Gümrük Birliği anlaşması gibi alanlardaki müzakerelerin tekrar başlatılması ve hızlandırılması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği anlaşmasının ekonomik ilişkileri geliştirmek için hem Türkiye hem de AB ülkeleri için büyük önem taşıdığına işaret eden Büyükelçi Hergueta, birçok İspanyol şirketin de anlaşmadan faydalandığına dikkati çekti. Hergueta, 'Daha fazla İspanyol şirket Türkiye'ye gelerek ya fabrika kuruyor ya da Türk şirketlerle sözleşme imzalıyor. Örneğin, Inditex ve Mango gibi tekstil grupları üretim için yaklaşık 400 Türk şirketiyle çalışıyor. Bu olağanüstü bir şey.' değerlendirmesinde bulundu. 'Türkiye dünyanın fabrikası olabilir'İspanyol şirketlerin Türkiye'de üretim imkanlarının aynı fiyatlarla Çin'den daha etkili olduğunu farkettiğini belirten Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dediği gibi bu Türkiye için çok büyük bir fırsat, Türkiye dünyanın fabrikası olabilir. Bu Türkiye'yi çok zengin yapar. Bizi de daha rekabetçi hale getirir, çünkü buradan ihracat yapabiliriz.' diye konuştu. Hergueta, bunun Türkiye ve İspanya açısından 'önemli bir ortak alan' olduğuna dikkati çekerek, 'Daha fazla yabancı yatırım, Türkiye'de daha büyük endüstriyel üretim anlamına gelir ve bu hepimiz için kazan-kazan durumu oluşturur.' ifadesini kullandı. 'Türkiye-İspanya ilişkileri mükemmel düzeyde'Türkiye ve İspanya arasındaki ilişkilerin ise 'mükemmel düzeyde' olduğuna işaret eden Hergueta, bu nedenle ilişkileri iyileştirme anlamında çok fazla alan bulunmadığını kaydetti. Hergueta, 'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) son bulduğu anda, planımız Türk pazarının sağladığı imkanları tanıtmak için getirebildiğimiz kadar İspanyol şirketi ülkenize getirmek. 'dedi. İspanyol şirketlerin halihazırda Türkiye'de bulunan fabrikaları da görmesinin önem taşıdığının altını çizen Hergueta, böylelikle yatırım imkanlarını keşfedebileceklerini belirtti. Hergueta, Türkiye'deki İspanyol şirketlerinin çok olumlu deneyimlere sahip olduğunu kaydederek, yeni İspanyol yatırımcıların iki ülkeye de fayda sağlayacağını ifade etti. Büyükelçi Hergueta, 'Birbirimizi tamamlayabiliriz. Ekonomi alanında daha da fazla ilerleme kaydedebiliriz. Salgının ne kadar süreciğini henüz bilmiyoruz ancak Kovid-19'un etkisi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri, ilk etapta korktuğumuz kadar etkilemeyebilir.' değerlendirmesinde bulundu. 'Hayatımın en iyi tayini'Türkiye'ye büyükelçi olarak atanmasını ise Hergueta şu sözlerle tanımladı:'Türkiye'ye büyükelçi pozisyonunu teklif ettiklerinde çok mutlu oldum çünkü bunu hayatımın tayini olarak değerlendiriyorum. Türkiye'ye daha önce birkaç kez geldim. Türkiye'yi iyi biliyorum. Türk tarihini çok çalışıyorum. İstanbul'u çok iyi tanıyorum. Birçok kez aile tatilimizi bu şehirde geçirdik çünkü İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri.'Hergueta, Türkiye'yi 1980'li yıllardan beri ziyaret ettiğini, ülkelinin özellikle altyapı bakımından son yıllarda önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti. 'Türkiye'de her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz'Büyükelçi Hergueta, 'Ankara ve İstanbul'da gördüğüm üç-dört yollu otobanları Avrupa'da görmedim. Aynı şekilde köprüleri. Türkiye'de hükümetin çabalarından çok etkilendim, bu Türkiye'nin bir amacı olduğunu gösteriyor. Altyapı geliştirilmesi konusundaki kararlılığı her yerde görüyorsunuz ve bunu mükemmel bir şekilde yapıyorlar. Etrafınızda her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz.' değerlendirmesinde bulundu. Kovid-19'un İspanya'yı vurduğu ilk dalga döneminde Türkiye'nin solunum cihazı gönderdiğini anımsatan Hergueta, 'İspanya bu alanda eksiklik çekiyordu ve Türkiye kendisi de zor durumda olmasına rağmen bizim için hayati öneme sahip olan bu makinaları gönderdi. Hükümetinize bu nedenle çok teşekkür ediyoruz.' diye konuştu. 'Büyükelçilik faaliyetlerimiz çok verimli'Türk ve İspanyol halklarının birbirini yakından tanıdığını kaydeden Hergueta, Türkiye'den İspanya'nın farklı şehirlerine çok sayıda uçuş bulunduğuna dikkati çekti. Hergueta, uçuşların sadece Madrid'e değil aynı zamanda Valencia, Bilbao, Barselona ve Malaga gibi şehirlere gerçekleştiğini, birçok İspanyol'un Türkiye'ye tatile ve sağlık tedavisine geldiğini söyledi. 'İspanyollar Türkiye'de, Türkler de İspanya'da kendini çok iyi hissediyor.' diyen Hergueta, büyükelçiliğin de çok sayıda etkinlik düzenlediğini bildirdi.Salgının bu açıdan fırsata çevrilebileceğine dikkati çeken Hergueta, 'Ortalama iki günde bir etkinlik düzenliyoruz, bu da her ay yaklaşık 14 etkinliğe tekabül ediyor. Gelecek ay sanırım 20'den fazla etkinliğimiz olacak. Faaliyetlerimiz çok verimli ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde de tanınmamıza olanak sağlıyor.' bilgisini paylaştı. Hergueta, büyükelçiliğin Türkiye'yle olan deneyim ve ilişkilerini anlatmaları için meşhur kişileri getirmek istediğini, Türkiye'deki Latin Amerika toplumlarıyla da etkinlik hazırlıkları yürüttüklerini duyurdu.
Elazığ'da Roma Dönemine Ait "Tümülüs" Turizme Kazandırılacak
ELAZIĞ (AA) - İSMAİL ŞEN - Elazığ'da Mastar Dağı eteklerinde Roma dönemine ait olduğu tespit edilen Değirmenönü tümülüsü (anıt mezar) turizme kazandırılacak.Mastar Dağı'nın Değirmenönü köyü sınırları içerisinde yer aldığı için köyün ismiyle adlandırılan tümülüs, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2017 yılında tescillenerek, koruma altına alındı. Dağ eteklerinde Fırat Nehri Havzası ve Uluova'ya hakim bir konumda yer alan, 20 metre yüksekliğinde, 50 metre çapındaki tümülüs tonlarca yığma taştan oluşuyor.Fırat Üniversitesi (FÜ) Arkeoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Abdulkadir Özdemir başkanlığındaki 12 kişilik ekip, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni doğrultusunda tümülüsün bulunduğu alanda 'prehistorik dönem arkeolojik yüzey araştırması' yaptı. Araştırma sonucu Değirmenönü tümülüsünün, doğusundaki bir tepenin zirvesinde yeni keşfedilen ve Roma dönemine tarihlendirilen kale kalıntıları ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Bundan yola çıkılarak Değirmenönü tümülüsünün krala ya da kraliyet ailesine ait olabileceği sonucuna varan araştırma ekibi, tarihe ışık tutacak tümülüsün gizeminin ortaya çıkarılması amacıyla arkeolojik kazı yapılması için çalışma başlattı. Tümülüsün soylu bir kişiye ait olduğu tahmin ediliyorÖzdemir, AA muhabirine, kentin tarihi zenginliklerini tespit etmek amacıyla prehistorik dönem arkeolojik yüzey araştırması yaptıklarını söyledi.Bölgede yaptıkları kapsamlı araştırmanın sonucunda Değirmenönü tümülüsünün doğusunda Mastar Dağının zirvesine doğru yeni kale kalıntıları keşfettiklerini ifade eden Özdemir, 'Değirmenönü deresi ile birbirinden ayrılan kale ve tümülüsün aynı dönemde yapıldığı anlaşılmıştır. Kalenin Horosan harcıyla inşa edilmiş sur duvarları ve burçlarının temel seviyeleri korunurken, duvar yıkıntıları da görülmektedir. Kalenin güneyindeki tepede yer alan, Fırat Nehri ve Uluova'ya hakim bir noktada konumlandırılan tümülüsün kalenin kralı veya kraliyet ailesinden soylu bir kişiye ait olduğu tahmin ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Kralın ölümünün ardından hakim bir noktaya mezarının inşa edildiği ve üzerinin yaklaşık 20 metre yükseklikte ve 50 metre çapında yığma taş ile konik biçimde kapatıldığının anlaşıldığını aktaran Özdemir, Roma Dönemi'ne tarihlendirilen kalenin sur duvarlarının örgü taşlarıyla, tümülüsün üzerini kapatan yığma taşların bire bir aynı olduğunu, dolayısıyla Roma Dönemi'ne tarihlenmesi gerektiğini kaydetti.Defineciler kaçak kazı yapmışÖzdemir, yüzey araştırması kapsamında incelenen tümülüsün defineciler tarafından yapılan kaçak kazılar sonucu tepe noktası formunda bozulmalar görüldüğünü ancak üzerinin tonlarca yığma taşla örtülü olmasından dolayı mezara ulaşılamadığını tespit ettiklerini bildirdi.Asırlar öncesine ışık tutan tümülüsün arkeolojik kazı çalışması ile bir an önce turizme kazandırılması gerektiğini ifade eden Özdemir, 'Nasıl ki Mısır'da krallar kendileri için büyük devasa mezar odaları, piramitler yaptırmışsa buradaki kalede yaşayan insanlar da kendi kralları veya kraliyet ailesi için tümülüs yapmış.' dedi.Özdemir, kalenin yerinin stratejik açıdan öneminin kralının da önemli bir şahsiyet olduğuna işaret ettiğini aktardı.Doğal sebeplerden büyük bölümü tahrip olan kalenin sadece temel kalıntılarının görülebildiğini anlatan Özdemir, 'Tümülüsler soylu kişiler için yapılıyor. Tümülüs üzerinde çok fazla kaçak kazı ve defineci çukurları bulunmakta. O yüzden ilgili kurumlarca burada arkeolojik kazı yapılarak mezar odası ve hediyeler çıkartılıp, ilgili müzeye teslim edilerek bölge arkeolojisine, kültürüne ve turizmine kazandırılmalı.' diye konuştu.Piramitleri andıran görüntüsüyle ilgi çekiyorFırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Cografya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Şengün ise tespitleri sonucu Roma Dönemi'ne ait olduğunu düşündükleri kalenin, büyüklüğü, piramitleri andıran görüntüsü ve Keban Baraj Gölü manzarasıyla ilgi çektiğini belirtti.Kalenin ve tümülüsün bölge turizmi açısından önemli olduğunu ancak kalenin maalesef yok olma noktasına geldiğini aktaran Şengün, 'Coğrafi açıdan oldukça önemli bir konumda yer alıyor. Bu bölge geçmişte çok yoğun olarak kullanılmış. İnsanların bu bölgede çok uzun zamanlar yaşadığına dair izler mevcut.' şeklinde konuştu.
Rusya'da Kovid-19 Vakası Sayısı 1 Milyon 497 Bini Geçti
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası 1 milyon 497 bin 167'ye, hayatını kaybedenlerin sayısı 25 bin 821'e çıktı.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 16 bin 521 vakanın tespit edilmesiyle toplam Kovid-19 vaka sayısı 1 milyon 497 bin 167'ye yükseldi.Kovid-19'dan iyileşen sayısı 11 bin 567 artarak 1 milyon 130 bin 818, ölenlerin sayısı ise 296 artışla 25 bin 821 oldu.Ülke genelinde yeni vakaların yüzde 25,8'inde semptom görünmezken, vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,2'den yüzde 1,1'e indi.Toplam test sayısı 56 milyon 700 bini aştıBaşkent Moskova'da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 4 bin 453 artarak 391 bin 361'e, yaşamını yitirenlerin sayısı da 63 artışla 6 bin 312'ye çıktı.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 564 bin Kovid-19 testinin yapılmasıyla şimdiye kadarki test sayısının 56 milyon 700 binden fazla olduğunu duyurdu.Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti.Ülkede, dün 17 bin 340 kişide virüsün tespit edilmesiyle 'en yüksek günlük vaka sayısı' görülmüştü.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
Reklam