Çinli Akıllı Telefon Üreticisi Xiaomi, 30 Milyon Dolarlık Yatırımla Türkiye'de Üretime Başlıyor
İSTANBUL (AA) - Dünyanın en büyük üçüncü akıllı telefon üreticisi Xiaomi, 30 milyon dolarlık yatırımıyla 2021 yılının ilk çeyreğinde Türkiye'de akıllı telefon üretimine başlayacağını duyurdu.Xiaomi açıklamasına göre, şirketin İstanbul Avcılar'da açacağı fabrika ile Türkiye, markanın dünyada üretime geçtiği dördüncü ülke olacak. Marka, bu yatırımıyla hem mavi yaka hem beyaz yaka olmak üzere yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayacak. Salcomp iş birliği ile hayata geçirilecek fabrika, yıllık 5 milyon adet telefon üretim kapasitesine sahip olacak.'14 bin metrekare arazi üzerine kurulu fabrikamızla Türkiye’de üretime başlıyoruz'Açıklamada görüşlerine yer verilen Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Usher Liu, Xiaomi ailesi olarak 2019 yılında Türkiye'de başlayan yolculuğun kendilerini bu noktalara getirmesinden büyük gurur duyduklarını belirterek, 'Bizi ilk günden bu yana kucaklayarak Türkiye'nin bir numaralı akıllı telefon markası yapan ve en sevilen teknoloji markalarından biri olarak benimseyen Türk halkına teşekkür ederiz.' ifadesini kullandı.Xiaomi olarak en önemli önceliklerinin bulundukları her bölgede katma değer yaratarak o bölgenin yerel bir parçası haline gelmek olduğunu aktaran Liu, şunları kaydetti: 'Bu sebeple Türkiye'nin üretim yapacağımız dördüncü ülke olmasından dolayı çok mutluyuz. Bizim için en değerli pazarlardan biri olan Türkiye'de yatırımlarımıza hız kesmeden devam ederek çalışmalarımızı her zaman bir adım öteye taşımayı arzu ediyoruz. Yaklaşık 14 bin metrekare arazi üzerine kurulu fabrikamızla Türkiye'de üretime başlayacak olmaktan duyduğumuz heyecanı paylaşmak isterim.'Dünyanın en büyük üçüncü akıllı telefon üreticisiSalcomp Avrupa Direktörü David Chang ise Türkiye'ye yeni teknolojiler kazandırabilmek ve Türk üreticisini pazarda bir adım daha öne taşıyabilmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, 'Ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedeflediğimiz bu yatırım hepimiz için bir başlangıç. Bu topraklarda daha büyük işlerin altına imza atacak olmaktan mutluluk duyuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Dünyanın önde gelen akıllı telefon üreticileri arasında bulunan Xiaomi, İrlanda merkezli analiz şirketi Statcounter'ın verilerine göre, Samsung (yüzde 28) ve Apple'ın (yüzde 27) ardından yüzde 10'luk pazar payıyla dünyanın en büyük üçüncü akıllı telefon üreticisi konumunda bulunuyor.Xiaomi'nin yanı sıra dünyanın önde gelen akıllı telefon üreticilerinden Oppo ve Tecno da geçen aylarda Türkiye'ye yatırım kararı aldığını ve 2021 yılı içerisinde üretime başlayacaklarını açıklamıştı. Öte yandan, akıllı telefon pazarının önemli aktörlerinin de aralarında bulunduğu diğer üreticilerin de Türkiye'ye yapacağı yatırımları açıklaması bekleniyor.
Bilim İnsanı, Türk Mutfağının Karbon Ayak İzini Hesapladı
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - Türk mutfağının çevreci yönü, İzmir Ekonomi Üniversitesinde (İEÜ) yürütülen karbon ayak izi çalışmasıyla ortaya konuldu.İEÜ Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Fehmi Görkem Üçtuğ ile üniversitenin son sınıf öğrencileri Cansu Öngelen, Beliz Hünkar ve Dorukan Günaydın, Türk mutfağı kaynaklı besin tüketiminin karbon ayak izini hesaplamak için yaklaşık 1 yıl önce çalışma başlattı. Bu çerçevede ilk önce Türk mutfağında en çok tüketilen gıdalar tespit edildi. Daha sonra ise bu gıdalardan oluşan birer haftalık normal, vejetaryen ve vegan menüleri hazırlandı.Daha sonra yemeklerin pişmesi için enerji ihtiyacı ve tüketiciye ulaşıncaya dek gerekli ambalaj malzemesinden soğuk zincire kadar menülerdeki gıdaların küresel iklim değişliğine etkisi belirlendi.Ardından oluşturulan yaşam döngüsü modeli, bilgisayar programı kullanılarak sonuca aktarıldı.Türk mutfağına ilişkin elde edilen karbon salım oranları, çeşitli dünya mutfakları için yapılan çalışmalarla karşılaştırıldı. Elde edilen verilere göre, Türk mutfağının, dünyaya yayılmış İtalyan mutfağına göre, en az yüzde 25 daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belirlendi. Ayrıca Çekya, Kanada, Danimarka ve İspanya mutfaklarına kıyasladığında da ise onlara yakın çevresel etkiye sahip olduğu ortaya çıktı. Doç. Dr. Fehmi Görkem Üçtuğ, AA muhabirine, Türk mutfağının besin çeşitliliği açısından dünyanın en zengin mutfaklarından olduğunu belirtti. İklim değişikliğine neden unsurların başında karbondioksit salınımlarının geldiğini vurgulayan Üçtuğ, 'Dünyadaki karbondioksit salınımlarının üçte biri besin kaynaklı. Bu gıdaların üretimi, nakliyesi, tüketimi ve bertarafı esnasında oluşan karbondioksit salınımını temsil ediyor. Biz, Türkiye'de bugüne kadar yapılmamış bir çalışmaya imza attık. Türk mutfağının karbon ayak izini hesapladık. Global iklim değişikliğine Türk mutfağının etkisini tespit ettik.' diye konuştu. 'Türk mutfağında normal beslenmenin kişi başına karbon ayak izi 35 kilogram'Türk mutfağı denilince akıllara ilk olarak hamur işi ve kebap geldiğini, sebze yemeklerin de ayrı bir öneme sahip olduğunu anlatan Üçtuğ, şunları kaydetti: 'Türk mutfağının çeşitli beslenme rejimlerine göre çevresel etkisinin, yurt dışındaki mutfaklara göre nasıl olduğuna ilişkin inceleme yapmaya karar verdik. Biz, Türk mutfağının karbon ayak izini hesaplayarak bunu dünya mutfaklarıyla kıyasladık. Sağlıklı bir bireyin günde alması gereken kalori miktarını baz aldık. Türk mutfağında normal beslenmenin kişi başına karbon ayak izi 35 kilogram karbondioksit eşdeğeri iken vejetaryen beslenmenin karbon ayak izi 28, vegan beslenmenin değeri ise 19 olarak ölçüldü. 'Üçtuğ, normal beslenmedeki kişi başı karbon ayak izinin İtalya'da 46 iken Danimarka ve Çek Cumhuriyeti'nde 34, Fransa'da 35 olarak belirlendiğini aktardı. 'Bu inceleme sonucunda mutfağımızın, tüm ülkelere yayılmış olan İtalyan mutfağına göre, en az yüzde 25 daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belirledik. Çekya, Kanada, Danimarka ve İspanya mutfaklarına kıyasladığımız zaman, yakın çevresel etkiye sahip olduğu ortaya çıktı.' ifadelerini kullanan Doç. Dr. Üçtuğ, Türk mutfağına ilişkin çalışma sonuçlarının, 'Sustainable Production and Consumption' isimli bilimsel dergide yayımlanacağını sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş'ta İki Kişiyi Öldüren Sanığa 36 Yıl Hapis Cezası
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde iki kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan sanık, haksız tahrik indirimi uygulanarak 36 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, maktullerin aileleri, taraf avukatları ile sanık S.E. (33), tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.S.E, maktullerle kavga ettikten sonra olay yerinden kaçmak isterken rastgele ateş ettiğini, ölüme sebebiyet verdiği için pişman olduğunu belirtti.Mahkeme heyeti, 2 kez müebbet hapis cezasına çarptırdığı sanığa haksız tahrik indirimi uygulayarak 36 yıl hapis cezası verdi.Karaelbistan Mahallesi'nde 7 Mart 2020'de Yusuf Çoban (29) ile İbrahim Söğütlü (28) silahla vurularak öldürülmüş, olayın faili S.E. tutuklanmıştı.
Sodimer Başkanı Prof. Dr. Eraslan'dan "Çocukların Dijital İzlerini Takip Edin" Uyarısı:
RİZE (AA) - MUHİTTİN SANDIKÇI - Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Derneği (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, anne ve babaların özellikle çocukların online (çevrim içi) kalma saatlerini kontrol etmeleri, dijital ayak izlerine bakmaları gerektiğini söyledi.Prof. Dr. Eraslan, AA muhabirine, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dönemiyle dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kişilerin dijital alışkanlıklarının farklılık göstermeye başladığını belirtti.Kişilerin zamanlarını daha çok sosyal medya ortamlarında dijital araçlarla e-platformlar ve oyunlarda geçirdiğine işaret eden Eraslan, bu durumun özellikle çocuklarda olumsuz durumlara yol açtığını aktardı.Eraslan, dijital platformların çocuklarda psikolojik ve fizyolojik olarak olumsuz etki yaratabileceğine dikkati çekerek, 'SODİMER olarak yaptığımız çalışmalarda birçok bulgu elde ettik. Uykusuzluk, obezite, hırçınlık, içine kapanıklık, normal sosyal yaşamdan ayrı düşme gibi hallerle birlikte çocukların fizyolojik olarak el, kas, boyun ağrıları, süreç içerisinde vücuttaki bazı değişikliklere neden olduğunu gördük. Dijital ortamlarda günde 6 saatten fazla bulunmak bir bağımlılık göstergesi.' diye konuştu.Anne-babalara dijital bağımlılığa karşı önerilerde bulunan Eraslan, 'Aileler öncelikle kendi davranışları ile çocuklara örnek olmalı. Elinizde saatlerce telefonla çocuğunuza 'Tabletle oynama' diyemezsiniz. Çocuklarla mutlaka iletişim kurmalısınız. Yasaklayıcı, emir verici, ket vurucu davranışlar dijital dünyada çok karşılık bulmamakta. Anlaşma zeminine gidilmesini öneriyoruz. Günün belirli saatlerinde faydalı dijital süreçlerle ilgilenmek çok önemli.' ifadelerini kullandı.Eraslan, internette en tehlikeli saatin kriminal saat olarak bilinen gece saatleri olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:'Ne yazık ki saat 02.00-05.00 arasında sosyal medyanın, dijital dünyanın karanlık yüzünü görüyoruz. Sanal kumarlar, bet sistemleri, yetişkin sitelere giriş, sosyal medya saldırganlığı gibi tüm olaylar en çok o saat diliminde olmaktadır. Bu yüzden anne ve babaların özellikle çocukların online (çevrim içi) kalma saatlerini kontrol etmeleri, dijital ayak izlerine bakmaları ve bununla ilgili onları bilinçlendirmesi gerekmektedir. Pandemi döneminde dijital tehlikeli oyunlar çok çok artış göstermektedir. Özellikle silah, bıçak, vurma gibi şiddete dönük olaylarla oynanan oyunlar var. Anne ve babaların böylesi oyunlarda çocuklarının yer alıp almadıklarını kontrol etmeleri gerekiyor. Bu oyunlar sadece çevrim içi değil, çevrim dışı da oynanabilmekte. Hiç tanımadıkları kişilerle bu oyunlarda tanışmaktalar. Kişisel verilerin elde edilmesine varan tehlikeli boyutlar olabilmekte. Pandemi sürecinde dijital alışkanlıkların takip edilmesini öneriyoruz.'Uzaktan eğitimde ara tatil dönemi Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin de çok yorulduğuna işaret eden Eraslan, öğretmen ve öğrencilerin ara tatilde mümkün olduğunca ekran başında az bulunmalarını istedi.Eraslan, fiziki ve mental olarak çocukların yorulduğunu belirterek, 'Çocuk geçmişte televizyonda çizgi film izleyerek eğlenirken şimdi eğitim aracı olarak kullanıyor. Tabletten oyun oynuyordu ama öğrenme aracı oldu. Öğretmenlerin uzun ödevler, grup tartışmaları yerine öğrencilere daha çok fiziksel üretime dönük öğrenme nesneleri oluşturacak ödevler vermelerini ve bu ödevleri tartışarak ele alacakları bir platform oluşturmalarını şiddetle öneriyoruz.' dedi.Uzaktan eğitimin ilk başlangıcının 18. yüzyılda Almanya'da mektupla başlayan bir uygulama olduğunu da ifade eden Eraslan, şunları kaydetti:'Radyo ve televizyon ile günümüzdeki halini almış. Bundan sonra devam edecek bir uygulama. Biz buna dijital eğitim diyoruz. Dijital eğitim süreçlerinde dikkat edilecek en önemli özellik hem öğretmenin hem öğrencinin hem de anne babanın motivasyonu. Dokuz ay oldu. Ülke bu kadar yoğun bir dijital eğitim süreci geçirmemişti. Bundan sonraki eğitimin niteliğini bu üçlü belirleyecek. Bu yüzden şubat tatilinde öğretmenlerimizin dinlenmelerini, çocuklarımızı fiziki aktivitelere yönlendirecek çalışmalara dönük etkinlik vermelerini öneriyoruz.'
ABD, Bbc'nin "Yeniden Eğitim Kamplarına" İlişkin Haberi Üzerine Çin'i Kınadı
ANKARA (AA) - ABD, BBC'nin, 'yeniden eğitim kamplarında' kalanların sistematik tecavüze uğradıkları iddialarına ilişkin haberinin ardından Çin'i kınadı.BBC'nin haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığından bir sözcü, Çin'deki kamplarda kadınlara sistematik tecavüz ve işkence yapıldığına dair mağdur ifadelerinin 'ciddi sonuçları' olması gerektiği çağrısında bulundu.Sözcü, Çin'in söz konusu kamplarından yükselen iddiaları 'vahşet' olarak yorumlarken, 'Sincan'daki toplama kamplarındaki Uygurlar ve diğer Müslüman kadınlara yönelik sistematik tecavüz ve cinsel tacizin ilk elden tanıklarının ifadelerine ilişkin raporlardan çok rahatsızız.' ifadelerini kullandı.Ayrıca Sözcü, iddiaların vicdanları yaraladığını ve ciddi sonuçlarının olması gerektiğini kaydetti.Avustralya'dan BM'nin bölgeye erişim sağlayabilmesi çağrıAvustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne de 'işkence, tecavüz ve istismar' iddialarını kınayarak, Birleşmiş Milletler'in (BM) bölgeye 'derhal' erişiminin sağlanması gerektiğini söyledi.Payne, Pekin yönetimine şeffaflık çağrısı yaparken, 'Şeffaflığın son derece önemli olduğunu düşünüyoruz ve Çin'i, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de dahil uluslararası gözlemcileri ilk fırsatta Sincan'a sınırsız erişim hakkı vermesi için teşvik etmeye devam ediyoruz.' dedi.BBC'nin dün yayınladığı Çin'in 'yeniden eğitim kampları'nda kalanların sistematik tecavüze uğradıkları iddialarına yer verdiği özel haberinde mağdurlar, kamplarda 'sistematik tecavüz, işkence ve zorla hapsin yanı sıra kısırlaştırma ve beyin yıkama' gibi yöntemlere başvurulduğunu iddia etmişti.Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki uygulamalarıÇin'de son yıllarda Uygur Türklerinin kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriliyor.Pekin'in 'mesleki eğitim merkezleri' olarak adlandırdığı, uluslararası kamuoyunun ise 'yeniden eğitim kampları' diye tanımladığı yerlerde, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre en az 1 milyon Uygur Türkü kendi rızası dışında tutuluyor.Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken Çin, şu ana kadar kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi.Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor.
Reklam
Pakistan Keşmir'de Elverişli Ortam Oluştuğunda Hindistan İle Diyaloğa Hazır
İSLAMABAD (AA) - MUHAMMET NAZIM TAŞCI - İSLAMUDDİN SAJİD - Pakistan Başbakanı İmran Han'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Muid Yusuf, Keşmir'de elverişli ortam oluştuğunda ülkesinin Hindistan ile diyaloğa hazır olduğunu bildirdi.Yusuf, Pakistan ile Hindistan arasındaki ilişkilerden iki ülke arasındaki olası diyalog görüşmelerine, Keşmir meselesinden Türkiye-Pakistan-Azerbaycan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'na kadar çeşitli konularda AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Pakistan'da sivil otoritenin güvenlik konularında yeterince söz sahibi olup olmadığı ile ilgili soruya Yusuf, güvenlik konusunda yalnızca bir aktörün söz sahibi olduğu fikrinin Pakistan'ın dar bir güvenlik paradigmasına odaklandığını varsaydığını, Pakistan’ın sivil ve askeri liderlerinin eş zamanlı çalıştıklarını söyledi.Başbakan Han'ın tüm kararları alma yetkisine sahip olduğunu dile getiren Yusuf, 'Anayasal herhangi bir şey için orduyu çağırması onun hakkı ve o da bunu kullanıyor. Bugün siviller her konuda karar verme yetkisine sahip. Hem sivil hem de askeri liderler hem fikirler.' dedi.'Barış taraftarıyım'Yusuf, şu anda Avrupa’nın görmek istediği bir Hindistan ile uğraşmadıklarına dikkati çekerek, 'Ben Hindistan ve Pakistan’ın barışması taraftarıyım. Bunu yazdım, bununla ilgili konuşmalar yaptım. Son 15 aydır ofisteyim ve Hindistan’da dışlayıcı, genişlemeci, her işi Pakistan’ın altını oymak için yapan, ideolojik bir motivasyonla hareket eden bir komşu ile uğraşıyoruz.' şeklinde konuştu.Hindistan'ın maalesef 'haydut' bir aktör gibi davrandığını belirten Yusuf, Yeni Delhi yönetiminin Çin, Bangladeş, Sri Lanka ve Nepal ile de ilişkilerinin iyi gitmediğini vurguladı. Yusuf, Hindistan'ın Afganistan’da huzur bozucu bir rol üstlendiğini ve buradan hareketle Pakistan’ın egemenliğini ve istikrarını da bozmak istediğini kaydederek, böyle bir ülke ile uğraştıklarına işaret etti.'Keşmir açık hava hapishanesi'Yusuf, ülkesinin bölgede barış istediğinin altını çizerek, 'Pakistan Başbakanı Han’ın en büyük hedefi bölgede herkes için barışı tesis etmek. Bölgede barış olmadan ekonomik bir güvenliği de düşünemeyiz. Biz bugün barışın yanında yer alıyoruz. Barış istiyorsanız biz daha ileriye gitmeye de hazırız.' dedi.Barış isteyen herkesin rasyonel olması gerektiğini vurgulayan Yusuf, 'Barış isteyenler ideolojik olmamalı. İşgal altındaki Keşmir, bölge halkı için açık hava hapishanesi. İnsanlara insan gibi davranılmıyor.' diye konuştu. Yusuf, ileriye yönelik adım atmak için bu gerçekliğin değişmek zorunda olduğunu da vurgulayarak, 'Peki bu nasıl değişecek. Biz savaş veya çatışmadan konuşmuyoruz. Biz sadece iki şey hakkında konuşuyoruz. İnsanlık dışı muamele gören Keşmirliler için insan hakları ve insani güvenlik.' ifadelerini kullandı.Uluslararası hukuk konusunda ısrarcı olduğunu belirten Yusuf, 'Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları ortada. Keşmir meselesinin nasıl çözülmesi gerektiğini bu kararlar belirtiyor. Biz de bunu destekliyoruz.' şeklinde konuştu.'Hindistan barışın aksi yönünde adım atıyor'Yusuf, Pakistan'ın barışın ve ileriye doğru hareket etmenin tarafında olduğunun altını çizerek, 'Başbakan Han ofiste göreve başladığında bunu gayet açık belirtti. Eğer Hindistan barış için bir adım atarsa biz iki adım atarız. Problem ise Hindistan’ın barışın aksi yönünde binlerce adım atmış olması.' dedi.Avrupa Birliği'ne (AB) yönelik dezenformasyon kampanyalarını ele alan bağımsız sivil toplum kuruluşu EU Disinfo Lab'in raporuna atıfta bulunan Yusuf, 'EU Disinfo Lab tarafından ortaya konan çalışmayı gördünüz. (Sahte medya organları, STK'ler) Bunlar ne yapıyorlardı? Her başkentte Pakistan’ı kötülüyorlar, kimlik hırsızlığı yapıyorlar, sahte STK’leri BM’ye kayıt ettiriyorlar, olası her kanunu ihlal ediyorlar.' ifadelerini kullandı.Yusuf, Pakistan'ın imajının Hindistan'ın kampanyaları ile yara aldığını dile getirerek, 'Batı'da Pakistan’ı ziyaret etmeyen insanlar Pakistan’ın tehlikeli bir ülke olduğunu düşünüyor. Fakat Pakistan’a geldiklerinde farklı bir gerçek görüyorlar.' şeklinde konuştu.'Pakistan geçiş noktası'Pakistan'ın Batı Asya ile Güney Asya arasında geçiş noktası olduğunu belirten Yusuf, Orta Asya ile de bağlantı kurmak istediklerini söyledi.Yusuf, Orta Asya'da çok büyük enerji kaynakları olduğunu anımsatarak, oradaki ülkelerin de Pakistan limanlarını kullanmak istediğini bildirdi.Bu sebeple Afganistan'da barış istediklerini dile getiren Yusuf, '(Hindistan) Doğu ile de bağlantıya açığız.' dedi.'Dosyamız inceleniyor'EU Disinfo Lab’in son raporunun Pakistan tarafından oluşturulmadığına dikkati çeken Yusuf, 'Avrupa Parlamentosu bu konuyu ele aldı. Devam eden bir soruşturma da var. Mutlaka mantıklı bir sonuca ulaşılacaktır.' dedi.Yusuf, farklı ülkelerin ve çeşitli istihbarat ajanslarının Pakistan'ın Hindistan hakkında 'ülkede terörü finanse ettiğine' dair oluşturduğu dosyaya bakacaklarından emin olduklarını belirterek, bununla birlikte diplomatik ve yasal seçeneklerin de incelendiğini kaydetti.'5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü'Keşmir meselesine de değinen Yusuf, 'Keşmir, insani bir sorun ve trajedi. Pakistan, Keşmir halkına kendi kaderini tayin hakkı verilene değin Keşmirlilerin yanında durmaya devam edecek. Elbette Keşmir bir toprak parçası meselesi. Ancak bunlardan önce Pakistan’ın da bitmesini istediği gibi Keşmir insani bir mesele.' ifadelerini kullandı.Yusuf, 5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü'nün tüm Pakistan halkının Keşmir davasının yanında durduğunu kanıtladığının altını çizerek, kendi aralarında farklı siyasi tartışmalar olsa da konu Keşmir olduğunda tüm Pakistan'ın bir arada durduğunu kaydetti.Keşmir'de çözümün bir gecede gelmeyeceğini kendilerinin de bildiğini, bununla birlikte durumun tamamen umutsuz da gözükmediğini belirten Yusuf, Hindistan'ın Batı medyasında her gün sansürlendiğini, insanların bölgedeki hak ihlalleri hakkında yazılar yazdığını, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in iki önemli açıklama yaptığını, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nda net bir duruş sergilendiğini ve BM Güvenlik Konseyi'nin 5 Ağustos 2019'dan bu yana 3 tartışma ele aldığını anımsattı.BM'ye plebisitin uygulanması için çağrıYusuf, BM Güvenlik Konseyi kararların uygulanmasının BM'nin sorumluluğunda olduğunu hatırlatarak, mevcut durumun Keşmir halkı ve dünyanın geri kalanı için hayal kırıklığı olduğunu kaydetti.Hindistan'ın Keşmirlilerin desteğinden eminse plebisit yapmak için neyi beklediğini sorgulayan Yusuf, '(Hindistan) Sonucun ne olacağını biliyor. Pakistan barışın ve prensipte diyaloğun yanında duruyor. İlerlemenin tek yolu diyalog. (Keşmir'de) Fakat bunun için elverişli bir ortam gerekli. Hindistan’ın olgun ulusların ve devletlerin durduğu yere geri dönmesi gerekiyor. Haydut devlet gibi davranmayın ve ilerleyin.' ifadelerini kullandı.'1,5 milyar rehin'Yusuf, 'Keşmir’i daha fazla işgal etmek' için yabancıların arazi satın alabileceğine dair hükmün uluslararası hukuka aykırı ve yasa dışı olduğuna dikkati çekerek, söz konusu demografik değişikliğin uluslararası hukuk kapsamında olası bir plebisiti etkilemeyeceğini söyledi.Öte yandan Yusuf, Hindistan’da hükümetin seçimi kazanmak için bölgeyi çatışmanın içine soktuğunu vurgulayarak, 'Yeni Delhi Pakistan karşıtı anlatının hafifletilmesini istemiyor. Bölge için gerçek trajedi bu. Bence bir değişikliğe ihtiyacımız var. Hindistan barış için bir adım atarsa Pakistan iki adım atar. Bugün dahi buna hazırız. Tekrar tekrar barışı ve diyaloğu dile getiriyorum' şeklinde konuştu. Yusuf, iki ülke arasında ara buluculuk rolünün Pakistan’ın zayıflığı olarak anlaşılmaması gerektiğini dile getirerek, 'Batı dünyası gelmeli ve Hindistan’a doğru şeyi yapmasını söylemeli. Hindistan üzerinde baskı gücümüz yok. Bu bir düşman. Hindistan’ın da bizim üzerimizde bir baskı gücü yok. Bu sorun iki taraflı çözülebilseydi şimdiye kadar çözülürdü.' diye konuştu.'Tek taraflı eylemler Şimla Anlaşması'nı baltalıyor'Yusuf, Hindistan'ın Keşmir anlaşmazlığının iki taraflı çözüleceğine yönelik 1972 Şimla Anlaşması'ndaki ikili görüşme argümanını her zaman sabit tuttuğunu anımsatarak, 'Fakat 5 Ağustos 2019’dan sonra dünyaya tek taraflı bir karar aldığını ve tek taraflı kararlar almaya devam edeceğini gururla söyledi. Bu, ikili anlaşmanın ruhunu baltalaması anlamına geliyor.' dedi.Bu durumda geriye tek bir seçeneğin kaldığını belirten Yusuf, dünya ülkelerinin 1,5 milyarlık bir rehineyi tutan, milyonları yoksul bırakan, Pakistan’ı ekonomik güvenlik hedeflerine ulaşmasını engelleyen sorunun çözümüne yardım etmesi gerektiğini kaydetti. 'Türkiye-Pakistan-Azerbaycan iyi ilişkiye sahip'Türkiye-Pakistan-Azerbaycan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nı da değerlendiren Yusuf, 'İyi bir ziyaretti. Bakanlar liderlerimizle görüştüler ve üç ülke de ilişkilerini daha da ilerletmeye karar verdi. Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan geçmişte yakın çalıştılar ve iyi ve sağlam bir ilişkiye sahipler. Her ikisi de Karabağ sorunu sırasında Azerbaycan’a diplomatik destek sağladı.' şeklinde konuştu.Yusuf, gelecekte farklı ülkelerin söz konusu üçlü toplantıya dahil olup olmayacağına ilişkin soruya, üç ülke arasındaki bağlılığın herhangi bir ülkeye karşı olmadığı, bu devletler arasında ekonomik kazançlar, bağlantı, yatırım gibi ortak çıkarların var olduğu yanıtını verdi.
İran Savunma Bakanı Hatemi, Hindistanlı Mevkidaşıyla İş Birliğini Görüştü
TAHRAN (AA) - İran Savunma Bakanı Emir Hatemi ile Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh ile Hindistan'da bir araya geldi. İran Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Hindistan'ın Bangalore kentinde yapılan görüşmede Singh ile Hatemi, ikili, bölgesel ve uluslararası iş birliğini ele aldı. Hatemi, İran ile Hindistan'ın güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğini artırmasının iki ülkenin de çıkarına olacağını savunarak, ülkenin güneyindeki Sistan-Beluçistan eyaletinde bulunan Çabahar Limanı'nın bölgesel iş birliği için fırsat oluşturduğunu söyledi. Singh de iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin korunması ve geliştirilmesinden yana olduklarını ifade etti.
Reklam
"Mutlu Kent" Sinop'un Emekli Heykeltıraşları Yaptıkları Eserleriyle Beğeni Topluyor
SİNOP (AA) - GÖKHAN GÜCÜKLÜOĞLU - Sinop'ta emekli makine mühendisi Ali Gündoğdu ve emekli resim öğretmeni Hamdi Bozkurt, çalıştıkları atölyede kentte daha önce yaşamış önemli şahsiyetlerin heykellerini yaparak bu kişileri gelecek kuşakların tanıması için emek veriyor.Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin en mutlu insanlarının yaşadığı kent Sinop'ta, Gündoğdu ve Bozkurt, yaptıkları heykel çalışmaları ile öne çıkıyor.Uzun yıllar özel resim öğretmenliği yapan Hamdi Bozkurt ile özel sektörde makine mühendisi olarak çalışan Ali Gündoğdu emeklilik günlerini sanatla geçiriyor.Daha önce heykel sanatı konusunda aldıkları eğitimler sayesinde birbirinden güzel eserler ortaya çıkaran emekli heykeltıraşların eserleri beğeni topluyor.Emekli resim öğretmeni Bozkurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilik yıllarında aldığı eğitim sayesinde yaklaşık 40 yıldır çeşitli heykeller yaptığını söyledi.Arkadaşı Ali Gündoğdu ile emekliliklerini heykeller yaparak geçirmeyi planladıklarını anlatan Bozkurt, 'Şimdi bu atölyemiz de kentte yaşamış önemli kişilerin heykellerini yapmaya başladık.' dedi.Bunların arasında Sinop'ta yaşadığı bilinen ünlü filozof Diyojen, Sinoplu şair Ahmet Muhip Dıranas'ın da olduğuna işaret eden Bozkurt, eserlerinin kentin farklı noktalarında daha fazla sergilenmesini istediklerini dile getirdi.Sanatın her türlüsünün toplumlar için önem taşıdığına dikkati çeken Bozkurt, kilden uzun uğraşlar vererek ortaya çıkardıkları eserlerin beğenildiğini aktararak, 'Üzerinde çalıştığımız eserlerimiz var. Mesela bunlardan biri kentte yaşamış 'Tarzan Kemal' lakaplı önemli bir şahsiyet. Kendisi tam bir doğa insanıdır. Hayvanlara ve doğaya karşı duyduğu saygı ile ün yapmıştır. Kentin her noktasında kendisinin diktiği ağaçlar vardır. Onun heykeli üzerinde çalışmamız var. İnşallah kısa sürede tamamlayacağız.' diye konuştu.'Sabırsızlıkla sanata atılmayı bekledim' Ali Gündoğdu ise 2005'te emekli olduktan sonra kendisini sanata adadığını ve Halk Eğitim Merkezi'nde seramik kurslarına katıldığını anlattı. Aralıksız iki yıl kursa gittiğini aktaran Gündoğdu, 'Çok başarılı oldum ve usta öğreticilik teklifi dahi aldım. Orada bir sene de öğretici olarak ders verdim.' dedi.Gündoğdu, 2009'da atölye açarak çalışmalara başladığını ancak çeşitli nedenlerden bir süre sonra kapatmak zorunda kaldığını aktardı.Çalışmalarına şu an arkadaşı Hamdi Bozkurt ile aynı atölyede devam ettiğini belirten Gündoğdu, şöyle devam etti:'Burada güzel çalışmalara imza atıyoruz. Önemli kişilerin yanı sıra farklı eserler ortaya çıkarmayı arzu ediyoruz. O nedenle şimdi mutlu kent Sinop'ta çay bahçesinde oturarak denizin keyfini çıkaran birinin heykelini ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Tabii bu çalışmalar kolay değil. Belli bir noktaya geldim ancak yüz kısmında biraz zorlanıyorum. Açıkçası nasıl bir portre ortaya çıkaracağız biz de merakla bekliyoruz.'Gündoğdu, sanatın kendilerine iyi geldiğini ve ömürleri yettikçe uğraşmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Mardin'de 7 Depo Ve Sığınak Bulundu, Tuzaklanan Patlayıcı Etkisiz Hale Getirildi
MARDİN (AA) - Mardin'in Dargeçit ilçesi kırsalında terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda 7 depo ve sığınak bulundu, tuzaklanan patlayıcı etkisiz hale getirildi.Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, sözde Kerboran kırsalında Eren-5 Operasyonları kapsamında Şehit Jandarma Uzman Çavuş Muhammet Çoban Operasyonu gerçekleştirildi.Operasyonda teröristlere ait olduğu belirlenen 7 farklı noktada tespit edilen depo ve sığınaklarda arama yapıldı.Aramada muhtelif miktarda gıda ve yaşam malzemesi ile el yapımı patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ele geçirildi.Yine farklı bir noktada toprağa gömülü vaziyette tuzaklanan 12 kilogramlık tüp, 1,5 kilogramlık plastik patlayıcı madde, kablo ve elektrikli fünye bulundu.Sığınak ve depolarda ele geçirilen, delil niteliği taşıyan malzemeler muhafaza altına alındı. Diğer malzemeler söz konusu sığınak ve depolar kullanılamaz hale getirildi, tuzaklanan patlayıcı imha edildi.
Antalya'da Falezlerden Düşerek Ölen Kadının Cenazesi Ailesine Teslim Edildi
ANTALYA (AA) - Antalya'da falezlerden düşmesi sonucu hayatını kaybeden kadının cenazesi, ailesi tarafından alındı.Muratpaşa ilçesi Karaalioğlu Parkı'ndaki falezlerden dün düşerek yaşamını yitiren Serap Naktürk'ün (49) cenazesi, yapılan otopsi işleminin ardından ailesine teslim edildi.Cenazenin, Kurşunlu Mezarlığı'nda toprağa verileceği öğrenildi.Naktürk'ün olay günü, 5 ay önce kalp krizinden hayatını kaybeden 23 yaşındaki oğlu Evren'in mezarını ziyaret ettiği, ardından yeğenleriyle gezmek için parka geldiği öğrenildi.Yorulduğu için falezlerin kenarına oturan Naktürk'ün bir anda dengesini kaybederek aşağı düştüğü bildirildi.Karaalioğlu Parkı'nda bir kadının falezlerden kayalıklara düştüğü ihbarını alan deniz polisi, itfaiye ve sağlık ekipleri, güçlükle ulaştıkları kayalık alanda Serap Naktürk'ün cansız bedenine ulaşmışlardı.
Reklam
Akçakoca'da Balıkçılar Hamsi Avı İçin Yeniden "Vira Bismillah" Demeye Hazırlanıyor
DÜZCE (AA) - Batı Karadeniz'in önemli balıkçı limanlarından Düzce'nin Akçakoca ilçesinde hamsi avcılığındaki kısmi durdurma kararının kalkmasını bekleyen balıkçılar, teknelerinin motorlarını çalıştırıp yeniden 'vira bismillah' demeye hazırlanıyor.Balıkçılar, Karadeniz'de hamsi avcılığında balıkların istenen boya ulaşmaması nedeniyle getirilen kısmi durdurma kararının 7 Şubat'a kadar uzatılmasının ardından, Akçakoca limanında ağ tamiri ve tekne bakımlarına devam ediyor.Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Karakaş, AA muhabirine, bölgedeki bütün teknelerin hamsiyi beklediğini söyledi.Kısıtlamadan muaf alanın genişletilmesinin yararlı olacağını belirten Karakaş, 'İğneada'dan Sakarya bölgesine kadar hamsi avcılığı açıldı. Mutlaka bir rahatlama sağlayacaktır. Boşaltma limanı olarak şu anda Kefken, Şile, Bağırganlı limanları kullanılıyor. Tabii bu durumdan bizim bölgemizin balıkçısı faydalanamıyor.' dedi.'Yasağın kalkmasını sabırsızlıkla bekliyoruz'Hamsi yasağının kalkmasını beklediklerini anlatan Karakaş, şöyle konuştu:'Kendi bölgemizde de hamsi avcılığının açılmasını istiyoruz. Balık değişkenlik gösterir, mutlaka bir yerden bir yere akın edecektir. Bizim bölgemizin limanlarına şu anda bir faydası yok. Biz de kendi bölgemizde yasağın kalkmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.'Karakaş, tezgahlardaki fiyatların hamsi avının yeniden başlamasıyla düşeceğine işaret ederek, 'Tezgahlarda vatandaşların en çok görmek istediği balık hamsi. Hamsi olmayınca vatandaşlar başka balıklara yöneliyor. Bu sebepten dolayı da fiyatlar artmış durumda.' ifadelerini kullandı.
Kocaeli'de Hasta Ziyaretine Giden Aynı Aileden 30 Kişinin Kovid-19 Testi Pozitif Çıktı
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde, hasta ziyaretine giden aynı aileden 30 kişinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testinin pozitif çıktığı bildirildi. Kocaeli İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan, yaptığı açıklamada, salgın önlemlerinin başarılı olabilmesi için maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyulmasının önemine değindi. Gölcük'te 1 Şubat'tan önce hiç vaka olmayan bir bölgede vaka görülmeye başlandığını vurgulayan Pehlevan 'O bölgede yaşayan bir yaşlı vatandaşımıza, geçmiş olsun ziyaretine farklı bölgelerde yaşayan yakınları gidiyor. Farklı bölgelerden gelen aynı aileden 30 kişi de pozitif çıkıyor. O bölgede 1 Şubat'tan önce hiç vaka yok. 1 Şubat'tan sonra ciddi bir vaka artışı gözledik.' ifadesini kullandı. Pehlevan, alınan tedbirlerini önemli olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:'Aile içi bulaşlar, bu sıralar çok çok önemli. Dolayısıyla hasta ziyaretlerinin, taziyelerin kesinlikle yapılmaması gerekiyor. Sosyal mesafeye uyup, telefonda bu görevlerimizi yerine getirmemiz çok önemli. Çünkü en büyük tehlike yakınlarınızdan geliyor. Bütün aile şimdi stres altında. Aşılama çalışmaları hızla devam ediyor. Kesinlikle tedbiri elden bırakmamamız lazım çünkü hızlı bulaşan bir virüs. Mutant virüs değil ama normal virüsün de zaten bulaşıcılığı çok yüksek. Herkesin azami derecede dikkat etmesi lazım.'
Kocaeli Üniversitesinde Uygulamalı Eğitim 5 Nisan'da Kısmi Olarak Yeniden Başlayacak
KOCAELİ (AA) - Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü, uygulamalı eğitimin Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerinde 5 Nisan'da kısmi olarak yeniden başlayacağını bildirdi. Rektör Prof. Dr. Hülagü, yaptığı açıklamada, tüm dünyada etkisini gösteren Kovid-19 salgınının, Türkiye'de tedbirlerle kısmen kontrol altına alındığını belirtti. Aşı çalışmalarının başarılı şekilde yürütüldüğüne işaret eden Hülagü, ancak son günlerde virüse bağlı mutasyonlar nedeniyle vaka sayılarında belirgin artışların dikkati çektiğini vurguladı.Üniversite Senato toplantısında, son gelişmelerin değerlendirildiğini bildiren Hülagü, şunları kaydetti:'Tıp Fakültesi 4, 5, 6. ve Diş Hekimliği Fakültesi 4 ve 5. sınıfların Sağlık Bakanlığının planlamasıyla aşı çalışmalarına alındığı göz önünde bulundurularak, sadece bu fakültelerde 5 Nisan itibarıyla uygulamalı eğitimlerin başlatılması düşünülmektedir. YÖK tarafından takvim değişiklikleri yapıldığı takdirde diğer fakültelerde de örgün eğitim değerlendirmeye alınacaktır. Her şeyden önce sizlerin sağlığı bizlerin karar vermesinde çok önemlidir. Lütfen biraz daha sabredelim. Bizler de sizleri ve yüz yüze eğitimi çok özledik. Lütfen kendimiz, yakınlarınız ve insanlık için maske, mesafe ve temizlik kurallarına dikkat edelim.'
Reklam
Elon Musk: 'Tesla Almayın!'
Amerikalı girişimci ve dünyanın en zenginleri arasında ilk 3'te yer alan Elon Musk, kendi firmalarından olan Tesla'nın otomobilleri için almayın uyarısında bulundu! Musk, bunun sebebi olarak markanın her geçen gün üretim kapasitesini artırması ve bununda işçiliğe olumsuz yönde etki etmesini gösterdi.
Reklam
Sağlık Sorunlarının Düzeldiğini Belgeleyen Pmyo Öğrenci Adayı Eğitimine Devam Edebilecek
ANKARA (AA) - Sağlık sorunları nedeniyle Polis Meslek Yüksek Okulundan (PMYO) ilişiği kesilen öğrenci adayı bir yıl içerisinde sağlık durumunun düzeldiğine dair alacağı raporu Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığının onaylaması durumunda eğitimine kaldığı yerden devam edebilecek.Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı.Yönetmeliğe göre Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığınca haklarında 'Yüksekokul Öğrencisi Olamaz' kararı verilen adaylar, ilişiklerinin kesildiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere devlet hastanelerine, devlet eğitim araştırma hastanelerine veya devlet üniversite hastanelerine başvurabilecek.Öğrenci adayının, söz konusu hastanelerden alacağı ilişik kesilmesine sebep olan hastalık branşlarından sağlık durumunun düzeldiğini belirtir sağlık kurulu raporu ile Başkanlığa başvurması halinde, başvuru incelenmek üzere Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığına gönderilecek.Şartları sağladığı bildirilenler, Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığınca tekrar Sağlık Yönetmeliğine göre sağlık kurulu raporu aldırılmak üzere hastaneye sevk edilecek.Yeniden aldırılan sağlık kurulu raporunun Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığınca öğrenci adayının mevcut sağlık durumuna göre Sağlık Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde incelenmesi sonucunda hakkında 'Yüksekokul Öğrencisi Olur' kararı verilenlerin ilgili maddedeki nitelikleri taşıyor olmaları halinde Polis Meslek Yüksek Okullarına planlamaları yapılacak.Bu kişilerden, Polis Meslek Yüksekokulları Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin ilgili maddesinde belirtilen devamsızlık süresini aşmamış olanlar eğitim-öğretime kaldığı yerden devam edecek.Eğitim-öğretimi tamamlayıp atanmaya hak kazananlar ise Personel Dairesi Başkanlığına bildirilecek.
Amerikalı Siyaset Bilimci Falk, İsrail İçin Apartheid Rejimi Tanımı Kullanılan B'tselem Raporunu Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - MERVE AYDOĞAN - ABD'deki Princeton Üniversitesinde uluslararası hukuk uzmanı ve eski Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları raportörü siyaset bilimci Profesör Richard Falk, Filistin meselesinde barışçıl bir geleceğin, 'İsrail 'apartheid'i ortadan kaldırana kadar oluşmayacağını' belirtti.Orta Doğu konusundaki çalışmalarıyla tanınan Richard Falk, AA muhabirine verdiği röportajda, Filistin meselesine ve İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem'in, ilk kez İsrail için 'apartheid' rejimi (ırkçı, ayrımcı devlet) tanımını kullandığı raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Falk, 'İsrail 'apartheid'i ortadan kaldırana ve kendi kaderlerini tayin etme hakkına saygı gösterme dahil olmak üzere Filistinlilere insan hakları standartlarına göre davranmayı kabul edene kadar barışçıl bir gelecek oluşmayacaktır.' ifadelerini kullandı. B’Tselem'in geçen ay yayımladığı ve 'İsrail politikalarının, yasalarının ve uygulamalarının Yahudi üstünlüğünü teşvik etme amacı taşıdığı' belirtilen raporu yorumlayan Falk, İsrail'in en saygın insan hakları örgütünün, Yahudilerin üstünlüğünü güvence altına alan politika ve uygulamaları dayatmaya çalışan apartheid bir rejimin Filistinlileri mağdur ettiğine dair geçmişteki BM raporlarını ve iddialarını doğrulayan bir rapor yayımlaması 'kesinlikle önemli bir gelişme' olduğunu söyledi.'Konsolide İsrail kontrolünün fiili tek devlet gerçekliği, İsrail'in 'vadedilmiş topraklar'ın tamamı üzerinde dışlayıcı bir Yahudi devlet kurma yönündeki siyonist projesini tamamlama hırslarının, uluslararası onayla müzakere edilmiş iki devletli çözüm hedefinin yerini aldığını gösterdiğine' işaret eden Falk, şöyle devam etti:'Bu hırslar, sadece Yahudi halkının İsrail devleti içinde kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu, uluslararası olarak yasa dışı kabul edilen yerleşim girişiminin ulusal desteği hak ettiğini ve İbranicenin tek resmi dil olduğunu ileri süren bir Temel Yasa'nın 2018 yılında yürürlüğe sokulmasıyla İsrail tarafından örtülü olarak kabul edilmiştir.'Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesine göre 'apartheid'in insanlığa karşı suç olarak listelendiğini hatırlatan Falk, İsrail hükümetinin, 'özellikle Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası ortamlarda, antisemitizmin kusurlu bir formundan başka bir şey olmadığını söyleyerek inkar ettiği apartheid iddialarıyla' karşı karşıya kaldığını kaydetti.Falk, B’Tselem raporunun katkılarından birinin, 'İsrail apartheid unsurlarını, işgal ettiği topraklarda Yahudi olmayanlara karşı Yahudi üstünlüğünü sürdürmek için bel bağladığı belirli politika ve uygulamalara atıfta bulunarak tespit etmesi olduğunu' belirtti.Göçmenlik konusundaki ayrımcı standartların buna örnek gösterildiğini ifade eden Falk, '(İsrail) Dünya genelinde Yahudilere sınırsız bir 'dönüş hakkı' verirken, ebeveynleri veya büyük ebeveynleri kendi topraklarında doğmuş olsa bile Filistinlilere herhangi bir göç hakkı tanımıyor.' dedi.Etnik kökene dayalı ayrımcılık örneklerini sıralayan Falk, bunun 'arazi kullanım hakkı, vatandaşlık ve vatandaşlık hakları, hareket özgürlüğü, ikamet güvenliği, hukukun idaresi ve inşaat izinlerinin verilmesini' içerdiğini söyledi.Falk, 'Bu apartheid özelliklerinin bölgeden bölgeye, İsrail'den Doğu Kudüs'e, Batı Şeria'ya ve Gazze'ye kadar değiştiği açık ancak temel girişim sabittir: Yahudilerin, Yahudi olmayanlar, özellikle Filistinliler üzerinde sömürücü egemenliği. 1948'den günümüze, İsrail'in Yahudi çoğunluk devleti olma planının ayrılmaz bir parçası olarak, Filistinliler halk olarak acı çekti, yüz binlerce kişi yerinden edildi ve mülksüzleştirildi.' dedi.'Uluslararası toplum Filistin meselesinde zaman tünelinde sıkışıp kaldı'İsrail hükümetinden, B'Tselem'in raporu hakkında herhangi bir yorum gelmediğine, öte yandan bu raporu sayesinde İsrail'in Filistinlilere karşı daha insanca davranacağı görüşünde olmadığını ifade eden Falk, 'Ana vatanlarını terk etmeye zorlanan Filistinliler, en az İsrail'in kontrol altında tuttuğu topraklarda yaşayan Filistinliler kadar apartheid kurbanlarıdır. Tek devletli gerçeklik, gerçek etnik eşitlik temelinde gelecekteki yönetişimin nasıl düzenleneceği konusunda bir meydan okumaya yol açarak anlamlı bir barış sürecinin tek temeli haline geldi.' değerlendirmesinde bulundu.Filistin direnişinden ve küresel dayanışma girişimlerinden adil bir çözümün ortaya çıkabileceğinin altını çizen Falk, 'Ulusal çıkarların yeniden hesaplanmasına neden olacak şekilde, adil bir çözüm için var olan umutların, Filistin direnişinden ve İsrail liderliğine yeterli baskıyı uygulayan küresel dayanışma girişimlerinden doğacağına inanıyorum. Güney Afrika apartheid rejiminin ani ve beklenmedik çöküşünü açıklayan şeyin, bu gelişmelerin bileşimi olduğunu hatırlamakta fayda var.' diye konuştu. Falk, İsrail hükümetinin, 'raporu kınayacağını' ve 'İsrail'deki yönetim politikalarına yönelik eleştiriyi Yahudi nefretiyle karıştırmaya çalışan 'Yahudi antisemitizmi' olarak nitelendireceğini düşündüğünü dile getirdi.Uluslararası toplumun Filistin meselesine ilişkin tutumu konusundaki bir soru üzerine Falk, 'Uluslararası toplum, iki devletli bir çözüme dayanan, itibarını tamamen yitirmiş Oslo diplomasisine kesintisiz bağlılığı nedeniyle bir zaman tünelinde sıkışıp kalmış gibi görünüyor.' yorumunu yaptı.B’Tselem: 'Artık İsrail'e 'apartheid' devleti diyebiliriz'B’Tselem tarafından hazırlanan raporda, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasında yer alan tarihi Filistin topraklarına işaret edilerek 'İsrail rejimi nehirden denize kadar olan coğrafyanın tamamında Yahudilerin üstünlüğü ve bunun sürekliliği için çabalıyor. Dolayısıyla artık İsrail’e 'apartheid' devleti diyebiliriz.' ifadeleri kullanılmıştı.Geçen ay yayımlanan raporda, Yahudilerin kaderini tayin hakkı dahil her türlü hakka sahip olduğu bu coğrafyada Filistinlilerin tamamen mahrum bırakıldığı ve İsrail tarafından haklarına sahip olmalarının engellendiği belirtilmişti.İsrail'in yasa dışı Yahudi yerleşim birimi inşasına da değinilen raporda, 'İsrail 1948’den bu yana Yeşil Hat içindeki Filistinlilerin topraklarının yüzde 90'ına el koydu ve buralarda Yahudi kent ve beldeleri kurdu. 1967’den bu yana ise Filistinlilerin topraklarında 280'den fazla Yahudi yerleşim birimi inşa etti ve burada 600 binden fazla Yahudi yaşıyor.' ifadelerine yer verilmişti.Raporda, İsrail'in 'demokratik bir ülke ve milyonları geçici süreliğine işgal altında tutan bir devlet' olduğu yönündeki tanımların gerçeklikle ilgisinin bulunmadığına işaret edilmişti.
Adıyaman'da Kaçakçılık Operasyonlarında 5 Şüpheli Yakalandı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da düzenlenen kaçakçılık operasyonlarında 5 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kent merkezinde gümrük kaçağı ürünlerle ilgili çalışma yaptı.Ekipler, yaptıkları operasyonlarda çok sayıda gümrük kaçağı telefon, parfüm, nargile tütünü, cinsel içerikli haplar ele geçirdi.Gözaltına alınan 5 şüpheli, işlemleri için emniyete götürüldü.
Reklam