onedio
Burdur'da Kaçak İçki Operasyonunda 3 Şüpheli Yakalandı
BURDUR (AA) - Burdur'da düzenlenen kaçak içki operasyonunda 3 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent girişindeki Kışla uygulama noktasında üç aracı durdurdu. Araçlarda yapılan aramada, 35 şişe kaçak içki ele geçirildi, sürücüler H.E.Ç, M.T. ve M.D. gözaltına alındı. Emniyete götürülen şüpheliler hakkında 'Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet' suçundan işlem yapıldı.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - ABD'nin Ankara Büyükelçisi Satterfield, Türkiye-ABD Ekonomik İlişkilerini Aa'ya Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - ŞERİFE ÇETİN - ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, ABD'nin Türkiye ile arasındaki köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürdüğünü, mevcut ticari bağları güçlendirmek istediğini belirtti. Satterfield, Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerine dair sorularını yazılı olarak yanıtladı. İki ülke arasında güçlü ticari ilişkiler bulunduğuna ve bu ilişkilerin birçok sektörü kapsadığına dikkati çeken Satterfield, tanınmış birçok Amerikan şirketinin üretim tesislerinin Türkiye'de bulunduğunun altını çizdi.Satterfield, bu şirketlerin Türkiye'den Avrupa'ya, Avrasya'ya ve Orta Doğu'ya ihracat yaptığını, Türkiye'de bin 700'den fazla Amerikan şirketinin faaliyet gösterdiğini ve 78 bin Türk çalışana istihdam sağlayan bu firmaların toplam varlıklarının 31,2 milyar dolara ulaştığını kaydetti.'ABD köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürüyor''ABD, Türkiye ile arasındaki köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürmektedir.' ifadesini kullanan Satterfield, mevcut ticari bağların, uzun yıllardır çok sayıda Amerikalı ve Türk ortak için fayda sağladığını ifade etti.Satterfield, Amerikan ve Türk işletmelerinin her gün birlikte çalışmakta olduğuna ve iki ülkedeki iş imkanlarını desteklediğine dikkati çekerek, ticari bağların, jeopolitik ittifakın yaşadığı iniş ve çıkışların çok ötesine geçtiğini ve iki ülke arasında devam etmekte olan karşılıklı taahhüt açısından önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Büyükelçi Satterfield, 'Mevcut ticari bağlarımız güçlü de olsa, ABD hükümeti bu bağları güçlendirmeye ve ikili ticareti artırmaya devam etme arzusundadır. İkili ticaretin ülkelerimizin refahına yaptığı katkının yanında, birlikte çalışmak, pandemi döneminde önemi bir kez daha anlaşılan tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.' ifadelerini kullandı.'Tıbbı tedarik zincirimizi çeşitlendirmek için Türkiye'yi ciddi potansiyele sahip üretim merkezi olarak görüyoruz'İkili ticaret hacminin 2019 yılında 20 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini aktaran Satterfield, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ekonomi üzerindeki ciddi etkilerine rağmen, 2020 yılında toplam ticaretin bu rakamı geçebilecek bir hıza ulaştığını belirtti.Satterfield, ihracat ve ithalatın neredeyse eşit bir dağılım sergilediğini ve her ikisinin de 10 milyar dolar düzeyinde olduğunu bildirerek, 'Bu rakamlar, çeşitliliğe dayalı ve dengeli ticari ilişkimizi yansıtmaktadır.' açıklamasında bulundu. Kovid-19 öncesinde örneğin Türkiye'nin ABD'ye cüzi miktarda tek kullanımlık önlük sattığını anımsatan Satterfield, Türkiye'nin pandeminin başlamasından bu yana ABD'ye yaklaşık 190 milyon dolarlık önlük ihracatı gerçekleştirdiğini kaydetti.Satterfield, 'Bu, iki ülke ekonomisinin birlikte ne kadar etkin bir şekilde çalışabileceğinin mükemmel bir örneği. Bu önlükler insanlarımızın güvende olmasını ve hiç kuşku yok ki birçok hayatın kurtarılmasını sağladı. Bundan ötürü Türkiye’ye son derece müteşekkiriz. Tıbbi tedarik zincirimizi daha da çeşitlendirmek istediğimiz için Türkiye'yi bu konuda ciddi potansiyele sahip bir üretim merkezi olarak görüyoruz.' mesajını verdi.'Türkiye'nin yatırım ortamının en olumlu yönleri nüfusu ve coğrafi konumu'Türkiye'deki ABD yatırımlarının önemli bir bölümünün imalat sektöründe olduğuna dikkati çeken Satterfield, Türkiye'de halihazırda çok sayıda ABD yatırımı olduğuna, ancak bunları daha da artırma potansiyeli bulunduğuna dikkati çekti.Satterfield, 'Türkiye'nin yatırım ortamının en olumlu yönleri, ülkenin elverişli nüfusu ve içinde bulunduğu bölgedeki çok sayıda pazara erişim sağlayan önemli coğrafi konumudur.' ifadesini kullandı. Türkiye'nin eğitimli bir iş gücüne de sahip olduğunu kaydeden Satterfield, aynı zamanda ülkenin gelişmiş bir altyapısı ve sağlam bir tüketim ekonomisi bulunduğuna işaret etti. Birçok Amerikan firmasının Türkiye pazarıyla yakından ilgilendiğine dikkati çeken Büyükelçi Satterfield, 'Ancak şeffaf ve öngörülebilir geleneksel ekonomi politikalarının eksikliği yönündeki kanaatten kaynaklanan endişeler nedeniyle tereddütleri bulunuyor. Tıbbi alandaki borçlar ve uluslararası tıbbi cihaz şirketlerine halen yapılmamış olan ödemeler de potansiyel yatırımcıları endişelendiriyor.' açıklamasında bulundu.Satterfield, aynı zamanda Türk firmalarının ABD'de aktif şekilde faaliyet gösterdiğini hatırlattı. 'İlerleme kat edebileceğimiz alanları tespit ettik'Türkiye ve ABD'nin ekonomik alanda birlikte ilerleme kat edebileceği alanları tespit ettiğini bildiren Satterfield, bu plan çerçevesinde ortak çalışmalar yürütüldüğünü aktardı. Satterfield, 2019 Ekim'de, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) konusunda ABD ve Türkiye'den temsilcilerin katıldığı sanal bir konferansa ev sahipliği yaptığını, bunun daha fazla LNG satma imkanı bulan Amerikalı üreticiler için olduğu kadar ucuz ithalattan yararlanan Türk tüketiciler için de olumlu bir konu olduğunu kaydetti.Satterfield, pandemiye rağmen ABD’ye yaptıkları satışları artıran mobilya ihracatçılarıyla da birlikte çalıştıklarını belirterek, bu yıl şimdiye kadar, ABD'nin Türkiye'den yaptığı ahşap mobilya ithalatında yüzde 77 oranında bir artış kaydedildiği bilgisini paylaştı. Öte yandan, ilerlemenin umut edilen hızda gerçekleşmediğini ve daha yapılması gereken çok iş olduğunu belirten Satterfield, 'Bu yıl, Ticaret Bakanı Sayın (Ruhsar) Pekcan ve Hazine ve Maliye Bakanı Sayın (Lütfi) Elvan ile bu konuda (ekonomik alanda ilerleme) birlikte çalışmayı arzu ediyoruz.' vurgusunda bulundu. 'İkili ticareti daha elverişli hale getirmek için birlikte çalışabilecek önemli yollar bulunuyor'Ekonomik ilişkileri daha iyi bir noktaya taşımak için 'bir sihir ya da acil bir yol bulunmadığına' işaret eden Satterfield, ABD ile Türkiye arasında ticareti artırmanın anahtarının belirlenen önemli ikili ekonomik meseleler üzerinde çalışmak ve Amerikan ve Türk şirketlerinin önündeki gereksiz engelleri ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı. Satterfield, 'İkili ticareti daha elverişli hale getirmek için iki hükümetin birlikte çalışabileceği önemli yollar bulunmakla beraber, sonuç itibarıyla bu alanda esas iş Amerikan ve Türk iş insanlarına düşmektedir.' ifadesini kullandı. ABD'li yatırımcıların sırf ABD hükümetinin demesiyle Türkiye'ye yatırım yapmayacağına işaret eden Büyükelçi Satterfield, 'Ne bizim sistemimiz ne de uluslararası ticaret ve yatırım böyle işliyor. Eğer yatırımcılar istikrarlı bir para politikası, kamu borçları için zamanında yapılan ödemeler, şeffaf ihale süreçleri ve tarafsız bir yargı sistemi görürlerse Türk pazarına yatırım yapmak için adeta akın edeceklerdir.' mesajını verdi.
Toplumsal Uyuşturucu İle Mücadele Eğitim Federasyonu'ndan, Uyuşturucu Mücadelesine Destek Çağrısı:
ANKARA (AA) - Toplumsal Uyuşturucu ile Mücadele Eğitim Federasyonu (TUMEF) İç Anadolu Bölge Teşkilat Başkanı Dünya Karadağ, uyuşturucuyla mücadelede sadece güvenlik güçlerine ve kamuya değil, sivil topluma ve tüm toplumsal kesimlere büyük görevler düştüğünü belirtti. Karadağ, yaptığı yazılı açıklamada, uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerin ciddi oranda artmasının sivil toplum kuruluşu olarak kendilerini endişelendirdiğini vurguladı.Uyuşturucuyla mücadelede devletin çalışmalarının yanı sıra STK'ların da bu konuya destek vermesinin önemine değinen Karadağ, 'Devletimizin de hassasiyetle üzerinde durduğu bu konularda güvenlik güçlerimizin her zaman yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Madde bağımlılığının önlenmesi için 7/24 çalışan federasyonun, ulaştığı gençleri sanat ve spor faaliyetlerine yönlendirdiğini anlatan Karadağ, 'Uyuşturucuyla mücadelede sadece güvenlik güçlerine ve kamuya değil, sivil topluma ve tüm toplumsal kesimlere büyük görevler düştüğüne inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Özellikle okul önlerinde polis denetimlerinin arttırılmasının önemine işaret eden Karadağ, bağımlılıkla mücadelede ebeveynlere, esnafa ve tüm vatandaşlara büyük görevler düştüğünü vurguladı.Dünya Karadağ, uyuşturucu ile mücadele konusunda her türlü göreve hazır olduklarının altını çizdi.
Uludağ'da Bir Kişinin Öldüğü Silahlı Kavgayla İlgili Davada Savcı Mütalaasını Açıkladı
BURSA (AA) - Uludağ'da 2 yıl önce 2 grup arasında çıkan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan kavgayla ilgili biri tutuklu 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Mustafa S, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklardan Ferit S. ve taraf avukatları ise mahkeme salonunda hazır bulundu.Mütalaasını veren savcı, Mustafa S'nin 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapis, Erol B. ve Emrah Ç'nin 'silahla kasten yaralama' suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar 4'er kez, Ferit S'nin 'suç delilerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar, Taner S'nin de 'ruhsatsız mermi bulundurma' suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan Ferit S, mütalaayı kabul etmediğini belirtti. 'Olay yerinde kimseye vurmadım ve yaralamadım.' diyen Ferit S, beraatini talep etti.Mustafa Sancar da mütalaaya katılmadığını ifade ederek, tahliyesini istedi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.OlayUludağ 1. Oteller Bölgesi'ndeki bir otelin önünde 11 Şubat 2019'da kış festivalinin güvenlik görevlileri ile kayak kiralama işi yapan esnaf arasında çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş, silahla vurulan Yusuf Kösedağ (19) hayatını kaybetmişti. Gözaltına alınan 17 şüpheliden Mustafa Sancar tutuklanmış, 4'ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Diğer zanlılar ise salıverilmişti.
Samsun'daki Tarihi Taşhan Ve Saathane Meydanı Tarihi Dokusuna Kavuşuyor
SAMSUN (AA) - Samsun Büyükşehir Belediyesi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan tarihi Taşhan ve Saathane Meydanı'nı tarihi dokusuna kavuşturuyor.Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, kentle ilgili turizm yatırımları tek tek hayata geçiriliyor.Saathane Meydanı'nda ticari canlılığı yeniden başlatmak için estetik dokuya zarar veren tescilsiz yapılar yıkılırken, tarihi Taşhan ise restore edildi.Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Samsun'u tarih ve turizm merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.Büyükşehir Belediyesinin 7 bin 900 metrekarelik alanı kapsayan Saathane Meydanı Projesi'nin yüzde 50'lik kısmında yer alan 15. yüzyıl eseri Şifa Hamamı, Osmanlı mimarisinin 15. yüzyıla ait tek sivil örneği Taşhan, 1803 yılında hizmete açılan medrese ile caminin restorasyonlarını tamamladığına işaret eden Demir, 'Sultan 2. Abdülhamit'in tahta çıkışının anısına 1887 yılında diktirdiği Saat Kulesi'nin çevresinde çalışmaları da yoğunlaştırdık. Belediye olarak estetik dokuya zarar veren tescilsiz yapıları yıkarak tarihi meydanı genişletiyoruz.' ifadesini kullandı.Demir, Saathane Meydanı Rekreasyon Projesi'nin yeni kültür ve turistik konseptiyle ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkartacağını belirterek, şöyle devam etti:'Saathane Meydanı ikinci etabındaki tescilsiz bina yıkımlarının büyük kısmı tamamlandı. Projeyi Atatürk Bulvarı'na kadar genişletiyoruz. Genişletme çalışmalarının tamamlanmasıyla peyzaj düzenlemelerine başlayacağız. Saathane Meydanı, tarihimizle buluşma, kültürel mirasımıza sahip çıkma, koruma ve taşınmaz eserlerimizle turizme kazandırılma projesidir. Dolayısıyla projeye büyük önem veriyoruz. Acele etmeden, dokularımıza zarar vermeden titizlikle çalışıyoruz. Proje tamamlandığında Saathane Meydanı, eşsiz konseptiyle gezip görenlerin keyifli zamanlar geçireceği, tarihi dokusuyla büyüleyen bir turizm alanı haline gelecek.' Proje kapsamında yüksek binaların yerini yatay mimarinin alacağına işaret eden Demir, şunları kaydetti:'Esnafımızla uzlaşarak, kimseyi mağdur etmemeye özen göstererek projeyi hayata geçiriyoruz. Yüksek katlı binalar yerine yatay mimarili iki katlı yapıların inşasıyla meydanın görselliğini ve estetiğini artırıyoruz. Büyük Camii'nin önünde kalan dükkan ve iş hanlarının imarını da iki kata indirdik. İmarla ilgili çalışma bitti. Bu sene ihaleye çıkacak. Tarihi meydan çevresinde bulunan ve meydanın dokusuna uygun olmayan bütün binalar iki kata düşürülerek bir bütünlük oluşturulacak. Subaşı Meydanı, Kuyumcular Çarşısı, Bankalar Caddesi, akıllı otopark ile de bütünleştirdiğimizle hem bu bölgedeki ticaret, canlılık yeniden artacak hem de eski cazibesini kazanarak turizme katkı sağlayacak.'
Reklam
İran'ın Astrazeneca'dan Aldığı 4,2 Milyon Doz Aşının Teslimatı Bu Ay Başlıyor
TAHRAN (AA) - İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) eş güdümünde yürütülen 'Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı' (COVAX) aracılığıyla, İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'dan aldıkları 4,2 milyon doz aşının teslimatının bu ay başlayacağını söyledi. Nemeki, başkent Tahran'da düzenlediği basın toplantısında Kovid-19'a karşı planlanan aşılama çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.İran Sağlık Bakanı, tarih belirtmeksizin COVAX aracılığıyla İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'dan aldıkları 4,2 milyon doz aşının bu ay içinde teslim edilmeye başlanacağını söyledi. Nemeki, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Merkez Bankası, Ulaştırma ve Yol Bakanlığının girişimleriyle aşıları ülkeye getirmeyi ve 21 Şubat'a kadar önceliklere dikkat ederek aşılamaya başlamayı temenni ettiklerini belirtti.
Yozgat'ta Bir Hasta İstediği İlacı Yazmayan Doktoru Darbetti
YOZGAT (AA) - Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde bir hasta, istediği ilacı yazmadığı gerekçesiyle doktoru darbetti. İddiaya göre, E.Ş. (26), psikiyatri polikliniğinde görevli Uzman Dr. Hayriye Mihrimah Öztürk'ten istediği ilacı yazmasını istedi. Doktorun başka ilaç yazılması gerektiğini söylemesi üzerine sinirlenen E.Ş, Öztürk'ü saçından çekerek darbetti. Sesleri duyan güvenlik görevlileri odaya girerek E.Ş'yi etkisiz hale getirdi. Ayak bileğinde ezilme ve kırıklar oluşan Öztürk, ameliyata alındı. Gözaltına alınan E.Ş'nin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Reklam
Sinop'ta Ağlar İstavrit Ve Mezgit İçin Denize Bırakılıyor
SİNOP (AA) - Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünce hamsi avının kısmi olarak durdurulması nedeniyle Sinop'ta balıkçılar, istavrit ve mezgit için denize açılıyor.Sinop açıklarında ağlarını istavrit ve mezgit için denize bırakan balıkçılar, bir yandan 7 Şubat'ta başlayacak hamsi avı serbestliğini bekliyor.Sinop Abalı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ömer Tuncer, AA muhabirine, hamsi avının yasak olduğu dönemde mezgit, istavrit, barbunya ve zargana gibi balıkların avlanmasına devam edildiğini söyledi.Balıkçıların ağlarını denize bırakarak nasiplerini beklediğini vurgulayan Tuncer, 'Az çok demeden balıkçılarımız avlanmaya devam ediyor. Bu balık türleri çok miktarlarda avlanmıyor. Ancak içinde bulunduğumuz süreçte başka seçenek yok.' dedi.Hamsi avı serbestliğiyle bölgede yoğun bir avcılık beklediklerini dile getiren Tuncer, tezgahlarda tekrar bol hamsi olacağını tahmin ettiklerini bildirdi.
Muğla'da Uyuşturucu Operasyonunda 5 Şüpheli Yakalandı
MUĞLA (AA) - Muğla'da uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla 5 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu ticareti yapıldığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.Belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 5 şüpheli yakalandı.Aramada, 4 ruhsatsız tabanca, 156 fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildi.Şüpheliler, emniyete götürüldü.
Ümraniye'de Kazı Çalışması Sırasında Toprak Kayması
İSTANBUL (AA) - Ümraniye'de atık su ve kanalizasyon kazı çalışması sırasında meydana gelen göçükte bir işçi toprak altında kaldı.Alınan bilgiye göre, Aşağı Dudullu Mahallesi Baran Sokak'taki bir sitenin atık su kanalizasyon ve kazı çalışması sırasında toprak kayması meydana geldi.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.Vücudunun bir kısmı toprak altına kalan işçinin kurtarılması için başlatılan çalışma sürüyor.
Reklam
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Özer: "Okul İle Sektör Arasında Kurulan İş Birliklerini Çok Önemsiyoruz"
BURSA (AA) - Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, eğitim kurumları ile sektör arasındaki iş birliklerini önemsediklerini belirterek, 'Bursa'da da örnek iş birlikleri görüyoruz. Sektörün ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda otomotiv, endüstri, biyoteknoloji, uzay, havacılık ve saatçilik sektörü gibi birçok alanda kullanılan ve ileri teknolojinin temelini oluşturan mikromekanik alanında istihdam garantili mesleki eğitim verilecek.' ifadesini kullandı.Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Özer, Tophane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine ziyarette bulundu.Özer ziyaretinde, MEB ile Tüm Saatçi ve İşadamları Derneği (TÜSAD) arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında açılan mikromekanik alanını gezdi.Açıklamada ziyaretteki konuşmasına yer verilen Bakan Yardımcısı Özer, Bursa'da okul ve sektör arasında kurulan iş birliklerinin Türkiye'ye örnek teşkil ettiğini belirtti.Mikromekanik dalının Türkiye'de bir ilk olduğunu vurgulayan Özer şunları kaydetti:'Okul ile sektör arasında kurulan iş birliklerini çok önemsiyoruz. Bu konuda Bursa'da da örnek iş birlikleri görüyoruz. Sektörün ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda otomotiv, endüstri, biyoteknoloji, uzay, havacılık ve saatçilik sektörü gibi birçok alanda kullanılan ve ileri teknolojinin temelini oluşturan mikromekanik alanında istihdam garantili mesleki eğitim verilecek. Mikromekanik mesleğini seçen öğrenciler beceri eğitimlerini TÜSAD üyesi işletmelerde yapacak. Öğrenciler öğrenimleri süresince dernek tarafından burs, sosyal ve kültürel katkılarla desteklenecek ve mezuniyetlerinden sonra da bu işletmelerde istihdam edilecek. Biz de tüm bu süreçler içinde öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve okulumuz için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz. Bu dalda öğrenim görecek öğrencilerimiz ülkemizin gelecek vizyonunun temelini teşkil eden yerli ve milli sanayi için anahtar konumda olacak.'TÜSAD Başkanı Hayrettin Akpınar da Türkiye'de uzun yıllardır bu alanda eğitim verilmesi için oluşan beklentinin karşılığını bulmasından dolayı emeğe geçenlere teşekkürlerini sundu.Özer, ziyarete katılan sektör temsilcilerine kendisinin kaleme aldığı 'Mesleki Eğitimde Paradigma Değişimi: Türkiye’nin Mesleki Eğitim ile İmtihanı' adlı kitabını hediye etti.
Analiz - Kovid-19 Aşılarının Küresel Dağıtım Eşitsizliğinin Muhtemel Sonuçları
İSTANBUL (AA) -JONATHAN FENTON-HARVEY- Novavax ve Johnson & Johnson’ın da kısa bir süre önce ürettikleri aşıların yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı başarılı olduğunu duyurup, Moderna, Pfizer-BioNTech, Oxford-AstraZeneca gibi şirketlere ve bunların Rus ve Çinli rakipleri Sputnik V ile Sinopharm ve Sinovac’a katıldığı bu sıralar dünya çapındaki Kovid-19 aşılama kampanyalarının olumlu sonuçları da görülmeye başladı.Bu gelişmeler, hayatın sonunda “normale” dönebileceğine dair umutları artırsa da koronavirüs salgını birçok alandaki küresel eşitsizliği iyice belirgin bir hale getirdi ve bu durum, dünya toplumlarının daha korunmasız kesimlerinin aşılara erişim konusunda yaşadıkları sıkıntılarla birlikte iyice akut bir hal alabilir. Örneğin siyahiler, Asyalılar ve etnik azınlık gruplarının Kovid-19’a yakalanma riskinin diğer toplum kesimlerine göre daha yüksek olduğu görülmüş durumda. Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından yapılan bir araştırma, siyahi, Asyalı ve etnik azınlık mensubu bireylerin devlet desteği alma olasılıklarının diğer vatandaşlara kıyasla daha düşük olduğunu veya sosyal mesafe kuralına uymalarının mümkün olmadığı düşük gelirli işlerde çalıştıklarını ortaya koydu.Piyasaya sürülmüş aşılardan birçoğunun küresel çapta erişilebilir hale gelmesiyle ilgili çok ciddi soru işaretleri mevcut. Düşük gelirli ülkeler, aşı arzının daha zengin ülke hükümetlerinin elinde kalması nedeniyle pandemiye karşı daha savunmasız kalıyorlar.“Ourworldindata” isimli internet sitesine göre 1 Şubat itibariyle 64 ülke vatandaşlarını aşılamaya başlarken, 130 ülke henüz toplu aşılama programlarına başlamamış durumda.Şimdiye kadar uygulanan 101 milyon doz Kovid-19 aşısının kıtalara göre dağılımı ise Kuzey Amerika’da nüfusun yüzde 5,7’si, Avrupa’da yüzde 3,3’ü, Asya’da yüzde 0,9’u, Güney Amerika’da yüzde 0,6’sı Afrika’da ise yüzde 0,01'ine tekabül edecek şekilde.İngiltere, ABD gibi ülkeler ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri halihazırda yüksek miktarlarda aşı temin etmiş durumdalar ve bunları nüfuslarının çoğunluğuna 2021 yılı içinde ulaştırmayı, fakat özellikle de yaşlılar, pandemi mücadelesinin ön saflarında çalışanlar ve sağlık sorunları olanlar gibi öncelikli gruplara 2021 yazından evvel bağışıklık kazandırmayı planlıyorlar.Aşıda 'istifleme' çabalarıEşitsizlik konusu, AB içinde ciddi şekilde göze batıyor. 8 Ocak’ta Birlik, Pfizer-BioNTech ile 300 milyon dozluk aşı almak için bir anlaşma yaptı ve bu rakam o sırada firmanın mevcut kaynaklarının yarısına tekabül ediyordu. AB’nin aşı tedarikinde küresel seviyede başı çeken bir şirketten bu kadar çok doz alabilmesi “aşı istifleme” anlamına geliyor.Çoğu Batı ülkesi, nüfuslarını birçok kez baştan sona aşılayabilecek kadar fazla aşı dozu sipariş etmiş durumda. Örneğin, İngiltere farklı şirketlerden yaklaşık 367 milyon doz aşı aldı ve bu rakam, 67 milyonluk nüfusunun beş katından fazla. Bu arada Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya, nüfuslarını teşkil eden her bir bireye yaklaşık dört doz aşı yapmaya yetecek miktarda doz satın aldılar.Mevcut veriler yüksek düzeyde aşı istiflemesine işaret ederken, Güney Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki birçok ülke çok daha az miktarda aşıya erişim imkânına sahip. Ekonomik İstihbarat Birimi (EIU) tarafından yapılan bir araştırma, 84 fakir ülkenin 2024 yılına kadar aşılara yaygın bir erişim elde edemeyebileceğini ortaya koydu. Bu arada, Uluslararası Af Örgütü, Frontline AIDS, Global Justice Now ve Oxfam dahil olmak üzere bir dizi insan hakları grubu, toplam 67 düşük gelirli ülkenin, önde gelen aşı ürünlerinden herhangi birinden henüz sipariş veremediği için 2021 yılı içinde aşıya erişemeyeceği konusunda uyarıda bulundu. Çok sınırlı kalan dağıtım oranları nedeniyle mevcut durumun özellikle Afrika’yı nasıl etkileyebileceğine dair endişeler var. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerine göre Gine, Ocak ayında Rus Sputnik V aşısının piyasaya sürülmesinin ardından aşılara başlayan tek Afrika ülkesi oldu. Diğer birçok ülke, aşı bileşenlerinin güvence altına alınması, üretim kotaları, teslimatta yaşanan gecikmeler, zayıf tıbbi altyapı ve enjeksiyonları uygulamak için nitelikli sağlık çalışanlarının eksikliği gibi zorluklarla karşı karşıya.Düşük gelirli ülkeler aşıdan mahrum kalacakDüşük gelirli ülkeler Pfizer, Moderna ve Oxford-Astrazeneca gibi büyük ilaç şirketlerinden çok, Küresel Aşı ve Aşılama Birliği (GAVI), Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonu (CEPI) ve DSÖ öncülüğünde sürdürülen Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programına (COVAX) daha çok güveniyor. Bu durum ise COVAX’ın aşı tedariki potansiyel olarak daha yavaş olabileceğinden, aşının geç yayılmasına neden olabilir. COVAX, 2021 sonuna kadar Afrika’nın yüzde 20’sinden fazlasını aşılayabileceğini açıkladı.Ortadoğu, bu eşitsizliklerin çoğunun açığa çıktığı bir başka bölge. Örneğin, petrol zengini Körfez ülkeleri aşıları hızla satın alırken ve vatandaşlarını aşılamaya başlarken, Yemen, Suriye ve Libya gibi ülkeler istikrarsızlık ve çatışma koşulları nedeniyle kısıtlılıklarla karşı karşıya. Bu arada, ekonomik bir krizin ortasında olan Lübnan, yakın zamanda satın aldığı bir milyon doz Pfizer aşısına rağmen, henüz herhangi bir aşı uygulaması duyurmadı.Daha zengin ülkelerde bile etnik azınlıklar için daha az erişim söz konusu olabilir. Afrikalı Amerikalıların aşıya erişme olasılığı da beyaz ve Hispanik hemşehrilerine göre daha az. Örneğin, Kuzey Carolina’da siyah Amerikalılar, eyalet nüfusunun yüzde 22’sini oluşturmalarına rağmen aşı yapılanların şimdiye kadar sadece yüzde 11’ini oluşturdular.Uzmanlar, bu düşük oranların arkasında, Afrikalı Amerikalı toplulukların geçmişte maruz kaldıkları ayrımcı muameleden dolayı tıbbi kuruluşlara karşı duyduğu derin güvensizlik ve aşıya erişim eksikliği gibi birkaç faktörün olabileceğini düşünüyor. Bu durum, ABD ve diğer Batı ülkelerinde pandemiden çok önce var olan, sağlık hizmetlerinde görülen ırk temelli eşitsizliklerin yaygınlaşması riskinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. 'Bağışıklık eşitsizliği'Bu küresel eşitsizlikler dünyadaki çoğu bireye orantısız bir şekilde zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda pandemiye karşı koymaya ve normal hayata dönmeyi sağlamaya yönelik uluslararası çabaları da baltalayabilir. Bill Gates ve eşi Melinda, Kovid-19 aşılarının dağıtımında yaşanabilecek “bağışıklık eşitsizliği” riskleri konusunda uyarıda bulundular.Melinda Gates, vakfın yıllık mektubunda şöyle yazdı: “Zengin ülkeler, kendi halklarına bağışıklık kazandırmaya başlamak için aşıları onaylanır onaylanmaz alabilmek adına aylarını ön sipariş vermekle geçirdiler... Fakat şu anki duruma göre, düşük ve orta gelirli ülkeler, önümüzdeki yıl boyunca bu ülkelerde yaşayan beş kişiden yalnızca birini aşılama kapsamına alabilecekler.”Küresel bağışıklığın sağlanması gerektiği konusunda uyarıda bulunan Gates, yeni kümelerin ortaya çıkıp küresel olarak yayılacağını ve dünya çapındaki salgın nedeniyle kapanma döngüsünü devam ettireceğini sözlerine ekledi.Aşılama konusundaki bu küresel eşitsizlik devam ederse, bu aynı zamanda Çin ve Rusya’nın jeopolitik nüfuzlarını artırmak amacıyla “aşı diplomasisi”ni kullanma fırsatlarını da artırabilir. Örneğin Çin, Sinopharm ve Sinovac ürünlerini piyasaya sürmek için çeşitli Afrika ve Asya ülkeleriyle anlaşmalar yaptı.Ve Batı ülkelerinin fakir ülkelerde virüse karşı mücadelede karşılaştıkları sınırlamalar nedeniyle, Pekin artık birçok Afrika ve Asya ülkesine koruyucu ekipman ve tıbbi malzeme tedarikinde başı çekiyor. Bu durum, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) olarak adlandırılan proje kapsamında jeopolitik erişiminin genişlemesine yaradığı gibi, aynı zamanda küre çapındaki yardımlarının nasıl bir boşluğu doldurabileceğini ve daha savunmasız bölgelerdeki ekonomik kontrolünü artırabileceğini gösterdi.[Jonathan Fenton-Harvey Ortadoğu, Kuzey Afrika ve özellikle Körfez bölgesiyle alakalı çatışmalara ve jeopolitik meselelere odaklanan bir araştırmacı ve gazetecidir]Mütercim: Ömer Çolakoğlu
Yanlışlıkla Banka Hesabına Yatırılan Parayı Harcayan Sanığa 4,5 Yıl Hapis Cezası
KAYSERİ (AA) - Kayseri'de tanımadığı birinin banka hesabına yanlışlıkla yatırdığı 3 bin 500 lirayı harcadığı iddiasıyla hakkında dolandırıcılık suçunda dava açılan sanığa 4 yıl 6 ay hapis ve 8 bin lira adli para cezası verildi. 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, başka suçtan tutuklu bulunan sanık O.A. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, avukatı duruşma salonunda hazır bulundu. Müşteki Y.E. ise duruşmaya katılmadı.Duruşma savcısı mütalaasında, sanığın 'dolandırıcılık' suçundan cezalandırılmasını istedi.Sanık O.A. esasa ilişkin savunmasında, tanımadığı birinin banka hesabına 3 bin 500 lira yatırdığını, gün içinde de konuya ilişkin kendisini arayan kimse olmadığı için parayı harcadığını söyledi. Bunun suç olduğunu bilmediğini öne süren O.A, beraatını talep etti.Mahkeme heyeti, sanık O.A'yı 'bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' suçundan 4 yıl 6 ay hapis ve 8 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.
Reklam
Elazığ'da Ekipler Yolu Karla Kaplı Köydeki Hasta İçin Seferber Oldu
ELAZIĞ (AA) - Elazığ'ın Sivrice ilçesinde kar ve tipi nedeniyle yolu kapanan köydeki hasta ekiplerin çabası ile hastaneye ulaştırıldı.Alınan bilgiye göre, Alaaddin köyünde yaşayan astım hastası 74 yaşındaki Hüseyin Alabay'ın solunum sıkıntısı yaşaması üzerine yakınları durumu 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirdi.Köy yolunun kar ve tipi nedeniyle ulaşıma kapalı olması üzerine İl Özel İdaresi karla mücadele ekiplerinden yardım istendi.Yol, ekiplerin özverili çalışması sonucu ulaşıma açıldı.Köye ulaşan sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından Alabay'ı ambulansla hastaneye ulaştırdı.Tedavisi süren Alabay'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Malatya'da Kovid-19 Tedbirlerini İhlal Eden 48 Kişiye Para Cezası
MALATYA (AA) - Malatya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal eden 48 kişiye para cezası kesildi. İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kovid-19 tedbirlerine ilişkin kentteki denetimlerini sürdürüyor.Ekipler, denetimler kapsamında maske takma kuralını ihlal eden 5, sokağa çıkma kısıtlamasına uymayan 43 kişiye para cezası uyguladı.286 iş yeri, 242 toplu taşıma aracı ile pazarları denetleyen ekipler, tedbirlere uymayan 2 toplu taşıma aracına işlem yaptı.
Reklam
Teknofest 2021'İn Tanıtım Toplantısı Gerçekleştirildi
İSTANBUL (AA) - TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali 2021'in (TEKNOFEST 2021) tanıtım toplantısı Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirildi.Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TEKNOFEST, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğünde, aralarında Türkiye'nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerinin de olduğu 67 paydaş kurumla birlikte 21-26 Eylül'de İstanbul'da düzenlenecek.T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, bir hayalle başlayan TEKNOFEST yolcuğunun artık dünya çapında büyük bir organizasyona dönüştüğünü belirterek, 'Tüm ekibimizle geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz adına çok mutlu olduğumuzu ifade etmek isterim. Neredeyse 1 yıla yaklaşan salgın sürecini hep beraber yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Salgın sürecinde en çok ihtiyaç duyduğumuz hasletlerin iyilik, vicdan ve insanlık olduğunu bizzat yaşayarak tecrübe ettik. İnsanlığın son bir yılda kabuğuna çekilerek yaşadığı yalnızlık duygusu adeta iç dünyamızı sorguladığımız, vicdanımızı tarttığımız bir teraziye dönüştü. Salgının başlangıcında tüm dünyada ihtiyaç duyulan solunum cihazları için ülkeler birbirlerine siparişleri dahi engellediler. Hatta en basit, sarf malzemeleri bile birbirleriyle paylaşmadılar. Ülkemizin mühendislerinin ise hem kendi topraklarına hem de tüm insanlık ailesine nefes olabilmek için gecesini gündüzüne kattı ve çalıştı. ' diye konuştu.Geliştirilen solunum cihazlarının hem Türkiye'ye hem de dünyaya nefes olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:'Ülkemiz, medeniyetimizin adalet temelleriyle ve değerleriyle harmanlanmış Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu sayesinde dünyanın yaşadığı ben merkezi kaygılara teslim olmadan vicdanıyla hareket etti. Afrika'da tek bir solunum cihazına dahi sahip olmayan ülkelere bu cihazlar hediye edildi. İhtiyaç duyan ülkelere de ihraç edildi. Böylece genetik kodumuzun adeta bir parçası olan küresel adalet ve merhamet değerlerimizi örnek bir tavırla tüm dünyaya göstermiş olduk. Teknoloji, dönüşüm ve inovasyon hayatımızın her alanını sarsıcı bir şekilde etkiliyor. Bu dönüşüm salgın döneminde de durmadı, hızla ilerlemeye devam etti. Kovid-19'a karşılık ilk aşının Türk bilim insanları tarafından bulunmasıyla büyük gurur duyduk. Devinim hızı, bugünün oyun kurucularını da değiştiriyor. Arkada kaldığı, dezavantajlı olduğu düşünülen birçok girişime, projeye yeni fırsatlar sunuyor.''Milli Teknoloji Hamlesi, tüm Türkiye'nin ortak idealidir'Bayraktar, aşı örneğinde olduğu gibi hızla ilerleyen gelişim sürecinin oyunu değiştirecek yeni aktörler doğurduğunu aktararak, 'Ülkemizden de benzer çalışmalar çıkması bizim farklı alanlarda oyun kurucu bir güç haline inşallah getirecek. Bizler kainata ilk mesajı 'Oku, yaradan Rabbinin adıyla oku.' olan bir inancın kurduğu bir medeniyetin çocuklarıyız. İnancımız, medeniyetimizin ilerlemesi için dünyayı ve kainatı doğru okumamızı emrediyor. Hızla küreselleşen dünyada, teknolojide bazı şirketlerin dünya üzerindeki birçok ülkeden daha güçlü ve nüfuzlu hale geldiğini görüyoruz.' ifadelerini kullandı.'Vahşi kapitalizm'in dev teknoloji tekellerinin oluşmasına ve dünyayı dev tekellerin yönettiği bir yapıya zorladığına dikkati çeken Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:'Sosyal medya kuruluş amacıyla baktığınızda, insanlığı birbirine yakınlaştıran, tüm dünyanın kolaylıkla iletişim kurmasını sağlayacak bir araç olarak icat edildi. Yaşadığımız son olaylar gösteriyor ki, bu mecra vakıf olamadığımız ajandalarıyla tekelleşmiş dev birkaç şirketin elinde kontrolsüz bir güce dönüşmüş durumda. İstiyorlar ki tek bir arama motoru, sosyal medya, büyük alışveriş sistemi ve daha büyük tekeller olsun. Dünya böyle bir noktaya evrilirken, bunu sadece seyrederek, teknoloji geliştirmekten uzak kalırsak egemenliğimizi dev şirketlerin tartışılır insafına teslim etmiş oluruz. Buna maruz bırakılmamak için Ay'a ilk çıkan insan olan Neil Armstrong'un söylediği sözlerden esinlenerek şunu söyleyebilirim. Şimdi küçük gibi görülen düzenlediğimiz teknoloji yarışmaları, gelecekte ahlaki değerleriyle dünyaya örnek olacak büyük teknoloji girişimlerini ülkemize kazandıracak gençleri inşallah yetiştirecek.Bizler her zaman asıl kıymetin insan olduğuna inandık. Milli Teknoloji Hamlesi'ni de bu yüzyıldan alıp geleceğe taşıyacak en önemli unsur nitelikli, yetişmiş insan kaynağımız olacaktır. Ülkemizin birçok alanda tam bağımsızlığa, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu ile sahip olacağına inanıyoruz. Milli Teknoloji Hamlesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerdeki tekelleşmeye karşı bir duruş ve güçlü bir itirazdır. Tüm dünyada giderek artan bir hastalık olan kutuplaşma, hem insanlığı hem de ülkemizi tehdit ediyor. Bu noktada, Milli Teknoloji Hamlesi, tek bir grubun, oluşumun veya siyasi fikrin değil hepimizin, tüm Türkiye'nin ortak idealidir. Hatta, eşitlik ve adalet limanına hep birlikte gitmemizi sağlayacak, mazlum coğrafyanın ve insanlık ailesinin buluştuğu büyük bir gemidir diyebilirim.''İnsanlık için büyük bir adım olarak gördüğümüz projelerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz'TEKNOFEST'in 2 yıl önce 2019'da Atatürk Havalimanı'nda 1 milyon 720 bin ziyaretçiyle dünya rekoru kırdığını vurgulayan Bayraktar, 'Bizi bu rekordan öte mutlu eden en büyük gelişme, teknoloji yarışmalarına gelen başvuruların her yıl katlanarak artması oldu. İlk yıl 20 bin, ikinci yıl 50 bin ve geçen yıl da 100 bin olarak gerçekleştirdi. Geçen yıl salgın şartlarına rağmen, TEKNOFEST'in kalbi dediğimiz bu yarışmaları pandemiyle ilgili önlemleri alarak Gaziantep'te düzenledik. 2020'de teknoloji yarışmalarımıza 81 ilimizden 84 ülkeden 20 bin takım 100 bin genç başvurdu. Bu yıl, son başvuru tarihi olan 28 Şubat tarihine kadar bu rakamı geçeceğine yürekten inanıyorum.' dedi.Bayraktar, TEKNOFEST bünyesinde her yıl daha fazla yarışma kategorisi açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:'Tarihimizin en büyük ödüllü teknoloji yarışmalarını düzenliyoruz. Bu yıl da bazılarını ilk kez yapacağımız 35 farklı kategoride yarışmamız olacak. Toplumumuzda, teknoloji ve bilime duyulan ilgiyi artırmayı, Türkiye'nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını daha yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Roketten otonom sistemlere, tarımdan su altı sistemlerine, biyoteknolojiden insanlık yararına teknolojilere kadar her alanda milli teknolojiyi geliştirme çabalarına destek olmayı istiyoruz. TEKNOFEST 2021'de salgının izin verdiği ölçüde, yine Atatürk Havalimanı'nda, havacılık ve akrobasi gösterileri, sürpriz yarışmalar, sergiler, eğitimler ve yatırımcılarla girişimlerin buluşacağı Uluslararası Girişim Zirvesi gibi oldukça geniş bir yelpazeden zengin aktiviteleri düzenlemeyi hedefliyoruz. 'Fikrim, projem ve bunları hayata geçirecek takımım var' diyen kardeşlerim, acele edin son tarih 28 Şubat. Bu tarihe kadar başvurularınızı tamamlamanızı, insanlık için büyük bir adım olarak gördüğümüz projelerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.''7'den 77'ye tüm milletimizi 21-26 Eylül tarihlerinde Atatürk Havalimanı'na bekliyoruz'Tüm bu emeklerin, çalışmaların altında hayal edildiğinde gülümseten, içi ısıtan ideal bir dünyayı gerçek kılmanın yattığını anlatan Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:'Arzulanan böyle bir dünyaya sahip olmanın temelinde ise pusulası vicdan olan insanların bulunduğuna inanıyorum. İnsan olmanın en önemli şartı vicdanlı olmaktır. Vicdanlı bir insanın en önemli hasletleri ise adalet ve merhamet duygularına sahip olmasıdır. Bozkırın bilge kalemi olarak anılan Türk dünyasının önemli yazarı Cengiz Aytmatov'un da dediği gibi: 'Bir insan için en zor şey, her gün insan kalabilmektir.' Bugün insana dokunan her alanda faydasını hissettiren teknoloji ve bizim de büyük bir gayretle yıllardır uğraştığımız yapay zeka geliştirme çalışmaları gerçekten insanlık için bir ilerleme mi? Öncelikle bu soruya samimi cevap vermemiz ve tüm bu gelişmeleri insanlığın huzuru ve refahı için tesis etmemiz gerekiyor. Eğer insanlığın bugün yaşadığı, yarın karşısına çıkacak sorunlara adil bir çözüm bulamazsak, yaşlı dünyamızın geleceği maalesef pek de parlak görünmüyor.Milli Teknoloji Hamlesi, tüm bu materyalist tavra karşı, her gün insan kalabilmek için çabalayan ülkemizin her bir ferdini, mazlum coğrafyaların ve insanlığın geleceğe ulaştıracağı büyük miras olacaktır. TEKNOFEST yolculuğuna ilk adımımızı atarken aklımızda tam da bu meseleler vardı. TEKNOFEST'i ülkemizin hayati bir meselesi olarak gördüğümüz teknoloji geliştirme seferberliğine çıkmak için başlattık. Mücadelemizin temelinde, dünyayı, kainatın içinde eşit, adil ve merhametli bir iyilik adasına dönüştürme çabası yatıyor. TEKNOFEST'in bu çabalarımızın dünya ile buluşma noktası olmasını istiyoruz. TEKNOFEST ekibi olarak 7'den 77'ye tüm milletimizi 21-26 Eylül tarihlerinde heyecanımıza ortak olmak için Atatürk Havalimanı'na bekliyoruz.''Bu yıl 19 farklı üniversitemiz TEKNOFEST'te paydaşımız'Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı ve TEKNOFEST İcra Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Kacır da Kovid-19 salgını şartlarından dolayı TEKNOFEST eğitimlerini dijital ortama taşıdıklarını belirterek, etkinliğin her yıl ziyaretçi ve yarışmacı rekorlarını kırdığını ifade etti.Gelecek dönemde TEKNOFEST Kariyer Portalı'nı güçlü bir şekilde hayata geçireceklerini bildiren Kacır, bundan böyle yarışmalara adım atan her gencin kariyer yolculuğunda yanlarında olacaklarını vurguladı.Kacır, bugüne kadar gerçekleşen üç TEKNOFEST'te toplam 10 milyon liradan fazla maddi desteği ve 6 milyon TL'den fazla ödülü yarışmacılara sunduklarını belirterek, yarışmacıların başarılarının Türkiye sınırlarını aştığını görmekten gurur duyduklarını dile getirdi.TEKNOFEST'İN bu yıl merkezinin Atatürk Havalimanı olsa da yurdun çeşitli noktalarında yarışmalar düzenleyeceklerini belirten Kacır, 'Üniversitelerimiz paydaşlarımızdan olmasını çok önemsiyoruz. Biz üniversite öğrencilerimizin ülkemizin geleceği için çalışmasını istiyoruz. Onları sokaklarda değil, işte TEKNOFEST yarışmalarında, laboratuvarlarda Ar-Ge projelerinde görmek istiyoruz. Bugüne kadar bize en büyük desteği üniversitelerimiz verdi. Her yıl yeni üniversitelerimiz TEKNOFEST ailesine katılıyor. Bu yıl 19 farklı üniversitemiz TEKNOFEST'te paydaşımız.' diye konuştu.'Festival bu yıl gündem belirleyecek, gençlere heyecan verecek'Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de TEKNOFEST gibi milli teknoloji hamlesine katkı veren bir organizasyonun paydaşı olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Festivalin bu yıl gündem belirleyecek etkinliklerle gençlere heyecan vereceğini ifade eden Demir, 'TEKNOFEST, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin daha etkin şekilde varlık göstermesine büyük katkı sağlayacak pek çok unsurun ortaya çıkarılmasında öncü rol oynayacak aktörlerin doğmasına imkan sağlayan bir zemin hazırlamaktadır. Neslimizden aldığımız enerji ile küresel güç vizyonuna ulaşmak için, çok çalışmaya ve durmadan üretmeye devam etmeliyiz.' diye konuştu. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ise TEKNOFEST'in 3 yılda küresel kimlik kazandığını belirterek, 'Dünyanın en önemli bilim, teknoloji ve uzay festivalleri arasına girdi ve doğduğu yere İstanbul’a döndü. İstanbul’umuzda bu dev organizasyona 2021’de yeniden ev sahipliği yapmaktan büyük sevinç ve heyecan duyuyoruz. Türkiye’nin istikbaline, medeniyetimizin baş şehri İstanbul’dan omuz veriyoruz. ' değerlendirmesinde bulundu.TEKNOFEST'in paydaşlarının üst düzey yöneticilerinin de hazır bulunduğu etkinliğe, TEKNOFEST'in Global İletişim Ortağı olan AA'nın Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu da katıldı. Etkinlik, paydaşların yöneticilerinin hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.Yapay zekadan su altı sistemlerine, teknolojinin her alanında yarışmalar yapılacakToplantıda verilen bilgiye göre, toplumun her kesiminden binlerce gencin merakla beklediği ve ilgiyle takip ettiği TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları'na geçen yıl 81 il ve 84 ülkeden 20 bin 197 takım, 100 bin genç başvuruda bulundu.Bu yıl da yine ilkokul seviyesinden ortaokul, lise, üniversite, lisansüstü ve mezun seviyesine kadar her düzeyden nitelikli binlerce genç, hayallerini gerçekleştirmek için birbirinden farklı kategorilerde düzenlenen TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları'na 28 Şubat'a kadar başvurabilecek. Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarışma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları bu yıl 35 farklı kategoride düzenleniyor. TEKNOFEST 2020'den farklı olarak, Karma Sürü Simülasyon, İletişim Teknolojileri, Savaşan İHA, Yapay Zeka, Kültür ve Turizm Teknolojileri, Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri, Tarımsal İnsansız Kara Aracı, Sanayide Dijital Teknolojiler Yarışmaları ilk kez düzenleniyor.Gençlerin milli teknoloji üretme ve geliştirme konusunda ilgilerinin artırılması hedeflenerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için bu yıl ön eleme aşamasını geçen takımlara toplamda 5 milyon TL'nin üzerinde malzeme desteği sağlanıyor. TEKNOFEST’te yarışıp dereceye girmeye hak kazanan takımlar ise 5 milyon TL'nin üzerinde ödülün sahibi olacak.21-26 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek olan TEKNOFEST’e başvurular 'https://teknofest.org/yarismalar.html' adresinden gerçekleştirilebiliyor.
Ato Heyeti Başkentteki 2 Müzeyi Ziyaret Etti
ANKARA (AA) - Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran ve beraberindeki heyet, Ankara Devlet Resim ve Heykel ile Erimtan Arkeoloji ve Sanat müzelerine ziyarette bulundu. ATO'dan yapılan yazılı açıklamaya göre heyet, Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca gerçekleştirilen restorasyonun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan müzelerdeki kültür ve sanat eserlerini inceledi. Baran, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi'nde, medeniyet ürünlerine sahip çıkmak ve bu mirası ülkenin faydası için kullanmanın esas olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:'Müzelerimiz, bizim geleceğe uzanan kültür ve sanat köprülerimizdir. Ankara'mız sahip olduğu değerlerle gerçekten üstü örtülü bir hazine. Şimdi üzerindeki örtü kalkıyor. Pandemi sonrasında başketin turizm hayatı müzelerimiz sayesinde daha da zenginleşecek. Şehrimiz, kongre, toplantı, kültür ve sağlık turizmleriyle sektörde hak ettiği yeri alacak. Yaptığımız tüm çalışmalarımızda yegane gayemiz budur.' Heyet, Ankara Kalesi'ne komşu olan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi'ni de ziyaret ederek, M.Ö. 3 bin yılından Bizans Dönemi'ne kadar izler taşıyan koleksiyonları inceledi.Hem müze hem de bir sanat galerisi olma özelliği taşıyan müzenin, başkentin tarihle kültürü harmanlanmasının kıymetli temsillerinden olduğunu kaydeden Baran, 'Kurucusu Yüksel Erimtan'ın yıllarca topladığı birbirinden kıymetli Roma, Urartu, Hitit ve Bizans dönemine ait koleksiyonunu müzeye dönüştürme fikri sayesinde bugün başkent en kıymetli çağdaş müzelerden birine sahip oldu.' ifadelerini kullandı.Salgın döneminde birçok müzenin ziyaretçilerinden uzak kaldığına işaret eden Baran, bu süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığının başlattığı 'sanal müze' uygulamasının evde sosyal aktivite yapmak isteyenler için faydalı olduğunu belirtti.
Ukrayna Ve Türkiye Diplomatik İlişkilerin Tesisinin 29. Yılını Kutluyor
KİEV (AA) - Ukrayna ve Türkiye 3 Şubat 1992'de tesis edilen diplomatik ilişkilerin 29. yılını kutluyor.Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Emine Ceppar, Twitter'dan yaptığı paylaşımda, bugün Ukrayna ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinin 29. yılını kutladıklarını, Ukrayna ve Türkiye halkları arasındaki güçlü bağı çok takdir ettiklerini belirtti.Ukrayna’nın Türk mirası ve yerli halkı olan Kırım Tatar Türklerinin bu dostluğun anahtarı olduğunu vurgulayan Ceppar, 'Stratejik ortaklığımızın daha da derinleştirilmesi için büyük bir potansiyele sahip olduğumuza inanıyorum çünkü birlikte daha güçlüyüz.' ifadelerini kullandı.Türkiye'nin Kiev Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere, ilişkilerin tesisine ilişkin protokolün kopyalarını Twitter hesabından paylaşarak, 'İkili ilişkilerimize ilişkin pek çok diğer önemli tarihi belgelerle birlikte, protokollerin kopyaları elçiliğimizin girişinde misafirlerimizi karşılıyor.' ifadelerine yer verdi.Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Andriy Sibiha da Twitter'dan Türkçe yaptığı paylaşımda, stratejik ortaklığın başarılı ve karşılıklı yarar temelinde devam etmesi temennisinde bulundu.Türkiye, Ukrayna'yı Sovyetler Birliği'nden ayrılmasından sonra 16 Aralık 1991'de tanımıştı.
Reklam