Hong Kong'da Muhalif Medya Patronu Jimmy Lai'nin Kefaletle Serbest Bırakılma Talebi Tekrar Reddedildi
HONG KONG (AA) – Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde muhalif medya patronu ve demokrasi yanlısı aktivist Jimmy Lai’nin kefaletle serbest bırakılma talebi bir kez daha kabul edilmedi.Nihai Temyiz Mahkemesi, 'ulusal güvenlik kanununu ihlal ve yolsuzlukla' suçlanan Lai'nin kefaletle serbest bırakılması yönündeki talebini reddetti.Mahkeme, 12 Aralık 2020’de Jimmy Lai’nin kefaletle serbest bırakılması yönündeki talebini kabul etmemişti.Daha sonra mahkeme tarafından, Lai’nin kefaletle serbest bırakılma talebi kabul edilmiş ancak Nihai Temyiz Mahkemesi 31 Aralık 2020’de, alt mahkemenin bu kararını hatalı olduğu gerekçesiyle bozarak Lai’nin tutuklu yargılanmasına hükmetmişti.Hong Kong'da yürürlüğe giren yeni güvenlik yasasıÇin'in en üst düzey yasama organı Ulusal Halk Kongresi (UHK) Daimi Komitesinde 30 Haziran'da oy birliğiyle kabul edilen yasa, Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından da imzalamıştı.Devleti yıkmaya teşebbüs, vatana ihanet ve ulusal güvenliği tehlikeye atan eylemleri yasaklayan ilgili yasa, Çin hükümetinin onayı sonrasında Hong Kong yerel hükümetinin resmi gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmişti.Yasa, içeriği itibarıyla asıl olarak Haziran 2019'da suçluların Çin'e iadesini öngören yasa tasarısına karşı başlatılan ve yıl sonuna kadar yoğun kitle protestolarıyla sürdürülen hükümet karşıtı protesto hareketini hedef alıyor.Yasa ile Çin medyası tarafından 'Hong Kong'un vatan hainleri' olarak yansıtılan muhalif gazeteciler, iş adamları ve aktivistlerin ulusal güvenlik gerekçesiyle yargılanmalarının önü açılırken, bu kapsamda yasaklanan suçları işleyenlere 3 yıldan müebbete kadar hapis cezası verileceği belirtiliyor.
Kayseri'de Aranan 12 Şüpheli Polis Operasyonuyla Yakalandı
KAYSERİ (AA) - Kayseri'de düzenlenen operasyonda çeşitli suçlardan yakalama kararı bulunan 12 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Aranan Şahıslar Büro Amirliği koordinesinde, çeşitli suçlardan yakalama kararı bulunan 15 kişiye yönelik 83 personelden oluşan 31 ekiple eş zamanlı operasyon düzenlendi.Kent merkezindeki 21 adrese düzenlenen operasyonda 12 şüpheli gözaltına alındı.Adreslerde bulunamayan 3 firarinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.
Ege Denizi'nde 4,4 Büyüklüğünde Deprem
ANKARA (AA) - Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ege Denizi'nde, İzmir'in Urla ilçesi açıklarında 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi. AFAD'ın internet sitesinden yapılan bilgilendirmeye göre, Urla ilçesi açıklarında, saat 10.30'da 5,29 kilometre derinlikte ve 4,4 büyüklüğünde deprem kaydedildi.
Analiz - Açık-Kaynaklı İstihbaratın Yükselişi
İSTANBUL (AA) -CAN KASAPOĞLU- “En güzel zamanlardı, en kötü zamanlardı, bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı, inanç çağıydı, kuşku çağıydı, Işık mevsimiydi, Karanlığın mevsimiydi, umudun baharıydı, umutsuzluk kışıydı, önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu...”Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi klasiğinin bu açılış cümleleri, Fransa’nın Fransız Devrimi’ne koşar adım ilerlediği bir sırada, Avrupa’nın kalbinde, yani Londra ve Paris’te hâkim olan “zamanın ruhunu” (zeitgeist) ustaca tasvir ediyor. Gerçekten de enformasyonel, siyasi ve ekonomik açılardan çok uzun süren statükolardaki büyük değişiklik dönemleri en iyi ve en kötü zamanlardır.Bu tespitimiz özellikle iki nedenden kaynaklanıyor: Birincisi, statükoda değişim ihtimali, kazananları tehdit eden ve mevcut stratejik ortamın kaybedenlerine umut veren esas unsurdur. İkincisi, değişim trendleri kazananları ve kaybedenleri belirlerken bunu bir tarafı diğerine tercih ederek değil, ana parametreleri ve hatta güç oyununun kurallarını değiştirerek yapar. Dolayısıyla uyum sağlayabilme yetenekleri zemininde gelişen doğal seçilim, yeni ortamları ve yeni kazananları, yeni bir statükoyu ortaya çıkarır.Halihazırda istihbarat çalışmaları, bilgi çağının karşısında hem en iyi hem de en kötü zamanlarını yaşıyor. Daha açık bir ifadeyle, istihbarat dünyasının statükosu hem bir entelektüel disiplin hem de kamu fonksiyonu çerçevesinde, değişim rüzgarlarıyla karşı karşıya.İstihbaratın “Cesur Yeni Dünya’sı”Dijital çağın giderek daha baskın hale gelmesiyle, istihbarat dünyası da köklü bir değişim geçiriyor. Teknoloji ve giderek artan karşılıklı bağlantılılık hali, bu değişimin merkez üssünde yer almaya devam ediyor. Oyun ve kuralları büyük olasılıkla bir daha asla aynı olmayacak.Yeni döneme uyum sağlayabilmek için kavranması gereken ilk husus internetin, sosyal medyanın ve benzer platformların savaş alanlarından ham bilgi toplamadaki rolleri... Halihazırda her bir silahlı çatışmanın bir “internet cephesi”, bir de bilgi jeopolitiği boyutu, yani “infosferi” var. Söz konusu cepheler, aynı zamanda veri toplamak, bilgileri analiz etmek ve düşmanı manipüle etmek için de kullanılan birer istihbarat alanıdır.Akıllı telefonların ve sosyal medyanın savaş bölgelerine girmesi, biz analistler için açık-kaynaklı istihbarat (OSINT) toplamanın altın çağını da müjdeledi. Birkaç yıl önce, Ukrayna’nın doğusundaki Rus hibrit harekâtında yer alan askeri personel ve özel askeri şirketlere bağlı paramiliter unsurlar, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarla, istemeden de olsa coğrafi konumları, muharip görevlerinin nitelikleri ve silah sevkiyatının mahiyeti hakkında birçok ipucu sağladılar.Benzer şekilde Suriye Arap Silahlı Kuvvetleri personelinin sosyal medya paylaşımları, Esed güçlerinin harekâtları sırasında kullandıkları silahları, askeri birliklerinin durumlarını ve en önemli komutanlarını tespit ve teşhis etmemize uzun zamandır yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu tür trendler artık dünyanın her köşesindeki hemen her çatışma için geçerlilik arz ediyor.Devletin enformasyon güvenliğini yeniden tanımlamak“Şeytan ayrıntıda gizlidir” denir. Modern açık-kaynaklı istihbarat çabalarının niteliklerini en isabetli şekilde anlatan ifade de bu olsa gerek...Çatışma alanında [1] terk edilmiş bir keskin nişancı tüfeği veya Suriye’de Baas rejiminin Rus destekli generallerinden [2] birine eşlik eden bir güvenlik personeli, çatışmaların izlenmesine ilişkin çok ciddi fikirler verebilir. Burada bahsettiğimiz şey varsayımlara dayalı senaryolar ya da fütüristik çalışmalar değil; bunlar, siz bu makaleyi okuduğunuz sırada, dünyadaki birçok düşünce kuruluşu (think-tank) ve özel istihbarat kuruluşunun gerçekleştirmekte olduğu sıradan faaliyetler.Asıl mesele ise silahlı kuvvetlerin, diplomatik ve istihbari teşkilatların akıntıya karşı yüzmeyi becerip beceremeyeceği noktasında kilitleniyor. Bu istikamette çaba gösterdikleri muhakkak. Örneğin son yıllarda Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri özçekimleri (selfie), sosyal medya kullanımını ve internete görsel malzemelerin yüklenmesini yasaklayan yeni emirler yayımladı. Ancak yüzleşmeleri gereken temel bir sorun var: Dünyanın dört bir yanındaki askeri güçler, sırlarını saklamak için büyük gayret gösterirken –ve bu arada da savaşırken– önlerinde büyüyen enformasyon dağlarını görmüyorlar. Özçekim yasakları gibi uygulamalar ve kurallar, elit birlikler ve bunların yüksek eğitimli, iyi disiplinli unsurlarında işe yarayabilir. Ama hibrit savaş konsepti, çok sayıda vekil gücü, özel askeri şirketleri ve paramiliter unsurları bünyesinde barındırıyor. Bu oluşumlara dijital bir disiplin dikte etmek kolay olmayacaktır. Hatta aynı kuralları konvansiyonel birliklerde harfiyen tatbik etmek dahi epey baş ağrıtacak bir mesele olacaktır.İkincisi, savaşan taraflardan yalnızca birine getirilen bir özçekim yasağı korunmaya kâfi gelmeyecektir. Örneğin Ukrayna’nın terörle mücadele operasyonlarında bu kurallar aynı şekilde tatbik edilmedikçe, ülkedeki gizli Rus harekâtı da sürekli ifşa edilme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.Enformasyon teknolojileri sınırları yeniden tanımlarkenDahası, açık-kaynaklı istihbaratın sınırlarını henüz bilmiyoruz ve açıkçası icra ederken öğrenmeye devam ediyoruz. Örneğin, kümülatif olarak değerlendirildiğinde, sosyal medya ve dijital iletişim materyalleri açık-kaynaklı istihbarat analistlerine bir dönem hayal bile edemeyeceğimiz bilgilere erişme imkânı sağlayabilir. Örneğin Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nin (EDAM) Karabağ Savaşı ile ilgili son çalışmasında [3] meslektaşım Barış Kırdemir, Twitter ve Telegram gibi çeşitli kaynaklar arasında mekik dokuyarak, platformlar arası ortamlarda gerçekleşen Ermeni enformasyon operasyonlarını inceledi. Rapor çok büyük veri kümeleri kullanarak, Ermeni tarafının enformasyon kampanyası stratejisinin ve tekniklerinin haritasını bütünüyle çıkarmayı başardı. Özetle, tek bir tweet bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak geniş veri setleri, kaynak çaprazlamaları ile birlikte değerlendirilir ise ortaya çok farklı sonuçların çıkması mümkün.Bu noktada, insansız hava sistemlerinin yayılmasındaki trendler ve bunların sosyal medya üzerindeki etkileri de dikkatle izlenmeli. Karabağ Savaşı sırasında ve Türkiye’nin PKK ve DEAŞ terörüyle mücadele bağlamında gerçekleştirdiği Suriye harekatları sırasında gözlemlendiği gibi, sosyal medyadan paylaşılan görüntülerin genellikle hâkim unsuru insansız hava araçlarından elde edilen görüntüler oldu.Açık-kaynaklı istihbarat alanındaki bir başka devrim niteliğindeki değişiklik ise ticari uydular aracılığıyla gelişen “görüntü istihbaratı” (imagery intelligence) alanında karşımıza çıktı. Bugün düşünce kuruluşları, özel istihbarat firmaları ve hatta gazetecilik sektörü, Golan tepeleri civarındaki İran kontrolündeki militanlar [4] ya da Kuzey Kore balistik füze tesisleri gibi çok hassas jeopolitik sorunları değerlendirirken uydu görüntülerinden yararlanmaktalar.Yelken açılacak ya da batıp kaybolunacak yeni bir okyanusOrtaya çıkmakta olan güç oyununun doğasını anlamak için, sahanın temel itici güçlerine ve en mühim aktörlere şöyle hızlıca bir bakmak gerekiyor. Çağdaş açık-kaynaklı istihbarat trendleri hükümetler tarafından değil, özel istihbarat şirketleri, düşünce kuruluşları ve araştırma kurumları tarafından yönlendiriliyor. Bunun iki anlamı var.Her şeyden önce, bilgi toplama ve analiz okyanusunda sadece yeni dalgalarla değil, aynı zamanda yeni sörfçülerle de karşılaşmak durumundayız. Bir ülkenin istihbarat topluluğunu ve strateji topluluğunu tanımlarken, artık onun kamu dışı bileşenlerini de hesaba katmak gerekiyor. Ve bu yolda gerilerde kalan aktörler de er ya da geç, “baruta karşı yay ve okla” savaşmak zorunda kalacak gibi görünüyor. Dahası, yeni bir oyuncu nesli oyuna yeni etkileşimler de getiriyor. Bazı ülkelerin istihbarat, dış politika ve güvenlik politikası kurumları, araştırma faaliyetlerinden bazılarını, çoktan, yeni ortaya çıkan açık-kaynaklı istihbarat sağlayıcılarına ve analistlerine ihale etmeye başladı.İkincisi ve meselenin esası, okyanusta artık yeni dalgalar var ve hatta yeni tabiat kurallarına tabiyiz. Bir saniyeliğine düşünün; bundan 30-40 yıl önce, Suriye’deki olası bir İran füze tesisi, NATO kuvvetlerinin burnunun dibine girmiş bir Rus karadan havaya füze (SAM) konfigürasyonu, bir balistik füzenin teknik özellikleri ve dizaynına ilişkin bilgiler ya da bir ülkenin ana muharebe tankı envanterinin durumu, kalın bir sis perdesinin arkasında idi. Sözü edilen sis perdesi de ancak “çok gizli” espiyonaj faaliyeti ile aralanabilirdi. Artık bu tarz istihbarat girdilerinin herhangi bir mahremiyeti kalmış durumda mı? Bu sorunun yanıtını, bir ticari uydu görüntüleme firmasının hizmetlerine abone olarak, birkaç yüz avro veya dolara satın alabileceğiniz askeri bir veri tabanı üyeliği ya da bir düşünce kuruluşunun Rus hava savunma sistemlerine ilişkin özel bir çalışmasını indirerek kendiniz verebilirsiniz.Sonuç olarak, gizliliğin niteliği değişebilir ve değişiyor. Edward Lucas Foreign Policy’de 2019’da yayımlanan makalesinde, [5] dijital çağın egemen olduğu dünyadaki istihbarat operasyonlarının iş, finans ve hatta sporun ayrılmaz bir parçası olması sonucu, istihbaratçılığın “daha az ezoterik” bir hale geldiğini savunuyordu. Lucas bu sözlerine şu çarpıcı tespiti de ekliyordu: “Aşırı tasnif ve aşırı gizlilik, ülkeleri düşmanlarından korumaz. Bu tür yöntemler olsa olsa bürokratları kovuşturmadan korur”.Elbette bu, istihbaratın büsbütün şeffaflaştığı ya da şeffaflaşacağı anlamına gelmiyor. Profesyonel insan istihbaratı (HUMINT) verileri, terör hücrelerinin izlenmesi, bir devletin istihbarat servisinin yabancı bir ülkede faaliyet gösteren ya da uykuda olan unsurları gibi kritik fonksiyonlar, yüksek gizliliğe tabi olmaya devam edecektir. Ulus devletlere dayalı mevcut dünya düzeninde köklü bir değişiklik yaşanmadıkça, açık-kaynaklı istihbarat oyuncuları bu alanlara hâkim olamayacaktır. Ve şimdilik böyle bir değişiklik de pek muhtemel değil.Bununla birlikte, gizliliğin başladığı sınırlar, işleri gizli tutabilmenin sınırlarıyla birlikte çoktan değişmeye başladı. Suriye Arap Hava Kuvvetleri kimyasal saldırılarından ve savaş suçlarından sıyrılamayacağı gibi, Wagner gibi şirketlerin NATO’nun güney kanadındaki varlığı ya da bir yolcu uçağının Ukrayna üzerinde bir Rus SAM sistemi tarafından düşürülmesi de artık gölgede kalamaz. İstihbarat topluluklarının yeni oyuncuları, bu faaliyetler hakkındaki bulguları hükümet yardımı olmadan tespit edebilir, değerlendirebilir ve yayabilir.Dijital çağ sırların sonu değil; sırların, teşekkül süreci hâlâ devam etmekte olan bir ortama dönüşmesidir. Açık-kaynaklı istihbarat artık yeni bir stratejik ortama ve onun infosferine uyum sağlama yetenekleriyle ilgilidir.[Dr. Can Kasapoğlu EDAM’da Güvenlik ve Savunma Araştırmaları Programı’nın direktörüdür]​​​​​​​Mütercim: Ömer Çolakoğlu[1] https://edam.org.tr/en/fifty-shades-of-russia-over-the-armenian-military-the-untold-story-of-a-sniper-rifle/[2] https://edam.org.tr/en/syrias-shogun-in-the-making-russian-backed-general-suheil-al-hassan-and-future-of-the-syrian-arab-armed-forces/[3] https://edam.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/202101_CHREST-FINAL.pdf[4] https://www.frstrategie.org/en/publications/recherches-et-documents/irans-rising-strategic-foothold-syria-2018[5] https://foreignpolicy.com/2019/04/27/the-spycraft-revolution-espionage-technology/
Filyasyon Rehberi Güncellendi
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanlığınca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele sürecinde, virüsün mutasyona uğraması üzerine, 'Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon Rehberi'nde' güncelleme yapıldı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından hazırlanan rehbere, mutasyonlu virüs görülen kişilerin tedavi süreciyle ilgili iki ayrı madde eklendi.Rehbere, varyant suşlar ile ilgili olarak, 'Farklı suşlar ile enfekte olan kişilerin (özellikle varyant suşlar) aynı odaya kohortlaması, virüslerde rekombinasyona neden olarak yeni bir varyant suşa neden olabileceği için bu dönem, hastaların mümkün olabildiğince tek olarak odalarda yatırılması önerilir.' maddesi dahil edildi.Rehbere eklenen diğer maddeler şöyle:'Varyant suş ile enfekte pozitif vakaların izolasyonunun en erken 10. güne kadar devam edilmesi sonrasında PCR testi ile negatiflik görüldükten sonra izolasyonun sona erdirilmesi gereklidir. 10. günden sonra pozitif çıkan kişilere 48 saat aralıklar ile kontrol testi yapılmaya devam edilmesi önerilir. Varyant suş ile enfekte kesin vaka temaslılarının karantina süreleri en az 10 gün olup, bu sürenin sonunda PCR negatifliği gösterilerek karantinanın sona erdirilmesi gerekmektedir.'
Güncelleme - Adana'da Sosyal Medya Aracılığıyla Uyuşturucuya Özendirenlere Operasyon: 6 Gözaltı
ADANA (AA) - Adana'da sosyal medya aracılığıyla uyuşturucu kullanımına özendirdiği iddia edilen kişilere yönelik özel harekat ekiplerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda 6 şüpheli gözaltına alındı.Narkotik Suçlarla Mücadele ile Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, sosyal medya hesaplarından başkalarını uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımına özendirdiği ileri sürülen kişilere yönelik çalışma başlattı.Ekipler, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının hakkında gözaltı kararı verdiği 12 şüpheliyi yakalamak için şafak operasyonu düzenledi.Özel harekat polislerinin de desteğiyle tespit edilen adreslere baskın düzenleyen ekipler, bazı evlere kapıları kırarak girdi. Bu sırada bazı polisler uzun namlulu silahlarla sokak ve evlerin girişlerinde önlem aldı.Operasyon kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheli, Adana Adli Tıp Birimindeki sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.Polis, adreslerinde bulunamayan 6 zanlıyı yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Reklam
Niğde'de Balık Kolilerine Gizlenmiş 51 Kilo 950 Gram Esrar Ele Geçirildi
NİĞDE (AA) - Niğde'de yolcu otobüsünde balık kolilerine gizlenmiş 51 kilo 950 gram esrar ele geçirildi, bir şüpheli tutuklandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Adana-Niğde Otoyolu Eminlik gişelerindeki uygulama noktasında şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan bir otobüsü durdurdu.Otobüste yapılan aramalarda narkotik madde arama köpeği 'Cessi', otobüsün bagaj kısmında balıkların bulunduğu kolilere tepki verdi. İncelenen 6 kolinin içinde 51 kilo 950 gram esrar ele geçirildi.Gözaltına alınan 4 şüpheliden Suriye uyruklu Ö.B, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Reklam
Reklam
Ağrı Dağı Ve Aras Dağları'ndaki Kar Şubatta Erimeye Başladı
IĞDIR (AA) - Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Doğu Anadolu Bölgesi'nde, yüksek rakımlı dağları kaplayan kar kütleleri erimeye başladı.Bölge genelinde son bir haftadır etkili olan sıcaklar nedeniyle Türkiye'nin İran, Nahçıvan ve Ermenistan sınırında bulunan Ağrı Dağı ile Aras Dağları'nın üstünü örten karların eridiği görüldü.Kış mevsiminin çetin geçtiği bölgede, kar kütlelerinin şubat ayında erimesi bölge halkını şaşırttı.Drone ile havadan görüntülenen ve parça parça 'beyaz örtü' ile toprak alanların bulunduğu dağlarda güzel manzaralar oluştu.
Doğu'da 4 İl İçin Buzlanma Ve Don Uyarısı
VAN (AA) - Doğu Anadolu'daki Van, Hakkari, Bitlis ve Muş için buzlanma ve don uyarısı yapıldı.Meteoroloji 14. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölge genelinde hava parçalı ve az bulutlu, Muş çevresinde ise çok bulutlu olacak. Hava sıcaklığının, mevsim normallerinin 5 ila 8 derece üzerinde seyredeceği bölgede, rüzgar güney ve batı yönlerinden hafif, zaman zaman orta kuvvette, Van Gölü'nde ise doğu ve kuzeydoğudan yer yer 2 ila 4 kilometre kuvvetinde esecek.Gün içinde en yüksek sıcaklığın Van'da 9, Hakkari'de 6, Bitlis'te 4 ve Muş'ta sıfırın altında 2 derece olması bekleniyor. Bölgede, yüksek kar örtüsünün bulunduğu eğimi dik yamaçlarda çığ riskine, kuvvetli buzlanma ve don olayı ile ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.
Doğru Parti'nin, Türkiye Değişim Partisi'ne Yönelik Amblem Benzerliği Başvurusuna Ret
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, Doğru Parti'nin, kendi amblemlerine benzerlik gösterdiği iddiasıyla Türkiye Değişim Partisi ambleminin hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verilmesi yönündeki başvurusunu reddetti.Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre Doğru Parti, Anayasa Mahkemesine başvurarak sonradan kurulan Mustafa Sarıgül'ün Genel Başkanlığını yaptığı Türkiye Değişim Partisi'nin ambleminin kendi parti amblemlerine benzer olduğunu öne sürdü. Partinin başvurusunda amblemin hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verilmesi istendi.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının mütalaasında, Türkiye Değişim Partisi'nin Doğru Parti amblemi ile iltibasa yol açacak şekilde benzerlik göstermediği vurgulandı.Türkiye Değişim Partisi ise dosyaya sunduğu savunmasında, kendi amblemleriyle Doğru Parti ambleminde yer alan şekillerin benzer olmadığını, ayrıca parti ismine de amblemlerinde yer verildiğini kaydetti.Anayasa Mahkemesi, incelemenin ardından Türkiye Değişim Partisi ambleminin Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırı olmadığına, amblemin hükümsüzlüğü ile siyasi parti sicilinden terkini talebinin reddine hükmetti.GerekçedenYüksek Mahkemenin gerekçesinde, Siyasi Partiler Kanunu'nun 'Kullanılamayacak parti adları ve işaretleri' başlıklı 96. maddesindeki, 'Siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri işaretlerinin aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde başka bir siyasi partice kullanılamayacağı' hükmü hatırlatıldı.Siyasi parti siciline kayıtlı bir partinin ambleminde yer alan şekil veya figürün diğer parti tarafından iltibasa yol açmaması koşuluyla kullanılmasında engel bulunmadığı vurgulanan gerekçede, şunlar kaydedildi:'Talepte bulunan Doğru Parti'nin amblemi incelendiğinde amblemde yalnızca bir kalp figürüne yer verildiği, bu kalp figürünün çelenk içine alındığı ve üstünde yıldız figürünün konumlandırıldığı görülmektedir. Türkiye Değişim Partisi tarafından kullanılan amblemde ise biri küçük biri büyük olmak üzere iki kalp figürünün bulunduğu, küçük kalp figürünün büyük kalp figürünün sol üst köşesine bitişik durumda konumlandığı ve iki kalp arasında yıldız figürüne yer verildiği anlaşılmaktadır. Doğru Parti ile Türkiye Değişim Partisi tarafından kullanılan amblemler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye Değişim Partisi tarafından kullanılmakta olan amblemin Doğru Parti tarafından kullanılmakta olan amblemle iltibas yaratacak şekilde benzer olmadığı, Doğru Parti ambleminde duraksamaya neden olmayacak şekilde ayırt edilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.'
Reklam
Myanmar'da Askeri Darbe Karşıtı Protestolar Sıkıyönetime Rağmen Devam Etti
KUALA LUMPUR (AA) - Myanmar'da askeri darbe karşıtı protestoların ülkede yayılması üzerine bazı şehirlerde ilan edilen sıkıyönetime rağmen gösteriler devam etti.Başkent Nepido, Yangon, Bago ve Mandalay şehirlerinde toplanan on binlerce protestocu, darbeden önce gözaltına alınan eski Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii'nin resimleri ve partisi Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) partisini simgeleyen kırmızı bayraklarla darbe karşıtı sloganlar attı.Bago'da polis, darbe karşıtlarını dağıtmaya çalışırken protestoculara tazyikli suyla müdahale etti.Yangon'da ise protestocuların toplandığı bir alışveriş merkezi alanına 6 askeri araç ve 100'e yakın asker konuşlandırıldı. Protestocularla asker arasında bir çatışma yaşanmadı.Myanmar askeri yönetimi, darbe karşıtı protestoların ülkeye yayılması üzerine dün, Yangon ve Mandalay'ın 7 ilçesinde sıkıyönetim ilan etmişti.Ayrıca ülkede akşam 20.00'den sabah 04.00'a kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, 5 kişiden fazla grupların toplanması yasaklanmıştı.Yeni Zelanda, Myanmar ile ilişkilerini askıya aldıÖte yandan Yeni Zelanda hükümeti, askeri darbe gerekçesiyle Myanmar ile üst düzey siyasi ve askeri ilişkilerini askıya aldığını açıkladı.Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Nanaia Mahuta, Myanmar'daki askeri hükümetin meşruiyetini tanımadıklarını belirterek, 'Yeni Zelanda olarak Myanmar'daki darbeden derin endişe duyuyoruz. Gözaltına alınan siyasi liderlerin serbest bırakılmasını ve sivil iradenin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulunuyoruz.' dedi.Bakan Mahuta ayrıca, Myanmar'ın askeri liderlerine ülkeye seyahat yasağı getirdiklerini bildirdi.Myanmar'da askeri darbeMyanmar ordusu, 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı iddiaları üzerine 1 Şubat'ta yönetime el koymuş, bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti. Devlet Başkanı Win Myint, Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii ile iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinin (NLD) önde gelen isimleri gözaltına alınmıştı.Son 14 yılın en kalabalık protestolarıMyanmar'ın çeşitli illerinde 6 Şubat'ta darbeye karşı kitlesel gösteriler başlamış ve kısa sürede ülke geneline yayılmıştı.Protestoların ilk gününde askeri hükümet, bazı sosyal medya ağlarını ve telefonlara internet servisini yasaklamıştı.Yasaklara rağmen örgütlenen darbe karşıtları, 7 Şubat'ta Yangon kentinde 2007'den bu yana en geniş kalabalığı toplayarak sokaklara dökülmüştü. Darbe karşıtı protestolar ülke dışına da yayılmış, geçen haftadan bu yana Japonya ve Tayland'daki Myanmar büyükelçiliklerinin önünde gösteriler düzenlenmişti.
İkna Yoluyla Bir Terörist Daha Teslim Oldu
ANKARA (AA) - İçişleri Bakanlığı, bölücü terör örgütü PKK/KCK'dan kaçan bir örgüt mensubunun daha güvenlik güçlerine teslim olduğunu bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı birimlerince yürütülen ikna çalışmaları sonucu PKK/KCK'dan kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan teröristin, 2017'de örgüte katıldığı, Irak ve Suriye'de faaliyet yürüttüğü belirlendi.Böylece 2021'de sadece ikna yoluyla teslim olan terörist sayısı 22'ye ulaştı.
Reklam
Bursa'da Bir Atölyede Çıkan Yangında Üst Katlardaki 5 Kişi Dumandan Etkilendi
BURSA (AA) - Bursa'da bir apartmanın giriş katındaki atölyede çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü.Osmangazi ilçesi Alemdar Mahallesi'nde 4 katlı apartmanın giriş katındaki elektronik eşya tamir atölyesinde henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi.Dumandan etkilenip üst katlarda mahsur kalan biri çocuk 5 kişi, itfaiye görevlilerince kurtarılarak Çekirge Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Ekipler alevleri kontrol altına alarak soğutma çalışması yaptı.Atölyede hasara yol açan yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
Mersin'de Deniz Dibi Temizliği Sırasında Telef Olmuş Köpek Balığı Yavrusu Bulundu
MERSİN (AA) - Mersin'in Erdemli ilçesinde, deniz dibinde yapılan temizlik çalışmasında ağlara takılarak telef olmuş camgöz cinsi köpek balığı yavrusu bulundu.Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, deniz kirliliğine dikkati çekmek için Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığınca başlatılan 'Deniz Dibi Temizleme Faaliyeti', Erdemli Balıkçı Barınağı'nda devam etti.Belediyenin çevre koruma ve itfaiye ekiplerinin de katıldığı çalışmada, 2 kez suya dalan ekipler araç lastiği, cam ve pet şişe, buzdolabı kompresörü, balık ağı, alışveriş sepeti gibi çok sayıda atık buldu. Ekiplerin 1 haftalık çalışmasında yaklaşık 15 metreküp atık sudan çıkarıldı. Çalışma sırasında, deniz dibinde atıl vaziyetteki ağlara takılarak telef olduğu belirlenen camgöz cinsi köpek balığı yavrusu da bulundu.
Reyting Sonuçları: 8 Şubat Reyting Sonuçları Açıklandı! Uyanış Büyük Selçuklu Ve Çukur Kapışması
8 Şubat Pazartesi reyting sonuçları açıklandı. Dün gece Maraşlı, Çukur, Sefirin Kızı, Uyanış Büyük Selçuklu ve Yasak Elma yeni bölümleriyle zirve mücadelesinde kıyasıya yarıştı. Total izleyici grubunda birinciliği Uyanış Büyük Selçuklu, ikinciliği Çukur, üçüncülüğü Esra Erol'da aldı. AB Grubunda ise birinci sırada Uyanış Büyük Selçuklu, İkinci sırada Selçuk Tepeli ile FOX Ana Haber, üçüncü sırada Maraşlı yer aldı. İşte 8 Şubat Total ve AB reyting sıralamasında ilk 10 yapım...
Reklam