Ece Temelkuran'ın Berkin İsyanı: 'Bu Çocukları Ölmeden Tanımak İstiyorum'
Berkin Elvan'in hayatını kaybetmesinden sonra Türkiye'nin dört bir yanında eylem vardı. Sokaklarda Berkin Elvan'ı anmak isteyen binlerce kişi ağladı, ellerindeki dövizlerde, pankartlardaki mesajlarla ağlattı. Can Dündar'ın sunduğu Canlı Gaste programına bağlanan gazeteci Ece Temelkuran, canlı yayında isyan etti. ' AĞLAMADAN KÜFRETMEDEN NE SÖYLEYEBİLİRİM' ' Yayına bağlanmadan önce ağlamadan ve küfretmeden ne söyleyebilirim diye düşündüm. Çok özür dilerim çok kötüyüm.' diyen Temelkuran 'Bu parti tutucu, muhafazakar olabilir, ama her ilde sevilen saygı duyan insanları bünyesine kattılar. AKP'nin taraftarları ne bekliyor. Elbette içimiz yandı ve bu ilk değil. Söylenecek hiç bir şey kalmadı yani. Bu ülkenin zalimlikle yönetilmesine izin veremeyiz. Bu ülkede bir çocuğun ölmesine dayanamayan insanlar yaşıyor. ' şeklinde konuştu. 'BEN BU ÇOCUKLARI ÖLMEDEN ÖNCE TANIMAK İSTİYORUM' AKP'ye oy verenlere seslenen Temelkuran, 'Artık bu lideri destekleyenler kendilerine gelsinler ve insanlığa geri dönsünler. Hiç değilse bugün ve yarın için. Yarın cenaze töreni var ve çok korkuyorum. Kimsenin bir ölü çocuk daha taşıyacak sabrı kalmadı. Ben bu çocukları ölmeden önce görmek istiyorum ölmeden önce sevmek istiyorum. Bugün sokağa çıkan ve acısını bizlerle paylaşanların alınlarından öpüyorum.' dedi. HALKIN POLİSİ OLDUKLARINI UNUTMASINLAR Temelkuran şunları söyledi; 'Polislerin içinde sesleri çıkmasa da namuslu insanların da olduğunu biliyorum. Çocukların ölüm emrini verenlerin değil halkın polisi olduklarını unutmasınlar. Bir gün bu polisler çocukları öldürdükleri için değil çocuklarının yüzüne bakamayacak duruma gelebilirler. ' Artı 1
"Yazıcıoğlu'nun İnfaz Görüntüleri Ortaya Çıkacak"
Büyük Birlik Partisi (BBP) Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve beş arkadaşının ölümüyle sonuçlanan helikopterin düşmesiyle ilgili tartışmalar sürerken, Yazıcıoğlu ailesinin avukatı ve BBP Genel Başkan Yardımcısı Selami Ekici’den çarpıcı açıklamalar geldi.Selami Ekici, partinin eski MKYK üyesi Emrullah Önalan’ın izlediği görüntünün ortaya çıkacağını söyledi. BBP kurucularından, BBP Erzurum eski İl Başkanı ve MKYK eski üyesi Emrullah Önalan, 10 Kasım 2013 tarihinde “Yazıcıoğlu ölmeden önce enkaza ulaşan ekibin çektiği görüntüyü izledim.” diye bir açıklama yaptı . Önalan'ın Cihan’a yaptığı bu açıklamanın ardından Yazıcıoğlu’nun infaz edildiğine ilişkin şüpheler daha da arttı. BBP Genel Başkan Yardımcısı ve Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Selami Ekici, iddia edilen infaz görüntüleri ve soruşturma dosyasının geldiği son noktayı anlattı.‘İNFAZ GÖRÜNTÜLERİ MUTLAKA ORTAYA ÇIKACAK’Soruşturma dosyasını çok yakından takip eden avukat Selami Ekici, Emrullah Önalan’ın izlediğini söylediği görüntülerin mutlaka ortaya çıkacağını ifade etti. Ekici, “Söz konusu görüntüleri Emrullah Önalan’nın izlediği konusunda eminim. Nitekim Emrullah Önalan’a görüntüleri izleten kişi ile de görüştük, görüntülerin varlığını inkâr etmedi, kendisinde olmadığını söyledi. Bu kişi daha sonra cumhuriyet savcılığında verdiği ifadede görüntünün varlığını kabul etti fakat kendisinde olmadığını söyledi .Görüntüler, 2010 yılında şeker komasından vefat eden Ahmet Akpak isimli bir gazetecinin oğlu olan Alper Akpak tarafından Emrullah Önalan’a izlettirilmiştir. Bu kişi de geçtiğimiz aylarda Kasımpaşa’da silahlı bir kavgada öldürüldü. Bu görüntülerin bir takım üst düzey yetkilere ulaştırılmış olabileceğini düşünüyorum. Aslında benzer görüntülerin varlığı iki yıl önce de farklı kaynaklardan bize ulaşmıştı. Görüntüler mutlaka bir gün ortaya çıkacak. Bunan inancım tamdır.” ifadelerini kullandı.SES KAYDI İDDİALARININ ARAŞTIRILMASINI SAVCILIKTAN İSTEDİKBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydının yayınlanacağına ilişkin iddiaları değerlendiren Selami Ekici, iddianın araştırılmasını savcılıktan talep ettiğini dile getirdi.BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekici, şunları kaydetti: “ Bu ses kaydının varlığı sosyal medyada gündeme gelmeden önce bizlere bu yönde de bilgiler gelmişti. Sosyal medyada gündeme geldikten sonra her iddia gibi bunun araştırılmasını resmi olarak cumhuriyet savcılığından talep ettik. Ses kayıtlarının çıkıp çıkmayacağı veya varlığı konusunda şu an bir şey söylemek doğru olmaz. Ancak hükümet çevrelerinin sosyal medyadaki bu iddiaları çok ciddiye alıp, bunun üzerine açıklamalar yapmaları daha henüz ortaya çıkmamış bir olgu hakkında montaj algısı oluşturmaya çalışmaları, doğrusu bizde ses kayıtlarının var olma ihtimali konusunda kuvvetli şüphe oluşturmaktadır.”‘5 YILDIR HÜKÜMET KAZA DERKEN, ŞİMDİ SUİKAST DİYOR’Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler’in “Muhsin Yazıcıoğlu suikastini devlet içindeki derin çeteler işlemiş olabilir.” açıklamasını da değerlendiren Selami Ekici, şunları söyledi: “Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler’in beyanı çok dikkat çekici. Bugüne kadar hükmet çevrelerinin olayı kaza olarak dillendirmiş olmaları sebebiyle bu açıklamayı önemsiyorum. Hükümet Başbakan’a komplo kurulma iddiasında ise bu suikastı bir an önce çözsün o zaman. Ayrıca dosyadaki mevcut duruma baktığımızda dönemin Ulaştırma Bakanı, İçişleri Bakanı, Başbakanlık Kriz Yönetim Başkanı, K. Maraş Valiliği, K. Maraş Emniyeti, Adana Jandarma Bölge Komutanlığı, K. Maraş Jandarma Alay Komutanlığı, Kayseri Valisi, Kayseri Emniyet Müdürü'nün hukuki ve idari sorumlulukları açıktır.”‘YAZICIOĞLU DOSYASI FİİLEN KAPANMIŞTIR’'Özel Yetkili Mahkemeler'in (ÖYM) kaldırılmasının dosyanın akıbetine olumsuz etki edeceğini söyleyen Avukat Ekici, soruşturma dosyasının fiilen çözümsüzlük noktasına gideceğini belirtti. Ekici, şu ifadeleri kullandı: “ÖYM’lerin Muhsin Yazıcıoğlu dosyanın kapatılması için kaldırıldığını kabul edeceğimizi daha önce kamuoyuna deklare etmiştik. Bu durumu dilekçeler ile Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, Adalet Bakanı'na, HSYK’ya, siyasi partilerin grup başkan vekillerine yazılı olarak bildirmiştik. Yasanın yürürlüğe girmesiyle dosyanın niteliği gereği şüphelilerin tümüne yakının kamu görevlisi olması ve bunların yargılanabilmesi için kurum amirlerinin iznine tabi olması gerekiyor. Teknik takiplere son verilmesi gibi nedenlerle, dosya hukuken olmasa da fiilen çözümsüzlük noktasına gidecek. 5 yıldır çözülememiş olmasının nedeni de olayın bir kaza olduğu algısı oluşturulması yüzündendir. Olayın ardından belli bir dönem etkin bir soruşturma yürütülmedi. Bu arada da deliler karartıldı. Elbette olayın sorumlularının üst düzey bürokrasiye de ulaşması olayın aydınlanmamasına etkendir.”CİHAN
"Erdoğan ve Öcalan Yüz Yüze Görüştü, Anlaştı"
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Oslo görüşmelerine Abdullah Öcalan ve Başbakan Erdoğan'ın da katıldığını ima etti. Terörist başı Öcalan’la Başbakan Erdoğan'ın 'KCK Paralel Devlet' oluşturulmasında Kuzey Kürdistan’ın inşa edilmesinde ve Türkiye’de bir Kürdistan coğrafyası oluşturulmasında anlaşmaya vardığını iddia eden Vural, 'Bu anlaşma muhtemelen yüz yüze bir görüşme neticesinde olduğuna ilişkin bende bir kanaat güçlüdür.' dedi. Seçim gezileri kapsamında Antalya'ya gelen Oktay Vural, parti binasında düzenlediği basın toplantısında ülke gündemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Vural, son günlerde sosyal medyada dolaşan 'Oslo görüşmelerine Başbakan Erdoğan ve Abdullah Öcalan da katıldı' iddialarını değerlendirdi. Kendisinin bir ay önce 'Oslo’da Öcalan’ın fotoğrafının yer aldığı bir şey var mıdır?' diye sorduğunu hatırlatan Vural, 'Yine soruyorum. Ben yadırganacak bir şey de görmüyorum. Çünkü ruh ikizi Erdoğan ve Öcalan beraber yürüyorlar, iki tarafı var. Erdoğan 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' demişti. 'Beraber ıslandık' demişti vatandaşa. Ustalık döneminde gördük ki beraber yürüttüklerini ve beraber böldükleriyle devam ediyor. İşte beraber yürüttükleri hayırsever Reza, beraber böldükleri de Öcalan. Böyle bakıldığı zaman Abdullah Öcalan’ın doğrudan doğruya Erdoğan tarafından muhatap alındığı gayet açık ve nettir.' şeklinde konuştu. 'HARİTA ÜZERİNDE ANLAŞTIKLARINI BİLİYORUZ' Milliyet gazetesi sahibi Erdoğan Demirören’in İmralı tutanaklarının yayınlanmasından dolayı Başbakan Erdoğan tarafından azarlandığını ifade eden Vural, Öcalan'ın Erdoğan’ın koruma ve kollaması altında olduğunu kaydetti. Oslo'daki müzakereler sırasında Başbakan’ın Öcalan’la irtibata geçmesinin yadırganacak bir husus olmadığını belirten Vural, sözlerine şöyle devam etti 'Bunun böyle olabileceğini düşünen genel başkanımız 'Televizyon verildiğinde acaba görüntülü telefon var mıdır?' Acaba Öcalan İmralı'da mı? diye sormuştu. Demek ki bu soruların bir hikmeti vardır. Dolayısıyla bu millet Öcalan’ı muhatap alan, Öcalan’ı koruyan ve kollayan zihniyetin ne yaptığını bilme hakkıdır. Bu resimlere ne diyecek doğrusu merak ediyorum. Biz de bekliyoruz. Ama görünen köy kılavuz istemez. Başbakan Erdoğan yol arkadaşı Öcalan olduğu gayet açık ve net ortadadır. Böyle bir fotoğraf olduğunu biliyoruz. Fotoğrafın ötesinde bir harita üzerinde anlaştıklarını biliyoruz. Bu haritayı da meşrulaştırmak için adım atacaklarını söylüyorlar.' 'ÖCALAN İLE ERDOĞAN KUZEY KÜRDİSTAN İNŞASINDA ANLAŞTI' Başbakan'ın miting meydanlarında 'Çözüm süreci devam edecektir' dediğini hatırlatan Vural, şu soruları sordu: 'Nereye kadar? Ne vaat ettin ve vereceksin? Kimi sen kontrol etmek istiyorsun? Bu süreçten sonra devam edilecek dediği şey 30 Mart’tan sonra Doğu ve Güneydoğu'da özerklik ve federasyondur. Siyasal çözümün hedefi budur. 'Çözüm devam edecek' diyen Erdoğan, devam ettireceğin başka ne kaldı?' AKP’ye oy verenlerin bu soruları sorması gerektiğini ifade eden Vural, 'Türkiye’yi nereye götüreceksin? Sonucunu söyle. Tablo bellidir ki Öcalan’la Erdoğan 'KCK Paralel Devlet' oluşturulmasında Kuzey Kürdistan’ın inşa edilmesinde, Türkiye’de bir Kürdistan coğrafyası oluşturmakta bir anlaşmaya varmışlardır. Bu anlaşma muhtemelen yüz yüze bir görüşme neticesinde olduğuna ilişkin bende bir kanaat güçlüdür.' iddiasında bulundu. 'AKP, BALYOZ VE ERGENEKON SÜRECİNİ YÖNLENDİRDİ' Okta Vural, Balyoz davasında hüküm giyen milletvekilleri Engin Alan'ın tahliye edilmemesini ise 'Maalesef bir tahliye söz konusu değil. Zaten yargı karman çorman, mahkemeler birbiriyle girmiş. Adalet bakanı ne yaptığını bilmiyor.' şeklinde değerlendirdi. Vural, AK Parti’nin Balyoz ve Ergenekon süreçlerini yönlendirdiğini, bunun tarihin karanlığında kalmayacağını ifade etti. 'Raflarda indirilen planların hangi amaçlar için kullanıldığını hangi amaçlar için yönlendirildiğini bütün milletimiz idrak etmelidir.' diyen Vural, şunları ifade etti: 'Bundan önce Balyoz ve Ergenekon ile ilgili iddiaları 'milli iradeye darbe vurmak istiyorlar. Biz demokrasinin yanındayız' diye milli iradeden yetki isteyenler, milli iradeyi çalmışlardır. HSYK ile ilgili 12 Eylül referandumunda da 'milletin yargısı yapacağız' diye yine milli iradeyi çalmışlardır, 'darbe tehditleri var' diyerek. Şimdi geldiğimiz bu noktalarda da rüşvet ve yolsuzluğun üstünü örtmek için de 'yargı darbesi var' diyerek yine kendilerini bu süreçten kurtarmak istiyorlar. Bu süreçlerin hangi siyasi hedeflerle yönlendirdiğini AKP’nin nasıl yönlendirdiği yaşla kurunun nasıl bir araya getirildiği bundan sonraki süreçte de takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum.' 'FETHİYE'DE DERİN AKP İŞ BAŞINDA' Muğla'nın Fethiye ilçesinde önceki gün yaşanan olaylarla ilgili olarak da Vural, 'Derin AKP iş başında.' yorumunu yaptı. 'Derin AKP ve AKP’yi kurtarmak için kaotik bir ortamın, başka tartışmaları gündeme getirmek istediğini' söyleyen Vural, 'Toplumun içerisinde bu karmaşaların oluşturulabilmesi için birileri maşa olarak kullanılıyor mu? Yönlendiriliyor mu?' sorusunu sordu. AK Parti'nin kendisi ile ilgili tartışmaları toplumdan uzaklaştırmak amacıyla toplumda bir çatışma ortamı oluşturulmak amacıyla 'cambaza bak' siyaseti uygulandığını kaydeden Vural, 'Provokasyonlar olabileceğini genel başkanımız çok önceden ifade etmiştir. Rahmetli Cengiz Ayyıldız’ın öldürülme sürecinden itibaren bakıldığında bu süreç içerisinde gerçekten AKP toplumda kendisinin tartışılması yerine başka olayların tartışılmasını gündeme getiriyor olabilir. Bu konuda endişemiz var. MHP olarak biz demokrasiyi sokakta değil sandıkta çalıştıracağız. Kaotik ortama girilmesi kabul edilecek bir durum değildir. Bu durumdan en fazla faydalanacak olanda sıkışmış, yorulmuş bitmiş Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’dir.' ifadelerini kullandı. 'BAŞBAKAN, İNSANLARI BİRBİRİNE KIRDIRMAK İSTİYOR' Erzurum'da veli ziyaretine giden iki öğretmenin AK Partili oldukları iddia edilen 5 kişi tarafından dövülmesi olayına da değine Oktay Vural, bunun Başbakan Erdoğan'ın toplumla kutuplaşma ve çatışmayı körüklemesinin sonucu olduğunu vurguladı. Başbakan'ın miting meydanlarında kin, nefret ve düşmanlık ürettiğini belirten Vural, şöyle devam etti: 'Çok tehlikeli bir oyundur. Toplumsal kutuplaşmayı hızlandırarak düşman üreterek kendisine oy vermiş insanları başkalarına düşman kılarak seçmen konsolidasyonu yapmak istiyor. Bunu Gezi Parkı ekseninde de uyguladı. Şimdi de uyguluyor. Bu bir toplumdan giderek uzaklaşan ve toplumsal desteği azalan Erdoğan’ın manipülasyonudur. Böylelikle kutuplaşma ve çatışma meydana getirip bu konuda düşman üreterek toplumu yönetme modellerinden biridir. Bunun hayrı yoktur. 'Türkiye’de iç düşman yok' diyen Erdoğan bugün kendisine iç düşman oluşturmakta ve insanları birbirine kırdırarak siyaset üretmektedir. Böyle bir olay, gerçekten toplumsal kutuplaşmanın hangi boyutlara kadar götürebileceğini, makam mevki ve ihtirasın birbirine düşman kılınarak bu boyuta gelmesi kabul edilebilir gibi değildir. Bu bakımdan Erdoğan, kin ve nefret kusmaktan ve milleti birbirine kırdırmaktan ve devleti çökertmekten vazgeçmelidir.' CİHAN
Reklam
Cem Yılmaz'ın Russell Crowe'u Umursamaması
Cem Yılmaz, artı 1 kanalda yayınlanan ve Yekta Kopan’ın sunduğu “Cumartesi” programının canlı yayın konuğu oldu. Programda Russell Crowe'un, birlikte Avustralya'da çektikleri film öncesi Cem Yılmaz'a ulaşmakta ve iknada ne kadar güçlük çektiğini anlattığı anlar.Kaynak:Alkışlarla Yaşıyorum
Kopuz ve Dombra'nın Muhteşem Atışması
Kırgızların kopuzu, Kazakların dombrası karşı karşıya geliyor. 15 dakika gözünüzü korkutmasın.Dikkat, video yavaş başlar, temposu ve yaratıcılığı sonradan artar! 
Reklam
7 Bin Dolarlık Meslek
Su ürünleri mühendisi olmayı hiç düşündünüz mü? Ya da ne yaptıkların biliyor musunuz? Eğer en önemli unsurun para olduğunu düşünenlerdenseniz bu iş tam size göre. Çünkü t Türkiye’de iş bulamasanız dahi yurt dışından gelecek teklifler sizi bekliyor. Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Yunanistan’a su ürünleri mühendisleri gönderiyoruz. Üstelik Türkiye’de gördükleri eğitiminin karşılığı yurt dışında aylık 6-7 bin dolar aralığında. Peki neden yurtdışında? İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay bu mesleğin yetkilerinin her alanda kısıtlandığını söylüyor. Bu vahim durumun bu şekilde devam etmesinin ülkemizde bu mesleğin ölmesine sebep olacağını da sözlerine ekliyor. Bu yüzden üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye istihdam edemediği yetişmiş elemanları yurt dışına gönderiyor. Yurt dışında çalışmış ardından Türkiye’ye dönüp balık çiftliği kurmuş olan Su Ürünleri Mühendisi Cafer Gündüz, yabancı dil yüzünden yurt dışından gelen tekliflerin çok azının değerlendirilebildiğini söylüyor. Ücret yurt dışında dörde katlanıyor Yurt dışı deneyimlerinden bahseden Mühendis Gündüz, bu mesleğin yurt dışında Türkiye’ye oranla ne denli değerli olduğunu ortaya koyuyor. Su ürünleri mühendislerine, özellikle Avustralya, Yeni Zelanda, Arap ülkeleri ve Kuzey Afrika ülkelerinden teklif geldiğini söyleyen Gündüz, Türkiye’de yeni başlayan bir mühendisin bin, bin 250 lira arasında bir ücret alabileceğini söylüyor. Yine ülkemizde üst düzey bir yönetici 2 bin 500-4 bin lira alırken yurt dışında bu rakam 10 ila 15 bin arasında seyretmekte. Yetki S.Ü. Mühendislerinin olmalı Su ürünleri sağlığı, nakli, hijyeni, kontrolü ve üretimi gibi konularda en yetkin meslek grubu olan su ürünleri mühendislerinin çıkarılan yasalarla bu görev alanını veterinerlik, eczacılık, biyolog ve kimyagerlik gibi konuyla tam olarak ilgili olmayan mesleklere kaptırdığını söyleyen İstanbul Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay bu durumdan oldukça şikayetçi. Mesleki yetki karmaşasının ise kanuna bağlı oluşu durumu daha da zora soktuğunu söyleyen Albay Su ürünleri fakültesi mezunlarının yapması gerekenleri başka mesleklerin yaptığının altını çiziyor. Su ürünleri mühendisliği çoğu meslek dalı gibi ülkemizde değer görmezken yurt dışı iş fırsatlarını değerlendirmeyi düşünenler için parası iyi bir meslek gibi görünmekte.
Reklam
Atatürk'ün Eğitim Üzerine Söylediği Sözler
Atatürk’ün Eğitim Üzerine Söylediği SözlerBir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz…Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur.Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır.Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.Milli eğitim ışığının memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına özellikle dikkat ediyoruz.Okul genç beyinlere; insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevgisini, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilecek en uygun, en güvenli yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur.En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır.Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.Şimdiye kadar uygulanan eğitim ve öğretim yöntemlerinin milletimizin geri kalmasında en önemli etken olduğu kanısındayım. Onun için bir milli eğitim programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaratılışımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, milli karakterimiz ve milli tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü milli dehamızın gelişmesi ancak böyle bir kültür ile sağlanabilir.Eğer Cumhurbaşkanı olmasam, Eğitim Bakanlığı’nı almak isterdim.İlim ve fen çalışmalarının merkezi okuldur. Bundan dolayı okul lazımdır. Okul adını hep beraber hürmetle, saygıyla analım.Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarılarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.Türkiye’nin birkaç seneye sığdırdığı askerî, siyasî, idarî inkılâplar çok büyük, çok mühimdir. Bu inkılâplar, sayın öğretmenler, sizin; toplumsal ve fikrî inkılâptaki muvaffakiyetlerinizle desteklenecektir. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet,sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister!Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.Memleketi ilim, irfan, ekonomi ve bayındırlık alanlarında da yükseltmek, milletimizin her hususta çok verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek nesillere sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek lazımdır. Bu kutsal amaçlar elde etmek için mücadeleye atılanların arasında öğretmenler en önemli ve en hassas yeri almaktadır.Öğretmenlik ömür boyu sürecek bir öğrenciliktir.Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz… Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor, demektir. Bir taraftan genel olan cahilliği yok etmeye çalışmakla beraber, diğer taraftan toplumsal yaşamda bizzat faal ve faydalı, verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır. Bu da ilk ve orta öğretimin uygulamalı bir şekilde olmasıyla mümkündür. Ancak bu sayede toplumlar iş adamlarına, sanatkarlarına sahip olur. Elbette milli dehamızı geliştirmek, hislerimizi layık olduğu dereceye çıkarmak için yüksek meslek sahiplerini de yetiştireceğiz. Çocuklarımızı da ayni öğretim derecelerinden geçirerek yetiştireceğiz.Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır.Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir…Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmendir.Okullarda öğretim vazifesinin güvenilir ellere teslimini, memleket evladının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ideal sayacak üstün saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, derece derece ilerlemeye ve her halde refah sağlamaya uygun bir meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve fenni versin, fakat o kadar pratik bir şekilde versin ki, çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun.Bir yandan bilgisizliği ortadan kaldırmaya uğraşırken, bir yandan da memleket evladını toplumsal ve ekonomik hayatta aktif şekilde etkili ve verimli kılabilmek için zorunlu olan ilk bilgileri, uygulamalı bir biçimde vermek metodu eğitimimizin temelini oluşturmalıdır.Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir.Milletimizin siyasî, toplumsal hayatında, milletimizin fikrî terbiyesinde rehberimiz ilim ve teknik olacaktır. Mektep sayesinde, mektebin vereceği ilim ve teknik sayesindedir ki Türk Milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün güzelliğiyle gelişir.Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile olan bağlarımızı kopartamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, çağdaş bir millet olarak medeniyet düzeyinin de üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ulus ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.
Yeni iPhone Air!
Yeni iPhone nasıl bir telefon olacak sorusu zihinleri her zaman kurcalıyor. Sam Beckett isimli bir kullancı iPhone Air adını verdiği yeni konseptini hazırladığı bir videoyla Youtube'dan paylaştı. Sam'in iPhone'u 5S'ten yüzde 8 daha büyük. Ekran iseyüzde 17 daha büyük. Kamera 10 MP'yken tasarım ise iPhone 5S'le benzer.CNN TÜRK
Reklam
Hayko Cepkin'den 'Memleket Selfie'si'
Hayko Cepkin, Berkin Elvan'ın ölümü üzerine Twitter hesabından, resimli bir mesaj yayınladı. Cepkin, son dönemlerdeki selfie fotoğraf çekme akımına da gönderme yaparak 'Biz de isterdik gülümseten bir memleket selfisi yapalım. Ama bizimki maalesef böyle oldu. Özür dileriz!' mesajı verdi. Cepkin'in paylaştığı resimde Gezi eylemleri sırasında hayatını kaybeden, Ethem Sarısülük, Ahmet Atakan, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Hasan Ferit Gedik ve Berkin Elvan yer alıyor. medyatava
Reklam
12 Yaş Altı Çocuklarda Mobil Cihazların Yasaklanması İçin 10 Sebep
Amerikan Pediatri Akademisine ve Kanada Pediatri Derneği'ne göre 0-2 yaş arasındaki çocuklar teknoloji ile haşır neşir olmamalı, 3-5 yaş arasında günde 1 saat, 6-18 yaş arasında ise teknoloji kullanımları günde 2 saat ile sınırlanmalı. Teknoloji ile bu önerilerin 4-5 katı fazla içli dışlı olan çocuklar ve gençler ciddi tehlikeler ile karşı karşıya kalıyor.  Elde kullanılan cihazlar (cep telefonları, tabletler, elektronik oyunlar, vb.) özellikle küçük çocuklarda teknolojiye erişimi ve teknoloji kullanımını artırıyor. Pediatrik terapistler okullara, hükümetlere, ailelere 12 yaş altındaki çocukların bu tür cihazları kullanmalarını yasaklamaları çağrısında bulunuyor. Sizlere bu yasaklamaya gerekçe olarak araştırmalarla kanıtlanmış 10 gerçeği açıklıyoruz.
Artık Şeker Yiyemeyecek Çocuklar
Çocuk ve ölüm kelimesini yan yana bile zikretmek insanın içini acıtırken biz çocuklarımızı bir bir mezara koyuyoruz. Ve daha da acısı onları mezara gönderenleri öğrenemiyoruz bile. Çocuklar ölmesin, şeker de yiyebilsinler...
Uyanmak Bilmeyen Kocayı Uyandırmanın En Yaratıcı Yolu!
Eğer eşiniz gündüzleri uyanmak bilmiyor, 'dana' gibi yatıyor ve de sizi çok kızdırıyorsa, onu uyandırmak artık çok basit. Şöyle ki, eğer bir köpeğiniz varsa, ilk önce onun dikkatini bir lazerle çekin. Sonra lazeri 'dana'nın üstüne tutun! Lazeri takip eden köpek, emin olun, eşinizi uyandıracaktır. Pratiği videoda...
New York'u Daha Önce Hiç Bu Şekilde Görmediniz
Jamie Beck ve Kevin Burg isimli tasarımcıların yaptığı bu Manhattan, New York temalı cinemagraph GIF serisi 'Seeing New York' adıyla anılıyor ve Manhattan'ı Giorgio Armani gözlüklerle bambaşka bir şekilde tanımanıza olanak sağlıyor.
Reklam