onedio
Avukattan Ebru Gündeş'e: 'Gözün Aydın Şekerim'
Ünlü Şarkıcı Ebru Gündeş, eşi Reza Zarrab’ın tahliye haberini avukatından aldı. 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklanan Reza Zarrab avukatlarının itirazı üzerine tahliye edildi. Avukatların yaptığı itiraz mahkeme tarafından bugün değerlendirildi. KOCANI AKŞAM EVE GÖNDERİYORUM İş adamı Zarrab’ın avukatı Şeyda Yıldırım gün boyu karar için adliyede bekledi. Mahkemenin tahliye kararını açıklamasıyla avukat Yıldırım ilk iş olarak ünlü sanatçı Ebru Gündeş’i arayarak müjdeli haberi verdi. Avukat Yıldırım’ın, telefonla konuştuğu Gündeş’e “Kocanı akşam eve gönderiyorum. Gözün aydın şekerim” dediği öğrenildi. Haber karşısında çok sevinen Gündeş’in, görüşmede avukat Yıldırım’a teşekkür ettiği belirtildi. Vatan
Erdoğan'dan ODTÜ Eylemcilerine: 'Bunlar Solcu, Ateist, Terörist...'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir'de Kuvayi Milliye Meydanı'ndaki AKP mitinginde konuştu. Üslubunu daha da sertleştiren Erdoğan'ın konuşmasında dikkat çeken nokta “dinlemeler”le ilgili oldu. Telefon kayıtları için “montaj” ifadesini sürdüren Erdoğan, “Oğlum da izinsiz dinlenmiş” dedi. Başbakan Erdoğan özetle şöyle konuştu: (3 Temmuz 1960 tarihli bir gazetenin haberini göstererek) Menderes'in kasası, yolsuzluk evrakı ve vesikalarla dolu diyor. Merhum Başbakan'la ilgili son derece alçakça, son derece edepsizce, hayasızca iftiralarlar var. Merhum Menderes ve arkadaşlarını hapse atmışlar yetmemiş, bu haberlerle Menderes'in itibarını sıfırlamak istiyorlar. Aynı gazete bugün de aynı manşetleri atıyor, bugün de AK Parti hükümetine yapmak istiyorlar, o gün nasıl iftira attılarsa bugün de aynı iftiraları atıyorlar, nasıl çirkin, kirli tuzaklar kurdularsa bugün de tıpatıp aynısını yapıyorlar. Bu yapı kendi ülkesinin en gizli, en stratejik, en mahrem bilgilerini ele geçirecek, bunları servis edecek kadar alçalan bir tavır, ihanet içerisinde. Temiz, saf, ihlaslı kardeşlerimin artık bu yapıyı sorgulamalarını istiyorum. Bunlar niçin böyle patladılar biliyor musunuz? Dershanelere, çünkü buradan yılda 1 milyar dolar bunların geliri vardı. Biz dershaneler yasasını öne sürünce bunlar patladılar. GEZİCİLER, VANDALLAR  O Geziciler, o vandallar o açılış sırasında bir kez daha ortaya çıktılar. Dikkatinizi çekiyorum. Bunlardan bir tanesi üzerine Bizans kıyafetleri giymiş. Şu hale bakar mısınız? Alparslan 1071'de Bizans'a karşı savaşıyor ya, o da Bizans tişörtü giymiş. Kendini Bizanslı yerine koymuş. 1071 Malazgirt Bulvarı'nın açılışını protesto ediyor. Yazıklar olsun. Şunu unutmayın, bu eylemcilerin önünde, yanında CHP var, CHP milletvekilleri var, CHP Genel Başkanı var. Bu eylemcilerin avukatlığını da maalesef MHP yapıyor. Şu anda bu paralel örgüt bu Gezicilere, bu Bizans hayranlarına arkadaşlık, yoldaşlık yapıyor. Oyun çok büyük Balıkesir. Hesap başka. “HAİNLERİ DEFEDECEĞİZ” -Bu parelel yapı, bu paralel örgüt Türkiye'nin önündeki son engel, Türkiye'deki son çetedir. Onu da tasfiye edecek, bu hainleri de defedeceğiz. İşte o zaman Türkiye'nin önünde hiçbir engel kalmayacak. 30 Mart'ta bir tercih yapacaksınız, ya eski Türkiye ya yeni Türkiye diyeceksiniz. ONUN DA ÇOCUĞU YOK... -Bundan 17 yıl önce 28 Şubat’ta seçilmiş bir hükümete post modern bir darbe girişiminde bulundular. Sizin seçtiğiniz hükümeti baskılarla, tehditlerle görevden uzaklaştırdılar. İmam hatipleri, meslek liselerini kapattılar. İnançlarımıza değerlerimizi kutsallarımıza el uzattılar. Başörtülü okumaz okuyamaz diyorlardı. İmam hatipli üniversiteye giremez diyorlardı. Yoksulların çocukları okumasın diyorlardı. Sen başörtülüsün senden kapıcı olur diyorlardı. Şimdi avukatta oldu mühendis de oldu, doktor da oldu. -Bugün kendi ülkesine tuzaklar kuran zat, o günlerde ülkesini sırtından hançerliyordu. Ne diyordu biliyor musunuz. “Beceremediniz artık bırakın diyordu” Başörtüsü için takmayabilirsiniz diyordu. Ya sen ne karışıyorsun. Çünkü onda evlat yok. Bizim derdimiz var. (Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için. 'Onun çoluğu çocuğu yok bizi anlayamaz' demişti) -28 Şubat’ta darbecilere hoşgörü ödülleri dağıtıyordu bunlar. Bugünde darbecilere telekulak desteği veriyor. OĞLUMUN AVUKATI MÜRACAAT ETTİ Oğlumun avukatı müracaat etti ve 3 savcının imzasıyla açıklama yapıldı. Oğlum da izinsiz dinlenmiş. İşti iftira at izi kasın. Bunu yapmaya hakkın var mı? Nasıl yaparsınız bunu. Sipariş üzerine de bunlar aynı şeyleri yaptılar. Türkiye’nin en mahrem konuşmalarını dinlemişler. Beni de dinlemişler. Bizim güvenli hatlarımız var, uluslararası görüşmelerimiz var bunları dinlemişler. BANA KİTAP, TESPİH GÖNDERİYORDU  Eyyyy Pelsinvanya sana sesleniyorum. Eğer yüreğin varsa çık vatanına gel vatanına. Siyaset yapacaksan çık er meydanına. Ben öyle bilmiyordum, aldanmışım. Bana kitaplar gönderiyordu, bana methiyeler düzüyordu. Tespihler gönderiyordu. Şimdi her şeyi anladık. Tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Çocuklarınızı bunların dershanelerinde çekin. Okullarından da çekin. Benim 4 çocuğumun 4’ü de devletin imam hatiplerinde okudu. Başörtüsünden üniversiteye sokmadılar, yurtdışına okudular. Devletin okulları bize yeter. Bunlara tavır koyun. Bunların yayın organlarına da tavır koyun. Doğru haber bulamazsınız, dürüst haber bulamazsınız. Bunları boykot ederek tavrınızı göstereceksiniz. 'SOLCULAR, ATEİSTLER... BUNLAR TERÖRİSTLER'  Pazartesi günü Ankara’da bir bulvar açtık. Kimlere rağmen o solculara rağmen. O ateistlere rağmen. Bunlar terörist. Ama CHP bunlara bizim gençler diyor. Bizim sevgili gençlerimizin elinde Molotof kokteyli olmaz. Bilgisayarı, kalemi olur. Bulvarın adı ne 1071 Malazgirt. Bunlardan bir tanesi üzerine Bizans kıyafeti giymiş Alpaslan Bizans’a karşı savaşıyor ya kendini Bizans’ın yerine koyuyor. Yazıklar olsun. Kalabalıktan birinin seslenmesi üzerine: Bizim sosyologlara ihtiyacımız var. Şöyle gel. Lütfi Bey, notlarını al. Bakan Bakanımız ne diyor. Sosyolog kadrosunu attırdık. Yurt
Anne Panda: 'Çocuğun Yatması Gerekiyor Artık!'
Bütün annelerin yaptığı gibi, anne panda 'artık yatma vakti geldi' dercesine bebek pandayı tutup yatmaya götürüyor. Bebek pandanın annesine direnmesi de 'yaa yatmak istemiyorum anne yaa'yı andırıyor :) Görüntüler Tayvan'ın Taipei Hayvanat bahçesinden.
Reklam
ABD'den Çok Sert 'İnsan Hakları' Eleştirisi
ABD İnsan Hakları Raporu'nda 17 Aralık'tan sonra yaşananları 'skandal' olarak nitelerken, Gezi Parkı eylemlerine geniş yer verdi ABD Yönetimi geleneksel insan hakları raporunu açıkladı. Söz konusu raporda 17 Aralık’tan sonra yaşanan gelişmeler “skandal” olarak nitelendirildi. Tolga Tanış'ın Hürriyet'te yer alan haberine göre, Ülkeler bazında ihlallerin sıralandığı raporda geçen sene 48 sayfa tutan Türkiye bölümü bu sene 51’e çıkarken, rapora Gezi Olayları ve 17 Aralık’ta başlayan ve yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla yürütülen soruşturma öne çıktı. Washington bu raporla birlikte ilk kez 17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra yaşananları “skandal” olarak nitelendirdi. Yolsuzluk, ilk kez Türkiye’nin en belirgin insan hakları ihlallerinden biri olarak sıralandı. Bu konuda yeterince gözaltı ve soruşturma yapılmadığı belirtildi. Ve kolluk kuvvetleri ile yargının, binlerce polis ve savcının yerini değiştiren hükümetin etkisi altında olduğu açıkça vurgulandı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın geleneksel olarak her sene yayınladığı, ülkelerde yaşanan ihlâllerin incelendiği İnsan Yıllık Hakları Raporu’nun 2013 bulguları dün açıklandı. Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bizzat sunduğu raporda Türkiye’ye ayrılan bölüm bir önceki yıla üç sayfa daha artıp 51 sayfaya ulaşırken, Gezi Parkı eylemleri sırasında hükümetin uyguladığı aşırı güç ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla yapılan operasyonun ardından yaşananlar rapora damga vurdu. ABD Yönetimi, raporda yolsuzluk konusunu ilk kez Türkiye’nin en belirgin insan hakları ihlallerinden biri olarak saydı ve 17 Aralık operasyonu sonrası ortaya çıkanları da ilk kez ‘skandal’ olarak nitelendirdi. ABD bu konuda duyarlı Raporun sunumu gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı John Kerry , kendi döneminde ikinci kez insan hakları raporu sunmaktan duyduğu memnuniyeti belirterek, insan hakları mücadelesinin ABD dahil herkes için bir yolculuk olduğunu belirtti. Köleliğin de bir zamanlar Amerikan Anayasası’nda yazılı bir madde olduğunu hatırlatan Kerry, bugün eşcinsellerin hak mücadelesinin de devam eden bir insan hakları mücadelesini olduğunu söyledi. Ancak ABD’nin bu konuya verdiği önemi belirtmek için de “Hiçbir ülke insan haklarının iyileştirilmesi meselesine bizim kadar bağlı değil” dedi. Konuşmasında Suriye’den Bangladeş’e dünyanın değişik ülkelerinde yaşanan insan haklarına değinen Kerry, özellikle eşcinsel hakları konusuna ağırlık vererek, dünya genelinde 80 ülkede eşcinsellerin ayrımcılığa uğradığını söyledi ve Uganda’da eşcinsellere karşı çıkarılan ve eşcinsellerin cezalandırılmasını öngören yasanın bunun en son örneği olduğunu ifade etti. Kerry, “Bu insan hakları kavgasında LGBT kardeşlerimizin yanındayız” diye konuştu. 73 gazeteci hapiste Kerry’den sonra söz alan ABD Dışişleri’nin Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma konularından sorumlu Bakan Yardımcısı Uzra Zeya ise aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerde yaşanan basın özgürlüğü sorunlarına vurgu yaptı. Zeya, Türkiye’de çok sayıda gazetecinin hapiste olduğuna değindi. Raporda da, 2013 sonu itibarıyla Türkiye’de gazeteci, yazar, çevirmen 73 kişinin hapiste tutulduğu vurgulandı Hukukun üstünlüğü kaygısı Zeya, yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla yürütülen operasyon sonrası yaşananları ‘‘skandal’’ olarak tanımlanması örneğinde olduğu gibi, raporda, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcülerinin günlük basın toplantılarında söylemekten kaçındıkların ifadeler yer almasının ne anlama geldiği ve bu raporun Amerikan Yönetimi’nin diğer ülkelere yönelik politikalarında ne kadar belirleyici olduğu sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Bu rapor, bazı en yakın ortaklarımız dahil, dünyadaki tüm ülkelerdeki insan hakları koşullarının objektif bir değerlendirmesini içeriyor. Rapordaki kriterlerimiz Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Deklarasyonu ilkelerine dayanıyor. Bu seneki rapor, önceki yıllara göre yolsuzluk ve hesap verebilirlik gibi konularda daha detaylı bilgiler içeriyor. Türkiye’deki duruma ilişkin ise rapor yargılama süreleri, adalete etkin erişim, bağımsız yargı süreci ve hukukun üstünlüğü kapsamında soruşturmaların önemi konularındaki kaygılarımızı yansıtıyor. İnsan hakları, Türkiye ile stratejik ve karşılıklı menfaatlere dayalı çok geniş olan ilişkilerimizin bir parçası. Kaygılar ise ifade özgürlüğü, azınlıkların durumu, toplumun kırılgan kesimleri, yargılama süreci ve hukukun üstünlüğü.” Suistimallere bulaştılar ABD Dışişleri raporunun Türkiye’ye ilişkin kısımda ise “Sivil otoriteler, güvenlik güçlerinin etkin kontrolünü devam ettirdiler ama bazı güvenlik kuvvetleri unsurları insan hakları suiistimallerine bulaştı. Sene boyunca yaşanan en belirgin insan hakları problemleri şunlar oldu” denilerek, sorunlar şöyle sıralandı: Ceza yasası ve terörle mücadele kanunu, ifade özgürlüğü, basın ve internet kısıtlayan birçok madde içeriyor. Yetkililer, sene sonunda halen cezaevinde olan birçok gazeteciyi, çoğu terörle mücadele yasası ya da yasadışı bir örgütle ilişkili olma suçlamasıyla hapse attı. Devleti ya da hükümeti kamuoyu önünde eleştirmenin dava ya da soruşturma açılmasıyla sonuçlanacağı korkusu nedeniyle, otosansür yaygın bir hale geldi. Hükümet bazı dini, politik ve Kürt milliyetçilerine ya da kültürel ba kış açılarına sempati gösterenleri taciz etti, soruşturmaya tabi tuttu. Yetkililer, protestocuları dağıtmak için aşırı güç kullandı, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve öğreciler dahil gösteriler sırasında binlerce kişiyi gözaltına aldı ve bu kişileri terörle mücadele yasası kapsamında suçladı. Özellikle de, yetkililer, yedi kişinin ölümü dahil kitlesel yaralanmalara, ifade ve basın özgürlüğünün aşınmasına neden olan, yazın yaşanan Gezi Parkı protestolarına cevap verirken aşırı güç kullandı. Terörizm ve devlete karşı tehdite dair geniş kapsamlı yasalar ve bu tür davalardaki soruşturmalarda yaşanan şeffaflık eksikliği adalete erişimi kısıtladı. Yargı sistemi politizeydi ve kaldırabileceğinden fazla yük üstlendi. Yetkililer, keyfi gözaltılar uygulamaya devam etti, tutuklular yargılama öncesi belirsiz dönemlerde uzun süre alıkonuldu ve uzun süren yargılamalar gerçekleştirdi. Soruşturmalardaki gizlilik kararları, savunmanın kanıtlara erişimini kısıtladı ve şüphelilerin yargılama haklarının korunup korunmadığı şüphelerini besledi. -Savcılar ve yargıçlar arasındaki yakın ilişki, usulsüzlük ve önyargı görüntüsü verdi. Savcı ve hâkimlere tanınan geniş yetkiler, özellikle devlet güvenliğine ilişkin kapsamlı soruşturmalar sırasında ceza yasalarının tutarsız ve belirsiz uygulamalarına katkı sağladı. 17 Aralık Yolsuzluk operasyonu ve sonrasındaki skandalda, hükümet binlerce polis ve yargıcın yerini değiştirirken kolluk kuvvetleri ve yargı, yürütmenin etkisi altındaydı. Hükümet, kadınlar, çocuklar, ve LGBT (lezbiyen, gay, biseksüel ve transeksüel) bireyleri gibi toplumun kırılgan kesimlerini sosyal suiistimaller, ayrımcılık ve şiddetten yeterince etkili bir şekilde korumadı. “Namus cinayeti” denilen kadına karşı şiddet belirgin bir sorun olarak devam etti, çocuk evlilikleri sürdü. Türkiye’deki diğer insan hakları problemleri ise güvenlik güçlerinin, yargısız infazlar, işkenceler ve aşırı güç kullanımına karıştığı iddiaları, fazla kalabalık olan ve eksiklikler içeren cezaevleri, dini azınlıklara karşı dini özgürlük kısıtlamaları ve suiistimaller, yolsuzluk ve özellikle Güneydoğu’da hükümetin insan hakları örgütlerine getirdikleri kısıtlamalardı. Dokunulmazlık, bir problem olarak kalmaya devam etti. Hükümet, güvenlik güçlerinin suiistimalleri ve hükümetin diğer bölümlerinin yolsuzlukları hakkındaki raporları soruşturdu ama gözaltı ve soruşturmalar azdı ve mahkumiyetler yine nadirdi. T24
Reklam
Nejat İşler 42 Yaşına Hastanede Girdi
Bir süredir sağlık sorunlarıyla gündeme gelen sanatçı, birçok önemli TV dizisi ve sinema filminde rol almış olsa da en çok Behzat Ç. dizisindeki Ercüment Çözer ve Barda filmindeki Selim rolleriyle hatırlanıyor. 1972 yılında İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu.28 Şubat 1972 yılında İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Feshane işçilerinden birinin torunu olan Nejat İşler, ilkokuldan sonra eğitimine Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nde devam etti. Ortamına alışamadığı yeni okulunda popüler olmak ve derslerinden kaçmak için okulun tiyatro koluna girdi. Kısa zamanda popüler olan Nejat İşler derslerini de boşluyordu. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye giremeyince, para kazanmak için çay partileri düzenlemeye başladı.Nejat İşleri umduğu gibi gitmeyince borca girdi. Borçlarını kapatabilmek için Mahmutpaşa'dan t-shirt alıp Teşvikiye'de bu t-shirtleri satma kararı aldı. Kış aylarında ise t-shirt yerine kitap, dergi ve plak sattı. İki sene sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf bölümünü kazanan Nejat İşler iki yıllık olan bölümden askerlik için iyi olmadığını düşünerek vazgeçti.On yıl kadar satış işleriyle uğraştıktan sonra Taksim'de dolaştığı birgün, bir tiyatro sahnesinde bedava gösterimde olan 'Danton'un Ölümü' adlı eseri seyretti. 'Ben niye bu işi yapmıyorum?' diye düşünen Nejat İşler, dayısının yanına gittiği Eskişehir'de konservatuar sınavına girmeye karar verdi ve kazandı. İstanbul'a döndüğünde, ilanını gördüğü Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Bölümü'ne başladı. 1995 yılında Mimar Sinan Üniversitesi'nin devlet konservatuarı bölümünden mezun olana kadar devlet tiyatrosunda ve televizyon dizilerinde rol aldı.1995 yılında mezun olduktan sonra iki arkadaşıyla birlikte 'Kahramanlar ve Soytarılar Tiyatrosu'nu kurdu. Tiyatronun kurulmasından sonra kendi oyunları için hikayeler yazmaya başladı. 'Belki hiç okumayan biri de yazabilir bunları, benim yazı yazmamın nedeni yazmak değil, sadece oynayalım diye yazıyorum.' dediği, 'Tuhaf Şehir Hikayeleri', 'Biz Zavallı Erkekler' ve 'Yalnızlık Benim Gizli Sevgilim' adlı üç kitap yazdı. 41.Antalya Altın Portakal Ödülleri için Erkek Oyuncu dalında aday olarak gösterildi. Her fırsatta amacının başrol oynayıp şöhret olmak olmadığını belirten İşler, tek arzusunun yaptığı işi elinden geldiğinin en iyisi olarak yapmak olduğunu, tiyatro yaparken ölmek istediğini dile getirdi.1994 yılında rol aldığı ilk televizyon dizisi olan Gurur'dan sonra, Deli Yürek, Şehnaz Tango, Nasıl Evde Kaldım, Dedem, Gofret ve Ben, Aşk ve Gurur, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizilerinde oynadı. 1999'da ilk sinema filmi Eylül Fırtınası'nda rol aldı. Mustafa Hakkında Herşey ve Anlat İstanbul filmleri ile sinema oyunculuğuna devam etti. 2000'li yıllarda da Gülbeyaz ve Behzat Ç. gibi dizilerin yanı sıra Barda ve Kaybedenler Kulübü gibi filmlerde de başarılı performanslar ortaya koydu. 17 Ocak 2014 günü septik şok tanısıyla Bodrum Acıbadem Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırılan İşler'in hayati tehlikesinin kalmadığı bildirildi.Vatan
Tuba Ünsal'ın Kürk Pişmanlığı
Tuba Ünsal, önceki gün giydiği gerçek kürkü yüzünden eleştirilince günah çıkardı.Ünsal, 'Kürk annemden kalma ama yeni değil demekle olmuyor. Dikkat etmek lazım' dedi ve ekledi: 'Kendimizle yüzleşmeliyiz. Deri hiçbir şey giymeyip, hayvan testleri yapan firmalardan kozmetik almayarak örnek olmalıyız. Hayvan haklarıyla ilgili hayatımızı revize etmeliyiz.'sacitaslan.com
Kâbus Evinde 7 çocuk
Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü, minibüs ile 60-65 yaşlarında bir şahsın eve sürekli yaşı küçük kız çocukları getirdiğini ve yaşlı kişilerin de fuhuş amaçlı olarak adrese sürekli girip çıktığı ihbarı üzerine operasyon başlattı Yoksul semtlerden iş ve eğitim vaadiyle topladığı 14 ile 17 yaşındaki 7 kız çocuğu Bakırköy’de eve kapatan Derya Hülagu Tetik, cinsel istismar ve çocuk pornosundan 79 yıl hapse çarptırıldı. 66 yaşındaki adam kendini “Onlara şefkatle yaklaştım, Eyüp Sultan’a götürdüm” diye savundu. Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü, 23 Nisan 2010’da minibüs ile 60-65 yaşlarında bir şahsın eve sürekli yaşı küçük kız çocukları getirdiğini ve yaşlı kişilerin de fuhuş amaçlı olarak adrese sürekli girip çıktığı ihbarını aldı. İhbarı değerlendiren Asayiş Şube Müdürlüğü polisleri Ataköy’deki daireye baskın düzenledi. Çocuklar fuhuşu anlattı İçeri giren polisler yatak odasında 1994 doğumlu mağdur S.K. ile karşılaştı. Evde kalan yaşları 14 ile 17 arasında değişen 7 kız çocuğu üç şüpheli hakkında şikâyetçi oldu. Çocuk yaştaki kızlar, fuhuş bataklığına nasıl sürüklendiklerini detaylarıyla anlattı. 17 yaşındaki S.K.’nın polise verdiği ifadesinde önce ağabey gibi kendilerine yaklaşan Derya Hülagu Tetik’in (66) hediyeler alıp para vererek güvenlerini kazandığını daha sonra da Bakırköy’deki evde kendileriyle cinsel ilişkide bulunduğunu söyledi. S.K., Tetik’in arkadaşları emlakçı Hamdi Ç.’nin de kızlara ilişki teklif ettiğini ancak kızların kabul etmediğini, eczacı Haluk S.’nin ise kızlarla oral yoldan cinsel ilişkiye girdiğini anlattı. Diğer mağdur kızlar da benzer ifadeler verdi. Biri tutuklu, üç şüpheli İfadeler doğrultusunda üç şüpheli gözaltına alındı. ‘Birden fazla çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cinsel taciz, çocuk pornosu bulundurmak ve çocuklara izlettirmek’ suçundan Tetik tutuklanırken, diğer iki şüpheli de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bakırköy 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, önceki gün 18’inci celsede karara bağlandı. Son savunmasında mağdurlara herhangi bir cinsel eyleminin olmadığın aksine onlara şefkatle yaklaştığını söyleyen Tetik, “Onları her ay Eyüp Sultan’a götürürdüm. Yaşım bellidir, sağlık sorunlarım olduğu gibi fiziki yönden de cinsel istismar suçuna yönelik bir yapıya da sahip değilim. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” diye kendini savundu. Diğer sanıklar da suçlamaları reddetti. Doğal olmayan cinsel CD’ler Mahkleme sanık Hamdi Ç.’yi delil yetersizliğinden dolayı beraat ettirdi. Sanıklardan Haluk S.’yi ise doğal olmayan cinsel içerikli CD’leri evinde bulundurmaktan 10 ay hapis cezasına, cinsel istismardan 8 yıl 4 ay hapse mahkûm etti. Mahkeme sanık Derya Hülagu Tetik’i de 7 kız çocuğunun birden fazla nitelikli cinsel istismarı, cinsel taciz, çocuk pornosu bulundurmak ve çocuklara izlettirmek’ suçlarından toplam 79 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etti. T24
Reklam
Sinop'ta İşsiz Öğretmen Canına Kıydı
Sinop’ta işsiz öğretmen 35 yaşındaki Gamze Filiz Arslan, dün evde bulunan av tüfeğiyle yaşamına son verdi. Bir süre İstanbul’da özel bir dershanede kimya öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra işsiz kalarak memleketi Sinop’a gelen Gamze Filiz Arslan, evde bulunan av tüfeğini çenesinin altına dayayıp ateş ederek canına kıydı. Silah sesi üzerine odaya giren aile fertleri Arslan’ın kanlar içerisinde yerde görünce durumu hemen sağlık ekiplerine bildirdi. Eve gelen ekipler, Arslan’ın öldüğü belirledi. İntiharla ilgili soruşturma devam ederken, genç öğretmenin cansız bedeni, otopsi için Sinop Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. DHA
Ankara'nın Yeni Bug'ı: 1071 Malazgirt Bülvarı
Günlerce reklamlarını izlediğimiz 1071 Malazgirt B'ü'lvarı'nın şahane bug'ı karşınızda.  Videoyu güzide Facebook sitesi Ankara'nın Bug'ları'na bir kullanıcı yüklemiş. Ne diyelim Ankara'yı yaşayan bilir!
Paralarınızı Eritmek İçin Alabileceğiniz 25 Süper Lüks Araç
Paraları eritmek gibi sorunu olabiliyor bazı zenginlerin. Bu sorunu normal insanların ömrü boyunca çalışarak sahip olamayacağı arabalardan 8-10 tane alarak çözebilirsiniz. Hem pahalı hem de hareket edebiliyor ayrıca fazla yer de kaplamaz... İşte derde derman olacak araçlar...
Reklam
Ev Alma Ada Al Dedirtecek Ucuzluktaki 29 Ada
BİR YATIRIM ARACI OLARAK : Ada satın almak...  Bu listeye baktıktan sonra çoğunuzun 'gerçekten yaaa ev alacağıma ada alırım' diyeceğine eminim.  (Not: Bankalar ada kredisi vermiyor.)
Dünyanın En Hızlı Tel Bükme Makinesi
Tel bükme makinesi, kuvvetle muhtemel çoğumuzun ilgisi olmayan bir şeydir. Ancak ilginç bir şekilde kendini izlettiriyor. Bu CNC makinesi dünyanın en hızlısıymış ayrıca.
Reklam
Kurt Seyit Ve Şura 4 Mart'ta Seyirciyle Buluşuyor
Kıvanç Tatlıtuğ'un başrolünde olduğu Kurt Seyit ve Şura dizisi 4 Mart Salı akşamı saat 20:00'da Star TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacakAy Yapım’ın yapımcılığında gerçekleşen, başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah ’ın paylaştığı, yılın en merak edilen dizileri arasında yer alan Kurt Seyit ve Şura'nın, önceki gün yayınlanan yeni tanıtımıyla izleyicinin karşısına 4 Mart Salı günü çıkacağı duyuruldu. İlk bölüme dair birçok ipucunun yer aldığı tanıtımda Kurt Seyit'in babası Mirza Mehmet Eminof ilk kez seyirciyle buluştu. Baba Mirza Mehmet Eminof’un 'Asker olmak için sadece at binmek yetmez, disiplinli olacaksın, savaşmak için yürekli olacaksın. Sen bir Eminof'sun Seyit. Moskova'da, Petrograd'ta hanım arkadaşların olacak ama sonunda mutlaka bir Türk kızıyla evleneceksin' sözleri, Seyit’in güzeller güzeli Rus soylusu genç Şura ile yaşayacağı büyülü aşkı ne şekilde etkileyecek? Savaşın acımasızlığı ve geçmişin ihtişam dolu yaşantısından görüntülerin yer aldığı tanıtım, prodüksiyon detaylarıyla da seyirciden tam not aldı.Kurt Seyit'in babası Mirza Mehmet Eminof karakterine Serdar Gökhan , annesi Zahide karakterine ise Şefika Tolun hayat verecek. Kurt Seyit'in silah arkadaşları Petro karakterini Birkan Sokullu , Celil karakterini ise Ushan Çakır canlandırıyor. Genç ve güzel Şura, katıldığı ilk baloda yakışıklı Türk subay Kurt Seyit ile tanışır. Şura’nın kalbi Seyit’i ilk gördüğü anda deli gibi atar. Yakın asker arkadaşları ile birlikte aynı baloda eğlenen Seyit ise henüz kim olduğunu bilmediği Şura’dan gözlerini alamaz ve sonrasında aklından çıkaramaz. Kurt Seyit ve Şura’nın Rusya’daki saltanat günlerinden işgal altındaki İstanbul’a uzanan macera dolu yolculukları aynı zamanda büyük bir aşkın da yolculuğu olacaktır. Yönetmenliğini Hilal Saral ’ın yaptığı, senaryosu Ece Yörenç ’in kaleme aldığı, müzikleri Toygar Işıklı tarafından yapılan Ay Yapım imzalı Kurt Seyit ve Şura, 4 Mart Salı saat 20:00’da Star TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak T24
Bardaklar İçin Tasarlanmış 24 İlginç Çay Demliği
Çayı bizlerden farklı demleyen yabancıların yöntemlerinden biri bardak için minik demlikler kullanmak. 'Bunlar hazır minikken neden daha da şirinleştirmeyelim' diye düşünmüş olmalılar ki aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmış.
Reklam