TBMM Başkanı Cemil Çiçek, '28 Ağustos'ta Meclisimizi olağanüstü toplantıya çağıracağız. Bununla ilgili iş ve işlemlere başladık' dediTBMM Başkanı Cemil Çiçek, '28 Ağustos'ta Meclisimizi olağanüstü toplantıya çağıracağız. Bununla ilgili iş ve işlemlere başladık' dedi.Ayrıntılar geliyor... Posta
Eğitim Hayatınızın Çoğu insanları Özel üniversitede okumadığınıza ikna etmekle geçer.Necmettin erbakan Üniversitesi eski ismiyle selcuk üniversitesi :D Özel değil efenim!!
Seçim süreci, yolsuzluk, basın özgürlüğü gibi faktörlerin ele alındığı ‘Küresel Barış Endeksi’nde Türkiye 128. sırada yer aldı Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından hazırlanan ve silahlı çatışmaların yanı sıra askeri harcamalar ve demokratik ortam gibi kriterleri de içeren barış endeksinde Türkiye 162 ülke arasında ancak 128. sırada yer bulabildi. Türkiye'nin çevresindeki ülkeler de listenin en son sıralarında yer alıyor. Avustralya merkezli sivil toplum kuruluşu Ekonomi ve Barış Enstitüsü (The Institute for Economics and Peace / IEP), yeryüzündeki çatışma ve savaş alanlarını inceleyerek bir ‘barış endeksi’ oluşturdu. 162 ülkeyi kapsayan ve silahlı çatışmaların yanı sıra basın özgürlüğü, askeri harcamalar, suç oranı gibi kriterleri de kapsayan ‘Küresel Barış Endeksi’ne (GPI) göre yalnızca 11 ülke “barış içinde” yaşıyor. En çatışmalı Suriye, en barışçıl İzlanda Ülkelerin, çeşitli kriterlerle puanlandığı ve bir ucu ‘barışçıl’ diğer ucu ‘çatışmalı’ olarak adlandırılan bir listede sıralandığı endekste 162. sırada ve barışa en uzak durumda olan ülke, 3 yılı aşkın süredir kanlı bir iç savaşın pençesinde olan Suriye… Rusya ve Kuzey Kore’nin de alt sıralarda bulunduğu listenin 161. sırasında Afganistan, 160. sırasında Güney Sudan, 159. sırasında Irak ve 158. sırasında Somali yer alıyor. Türkiye ise 128. sırada. Listenin en altında yer alan ve “barış içinde” olarak kabul edilen ülkeler ise sırasıyla şöyle: İzlanda, Danimarka, Avusturya, Yeni Zelanda, İsviçre, Finlandiya, Kanada, Japonya, Belçika ve Norveç. Birçok faktöre bakılıyor Araştırmacılar, çeşitli veriler ışığında hazırlanan listede, ülkelerin askeri harcamaları, toplum güvenliği ve ülke içinde ve uluslararası yaşanan çatışmaların yanı sıra aralarında, suç oranı, polis gücü, hapisteki insan sayısı, silahlara erişim, siyasi terör, yer değiştirmek zorunda kalan insanların sayısı, seçim süreci, hükümetin işlevselliği, yolsuzluk, basın özgürlüğü ve işsizliğin de bulunduğu birçok faktörü inceledi. Dünyanın 2007’den bugüne daha az barışçıl hale geldiğini belirten Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün yöneticisi Camilla Schippa, “Barış durumu, son yıllarda yavaş ama düzenli bir şekilde azalıyor. Arap Baharı ve küresel ekonomik kriz gibi önemli ekonomik ve jeopolitik olaylar, birçok ülkeyi çatışma riski altında bıraktı” dedi. Türkiye 128’inci sırada Listenin 128’inci sırasında yer alan Türkiye’de, şiddetin ulusal maliyeti 52 milyar 520 milyon dolar olarak belirlendi. İnsan hakları kategorisinde 10 üzerinden 3.8 alan Türkiye, siyasi kültürde 5, askeri harcamalarda 1.4, siyasi istikrarda 2.5, vatandaşların savaş isteğinde 4 ve basın özgürlüğünde 100 üzerinden 45.9 puan aldı. Tüm diğer ülkelere buradan ulaşabilirsiniz.. T24
Hizbullah lideri Nasrallah, bir canavar olarak nitelediği IŞİD’in tüm bölgeyi tehdit eden ve mutlaka yenilmesi gereken bir örgüt olduğunu söyledi. Nasrallah, IŞİD’in palazlanmasında ABD, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin de olduğunu ifade etti ve bu ülkelerin de güvende olmadıklarını savundu Lübnanlı direniş örgütü Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah, Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) bölgede giderek büyüyen ve mutlaka yenilmesi gereken bir tehdit olduğunu söyledi. Nasrallah, Lübnan gazetesi El Ahbar’a verdiği altı saatlik röportajın bugün yayımlaman ilk bölümünde, Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin yanında savaşa girmelerinin de mezhepçilikle bir ilgisi olmadığını belirtti. Suriye’ye, “Lübnan’ı, Lübnan’daki Direniş’i ve istisnasız tüm Lübnanlıları savunmak için” girdiklerini söyleyen Nasrallah, Ersal da yaşanan son olayların da kendilerini haklı çıkardığını savundu. Suriye’de savaşmalarının örgütün ulusal karakteriyle çelişmediğini vurgulayan Nasrallah, Kuseyr’de kendi ülkelerini, Lübnan sınırını koruduklarını ve silahlı grupların kuzey Beka ve Hermel’e girmelerini engelledikleri ifade etti. Bugünse bölgede daha ciddi bir tehdit olduğunu söyleyen Hizbullah lideri, IŞİD’in tüm bölgeyi tehdit ettiğini ve büyük küresel güçlerin çıkarlarını da etkilemeye başladığını belirtti. Nasrallah, 'Bu savaşta Lübnan, Suriye, Irak, Filistin ve tüm bölgenin korunması için herkesin destek sağlaması gerekir. IŞID, Sünni, Şii, Müslüman, Hristiyan, Dürzi, Ezidi, Arap ve Kürtler için bir tehlike teşkil ediyor” dedi. IŞİD’i bir canavar olarak nitelendiren Nasrallah, “IŞİD denen canavar, dost-hasım ya da müttefik-düşman ayırt etmiyor, hiçbir sınırlaması yok” ifadesini kullandı. Şii lider, “Birleşmil Milletler’e göre Ezidi kadınları ve çocukları canlı canlı gömdüler. Katliamı bir sanata çevirdiler. İşler nasıl bu noktaya geldi? Bu seviyeye ulaşmak için bu zihniyet yıllarca üretildi” dedi. 'IŞİD KİMSEYİ AYIRT ETMİYOR' IŞİD’ın Şii-Sünni ayırmadığını, Irak’ta kendileriyle işbirliği yapmayı reddeden Sünni imamları ve şeyhleri de öldürdüğünü hatırlatan Nasrallah, Hıristiyanlar ve Ezidiler gibi azınlıklara yapılan zulümler dışında örgütün binlerce Sünni’yi de evinden ettiğini ifade etti. Nasrallah, “IŞİD’in sınırları yok. Gerçek bir tehlike ve çok sayıda ülke endişeli” diye konuştu Hizbullah lideri, “Ancak biz insanlar arasıda bir terör hali yaratmak istemiyoruz. Bu tehlikeyle kesinlikle başa çıkılabilir, üstesinden gelinebilir ve yenilebilir. Tabii bu tehdidi ciddiye alırsak” dedi. TÜRKİYE'Yİ SUÇLADI Nasrallah röportajında Türkiye’yi de IŞİD’e destek vermekle suçladı. Nasrallah, “Tekfiri düşüncenin takipçilerinin olduğu her yerde IŞİD için bir zemin olacaktır. Bu zemin Ürdün’de, Suudi Arabistan’da ve diğer Körfez ülkelerinde var. Sırası geldiğinde hiçbir devlet IŞİD’in gazabına karşı güvende olmayacak, bu örgüte destek sağlamış olduğuna ya da bu örgütten yararlanmaya çalıştığına inansa bile. Türkiye’de benzer bir durumda. Sonuçta IŞİD gökten paraşütle inmedi. Herkes, dünyanın her yerinden gelen bu militanların içeriye girebilmek için hangi sınırları kullandığını, kimlerin yardım ettiğii, para, silah ve eğitim sağladığını biliyor. Başından bu yana kendi zehirlerini tadacaklarına inandık. Bu yılanı kendileri yarattı ve şimdi yılan onlara döndü, Amerikalılara, Türklere ve Körfez ülkelerine” dedi.Birgün
İranlı matematikçi Meryem Mirzakhani'nin hayatı lise müdürünün kendisini Uluslararası Matematik Olimpiyatları'na göndermesiyle değiştiİranlı matematikçi Meryem Mirzakhani, matematiğin Nobel’i diye de anılan Fields Madalyasını kazanan ilk kadın oldu. Mirzakhani aynı zamanda 1936’dan beri dört yılda bir verilen bu ödülü kazanan ilk İranlı da olmayı başardı. İşte ünlü matemetikçi Meryem Mirzakhani’nin 5harfliler.com’dan Arkadaş Özakıntarafından derlenen yaşam öyküsü:Mirzakhani, küçükken matematikçi olmayı düşünmüyormuş hiç. Kitap okumayı, kendi kendine hikayeler uydurmayı seviyormuş, ve televizyonda ünlü kadınların hayatlarına dair belgeseller seyredip, bir gün büyük bir yazar olma hayali kuruyormuş. Ailesi ise ünü, başarıyı pek dert etmiyormuş ama anlamlı ve kendisini tatmin edecek bir mesleği olmasını diliyormuş. “Çok iyi bir ortamda büyüdüm,” diyor Mirzakhani.
Zekice yapılan reklam demek düşük maliyetle etkileşim sağlayan ve hedef kitlenin ilgisini çeken demek. Yenilikçi ve yaratıcı oluşu da cabası. Dünya çapında etki ve strateji alanında ödül alan kampanyalar arasından seçim yaparak “En zeki 10 pazarlama kampanyası” belirlendi. İşte dünyanın en zeki 10 pazarlama kampanyası…
KAHRAMAN ŞÖVALYE JUSTIN Manuel Sicilia'nın yönettiği animasyon filmi 'Kahraman Şövalye'nin seslendirmelerini Freddie Highmore, Antonio Banderas, James Cosmo ile Charles Dance yaptı. Filmde bürokratların yönettiği ve şövalyelerin yasaklandığı bir krallıkta yaşayan Justin'in maceraları izlenebilecek.
2014 Avrupa Atletizm Şampiyonasında 3000 engelli finalinde altın madalya kazanmıştı ama son 150 metre formasını çıkarması nedeniyle hakemler tarafından diskalifiye edilen Fransız atlet ''Mahiedne Mekhissi''.
Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonuçlarını açıkladıYüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven , düzenlediği basın toplantısıyla Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin resmi sonuçlarını açıkladı. “ Recep Tayyip Erdoğan 12. cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir” diyen Güven “Kesin sonuçlar ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seçildiğine ilişkin mazbata, TBMM Başkanı Cemil Çiçek 'e takdim edildi' açıklamasında bulundu. YSK Başkanı, seçimin tamamlandığını, Anayasa uyarınca Erdoğan'ın tartışılan görev süresine ilişkin sorunun muhatabı olmadıklarını vurguladı. Bu yöndeki bir soruya Güven “Anayasa'nın 79. maddesi görevimizi düzenler. Bu görev seçim başlangıcından bitişine kadardır. Seçimin tamamlanmasından sonraki aşamada Anayasa YSK'ya ayrıca bir görev vermemiştir” yanıtı verdi.T24
Haftalık The Economist dergisindeki Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi zaferini ele alan yazıda, Erdoğan'ın bugüne kadar sembolik olan Cumhurbaşkanlığı makamını etkin bir siyasi yapıya dönüştürmesinin 'endişe verici' olabileceği yorumu yapıldı. Erdoğan'ın padişah gibi gösterildiği bir fotoğrafla yayınlanan yazıda, 'Erdoğan kesinlikle seçim kazanmasını biliyor. Son seçimle birlikte Erdoğan 9'uncu seçiminden de zaferle çıkmayı başardı' deniyor. Seçimlerin büyük ölçüde adil geçtiği belirtilen yazıda 'Erdoğan'In demokratik meşruiyeti sorgulanamaz' deniyor. 11 yıllık Başbakanlık döneminde Erdoğan'ın Türkiye'yi hiç bir siyasi liderin yapamadığı kadar büyük bir dönüşümden geçirmeyi başardığı ifade edilen yazıda Erdoğan'In başarıları şöyle sıralanıyor: 'AKP'nin 2002'de iktidara gelmesinden bu yana yıllık ortalama yüzde 5 büyüme yakalandı. Enflasyon kontrol altına alındı. Asker daha güçlü bir sivil kontrolün altına sokuldu. Kürtlere daha önce hiçkimsenin vermediği kadar çok hak tanındı. 2005'te ise Erdoğan'dan önceki liderlerin sadece düşünü kurabileceği Avrupa Birliği (AB) adaylığı statüsü kazanıldı.'Eleştirilere sert yanıt' Ancak Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'ne çıkmasının tedirgin edici olduğu yorumu da yazıda yer alıyor. 'Asker, laik yapılanma ve siyasi muhalefet sindirilince Erdoğan giderek otoriterleşti. Geçtiğimiz yıl Türkler Gezi Parkı protestolarında sokağa çıkınca Erdoğan'ın yanıtı biber gazı ve polis oldu' denen yazıda, yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturmanın ortaya çıkmasının ardındansa yargı üzerindeki denetimin artırıldığı ifade ediliyor. Erdoğan'ın eleştirilere karşı tutumunun da ele alındığı yazı şöyle devam ediyor: 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak (bu gazetecilerin arasında uzun yıllardır The Economist'in temsilciliğini yapan bir isim de var) ve interneti sansürlemek oldu.' 'Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı daha da endişe verici hale getiren konu ise makamı etkin bir siyasi yapı haline getirmek istemesi' denen yazıda, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı Fransa'daki gibi bir yapıya büründürmek istediği ifade ediliyor. 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak ve interneti sansürlemek oldu.' Bu dönüşümün sağlanabilmesi için Anayasa değişikliğinin gerektiği de hatırlatılan yazıda, 'AKP tek başına bu değişikliği yapabilecek gibi gözükmüyor. Ancak Kürtlerle anlaşarak yeterli çoğunluğa ulaşabilirler' deniyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Erdoğan'ın güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı ofisinde Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'üncü yıldönümü ve sonrasında görevde kalmaya devam edebileceği de yazıda yapılan yorumlar arasında.'Güçlü lider için güçlü kurumlar gerekli' Ancak bölye bir sonucun çoğulcu demokrasiye inananlar için çok da iç açıcı olmayacağı ifade ediliyor ve yazı şöyle devam ediyor: 'Güçlü başkanların görev yaptığı sistemler işleyebilir. Ancak bunun için kuvvetli kurumlar gerekir ve bu alanda Türkiye'nin eksikleri var. Erdoğan'ın otoriter eğilimleri sorunu daha da kritik hale getiriyor. Peki ama neden Erdoğan tüm bu endişelere kulak assın ki? Bu sorunun iki yanıtı var: Kırılgan bir ekonomi ve kendi siyasi mirası.' Erdoğan'ın bugüne kadar girdiği seçimlerden hep başarıyla çıkmasının ardında yaşam standartlarını hızla yükseltmesinin olduğu ifade edilen yazıda 'Ancak ekonomi artık yavaşlıyor. Yüksek cari açık ülkeyi dış finansmana bağımlı hale getirmiş durumda. Küresel faiz oranları yükseldiği zaman Türkiye darbe alabilir' deniyor. Yazının ekonomi ile ilgili bölümü şöyle devam ediyor: 'Ayrıca Türkiye 'orta gelir tuzağı'na düşme riskiyle de karşı karşıya. İhraç ettiği temel ürünlerde rekabet gücünü kaybederken, daha yüksek teknolojili ürünlerin üretimine geçişi sağlamakta zorlanıyor. Türkiye'nin büyümeye devam edebilmesi için hem reformlara hem de yabancı sermayeye ihtiyacı var. Erdoğan şu ana kadar reformlara çok fazla ilgi göstermedi. Her ne kadar yabancı yatırımcılar otoriter rejimleri hazmedebilse de, Erdoğan'ın yaptığı gibi toplumu kutuplaştırarak sosyal kırılganlık yaratılmasından çok hoşnut olmazlar.''Rota tekrar Avrupa'ya dönmeli' Türkiye'nin bir gün AB üyesi olabileceği ümidinin de yabancı yatırımcıların gözünde artı puan olduğu ifade edilen yazıda, 'Erdoğan tam bu noktada siyasi mirasını düşünmeli. Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli' deniyor. Yazıda AB üyeliğinin şu an uzak bir ihtimal gibi gözüktüğü ifade ediliyor. Ancak ülkenin AB normlarından uzaklaşmasının bu süreci imkansız hale getireceği uyarısı da yapılıyor. 'Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Erdoğan Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli.'Erdoğan'ın niyetleri konusunda ilk sınavın ise Başbakan seçimi olacağı vurgulanıyor. 'Sözünü sakınmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oyunun içinde olduğunu gösterdi. Gül yurtiçinde ve yurtdışında itibara sahip bir isim ve kısa bir süre Başbakanlık koltuğunda da oturmuştu' denen yazıda, AKP'nin kurucularından birisi olan Gül'ün Erdoğan'a karşı bağımsızca durabilecek siyasi etkinliğinin olduğu da belirtiliyor. Yazı şu mesajla sonlanıyor: 'Erdoğan'ın güçlü bir başbakanı kabul etmesi Türkiye açısından daha olumlu olacaktır. Eğer bir kukla başbakan yaratmak konusunda ısrarcı olursa insanlar onu Atatürkle kıyaslamayı bırakıp Putin'le karşılaştırmaya başlayabilir. BBC Türkçe
Meksika'nın turizm cennetinde amatör bir kameranın çektiği görüntüler izleyenleri şaşkınlığa uğratıyor.Sian Ka'an milli parkında meydana gelen olayda, bir çocuk hızla yüzerek kendisini yakalamaya çalışan dev bir timsahtan kaçmaya çalışıyor. O sırada bir teknede bulunan turistler timsahın dikkatini başka yöne çekmek için ellerinde ne varsa suya atıyorlar.DHA
Bugün Hürriyet gazetesinde Yılmaz Özdil'in Başbakan kim olsun? yazısının yayınlanmaması sonrasında yaşanan kriz sıcaklığını korurken Radikal deneyimli muhabirlerinden Fatih Yağmur'un işine son verdi. 2011 yılından bu yana Radikal’de görev yapan polis-adliye muhabiri Fatih Yağmur İHH’ye ait TIR'da silah bulunduğu iddialarını gündeme taşımış, 17 Aralık operasyonuna ilişkin pek çok habere imza atmıştı. Fuat Avni dün gece Twitter hesabından, AKP aleyhine yazan ve haber yapanları MİT aylardır takip ettiğine ve medyada kıyım listesi oluşturulduğuna yönelik iddialarda bulunmuş, medyada bir kıyım listesi oluşturulduğunu ve Doğan, Ciner, Demirören ile El Cezire'ye 'atılacakların listesi' gittiğini öne sürmüştü. Fuat Avni: 'Medyada Kıyım Listesi Oluşturuldu' Onedio
Üsküdar Belediyesi, İBB’nin desteğini alarak birinci derece SİT alanı Validebağ Korusu’nda “çılgın proje”sini hayata geçirmek istiyor. Korunun yapılaşmamaya açılmaması için gönüllüler nöbete başladı Emrah Temizkan'ın haberine göre, bir süredir yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya olan 354 dönümlük Validebağ Korusu'nun İBB'ye tahsisi için Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) başvurulması üzerine Validebağ Gönülleri koruda nöbete başladı. GEÇEN YIL REDDEDİLDİ Koru arazisinin kullanım hakkı Milli Eğitim Bakanlığı'na, mülkiyeti ise Hazine'ye ait. Birinci derece SİT alanı olan 354 dönümlük Validebağ Korusu'nun tahsisi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) geçtiğimiz MEB'e başvurmuş ancak başvurusu reddedilmişti. Korunun Üsküdar Belediyesi'ne tahsis edildiği yönündeki iddia üzerine İBB ve Üsküdar Belediyesi'nden bilgi almak isteyen Validebağ Gönülleri bu konuda iki taraftan cevap almış değil. BAŞBAKAN DESTEK VERİYOR Üsküdar'ın şu andaki AKP'li Belediye Başkanı Hilmi Türkmen seçim öncesinde Başbakan'dan destek aldığı söylediği, Validebağ Korusu için planladığı ve “çılgın proje” adını verdiği projesini açıklamıştı. Bu projede, koruya çocuk parkı, seyir terası, göletler, açıkhava tiyatroları ve düğün salonları yapılacağı açıklamıştı. Projeyi kimsenin provoke etmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Türkmen, burayı kendi çıkarları için kullanan belli bir marjinal grubun tüm engellemelerine karşın, İBB'nin desteğiyle, geniş kapsamlı bir düzenleme yapacaklarını eklemişti. PROJE TEPKİLERLE ASKIYA ALINDI Korudaki yapılaşma tehlikesi 2006 yılında Üsküdar Belediyesi ile MEB arasında imzalanan protokolde ilk kez ortaya çıktı. Protokolün amacı temizlik, bakım ve onarım olarak belirtildi. O dönemde, korunun yapılaşmaya açılacağı endişesi semt sakinleri tarafından yoğun olarak dile getirildi. Bu tepkiler üzerine İstanbul Valiliği bir açıklama yaptı ve protokolle korunun Üsküdar Belediyesi’ne devir, tahsis ya da kiralanmasının söz konusu olmadığını belirtti. Ayrıca belediyenin korunun düzenleme projesini Koruma Kurulu'na sunacağını kaydetti. Tartışmalar sonrasında belediye projeyi askıya aldı. Hilmi Türkmen'in çılgın olarak adlandırdığı projenin bir benzeri 2009 yerel seçimleri öncesi AKP Üsküdar Belediye Başkanı adayı Mustafa Kara tarafından da dile getirilmiş, seçimlere Mustafa Kara belediye başkanı seçilmişti. Üsküdar Belediyesi, 2009 yılında koruda koşu parkuru yapmaya başladı, Türkiye ve Avrupa Kros Şampiyonası burada düzenlendi. Bu organizasyonlar koruya epey zarar verdi. Emrah Temizkan | BirGün
BURSASPOR, orta saha oyuncusu Colin Kazım'ı Beşiktaş'ın Avrupa Ligi karşılaşmasında elediği Hollanda ligi takımlarından Feyenoord'a 1 yıllığına kiraladı.Yeşil beyazlı kulübün internet sitesinde transferle ilgili şu bilgiler verildi:'Futbolcumuz Colin Kazım'ın transferi ile ilgili Feyenoord Kulübü'yle yapılan görüşmeler olumlu sonuçlanmıştır. Profesyonel futbolcumuz Colin Kazım Richards'ın 1 yıllığına Feyenoord Kulübüne kiralanması konusunda kulüp ile anlaşma sağlanmıştır.'DHA
Ethem Sarısülük’ün avukatı da dahil 11 kişiye, duruşmalara katılım için düzenledikleri etkinlikler nedeniyle “örgüt üyeliğinden” soruşturma açıldı. Fezlekede Sarısülük için “terör örgütü üyesi” deniyor. Sarısülük hakkında bu çeşit bir soruşturma ya da dava yok. Ankara’daki Gezi direnişinde öldürülen Ethem Sarısülük’le ilgili davanın duruşmalarına katılım için etkinlikler düzenleyen 10 kişi ile Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar hakkında “Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) örgütü üyeliği ve örgüt adına eylem yapmak” suçlamalarıyla soruşturma açıldı. bianet'ten Ayça Söylemez'in haberine göre, 11 kişi, Sarısülük’ü vuran polis Ahmet Şahbaz’ın tutuklandığı son duruşma sonrasında ifade vermek üzere Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne çağırıldı. Avukat Bayraktar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Ethem Sarısülük davasında avukatlık yapma tarzımın siyasal iktidarı rahatsız ettiğinin farkındaydım ve bu nedenle bir şekilde baskı ve tehditlere maruz kalacağımı tahmin ediyordum” dedi. “Tahminlerim boşa çıkmadı ve hakkımda soruşturma başlatıldı. Sarısülük'ün öldürülmesine, yargılama boyunca sergilenen ağır hukuksuzluklara tepki duyan ve bu tepkilerini demokratik eylem ve protestolarla dile getiren, bir kısmı başka dava ve soruşturmalarda müvekkilim olan 10 kişi daha soruşturmaya dahil edildi.” Suçlama: Duruşmaya çağrı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/155886 soruşturma numaralı dosyası için Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 5 Haziran tarihli fezlekede, “örgüt üyeliğine” basın açıklaması gerekçe gösterildi: “TİKB Terör örgütü üyesi Ethem Sarısülük'ün (), 23.09.2013 günü yapılan duruşmasına destek vermek amacıyla Ankara Adliye Sarayı önünde yapılan basın açıklamasına katılmak.” Avukat Bayraktar, fezlekede “örgüt üyesi” ilan edilen Sarısülük hakkında “terör örgütü üyeliğinden soruşturma, yargılama ya da mahkumiyet söz konusu değildir” dedi.“Gazetecilere demeç vermek” Şüphelilere yöneltilen diğer suçlamalar ise şöyle: “Basın açıklaması için toplanan gruba hitaben örgütsel içerikli, örgüt üyelerini devlete karşı tahrik edici konuşmalar yapmak”, “28 Ekim 2013’te Sarısülük'ün ölümü ile ilgili olarak Ankara Adliyesinde görülen duruşmaya destek vermek amacıyla, kamu malına zarar verilen protesto amaçlı eyleme ve basın açıklamasına katılmak, basın açıklaması öncesi ve sonrasında örgüt üyelerini motive edici konuşmaların yapıldığı eylemde basın mensuplarına demeç vermek”,“Avukatlık kisvesinde eylem” Avukat Bayraktar’ın yaptığı basın açıklaması da “avukatlık kisvesinde eylem” olarak değerlendiriliyor: “2 Aralık 2013’te Sarısülük'ün Ankara Adliyesinde yapılan duruşmasına destek vermek amacıyıla düzenlenen basın açıklaması ve protesto eylemine katılmak, basın açıklamasına ve protesto eylemine katılan gruba hitaben 'mahkeme heyetinin sözde hukuksuz davrandığını, heyetin yargılamayı yürütemediğini, siyasi iktidarın yargıyı yönlendirerek sanığın korunduğunu, mahkemenin meşru olmadığını' mahkeme heyetini ve siyasi iktidarı tehdit edercesine basın açıklamasına ve protesto eylemine katılan grubu tahrik edici, yargıyı küçültücü, AKP iktidarını aşağılayıcı sözde bilgilendirme amaçlı açıklamalarda bulunarak Avukatlık kisvesi altında eyleme katılmak.” Ayça Söylemez | Bianet