Leman Sam: 'Hâlâ Sözlerimin Arkasındayım'
Kurban Bayramı'nda attığı bir tweetle, kurban kesenler ile kafa kesen IŞİD'çileri aynı kefeye koyan ünlü sanatçı Leman Sam , tartışmaya yol açan açıklamalarına ilişkin olarak, 'Hâlâ sözlerimin arkasındayım. Onu bir görüntünün üzerine yazmıştım, yazdığım tweetin Kurban Bayramı’yla alakası yoktu ama Kurban Bayramı’ndaki görüntülerden sonra da yazardım muhtemelen' diye konuştu.'Et yiyen bir insan değilim' diyen Sam, 'Çocukken de zorla yerdim, ölü yiyorum fikri bana hep çok ters geldi. Ama et yiyenlerden de bana ne, onlar da yesin, kimseyi kınamıyorum' ifadelerini kullandı.Milliyet Gazetesi'nden Asu Maro 'ya konuşan Leman Sam, yanlış anlaşıldığını söyledi. Sam'ın o açıklamaları şöyle:Hangi ruh hali içinde yazdınız o tweeti?Bir kere şunu söylemek istiyorum, kendimi savunmak için herhangi bir şey söylemeyeceğim çünkü savunulacak hiçbir şey yok. Hâlâ sözlerimin arkasındayım. Onu bir görüntünün üzerine yazmıştım, yazdığım tweet’in Kurban Bayramı’yla alakası yoktu ama Kurban Bayramı’ndaki görüntülerden sonra da yazardım muhtemelen.Hangi görüntü üzerine yazmıştınız?Kesilmiş, asılmış bir hayvanın içine çocuğu koyup resim çektirmişlerdi. Bir diğerinde de kesilmiş bir hayvanın kafasını çocuğun eline vermişlerdi... Şimdi herkesin inanç özgürlüğü vardır, herkes neye istiyorsa ona inansın, bu beni ilgilendirmez. Ama benim çocukluğumda da Kurban Bayramı vardı ve o gün Kurban Bayramı bu şekilde kutlanmazdı. Benim bildiğim kadarıyla o alınan hayvancağızlar güzel bakılır, o gün geldiği zaman gülsulu tülbentlerle gözleri bağlanır, işini bilen insanlar tarafından kesilir. Kimse kimseye gösteriş yapmak için kurban kesmez. Ben o zaman da çok onaylamıyordum ortalık yerde yapılmasını ama gün geçtikçe artık öyle bir abartı haline geldi ki Boğaz kırmızı akıyor, ortalık kıyamet gibi, kaçan hayvana işkenceler ediliyor, elektrikli testerelerle hayvanlara saldırılıyor, benim ruh sağlığım bozuluyor. Dediğim gibi, yazdığım tweet’in aslında Kurban Bayramı’yla ilgisi yoktu.Neyle ilgiliydi peki?Şunu yazdım: Masum bir hayvanın boğazına bıçağı dayayan bir insanın duygusuyla bir insanın boğazına bıçağı dayayan insanın duygusu aynıdır. Bizim ülkemizde sıklıkla adamlar karılarını kesiyor, terör örgütleri kafa kesiyor. Hani şöyle bir söylem vardır: Ben o kadar duyarlıyım ki tavuk bile kesemem. Çünkü bir canlıyı kesip, boğazından kan akıtıp can çekişmesini seyretmek öyle her babayiğidin harcı değildir. Her insanım diyen insan buna katlanamayabilir. Katlanamayanı da katlananı da kınamak bence çok gereksiz. Onun karakteri öyle, bunun karakteri böyle. Ben sadece eylemi yazdım; onu yapabilen, bunu da yapabilir. Çünkü farklı değil. Kan, can aynı şey. Benim attığım o tweet belki zamanlama açısından öyle anlaşılmış olabilir ama oradaki satanist de kedi kesiyor, buradaki sapık da köpek kesiyor, boğaz kesme eyleminden bahsettim. Onu yapabilen bunu da yapabilir, ona bakabilen buna da bakabilir. bugün yavru kediyi öldüren bir adam yarın çocuğunu öldürürse ben buna şaşırmıyorum. Budur mesele. Fakat bunun üzerine atılan tweet’lerden belli bir kesimin düzeyini fark ettim.Fakat bunu bekliyordunuz herhalde...Yoo. Ben bazen çok sert tweet’ler atıyorum, birkaç kişi ilgileniyor. Ama bunun hangi maksatla yapıldığını bilmiyorum, muhtemelen bunu fark eden birileri Bülent Arınç’a söylemiş olabilir, öyle alevlendirilmiş olabilir bu mevzu.Şaşırdınız mı Arınç’ın sizin hakkınızda konuşmasına?Yo, o ya ağlar ya birilerini hoplatır. Fakat şöyle bir şey var, ben bugüne kadar parlamentodan herhangi birine hakaretamiz bir şey yazmayı düşünmedim. Hatta geçen yıl yazdığım bir yazıda başbakan için “Sizi sevmeyi çok isterdim” demiştim. Hakikaten insan idarecilerini sevmek ve onlara saygı duymak istiyor. Ama Bülent Arınç çıkmış, edep, haya, iffet diyor, bu sözcükler kolay kolay kullanılabilir sözcükler değil. Bir dakika, nasıl bir hayasızlığımı, edepsizliğimi ya da iffetsizliğimi görmüş? Bu bir devlet adamına yakışmayacak bir tarzdır ve de çifte standartlı olduğu da açıktır. Sen “Bakara makaraya” bir şey deme, sonra bana edepten bahset. Üzgünüm ama hiç saygı duymuyorum ve kınıyorum, hatta kınamakla da kalmayacağım, hukuki yollara başvuracağım.Tepkinizi İslamofobiye bağlayanlara ne diyeceksiniz?Benim kimsenin dinine, inancına karışmak gibi ne bir hakkım var ne de bir isteğim... Sadece din kaynaklı savaşlara çok üzülüyorum, insanlar barış içinde yaşasın isterdim. Ama olmuyor. Dinler eğer savaşa neden oluyorsa bu çok üzücü. Ben İslam’ı böyle öğrenmedim. Benim büyükannem namaz kılan, dinine bağlı bir kadındı ve bana İslam’ın son derece barışçı, temizlik, yardımlaşma, dayanışma gerektiren bir din olduğunu öğretmişti. Bugün bu kadar şiddet içeren ve seksist yazılar yazabilen insanları gördüğümde bunun dinle ilgisi olduğunu düşünmek istemiyorum.Yani sizin yazdığınız Müslümanlığa dair bir cümle değil...Müslümanlıkla ilgili bir laf yok zaten yazdığımda. Ne İslam lafı geçiyor ne kurban ne de bayram. Benim kızgınlığım insanoğluna, Müslüman’a değil. Zaten diğer yazdıklarımı da insanlar incelerlerse esas hırsımın kime olduğunu anlarlar. Benimki insanoğluna. Bu kadar şiddeti içinde nasıl barındırdığına inanamamaktan.Ne zamandır et yemiyorsunuz?30 yıldır falan. Ona da çok güldüm, büyük bir mitoman grubu var ortada. Beni et lokantasında görmüşler, yanağımdan yağlar akıyormuş, elimde şarapla et yiyormuşum. Acıtmak için yazdıkları hiçbir şey beni acıtan bir şey değil ki. Ben yaşlılıktan korkan bir insan değilim. Çok güzelim diye iddia eden bir insan değilim, et yiyen bir insan değilim, onun için bana yazdıklarına gülüyorum ancak. Çocukken de zorla yerdim, ölü yiyorum fikri bana hep çok ters geldi. Ama et yiyenlerden de bana ne, onlar da yesin, kimseyi kınamıyorum.Kızınız Şevval, “Anne ne yapıyorsun?” diyor mu?Yok demiyor, ben üzülüyorum onun için. Biz iki ayrı yetişkin insanız. Benim için Şevval’in de hakaret görmesi beni tabii üzüyor. Bu bana ait bir şey. Kızımdan ne istiyorsunuz?Anneler “Aman çocuğum başını derde sokma der”, siz anne olarak tam tersi önde gidiyorsunuz...Şevval’e dikkatli olmasını söylüyorum ama dediğimi yap, yaptığımı yapma gibi oluyor biraz. Bu kadar çok cehalet varken korkmalı mıyım? Aslında korkmalıyım. Benim Susurluk zamanında da eyleme katıldım diye sekiz konserim iptal olmuştu. Yeni projeler var mı? Ülkenin şu durumunda proje düşünecek halim yok. Biraz durulursa ortalık konserler devam edecek, albüme bakılacak ama moralin düzgün olması lazım. Ben üretemiyorum şu anda. Bugünlerde içimden şarkı söylemek gelmiyor. Hayal kırıklığı içerisindeyim, ben toplumu böyle bilmiyordum. Şiddete alışmak çok fena bir hastalık.Yakın zamanda bir de “Arap turist görmek istemiyorum” tweet’inizle gündeme geldiniz, o yazdığınızın ırkçı olduğunu düşünüyor musunuz?Asla. O nedendi biliyor musun? Suriyelilerin geldiği bir dönemdi, ben bir aile gördüm. Dilenmiyorlardı. Öyle oturuyorlardı. Oturup ağladım, belli çok fakirler ve zor durumdalar ama istemiyorlar bir şey. O kadar canım yandı ki. Aynı gün ne duydum biliyor musun? O gelip de burada iş açan, saç ektiren Suriyeliler valiye şikayet ettiler. Bu dilencileri buradan toplatın diye. Ben bu haberin üzerine yazdım bunları. Ben sadece hayvana Merhamet eden bir insan değilim ki. Benim kendinden kötü durumdaki herkese hassasiyet duyan ve ona kötü davranana da düşman olan bir karakterim var, ne yapayım?Bir konseriniz iptal olmuş...Evet. Gaziantep’te bir ticari firmaydı, beni istediler fakat şöyle bir haber geldi: Yeşil sermayeden birileri davetliymiş, onlar “Leman Sam gelirse biz gelmeyiz” demişler. Ben de memnuniyetle kabul ettim, hiç önemli değil. Kadıköy Sahne’de de bu akşam vardı, onu da çok hasta olduğum için ve ortalık çok karışık olduğu için iptal ettik. İnsanlar ölürken ben nasıl şarkı söyleyeyim? Bu gibi şeylerde hep iptal etmedik mi, Soma’da da, Gezi’de de? Ölümler üzerine neşe bana ters geliyor.T24
İngiltere Peşmerge Güçlerini Eğitiyor
İngiltere Savunma Bakanlığı, terör örgütü IŞİD ile mücadeleye destek kapsamında Irak'ın kuzeyindeki Kürt güçlere askeri eğitim verdiğini duyurdu.İngiltere Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Yorkshire birliğinden 12 kişilik 'uzman ekibinin' peşmergelere İngiltere'nin sağladığı makineli ağır silahları kullanmayı öğrettiği kaydedildi. Askeri ekibin eğitim için Erbil'de bir hafta kalmalarının beklendiği ifade edildi.Bakanlık açıklamasında, İngiliz hükümetinin Irak'taki Kürt güçlere sağladığı eğitimin IŞİD'e karşı verilen mücadele çabaları kapsamında olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:'Savunma Bakanı Michael Fallon, savaşmayan, eğitim veren ve Erbil'e gönderilen küçük uzman bir ekibin konuşlandırılmasını onayladı. Ekip, geçen ay İngiltere tarafından sağlanan makineli ağır silahların kullanımı ve korunması gibi konularda eğitim veriyor.'İngiltere, geçen ay Iraklı Kürtlere 40 makineli ağır silah ile askeri mühimmat sağlayacağını açıklamıştı.IŞİD'e karşı yürütülen hava operasyonunun sadece Irak ayağında yer alan İngiltere, geçen aydan bu yana özellikle Irak'ın kuzeyinde Kürtleri tehdit eden IŞİD hedeflerini bombalıyor.Muhabir: İnci Gündağ | AA
Yoga Yaparken Kemiklerimiz Böyle Görünüyor
X-ray görüntüleme teknolojisinin gerçekçi bir temsilini oluşturmayı amaçlayan Hybrid Medical, yoga yapan bir kişinin kemiklerinin nasıl gözüktüğünü gösteren bir 3 boyutlu animasyon hazırladı.
7 Maddede HSYK Seçimleri
Kobani'de IŞİD saldırıları sürüp, Ukrayna Putin yüzünden çatırdar, Hong Kong'da demokrasi ayaklanmaları devam eder ve Hindistan Mars'a araç gönderme başarısını gösterirken, Türkiye'nin en önemli gündemi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri. Bunun da son derece mantıklı bir sebebi var, HSYK'nın yapısı nasıl mahkemelerde, nasıl bir yargı düzeni içerisinde ne tipte bir yargılamaya maruz kalacağımızı belirleyecek. Bu yüzden Türkiye'deki bütün siyasal aktörler seçimlere karışmış durumda. Hükümet 'kendisinin daha uyumlu çalışacağı bir yargı' talebinde bulunurken, muhalefet de hükümetten bağımsız, iktidarın icraatlarını da denetleyebilecek bir yargı düzeni talep ediyor. Böyle bir portreden uluslararası hukukun evrensel standartlarına uygun, bağımsız, tarafsız bir yargı çıkar mı bilinmez ama HSYK seçimlerine dikkatli bir şekilde bakmak, nedir, ne değildir incelemek gerektiği kuşkusuz. Karşınızda 7 maddede HSYK seçimleri.
Kışanak: 'Diyarbakır'da Sulara Zehir Katıldı İddiası Provokasyondur'
Diyarbakır'da bu gece şehir şebeke suyunu zehir katıldığı ve çok sayıda vatandaşın hastanelere kaldırıldığı yönünde çıkan söylentiler üzerine açıklama yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, iddiayı yalanlarken, dedikoduların provokasyon olduğunu söyledi.Diyarbakır'da bu gece halk arasında kentin şebeke suyuna zehir karıştırıldığı ve çok sayıda kişinin hastanelere gidederek tedavi gördüğü yönünde iddialar yayıldı. Kentte tedirginlik yapan iddialar üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, belediyenin internet sitesinden gece yarısı açıklama yaparak iddiların asılsılsız olduğunu açıkladı. Kışanak, bu tür asılsız dedikodularla halkta korku ve panik yaratılmak istendiğini, son zamanlarda yaşanan olaylar nedeniyle her türlü provakasyonun yaşanabileceğine belirterek, 'Halkımız müsterih olsun. Bu tür zamanlarda ortaya çıkan felaket tellallarına kulak asmasın. Provakosyona geçit vermesin. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ve DİSKİ Genel Müdürlüğümüze güvensin, yeter' ifadelerini kullandı. Diyarbakır’ın sadece Türkiye’nin değil dünyanın suyunu musluğundan içen ender kentlerinden biri olduğunu hatılatan Kışanak, “Kentimiz Diyarbakır, DİSKİ Genel Müdürlüğümüzün başarılı çalışmaları sayesinde modern içme suyu arıtma tesisine ve Avrupa Birliği’nden akredite olmuş donanımlı Su Kontrol Laboratuvarı’na sahiptir. Günlük, haftalık ve aylık su analizlerinin yapıldığı laboratuvarımız çalışmalarını İl Halk Sağlığı Müdürlüğü ekipleri ile paralel yürütmektedir. Dolayısıyla içme suyumuzda bırakın zehri, insan sağlığını tehdit edecek hiçbir zararlı maddeye rastlayamazsınız. Kaldı ki şebeke suyunda zehir olabilmesi için şu an için hastanelerimizde yüzlerce hatta binlerce vakanın olması gerekmektedir. Ancak gördüğümüz kadarıyla böyle bir vakda da söz konusu değildir. Bugüne dek kentimizde benzeri bir olay yaşanmadığı gibi bundan sonra da yaşanması mümkün değildir. Her zaman ki gibi sularınızı, musluklarınızdan, gönül rahatlığı ile içiniz' dedi.Kışanak,Diyarbakır'da fısıltı gazetesi şeklinde hızla yayılan bu türden dedikodulara itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, 'Her zaman ki gibi sularınızı, musluklarınızdan, gönül rahatlığı ile içiniz' ifadesini kullandı.DHA
Reklam
25 Renklendirilmiş Fotoğrafla Devrimden Önce Rusya
Sergey Prokudin-Gorsky (1863-1944), yazar Tolstoy'un porte fotoğrafını renklenerek ünlendi. 1909 yılında ise Çar II. Petro'nun dikkatini çekti.Produkin'in daha sonra çar ve çarın ailesi ile yapacağı toplantılar hayatının dönüm noktası olacaktı. Çar, Produkin'in bundan sonra yapacağı işler için finansman sağladı ve yetki verdi. Sonraki 10 yıl boyunca, karanlık oda olarak tasarlanmış bir araçla birlikte Produkin, bütün Rusya İmparatorluğu'nu katederek 10.000'den fazla renklendirilmiş fotoğraf çekti.
Reklam
Reklam
Sürpriz Bir Şekilde Cinsiyetçilikten Sınıfta Kalan 10 Popüler Film
Sinema kültürünün sadece izlemekle değil, çözümlemekle de ilgili olduğunu düşünenler beri gelsinler. Birazdan bahsedeceğim test, bundan sonra film izlerken 2 kat dikkatli olmanıza sebep olabilir. Daha önce duymamışlar için Bechdel Test, filmleri değerlendirmek için 1985 yılında Alison Bechdel tarafından geliştirilen bir tekniktir. Bir filmin bu testten geçmesi için temel kriter, bir sahnede bir ya da daha fazla kadının mevzubahis erkeklerin olmadığı konuşmalar yapmasıdır. Fakat bu konuşmalar basmakalıp kadın muhabbetleri üzerine olursa - ayakkabı, çanta vs- filmimiz yine testten geçememiş sayılacaktır. Bu şekilde kulağa basit geliyor ancak 2500 film içerisinden yapılan değerlendirmede, sadece yarısı bu testi geçebilmiştir. Durumu netleştirmek adına, testi geçmesi filmin iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmemektedir. Filmin testi geçememesi de filmin kadın düşmanı olarak adlandırılamayacağı gibi, testi geçmesi de feminist bir film olduğunu göstermemektedir. Örnek vermek gerekirse, Alien filmi bu testi geçmiştir. Çünkü filmde, Ripley ve Lambert'ın Alien hakkında ufak bir konuşmaları vardır.Şimdi gelin fenomen ve bu testi geçememiş testlere bir göz atalım
Yalnız Kalmaktan Keyif Almaya Başladığınızda Yaşayacağınız 10 Değişiklik
Yalnız olmak ya da tek başına takılmak genel olarak kötü algılanan bir durum. Asosyal, hiç arkadaşı olmayan ya da istenmeyen biri olarak algılanmanız kaçınılmaz. Ama yalnızlığınızla barıştıkça, kendi kendinize zaman geçirmekten keyif aldıkça tüm genellemelere inat bunun hiç de kötü bir şey olmadığını aksine bir çok getirisinin bulunduğunu anlarsınız.
Vergide de 'En Az Üç Çocuk' Düzenlemesi Geliyor
Üç çocuk sahibi olan asgari ücretlilerin vergi yükü sıfırlanacak; bekar olanlar ise yandı...Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘ en az üç çocuk ’ söylemi konusundaki teşviklere bir yenisi ekleniyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, çocuk sayısına göre belirlenen vergi oranlarının yeniden düzenleneceğini ve üç çocuk sahibi olan asgari ücretlilerin vergi yükünün sıfırlanmasına yönelik çalışma yaptıklarını açıkladı.Cumhuriyet’ten Mahmut Ilıcalı’nın haberine göre , Şimşek asgari ücretlilerin vergi düzenlemesiyle ilgili açıklamayı, CHP Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın asgari ücretten alınan vergilerin kaldırılıp kaldırılmayacağına yönelik soru önergesine cevaben yaptı.BEKAR OLAN YANDIBakan Şimşek, asgari ücretlilerin gelir vergisi oranlarını bekar, evli ve çocuklu kategorilerine göre düzenlediklerini belirtirken, 891 lira ücret alan dört çocuk sahibi asgari ücretlilerin yüzde 12.8’lik vergi yükünden kurtulduğunu, üç çocuklu ücretliler için de düzenlemelerinin olduğu yanıtını verdi.Şimşek, diğer vergi oranlarını da şöyle açıkladı: “ Yüzde 12.8 oranındaki vergi yükü bekâr için yüzde 5.3; evliler için yüzde 3.8; evli ve bir çocuklu için yüzde 2.6; evli ve iki çocuklu için yüzde 1.5, evli ve üç çocuklu için yüzde 0.7; evli ve dört çocuklu için yüzde 0. ”Bu durumda, bekar veya tek ve iki çocuğu olan ancak asgari ücretle çalışan ailelerden ‘gelir vergisi’ alınmaya devam edecek.Demokrat Haber
Reklam
"Hükümet, Aşırı Dinci Grupları Silahlandırdı"
AKP kurucusu Fırat, Kobani için bütün Kürtlerin hassas olduğunu belirterek, eylemlerde sadece HDP’lilerin değil, AKP’ye oy verenlerin de yer aldığını söylediKobani protestolarında ölenlerin sayısı 39’a ulaşırken yüzlerce kişi yaralandı. Diyarbakır başta olmak üzere bölge savaş alanına dökerken, STK yöneticileri, akademisyen ve siyasetçiler yaşananları Taraf’a değerlendirdi. Yaşanan olayların kaygı verici olduğu kanısının yaygın olduğu bölgede, sürecin provokasyonlara kurban edilmemesi gerektiği savunuldu.AKP’nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat: “Hükümet Rojava’daki oluşumun önünü kesebilmek için aşırı dinci gruplara tavizler vererek, silahlandırıp maddi destek sağladı. Tüm bunlar birikerek bu aşamaya geldi” dedi.SOKAKTA AK PARTİYE OY VEREN DE VARDIMehmet Fırat, sokak eylemlerinde sadece HDP’lilerin değil, AKP’ye oy verenlerin de olduğunu söyledi. Kobani konusunda tüm Kürtlerin hassas olduğunu belirten Mehmet Fırat, “Bu ayaklanma birden ortaya çıkmadı. Birikmeler uzun süre devam etti. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antep’te “Kobani düştü, düşüyor; PKK ile IŞİD’in farkı yok” gibi söylemleri bardağı taşıran son damla oldu. Dolayısıyla gösterilere baktığımız zaman ilk kez böylesine bir toplu hareket oluyor. Yoksa HDP ve PKK birçok kez halkı sokağa çağırdı. Fakat hiçbir zaman böyle bir ayaklanma olmadı. Dolayısıyla bunu HDP’ye, bir siyasi düşünceye veya örgüte mal etmenin yanlış olduğu kanısındayım” dedi.KOBANİ KÜRTLER İÇİN BİR SEMBOLDÜRKobani’nin sadece Türkiye’deki Kürtleri ilgilendiren bir konu olmadığını, dünyadaki tüm Kürtleri ilgilendir-diğini belirten Fırat, “Özellikle Suriye, Türkiye, İran ve Irak’taki Kürtlerin bir nevi simgesi haline gelmiş durumda. Olanları bu şekilde değerlendir-mekte fayda var. Tabii bu sırada can kayıpları, yağmalamalar gibi hoş olmayan hadiseler de oldu. Bu ayaklanma sadece protestoyla sınırlı kalsaydı vatandaşın hakkı olarak kalırdı” diye konuştu.Ergenekon hâlâ ayaktaGösterilerin provoke edildiğini belirten Fırat, Atatürk heykellerine ve bayrağa saldırılmasını örnek gösterdi. Bu filmin daha önce de sahnelendiğini hatırlatan Fırat, “Mersin’deki büyük bayrak provokasyonuna benzer bir şey. Ben her zaman söylüyorum, Ergenekon hâlâ ayakta. Tahminimce Demirtaş da böyle bir çağrı yaptığında bunların olmasını beklemiyordu. Demek ki o da kontrol edemiyor” dedi.“IŞİD’in yaralılarını tedavi ediyorlar”Sorunun bu aşamaya gelmesinin hükümetin politikasından kaynaklandığını ifade eden Dengir Mir Mehmet Fırat, şöyle devam etti: “Hükümet en son yaralıları tedavi ediyordu, sağlık bakanı kendisi ifade etti. ‘IŞİD yaralılarını tedavi etmek insani bir durumdur’ diye açıklama yaptı. O sırada YPG’li Kürt bir gencin cenazesi geldiğinde morga dahi alınmasına engel olundu ve orada hadiseler çıktı. Bu büyük bir çelişkidir. Tüm bunlar damla damla birikti ve bu noktaya geldi.ESAD ŞARTI, BATIYA ŞANTAJDIRKobani konusunda kimse, Türk ordusunun işgal veya tarafsız bölge oluşturma planını istemiyor. Mesela ABD uçaklarının bombardımanları çok kesin sonuç vermiyor. Çünkü hedeflerin lazerle işaretlendirilmesi yapılamıyor. Kuzey Irak’ta veya Güney Kürdistan’da çok daha etkili oluyor uçaklar çünkü orada ABD’nin özel kuvvetleri hedefleri işaretleyebiliyor. Veya koordinatları çok net verebiliyorlar. Türkiye burada müttefik güçlere o koordinatları belirleyip verebilir. İncirlik’i açabilir, ki daha evvel bu da konuşulmuştu. Ama şimdi Esad’ın düşürülmesi şartını öncelikli hale getirip, bunu batıya, ABD’ye bir şantaj unsuru olarak kullanmasını ben çok da doğru bulmuyorum.”“Devlet kendi vatandaşına misliyle cevap vermez”Konuşmasında hükümetin kullandığı dili de eleştiren Mehmet Fırat, şunları söyledi: “Devlet hiçbir zaman kendi vatandaşına misliyle cevap vermez. Sükuneti, asayişi sağlar. Misliyle cevap bir savaş halinde düşmana karşı yapılır. Türkiye daha önce Suriye’den buraya mermi düşerse biz bunu misliyle cevaplarız demişti. Orada bir karşıtlık var. Oturup düşünülmesi lazım neden bu noktaya gelindiğini konusunda, sebepleri çözümlemek gerekir. Ve biraz daha sükunet, itidal gerekir. Bu da devlete, devleti yöneten insanlara düşer.”Hükümet yanılgı içindeMazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, protesto sırasında ölümlerin meydana gelmesinin provokasyon olasılığını güçlendirdiğini belirtti. Öcalan’ın sükunet çağrısına rağmen gerginliğin devam etmesinin bu olasılığı güçlendirdiğini ifade eden Ünsal şunları söyledi: “Özellikle Kobani konusunda hükümetin öngörüsü sağlıklı değildi. Olaylar öncesi Türkiye’yi yönetenler, ‘Kobani sorunu sürece nasıl yansır’ yanılgısı içindeydi. Görünen odur ki Kobani çözüm sürecini etkiliyor. Suriye sorunu bizim iç sorunumuz diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kobani’yi dış mesele olarak görmesi başlıca sorun.Bu yaklaşım doğal olarak sokaklara yansıdı. Kobani’de bir trajedi yaşanması öfke patlamasına neden oluyor. Bu öfke patlamasının olması doğal. Öte yandan Kobani sorunu olduğu gibi duruyor. Adım atılmış değil. Sokakların durulması için sadece bir taraf değil, iki tarafında çağrı yapması gerekir. Kobani sorunun devam etmesi sokakları daha çok karıştırabilir. Sokaklar Kobani’nin düşmesi halinde ne olacağını gösterdi. Bunun dikkate alınması gerekir.”Süreci istemeyen gruplar olabilirDicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, yaşanan olayların kaygı verici olduğunu söyledi. Çözüm sürecinin en kritik ve en keskin aşamalarından geçildiğini ifade eden Vahap Coşkun, “Bir çok ilden ölüm haberi geliyor, farklı gruplar karşı karşıya gelmiş durumda” diyerek, yaşanan ölümlerin provokasyon olasılığını güçlendirdiğini söyledi.Gerek devlet, gerek PKK veya farklı grupların içinde olduğu bir kesimin sürecin bu şekilde ilerlemesini istemiyor olabileceğine dikkat çeken Coşkun, “Çözümü istemeyen bu kesimler harekete geçmiş olabilir. Karşılıklı birbirini suçlamak yerine, durumun daha da kötüye gitmemesi için, ne yapılabilir, bunun konuşulup tartışılması gerekir” ifadesini kullandı.Kobani'ye sadece insani yardım yeterli değilBu aşamada öncelikle sokakların boşlatılması gerektiğini savunan Coşkun, hareketli olan sokakların karşıt görüşlü grupların çatışma olasılığını güçlendirdiğini söyledi. Kobani sorununun hâlâ güncelliğini koruduğunu ifade eden Coşkun, “İnsanların hassas olduğu bu konuda Türkiye’nin özelikle Kobani’ye sadece insani yardım yapması demek ki yeterli değilmiş. Kürtlerin temel beklentisi Türkiye’nin koalisyon güçleri ile birlikte YPG’ye yardım etmesidir. Bu toplumda önemli derecede rahatlama sağlar” dedi.“HDP o kadar insanı sokağa çıkaramaz”Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya, yaşanan olayların karanlık elleri suçlayarak çözülemeyeceğini söyledi. Mehmet Kaya, HDP’nin tek başına o kadar insanı sokağa dökemeyeceğini belirterek, toplumda kırılma yaşandığını söyledi. Kaya, eylemlerin sivil itaatsizlik olduğunu belirterek, bugün HDP ile sokağa çıkanların yarın kendi kendinelerine hareket edebileceğinin tespitinde bulundu.Mehmet Kaya, “50 yıldır Diyarbakır’da yaşıyorum. İlk defa böyle toplumsal bir hareketin, hemen hemen tüm kesimleri kapsadığını ve sokaklara çıktığını gördüm” dedi. Kaya, bu tepkinin altına bir sosyoloji yattığını söyledi. Kürt toplumunun çözüm sürecine rağmen sokağa çıkmasının doğru anlaşılması gerektiğini ifade eden Kaya, “Toplumun taleplerini ve toplumun geldiği noktayı iyi ölçemeyen bir hükümet var. Çözüm süreci adı verilen ve neredeyse iki yılını dolduracak olan bu süreç, insanların ne sosyal ne de ekonomik yaşamlarına temas edecek noktada değil. Toplum beklenti içerisindeydi. Beklentiler neredeyse ortadan kalktı ve insanlarda bir aldatılma endişesi oluşmaya başladı” diye konuştu.HDP’li olmayıp sokağa çıkan büyük bir kesimin şiddet eylemlerini tasvip etmemekle birlikte hükümetin politikalarından rahatsız olduğunu hatırlatan Kaya, “Sadece HDP değil Kürt kimliği olan bir çok kesim son dönemlerde hükümetin Kobani’ye bakışından, kullandığı dilden, barış sürecinde ağır hareket etmesinden rahatsız. Adıyaman, Gaziantep, Şırnak Diyarbakır’da herkes sokağa çıkmıştı. AK Parti’lisi, HDP’lisi, muhafazakarı da vardı” dedi.Hükümet'in IŞİD’i desteklediğine yönelik algı varKaya, Kobani konusunda hükümetin sadece batıdaki algıyı yönetmeye kalkıştığını söyleyerek “Burada hükümetin IŞİD’e destek verdiği konusunda bir inanç var. Orada savaşan Kürt gençlerinin sınırda bekletilerek kan kaybından öldüğü gerçeği var. IŞİD Kürt gençlerinin, kızlarının kafasını kesiyor. Bunların hepsi Kürtlere bir travma yaşatıyor. Hükümet de dönüp ‘IŞİD ile PKK-PYD aynıdır’ dediği zaman bölgedeki kırılma yaşanıyor” tespitinde bulundu.HDP olmadan da ayaklanma olurÇözüm süreci ve çatışmasızlığın toplumsal ayaklanmayı sadece ertelediği tespitinde bulunan Kaya, “Selahattin Demirtaş’ın açıklamaları bu ayaklanmaları bir süreliğine erteler. Toplumsal ayaklanmayı ortadan kaldıracak, toplumsal rahatlama sağlayacak adımlar atılmalıdır. Bir süre sonra artık küçük bir kıvılcımla, HDP’nin çağrısı bile olmadan tekrar daha büyük çatışmalar yaşanabilir. Bu toplumsal başkaldırıyı iyi çözümlemek lazım” dedi.BAHAR KILIÇGEDİK-REMZİ BUDANCİR / DİYARBAKIRTARAF
Efsane Dizi Oyun Olarak Geri Dönüyor
Bilim kurgu alanındaki en iyi televizyon dizilerinden biri olarak kabul edilen 'Firefly', çevrimiçi rol yapma oyunu olarak geri dönüyor. 'Firefly Online', 2015'te piyasaya çıkacak.Yüzbaşı Malcom 'Mal' Reybolds ve mürettebatının galaksinin uçsuz bucaksız köşelerinde geçen görevlerini konu alan Firefly, video oyun olarak 12 yıl sonra geri dönüyor. Quantum Mechanix (QMx) ve Spark Plug Games, 'Firefly Online' adlı oyunun gelecek yıl sunulacağını açıkladı.Space.com'un haberine göre, 'Firefly Online Cortex' adı verilen bir platform sayesinde, oyuncular Firefly Online henüz piyasaya sunulmadan karakterlerini oluşturabilecek. New York Comic Con etkinliğinde yapılan açıklamada, oyundaki karakterleri dizinin orijinal oyuncularının seslendireceği ifade edildi.QMx, 'Cortex'in gezegenlerarası iletişim ağı olarak görev göreceğini ve oyunculara yardımcı olacak ipuçları sunacağını' belirtti. Oyuncular ayrıca Cortex'de eşya takası yapabilecek. Çevrimiçi rol yapma oyunu olarak sunulacak Firefly Online'da, her oyuncu bir uzay gemisinin kaptanı olacak ve kendi mürettebatını kuracak. Sadakat unsurunu öne çıkaran oyunda, mürettebat kaptanın verdiği emirlere göre zamanla daha sadık veya isyankar hale gelebilecek.Yapımcılar, oyunda Yüzbaşı Reynolds ile Inara arasındaki geçmişi konu alan bir aşk hikayesi olabileceğini de not düştü. Inara karakterini canlandıran ve en son olarak Homeland serisinde oynayan Morena Bacarin, Comic Con için yapılan röportajda 'Firefly'ın sürekli eğlendikleri harika bir tecrübe olduğunu' belirtti.QMx, oyunun tanıtımı için dizinin oyuncularıyla röportaj serisi yayınlanacağını duyurdu. Firefly Online'ın, 2015 baharında sunulması bekleniyor.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Gazetelerde Bugün | 12 Ekim Pazar
Hürriyet: Kritik SeçimMilliyet: Üçüncü güç planıVatan: Cezalar artıyorTaraf: AKP'li kürtlerde ayaklandıZaman: Yardımların engellenmesi Gazze'ye en büyük kötülükCumhuriyet: Sokağa sıkı yönetimYeni Şafak: Bize şantaj sökmez
THY Uçağının Motoruna Kuş Sürüsü Girdi
İstanbul-Trabzon seferini yapan Türk Hava Yolları'na (THY) ait yolcu uçağının motoruna, kalkışından kısa süre sonra kuş sürüsü girdi.Uçak Atatürk Havalimanı'na geri dönmek zorunda kaldı.THY'nin TK-2830 sefer sayılı Airbus 321 tipi yolcu uçağı, 120 yolcusuyla Trabzon seferini yapmak üzere saat 20.40'da Atatürk Havalimanı'ndan havalandı. Ancak kalkışından kısa süre sonra uçağın motoruna kuş sürüsü girdi. Durum üzerine, uçağın kaptan pilotu Atatürk Havalimanı Hava Trafik Kontrol Kulesi ile bağlantıya geçerek geri döneceğini bildirdi. Uçak sorunsuz şekilde saat 21.25'de Atatürk Havalimanı pistine iniş yaptı. Uçak bakım için teknik hangar önüne çekilirken, yolcular da başka bir uçakla saat 23.18'de Trabzon'a gönderildi.Haber: Hüseyin ASLIYÜCE / İSTANBUL DHA
Sevgilisi Müzisyen Olanların Adı Gibi Bildiği 15 Mevzu
Malum yaratıcılık güçleri geceleri baş gösteriyor ve bu doğrultuda çoğu prova gece gerçekleşiyor. Hatta kayıtlar da.. Yoğun çalışma dönemlerinde yatağa yalnız girip, sabahA karşı sevgilinizi karşılamaya alışır hale gelebilirsiniz.
Erdoğan'dan Putin'e IŞİD Telefonu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptıkları telefon görüşmesinde İŞİD’in yarattığı tehdit başta olmak üzere uluslararası sorunları değerlendirdi.Kremlin basın servisinden yapılan açıklamada, Türk tarafının inisiyatifi ile gerçekleşen telefon görüşmesinde, 'Uluslararası konularda fikir alışverişi yapan iki lider İŞİD konusuna dikkat çektiler' ifadesi kullanıldı.Ayrıca, açıklamada iki liderin yıl sonunda Türkiye'de düzenlenmesi planlanan Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) öncesi gündem maddelerini ele aldıkları ve tarafların başta tarım ve yüksek teknoloji sektörü olmak üzere Rus-Türk ticari ve ekonomik bağlarının geliştirilmesi konusunda anlaştıkları belirtildi.Siyamend KAÇMAZ / MOSKOVA, (DHA)
Reklam