onedio
Ermenek'te Sorumlulara Adli Kontrol
18 madencinin mahsur kaldığı kazanın dördüncü gününde Başsavcılık olayda kusuru olabilecek yetkililer hakkında adli kontrol kararı çıkardı. Sağ kurtulan işçilerin ifadeleri alınıyor.Ermenek'te meydana gelen maden kazasıyla ilgili şuana kadar herhangi bir şüphelinin gözaltına alınmadığı yönündeki eleştirilerin ardından Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı bir açıklama yaptı.Açıklamada, ileride kendilerine kusur atfedilebilecek yetkili ve görevliler hakkında şüpheli sıfatıyla adli kontrol talebinin makemece kabul edildiği belirtildi. Başsavcılık bu doğrultuda kazadan sağ kurtulan işçilerin ifadelerinin de alınmaya başlandığını duyurdu.Başsavcılığın yazılı açıklaması şöyle:'Madende mahsur kalan işçilerin halen sağ veya ölü olarak çıkarılamamış olmaları nedeniyle, duruma göre kusur atfedilebilecek şüpheli kişilerin cezai sorumluluklarının farklılık arz edeceği göz önüne alınarak, bu aşamada elde edilen evraklar ve deliller üzerinde yapılan incelemelere göre ileride kendilerine kusur atfedilebilecek yetkili ve görevliler hakkında şüpheli sıfatıyla CMK 109. maddesi uyarınca, Ermenek Sulh Ceza Hakimliğinden adli kontrol talebinde bulunulmuştur. Mahkemece talebimize uygun karar verilmiş ve verilen karar, gereği için ilgili kuruma Başsavcılığımızca gönderilmiştir.Olaydan sağ kurtulan işçilerin ifadelerinin alınmasına başlanıldığı, bir önceki vardiyada görevli işçilerin de ifadelerinin alınmasına yönelik kolluğa talimat verildiği, kurtarma çalışmalarının halen devam etmesi nedeniyle madende bilirkişilerce inceleme yapılamadığından, olayın oluş şekliyle ilgili kesin olarak tespitin yapılamadığı, çalışmaların sonucuna göre soruşturmanın daha da derinleştirileceği kamuoyuna saygıyla duyurulur'Başsavcılık hangi yetkililer ve toplam kaç kişi hakkında adli kontrol uygulandığını ise açıklamadı.Kazayla ilgili soruşturmanın boyutunu işçilerin sağ kurtulup kurtulmaması belirleyecek.Su çekildi sıra tahkimattaMadende üç gündür ocağı kaplayan yaklaşık 12 bin ton su tahliye edilmeye çalışılıyordu. Yerin 350 metre altında su dolu galeride kalan 18 işçiye ulaşmak için çok sayıda pompa devreye sokuldu. Gelinen noktada suyun önemli bir bölümü tahliye edilse de, kurtarma çalışmalarına katılan ekipler bundan sonra yeraltındaki tahkimatı güçlendirerek ilerlemek zorunda. Bunun en önemli gerekçesi, yeni bir kazaya neden olabilecek herhangi bir göçüğün oluşmaması.Biriken moloz, çamur, balçık ve diğer malzemelerin vagonlara yüklenerek çıkarılması da çalışmarın en önemli parçasını oluşturuyor.Çalışmalarla ilgili günlük basın toplantısı düzenleyen bölgedeki bakanlar da bu konuya değindi. 'Su çekilmesi artık önceliğimiz değil' diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız şöyle konuştu:'800 kotunun altına inildi. Bizim için önemli bir eşikti. Bundan sonra her metre ilerledikçe neyle karşılaşabileceğimizi bilmiyoruz. Eğer bir tahkimat kayması yoksa daha hızlı ilerleriz diye düşünüyoruz.''Son metreküpe kadar çıkarılacak'Yıldız, 'Su bundan sonra engel teşkil etmeyecek mi?' yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi:'Tabi ki su engel teşkil edecek. Bizim son metreküp suya kadar hepsini çıkartmamız gerekiyor. Dün üçüncü giriş yapılmasını söylemiştim. Onun çalışmaları başladı. Hangisi daha önce bu suyu çekerse, biz elimizdeki bütün imkanları seferber ettiğimiz için onlar geldi. Oradan dip noktaya ulaşmış olacağız.'Ermenek ilçesinin kömür ocaklarının yoğun olduğu Güneyyurt beldesi ile Pamuklu köyü arasında bulunan Has Şekerler Madencilik Ltd. Şti.'ye ait linyit kömürü ocağındaki olay 28 Ekim Salı günü saat 12.15'te oldu.Sabah vardiyasındaki işçiler üretim yaparken, ocağın yeraltı su seviyesinin altında bulunan 350 metrelik bölümde bir anda galeriye su dolmaya başladı. Öğle yemeğindeki işçilerden 16'sı kurtarıldı. Kurtarılanlardan ikisi yaralıydı. 18 işçi ise su ile dolan bölümü geçemedi. Halen de su altındalar.Kaynak: Al Jazeera
Esad Yönetimi ve Kürtler Birbirine Nasıl Bakıyor?
Suriye yönetimi ve PYD (Demokratik Birlik Partisi) arasında işbirliği var mı?Kürtler Beşar Şam'la anlaşabilir mi?Kürtler, ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) birlik olup Esad'a karşı karşı topyekûn savaşa girecek mi? Suriye ordusu Kürtler'e saldırır mı?Bu sorular, 2012 yazında Suriye'nin kuzeyinde, Kürtler tarafından Rojava olarak adlandırılan bölgede yeni bir siyasi sürecin başlamasından bu yana sık sık soruluyor.O dönemde, PYD öncülüğünde başlayan süreçte Kürtler, kendi yönetimlerini kurmaya başlamış, yönetim binalarından Suriye bayrakları indirilip yerine sarı, kırmızı, yeşil renkli bayraklar asılmıştı.Bu süreçte PYD, Suriye ordusu askerlerine belli bir süre tanıyarak bölgeden çekilmesini istemiş, birçok yerde askerler çekilmiş, yer yer çatışmalar yaşanmış, iki taraftaan da ölenler olmuş ancak büyük çaplı çarpışmalar olmamıştı.Suriye'deki laik ve demokratik muhaliflerin çatı örgütü olarak bilinen Suriye Ulusal Koordinasyon Komitesi'nin (NCC) Şam'da bulunan basın sözcüsü Nebras Dalloul, Suriye yönetiminin Kürtlerle ilgili stratejisini 'bırakalım yapmak istediklerini yapsınlar' politikası olarak yorumluyor.Dalloul şöyle devam ediyor:'Zira Kürtler rejimin öncelikleri içinde değildi. Rejim 2012'den beri Kürtlerle ve PYD'yle çatışmaktan kaçındı. Çok fazla sayıda cephede birden savaşamazdı. PYD bu noktayı çok zekice anladı ve buna göre davrandı.'Lübnan merkezli ASIA haber ajansı için çalışan, Lazkiye'de yaşayan gazeteci Somer Sultan ise Şam'ın geçici çekilme yoluyla kendini koruduğu görüşünde:'Devlet, ülkede geçici olarak toprak kaybedeceği koşulları en az zararla geçirmek, daha sonra koşulların lehine çevrildiği zamanda karşı saldırıyla geçeceğini hesap ediyordu. Bundan yola çıkarak Kürt bölgelerinde kendini korumak istedi. Çünkü o bölgeleri koruyamaz bir duruma geleceğini biliyordu. Ve böylece PYD'yle koordinasyonlu bir şekilde kendisi çekildi ve yerine o bölgelere PYD geçti.'Salih Müslim ise, bazı muhalif gruplar, Türkiye ve Mesut Barzani tarafından dillendirilen 'PYD, Suriye yönetimiyle işbirliği yaptı' iddiasının 'karalama' olduğunu söylüyor.Müslim daha önceki açıklamalarında da birçok kez, 'amaçlarının, demokratik bir Suriye'nin parçası olarak, Kürt bölgelerinde kendi yönetimlerini kurmak olduğunu, ne rejim ne de İslamcı muhaliflerle birlikte olduklarını' söylemişti.Müslim, 'Biz, 2004'ten beri rejimle mücadele ediyoruz' diyor.Bu iddia sadece 2012 yazındaki süreçle ilgili değil, başka gelişmeler üzerinden de dillendiriliyor.Bu yaz, Haseke kentinde PYD'ye bağlı YPG (Halk Savunma Birlikleri) ve Suriye ordusu askerleri IŞİD'e (Irak Şam İslam Devleti) karşı aynı dönemde savaşmıştı.Çatışmaların bir tarafında IŞİD, diğer tarafında ise Suriye ordusu, YPG ve Asuri 'öz savunma grupları' yer aldı.'Haseke'de üç tane yer var. Biri Kürtlerin ve Süryanilerin oturduğu mahalle. Bir mahallede rejimden yana Araplar var. Bir de DAİŞ'in (IŞİD) yerleştiği bir yer var. Bunlar (IŞİD) rejime saldırdılar. Biz karışmadık. Bunlar sonra bize de saldırdılar. Biz de kendimizi savunduk. Onlara, rejimi hedef aldıkları için değil, bize saldırdıkları için saldırdık.'Suriye yönetiminin Rojava'daki siyasal sürece doğrudan cephe almadığını savunanlara göre Şam'ın Kürt kentlerindeki memurların maaşlarını ödemeye devam etmesi de ortadaki 'düşmanca olmayan yaklaşımın' göstergesi.'Rejimle devleti birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Devletin memuru oluyor. Bazıları hâlâ maaşlarını alabilirler. Haseke'de de, Kamışlı'da da bazı memurlar vardır. Zaten Kürtleri memur yapmıyorlar. Ama bazı yerlerde memurlar vardır, biz karışmıyoruz.'Kamışlı'nın ilan edilen kantonlardan biri olmasına rağmen Kamışlı Uluslararası Havaalanı'nın Suriye yönetiminin elinde olması da tartışma yaratıyor.'Kamışlı havaalanının yanındaki mahallede yaklaşık 25 bin Arap oturuyor. Hepsi Tey aşiretinden. Herhangi bir şey olursa rejimden yana çıkıyorlar. Sanki sınır çizilmiş, onlar Kürt mahallelerine karışmıyorlar, kendi yerlerini kontrol ediyorlar. Bizimkiler de kendi yerlerini kontrol ediyorlar. Burada hassas bir nokta var. Eğer bir çatışma durumu olursa doğrudan Tey aşiretiyle savaşa gireceksin. O zaman bir Kürt-Arap savaşı olur. Ama bizimkilere saldırı olunca bizimkiler de saldırıyla yanıt veriyorlar.''Kamışlı Havaalanı ve yanındaki mahalleler onların kontrolünde, doğru ama kalkıp birilerinin hatırı için bir Kürt-Arap savaşına girmeyiz. Bir Haseke bir Kamışlı'da özel durum vardır, bunlar da hiçbir zaman bizim kurduğumuz sistemi etkilemiyor.'Suriye Enformasyon Bakanı Ümran el-Zubi geçen hafta yaptığı açıklamada 'Ayn el-Arab'a askeri güçleri ve savaş uçakları üzerinden askeri, lojistik destek sağladıklarını ve silah gönderdiklerini, bunu sürdüreceklerini söylemişti. PYD bu açıklamayı yalanlamıştı.El-Zubi açıklamasında IŞİD'den 'teröristler' onlara karşı savaşanlardansa 'halkımız' diye bahsediyor.Suriye medyası ve kamuoyunda da Kobani'ye yönelik benzer bir bakışın olduğu belirtiliyor.Şam'da yaşayan gazeteci Hediye Levent, Şam'dan Kobani'nin görüşünüyle ilgili şunları söylüyor:'YPG dahil Suriyeli Kürtlerin yer aldığı silahlı yapıların 'yerel direniş' çerçevesinde değerlendirildiği söylenebilir. Ancak her ne kadar silahlı Kürt gruplar yerel direnişçiler ya da halk savunma birimleri olarak tanımlansa da gerek Esad'ın son iki konuşmasında ve gerekse Zubi'nin konuşmalarında 'direnen Kürt gençleri, şehit düşen Kürt gençleri' ifadelerinin kullanılması dikkat çekici, çünkü siyasi olarak etnik kimlik de belirtiliyor. Ayrıca çatışmalarda hayatını kaybeden Kürt gençleri siyasi/askeri anlayış çerçevesinden şehit sayılıyor.'Ulusal Koordinasyon Komitesi'nden Nebras Dalloul ise şu yorumu yapıyor:'Ayn el-Arab (Kobani) Suriye'deki tüm siyasi ve askeri kesimleri birleştirdi. 'Suriye'de Kürtler on yıllar boyunca Baas yönetimi tarafındanayrımcılık ve baskı gördüklerini; Baas yönetimi ise Kürtler'le ilgili politik tartışmaların dışarıdan yönlendirildiğini savunageldi.2004 yılında Kamışlı'daki bir futbol maçı sonrası yaşanan olaylarda onlarca Kürt'ün öldürülmesi, ardından da birçok Kürt'ün tutuklanması ve işkence görmesi zihinlerde hâlâ taze.Suriye'de 2011'deki isyanlardan sonra yönetim birreform girişimiyle yıllardır nüfus kaydı olmayan Kürtlerin bir bölümüne kimlik vermişti.Ancak Kürtlerin önemli bir bölümü tarafından bu, son derece yetersiz ve Kürtler'in Esad'a cephe almaması için atılan bir adım olarak yorumlanmıştı.Peki Kobani'den sonra uzun vadede Suriye yönetimi ve Kürtler'in ilişkileri nereye gidebilir?Lazkiye'den Somer Sultan, Şam'ın Kürtler'e 'hafifletilmiş özerklik' tanıyacağını savunuyor:'Buna dair veriler var. Verilerin başında devletin PYD idaresi altındaki bölgelerde kurumları finanse etmeye devam etmesi geliyor. PYD'nin Kürt dil eğitimini soktuğu okulların öğretmenleri hâlâ devletten kesintisiz maaşlar alıyor. Devlet hâlâ pamuğu Kürt çiftçilerden satın almaya devam ediyor.'Hediye Levent, bu konuda Suriye kamuoyunda dillendirilen öngörüleri şöyle aktarıyor:'Dört yıl boyunca Kürtler Suriye ordusuna ek cephe açmadığı için ve dengeli politika güttüğü için kârlı çıkacak' diyenler epeyce var. Ancak 'bağımsız devlet ya da iç içişlerinde bağımsız bir özerklik olmayacağı, daha çok genişçe siyasi-kültürel haklar kazanabilecekleri' yorumu yapılıyor. Her hâlükârda Kürtler bu işten en karlı çıkacak kesim, ancak bunun nasıl olacağı belirsiz.'Nebras Dalloul ise 'Şam'ın, uzun vadede Kürtler ve diğerleriyle kurduğu ilişki türünü değiştireceğini ama Rojava sistemini tanımayacağını' söylüyor.Kobani sonrası dönemde Suriye muhalefetiyle daha fazla birlik olup olmayacaklarını sorduğumuz Müslim, şu cevabı veriyor:'Kürt halkının haklarını tanıyan bir muhalefet olursa kabul ederiz. Bazı güçlerin muhalefet üzerindeki Kürtlerin haklarını kabul etmeyin baskısı vardı, onun için bize engel oldular. Onlar bu düşünceden kurtulursa veya emir veren güçlerden kurtulurlarsa biz onlarla anlaşabiliriz.'İttifak yaptıkları muhaliflerde laiklik şartını arayıp aramadıklarını sorduğumuzdaysa 'Laik olmayan kimsenin Suriye'nin geleceğinde yeri yoktur. Suriye'de Hıristiyanlar, Aleviler, İsmailliler, Yezidiler vardır, demokratik bir Suriye laik olacaktır. Zaten ÖSO içinde laikliği savunanlar bizimle beraberdir' diyor.Müslim, Esad yönetimine karşı ÖSO'yla birlik olup doğrudan saldırıya geçeceklerine dair bir sinyal vermiyor.Salih Müslim'e yeni gelişmelerle birlikte 'Esad yönetimiyle anlaşma olasılığınız var mı' diye de soruyoruz.'Hayır' yanıtını veriyor ve ekliyor: 'Bu rejim zaten gidecektir.'Müslim, 'Baas bize hiçbir şey vermez çünkü şovenist bir yapıdır. Baas kendisini kolay kolay değiştirmez. Hiçbir zaman bunu beklemiyoruz' diyor.Kobani'den sonra Suriyeli Kürtlerin hem Suriye krizinde hem de bölgede daha önemli bir siyasal oyuncu haline geldiği aşikâr.Suriye yönetiminin ve Kürtler'in ilişkilerininse daha derin bir çatışmaya mı, bir işbirliğine mi yoksa başka bir üçüncü yola mı evrileceğini öncelikle Şam'ın ve Kürtler'in birbirlerine yaklaşımları belirleyecek.Ancak bunun yanı sıra Suriye savaşının gidişatı, IŞİD'in saldırıları, Orta Doğu'nun diğer ülkelerindeki Kürtlerin durumu, Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkiler ile Batı'nın ve bölge ülkelerinin tavrı da burada etkili olacak gibi görünüyor.Mahmut Hamsici__BBC Türkçe
Kimse Burkina Faso'nun Gücünü Test Etmesin!
Batı Afrika'nın parlayan yıldızı Burkina Faso ve bunu çekemeyen dış mihrakların bu cennet ülke üzerinde oynadığı hain oyunlar... Kimse Burkina Faso'nun gücünü test etmeye kalkışmasın!
İşte Türkiye'nin En Zengin Listesi
Ekonomist Dergisi, Türkiye'nin en zengin isimlerini açıkladı. Listede 17 - 25 Aralık tapelerinde 'milletin anasını belleyeceğiz' dediği iddia edilen Mehmet Cengiz'in sahibi olduğu Cengiz İnşaat da bulunuyor...2004'ten beri düzenlenen Ekonomist'in En Zengin 100 listesinin ilk üçünde yer alan aileler değişmedi. Koç Ailesi'nin serveti 10 yılda 4 kat artarak 8 milyar doları aşarken, Sabancı ve Şahenk ailelerinin serveti de 7 milyar doları aştı.CENGİZ İNŞAAT 14 SIRA YÜKSELDİ17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu'nda internete düşen ses kayıtlarında 'milletin anasını belleyeceğiz' diyen Mehmet Cengiz'in sahibi olduğu Cengiz İnşaat da listeye tekrar girdi. Geçen yıl 78. olan şirket bu yı 58. sırada listedeki yerini aldı. 1 yıl önce 72. sırada olan Cengiz Holding 600 milyon dolarla listeye girmişti. Ancak 1 sene içerisinde şirketin değeri 400 milyon dolar arttı.Türkiye ekonomisi son 10 yılda iki kattan fazla büyürken, en zenginlerin serveti 4 kat arttı. Ekonomist Dergisi’nin 2004 yılından bu yana ‘En Zengin 100’ araştırmasına göre, son 10 yıldır Türkiye’nin en zengin ailelerinin serveti 2 milyar dolar seviyesinden 8 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2004 yılında 1 milyar doların üzerinde serveti olan 24 aile varken, bugün bu sayı 57’ye yükseldi. 2004 yılında 390 milyar dolar olan Türkiye’nin milli geliri ise 10 yılda iki kattan fazla artarak 820 milyar dolar seviyesine yükseldi. Ekonomist’in araştırmasına göre Türkiye’den daha hızlı büyüyen ailelerin başında Koç, Sabancı ve Şahenk geliyor.Koç liderliği hiç kaptırmadıEn Zengin 100 listesinde yer alan zenginlerin bir bölümünü, Türk iş dünyasının köklü aileleri oluşturuyor. Bunların içinde 3-4 kuşaktır sağlanan geçmiş yıllara ait büyümeden, yatırımlardan kaynaklanan birikimi olan aileler var. Bunun başını da şu an üçüncü kuşak temsilcisi Mustafa Koç’un başkanlığını yürüttüğü Koç Holding’in sahibi olan Koç Ailesi çekiyor. 2004 yılında 2 milyar dolarla Türkiye’nin en zengin ailesi olan Koç Ailesi, aradan geçen 10 yılda listedeki yerini korurken, serveti 8 milyar dolara ulaştı.Şahenk Ailesi Sabancı’yı geçtiSon yıllarda Tüpraş başta olmak üzere enerji alanındaki yatırımlarıyla ve Yapı Kredi’yi satın alarak farkı daha da açtı. Holdingin yönetiminde üçüncü kuşak temsilcisi Mustafa Koç’un 2003’te görevi devralmasının ardından Koç’taki değişim ve büyüme trendinin daha da hızlandığını söyleyebiliriz. Koç’tan sonra 2004’te 2 milyar dolarla ikinci ve üçüncü sırada olan Sabancı Ailesi ve Şahenk Ailesi sıralamada yer değiştirirken servetleri de yine 3 kattan fazla arttı.Sakıp Sabancı’nın vefatından sonra ailede bölünme yaşansa da aile mensuplar 6-7 milyar dolarlık servetleriyle listenin 3, 4 ve 5’inci sırasında yer alıyorlar. Sabancıların bölünmesiyle birlikte daha önce üçüncü olarak listelerde yer alan, yönetim kurulu başkanlığını Ferit Şahenk’in yaptığı Doğuş Holding (Şahenk Ailesi) ikinci konuma yükseldi. Ferit Şahenk, Tansaş’ı Koç Grubu’na sattı. Garanti Bankası’nda önce General Elektrik ile ortaklık yaptı. Bugün ise İspanyol sermayeli BBVA ile ortaklık yürütüyor. Öte yandan En Zengin 100 listesinde yer alan Türkiye’nin köklü aileleri arasında Şarık Tara, Anadolu Grubu’nun ortakları Yazıcı Ailesi ve Özilhan Ailesi, Eczacıbaşı Ailesi, Yıldız Holding’in kardeş ortakları Murat Ülker ve Ahsen Özokur, Dinçkökler, Doğan Ailesi, Zorlu Ailesi, Kocabıyık Ailesi, Alarko Holding’in ortakları Garih ve Alaton aileleri var.İŞTE TAM LİSTE1- Koç Ailesi – Koç Holding (Serveti 8 milyar dolar üstü)2- Şahenk Ailesi- Doğuş Holding (Serveti 7-8 milyar dolar)3- Şevket Sabancı ve Ailesi – Esas Holding (Serveti 6-7 milyar dolar)4- Erol Sabancı ve Ailesi – Sabancı Holding (Serveti 6-7 milyar dolar)5- Türkan Sabancı ve Ailesi – S. Sabancı Holding (Serveti 6-7 milyar dolar)6- Tara Ailesi – Enka Holding (Serveti 6-7 milyar dolar)7- Eczacıbaşı Ailesi – Eczacıbaşı Holding (Serveti 5-6 milyar dolar)8- Yazıcı Ailesi – Anadolu Grubu (Serveti 5-6 milyar dolar)9- Hüsnü Özyeğin – Fiba Holding (Serveti 4-5 milyar dolar)10- Doğan Ailesi – Doğan Holding (Serveti 4-5 milyar dolar)11- Özilhan Ailesi – Anadolu Grubu (Serveti 4-5 milyar dolar)12- Zorlu Ailesi – Zorlu Holding (Serveti 4-5 milyar dolar)13-Murat Ülker – Kökler Holding (Serveti 3-4 milyar dolar)14- Ahsen – Orhan Özokur – Üs Holding (Serveti 3-4 milyar dolar)15- Mehmet Başaran – Habaş Holding (Serveti 3-4 milyar dolar)16- Çolakoğlu Ailesi – Çolakoğlu Grubu (Serveti 3-4 milyar dolar)17- Boydak Ailesi – Boydak Grubu (Serveti 3-4 milyar dolar)18- Konukoğlu Ailesi – Sanko Holding (Serveti 3-4 milyar dolar)19- Dinçkök Ailesi – Akkök Grubu (Serveti 3-4 milyar dolar)20- Kocabıyık Ailesi – Borusan Holding (Serveti 2-3 milyar dolar)21- Sevda – Serra Sabancı – Sabancı Holding (Serveti 2-3 milyar dolar)22- Ömer Sabancı – Densa Holding (Serveti 2-3 milyar dolar)23- Demir Sabancı – Sedes Grubu (Serveti 2-3 milyar dolar)24- Demet Sabancı Çetindoğan – Demsa Group (Serveti 2-3 milyar dolar)25- Gülçelik Ailesi – Enka Holding (Serveti 2-3 milyar dolar)26- Kibar Ailesi – Kibar Holding (Serveti 1,5-2 milyar dolar)27- Turgay Ciner – Ciner Grubu (Serveti 1,5-2 milyar dolar)28- Topbaş Ailesi – BİM (Serveti 1,5-2 milyar dolar)29- Çarmıklı Ailesi – Nurol Holding (Serveti 1,5-2 milyar dolar)30- Ali Ağaoğlu – Ağaoğlu Holding (Serveti 1,5-2 milyar dolar)31- Eren Ailesi – Eren Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)32- Mehmet E. Karamehmet – Çukurova Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)33- Lucıen Arkas – Arkas Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)34- Torun Ailesi – Torunlar Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)35- Feyyaz Berker – Tekfen Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)36- Nihat Gökyiğit – Tekfen Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)37- Akçağlılar Ailesi – Tekfen Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)38- Nihat Özdemir – Limak İnşaat (Serveti 1-1,5 milyar dolar)39- Sezai Bacaksız – Limak İnşaat (Serveti 1-1,5 milyar dolar)40 – İdris Yamantürk – Güriş Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)41- Necati Kurmel – Saray Halı (Serveti 1-1,5 milyar dolar)42- Gürsel Ailesi – Kiska Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)43- Hamdi Akın – Akfen Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)44- Mehmet Ali Aydınlar – Acıbadem Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)45- Ahmet Çalık – Çalık Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)46- Zafer Yıldırım – Orjin Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)47- Zafer Kurşun – Orjin Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)48- Erdemoğlu Ailesi – Erdemoğlu Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)49- İpek Ailesi – İpek Grubu (Serveti 1-1,5 milyar dolar)50- İshak Ailesi – Alarko Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)51- Garih Ailesi – Alarko Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)52- Erdoğan Demirören – Demirören Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)53- Altınbaş Ailesi – Altınbaş Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)54- İnan Kıraç -Kıraça Holding (Serveti 1-1,5 milyar dolar)55- Nezih Barut – Abdi İbrahim İlaç (Serveti 1-1,5 milyar dolar)56- Esirtgen Ailesi – Abdi İbrahim İlaç (Serveti 1-1,5 milyar dolar)57- Lodrik Ailesi – Enboy Tekstil (Serveti 1-1,5 milyar dolar)58- Mehmet Cengiz – Cengiz İnşaat (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)59- Bodur Ailesi – Kale Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)60- Erman Ilıcak – Rönesans Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)61- Yalçın Sabancı – Yasa Holding (Serveti 750 milyon -1 milyar dolar)62- Boyner Ailesi – Boyner Holding (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)63- Bayram Aslan – İçdaş (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)64- Kazancı Ailesi – Aksa Enerji (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)65- Orhan Ailesi – Orhan Holding (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)66- Kanatlı Ailesi – Eti Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)67 – Nuri Özaltın – Özaltın Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)68- Umur Üstünberk – Üstünberk Holding (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)69- Fettah Tamince – Rixos (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)70- Avni Çelik – Sinpaş Holding (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)71- Pak Ailesi – Pakmaya (Serveti 750 milyon -1 milyar dolar)72- Hüseyin Özdilek – Özdilek Grubu (serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)73- Küçük Ailesi – Lc Waikiki Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)74- İsfendiyar Zülfikari – Zülfikarlar Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)75- Yaşar Ailesi – Yaşar Holding (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)76- Yıldırım Ailesi – Yıldırım Holding (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)77- Cevahir Ailesi – Cevahir Grubu (Serveti 750 milyon – 1 milyar dolar)78- İbrahim Çeçen- Ic Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)79- Ethem Sancak – Hedef Grubu (Serveti 500 – 750 milyon dolar)80- Karamancı Ailesi – Orta Anadolu Tekstil (Serveti 500 – 750 milyon dolar)81- M. Nazif Günal -MNG Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)82- Çiftçi Ailesi – Çiftçiler Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)83- Erdal Aksoy – Turcas Grubu (Serveti 500 – 750 milyon dolar)84- Öztürk Ailesi – Opet (Serveti 500 – 750 milyon dolar)85- Yahya Kiğılı – Hayat Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)86- Kurdoğlu Ailesi – Ata Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)87- Tosyalı Ailesi – Tosyalı Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)88- Doğramacı Ailesi – Bilkent Holding (Serveti 500 – 750 milyon dolar)89- Yazıcı Ailesi – Diler Grubu (Serveti 500 – 750 milyon dolar)90- Yolbulan Ailesi – Kroman Çelik (Serveti 500 – 750 milyon dolar)91- Abalıoğlu Ailesi – Erbakır (Serveti 500 – 750 milyon dolar)92- Erikoğlu Ailesi – Erbakır (Serveti 500 – 750 milyon dolar)93- Nakiboğlu Ailesi – Naksan Grubu (Serveti 500 – 750 milyon dolar)94- Ünal Aysal – Unimar (Serveti 500 – 750 milyon dolar)95- Cemal Armağan – Özgörkey Holding (Serveti 300 – 500 milyon dolar)96- Kazım Türker – Türkerler Holding (Serveti 300 – 500 milyon dolar)97- İhsan Kalkavan -Kalkavan Denizcilik (Serveti 300 – 500 milyon dolar)98- Toksöz Ailesi – Sanovel (Serveti 300 – 500 milyon dolar)99- Yılmaz Ailesi – Sütaş (Serveti 300 – 500 milyon dolar)100- Bayraktar Ailesi – Bayraktar Group (Serveti 300 – 500 milyon dolar)Cumhuriyet
Reklam
iPad Air 2 ve iPad Mini 3 Türkiye'de
Apple'ın 16 Ekim tarıhin de tanıttığı yeni nesil tabletleri iPad Mini 3 ve iPad Air 2 nihayet ülkemizde satışa sunuldu. İşte yeni nesil iPad modelleri için Türkiye satış fiyatı.Apple'ın 16 Ekim tarihinde duyurduğu yeni nesil tabletleri iPad Mini 3 ve iPad Air 2, 30 Ekim tarihi itibariyle ülkemizde satışa sunuldu.En çok merak edilen konu ise hiç kuşkusuz bu cihazların fiyatlarıyken Apple tıpkı yeni nesil iPhone modellerinde olduğu gibi elini çabuk tuttu ve cihazları ön siparişe açtı. Bu sayede ürünlerin fiyatları da ortaya çıkmış oldu.A8X yongasetine sahip iPad Air 2'nin yanı sıra Apple, iPad Mini 3 'te A7 yongasetini tercih etmiş durumda. Tasarım olarak büyük değişikliklerin gözlenmediği cihazlarda, Apple'ın parmak izi tarayıcı sistemi Touch ID'ye yer verilmiş.Gümüş ve altın renklerin yanı sıra uzay grisi seçeneğine de sahip olan iPad Air 2 ve iPad mini 3 için belirlenen fiyatlar ise şu şekilde:Wi-Fi modelleri:iPad Air 2 16 GB 1.449 TLiPad Air 2 64 GB 1.729 TLiPad Air 2 128 GB 2.009 TLiPad mini 3 16 GB 1.169 TLiPad mini 3 64 GB 1.449 TLiPad mini 3 128 GB 1.729 TLWi-Fi ve Hücresel (3G) modelleri:iPad Air 2 16 GB 1.819 TLiPad Air 2 64 GB 2.099 TLiPad Air 2 128 GB 2.379 TLiPad mini 3 16 GB 1.539 TLiPad mini 3 64 GB 1.819 TLiPad mini 3 128 GB 2.099 TLShiftDelete.Net
Kanada'da Müslümanlar için Yapılan Sosyal Deney
Kanada'da, geçtiğimiz hafta yaşanan terörist saldırı nedeniyle bir askerin ölmesi sonrası tüm ülke yastaydı. Bu olayın ardından, ülkedeki Müslümanlara karşı bakış açısının nasıl olduğunu görmek için sosyal bir deney yapıldı. Bir 'ırkçı genç' ve bir 'Müslüman genç' otobüs durağında beklerken, ırkçı genç kıyafetinden ötürü tehlike oluşturduğunu, üstünde bomba olabileceğini bu yüzden de otobüse binmemesi gerektiğini söyledi. Etraftakilerin tepkisini izliyoruz.
Reklam
30 İşçinin Öldüğü Grizu Faciası Davasında Karar: 5 Sanığa Hapis
Zonguldak'ta, 17 Mayıs 2010'da meydana gelen 30 maden işçisinin yaşamını yitirdiği grizu faciasıyla ilgili ceza davasında 4.5 yıl sonra karar çıktı. Tutuksuz yargılanan 28 sanıktan taşeron firma ortaklarından Halim Köse ve proje sorumlusu Kadir İpek 10'ar yıl, dönemin müessese müdürü 6 yıl 3 ay, müdür yardımcısı Yusuf Ünlütürk ile İnşaat Emlak Daire Başkanı Mustafa Küçük 5'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer 23 sanık ise beraat etti.Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında yerin 540 metre altında meydana gelen grizu patlamasında, galeri açma hazırlık işlerini yürüten taşeron firma Yapı-Tek'te çalışan 30 işçinin ölmesiyle ilgili ceza davasının 16'ncı duruşmasında karar çıktı. 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, 'Birden çok kişinin ölmesine ve yaralanmasına neden olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle tutuksuz yargılanan sanıklardan İsmail Güner, Halim Köse, Kadir İpek, Yusuf Ünlütürk, Vedat Küçükbükücü, Ertekin Sayın, Mustafa Küçük ve Murat Taşcı hazır bulundu, diğerleri katılmadı.'CEZA ÜST SINIRDAN VERİLSİN'Ölen madencilerin yakınlarının avukatlarından Ünal Demirtaş, davanın 4.5 yıldır sürdüğünü hatırlatarak, 'İş kazaları toplumun kanayan yarası oldu. Büyük maden kazaları gündemde. Sanıkların tutuklu yargılanmasını talep etmiştik. Ama olmadı. Yargılama bu şekilde olsaydı bu tür iş kazalarında caydırıcı olurdu. Cezanın üst sınırdan verilmesi, yine bu tür iş kazalarının caydırıcı olması açısından önemli' dedi.Diğer avukatlar da sanıkların cezalandırılmasını istedi.BERAAT TALEP ETTİLERSon sözleri sorulan sanıklardan Yapı-Tek ortağı Halim Köse, suçlamayı kabul etmedi. Köse, 'Olayın meydana gelmesinde hiçbir eylemim yoktur. Alınan ekipmanlar, tesisatlar TTK'nın onayıyla alınmıştır. İşletim ve ruhsatı TTK'ya aittir. Ocağa giriş ve çıkışlar TTK'nın sorumluluğundadır. Her şey onların kontrolü altındadır. 14 aylıkken babası 38 yaşında ölen madencinin oğluyum. Çok üzgünüm' dedi.Yapı-Tek Proje Sorumlusu Kadir İpek ise işyerinin TTK'nın ruhsat sahası içinde yer aldığını ifade ederek, 'Bu konuda çok kusurlu olduğumu düşünmüyorum' dedi. Ölen madencilerin yakınları İpek'e tepki gösterdi.Dönemin Karadon Müessese Müdürü olan TTK Genel Müdür Yardımcısı İsmail Güner ise kazada sorumluluğun taşeron firmada olduğunu savunarak kusuru olmadığını söyledi ve beraatini talep etti. Diğer sanıklar da beraatlerini istedi.Sanıkların avukatları da müvekkillerinin beraatlerini, ceza verilecekse de alt sınırdan verilemesini talep etti.5 SANIĞA HAPİS, 23 SANIĞA BERAATDuruşmaya verilen 1 saatlik aranın ardından mahkeme heyeti kararı açıkladı. Suçları sabit görülen sanıklardan Yapı-Tek ortağı Halim Köse ile Yapı-Tek Proje Sorumlusu Kadir İpek'e 10'ar, dönemin Karadon Müessese Müdürü, TTK Genel Müdür Yardımcısı İsmail Güner'e 6 yıl 3 ay, Karadon Müessese Müdür Yardımcısı Yusuf Ünlütürk ile TTK İnşaat Emlak Daire Başkanı Mustafa Küçük'e de 5'er yıl hapis cezası verildi. Mahkeme, hapis cezası alan 5 sanığa yurt dışına çıkma yasağı getirirken, adli kontrol şartı uygulanmasını kararlaştırdı. Diğer sanıkların ise beraatlerine karar verildi.Yurt
Reklam
Reklam
"Fikret Orman'ın Gücü Varsa İnsin..."
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'ın 'Ben hakemlerin yanına inmem' söyleminin ardından Orman'a cevap verdi.Fikret Orman'ın, 'Bu yönetim tarzımız bazen eleştiri alıyor. Ama kimse bizden hakemlere hakaret etmemizi, soyunma odasını basmamızı beklemesin. Bu bizim tarzımız değil' diyen Fikret Orman, 2.5 yıllık başkanlığında daha hakemlerle konuşmadığını söylemesi üzerine Aziz Yıldırım konuştu.İşte Aziz Yıldırım'ın açıklamaları;Beşiktaş Stadı'nı yaptığı stat kendi paralarınla yaptıklarını söylüyorlar ama sounlar çözülmez. Herkes bugünü konuşuyor. Fikret başkan konuştu yoksa konuşmayacaktım. Stadın yapılması önemli olan kimin yaptığı önemli değil. Beşikjtaş'ın stadı, Fenerbahçe'nin stadı, Galatasaray'ın stadı hepsi devletindir. Bu olaylara böyle bakmamız gerekiyor. Biz salon yaptık ama milli maçlar içinde kullanılıyor. Biz bunula gurur duyuyoruz ama bu ülkenin varlığıdır. Beşiktaş Kulübü'yle ilgili konuşmadım ama bugün konuşacağım.Süleyman Seba gibi bir isimle başkanlık ypama şerefine nail oldum. Benim ilk başkanlık dönemimdi kulüp lişikilerimiz dostluğumuz çok iyiydi. Şimdi Özhan Bey'lede çok iyi dostluğumuz vardı. İkisine de Allah'tan rahmet diliyorum. Süleyman Seba şerefli ikincilikler diyerek, onun duruşu ve dostluğuyla aynı çizgiye sokmaya çalışıyoruz. Beşiktaş'ın durumunu da biliyorum ben o zamanlar neler yaşadığını... Kendi yaptıkları ifade edemiyorlar ama ona atıf yapıyorlar, Beşiktaş hakemlerle ilgili konuşuyor. 3 haftadır kiminle oynuyorsak başkanı çıkıp konuşuyor. Galatasaray, Gençlerbirliği bugün de Fikret bey hakemi izleyeceğiz diyor ve baskı altına alıyorlar hakemleri... Ben hakem odası basmadım koridorda söyledim devre arasında koridorda görünce söylüyorum. Hakem odası basmadım ama gerekirse basarım onu da bilsinler. Fenerbahçe'nin hakları yeniyorsa Yıldırım Demirören Bey hakem odasına gitmedi mi? Rakip takımın soyunma odasına gittiler. Çabuk unutuyorlar bize sallıyorlar. Kiğılı ile konuşmuş hapisten çıktıktan sonra geldiler. Oynayabilirsiniz dedim Galatasaray'la anlaşın aynısını imzalayın vereceğim dedi. Bu sene Fikret Bey ve ikinci başkan geldi görüşmek istediler. Yine stadı açtılar ben de 'Kusura bakmayın veremeyiz' dedim. U21'i oynatmaya çalışıyorum ama zemin bozuluyor. Yanlış lanse ediyolar bu yanlış. Demba Ba'yı mutlaka git al dedim. Bir oyuncu daha vardı onu almadık fiyatı bu dedim git al istiyorsam dedim ama bize saldırıyorlar anlayamıyorum. Hakeme söylerim yarın, öbürgün hep söylerim. Maçtan önce hakemi baskı altına almam.Beşiktaş'ın Sivas maçı elle atıyor golü, 5. hafta Balıkesir maçı 1-0 öndeler stoperi gole giden adamı düşürüyor kırmızı kart görmesi lazım görmüyor. Eskişehirspor maçı normal gol atıyor Eskişehir, Beşiktaş ofsayttan gol atıyor sayılıyor maç berabere bitiyor. Bursa'da Beşiktaş hem lheine hem alehine gayet doğal... Mete Kalkavan Beşiktaş'tan önce ibizm maçı idare ettik, Konya maçını yönetti bizim çok zor kazandık yani.. Kendi lehine ve alehine Hakemler formsuz yani ama maçtan önce Galatasaray başkanı, Beşiktaş başkanı etkilemeye çalışıyor. Nasıl oalcak bu iş yani. Ben hiç değilse maçı idare ediyor ben onu tenkik ediyorum. Geçen senelere öbür seneye geçersek Federasyon bana ceza veriyor neden ceza veriyor ya... İdare edemiyorsunuz bir daha gelemezsiniz. Fenerbahçe Spor Kulübü ben kaybettiğim zaman TFF'den para alıyorum bunları takıma dağıtıyorum. 160 gün versen ne fark eder. Ayıp yani, Tahkim'den sözlü savunma istedim gidip savunmamı yapacağım. Çok ayıp bizim sağır ve nal olmamızı istiyorlar. Buna 17 sene her şeyi ben biliyorum ayıp yani, kötü bir şey demedik. Kadlec;'in ayağına basıyor tepki göstermiyor. Hakem tamam başkan dedi bir şey olmadı. 60 gün ceza vermek için büyütülür mü ya?'Beşiktaş arkamıza saklandı'Beşiktaş arkamıza saklanmış durumda, Fenerbahçe gidiyor en önden diye düşünüyorlar . Biz 2011'de şikeyle uğraşıyoruz. Yazışmalar, konuşmalar bu kanun bilinçli hazırlanmış ve düşünce bile suç unsuru böyle bir kanun olmaz. Bizi mahkum etmeye çalışyorlardı. Özel mahkemelerde yargılandık Beşiktaş bir gün çıkıp söyledi mi? Hep bizim yanımızda Fenerbahçe'nin yanında seni kupadan yargılanıyorsun sen bunu gidip iade ettiniz, siz şimdi şike yapıp yapmadığınızı bir çıkıp konuşun, bunları dile getirmiyorlar. Aziz Yıldırım dışında kimse yargılanmamış gibi davranıyorlar. Ayıp yani ayıp çıkıp söylesinler biz şike yapmadık desinler. Biz hangi yanı Fikret Bey'e hiç yakıştıramadım. Gücün varsa in soyunma odasına inebiliyorsa insin. Maçlardan önce konuşmaya hakkı var mı? Bir dahaki maçta 1 hafta önceden başlayalım böyle spor olmaz ayıp. Süleyman Seba'dan ders alıp ondan iyi ders alsınlar. Sporun ve liderliğin ne olduğunu anlarlar. Benim söyleyeceklerim bu kadar.Aziz Yıldırım'ın ardından Mahmut Uslu da konuştu.İşte Mahmut Uslu'nun açıklamaları;Ben özellikle, Beşiktaş'ın Çarşı Grubu biz onlar ıseviyoruz, onlarda bizi seviyordur. Başkan her şeyi söylediği için benim söyleyecek bir şeyim yok. Fikret'in başkan olarak bunları konuşması çok yanlış. Canımız yanınca konuşuyoruz ama Galatasaray maçında lehimize kırmızı kart penaltı verilmedi ama maçtan sonra bile çıkıp konuşmadık ama yine sustuk. Soyunma odasını bastı diyorlar bunlar olmuyor, biz aynı gemideyiz. Biz bu sene devreyi lider bitireceğiz ve biz yine şampiyon olacağız çünkü biz takımımıza güveniyoruz.Skorer
Reklam
Emine Ülker Tarhan CHP'den İstifa Etti, İşte Sosyal Medyadan İlk Tepkiler...
CHP Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan partisinden istifa ettiğini açıkladı. CHP’nin Meclis’teki sandalye sayısı 128′e düşerken bağımsızların sayısı 16′ya yükseldi.İstifa gerekçesinde CHP’nin politikalarını eleştiren Tarhan, “CHP yönetiminin olası vahim tercihlerini değiştiremeyeceğimi anladığımdan, iktidar umudu da hedefi de bulunmayan yanlış ve zayıf politikaların parçası olmamak için büyük umutlarla geldiğim CHP’ den istifa ediyorum” dedi.Tarhan’ın istifa açıklaması şöyle:“Ülkemizin içinde bulunduğu savaş tehlikesini de içeren koşullar nedeniyle çocuklarımızın geleceği açısından olağanüstü önem kazanan 2015 genel seçimleri öncesi partide demokrasinin işletilmesi, seçim yenilgileri ve özellikle de cumhurbaşkanlığını ilk turda iktidara teslim eden hatalardan dersler çıkartılıp, ciddiyetle yol haritası çizilmesi için yaptığım çağrıyı görmezden gelerek, kurultayı bir koltuk kapma yarışına çeviren;Kurucusunun büyük fedakarlıklarla inşa ettiği devletin yıkılıp, diktiği ağaçların sökülüp, yerine, adına “ak” denilen ucube sarayda somutlaşan otoriter bir devletin kurulması girişimini ve cumhuriyetin köşkünün, hanedan sarayına dönüştürülmesini sessizce izleyen;Türkiye’nin iç ve dış tehditlerle karşı karşıya olduğu, iş ve terör cinayetleri ile sarsıldığı bu çok kritik dönemde sorumsuz çağrılar, tutarsız tezkere söylemleri, belirsiz politikalar ile halkımızın duyarlılıklarından kopuk muhalefet anlayışında ısrar edeceği anlaşılan CHP yönetiminin olası vahim tercihlerini değiştiremeyeceğimi anladığımdan, iktidar umudu da hedefi de bulunmayan yanlış ve zayıf politikaların parçası olmamak için büyük umutlarla geldiğim CHP’ den istifa ediyorum.” Emine Ülker Tarhan kimdir?Yargıçlar ve Savcılar Birliği'nin (YARSAV) kurucu üyesi olan Tarhan, önce birliğin genel sekreterliğini, 15 Kasım 2009 - 10 Mart 2011 tarihleri arasında ise başkanlığını yaptı. Tarhan, YARSAV Başkanı olduğu dönemde, yargı bağımsızlığı konusunda hükümetle sık sık çatıştı. YARSAV, onun döneminde de bir önceki başkan Ömer Faruk Eminağaoğlu’nda olduğu gibi ulusalcı çizgisini devam ettirdi.2011'de milletvekili seçilen ve iki sene CHP Grup Başkanvekili olarak görev alan Tarhan, Haziran 2013’te yapılan grup başkanvekilliği seçimlerinde aday olmasına karşın seçilemedi. Türk medyasında adının, Gezi eylemleri sırasında fazlasıyla öne çıkmış olmasının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nda rahatsızlık yarattığı yazıldı. Tarhan, partinin ulusalcı damarını temsil eden isimlerle birlikte CHP ve MHP'nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığına karşı çıktı. Cumhurbaşkanlığı seçimini Tayyip Erdoğan'ın kazanmasının ardından da partide yönetim değişikliğinin şart olduğunu belirterek, kurultay çağrısı yaptı. Tarhan, 'Sayın Genel Başkan ve ekibi demokrasilerde yeri olmayan sadece seçmeni suçlamaktan vazgeçip, makamdan çekilme ve kurultaya gitme olgunluğunu göstermelidir' dedi. Tarhan ve aynı çizgideki arkadaşlarının talebiyle 5-6 Eylül'de yapılan CHP 18. Olağanüstü Kurultayı'nda Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce'yle girdiği yarıştan yeniden Genel Başkan seçilerek çıktı. Ankara- ZETE ve ajanslar
TFF'den Melo'ya Özel Davet
Türkiye Futbol Federasyonu, 12 Kasım’da Brezilya ile Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacak olan milli maçla ilgili ilginç bir davete imza attı.TFF Başkanı Yıldırım Demirören’le ilgili açıklamaları ve kupa törenlerinde el uzatmayarak gösterdiği tavırla dikkat çeken Galatasaraylı Felipe Melo’yu ailesiyle birlikte özel olarak Saraçoğlu’ndaki milli maça davet ettiği ortaya çıktı. TFF Genel Sekreteri Kadir Kardaş imzasıyla Felipe Melo’ya hitaben yazılan ve dün (30 Ekim 2014)de sarı-kırmızılı kulübe gönderilen yazıyla bu daveti resmileştirdi.TFF'nin şu anda Türkiye’de görev yapan diğer Brezilyalı oyuncu ve teknik adamlara da aynı daveti yaptığı öğrenilirken Felipe Melo’nun da aralarında bulunduğu Brezilyalılar'ın maç günü TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile Brezilya Futbol Federasyonu yetkilileriyle bir araya geleceği ifade edildi.TFF’nin 12 Kasım’daki bu tarihi maça ayrıca ülkemizde Voleybol branşında görev yapan 4 ismi de davet ettiği belirtildi. Ülkemize en son 1958 yılında gelen Brezilya milli takımıyla 12 Kasım 2014’de Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacak olan bu özel müsabaka ayrıca Türkiye’de görev yapan yaklaşık 30 Brezilyalı sporcuyu da bir araya getirmiş olacak.Sporx
Reklam