Nasıl Kısa Film Çekilir?
Kısa Film her geçen gün Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlıyor, yeni kısacılar gün yüzüne çıkıyor. Bu yazımızda “Nasıl Kısa Film Çekilir” sorusunu ele alacağız ve kısa film çekmek isteyen gençlerimize elimizden geldiğinde yardımcı olmaya çalışacağız. Öncelikle kısa film çekmek için bir fikre ihtiyacınız var. Eğer ki fikrim yok diyorsanız, müzik klibi çekebilirsiniz. Fikriniz varsa eğer ilk şart bu fikrin kısa filme uygulanabilir uzunlukta olması gerekmektedir. Adından da anlaşıldığı gibi kısa film pek uzun sayılmaz, yirmi dakikayı geçmez. Bu yüzden fikrinizi, çektiğiniz kısa filmde izleyiciye hızlıca anlatmanız gerekmektedir. Sonra ise bütçe, film için gerekli bütçeyi bulmanız lazım. Ne yazık ki bu Türkiye’de kısacılar için zor bir nokta, bütçe bulmak oldukça zor. Eğer fikrinize güvenen, filmi başarıyla çekebileceğinize inanan bir yapımcınız varsa şahane! Yoksa başka yöntemler bularak bütçe sorununu çözmeniz gerekmektedir. Siz fikrinize inanıyorsanız ve bütçe bulamadıysanız, kendi birikiminizle filminizi çekin! Ayrıca Kültür Bakanlığı tarafından düzenli aralıklarla verilen desteklere de başvurabilirsiniz. Bütçeyi bir şekilde ayarladınız diyelim, sonraki iş ekipman ayarlamak. Asıl ihtiyacınız olan şey kameradır. Kamerayı ister kiralayın, isterseniz katkıda bulunabilecek -az sayıda olsa da- kurumlardan yardım alın. Bu kurumların başında Mithat Alam Film Merkezi gelmektedir, bakınız. Ekipmanı da ayarladınız, sonraki adım oyuncu kadrosu! Hepimiz isteriz, filmlerimizde sinema yıldızları yer alsın ama bu istek kısa filmciler için pek mümkün değil. Bu yüzden tiyatro okul öğrencileriyle iletişime geçip onlardan filminizde oynamasını isteyebilir, yardım talep edebilirsiniz. İnanın bu konuda çok yardımseverlerdir. Oyuncuları ayarladınız, kadraj önü tamam! Şimdi sırada kadraj arkasındaki ekibi oluşturmaya geldi. Çevrenizdeki arkadaşlarınızdan yardım isteyin ya da sosyal medya ağları üzerinden deneyimli insanlarla iletişime geçip kısa film projenizde yer alıp almayacaklarını sorun. Geldik filmin çekileceği mekâna. Ulaşım sorunu yaşamayacağınız ve güvenliğini tehdit etmeyecek mekanları seçmeniz doğru olacaktır. Ayrıca şunu da unutmayın; çekim yapacağınız mekanın sahibinden izin almanız gerekmektedir. Sonra başınız ağrımasın! Ve artık çekime başlayabilirsiniz. Ama bitti mi? Maalesef. Asıl şimdi başlıyor tüm sıkıntılar. Eğer ki sette deneyimli insanlarla çalışıyorsanız, sorunlarınızı çabuk çözüme kavuşturabilirsiniz. Çekimler bittikten sonra sırada kurgu aşaması başlıyor. Bunun için bir kurgu programına ihtiyacınız var, internetten araştırabilirsiniz. Kurguda önemli olan şey filmin süresi, Türkiye’deki kısa film festivalleri yirmi dakikayı geçmemiş filmleri kabul ediyor. Bu yüzden filminizi yirmi dakikanın altında tutmaya özen gösterin. Kurguyu da tamamladığınıza göre filminizi paylaşabilirsiniz. Kısa filminizi festivallerde gösterebilirsiniz: !fİstanbul, Akbank gibi. Bununla birlikte birçok üniversitesinin düzenlediği festivallerde mevcut. Tüm kısa filmci arkadaşlara başarılar dileriz. Sağlıcakla kalınız.
Nikola Tesla'nın Sözlerini Ciddiye Alın
Bu yazımızda Nikola Tesla’nın sözlerini sizlerle paylaşıyoruz. Öncelikle bilmeyenler için Nikola Tesla kimdir onu söyleyelim. Nikola Tesla (10 Temmuz 1856 – 7 Ocak 1943), Sırp asıllı Amerikalı mucit, fizikçi ve elektrofizik uzmanıdır. Aslında dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla ‘kökünden’ değiştirebilecek birçok ‘kullanılan ve kullanılmayan’ deneye/buluşa da imza atmasına rağmen, ders kitaplarında adı nadiren geçer. Özellikle ‘elektriğin kablosuz taşınabilmesi’ gibi bir buluşu ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Edison ile arasında amansız bir bilimsel mücadele geçmiştir. Elektrik üzerine yaptığı sayısız deneyler ve buluşlar vardır. 7 Ocak 1943 yılında kendisine ait patent aldığı 700 buluşla en çok patent sahibi kişi olarak dünya tarihine geçmiştir. Nikola Tesla’nın Sözleri “Bilim insanı hemen sonuç elde etmeyi amaçlamaz. O bu ileri fikirlerin kolayca ele alınacak olmasını beklememelidir. Onun çalışması tohumu eken birisi gibi olmalıdır – gelecek için. Onun görevi sonraki gelenler için zemin hazırlamak ve yol göstermektir. O yaşıyor, uğraşıyor ve umut ediyor olmalı.” “Önemli bir nokta vardır ki ilk olarak bilmemiz gereken: Dünya’nın kapasitesi nedir? Eğer elektriklenirse hangi yükü içerir?” “Doğa birçok yolla aynı sonuca ulaşabilir. Sonsuz bir okyanus ortamında tümüyle yayılan fizik dünyasında bir dalga gibi, yani organizmalar dünyasında, yaşamda, zaman zaman ileriye doğru ilerlemeye başlayan bir impuls belki zaman zaman ışık hızıyla, belki de asırlardır yavaşça insanlar için tasavvuru bile edilemez bir karmaşıklık süreçlerinden geçerken yavaşlıyor gibi görünüyor. Fakat tüm formlarda, tüm evrelerde, doğanın enerjisi sonsuza kadar mevcut bulunmaktadır. Geçmiş zamanlarda bir tiranın (zorba bir hükümdarın) gözü üzerine düşen uzak bir yıldızdan gelen tek bir ışık ışını onun hayatının seyrini değiştirmiş olabilir, belki de ulusların kaderini de değiştirmiştir, belki de Dünyamızın yüzeyini dönüştürmüştür, bu yüzden akıl almaz bir şekilde, tasavvuru yapılamaz bir karmaşıklıkla Doğa’da süreçler işliyor.“ “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East Rivera indirebilirdim.” “Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir.” “İnsan imkansızı başarabilir sözü yetersizdir çünkü insan imkansızın da ötesine ulaşabilir.“ “Frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar. ama bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. sinir dokularına nüfuz edebilecek miliamperler öldürücü bir etki yaratabilir ama derinin üzerindeki amperler kısa süreler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa, ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme yol açabilir…” “Paranın başkaları için taşıdığı anlam, benim için bir şey ifade etmiyor.” “Benim beynim sadece bir alıcıdır (reseptör). Evrende, bilgiyi, gücü ve ihamı ondan aldığımız bir öz var. Bu özün sırlarına nüfuz etmedim, ama var olduğunu biliyorum.” sözü de Nikola Tesla’ya atfedilir. Arthur Compton, Nikola Tesla için “Tesla insanlığın ebedi olarak minnettarlığını kazanmıştır.” FM Radyo’nun mucidi Edwin Howard Armstrong, Nikola Tesla için “Dünya bence Nikola Tesla’nın hayalleri ve başarılarıyla aynı düzeyde olmak için uzun süre bekleyecektir.” Unimetre
UNICEF Yılın Fotoğrafını Seçti
Fotoğrafçı Niclas Hammarström, Suriye’deki savaş çocuklarını konu alan fotoğrafıyla “UNICEF-2013 Yılının Fotoğrafı” ödülüne layık görüldü. İsveçli fotoğrafçının ödül kazanan fotoğrafı 15 Ekim 2012 tarihli. Fotoğrafta Halep'te oyun oynarken bir bombanın patlaması sonucu yaralanan 11 yaşındaki bir kız çocuğu görülüyor. Yüzünden yaralanan kızın başını dikkatlice tutan ellerse ağabeyine ait. Fotoğrafçıya ödülü Berlin'de törenle takdim edildi. Törende UNICEF Almanya Hamisi Daniela Schadt bir konuşma yaptı. Schadt, “Çocuğun bakışı tüm bir neslin kaybolup gitmemesi için, dünyaya tüm diplomatik ve insanî çabaları güçlendirme çağrısıdır” dedi. Fotoğrafçı Hammarström kasın ayında gazeteci Magnus Falkehed ile Suriye'de kaçırılmış ve ocak ayının başında serbest bırakılmıştı. 'GEO' dergisi tarafından desteklenen uluslararası yarışmaya 27 ülkeden 82 fotoğrafçı katılmıştı.Cumhuriyet
Türk Müziğinin Son 50 Yılı
Türk Müziğinde 50 yıl geriye gitmek ister misiniz? Birbirinden özel sanatçılarımızın o yıllara damga vuran şarkıları sizlerle birlikte.
Christopher David White Tarafında Yapılmış Aşırı Gerçekçi Seramik Heykeller
Christopher David White isimli sanatçı seramikten yaptığı heykellere öyle bir görüntü veriyor ki ahşap olmadığına sizi ikna etmek çok zor olacak. Genelde yaşam ve ölüm temaları üzerine çalışan sanatçının harika heykelleri gerçekten görülmeye değer.İşte 'Christopher David White Tarafında Yapılmış Aşırı Ahşapımsı Seramik Heykeller' galerisi...
'Nymphomaniac' Filmini İzlemek İçin Son Fırsat!
Türkiye'de vizyona girmesi yasaklanan Lars von Trier'in sansasyonel filmi 'Nymphomaniac'ı sinemada izlemek için son bir şans var, İstanbul Film Festivali. Türkiye ’de vizyona girmesi Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’nun kararıyla yasaklanan Lars von Trier’in sansasyonel filmi ‘Nymphomaniac’, 5-20 Nisan tarihlerinde yapılacak İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Milliyet
Reklam
Türkiye ve Azerbaycan'dan Bilimsel Ortaklık
Türkiye ve Azerbaycan arasında bilim ve teknoloji işbirliği.Türkiye ve Azerbaycan arasında ortak bilimsel ve teknolojik araştırma ve projelelerin hazırlanması için yarışma ilan edildi. Azerbaycan Milli İlimler Akademisinden (AMİA) yapılan açıklamada, Türkiye ve Azerbaycan arasında bilim ve teknoloji alanında ortak araştırma ve projelerin hazırlanmasına yönelik tekliflerle ilgili yarışma ilan edildiği belirtildi. Açıklamada, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Kasım 2013'te Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret zamanı AMİA ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında bilim ve teknoloji alanında işbirliği protokolü imzalandığı, bu protokole göre tarafların işbirliğini geliştirmek için teklifler paketi hazırlayacağı kaydedildi. Azerbaycan tarafının konuya ilişkin çalışmalara başladığı bu nedenle iki ülke arasında bilim ve teknoloji işbirliğinin ilerletilmesine yönelik teklifler konusunda yarışma başlatıldığı bildirildi. Yarışmaya sunulacak tekliflerin 11 Temmuz'a kadar AMİA'ya ulaştırılması gerektiğinin belirtildiği açıklamada, tekliflerin TÜBİTAK ve AMİA tarafından ortaklaşa değerlendirilerek seçileceği kaydedildi.veteknoloji
Kardashian Sinemanın En Kötülerinden Oldu
Oscar ödülleri öncesi Amerikan sinemasının en kötülerine verilen Razzie Awards (Altın Ahududu) ödülleri sahiplerini buldu. ‘Movie 43’ filmi en kötü film seçilirken, filmi yöneten 13 yönetme de ‘en kötü yönetmen’ ödülü verildi. ‘After After Earth/ Dünya : Yeni Bir Başlangıç’ filmini baba-oğul ikilisi Will ve Jaden Smith de Ahududu Ödülü’nü aldı. Oğul Jaden Smith en kötü erkek , baba Will Smith ise en kötü yardımcı erkek ödülüne layık görüldü. En kötü kadın oyuncu ödülü ise erkek oyuncu olmasına rağmen ‘Tyler Perry’s A Madea Christmas’ filminde bir kadını canlandıran Tyler Perry’e gitti. Yardımcı kadın oyuncu kategorisinin de yılın en kötüsü ise ‘Temptation: Confessions of a Marriage Counselor’ filmindeki kötü peformansıyla Kim Kardashian’ın oldu.haber kaynağı: 365haber.org/kültür-sanat haberleri
Reklam
Buzuldan Dev Virüs Çıktı
Sibirya’da buzulların içinde keşfedilen 30 bin yaşındaki virüs, şimdiye dek bulunanların en büyüğü. Buzulların erimesiyle, daha fazla ‘uyuyan’ virüsün ortaya çıkmasından endişe ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilim Akademisi Dergisi (PNAS), Sibirya buzullarında hacim olarak dünyanın en büyük virüsünün bulunduğunu açıkladı. Devasa boyuna rağmen bu virüs insana zarar vermiyor. Keşfi gerçekleştiren Fransız ve Rus araştırmacılar, 1.5 mikrometrelik (1000 mikrometre = 1 milimetre) devasa boyutu ve kavanoza benzeyen şekli nedeniyle Antik Yunanca'da 'büyük kavanoz' anlamına gelen Pithovirus ismini verdi. Yapısal olarak Pandora virüsüne benzediği açıklanan Pithovirus, tek hücreli (amip) canlıların olduğu bir kaba konarak gözlendi. Virüs, kısa sürede amiplere bulaştı. 30 bin yıl buzlar arasında bekleyen virüsün hayatta kalması, küresel ısınmayla eriyen buzullardan çıkabilecek başka virüslerin tehlikeli olma ihtimalini düşünen araştırmacıları endişelendiriyor. Virüsler, canlıların hücrelerine çeşitli yollarla girerek kendilerini sınırsız sayıda yeniden üreten ve girdiği hücreyi yok eden varlıklar. Kendi başlarına kaldıklarındaysa tamamen hareketsizler. Bu nedenle ‘canlı’ sayılmıyorlar. Kaynak PNAS
Yaratıcı Düğün Fotoğrafı Çekme Trendinde Son Nokta: Zombiler!
Düğün fotoğraflarının olağan dışı olmasını isteyen bu çılgın ikili yavaş yavaş yönetmenlik veya senaristliği düşünmeliler bence. Fotoğraflara bakarken bir anda kendinizi bir 'zombi' filminde hissedeceksiniz. Keşke fotoğraf değilde kısa film çekselermiş dediğinizi duyar gibi oluyorum... İşte bu çılgın çiftin marjinal düğün fotoğrafları hikayesi...
'Hayat Sana Güzel' Filminin Fragmanı
‘Hayat Sana Güzel’ filminin fragmanı yayınlandı!11 Nisan’da sinemalarda!‘Hayat Sana Güzel’ filminin fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Reklam
Teoman'la 'Yavaş Yavaş' Konserleri Başlıyor
Teoman, 15 şehri kapsayacak akustik konser turnesi kapsamında Konya, Aksaray ve Kayseri’ den sonra Malatya’ da sevenleriyle buluşacak. “Renkli Rüyalar Oteli”, “Paramparça”, “İstanbul’da Sonbahar” gibi geniş kitlelerin bildiği parçaların yanı sıra “Bugün”, “En Güzel Hikayem”, “Bana Öyle Bakma” gibi şarkılarının akustik hallerini, “yavaş yavaş” turnesinde dinleyebilmek için biletler www.biletix.com adresinde. Vodafone FreeZone, Kral Pop Tv, Kral Pop Radio, Atlas Jet’ in sponsorluğunda gerçekleşecek, organizasyonu ise Atlantis Yapım tarafından yapılacak olan Teoman “yavaş yavaş” turnesinin biletlerine www.biletix.com adresinden ulaşabilirsiniz. Medyatava
Hukuk Öğrencilerinin Okuması Gereken 25 Kitap
Hukuk Öğrencilerinin Okuması Gereken 25 Kitap :“Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, yalnızlığın romanı, dostluk özleminin, iyi insan özleminin romanı. Ferit Edgü, Çakır’ı anlatırken, su yolunda kırılan testileri anlatırken, hepimizin yalnızlığını, hepimizin dostluk özlemini dile getiriyor. Şu iyice bunaldığımız koşullarda… Ve yalnızlığa, dostluğa, iyiliğe denk düşen bir anlatımla… Bir de bakıyorsunuz… Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, günümüz Türkiyesi’nin gayri insanileşmiş durumunun izdüşümü oluvermiş…” - Fethi Naci2 – Suç Ve Ceza – DostoyevskiFyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846′da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan öykü ve romanları, çağımızda edebiyat klasikleri arasında yer alsa da, o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849′da I. Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı, yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu.Suç ve Ceza Dostoyevski’nin bütün dünyada en çok okunan başyapıtıdır.3 – Baba Ve Piç – Elif ŞafakElif Şafak’ın Baba ve Piç adlı kitabını okudunuz mu? Okuyun. Üzerine çok yazıldığı için çok kısadan söyleyeceğim: Farklı katmanları, farklı okumaları, farklı çağrışımları keşfetmek için okuyun. Türkçenin sonsuz zenginliğini, Elif Şafak’ın dil oyunlarını, dille oynamasını, dili uçurmasını, cinsiyetçiliğe meydan okuyan dil “hınzırlıklarını” keşfedip, tadını çıkarmak için okuyun.Unutmak, anımsamak, anılar, suskunluklar, sırlar ve gerçekler, isyanlar ve boyun eğmeler, kaçışlar ve arayışlar üzerine, bizi bize anlatan enfes bir roman olduğu için okuyun. Zeynep Oral, Cumhuriyet Canlı ve eğlenceli. Bu muhteşem roman beni alıp uzaklara götürdü. Geri döndüğümde ise beni başka bir gerçeklik bekliyordu. Alan Cheuse, Chicago Tribune Cesur ve güzel…Kitapta pek çok karakter olmasına rağmen, bu karakterler arasında en etkileyici olanı Kazancı ailesinin kadın reislerinden biri değil, belki de İstanbul’un kendisi. John Freeman, Star Tribune Şafak güçlü kadın karakterler yaratma konusunda çok hünerli, ayrıca İstanbul’a ilişkin canlı tasvirler pek çok kişiyi şehre çekecek türden. Şafak’ın karakterleri kitabı bitirdikten sonra bile insanın zihnini terk etmiyor. - Patricia Corrigan, St. Louis Post-Dispatch4 – Hukuk Felsefesinin Eleştirisi – Hegel5 – Roma Hukukunun Güncelliği – VilleyDurgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.7 – Tarihimizle Yüzleşmek – Emre KongarTarihe bakarken genellikle hangi yanlışlar yapılır? Türkler isteyerek mi Müslüman oldular? İslama laikliği kimler getirdi? Osmanlı’da inançları yüzünden kimler yakıldı? Osmanlı İmparatorluğu Müslüman olduğu için mi çöktü? Ermeni trajedisi bir soykırım mıdır? Niçin? Abdülhamit: “Kızıl Sultan” mı, “Ulu Hakan” mı? Vahdettin “hain” miydi? Amerika hangi Lozan’ı kabul etmedi? Atatürk niçin yalnız bir liderdi? Menderes bir “Demokrasi Şehidi” midir? Askerler siyasette ne tür tarihi roller oynamıştır? Atatürkçü aydınlar niçin öldürüldü? Prof. Emre Kongar, bu ve benzeri ilginç soruların yanıtlarını, hem resmi, hem de gayri resmi tarihi eleştirerek veriyor.8 – Faust – GoetheFaust, yaşadığı çağın bütün bilimlerini öğrenmeye çalışan, bilgi ihtirası içinde kıvranan karamsar bir kişidir. Nefsiyle onca uğraşmasına rağmen mutluluğu bulamamış olmanın ıstırabıyla kavrulmaktadır.Şeytanı temsil eden Mephisto, bu durumdaki Faust’u kolayca baştan çıkarabileceğini, sapıklığa sürükleyebileceğini düşünür. Tanrı ise insanın yaradılış itibarı ile iyi olduğunu ve kendi ruhunun iyiliği sayesinde doğru yolu bulabileceğini bildiği için MephistoÙyFaust üzede istediğini yapmakta serbest bırakır.9 – Kar – Orhan PamukPamuk’un “İlk ve son siyasi romanım” dediği Kar, Türk edebiyatında 1990′ların siyasi atmosferini ele alan, dönemi bütün şiddeti ve çatışmalarıyla anlatan en iyi ve en iddialı romandır. Kars’taki siyasal İslamcılar, solcular, Türk ve Kürt milliyetçilerinin hikâyesini inanç, başörtüsü sorunu, askeri darbeler ve üçüncü dünyada yaşamanın öfkesi ve ümitsizliği üzerinden tartışan Kar’da Pamuk, başka romanlarında da zaman zaman gördüğümüz mizah yeteneğini bu defa sonuna kadar sergiliyor. Kar’ı, romanın yazılış ve yayımlanma süreçlerinin daha önce bilinmeyen ayrıntılarına değinen bir sonsözle birlikte yayımlıyoruz.On iki yıldır Almanya’da sürgün olan şair Ka Türkiye’ye dönüşünden dört gün sonra, bir röportaj için Kars şehrinde bulur kendini. Ağır ağır ve hiç durmadan yağan karın altında sokak sokak, dükkân dükkân bu hüzünlü ve güzel şehri ve insanlarını tanımaya çalışır. Kars’ta ağzına kadar işsizlerle dolu çayhaneler, dışarıdan gelmiş ve kardan mahsur kalmış gezgin bir tiyatro kumpanyası, intihar eden ve türban direnişi yapan kızlar, çeşitli siyasal gruplar, dedikodular, söylentiler, Karpalas Oteli ve sahibi Turgut Bey ile kızları İpek ve Kadife ve Ka için aşk ve mutluluk vaadi vardır. Kar Türkiye’nin temel siyasi çatışmalarını anlamamız için okunması gereken bir roman.“Kar zamanımızın okunması gereken temel kitaplarından…” - Margaret Atwood“O ne bir ideolog, ne bir siyasetçi, ne de bir gazeteci. Orhan Pamuk büyük bir romancı.” - New York Tımes10 – Tutunamayanlar – Oğuz AtayTutunamayanlar’, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay’ın bu ilk romanını “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler. Moran’a göre “Oğuz Atay’ın mizah gücü ve duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar’ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.” Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, “saldırısı tutunanların anlamayacağı, rededeceği türden bir romanla yapar.”1 1 – Nietzsche Ağladığında – İrvin D. YalomYoğun ve sürükleyici olan yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Edebiyatla da düşünülebileceğini gösteren müthiş bir örnek…Sahne Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana’sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk. Aktörler Nietzche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrı’yı öldürmüş. “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır” diyor. Daha sonra, “Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenebilirsiniz?” diyecek. Ümitsiz.Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca “ama” pozisyonunda yaşamış biri.Freud: Breuer’in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.Konu Ümitsizlik. Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé, Nietzsche’den habersiz Breuer’e gelir. “Avrupa’nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin” der. Breuer, Salomé’yi tekrar görebilmek umuduyla “peki” der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade… ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar… Kendisiyle ve hayatla yüzleşmekten çekinmeyenlere…12 – Reis Bey – Necip Fazıl1948′den 1960 yılına kadar geçen sürede tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey. Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş kalpli bir kanun tatbikçisi… Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve “cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır.” Günün birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey’in buz gibi iç dünyası müthiş bir sarsıntiyle yerle bir olacaktır. (Yazıldığı tarih: 1960)13 – Diriliş – TolstoyTolstoy’un en önemli üç romanından biri olan Diriliş, bir insanın geçirdiği sarsıcı değişimin romanıdır. Zengin Prens Nehlüdov, hizmetçi Maslova’yı baştan çıkarıp terk ederek hırs ve arzularının peşinden gider. Yıllar sonra bir mahkeme salonunda Maslova ile karşılaşan Nehlüdov, onu bu batağa kendisinin ittiğinin farkına varacak ve “dirilen” vicdanı, onun baştan ayağa değişmesine sebep olacaktır.Diriliş, vicdan azabının ezici baskısını anlatırken, ceza hukukuna da ağır eleştiriler yöneltiyor. Eserlerinde ahlaki değerlere vurgu yapan Tolstoy, bu kitabında insan ruhunun, vicdanının ve inancının toplum tarafından öldürüldüğünü dile getirip, bunların yeniden dirilişinin mümkün olup olmadığını sorguluyor.14 – Devlet – Platon (Eflatun)Platon’un uçsuz bucaksız diyaloglarından en ünlüsü olan “Devlet” adlı bu eserde, Platon felsefe ilkelerini siyasi olgulara uygulayarak ‘soyut siyasi teorilerin’ temellerini atmıştır.İk bakışta sadece doğrunun tabiatı araştırılıyor gibi görünse de, Platon ideal devlet ütopyası ile sosyoloji, psikoloji, etik, felsefe ve eğitime dair birçok konuyu ayrıntılarıyla değinir. Gerçeğin doğası ve ‘idealar teorisi’ üzerine yazdığı en önemli metinler de, yine ‘Devlet’ adlı bu çalışmada çıkar karşımıza!Öğretmeni ve arkadaşı Sokrates’i infaza götüren Atina demokrasisini keskin sözlerle eleştiren Platon’un bu yapıtını okuduktan sonra, onun günümüzde önemini ve geçerliliğini koruyabilen nadir düşünürlerden biri olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz!15 – Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk16 – Bülbülü Öldürmek – Harper LeeBu kitap Amerikan Kütüphaneciler Birliği’nce yüzyılın en iyi romanı seçilmiştir.Uzun süredir en çok aranan kitaplar arasında yer alan Bülbülü Öldürmek yeniden piyasada…“İstediğiniz kadar şakrak kuşu vurabilirsiniz ama bülbülü öldürmek günahtır, bunu asla unutmayın.”Amerika’da 1930′ların Güney Eyaletleri’nden birinde bir zenci be-yaz bir kızın ırzına geçmekle suçlanır. Önyargılar, şiddet ve riyakâr-lıkla beslenen Güneyli erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı konusundaki mantıksız yaklaşımlarını Scout ve Jem Finch adlarındaki iki çocuğun ağzından keyifli bir dille bize aktaran roman, aynı zamanda kent hal-kının vicdanına karşı tek başına karşı koyan bir erkeğin mücadelesini de anlatıyor.Tüm zamanların en çok sevilen klasiklerinden olan Bülbülü Öldür-mek, 1960 yılında yayınlandığından bu yana birçok saygın ödül ka-zanmıştır.Pulitzer Ödülü de kazanan roman, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada otuz milyondan fazla satmış ve ünlü yıldızların başrolünü oy-nadığı film, Oscar kazanmıştır. Library Journal17 –Dava – Franz Kafka…Dava romanının çevirisinin bu basımı Cem Yayınevi’nde şimdiye kadar çıkan basımlardan farklı bir özelllik taşıyor. Daha önceki çevirilerde Dava’nın Kafka’nın yakın dostu Max Brod tarafından baskıya hazırlanmış metni temel alınmışken, bu kez Kafka yapıtlarının “Edisyon Kritik” dizisinde Oxford Üniversitesinden Kafka araştırmacısı Malcolm Pasley’in Dava’nın özgün el yazısı metnine dayanarak hazırladığı ve 1990 yılında S. Fisher yayınevince yayınlanan metin göz önünde tutularak çevirisi yeniden gözden geçirilmiştir. Ayrıca, Dava’nın bu çevirisine çevirmen tarafından Kafka Günlüğü’nde Dava’nın oluşumuna ilişkin notlar ve Kafka araştırmacılarından Heinz Politzer’in Dava romanıyla ilgili bir yorumu eklenmiştir. (Arka Kapak)18 – Şato – Franz Kafka19 – Suçlar Ve Cezalar Hakkında – Cesare Beccaria20 – Yabancı – Albert Camus21 – Çankaya – Falih Rıfkı Atay22 – Simyacı – Paulo Coelho23 – İran’dan Mektuplar – Puşkin24 – Sefiller – Victor Hugo25 – Ağır Cezalık Anılar – Ömer Dedeoğlu
'Nymphomaniac' Türkiye'de Yasak
Vizyona girecek filmlere rayting değerlendirmesi yapan kurul oy çokluğuyla, 14 Mart'ta ilk bölümü vizyona girmesi planlanan Lars van Trier'in 'Nymphomaniac' filminin vizyona girmesine izin vermedi. Vizyona giren filmleri sınıflandıran kurul filmi izledi ancak herhangi bir karara varmadan topu üst kurula attı. Üst kurul ise bugün filmi izleyerek oy çokluğu ile vizyona girmemesine karar verdi. Beklenti filmin +18 ibaresi alarak salonlardaki yerini alması yönündeydi. Ancak film bu şekilde bile salonlara giremeyecek.Türkiye 'de geçen hafta sona eren !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nde Trier'in kendisi tarafından sansürlenmiş versiyonuyla gösterilen 'Nymphomaniac'ın ilk bölümü 14 Mart, ikinci bölümü ise 21 Mart'ta vizyona girecek. 'İtiraf' adıyla vizyona girecek olan yapım, 50'li yaşlarının başındaki bir kadının çocukluğundan itibaren erkeklerle olan ilişkilerini anlatıyor. Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Willem Dafoe gibi oyuncuların rol aldığı film, geçen ay Berlin Film Festivali'nde sansürsüz olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden övgüler almıştı.Cumhuriyet
Reklam
Oscar 'Selfie'si Rekor Kırdı
Gecenin sunucusu Ellen DeGeneres’in birçok ünlü yıldızla birlikte çektiği ‘selfie’ fotoğraf 2 milyondan fazla kere retweet edildi. Selfie kısa süre içinde tüm zamanların en çok paylaşılan tweet'i haline geldi. Bu rekor daha önce tekrar Başkan seçildikten sonra karısı ile kucaklaşan Barack Obama'nın fotoğrafına yer veren tweet'e aitti.
Reklam
Duvardaki Sanat Gerçek Olunca
Banksy tarzı dünya çapında tanınabilir.Ancak, sanatçının gerçek kimliği bilinmez kalır. Fotoğrafçı Nick Stern fotoğrafları bu dizi Banksy görüntülerini ile yeniden onun stiline saygı öder.
2014 Oscar Kazananları
American Hustle Captain Phillips Dallas Buyers Club Gravity Her Nebraska Philomena The Wolf of Wall Street
Çağdaş Sanatta Dünya'da Bir İlk İzmir'de Gerçekleşiyor.
'BEING WOMAN - KADIN OLMAK” İnterdisipliner Sanat Sergisi 8 Mart - İKSEV Ressam ve eğitmen Cengiz Ceylan’ın toplumsal kimlik vecinsiyet üzerinde duran sergisi “Being woman - Kadın Olmak”, pek çok sanat dalını yöntemolarak kullanarak disiplinlerarası çağdaş sanat olgusuna yeni bir solukgetirmektedir.Dünya'da bir ilki gerçekleştiren sanatçı, revizyonist bir tavırla 'BEING WOMAN - KADIN OLMAK' İnterdisipliner Sanat sergisinin açılış ve performanslarıYoutube ve Cengiz Ceylan Resmi Web Sitesi nden tüm Dünya'da canlı yayınlanacaktır.Sergide kadının özellikle ulusal konjonktürdeki saptanankonumlarıyla ilgili 10 fotoğraf ve 10 resim çalışmasının yanında, açılışgününde bir teatral gösteri, düşünürlerin kadınla ilgili söylemleri, piyano vekeman ile canlı müzik ve pek çok çağdaş sanat söylemi mizahi ve kinayeli birdille ifade edilecektir.  Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi SahneSanatları Bölümü hocalarından Prof. Dr. Hülya Nutku koçluğunda ve fotoğrafçı veyazar Deniz Denizel’in küratörlüğünde ve Yağmur İfan'ın süpervizörlüğünde gerçekleşecek projede sergilenecekperformansın metni yazar Harun Baran’a, performansı oyuncu Yağmur Cesur’a,müzikte, keman Ceren Cengiz’e ve piyano performansı ise Murat Aygün’e aittir.Projenin görsel kimliği grafik tasarımcı Çağrı Akın’a aittir. Tanıtım videokurgusunu Özcan Batçı üstlenmişken photo-edit çalışmalarıysa grafik tasarımcı veakademisyen Yaşar Ali İşgören’in süpervizyonu altında gerçekleşmiştir.  Serginin içeriğinde,postmodernite olgusu kapsamında özellikle neo-liberalizm ve geç-kapitalizmaltında cisimleşen kadın modeli, Avrupa’lının “hanımefendisi” üzerinden kendiniözerkleştiren ve yayılan karakter biçimlerinin yarattığı melodramatik özerklik,geçmişten günümüze medyada yar alan kadın imgesi ve medya tarafından manipüleedilen kadın imajının yaratmış olduğu “bağımsız kadın” sureti, kadın doğasınıngetirdiği çoklu kişilik sendromları ve onların yarattığı paradoks; aynı zamandafelsefi anlamda kadının konumu disiplinlerarası pek çok sanat dalınınyardımıyla işlenerek sanatseverlerin beğenisine sunulacaktır. Serginin anafikri, genel bağlamda kadın doğasının yeniden tanımlanması üzerinden ifadeedilecektir. Sergide kadın ile erkeği algısal ve mantıksal boyuttabirbirlerinden ayıran temel prensiplere de gönderme yapılacak ve durum yineolgusallaştırılarak toplumsal boyutta eleştirilecektir. Bir erkek gerçekliğibölümlere ayrılmış bir biçimde, her şeyi kendi özerkliğinde algılarken, birkadın her şeyi iç içe, sanki akan bir nehir gibi algılar. Bununla birlikteerkek birçok olguya mantığıyla bakarken bir kadın pek çok zaman duygularıylabakar; aynı zamanda erkeğin mantığı bütünüyle doğrusal işlerken, bir kadınınmantığı eklektik olarak birbirinden farklı şeyleri seçip bir bütün oluşturmaüzerine işler. Kadın Olmak sergisinde kadın ile erkeğin doğalarındaki bu teorikve temel farklar da işlenecektir. Aynı zamanda postmodern feminizme ve güncelmedyada kendini gösteren bazı kadın karakterler üzerinden de çoklu göndermeleryapılacaktır. Sergi 8 Mart 2014 Saat : 18:00'da İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı)'nda kapılarını açıyor.
Reklam