onedio
Türk Kızılayın 10 Yıllık Yol Haritası Çalıştayda Belirlenecek
ANTALYA (AA) - Türk Kızılayın 2021-2030'daki 10 yıllık strateji planını ortaya koyan 'Strateji 2030 - Seyrüsefer Çalıştayı' Antalya'da başladı.Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, Kundu Turizm Merkezi'ndeki bir otelde gerçekleştirilen çalıştayda yaptığı konuşmada, Türk Kızılayın 152 yıldır geçmişten aldığı emanetle iyilik ve yardım hareketini sürdürdüğünü söyledi. Ülkeler arasındaki sınırların sel, deprem ve herhangi bir doğal afet durumunda bir anlam taşımadığını ifade eden Kınık, Türk Kızılayın sınırların ötesinde zor durumdaki insanlara yardım ulaştırdığını kaydetti.Kızılayın daha önce 5 yıllık strateji planlaması yaptığını, bu yıl ise 10 yıllık bir strateji belirlediklerini anlatan Kınık, 'Önümüzdeki 10 yılda Kızılayın nereye gitmesi gerektiğini, 10 yıl sonra Kızılayı nerede görmek istediğimizi büyük Kızılay ailemizle belirledik. Şimdi o hedefe ulaşmak için icra edilecek projelerimizin detaylarını ve yol haritasını belirlemek için çalışacağız.' diye konuştu.Kınık, dünyanın, insanın meselelerine, insani finans ve sürdürülebilirliğe, Kızılayın kurumsal gelişimine ve dönüşümüne yönelik planlamalar yaptıklarını bildirdi. Strateji planlamasını yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ortaya çıkardığı yeni düzen gerçeğiyle ele alacaklarını aktaran Kınık, şunları söyledi:'Pandemi süreci tüm dünyayı ve doğal olarak insani yardım dünyasını da değiştirdi. Tüm kurum ve kuruluşlar bu süreci masaya yatırmak ve kendilerini bu sürecin verileriyle yeniden tanımlamak zorundadır. Bu sürecin etkileri önümüzdeki yıllarda da gerek ekonomik gerek psikososyal anlamda sürecektir.'Salgın nedeniyle sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve internet üzerinden canlı olarak takip edilebilen çalıştay, 26 Ekim'te sona erecek.
Msb'den Faaliyetlere İlişkin Bilgilendirme Yapıldı:
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz bir ay içerisinde icra edilen operasyonlarda yurt içinde 53, yurt dışında 66 olmak üzere toplam 119 PKK/KCK'lı teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği Analiz ve Değerlendirme Subayı Binbaşı Pınar Kara tarafından bilgilendirme toplantısı yapıldı. Kara, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ülkenin ve milletin güvenliğini sağlamak amacıyla yurt içi ve yurt dışında PKK/KCK/PYD-YPG başta olmak üzere DEAŞ dahil terör örgütlerine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü hatırlattı.Binbaşı Kara, 'Geçtiğimiz bir ay içerisinde PKK/KCK terör örgütü mensuplarının yurt içine geçişini kısıtlamak, yurt içinde/dışında barınmasını engellemek ve eylem kabiliyetini yok etmek maksadıyla icra edilen operasyonlar neticesinde yurt içinde 53, yurt dışında 66 olmak üzere toplam 119 terörist etkisiz hale getirilmiştir.' ifadesini kullandı.Teröristler tarafından kullanılan 165 silah mevzi, sığınak, barınak, mağara ve depo bulunarak kullanılamaz hale getirildiğini, ayrıca 87 EYP'nin imha edildiğini belirten Kara, hudut güvenliğinin, alınan tedbirler artırılarak hudut birlikleri tarafından 7 gün 24 saat esasına göre sağlandığını kaydetti.Kara, hudut birliklerine yönelik her türlü taciz ve saldırılara meşru müdafaa çerçevesinde tereddütsüz karşılık verildiğini söyledi.PKK/PYD-YPG terör örgütünün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadeleye yönelik hudut hattında alınan tedbirler ve icra edilen operasyonlar sonucunda çok sayıda silah, mühimmat ve yasa dışı malzemenin ele geçirildiğini belirten Kara, sınırlarda teknolojik vasıtalarla desteklenmiş fiziki güvenlik sistemlerinin tesis edildiğini, ayrıca hudut birliklerinin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli geliştirilerek sınır güvenliğinde etkin tedbirlerin alındığını kaydetti.Kara, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, hudut güvenliğinin sağlaması, terör örgütü tarafından Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmasının engellenmesi, DEAŞ ve PKK/YPG başta olmak üzere milli güvenliği tehdit eden teröristlerin etkisiz hale getirilmesi, güvenli bölgeyi tesis ederek bölgedeki istikrarın sağlanması amacıyla icra edilen Fırat Kalkanı/Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarıyla terörden temizlenen alanlarda huzur ve istikrarın devamının sağlanması için mayın/EYP temizliği ile hayatın normale döndürülmesine yönelik altyapı ve günlük hayatı destekleme çalışmalarına diğer kamu kurum ve kuruluşlar ile koordineli olarak devam edildiğini söyledi. '400 binden fazla Suriyeli evlerine döndü' İdlib'de 5 Mart Mutabakatı ile sağlanan ateşkes sonrası bölgede emniyetinin alındığını ve yaşanan insanlık dramına son verildiğini dile getiren Kara, bugüne kadar 400 binden fazla Suriyelinin evlerine-yurtlarına gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde geri döndüğünü belirtti.Bugüne kadar ateşkesin muhafazası, akan kanın durması, istikrarın sağlanması yönünde elde edilen kazanımların korunması, yerinden edilen Suriyelilerin evlerine geri dönüşü ve yeni bir insanlık dramının yaşanmaması için gereken gayretin gösterilmeye devam edildiğini aktaran Kara, 'Bu kapsamdaki gelişmeler Rusya Federasyonu ile koordinasyon içerisinde yakından takip edilmekte ayrıca birliklerimizin güvenliği için her türlü tedbir alınmaktadır.' dedi.Azerbaycan'a destekKara, Ermenistan'ın, Azerbaycan'a 27 Eylül 2020'de başlattığı insanlık dışı saldırılarına, 10 Ekim ve 18 Ekim'deki ilan edilen ateşkeslere rağmen doğrudan sivilleri ve yerleşim yerlerini uluslararası hukuka aykırı olarak hedef almak suretiyle devam ettiğini hatırlattı.Bu saldırılarda bugüne kadar Azerbaycan vatandaşlarından 85'inin hayatını kaybettiğini, 385'inin yaralandığını anımsatan Kara, şöyle devam etti:'Bölgede barış ve istikrarın tesisi için, Ermenistan bu terörist ve paralı askerleri geri göndermeli, saldırılarına ve Azerbaycan topraklarındaki haksız işgaline son vermelidir. Azerbaycan Türkü kardeşlerimizin haklı davasında bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yanlarında olmaya ve destek vermeye devam edeceğiz. Öz topraklarını Ermenistan işgalinden kurtarırken şehit düşen kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.' LibyaLibya hükümeti ile imzalanan ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuka uygun olarak ve Milli Mutabakat Hükümetinin daveti üzerine Libya'ya verilen askeri eğitim, yardım ve danışmanlık desteğine devam edildiğini vurgulayan Kara, bugüne kadar İstanbul, Moskova ve Cenevre'deki görüşmelerde olduğu gibi Birleşmiş Milletler öncülüğünde Cenevre'de 19 Ekim'de başlayan görüşmeleri desteklediklerini kaydetti.Söz konusu görüşmeler ile siyasi çözüm için oluşturulan zeminin, Türkiye’nin bugüne kadar Libya’ya verdiği destek sayesinde mümkün olduğuna işaret eden Kara, Libya'da toprak bütünlüğü, sürdürülebilir ateşkes, kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için Libya'nın yanında olmaya devam edileceğini vurguladı.Doğu AkdenizOruç Reis sismik araştırma gemisinin Türkiye'nin kıta sahanlığı içerisinde daha önceden belirlenen program dahilinde 12 Ekim'de başladığı faaliyetlerine 27 Ekim tarihine kadar devam edeceğini aktaran Kara, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, Oruç Reis araştırma gemisine refakat ve koruma görevi icra edildiğini söyledi.Kara, 'Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'den adeta dışlanarak bölgedeki doğal kaynakların paylaşılmasına yönelik girişimler kesinlikle kabul edilmeyecektir. Türkiye, Doğu Akdeniz’deki en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak, kaynakların adil paylaşımının tüm kıyıdaş devletlerin mutabakatıyla belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bölgedeki hidrokarbon arama faaliyetleri, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarımıza dayanmaktadır.' şeklinde konuştu.TatbikatlarTürk Silahlı Kuvvetlerinin harekat, tatbikat, eğitim ve personel temini ile tüm diğer faaliyetlerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine sıkı bir şekilde uyarak sürdürüldüğünü hatırlatan Kara, bu kapsamda 30 Ekim-6 Kasım tarihlerinde NATO üyesi ülkeler ile mayın harbi konusunda karşılıklı çalışabilirliği artırmak ve Mayın Karşı Tedbirleri konusundaki NATO usullerini denemek maksadıyla İspanya, Romanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ve ev sahibi Bulgaristan ile Burgaz/Bulgaristan yaklaşma sularında Poseidon-2020 Davet Tatbikatı'nın icra edileceğini bildirdi. 30 Ekim-10 Kasım'da İspanya, Romanya, Bulgaristan, Pakistan, İtalya ve Amerika Birleşik Devletlerinin katılımıyla denizaltılara karşı hava/su üstü ve denizaltı iş birliği ve ileri seviyede koordineli Denizaltı Savunma Harbi eğitimi sağlamak ve ilgili NATO usullerini denemek maksadıyla Mavi Balina-2020 Tatbikatı'nın icra edileceği bilgisini veren Kara, Silahlı Kuvvetlerinin harbe hazırlık durumunu en üst seviyede idame etmek, her yönüyle etkinliğini, caydırıcılığını ve saygınlığını sergilemek maksadıyla milli ve çok uluslu tatbikatların icrasına devam edileceğini belirtti.Personel temin faaliyetleriKara, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Milli Savunma Üniversitesinde, Harp Okullarına 1401, Astsubay Meslek Yüksek Okullarına 2 bin 175 ve MSB adına eğitim görmek üzere Sağlık Bilimleri Üniversitesi Fakülte ve Yüksek Okullarına 238 öğrenci temininin yapıldığını, hali hazırda 12 bin 511 öğrencinin eğitim öğretim gördüğünü ifade etti.Son 1 ayda dış kaynaktan 215 subay, 611 sözleşmeli er olmak üzere toplamda 826 personel temin edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri saflarına katıldığını dile getiren Kara, 'Böylelikle, 15 Temmuz 2016'dan sonra muvazzaf subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/er olmak üzere yaklaşık 103 bin personel temin edilmiştir.' dedi.SevkEkim, kasım, aralık 2020 celp ve sevk dönemlerinde silah altına alınacak yedek subay, yedek astsubay ve erbaş/erlerin celp ve sevk dönemleri ile temel eğitim yapacakları eğitim birliklerinin, e-Devlet ve askerlik şubelerinden 23 Ekim'de duyuruya açıldığını hatırlatan Kara, 30 Ekim 2020'de sevke tabi vatandaşların 26 Ekim'den itibaren PCR testi sonrasında e-Devlet veya askerlik şubelerinden sevk evraklarını alabileceklerini belirtti.Binbaşı Kara, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelecek dönemde de dosta güven, düşmana korku veren yüksek eğitim seviyesini idame etmek ve geliştirmek, sahip olduğu imkan kabiliyetleri ve ateş gücünü caydırıcı bir biçimde ortaya koymak, dost ve müttefik ülkelerle askeri iş birliğini ve birlikte harekat icra edebilirliğini güçlendirerek geliştirmek amaçlarıyla yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetlerini sürdüreceğini, bölge ve dünya barışına katkılar sunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Sudan Trump'ın “Terörü Destekleyen Ülkeler” Listesinden Çıkarma Kararını İmzalamasını Memnuniyetle Karşıladı
HARTUM (AA) - Sudan hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Sudan’ı 'terörü destekleyen ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzalamasını memnuniyetle karşıladı.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'ABD Başkanı Trump’ın Sudan’ın adını terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarma kararını imzalayıp Kongreye göndermesini memnuniyetle karşıladıklarını' belirterek, Trump’a teşekkür etti.Hamduk, 'Sudan’ı terörizm listesinden çıkarma sürecini en kısa sürede tamamlamak için Trump yönetimi ve Kongre'yle koordinasyona devam ettiklerini, Washington ile Hartum arasında Sudan halkının çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden dış ilişkileri sabırsızlıkla beklediklerini' ifade etti.-'Sudan ve şanlı devrimi için tarihi bir gün'Trump’ın imzasının ABD’den ülkesine gelecekte benzer davalar açılmasını engelleyeceğini belirten Hamduk, kararın ülkesinin uluslararası topluma, küresel finans ve bankacılık sistemine, bölgesel ve uluslararası yatırımlara dönüşünün kapılarını sonuna kadar açacağını, vatandaşların para transferini kolaylaştıracağını, teknolojiden en iyi şekilde yararlanılacağını, hava, kara ve deniz ulaşımında ulusal kurumlar kurulmasını kolaylaştıracağını, ülkedeki ekonomi ve hayat şartlarını iyileştireceğini sözlerine ekledi.Egemenlik Konseyinden yapılan yazılı açıklamada da Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, ülkedeki genel siyasi ve ekonomik duruma ayrıca dış ilişkilere olumlu etkileri olacak büyük bir açılıma eş değer olarak nitelendirildi.Sudan halkının uzun yıllardır beklediği bu adıma ulaşılmasında Egemenlik Konseyi ve hükümetin rolüne vurgu yapılan açıklamada, “Sudan’ın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, halkın onurunu geri kazanma savaşındaki zaferini temsil ediyor. Sudan ve şanlı devrimi için tarihi bir gün.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamada ABD yönetimi “cesur” kararından dolayı takdir edilirken, bölgesel ve uluslararası arenada amacına ulaşana kadar Sudan’a destek olanlara teşekkür edildi.Bu arada, Sudan devlet televizyonu Sudan, ABD ve İsrailli yetkililerin ortak açıklama yapacağını duyurdu.Kongre'nin önünde 45 günlük süre bulunuyorBeyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığını Kongreye bildirdiği kaydedilmişti.Söz konusu adımın, Sudan'ın 'terör kurbanlarına 335 milyon dolarlık ödemeyi yapmasının' hemen ardından atıldığına işaret edilen açıklamada, Sudan'daki yönetime gösterdiği anlayış için de teşekkür edilmişti.Söz konusu karara ilişkin Kongre'nin önünde 45 günlük bir süre bulunuyor; bu süre içinde aksi yönde bir adım atılmaması durumunda Sudan söz konusu listeden resmen çıkmış olacak.Kongre'nin ayrıca, egemen bir devlet olarak Sudan'ın ABD mahkemelerinde yargılamaya maruz kalmaması için gerekli yasal düzenlemeyi de yapması gerekiyor.Trump'ın 335 milyon dolar şartı ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Twitter hesabından, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurmuştu. Trump, bu yapıldığında Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkaracağını vurgulamıştı.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği 10 milyar doları aşkın tazminatın bir yıldır yürütülen müzakereler sonucu birkaç yüz milyon dolara düşürüldüğünü ve salı günü itibarıyla hesaba yatırıldığını bildirmişti.ABD'nin kara listeye aldığı Sudan, 27 yıldır ambargo ve yaptırımlarla karşı karşıya
ABD, El Kaide terör örgütü lideri Usame bin Ladin’e 1991-1996 yıllarında kucak açtığı için terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle “kara listeye” dahil ettiği Sudan’a 1997’de ekonomik yaptırım uygulamaya başlamış, Kenya ve Tanzanya’daki büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar sonrası bunları daha da ağırlaştırmıştı.
ABD Yüksek Mahkemesi, 18 Mayıs’ta Sudan hükümetinin, 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına ve yakınlarına 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.
 Müzakereler sonucu bu rakam 335 milyon dolara kadar düşürülmüştü.
El Kaide'nin bombalı saldırılarında 224 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmıştı. Olayın ardından birçok kurban ve yakını ABD'deki eyalet ve federal mahkemelere başvurarak saldırılardan dolayı Sudan hükümetini suçlamış ve tazminat talep etmişti.
ABD mahkemeleri, daha önce görülen davalarda, söz konusu saldırılarda Sudan'ın terör örgütü El Kaide ve örgüt lideri Usame Bin Ladin'e yardım ettiğine hükmetmişti.
Saadet Büyük Yazio: Borsada Daima Çok Kazanan Olmanız İçin Bilmeniz Gerekenler
Ve Hisse Senedi Yatırımcısı Olmaya Giriş...Şşşş tüyo yok mu? abi acayip gitmiş X hissesi… Tüh be keşke bütün paramla alsaydım… Bütün paramla hisse senedi yatırımı yapmadığıma öyle pişman oldum ki…  Nasıl yani? Şirket hissesi 4 TL’den 230 TL ye mi yükselmiş… Vayyy nasıl kaçırdım yaaa… 40.000 TL param vardı korktum keşke hepsiyle alsaydım abi şimdiye milyarder olmuştum! Geçen gün bir arkadaş söyledi sadece 500 TL’si ile hisse senedi oynamaya başlamış 600 bin TL servet yapmış… Tüh ya keşke kredi alsaydım faizler düşükken keşke! O para ile de borçlanıp borsa ya girerdim!.. Kaçırdım… Abi, benim kurum bir de bana kredi tanımladı açığa işlem de yapılabiliyormuş onu da öğrendim var yaaa acayip çözdüm bu işi ben!  benim şirket hissesi var ya uçtu uçtu !!!! Ama satar mıyım bekliyorum fiyat 8’e katlayacak dediler… Ve sonra…  Sen bir şahinsin ben garip serçe… Bu kısmı özellikle beni ekonomide_saadet Instagram hesabımdan takip edenler için yazıyorum onlar beni anladı. Yeni okuyuculara ise daha açık izah edeyim isterim… Yukarıdaki hikayenin benzeri etrafınızdan bir şekilde kulağınıza gelmiş olabilir veya eskiden şöyle anlatılırdı. Şu aldığı son model araba var ya onu Borsa dan kazanmış. Bu adam var ya borsadan milyarları götürdü... Bu hikayelerde başı çoğunlukla yukarıdaki gibi başlıyor fakat finali de hep aynı mı olur? Bu yatırımcı sonunda bütün parasını ya batırır borsada ve tövbe eder, bir daha borsa oynamayacaktır (!) ya da aldığı hisse senetlerindeki zararı realize etmeyi göze alamayıp kendini borsanın upuzun vadeli yatırımcıları listesine altın harflerle yazdırır…
Akrep Dönemi Başladı: Evrenin En Sırdaş ve Gizemli Bireyleri Akrepleri 17 Maddede Daha Yakından Tanıyoruz!
Güneş Zodyak’ın en gizemli, en derin, en sırdaş burcuna geçti, insanların aklına ilk bakışta başka şeyler getiren Akrep burçları sanıldığı gibi yalnızca güçlü bir libidodan ibaret değil, o gerçek bir analist, derinleri görebilen, insanların korktuğu ya da kaçtığı konuları cesurca irdeleyebilen, yenilmekten korkmayan gerçek bir savaşçı. Onlar kadar yapabilir miyiz bilmiyoruz ama gelin biraz daha “derinden” tanıyalım Akrep’leri.
Seta'nın Afrika Raporundan:
İSTANBUL (AA) - Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Pekin ve Ankara yönetimlerinin Afrika kıtasındaki ekonomik ve siyasi rekabetinin karşılaştırmalı bir şekilde ele alındığı 'Afrika'da İş Birliği ve Rekabet Türkiye ve Çin' başlıklı rapor yayımlandı.SETA'dan yapılan açıklamaya göre, Deniz İstikbal tarafından kaleme alınan raporda iki yükselen gücün son yıllarda Afrika'ya yönelik artan girişimleri ve yatırımları farklı açılardan masaya yatırıldı.Afrika'nın sahip olduğu jeopolitik konumu ile stratejik ticaret geçiş güzergahlarında yer alışı, zengin enerji ve yer altı kaynakları, tarım potansiyeli, büyüyen ve gelişen pazarıyla küresel aktörlerin çekim ve güç merkezi olduğuna dikkat çekilen raporda, kıtanın sahip olduğu potansiyelin, onu küresel siyaset ve ekonomi sahnesinde büyük güçler nezdinde rekabet sahasına dönüştürdüğü aktarıldı.Afrika'nın Avrupalı ülkeler tarafından paylaşılan ve sömürgeleştirilen ülkelerinin ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren kağıt üzerinde bağımsızlıklarına kavuştukları belirtilen raporda, 'Batılı ülkelerin bağımsızlık sonrası Afrika ülkeleri ile olan ilişkilerinde benimsedikleri post-kolonyalist ve üstten bakan dayatmacı tavır ikili ilişkilerde bağımlılığı beraberinde getirmiştir. Uluslararası finans kuruluşlarının kredi, yardım ve hibelerine rağmen yoksulluktan kurtulamayan birçok Afrika ülkesi iç savaşların veya farklı etnisiteler arasındaki güç mücadelesinin pençesinden kurtulamamıştır. 422 milyon kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı, 600 milyondan fazla insanın elektriğe ulaşımının olmadığı, 783 milyon Afrikalının temiz suya erişiminin sınırlı olduğu kıta temel gıda ürünlerinde yardıma muhtaçtır.' ifadelerine yer verildi.'Türkiye ve Çin'in, Afrika’nın gelişmesine daha fazla katkı sunabilir'Raporda, Afrika'da ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya'nın ön plana çıktığı ancak kıtanın gelişme hikayesine dahil olan iki yükselen güç olarak Türkiye ve Çin'in Afrika'da dair bir sömürgeci geçmişe sahip olmamasının onları diğer güçlerden ayrıştırdığı ve bu sayede kıta ülkeleriyle kurdukları ilişkilerin de imajlarına olumlu katkı sunduğu ifade edildi.Afrika'nın 21. yüzyılda ihtiyaç duyduğu ekonomik kalkınma dış ülkelerden gelecek yatırımlarla doğrudan bağlantılı olduğu, ancak Batılı ülkelerin tek tarafın kazançlı çıktığı bir ilişkiyi tercih etmesi diğer aktörlerin kıtada ön plana çıkmasını sağladığı vurgulanan raporda, Türkiye ve Çin'in, Afrika’nın gelişmesine daha fazla katkı sunabileceğine, ayrıca iki aktörün ekonomik kalkınma girişimlerinin kıta ülkeleri için alternatiflerin olduğuna işaret ettiğine dikkat çekildi.Çin ve Türkiye'nin Afrika'da yapabilecekleri birçok iş birliği alanı olduğu, fakat Çin'in uluslararası yatırımlar ve yardımlar gibi konularda daha çok kendi başına hareket etmeye meyilli olduğu ifade edilen raporda şunlar kaydedildi:'Türkiye Çin'den farklı olarak demokrasi tecrübesine ve İslam medeniyetinin tarihsel hafızasına sahiptir. Afrika'da sayıları 28'e ulaşan Müslüman ülkenin bulunması Türkiye'yi Çin'e kıyasla daha avantajlı bir konuma taşımaktadır. Ancak Çin'in sahip olduğu devasa finansal kaynaklar Afrika ülkeleri için daha büyük finansal imkanlar sunmaktadır. Fakat Çin'in borç tuzağı olarak adlandırılan eleştirilere karşı geliştirdiği argümanların yetersiz olması Türkiye'yi daha cazibeli hale getirmektedir.'Ayrıca Türkiye ve Çin'in, Afrika'da var olan politik yaklaşımlarının ekonomi politik bir perspektifle analiz edildiği raporda iki ülkenin kıta ülkeleriyle kuracakları ilişkilerde dikkat etmeleri gereken birtakım önerilere de yer verildi.Raporun tam metnine SETA'nın internet sitesi www.setav.org adresinden ulaşılabilir.
Bosphorus Film Lab Bu Yıl Sinema Sektörünün Güncel Sorunlarını Masaya Yatıracak
İSTANBUL (AA) - '8. Boğaziçi Film Festivali' kapsamında gerçekleştirilecek Bosphorus Film Lab etkinlikleri, endüstrinin güncel ve dikkate değer konularını profesyoneller eşliğinde meraklılarıyla buluşturacak.Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansının destekleriyle bu yıl 23-30 Ekim'de düzenlenecek festivalin endüstri bölümü 'Bosphorus Film Lab', 24-29 Ekim arasında sinema sektörünün buluşma noktası olacak.Yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında yerli ve yabancı konukların dijital platformlar üzerinden katılımcılarla buluşacağı programda, film gösterimlerinin yanı sıra paneller, sunumlar, söyleşiler ve Instagram canlı yayın sohbetleri, festival katılımcılarının ilgisine sunulacak.Endüstriye ait güncel konullar panellerde ele alınacak Bosphorus Film Lab bünyesinde 24 Ekim'de yapımcı Müge Özen'in moderatörlüğünü üstlendiği, Bir Film ve Başka Sinema Genel Müdürü Ersan Çongar, TRT Ortak ve Dış Yapımlar Müdürü Faruk Güven ve TME Film Finans ve Dağıtım Direktörü Orhan Taşdemir'in konuk olacağı 'Yapımdan Dağıtıma Film' paneli gerçekleştirilecek. Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Arzu Öztürkmen'in yönetimini üstleneceği, 25 Ekim'de gerçekleştirilecek panelde de yapımcı Yamaç Okur, BluTV Dramalar Müdürü Sarp Kalfaoğlu, OGM Üst Yöneticisi (CEO) ve yapımcı Onur Güvenatam ile TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz'un katılımıyla 'TV ve Dijitalde İçeriğin Döngüsü' ele alınacak.Değişen izleme alışkanlıkları ve yeni mecraların yaratılan içerikler ve yaratıcılar üzerindeki etkisinin konuşulacağı panelde, TV ve dijital dizi içeriklerinin yapımındaki farklılıklar, bu farklılıkların yaratıcılar üzerindeki etkileri, mecraların proje ararken dikkat ettikleri ve hedefleri konuşulacak.Bosphorus Film Lab kapsamındaki Instagram canlı yayın sohbetlerinde ise 24 Ekim'de oyuncu Metin Akdülger, 25 Ekim'de yapımcı Zeynep Atakan, 26 Ekim'de kurgucu Ayris Alptekin ve 27 Ekim'de senarist ve yönetmen Gizem Kızıl, Bosphorus Film Lab Direktörü İpek Tugay'ın sorularını yanıtlayacak.Bosphorus Film Lab festival söyleşileri ile etkileşimi artırmayı hedefliyorBosphorus Film Lab ayrıca bağımsız sinemada izleyici kitlesi oluşturma ve üretim sürecinde yeni perspektiflerin keşfi açısından ele alınacak iki panele de ev sahipliği yapacak.Bu paneller bünyesinde 26 Ekim'de film pazarlama stratejisti Joanna Solecka'nın 'Filmler İçin İzleyici Kitlesi Yaratmak: Dijital Ortama Geçiş' başlıklı sunumu ile 27 Ekim'de Less Is More Platformunun yönetici ortak ve artistik direktörü Antoine Le Boss, bağımsız film projeleri için yazı aşamasındaki kısıtlamaları itici güç olarak kullanmayı öğretmeyi hedef alan 'Film Projeleri İçin Yeni Bir Perspektif' başlıklı bir sunum gerçekleştirilecek.Bosphorus Film Lab bünyesinde aynı zamanda 26 Ekim'de gerçekleştirilecek 'Jürileri Tanıyalım' etkinliğinde hem yabancı pitching jürisi hem de work in progress jürisi dinleyiciyle buluşacak. Pitching jürisinde olan Sorfond Proje Yöneticisi Per Eirik Gilsvik ile Tribeca Film Festivali ve Les Arcs Film Festivali Artistik Direktörü Frederic Boyer'in ardından Work in Progress'in yabancı jüri üyeleri olan Cottbus Film Festivali Program Direktörü ve Berlinale Forum Danışmanı Bernd Buder ile Cannes Film Festivali Director's Fortnight ve Locarno Film Festivali Seçici Komite Üyesi Anne Delseth'in yer aldığı 'Work in Progress' jürisi kendilerini tanıtma ve dinleyicilerin sorularını yanıtlama fırsatı bulacak.Söyleşilerin bir diğeri ise 27 Ekim'de Berlinale Talents iş birliği ile gerçekleştirilecek. Berlinale Talents Program Direktörü Florian Weghorn, daha önce Berlinale Talents programına seçilen ve projesini sunma fırsatı elde eden yapımcı Sinem Altındağ ile Türkiye'deki yeteneklerden ve lokal yeteneklerin evrensel sinema ağında yer edinirken geçtikleri süreçlerden bahsedecekler.
Uğur Batı Yazio: Ya Hepimiz Kumarbazsak? Mesela Borsa, Altın, Döviz ya Sizi Kumarbaz Yapıyorsa!
etiket
Parkinson hastaları ya kumar düşkünü oluyorsa?Neden?Bazı Parkinson ilaçları yüzünden desek!David Eagleman Incognito’da önemli bir saptama yapar. Yazar, Parkinson hastaları üzerinden bir zihin jimnastiği sunar. Buna göre, 2001 yılında Parkinson hastalarının aileleri ve bakıcıları, bir tuhaflık olduğunun farkına varmaya başladılar. Pramipeksol ve Mirapex adlı ilacın verildiği hastalardan bir kısmı kumarbaza dönüşüyordu; üstelik öylesine kumar oynayanlara değil, hastalıklı kumarbazlara! ABD'nin Arizona kentindeki Muhammed Ali Parkinson Araştırma Merkezi uzmanları, bin 800 Parkinson hastası üzerinde araştırma yaptı. Araştırmada, Mirapex kullanan 529 hastanın 8'inde, ciddi derecede kumar bağımlılığının meydana geldiği belirlendi. Daha önce kumara herhangi bir eğilim göstermemiş olan bu hastalar, artık düzenli biçimde Vegas’a uçar olmuşlardı. Altmış sekiz yaşındaki bir adam, ziyaret ettiği bir dizi kumarhanede altı ay içinde toplam 200 bin dolar tutarında para kaybetmişti. İnternet pokerine takılıp kalan kimi hastalar ise ödeyemeyecekleri kredi kartı borçlarının altında ezilmişti. Hastaların çoğu, bu kayıpları ailelerinden gizlemek için ellerinden geleni yapıyordu. Bu yeni bağımlılık, bazıları için kumarın da ötesine geçerek “zorlanımlı” (kompülsif) yeme alışkanlıklarına, alkol tüketimine ve aşırı cinselliğe kadar varmıştı.Peki bu nasıl olabilirdi?
Tüm Türkiye’nin En Büyük ve En Kaliteli Dil Okulu ile Tanışın: English Time
İngilizce birçoğumuz için tam bir baş belası, bazılarımız için hayata 1-0 önde başlama sebebi. Ancak hayatın her aşamasında mutlaka bir şekilde karşımıza çıkmayı başarıyor. Bu yüzden onu en iyi şekilde öğrenmek hepimiz için bir avantaja dönüşmüş durumda. 1997 yılında kurulan English Time Dil Okulları ise bu eğitimi en iyi ve en doğru şekilde alabileceğiniz en güvenilir adres! Bu bir tanıtım içeriğidir!
Deniz Ülke Arıboğan Yazio: Küresel Krizler Yüzyılı
etiket
21. yüzyıla girdiğimiz ilk saatlerde en büyük felaket senaryosu, dijital kıyametin kopması ve siber alanda çalışan tüm sistemlerin çökmesiydi. Y2K (Y=Yıl, 2K=2000) olarak da bilinen bu küresel felaket beklentisine göre Milenyumun ilk dakikalarından itibaren bankalardaki hesaplar karışacak; hastaneler ve ulaşım sistemleri işlemez hale gelecek; küresel piyasalar çökecekti. Karamsar beklentiler gerçekleşmedi ve kolayca düzeltilebilecek ufak tefek arızaların dışında herhangi bir aksama yaşanmadı. Küresel köyün sakinleri iki küresel çaplı savaşın yaşandığı, krizler ve çatışmalarla dolu tam bir yıkım dönemi olarak tarihe geçen 20. yüzyılın bitimini neredeyse bir bayram havası ile kutlamaktaydı.
Burak Arzova Yazio: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Faiz Kararı Öncesi Tespitler?
etiket
Geçtiğimiz hafta (12.Ekim-16 Ekim Haftası) ekonomiyi yakından takip edenler açısından veri yoğun geçen bir haftaydı. İçeride hem 3. çeyrek büyümesini tahmin etmemize bizi yaklaştıran Sanayi Üretim Verisi en çok beklenen verilerden biriydi. Bu veriyle birlikte Perakende Satış Endeksleri ve Ciro Endeksleri geldi. Bu veriler yakından takip ettiğimiz veriler.  Geçen hafta benim için de çok yoğun geçti. Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız “Endekslerle Türkiye Ekonomisi” kitabımız Remzi Kitabevinden çıktı. Hem kendimle ilgili nedenlerden hem de yeni çıkan kitabın verdiği yoğunlukla geçen hafta yazımı yazamadım. Peşinen özürlerimin kabulünü rica ederim.  Ekonomiyi arz ve talep noktasından düşündüğümüzde Sanayi Üretim Verisi işin arz yönünü gösteresi bakımından önemliyken, Perakende Satış Verileri talep yönünü takip etmeye imkân tanıdığı için genel trendi görmek bağlamında önem arz ediyor. Sektörel bazlı cirolardaki artış ya da azalışı takip etmek de sektörlerin satış, karlılık durumlarının analizi, devletin vergi beklentisi ve banka ve finans kurumları açısından da verilmiş kredilerin tahsil edilebilirliğinin öngörüsü açısından önem taşıyor.  Bu veriden başka IMF tarafından Ekim 2020 Dünya Görünüm raporu açıklandı. Bu rapor içerisindeki ülkemize yönelik öngörülere (özellikle 2020 Büyüme Öngörüsü) kısmen itirazlarımı dile getirdim. Özellikle büyüme konusunda IMF kadar kötümser değilim. IMF 2020 genelinde  -%5'lik bir büyüme yani daralma öngördü. Bu oldukça kötümser bir öngörü. Bu oranda yüksek bir daralmanın mevcut verilerle sinyalini almadığımızı hemen söylemeliyim.  IMF raporundaki daralma beklentisine şaştığı söylediğimde haliyle çok fazla sayıda kişiden, açıklanan verilere güvenip de nasıl yorum yaptığım sorusu da geliyor.
Can Aydoğmuş Yazio: 2021 = 3.Dünya Savaşı
etiket
Canım Okurlarım, Özellikle aylardır 2020 Eylül sonundan itibaren Satürn’ün düz dönmeye başlaması ile 2020 Ekim, Kasım ve Aralık aylarının özellikle çok sert geçeceğini hatta 2020 yılının Ocak ayının sonunda başlayıp Mayıs ayına kadar süren dönemin tekrar yaşanacağını  söylemiştim. Açıkçası 2020 Ekim, Kasım ve Aralık ayı; terör, saldırılar, yangınlar, doğal afetler, dış düşmanların saldırıları, gizli düşmanların ortaya çıkması ve artması, sel, toprak kayması, ekonomik sıkıntı, bankalar için tatsız süreç, deprem ve açıkçası Türkiye için uykusuz ve gergin geceler anlamına geliyor...  Bir insanın astroloji haritasında böyle bir açı meydana geldiği zaman, endişe ve kaygı bozukluğu yaşanabilir. Düşmanlar saldırabilir, sağlık sıkıntısı yaşanabilir ve alacaklarını alamamanın yanında ekonomik krize 30 yıldır girilmediği kadar yoğun bir şekilde girilebilir!  Açıkçası bu dönemin zaten Amerika ve Rusya için çok kötü bir dönem olduğu ve aynı zamanda Azerbaycan’ın 2023 Ocak sonrasına kadar ciddi bir mücadeleden geçeceği, İran’ın özgürleşme mücadelesine gireceği, birçok Arap ve Afrika ülkesinin sert yönetimlerden daha cumhuriyetçi veya özgürlükçü yönetimlere geçişe yönelecekleri görünüyor. Bu açıdan 2020 yılının; 2021 ve 2022 yıllarına göre bizler ve dünya için de gergin bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
Şırnak'ta Kaçakçılık Ve Uyuşturucu Operasyonlarında 21 Gözaltı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta kaçakçılık ve uyuşturucu operasyonlarında 21 kişi yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, son bir haftada il genelinde terörün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadele kapsamında operasyonlar düzenlendi. Aramalarda 4.93, gram metamfetamin, 6,34 gram esrar, 2,94 gram eroin, 18 bin sigara makaronu, gümrük kaçağı 1428 paket sigara, 500 puro, 310 elektronik sigara, 166 cep telefonu ve 2 sahte 100 dolar ele geçirildi.Gözaltına alınan 21 zanlı, sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Bm: Yemen'in Taiz Ve Hudeyde İllerinde Tırmanan Çatışmalarda 8 Sivil Öldü
TAİZ (AA) - Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'in güneybatısındaki Taiz ve batısındaki Hudeyde illerinde eylül ayının sonlarından bu yana hükümet güçleri ile Husiler arasında meydana gelen çatışmalarda 8 sivilin yaşamını yitirdiğini, onlarcasının yaralandığını açıkladı.Yemen'deki BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, eylül ayının sonlarından bu yana Hudeyde'de farklı zamanlarda yaşanan çatışmalarda 4 sivilin öldüğü, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 28 kişinin yaralandığı ifade edildi. Taiz ilinde yaşanan çatışmalarda ve top atışlarıyla düzenlenen saldırlarda da 4 sivilin hayatını kaybettiği, 26 sivilin yaralandığı kaydedildi. Açıklamada, BM Yemen İnsani İşler Koordinatörü Lise Grande'nin 'Yemenli masumlar, hala bu savaş yüzünden ölüyor ve sıkıntılara maruz kalıyor.' şeklindeki ifadesine yer verildi. Grande, özellikle yaklaşan kıtlık ve finans kaynaklarının azalmasıyla, çatışmaları sona erdirmek ve diyaloğa geçmek için masada siyasi seçeneklerin olduğuna dikkati çekti. BM kurumları, aylardır Yemen'deki insani yardım planı konusunda ciddi şekilde finans sıkıntısı yaşandığından şikayet ediyor ve milyonlarca insana yardım edilmesi için bağışçılara ivedilikle müdahale çağrısında bulunuyor.Grande daha önceki açıklamasında, BM'nin bu yıl Yemen'e yardım için talep ettiği 3,2 milyar dolardan yalnızca 1 milyar doların toplanabildiği bilgisini paylaşmıştı. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de, İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.BM'ye göre dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen'de, nüfusun yüzde 80'i insani yardım ve korumaya muhtaç durumda bulunuyor.
İsrail'den Bahreyn'e İlk Ticaret Heyeti Ziyaret Gerçekleştirecek
KUDÜS (AA) - İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinden bir ticaret heyetinin bugün Bahreyn'e gideceğini duyurdu. Netanyahu, ofisinden yaptığı yazılı açıklamada, Bahreyn'e ilk kez ticaret heyetinin gideceğini ve heyete Ulusal Güvenlik Kurumu Başkanı Meir Şabat'ın başkanlık edeceğini belirtti. Netanyahu, Bahreyn'e gidecek heyetin üst düzey ülke yetkilileri ve ABD'lilerle yapacakları görüşmelerde havacılık, ulaştıma, teknoloji, sanayi, ticaret, finans, turizm, tarım, diplomatik ilişkiler, sağlık ve kültür konularını ele alacaklarını kaydetti.Netanyahu, ziyaret sırasında iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulmasına ilişkin belgenin yanı sıra bir de protokol imzalanacağını ifade etti.
İsrail İle Bahreyn'in Diplomatik İlişkileri Başlatma Anlaşması Yapacağı İddiası
WASHINGTON (AA) - ABD'nin öncülüğünde Birleşik Arap Emirlikleri'yle (BAE) birlikte İsrail ile siyasi ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşması imzalayan Bahreyn'in bu kez İsrail'le ikili diplomatik ilişkilerin başlatılmasına yönelik ortak mutabakat imzalayacağı bildirildi. Amerikan Axios haber sitesinin ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, iki ülkenin bu pazar günü diplomatik ilişkilerin kurulması için masaya oturacağı ileri sürüldü.İki ülkeden de henüz resmi açıklama yapılmazken, kaynakların, Bahreyn'in tam teşekküllü bir anlaşma yerine şimdilik diplomatik ilişkilerin başlatılması için ortak bir mutabakat imzalamayı tercih edeceği aktarıldı. Anlaşmanın Manama'da imzalanacağı belirtilen haberde, İsrail ve Bahreynli yetkililerin yanı sıra ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin, Beyaz Saray Uluslararası Müzakereler Müsteşarı Avi Berkovitz'in de imza töreninde bulunacağı ifade edildi. Anlaşmada İsrail ile Bahreyn'nin diplomatik ilişkileri başlatıp iki ülkede elçiliklerinin açılmasının öngörüleceği vurgulanırken, aynı zamanda iki ülke arasında finans, yatırım, sivil havacılık, turizm, ticaret, bilim ve teknoloji ile sağlık ve tarım alanında iş birliğine ilişkin hükümlerin yer alacağı kaydedildi. 15 Eylül'de ABD'nin başkenti Washington'da BAE, Bahreyn ve İsrail arasında siyasi ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin bir anlaşma imzalanmıştı.
Fatf Gri Listesindeki Pakistan'ın Gözü Paris'teki Toplantıda
İSLAMABAD (AA) - İslamabad yönetimi, Pakistan'ı 2018'de gri listeye alan Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) gelecek hafta ülkenin statüsünü yeniden gözden geçireceği Paris'teki toplantısını bekliyor.Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zahid Hafız Çavdri, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bünyesindeki FATF kriterlerinin yerine getirilmesi sürecinin devam ettiğini ve Pakistan'ın Eylem Planı'nı 2018'den beri uyguladığını belirtti.Çavdri, ülkesinin, FATF tarafından belirlenerek uluslararası standartlara getirilen Eylem Planı’na uygun önemli düzenlemeler yaptığını söyledi.Eylem Planı’na bağlı kaldıklarını vurgulayan Çavdri, planın tamamlanması için çaba sarfettiklerini kaydetti.Çavdri’nin açıklaması, İslamabad yönetiminin 21-23 Ekim’de Paris’te söz konusu Eylem Planı'na yönelik performansının ele alınacağı toplantının öncesinde geldi.İslamabad yönetiminin, söz konusu toplantıda 2018'de alındığı gri listeden çıkmayı umduğu belirtiliyor.Haziran'daki toplantı Kovid-19'dan ertelendiÖte yandan şubatta FATF, Eylem Planı’ndaki 27 maddeye uyum konusunda Pakistan’ın statüsünün gözden geçirileceği hazirana kadar İslamabad yönetimine süre vermişti.Haziran’da yapılması planlanan toplantı ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) dolayısıyla ertelenmişti.Pakistan parlamentosu ise eylülde FATF standartlarına uygun olarak 14 yasayı değiştirmişti. Diğer 13 madde ise daha önceden yerine getirilmişti.Pakistan 2018’den bu yana FATF’ın kara listesine alınmaktan Türkiye, Malezya ve Çin’in desteğiyle 2 defa kurtuldu.Pakistan 2018'de gri listeyen alındıFATF, 26 Haziran 2018’de Pakistan’ı 'teröre finansal destek sağladığı' ve 'kara para aklanmasını engelleyemediği' gerekçesiyle gri listeye almıştı.Gri listede yer almanın etkisi en çok ekonomik alanda görülüyor.Bu durum ülkelerin terörün finansmanını ve kara para aklamayı önleme yeteneği olmadığı anlamına geliyor ve bu yönüyle uluslararası finans piyasaları için risk taşıyor. Gri listede bulunan ülkelerin uluslararası bono ticareti, borç alma, havale alma veya gönderme ile uluslararası ticaret yapma yeteneği kısıtlanabiliyor ya da tamamen ortadan kaldırılabiliyor.Ancak 2012-2015 yıllarında gri listede yer alan Pakistan bu kısıtlamalara maruz kalmamıştı.OECD bünyesinde 1989'da kurulan FATF, kara paranın aklanmasıyla mücadeleye ilişkin tavsiye ve kuralları belirleyen bir örgüt. Türkiye'nin 1991'de üye olduğu FATF'nin 37 ülke ve 2 kurumdan oluşan toplamda 39 üyesi bulunuyor. Örgüt 11 Eylül saldırılarının yaşandığı 2001 yılından bu yana terörün finansmanının kontrolü görevini de yürütüyor.
Msb'den Faaliyetlere İlişkin Bilgilendirme Yapıldı:
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), operasyonlar neticesinde son bir ayda yurt içinde 46, yurt dışında 61 olmak üzere toplam 107 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşavirliğinde görevli Deniz Yarbay Nadide Şebnem Aktop tarafından bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.Aktop, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ülkenin ve milletin güvenliğini sağlamak amacıyla yurt içinde ve yurt dışında PKK/KCK/PYD-YPG başta olmak üzere DEAŞ dahil terör örgütlerine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.Son bir ay içinde PKK/KCK terör örgütü mensuplarının yurt içine geçişini kısıtlamak, yurt içinde/dışında barınmasını engellemek ve eylem kabiliyetini yok etmek için, yurt içinde 5'i büyük çaplı, 8'i orta çaplı, yurt dışında 2'si büyük, 6'sı orta çaplı olmak üzere toplam 21 operasyon icra edildiğini bildiren Aktop, 'Operasyonlar neticesinde son bir ayda yurt içinde 46, yurt dışında 61 olmak üzere toplam 107 terörist etkisiz hale getirilmiştir.' diye konuştu. Aktop ayrıca, teröristler tarafından kullanılan 139 silah mevzisi, sığınak, barınak, mağara ve deponun kullanılmaz hale getirildiği bilgisini verdi.'Anlaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyor ve destekliyoruz''Diğer yandan, Irak Merkezi Yönetimi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında 9 Ekim'de imzalanan ve PKK'nın Sincar'daki varlığını sonlandırmayı amaçlayan anlaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyor ve destekliyoruz.' diyen Aktop, hudut güvenliğinin, alınan tedbirler artırılarak hudut birlikleri tarafından 7 gün 24 saat esasına göre sağlandığını vurguladı.Hudut birliklerine yönelik her türlü taciz ve saldırılara meşru müdafaa çerçevesinde tereddütsüz olarak karşılık verildiğinin altını çizen Aktop, PKK/PYD-YPG terör örgütünün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadeleye yönelik hudut hattında alınan tedbirler ve icra edilen operasyonlar neticesinde çok sayıda, silah, mühimmat ve yasa dışı malzeme ele geçirildiğini söyledi. Sınır kontrolleri kapsamında etkin tedbirler alınmaya devam edildiğini belirten Aktop, 'Ayrıca, 2020 yılı içerisinde Suriye hudut hattında 14 tünel tespit edilerek, bir daha kullanılamayacak şekilde imha edilmiştir.Sınır fiziki güvenlik tedbirleri kapsamında Suriye sınırında 832 kilometre, İran sınırında ise 139 kilometre olmak üzere toplam 971 kilometre Modüler Beton Duvar (MBD) inşa edilerek hudut emniyet tedbirleri artırılmıştır.' dedi.Aktop, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekat bölgelerinde TSK tarafından, Suriyelilerin huzur ve güvenliği ile hudutların emniyetinin sağlanması amacıyla faaliyetlerin büyük bir özveri ve kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi. 'Türkiye taahhütlerini yerine getirmekte'Türkiye'nin İdlib'de barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik 5 Mart 2020'de yapılan mutabakat çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirdiğini ifade eden Aktop, Türkiye'nin ateşkesin muhafazası, masum insanların gönüllü, güvenli ve saygın şekilde evlerine dönebilmeleri ve yeni bir insanlık dramının yaşanmaması için gereken gayreti göstermeye devam ettiğini belirtti. Aktop, bu kapsamda, Rusya Federasyonu ile koordinasyon ve iş birliğinin de sürdürüldüğünü söyledi.'Bu kardeşlik bizim için vazgeçilmezdir'Azerbaycan'daki gelişmelere değinen Aktop, Ermenistan'ın, 27 Eylül 2020'de başlattığı acımasız saldırılarına, 10 Ekim'de ilan edilen ateşkese rağmen, doğrudan sivilleri ve yerleşim yerlerini hedef almak suretiyle devam ettiğini kaydetti. Aktop, sözlerini şöyle sürdürdü:'Ermenistan'ın anlaşmalarla yasaklanmış silah ve mühimmat kullanarak, masum sivilleri, sivil yerleşim yerleri ile kamu binalarını hedef alması aleni olarak savaş ve insanlık suçudur.Hedef gözetmeyen bu saldırılar esnasında, şu ana kadar 50'ye yakın Azerbaycanlı sivil hayatını kaybetmiş, 300'e yakın sivil yaralanmış, binlerce ev ve kamu binası kullanılamaz hale gelmiştir.Ermenistan, bu saldırılarıyla bir kez daha bölgede barış ve istikrarın önündeki en büyük engel olduğunu göstermiştir.Diğer yandan, Ermenistan'daki PKK /YPG'lilerin varlığına ilave olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir Korgeneralinin bölgede olduğu ve Ermeni milisleri ile PKK/YPG terör örgütü mensuplarını ve farklı ülkelerden paralı askerleri eğittiği bilgileri mevcuttur.Bölgede barış ve istikrarın tesisi için, Ermenistan bu terörist ve paralı askerleri geri göndermeli, saldırılarına ve Azerbaycan topraklarındaki haksız işgaline son vermelidir.'Azerbaycan'ın meşru müdafaa hakkı kapsamında, kendi halkını ve toprak bütünlüğünü korumak ve vatan topraklarını Ermeni işgalinden kurtarmak amacıyla kendi topraklarında başlattığı harekatı başarıyla sürdürdüğünü belirten Aktop, 'Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişki, gerçek kardeşlik ilişkisidir. Bu kardeşlik bizim için vazgeçilmezdir.Azerbaycan Türkü kardeşlerimizin haklı davasında bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yanlarında olacağız.Öz topraklarını Ermeni işgalinden kurtarırken şehit düşen kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.' ifadelerini kullandı.'TSK, barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edecek'Doğu Akdeniz'deki gelişmelere de değinen Aktop, Oruç Reis araştırma gemisinin 12 Ekim'den itibaren, Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde daha önceden belirlenen program dahilinde faaliyetlerine yeniden başladığını, TSK tarafından Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de faaliyet gösteren ülkenin tüm sismik araştırma ve sondaj gemilerine refakat ve koruma görevine devam edildiğini bildirdi. Aktop, 'Türk Silahlı Kuvvetleri Ege'de, Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak, alaka ve menfaatlerini korumaya, Kıbrıs Adası'nda uluslararası garanti ve ittifak antlaşmaları doğrultusunda barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edecektir. Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'den adeta dışlanarak bölgedeki doğal kaynakların paylaşılmasına yönelik girişimler kesinlikle kabul edilmeyecektir.' diye konuştu.Son dönemde kamuoyunun gündemine gelen NAVTEX mesajlarının seyir tehlikelerinin denizcilere ulaştırılmasını sağlayan bir seyir emniyet hizmeti olduğunu anlatan Aktop, bu hizmetin dünya üzerindeki 21 ayrı seyir bölgesinde uydu haberleşme sistemleri ve yer istasyonlarıyla sunulduğunu belirtti. Yarbay Aktop, şunları söyledi:'2009 yılında deklare ettiğimiz NAVTEX servis sahalarımız dahilindeki seyir uyarılarını, Samsun, İstanbul, İzmir ve Antalya'da bulunan dört istasyondan Türkçe ve İngilizce olarak yayınlamaktayız.Ancak bazı yayınlar, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından, uluslararası hukuka aykırı birtakım mesnetsiz iddiaları desteklemek maksadıyla, Türk NAVTEX servis sahası yetkisindeki bölgeleri de kapsayacak şekilde sistemin amacının dışında yapılmaktadır. Bu gibi durumlarda, bölgede yetkili NAVTEX istasyonumuz tarafından, düzeltici ve ikaz edici nitelikte NAVTEX'ler yayınlanmaktadır.Bu çerçevede, NAVTEX servis sahamız içerisinde uluslararası hukuka uygun olarak denizde can ve mal emniyetine yönelik sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz.'Salgınla mücadelenin de TSK'nın harekat, tatbikat ve eğitim ile tüm diğer faaliyetlerine ara vermeden ve Kovid-19 tedbirlerine sıkı bir şekilde uyarak sürdürüldüğünü belirten Aktop, bu çerçevede milli ve çok uluslu tatbikatların icrasına salgından etkilenmeden devam edildiğini bildirdi.Aktop, bu kapsamda 17-27 Ekim'de mayın harbi unsurlarının birlikte çalışabilirliğini geliştirmek amacıyla, İzmir Körfezi'nde, NATO Deniz Mayın Grubu, Romanya, Bulgaristan ve ABD unsurlarının katılımıyla, Türkiye'nin ev sahipliğinde Nusret Tatbikatı'nın icra edileceğini söyledi. Polatlı'da 18-21 Ekim'de Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurlarının katılımıyla Ateş Serbest Faaliyeti'nin icra edileceğini bildiren Aktop, TSK envanterinde bulunan silah ve sistemlerle gerçek mühimmatın da kullanılacağı faaliyette, silah sistemlerinin etkinliğinin, ateş gücünün, personelin yüksek eğitim seviyesinin ve kuvvetler arası koordinasyonun ortaya konulmasının hedeflendiğini aktardı.Konya'da da 26 Ekim-6 Kasım'da ise Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı unsurlarının katılımıyla, tehdit altında personel kurtarmaya yönelik Milli Anadolu Ankası Tatbikatı'nın gerçekleştirileceğini belirten Aktop, TSK'nın harbe hazırlık durumunu en üst seviyede idame etmek, her yönüyle etkinliğini, caydırıcılığını ve saygınlığını sergilemek amacıyla milli ve çok uluslu tatbikatların icrasına devam edileceğini kaydetti.Aktop ayrıca, üstün nitelikli subay ve astsubayların yetiştiği Milli Savunma Üniversitesinin, 2020-2021 Eğitim ve Öğretim yılı faaliyetlerine salgınla mücadele tedbirlerine dikkat edilerek başlandığını bildirdi.FETÖ ile mücadelenin de ilgili kurumlarla koordineli olarak yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürüldüğünü aktaran Aktop, bu kapsamda yürütülen soruşturmalar neticesinde 15 Temmuz 2016'dan bugüne toplam 20 bin 312 personelin TSK'dan ihraç edildiğini, 4 bin 682 personel hakkında ise adli ve idari süreçlerin devam ettiğini açıkladı. Yarbay Nadide Şebnem Aktop, 'Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetleri önümüzdeki dönemde de dosta güven, düşmana korku veren yüksek eğitim seviyesini idame etmek ve geliştirmek,sahip olduğu imkan kabiliyetleri ve ateş gücünü caydırıcı bir biçimde ortaya koymak,dost ve müttefik ülkelerle askeri iş birliğini geliştirmek maksatıyla yurt içindeki ve yurt dışındaki faaliyetlerini sürdürecek,bölge ve dünya barışına değerli katkılar sunmaya devam edecektir.' dedi.
Lonca'dan Mezun Olan Girişimci Ekip Sayısı 49'A Ulaştı
İSTANBUL (AA) - Katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk’ün yeni fikirleri destekleyip geliştirerek ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği Lonca Girişimcilik Merkezi’nde beşinci dönem programı tamamlandı. Kuveyt Türk'ten yapılan açıklamaya göre, yenilikçi iş fikirlerinin geliştirilip ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla Kuveyt Türk tarafından 2017’de kurulan Lonca Girişimcilik Merkezi, beşinci dönem mezunlarını verdi.Kuveyt Türk Bankacılık Üssü’nde düzenlenen ve Teknoloji İletişimcisi ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Sertaş Doğanay’ın misafir konuşmacı ve moderatör olarak eşlik ettiği Lonca Demoday etkinliği, pandemiden dolayı misafirlere kapalı gerçekleşti ancak online platfromlardan canlı olarak yayınlanarak 10 binden fazla kişinin erişimine sunuldu. Lonca Girişimcilik Merkezi'nin beşinci döneminden mezun olan 9 girişimci ekip ise Çember, Goldtag, Akıllıfon, Wallids, StrixEye, Ayonvi, Preticks, AlmanPay ve Jetlexa oldu. 40 bin TL’ye kadar hibe desteği verildiGirişimcilerin sadece projelerine odaklanmasını önemseyen Lonca Girişimcilik Merkezi, ekiplere 40 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği verdi.Dijital ortamda tasarlanan ve kamp şeklinde organize edilen eğitimlerin de eklendiği hızlandırma programında, girişimlere ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım imkânı, 5 bin dolarlık sanal sunucu desteği, pazarlama ve tanıtım desteği Lonca Girişimcilik Merkezi’nin sunduğu ayrıcalıklar arasında yer aldı. Lonca girişimcileri ayrıca startup’lara yatırım amacıyla kurulan Teknogirişim Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru konusunda da önceliğe sahip olacak. Bunların yanı sıra Lonca Girişimcilik Merkezi İTÜ ARI Teknokent ile iş birliği kapsamında “BİGG Uygulayıcı Kuruluş” olduğundan, Lonca Girişimleri, TÜBİTAK’ın her yıl 300’den fazla genç girişimciye verdiği 200 bin TL hibeden de faydalanma fırsatını yakalıyor. “Genç beyinlere destek olmaya devam edeceğiz”Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Genel Müdür Yardımcısı ve Lonca Yönetim Komitesi Başkanı İrfan Yılmaz, şunları kaydetti: “Kuveyt Türk olarak ülkemize ve ülke ekonomisine değer katmak için startup'lara yardımcı olmaktan ve onlara rehberlik etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Lonca Girişimcilik Merkezi’ne bugüne kadar 1.500’ün üzerinde başvuru aldık. Bu döneme özel sadece FinTech alanında başvuru kabul ettik. Çok yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Yüzlerce başvurunun arasından 9 girişimi seçtik. İlk dört dönemde toplam 40 girişimciyi Lonca’dan mezun etmiştik. Bu mezuniyet törenimizle bu sayıyı 49’a yükseltmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Sürekli eğitim ve gelişim ilkesi doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Lonca Girişimcilik Merkezi, kuruşunun üzerinden sadece 3 yıl geçmiş olmasına karşın ülkemizin en etkin kuluçka merkezi ve girişim hızlandırma programları arasına girme başarısı gösterdi. Lonca gibi merkezlerin toplumumuza, ülkemizin ekonomisine ve geleceğe yapılmış en önemli yatırımlardan biri olduğuna inanıyor ve bu merkezlerin sayısının artmasını temenni ediyoruz. Önceki dönemlerde olduğu gibi beşinci dönemimizden mezun olan girişimcilerimizle de çeşitli platformlarda bir arada olmaya devam edeceğiz. Bu merkezimiz ile gelecekte de inovatif teknolojileri geliştirmek ve yeni ürünlerle ülke ekonomisine katkı sağlamayı amaçlayan girişimcilere destek olmayı sürdüreceğiz.”Beşinci dönem eğitimlerini tamamlayan 9 startup ve faaliyet alanlarıLonca Girişim Merkezi’nin beşinci dönem eğitimlerini tamamlayan 9 startup ve faaliyet alanları şöyle:'Çember: Birikim yapmak isteyen insanları bir araya getirerek ortak bir hedef için para biriktirmelerini sağlayan bir sosyal birikim uygulaması. www.cemberapp.comAkıllıfon: Yapay zekâ tabanlı portföy optimizasyon ve robo danışmanlık platformu. www.akillifon.comGoldtag: Uygun fiyatla altın alım-satımı, diğer kullanıcılara kolayca altın transferi yapma ve özel günler için etkinlik oluşturup altın hediye gönderimine imkan sağlayan dijital bir kuyumcu. www.goldtag.orgWallids: Bulut tabanlı olup yapay zekâ algoritmasıyla çalışan bir siber güvenlik yazılımı. www.wallids.comStrixEye: Bir web uygulamasına gelen tüm istekleri gerçek zamanlı olarak analiz edip anomali tespiti yapan ve ürettiği bulguları bir monitoring servisi olarak sunan bir PaaS ürünü. www.strixeye.comPreticks: Finansal haberleri makine öğrenmesiyle sınıflandıran ve artması öngörülen şirket hisselerinin mobil bildirimlerle kullanıcılara haber verilmesini sağlayan bir servis. www.preticks.comAlmanPay: İnternet üzerinden yapılan ödemelerin ve aboneliklerin güvenli bir şekilde yönetilmesini sağlayan harcama yönetim platformu. www.almanpay.comAyonvi: Marketlerde, akıllı alışveriş arabasıyla ürünleri kolayca okutup kasaya gitmeden ödeme yapmayı sağlayan bir uygulama. www.ayonvi.comJetlexa: Sıklıkla ihtiyaç duyulan hukuki belgelerin hazırlanmasını otomatikleştiren sözleşme otomasyon yazılımı. www.jetlexa.com'