Ali İsmail Korkmaz Haberleri

Ali İsmail Korkmaz ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Ali İsmail Korkmaz ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Erdoğan'dan Zaman Muhabirine Fırça
Başbakan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili soru soran, Zaman gazetesi muhabirine çok sert çıktı. Erdoğan partisinin oy oranının da yüzde 47.7'ye düştüğünü açıkladı.Başbakan Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili AK Parti’nin oylarının düştüğü yönündeki bir anketle ilgili soru soran gazeteciye cebinden çıkardığı anketle yanıt verdi. Erdoğan’ın açıkladığı ankete göre; AK Parti yüzde 47.7, CHP yüzde 28.5, MHP yüzde 14.4, BDP ise 5.9. Resmi temaslarda bulunmak için Almanya'ya hareket eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, havaalanında açıklama yaptı. Erdoğan, tutukluluk süreleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Tutukluluk süresini 5 yıla indirme kararı aldık” diye konuştu. Başbakan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili soru soran, Zaman gazetesi muhabirine de çok sert çıktı. İşte Erdoğan'ın açıklamasından satır başları: BÜYÜK SALON TOPLANTISI YAPACAĞIZ Biraz sonra bildiğiniz gibi sayın Merkel’in davetine icabetle Almanya’ya hareket edeceğiz. Merkel ile bir çalışma yemeğimiz olacak. Bunun ardından yine sosyal demokrat partinin lideri Gabriel ile bir görüşmemiz olacak. Ayrıca Almanya dışişleri Bakanı ile yine bir görüşmemiz olacak. Bunların dışında Almanya’daki vatandaşlarımızla yarın akşam şöyle geniş kapsamlı bir büyük salon toplantısı gerçekleştireceğiz. Bu akşam da yine Hollanda’dan gelecek bir grup değişik siyasi partilere mensup milletvekilleriyle görüşmelerimiz söz konusu. ÖNEMLİ GELİŞME Tabi Almanya ile köklü bir dostluğumuz tarihimiz var. bir çok alanda yakın işbirliği içindeyiz. Üç milyonu aşkın soydaşımız Almanya’da yaşıyor. Bunların da yaklaşık 1 milyona yakını Alman vatandaşı. Geçtiğimiz yıl iki ülke dışişleri bakanları eş başkanlığında, 2014 yılı Türk Alman bilim yılı ilan edildi. Bu ziyaretim ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkilerin, çok yönlü ve kapsamlı ilişkilerin her alanda ileriye götürülmesine yönelik büyük bir önem arz ediyor. Şu anda Almanya federal parlamentosunda 11 Türk bulunuyor. Bu tabi önemli bir gelişme. Kabinede ise ilk kez Türkiye kökenli bir devlet bakanı yer alıyor. Almanya’daki yerleşik Türklerin sahip olduğu firmaların sayısı 80 bine yaklaşmıştır. Yıllık cirosu 40 milyar avrodur. Çalıştırdıkları personel sayısı 400 bine ulaşmıştır. Merkel ile Türk toplumunun sorunları ve beklentileri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı düşünüyorum. Ortak projeler üretmelerine, Türk ve alman gençlerinin bilim adamlarıyla sanatçılar arasındaki etkileşimin artmasına önem veriyoruz. TİCARET HACMİMİZ ARTIYOR Son yıllardaki bu kriz ortamına rağmen Türkiye ile Almanya arasındaki iktisadi istikrar bozulmamıştır. Ticaret hacmimiz artıyor. İş adamlarımız arasında gün geçtikçe yeni ticari ortaklıklar kuruluyor. Vize muafiyeti meselesini de en kısa zamanda aşmayı arzuluyoruz. Bölgesel ve uluslararası konularda da görüş alışverişinde bulunacağım. İran ziyaretinizin dönüşünde ekonomide ABC paketinin olabileceğini söylemiştiniz. Bunu biraz netleştirebilir misiniz? Ne zaman göreceğiz bu önlemleri? İçişleri bakanlığının paralel devlet soruşturması başlattığına yönelik haberler var. bu soruşturma hangi kurumlarda, hangi iddialar üzerinde başlatıldı? Bu soruşturmanın, 17 Aralık soruşturmasına gölge düşürebilir mi? Türkiye İran arasındaki süreçte biliyorsunuz önlemler diye bir şey söz konusu değil. sadece İran’a yönelik yaptırımlar söz konusu. Bunlar içerisinde tabi BM Güvenlik Konseyi mensubu ülkelerin, bazılarının bunu rahatlıkla aştığını görüyoruz. Ama bazı ülkeler için ise bu yaptırımlar engellenebiliyor. Bizim 2012 dış ticaret hacmine baktığınız zaman, 21,5 milyar dolara ulaşmıştı. Fakat 2013 yüzde 35 gerilemeyle, bu yaptırımlar sebebiyle çok ciddi bir düşüş ve 13,5 milyar dolar gibi bir seviyeye geriledi. Bizim Türk-İran olarak 2015 itibariyle bu rakamı 30 milyar dolara çıkarmaktı. Doğalgaz ve petroldeki yeni fiyat ayarlamaları hususunda, enerji bakanlarımız görüşmelerini yapacaklar. Burada eğer bir anlaşmaya varabilirsek, varmamız halinde bu ticaret hacmi bizim süratle artabilecektir. Bunun yanında çok farklı bizim onlara verebileceğimiz ürünler var. Bunlarla ilgili vergiler noktasında arkadaşlarımız karşılıklı olarak çalışmalarını yaptılar. Bazı indirimlere gitmek suretiyle, yani kazan kazan esasına dayalı olarak, o zaman bizim ihracatımız da ithalatımız da bu kalemlerin sayısı artacaktır. ALIŞILMADIK ÖNLEMLER DEMİŞTİNİZ? Bunlar yanlış anlaşıldı, benden böyle ifadeler olmadı. Paralel yapılanmaya yönelik soruşturmaya gelince, sadece içişleri bakanlığımızın değil, tüm istihbari çalışanlarımzıın, bu yöne çok daha farklı şekilde eğilmek, çünkü devletin içerisindeki böyle bir yapılanma bizim bir beka meselemiz haline gelmiştir. Buna da bizim fırsat vermemiz mümkün değildir. Gereği neyse bunlar da yapılacaktır. Siyasetin yeniden dizayn edilmesiyle ilgili söylemleriniz var. bugün de Zamn gazetesinde bir anket yayınlandı. Ak Parti’nin oyu yüzde 34,6, cumhurbaşkanı olarak şahsınızın oyu yüzde 16. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün göreve davet edilmesiyle ilgili söylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz? SEN İNANIYOR MUSUN BUNA? Bunu değerlendirmeme gerek yok da, sen inanıyor musun buna? Senin mensubu olduğun gazete başka bir anket yayınlamıştı. Seninkine mi inanalım, buna mı inanalım? Ben de diyorum ki senin mensubu olduğun gazete de bir anket yayınladı. İşte bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir. Tamam? Bunlar duymaz uydururlar, dert başka. Bunlar kendilerine göre bu ülkede bir irade oluşturabileceklerini zannediyorlar. Bunu oluşturamayacaklar. KONDA benim şirketim. KONDA'nın Ocak ayı anketini söylüyorum. AK PARTİ 47,7, CHP 28,5, MHP 14,4, BDP 5,9 İşte bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir. Bunlar duymaz uydururlar. Bunlar kendilerine göre bu ülkede bir irade oluşturabileceklerini sanıyorlar, bunu oluşturamayacaklar. Dünyanın değişik bir ucundan durup da Türkiye yönetilmez, çıkar gelirsin ne yapmak istiyorsan yaparsın. TUTUKLULUK SÜRESİ Tutukluluk süresi daha önce 10 yıldan 7,5 yıla indirilmişti. Biz dün yaptığmızı çalışma ile bunu 5 yıla indiriyoruz. Meclisten bunun da çıkmasıyla yüzlerce binlerce insan istifade edecek. Öyle o tür palavradan anketleri bu millet yutmuyor. Her ay dört anketi var bizim partimizin. Bu anketlerde biz hemen karşılıklı olarak çaprazlama yaparız. Adımlarımızı da atarız. Bugünlere de biz böyle geldik. Nerede eksiğimzi var, ne yapmamız gerekir? Biz hayali projelerle de konuşmuyoruz. Eser ortadadır, bütün bu eser Türkiye’dir. Bugüne kadar yaptıklarımızla da milletimiz bize istikamet vermiş. SORU YANIT BÖLÜMÜ Bugün bir yandan da gözler Kayseri’de. Ali İsmail Korkmaz davası. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yargı süreci, yargı süreciyle ilgili söyleyecek herhangi bir şeyim yok. Geçen hafta sayın Erdoğan Bayraktar ile görüştüğünüz, onu ikna ettiğiniz konusunda bilgiler var. öyle bir görüşme gerçekleşti mi? Görüşme yaptım. Ama benim ikna etme gibi gayretim söz konusu değil. çünkü Erdoğan bey ikna edilecek bir kardeşimiz değil ki. benimle 20-25 yıllık geçmişi olan bir arkadaşımız. Bu geçmişte, nereden nereye birlikte nasıl yürüdüğümüz belli. Oradaki kullanmış olduğu yanlış ifadeyi düzeltmek onun görevidir. Onun için de ikna gayreti içine girmem gerekmez. Onun buradan pişman olması lazım. Dolmabahçe’de demokratikleşme paketi konusunda toplantı vardı. İçeriğine ilişkin değerlendirme alabilir miyiz sizden? Dün demokratikleşme paketiyle ilgili yaptığımız çalışmayı ele aldık. Daha önce idari boyutuyla çözüldü halledildi. Ama yasal sürece yönelik bunu da parlamentoya gönderdik. Bunun yanında bizim üç paketimiz daha var. biri adalet bakanlığı, bir diğeri içişleriyle alakalı bir diğeri de şeffaflaşmayla alakalı. Biliyorsunuz özel yetkili mahkemeleri süratle kaldırma çalışması içerisindeyiz. İki TMK ile alakalı olarak orada bir düzenlemeye gidiyoruz. Bunları ceza kanunu içerisinde alacağız. Burada en önemli olan, tutukluluk süresi daha önce 10 yıldan 7,5 yıla indirilmişti. Biz dün yaptığımız çalışmayla bunu 5 yıla indirme kararı verdik. Meclis’ten de bunun çıkmasıyla, öyle zannediyorum ki yüzlerce binlerce insan bundan istifade edecek. Önemli olan bir adımda şu. Adli kolluk meselesi. Adli kollukta artık herhangi bir savcı, istediği gibi, ki yaptıkları zaten kanunsuzdu. Ben, sen sen sen bazı polisleri toplayıp, hadi git şurayı bas, şunları topla gel. Böyle bir şey olamaz. Hiçbir üstün, aslından haberi yok. Ne emniyet müdürünün, ne valinin haberi var. kalkıp bu tür adımların atılması ortadan kaldırılıyor. Bu geçiş sürecinde, bir defa valinin bu iş emir komutasında olacak veya emniyet müdürünün emir komutasında olacak. Valinin emniyet müdürünün haberi olmadan asla adli kolluk emri verilemez. Kaldı ki dünyanın bir çok yerinde zaten adli kolluk müessesi de yok. Oluşturulur, şimdi biz AB’nin de böyle bir talebi sebebiyle, dedik ki biz adli kolluk gerekirse kurumu oluştururuz. Başbakanlık teftiş kurulunun raporuyla ilgili ayrıntılar yer aldı. Şöyle söyleniyor, başbakanlık korumalarından alt kademelerde bir yöneticinin sızdırdığıyla ilgili… Sevgili kardeşim sen ayrıntıları öğrenmişsin. Ben bu ayrıntıları bilmiyor. Beni de bir bilgilendirirsen çok daha mutlu olurum. Başbakanlık teftiş kurulu çok gizlilik kaydıyla, ankara başsavcılığına bunu gönderiyor. E şimdi bundan sizin haberiniz oluyor. İşte paralel devlet bu, paralel yapılanma bu. Paralel devlet yok diyenler başını iki elinin arasına alsın da bir düşünsün. Çok gizlilik kaydıyla başbakanlık teftiş kurulu ankara başsavcılığına aylardır en ufak bir şey çıkmıyor, bu şimdi ortaya çıkıyor. Benim haberim yok, senin haberin var. Hadi sen açıkla. ERDOĞAN'DAN GAZETECİYE FIRÇA 17 Aralık’ta başlatılan operasyonla ilgili bir sorum olacak. Operasyondan 8 ay önce MİT tarafından , Reza Zarrab’ın söz konusu bakanlarla ilişkide olduğu MİT’in de sizi uyardığı yönünde bir rapor yansıdı. Böyle bir rapor sunuldu mu? MİT bir defa uyarı yapmaz. Tespit yapar. Bir diğeri de burayla ilgili olarak da bakın MİT’in bu tür raporlarına paralel yapının temsilcisi durumuna düşüyorsunuz. Gazeteci: Taraf Gazetesi yayınladı. Bak MİT’in raporunu bilecek kadar ona nüfuz edecek kadar paralel yapı. Müşterek çalışıyorsunuz. Söylemediğinizi söylettiriyorsunuz. Sen değil, patronlarınız. Bu şekilde de bu işlere nüfuz etme yollarına gidiyorsunuz. MİT’in bu tür belgelerine nasıl ele geçiriliyor? MİT sürekli gizlilik kaydıyla çalışır. Bu halde sizlerin, yada oraların eline geçiyor? Burası çok tehlikeli bir gidiş. Bakın bu ülkeyi sevmek değildir. İsmi geçen zat ile ilgili bana bugüne kadar hiçbir suç duyurusu gelmemiştir. Dolayısıyla patronlarınız da duymuştur herhalde.Gazeteport
'Vurmayın, Öldüm. Katillerim Aramızda Dolaşıyor'
İzmir’de sokak sanatçısından 19 yaşındayken Gezi Parkı eylemleri sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz için sessiz eylem... Bir kişi, elinde ‘Vurmayın, öldüm’ yazılı dövizle, ‘sembolik’ darbelerden korunmaya çalışıyor. Zira bir tanık ifadesinde, Ali İsmail’in dövüldüğü sırada sokaktan, “Vurmayın, öldüm” sesleri geldiğini anlatmıştı… Sokak sanatçısının bir heykel gibi hareketsiz biçimde üzerinde durduğu kaidede de şöyle yazılmış: “ Benim adım Ali İsmail Korkmaz, 19 yaşındayım. Sivil görünümlü bazı adamlar üzerime sopayla saldırdılar. Başıma ve vücuduma vurdular. 38 gün komada kaldım kurtulamadım. Katillerim aramızda dolaşıyor. ”diken.com.tr
‘Rekorlar Tarihine Girecek Bir Soygun’
Kılıçdaroğlu: Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü devletin emniyet müdürü olacak. Senin maaşını hükümet ödemiyor, senin maaşını tüyü bitmemiş yetim veriyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Sabah ve ATV için satın alma talimatı verdiği' iddialarına ilişkin tapeleri, partisinin grup toplantısında açıkladı.Kılıçdaroğlu, “21 Temmuz 2013. Recep Tayyip Erdoğan, müteahhidi arıyor. Diyor ki, “Ondan sonra bizim evde bir görüşme yapalım. Sen Faruk’a da söyle o da gelsin” Cemal Kalyoncu “Tamam Faruk’u alır gelirim diyor” Ve gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah – ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok, kağıt üzerinde Çalık. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda biz bir şey yapmamız lazım. Oturuyorlar, nasıl biz bu işi çözeriz, buraya parayı nasıl aktarırız. Ve karar veriyorlar, bir grup müteahhide salma salacağız. Para alacağız, parayı aktaracağız, yeni şirkete koyacağız. Böylece bu işi çözeceğiz diyorlar” dedi.Kılıçdaroğlu sözlerine, “Binali Yıldırım, rakamlar büyük. Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım. Milyon Ali devreye giriyor, herkesten 10 bin 20 bin değil, milyonlar istiyor. Bakın fezleke bu.  Bazı devletten iş alanların ismini vereceğim.  Mehmet Cengiz, 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar veririm diyor. Nihat Özdemir 100 milyon dolar, İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama üçüncü havaalanına dahil ederseniz 150 milyon dolara çıkarırım diyor. Sekiz iş adamından toplanan para, 630 milyon dolar. Niye Milyonali diyoruz? İşte bunun için” şeklinde devam etti.Tapeleri okuyan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, '20 milyon dolar veren de “Dün gece uyuyamadım iki hap aldım” diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki “Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık” diyor. Sen neymişsin be MilyonaAli. Haberimiz bile yokmuş senden.  Şimdi kalkmış bu, İzmir büyükşehir başkan adayı. MilyonAli sen İzmir’in sokaklarında hangi yüzle gezeceksin. MilyonAli kalacak, başçalan talimat verecek, ihaleler dağıtılacak' şeklinde konuştu.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının satırbaşları şöyle: 1. sınıf demokrasi istiyoruzBiz demokrasimizi güçlendirmek istiyoruz. Daha güçlü bir demokrasi olsun. Yurttaş, seçtiği temsilcilerle yönetime katılsın, onlarla beraber olsun, iradesini ortaya koysun.Belediyeleri kapatıyorsunuz, elinize ne geçti, hiçbir şey. 1. sınıf demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Barış istiyoruz daha fazla barış. Herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye istiyoruz. Varlık, birlik içinde özgürce yaşamak istiyoruz.Bu kutunun doların olmadığını ben de biliyorum zaten. Alın terinin olduğu yerde kutuda dolar olmaz, emeğin ürünü olur. Emek ürünü var, kadınların emeklerinin ürünü var, alın teri var. Tütün var. Türkiye’deki bütün tütün üreticilerine sesleniyorum. 10 yıl önceki halinize bakın ve şimdiki halinize bakın. Sandığa giderken bunları düşünerek sandığa gidin.Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir iktidar var. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir iktidar, yolsuzluk ve rüşvet olaylarını kapamak için ciddi bir mücadelenin içine girdi. O kadar ki, olay çok büyük. Bir şekliyle örtmek istiyorlar ama bu millet bunu yutmayacak. Bu millet bunu biliyor. Ayakkabı kutusundan çıkan 4.5 milyon dolar milletin hafızasında. Erdoğan'ın ayakkabı kutularını konuştuğunu gördünüz mü?Siz hiç Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakkabı kutusundan bahsettiğini duydunuz mu? Her konuda konuşuyor, neden bu konuda konuşmuyor? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler o konu hakkında konuşamazlar.Olayı kapatacak, olayı örtecek. Başka olayları gündeme getiriyor. Acaba biz olayı nasıl kapatırız diye. Ben devlet hayatımda böyle bir yolsuzluk görmedim. Az çok kitap da okudum, zengin bir kütüphanem var. Emin olun dünyada böyle b ir yolsuzluğu hiç görmedim. Bir hükümetin bir devleti soymaya kalktığı yolsuzluk olayıyla hiç karşılaşmadım. Nicelik olarak çok büyük. Daha b unun filmi yapılmadı, romanıu yazılmadı. Emin  olun gelecek yıllarda bu yolsuzluğun filmi de yapılacak, romanı da yazılacak. Çünkü dünyada böyle bir yolsuzluk hiç olmadı.Ne diyorlardı, 3 Y ile mücadele edeceğiz. Yolsuzluklarla mücadele edeceğiz. Ediyorlar mı? Yolsuzlukları kapatmakla mücadele ediyorlar. Yoksullukla, mücadele edeceğiz. Bebekler açlıktan ölüyor. Yasaklarla mücadele edeceğiz, şimdi interneti yasaklıyorlar. 40 harami olsa idare edeceğizAKP’ye oy veren değerli yurttaşlarıma sesleniyorum. Türkiye’yi kirlilikten beraber kurtaracağız. Herkesin mutlu yaşadığı bir Türkiye’yi beraber inşa edeceğiz. Yolu demokrasilerde sandıktan geçiyor. 30 Mart. Sandığa gideceğiz ve dersini vereceğiz. Haramilerden bu iktidarı kurtaracağız. Bizim güzel bir masalımız var biliyorsunuz. Ali Baba ve 40 Haramiler diye. Recep Bey ve binlerce haramisi var. 40 olsa idare edeceğiz. Çok var, rütbeleri de yüksek bunların.Tüyü bitmemiş hakkını kim yiyorsa ona hesap soracağız. Demokrasilerde hesap soracağız. Hükümet programı açıkladılar, emin olun sizin fark etmediğiniz o hükümet programının gizli bir maddesi bir yerde saklıdır. O gizli maddede mutlaka devleti soyacağız diye bir madde de vardır.Geldiğimiz nokta, devlet kendi refleksini gösteriyor. Hükümet soyuyor, devlet tepkisini gösteriyor. Savcısı, polisi, valisi müdahale ediyor. Bir yolsuzluk var ve ortaya çıkması gerekiyor. Ama hükümet büyük baskı uyguladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayı var, Başbakan’ın ilk yaptığı iş kendi uçağını gönderiyor bir valiyi İstanbul’a emniyet müdürü olarak getirmek. Olayı kapatmak için getiriyor. O emniyet müdürü olan valiye soruyorum, hırsızlık yapanların arkasında duran kimse, sen de onların başındaysan, sen de o hırsızların başkanısın.O emniyet müdürü olan valiye söylüyorum. Yolsuzluk, hırsızlık olaylarını kapatma konusunda, rüşvet olaylarını kapatma konusunda Erdoğan’dan aldığın talimatları yerine getiriyorsan, sen de o çetenin bir üyesisin.Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü devletin emniyet müdürü olacak. Senin maaşını hükümet ödemiyor, senin maaşını tüyü bitmemiş yetim veriyor. Onların hakkını koruyacaksın.Kimse bunların eline su dökemez ahlaksızlık konusunda. Deniz Feneri’ni biliyorsunuz. Ne dedi Alman yargıç? Yüzyılın soygunu dedi. Asıl failler nerede, Türkiye’de. Savcı harekete geçti, iki savcıyı da yanına verdiler. Tam olay aydınlığa kavuşacak, 3 savcı görevden alındı. Hırsızlar yargı karşısına çıkmadı, savcılar hâkim karşısına çıktı. ‘Mardin ahlaksızlığa prim vermez’Şunun için söylüyorum, iki bakan birden bire piyasaya çıktılar. Yurt gezilerine çıktılar. Birisi gitmiş Mardin’e. Diyor ki verilmeyecek hesabım yok. Bunu söyleyeceğine adalet bakanına de ki, fezlekeleri getirin Meclis’e, ben aklanmak istiyorum, ben yüce Divan’a gitmek istiyorum de. Bir grup vatandaş da “Dik dur eğilme, Mardin’li seninle” diyor.Mardin’in ilk çimento fabrikası yapıldığında ben Mardin’deydim. Bütün inançların barış içinde yaşadığı kent Mardin’dir. Mardin ahlaksızlığa prim vermez. Mardinli de ahlaksızlığa prim vermez. Senin önünde de diklenen adam, haramilerin önünde iki büklüm oluyor. Başçalanın önünde iki kat iki büklüm oluyor. ‘Şakşakçılar seni aldatmasın’Sen fezlekelerin gelmesini engelliyorsun. Rüşvet yolsuzluk olaylarını engelliyorsun. Çıkmışsın millete hava atıyorsun. En son anketler yayınlandı. Yurttaşların büyük bir kesimi bir yolsuzluk olduğuna inanıyor. Sen sokakta normal bir yurttaşın yürüdüğü gibi alnı açık yürüyemezsin. Sen önüne bakmak zorundasın. Etrafındaki şakşakçılar seni aldatmasın.Artık hırsız var dendiğinde göreceksin bütün gözler senin üzerine çevriliyor? Neden? Gerekçesi budur. Hatırlar mısınız bunlardan birisi de Trakya Birliğin mali genel  “Asrın yolsuzluğu dediklerinin bir belgesi var mı” demiş. Yürekli bir kadın da çıkmış demiş ki “Kutu kutu” demiş. Daha ne belgesi istiyorsun sen yahu? ‘Ciddi bir U dönüşü’Tabi bir bakan var, eski bakan. Önüne istifa dilekçesi konduğunda Erdoğan Bayraktar dedi ki, ben istifa etmem, bütün talimatı başçalan verdi, ben de altına bastım imzayı. İstifa edecekse onun istifa etmesi lazım. Ayrıca önüme bir metin koymuşlar, Erdoğan’ı koruyan deklarasyona imza atacağım.Ciddi bir U dönüşü. Herhalde belinde bir hasar olmamıştır. Bana sorduklarında dedim ki, Karadenizliler yiğit adamlardır. Bir şey söyledi mi arkasında dururlar. Bu Karadeniz’in yüz karasıdır. Karadenizlileri tenzih ediyorum. Çark etmiş şimdi. Benim en büyük efendim Recep Tayyip Erdoğan diyor. Kesin şu olmuştur. Başçalan çağırmıştır, daha düne kadar malı beraber götürüyorduk, bak savcıyı aldık, emniyet müdürünü aldım. Benim istediğim savcılar oraya gittiler. Bak kafamı kızdırma, seni hapse de attırabilirim, beraat de ettirebilirim. Ne yapmam lazım? U dönüşü yapman lazım. Belimde hafif bir ağrım var, seni doktora gönderirim diyor.O nedenle kişiliği olmayan, oturmayan insanların böyle bir yapışı vardır. Bunu 10 dakikadan uzun sürdü ama, gerçekten samimi söylüyorum çok üzüldüm. Ne değişti arkadaş senin hayatında? Neler vaat edildi sana? Üstelik başçalan, kendi milletvekillerini ne diye tanımlıyor? Tuzluk diye tanımlıyor.AKP milletvekillerini bu başbakan tuzluk diye tanımlıyor. Bir yürekli adam herhalde çıkar, biz tuzluk değiliz, bu kadar da hakaret edemezsiniz demesini bekledim. İstifa edenlerden birisi, çıktı gerekli eleştiriyi yaptı, onu yürekten kutluyorum. Şimdi AKP saflarında tuzluk olarak tanımlanan milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum. İtiraz etmezseniz, sizin adınız vatandaşın gözünde, AKP’den bir tuzluk geldi diyecekler. İtiraz etmiyorsunuz.Harama ortak bunlar harama ortaklar. Fezlekeler geldi, bir türlü Meclis’e gelmiyor. Bakınız İzmir’den fezleke geldi. Fezleke adalet bakanlığına geliyor, kendisiyle ilgili. Adalet bakanlığı doğrudan Meclis’e gönderin diyor. O da alıyor savcı, Melis’e gönderiyor. Meclis, bize gelmeyecek adalet bakanlığına gidecek diyor. Kime gidecek arkadaşlar bu fezleke? Adalet Bakanlığı’nda bekleyen fezlekelerin üzerinde çalışıldığını, bazı bölümlerin bürokrasiye dağıtıldığını, ek savunmaların alındığını biliyoruz. O fezlekelerin içinde ne var, her bir satırını biliyoruz. Oynarsanız ne olacağını göreceksiniz. ‘Millet bunu affetmez’İstiyorlar ki AKP, bu fezlekeleri çöp sepetine atalım. Biz o fezlekeler, artık milletin vicdanındadır diyoruz. Millet bunu affetmez. Kul hakkı yiyeni bu millet affetmez. Elli kez recep Tayyip Erdoğan’a söyledim. Çık televizyonlara, ben kul hakkı yemedim de. Diyemiyor, diyemez. Yırtık ayakkabıyla girdin. Servete bakın. Ne yapacaksın sen bu kadar villayı? Çocuk sayısı belli. Millet başını sokacak yer bulamıyor, beyefendi “villa villa villa” deyip duruyor.Bir de milli irade hırsızlığından bahsediyorlar. Kenan Evren’in çıkardığı siyasi partiler yasası var. Bunun değişmesini istiyor. Kim istiyor? CHP istiyor. Darbe yasalarıyla bu ülke yönetilmesin istiyor. Vatandaşın önüne siyasi parti liderleri milletvekili listesi koymasın istiyor. Vatandaş gidiyor, A partisine oy veriyor, bir bakıyor milletvekili B partisi çıkarmış. Bu milli irade hırsızlığı değil mi? Diyor ki vatandaş, ben A Partisine oy verdim, ama hiç milletvekili çıkaramadı neden? Yüzde 10 barajı var. Bizim son seçimlerde çıkarmamız gereken 33 milletvekili AKP saflarında çıktı. Milli irade hırsızlığı işte budur. Sadece bu mu? Hayır. Yargı Türk milleti adına karar verir. Açın anayasa öyledir. Peki sen yargıya savcıya hakime müdahale ediyor musun? Ediyorsun.  Bütün milletimin bunu bilmesini isterim. Arkadaşlara dedim ki, bu dünyada büyük yolsuzluklar olmuştur. Bunların tablosunu bir çıkarın öğrenmiş olalım. Kimin hırsızı birinci onu bir görelim. Çıkardılar, 2003’ten Saddam 1 milyar dolar götürmüş, bunun 650 milyon doları sarayında bulunmuş Boston Müzesi’ni soymuşlar 1990’da, tabloları çalmışlar, değeri 300 milyon dolar. İngiltere’de güvenlik kasalarını soymuşlar 1987’de, 110 milyon dolar. Brezilya’da merkez bankası, 78 metrelik tünel kazmışlar 69 milyon dolar kazanmışlar. Hâlbuki bizimkiler gibi devleti soysalardı hiç başları ağrımayacaktı. ‘Rekorlar tarihine girecek bir soygun’Biz de sadece birinci operasyonda, tartışılan rakam götürüldüğü iddia edilen rakam 85 milyar Euro. Guinness rekorlar kitabına girecek bir soygun. Onun için diyorum zaten, dünya tarihinde böylesi görülmedi diye. Ne dedi onların  sözcüsü? Efendim bu rakam doğru değil.  Çalan sizsiniz rakamı açıklayın hep beraber öğrenelim. Ne diyorlardı? Büyük düşün, büyük götürüyorlar. O villaları alacaklar, yedi göbeklerini güvence altına alacaklar. Tütün üreticisi hakkını alamıyormuş, varsın hakkını alamasın diyor. Bu mu sadece? Sadece bu olsa, yolsuzluk var üzerine gidelim. Başka bir şey daha var. Gerçekten film yapılması gereken bir şey.21 Temmuz 2013. Recep Tayyip Erdoğan, müteahhidi arıyor. Diyor ki, “Ondan sonra bizim evde bir görüşme yapalım. Sen Faruk’a da söyle o da gelsin” Cemal Kalyoncu “Tamam Faruk’u alır gelirim diyor” Ve gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah – ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok, kağıt üzerinde Çalık. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda biz bir şey yapmamız lazım. Oturuyorlar, nasıl biz bu işi çözeriz, buraya parayı nasıl aktarırız. Ve karar veriyorlar, bir grup müteahhide salma salacağız. Para alacağız, parayı aktaracağız, yeni şirkete koyacağız. Böylece bu işi çözeceğiz diyorlar.Binali Yıldırım, rakamlar büyük. Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım. Milyon Ali devreye giriyor, herkesten 10 bin 20 bin değil, milyonlar istiyor. Bakın fezleke bu.  Bazı devletten iş alanların ismini vereceğim.  Mehmet Cengiz, 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar veririm diyor. Nihat Özdemir 100 milyon dolar, İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama üçüncü havaalanına dahil ederseniz 150 milyon dolara çıkarırım diyor. Sekiz iş adamından toplanan para, 630 milyon dolar. Niye Milyonali diyoruz? İşte bunun için.Kimin talimatıyla, Beyefendi'nin talimatıyla. Tabi kod adı orada başçalan değil Beyefendi olarak geçiyor. Savcı tabi başçalan yazamıyor.  Diyor ki Beyefendi ile görüşecek diyor. Nasıl bir plan yapılacaksa ben de size söylerim. Kim? Celal Koloğlu? Kim bu? İntes’in yönetim kurulu başkanı. Bütün yürekli düzgün çalışan, gerçekten uluslararası piyasalarda düzgün iş yapan bütün müteaahhit kardeşlerime sesleniyorum. Celal Koloğlu İntes’te yönetim kurulu başkanlığı yapamaz. Sizi satamaz. O görevden ayrılması lazım.Bakanlar gibi yapmasın. Ben müteahhidlerin ne kadar zor koşullarda görev yaptıklarını biliyorum. Ama Başbakan ve Binali’nin korumalığında, onun sözcülüğünü yapan birisi İntes’in başında olamaz.  Binali tabi topluyor bunlar, PTT’nin sosyal tesislerinde. Salmayı yapıyor, herkes bunu ödeyecek diyor. 8 iş adamından iki ay içinde diyor 630 milyon dolar para vereceksiniz diyor. Bunlardan birisi 30 milyon dolar ödüyor ve öbürü telefonda konuşurken söylüyor. Adnan’ı görmedin mi simsiyah olmuştu diyor. Hükümet istiyor. Zorla istiyor, hükümet. Versin mi vermesin mi? Birisi atlatmış ama. Çarşamba’ya veririm Cuma’ya veririm derken işi atlatmış.20 milyon dolar veren de “Dün gece uyuyamadım iki hap aldım” diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki “Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık” diyor. Sen neymişsin be MilyonaAli. Haberimiz bile yokmuş senden.  Şimdi kalkmış bu, İzmir büyükşehir başkan adayı. MilyonAli sen İzmir’in sokaklarında hangi yüzle gezeceksin. MilyonAli kalacak, başçalan talimat verecek, ihaleler dağıtılacak.Önümüzdeki grup toplantısında, bu konuşmaların ses kayıtlarını size dinleteceğim.  Bazılarının canı sıkılıyor, “Kardeşim sen verdin ama sen ihale aldın. Ben ihale de almadım ben niye veriyorum bu parayı” diyor. Cümle aynen şöyle “Biz alıştık, bir hafta sonra gayet normal karşılarsın sende” diyor. Birisi de şunu söylüyor “Biz de o kadar keriz değiliz. Verilmesi gerekiyor da veriyoruz. O parayı dayol da bulmuyoruz ya” diyor.Bunlardan birisi de, söylediği şu “Ben eve geldim var ya, hanımın falan kimsenin yüzüne bakamadım. Soyundum yatağa girdim. Sabaha uyandım. Dün bana işkenceydi” diyor. Yine bu kişi “Türkiye duyarsa yer yerinden oynar” diyor. Türkiye duydu, dünya duydu. Ama başçalan ne diyor? Bize komplo kurdular diyor. Ne komplosu kardeşim? Malı götürüyorsun. 630 milyon dolar, Binali Yıldırım'ın koordinatörlüğünde para toplanıyor Sabah – ATV için. Bu gazeteler niye sabah akşam komplo iddialarını yayınlıyorlar? Sabah eski Sabah mı? ATV eski ATV’mi? Takvim eski Takvim mi? Başçalan’ın hizmetindeler. Artık sizin maskeniz inmiştir. Ar damarınız çatlamadıysa gazeteleri kapatın.Şunu da çıkardık. Bunlar 630 milyon verdiler güzel. Bunlara devlet ne kadar ihale verdi acaba? Bu firmalara 87 milyar 832 milyon liralık ihale verilmiş, 87 katrilyonluk ihale. Bunlardan birisi o kadar nakdim yok diyor, merak etme Ziraat Bankası’ndan ayarlarız diyor. Birisi söylüyor, bu parayı nasıl muhasabe de nasıl göstereceğim diyor. Türkiye’nin nasıl soyulduğunun artık bu milletin öğrenmesi lazım. Hırsızın kimliğini bu milletin öğrenmesi lazım. Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin ihale dağıtan bir kişi olduğunu bu milletin artık öğrenmesi lazım.  Niye başçalan diyoruz? İşte bunun için diyoruz. İhale mevzuatı ne? Kamu ihale kurumu var değil mi? Hepsi hikaye. İhaleleri dağıtan bir başbakan. Bugün Sözcü’nün manşetinde var, ihaleyi almak için yüzde 10 verdim diyor. 'Millete açıkca küfrediliyor'Gazetelerden birinin yayın yönetmeni açıyor telefonu “Süleyman diyor, maaş ödeyeceğim iki milyon gönder” diyor. İş bu noktaya gelmiş arkadaşlar. Devlet yok ortada. Bir çete tarafından yönetilen bir Türkiye Cumhuriyeti var. O tapelerde göreceksiniz, millete açıkça küfrediliyor. Milletin de bilmem neyini ne yapacağız diyor. O kadar ki eminler ki kendilerinden.Ben Başbakan’a bir soru sordum. Oğlunun vakfı vardı biliyorsunuz. Adı TÜRGEV. Rüşvetin merkezi. İhaleyi veriyorsun, oğlum diyorsun git rüşveti TÜRGEV’e yatır diyorsun. Vakıflar Bankası’na gelen parayı sordum. 99 milyon dolar. Böyle bir para gelmiş mi, hesap numarasını da verdim. Tık yok. Oysa bir şey söylesek yıldırım hızıyla cevap verir. Kendisine soruyorum neden konuşmuyorsun sen? Rüşvet mi bağış mı nedir bu para öğrenelim.Bu paranın derhal MASAK’a bildirilmesi gerekirdi. Bildirilmiş mi? Benim bildiğim kadarıyla bildirilmedi. Niye bildirilmiyor? Üç sen buna bakanlar kurulunda vergi muafiyeti verdin. Ne yaptı ki muafiyet verdin? Hangi gerekçeyle verdin. Senin çocuğunun vakfı diye mi verdin? Bütün bu olayların içinde, Bilal Erdoğan’ın da özel bir rolü var. görüşmesi var. onları da size dinleteceğim. Hırsızı görmeniz için, bilmeniz için.Madem ki TÜRGEV bakanlar kurulunda kamu yararına çalışan bir vakıf, niye hesaplarını gizliyorsunuz? Şimdi soruyorum 99 milyon dolar, paranın tamamının 200 milyon dolar, lira olduğu söyleniyor. Hangi kurumlar TÜRGEV’e ne kadar bağış yaptılar. Bir açıklasın bakalım. Konuşmuyorlar, sözcüleri de konuşmuyor. Grup başkanvekillerinden istirham ediyorum, bu soruların tamamını Meclis kürsüsünden dile getireceksiniz. Biz şu fezlekeleri de dağıtacağız size. Buradaki tapelerin tamamını aktaracaksınız. AKP’li milletvekilleri dinlesin. Vicdanları sızlıyor mu sızlamıyor mu? Kendilerine tuzluk diyen adamın arkasından hala gidecekler mi gitmeyecekler mi? 'Ali İsmail Korkmaz davasını yakından izliyoruz'Allah büyük arkadaşlar. Hata yapan birisinin veya devleti soyan birisinin hata yaptığı zaman, itiraf yaptığı zaman Allah büyüktür deriz. TOKİ’nin bir broşürü var “Umudun ve güvenin adı” diyor TOKİ.  Önsözü yazmış Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Sonuna kadar, son nefesimize kadar sorumluluk bilinciyle çalıyoruz” bundan güzel itiraf olur mu? TOKİ’nin yayını bu. Devlet soyuluyor. Kadınlar burada, tütün üreticileri burada. Hep beraber bütün köylerde beldelerde mahallelerde bu yolsuzluğu anlatacağız. Sizin cebinizde Recep Tayyip Erdoğan’ın eli var.Temel’e sormuşlar, arka cebinde parası çalınmış. Yahu fark ettim ama benim elim miydi, başkasının eli miydi onu anlayamadım demiş. Başçalan’ın bir özelliği var biliyorsunuz. Yalan söyleyenden başbakan olamaz diye. İçerde alıştık buna. Ama bir ülkenin başbakanını yabancı bir ülkenin büyükelçisi yalanlarsa orada dur deriz. Başbakan’ı başka bir büyükelçi yalanlamamalı.7 Haziran  2013 Gezi eylemleri var. Yurttaşlarımız ölmüş. Burada Ali İsmail Korkmaz’ın davasını yakından izliyoruz. Onu söyleyeyim. Bütün anne ve babalara sesleniyorum. Çocuğunuzun sopalarla dövülüp öldürülmesini istemiyorsanız, bu davayı unutmayın. Yoksul bir ailenin çocuğu. Üniversitede okuyor. Her gencin yaptığı gibi o da eylemlere katılmış. Sokak ortasında sopalarla tekmelerle siz bu çocuğu katlediyorsunuz. Soruyorlar gazeteciler, başçalan’a soruyorlar. Diyorlar ki “Ali İsmail Korkmaz davasında ne söyleyeceksiniz” Yargıya intikal etti bir şey diyemem diyor.Yolsuzluk operasyonunda, savcıyı görevden alındı, emniyet müdürün telefon etti, müsteşarın telefon etti. Çifte standardı görün. Bu ülkede hiç kimsenin çocuğunun sopalarla öldürülmesini istemeyiz. Gezi olaylarında gençler ölüyor, herkes eleştiriyor. O da çıkmış “efendim o bizim ülkemize özgü değil ki, Wall Street’te 17 kiişi öldü” diyor. Tak, ABD Büyükelçiliği eylem oldu ama kimse ölmedi diyor. Senin bir sürü danışmanın var. seni nasıl kalkar da büyükelçi yalanlar. Daha geçen Salı günü grupta konuşuyor birisi bir şeyler söyleyince “Evet diyor, İngiltere’de Cameron da gazeteleri kapattı” diyor. Büyükelçi hiçbir gazete kapatılmamıştır dedi. Nasıl utanmıyorsun sen? 'Gittiği her yerde fırça yiyor'Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Asla karamsar olmayacağız. Bu arada başçalanın zaman zaman aşağıladığı, fırçaladığı bir bakan var. Bursa’da konuşmuş “Efendim diyor biz şu kadar milyon çalışana emekliye maaş veriyoruz. Ak Parti giderse gelecek hiçbir hükümet üç ay bile maaş ödeyemez”  Yani şunu söylemek istiyor. “Biz gidersek tümüyle soyup gideceğiz gelenlere bir şey kalmayacak” diyor. Ne yaparsan yap. Sen millete şantaj mı yapıyorsun? Maaş ödenecek, senin ödediğinden fazla ödenecek. İşçinin parası ödenecek, senin ödediğinden fazla ödenecek. Neden daha fazla ödenecek? Çünkü biz kul hakkı yemeyiz.Not geldi,  yolsuzluklara değinince TRT kesmiş. TRT zaten bunları yayınlayamaz ki, ne fark eder. Bunları biliyoruz. Milletin parasıyla yayın yapıyor onu da biliyoruz. Orada da hortum mekanizmaları var. Onların ki küçük. AK Partili bir vekil “Erdoğan Allah’ın bütün vasıflarını üzerine toplamış” diyor. Eğer sen Başçalan’ın kimin vasıflarını üzerinde topladığını öğrenmek istiyorsan şeytana bakacaksın. Kahramanmaraş’ta 16 yaşında bir çocuk bakkaldan 27 lira çalıyor. Hapse atılacak, 27 ay hapis cezasıyla. Ben merak ediyorum. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. 27 lira aldı diye, 16 yaşındaki bir çocuğa 27 ay hapis cezası veriyorsunuz. 85 milyar Euro’yu götüren neden ortada geziyor? Bu millet bunları unutmayacak. Asla karamsar olmayacağız, beraber olacağız. Birlik içinde olacağız.  Erdoğan istediği kadar gezsin. Gittiği her yerde fırça yiyor. İstersen binlerce korumayla git. Senin değerin artık sıfır. Millet rahat bir nefes alsın.
9 Soruda Ali İsmail Korkmaz Davası
Ali İsmail Korkmaz'ın Eskişehir'deki Gezi olayları sırasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davada 21 Ocak'ta Kayseri'de gerçekleştirilen 7. duruşma sonrası karar verildi. Mahkeme kasten öldürme suçu bulmadı.Davanın sanığı polis memurları Mevlüt Saldoğan 10 yıl 10 ay, Yalçın Akbulut 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık fırıncılar Ramazan ve İsmail Koyuncu ile Muhammed Vatansever ise 6 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Fırıncı Ebubekir Harlar'ın 8 yıllık hapis cezası indirimlerle tahliyeye çevrildi. Amir polis memurları Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin'in ise beraatine karar verildi...Ölüm gününden bugüne neler yaşandı? Dava süreci nasıl gelişti? Taraflar ve aile neler söyledi? 9 Soruda…
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'Tecavüze uğrayan çocuk sanıkla evlenirse dava düşsün' önerisi, bu hafta görülen Ali İsmail Korkmaz ile Mehmet Ayvalıtaş davaları ve 'Haberciliğin altın kuralı'nı kapağa taşıdı.
49 Saniyede Türkiye Özeti!
Gezi Parkı olayları sırasında hazırladığı kısa videolarla sosyal medyada adından söz ettiren Uçman Balaban, 2013 yılının 49 saniyelik özetini bir animasyonla özetledi. Görüntülerde Ali İsmail Korkmaz'ın tekmelenmesi, Palalı saldırganın Taksim'deki saldırısı, ağaçların kesilip yerine apartmanların dikilmesi, medyaya yönelik susturma operasyonlarının etkili ve sade bir anlatımla anlatıldığı animasyon filmi paylaşım rekoru kırıyor.
Unutmayacağız Barışmayacağız Affetmeyeceğiz
Hasdal Askeri Ceza ve Tutukevi B2 koğuşunda iki haftadan bu yana sofraya üç tabak eksik konuyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin esir alınma harekâtında ilk ve en büyük darbeyi göğüsleyen dört silah arkadaşımız; Deniz Yarbay Ercan Kireçtepe, Deniz Binbaşılar Eren Günay ve Erme Onat ile mahpusluğunu Silivri Ceza ve İnfaz Kurumunda tamamlayan emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaş, yaklaşık 5 yıllık tutukluluğun ardından 27 Ocak 2014 günü özgürlüklerine kavuştular.Uğradığımız ihaneti 22 Nisan 2009 tarihinden bu yana Türk adaletine(!)anlatamamanın verdiği isyanla tahliyelere ne kimse sevinebildi ne de mutlu olabildi. Ailesinin bir daha asla kucaklayamayacağı Ali Tatar’ların, Kuddusi Okkır’ların, sokakta dövüle dövüle canından edilen Ali İsmail Korkmaz’ların, ekmek almaya gittiği bakkaldan hâlâ dönemeyen Berkin Elvan’ların olduğu bir ülkede kim, hangi özgürlüğe, nasıl sevinebilir ve mutlu olabilir? Kayseri’ye kaçırılan Ali İsmail Korkmaz davasında sözleri yürekleri yakan Emel Ana’nın; “Gözlerime bakın. Nasıl kıydınız çocuğuma?” sorusu da bundan önceki binlerce yürek yakan soru gibi elbette yanıtsız kalacak. Ama biz, yaşadığımız esareti de, uğradığımız ihaneti de, gözü yaşlı anaların isyanını da asla UNUTMAYACAĞIZ.İçinde adaleti olmayan Çağlayan’daki Adalet (!) Sarayının 27 Ocak 2014 günkü konukları olarak yakında yeri tarih sayfaları olacak Özel Yetkili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin üyelerini kırmızı tişörtümüzle ve sert sözlerimizle biraz üzdük anlaşılan. Belli ki sözlerimiz en çok da iddia makamını yaralamış olmalı ki mütalaası öncesinde Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç; “Bugünkü duruşmada avukatların ve sanıkların sözleri benim kimyamı bozdu, ” demek durumunda kaldı.Sayın Savcıya hatırlatmak gerekir ki, bizim son 5 yıldır uğradığımız ihanete ilişkin kimseyi inandıramamak gibi bir derdimiz var ki, insanda ne kimya bırakır ne de fizik. Ama biz ne kimyamızı bozduk ne de gerçeğin ortaya çıkacağına olan inancımızdan bir gün olsun vazgeçtik. Davadaki tahliyelerden neredeyse saatler sonra yeni görev yeri İstanbul 22. ve 23. Noterleriyle 11. İcra Müdürlüğünün denetimi olarak belirlenen Saraç’a, kimyasının asla bozulmayacağı yeni görevinde başarılar diliyoruz.Bir diğer gerçeklere kulak tıkama ustası Özel Yetkili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin Silivri’de yürüttüğü Balyoz yargılamasının (!) 27 Ağustos 2012 tarihli duruşmasındaki sözlerimin gerçek çıkmasına ise çok az bir zaman kaldı: “Bu güç, bu erk bir gün el değiştirir. Yarın öbür gün, dışarıda inşa edilen mahkeme salonlarında başka birileri yargılanır inşallah. Benim size bir tavsiyem olacak. İnşallah ne yaptığınızı bilmiyorsunuzdur. Yarın savunmanızı bunun üstüne inşa edin. Deyin ki; ‘Biz ne yaptığımızı bilmiyorduk. Biz adil yargılama yaptığımızı sanıyorduk.’ Ve inşallah size de aynı sizin gibi yargılayan adil yargıçlar düşer. İnşallah size de adil yargılanmak kısmet olur.”Temennilerimi tehdit olarak algılayan ve yeni tayin yeri olan Bakırköy’de başarılı yargılamalarının (!) devamını dilediğim Mahkeme Başkanı Hâkim Ömer Diken’in cevaben söylediği: “Ali Türkşen, bizi tehdit edemezsiniz. Biz korksak bu kürsüye çıkmayız bir. İkincisi Türk Milleti adına yargılama yapan bir mahkemeyi suç işlemekle itham ediyorsunuz. Biz hesabını veremeyeceğimiz hiçbir kararın altına imza atmayız,” sözlerinin de arkasında durmasını önemle rica ediyorum. Mâlum 17 Aralık 2013 tarihinden bu yana hesap soranlarla hesap verenlerin birbirine karışmaya başladığı, kimin ne zaman hesaba çekileceğinin belli olmadığı bir ortamda tavsiyelerim ve temennilerim aynen geçerlidir.Ancak…Dün kendilerini iftira davaların savcısı ilan eden, bugün “Ne istediler de vermedik?” dedikleri şahısları en hafifinden “çete” ve “paralel devlet ” ilan edenleri de sizlerden ayrı tutmuyoruz. 11 yıllık AKP iktidarı döneminde işleriniz tıkırında giderken ve yurtseverler zindanları doldururken, ülkemiz insanına zulümde ortak olduğunuzu, bugün binlercesini yerlerinden ettiğiniz Emniyet ve yargı mensuplarını dün kahraman ilan ettiğinizi de asla unutmayacağız. Bugün işinize gelen kanunu yine işinize geldiği gibi ve kendi paçanızı kurtaracak şekilde gündeme taşımanız, paralel devleti kendi canınız yanınca aklınıza getirmeniz, işlediğiniz günahları ortadan kaldırmayacak.Dün vatanseverleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, tamamen dijital iftiralara dayanarak ve hiçbir şüphe duymadan, darbeci, terörist, toprak altına mühimmat gömen, müzeleri ziyaret eden çocukları, gayrimüslimleri öldürmeyi planlayan, kendi uçağını düşürecek, cami bombalayacak, casus, uyuşturucu düşkünü, fuhuşçu kişiler olarak ilan eden, bugün ise kandırıldığını, kullanıldığını ve “kullanışlı aptal” olduğunu televizyon ekranlarıyla gazetelerindeki köşelerinde itiraf edenlerin günah çıkarma çabalarını da hoşgörüyle karşılamayacağız ve hiçbirinizle BARIŞMAYACAĞIZ.Tam 3 yıl önce bugün 11 Şubat 2011 tarihinde başlayan esaretimizin daha ne kadar süreceği bilinmez. Ancak tutsaklığımıza temel teşkil eden ve Gölcük Donanma Komutanlığından çıkan 5 numaralı hard diskin sahteliğini bir kez daha ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlayan 20 Ocak 2014 tarihli TÜBİTAK raporunun da hiçbir anlam ve önemi yoktur. Aradan geçen bunca yılda ülkemiz insanı maruz bırakıldığımız komplo düzenini herhangi bir rapora ihtiyaç duymaksızın görmüş ve bizi kalplerinde masum ilan etmiştir. Kurduğunuz ve ortaklık etiğiniz kumpas düzeni ortaya çıktıkça yaşadığımız her bir gün, bizim için özgürlükten de kıymetli hale gelmiştir.Yine de bu düzeni kuranlar, ortak olanlar ve yaşananlar karşısında hiçbir şey yapmadan susanlar şunu asla unutmasın.Bir gün gerçek Türk adaleti ve hiçbir etki altında kalmadan karar verecek Türk hâkimlerinin karşısında aklanacağımıza adımız gibi emin olsak da, o gün gelene kadar; yaşadığımız iftira düzenini, hapiste geçirdiğimiz tek bir günü, evlatlarını toprağa veren anaların gözyaşlarını, çocuklarımızın küçücük yaşta cezaevi ortamıyla tanışmalarını, sahteliği şüphe götürmez delilleri dikkate alan hâkim ve savcıları, boğazından tek bir kuruş haram lokma geçmeden bir ömür süren insanlar cezaevlerini doldurur ve hastalıklarla boğuşurken ayakkabı kutularına dolup taşan servetleri edinenleri, onlara vesile olanları, silah arkadaşı adı altında bizi bu komploların kucağına iten ve bir ömür kendilerini gizleyen hainleri, son olarak da makam ve rütbelerinin gereğini yerine getirerek paralel devletin Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki elemanlarını ortaya çıkartacak yüreği olmayan ilgili ve bilgili kamu görevlilerini asla UNUTMAYACAĞIZ, onlarla asla BARIŞMAYACAĞIZ ve elbette onları asla AFFETMEYECEĞİZ.3 yıldır tutsak edildiğimiz Hasdal ve Silivri zindanlarında bir gün olsun başımızı önümüze eğmeden yaşamanın verdiği onur ve haklılığımızın ortaya çıkmasının verdiği huzurla tüm halkımıza en derin sevgi ve saygılarımı sunuyor, adalet ve özgürlük dolu günler diliyorum.Ali TürkşenDeniz Kurmay AlbayOdatv.com