onedio
Ev Arkadaşınızdan Başka Kimsenin Katlanamayacağı 26 İğrençliğiniz
Ev arkadaşınla aranda diğer ilişkilerinden farklı, özel bir bağ vardır. Ondan başka kimse seni 7/24 her halinle görmez. Kendinizi rahat hissettiğiniz ve kendiniz olabildiğiniz o özel yeri, evi paylaşırsınız. O seni yargılamaz çünkü evdesin! Orada rahat edemeyeceksen başka nerede rahat edeceksin.Dibe vurduğunda o yetişir. Bütün tuhaflıklarını bilir ve seni gerçekten olduğun kişi olarak sever. 'Sana bir şey söylicem ama beni yargılama...' , 'Garip olduğunu biliyorum ama...' yla başlayan cümlelerin çoğunu onla kurarsın. Kendini rahat hisset ve aklından geçeni söyle! Zaten günün sonunda yine birbirinize kalacaksınız.İşte sadece ev arkadaşınızın anlayacağı ve sizi yargılamayacağı 27 iğrençliğiniz!
Belki de Artık İlişkinizi Bitirmenin Zamanı Geldiğini Haykıran 14 İşaret
Gönül ister ki her ilişki, her iki taraf için de mutlu sonla bitsin. Ama maalesef gerçekte durum hiç de bu kadar umutlu değil. Hepimiz biten ilişkilerin içinden geçerek olgunlaşıyor, denize akan nehirler gibi toplana toplana birikiyor sonunda denize kavuşuyoruz. Size akıl verecek değiliz, ancak şu işaretler belirmeye başladığında daha fazla üzülmemek için radikal bir adım atmayı düşünebilirsiniz. Biraz cesaret...
Bir Erkeği Elde Etmenin Cazip Yolları
Erkekleri Tavlama Sanatı…Araştırmlara göre uzun zamandır hoşlandığınız kişiyle bir şekilde tanışma fırsatı yakaladınız ve masum bir tanışma olayını, uzun soluklu bir ilişkiye çevirmek istiyorsunuz. O zaman size vereceğimiz denenmiş, test edilip onaylanmış önerilere bir göz atın derim… Tabii şunuda belirtmeden geçmeyelim, hiç bir yöntem tek başına sihirli bir etki yaratmaz. Oldukça hoşlandığınız bu kişiyi, etkilemek ve kendinize aşık etmek için kontrollü ve soğuk kanlı olmalısınız.Evet gelelim erkekleri elde etmenin denenmiş yollarına… Hemen hemen herkeste işe yaramış olan bu yöntemlerle, onu kendinize aşık etmek sandığınızdan daha kolay olacak…Onunla Her İstediğinde GörüşmeyinSizinle her buluşmak istediğinde koşarak gitmeyin. Bu ilk ve en önemli kurallardan biri. Ailenizle zaman geçireceğinizi ya da kız kıza bir gün geçireceğiniz gibi bahanelerle ertesi gün görüşmeyi teklif edin.Buluşma Yerini Ona BırakmayınBuluşcağınız yeri ya da buluştuktan sonra gideceğiniz yeri ona bırakmayın. Sizin istediğiniz yerlere gidin. Erkekler her zaman yönlendirilmekten hoşlanırlar, tabii çaktırmadığınız sürece…Bakım HerşeydirErkekler sandığınız kadar dikkatsiz değildir. Kadının her zaman bakımlı olmasını isterler. Asla yarım yamalak ojelerle ya da fırçalanmamış dişlerle, onunla görüşmeyin.Egosunu YükseltmeyinErkekler iltifat almaktan hoşlanır, ancak bunu abarttığınızda egosu gereksiz yere tavan yapar ve kendini üstün görmeye başlar. Yani ona her fırsatta yakışıklı olduğunu, muhteşem bir gülüşü olduğunu ya da delici bakışlara sahip olduğunu söylemeyin. Bunun yerine tatlı tatlı onu eleştirin.İmzanızı BırakınOnunla her görüştüğünüzde aynı parfümü kullanın. Unutmayın bu parfüm sizin imzanız olacaktır ve siz olmasınız bile bu koku ona her zaman sizi hatırlatacaktır.Hayır Demekten ÇekinmeyinHayır demeyi beceremiyorum diyenlerdenseniz, bir an önce bunu öğrenmeye çalışın. Ona nazikçe hayır demeyi başarabilirseniz, onun gözünde ulaşılmaz olacaksınız ve size bağlanmaya başlayacaktır.Gizemli OlunKendinizle ilgili herşeyi, ilk buluşmada anlatmayın. O kendisini anlatsın, siz gözlemci ve dinleyici rolünde olun. Bırakın sizi yavaş yavaş kendisi keşfetsin…
90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Çok Değerli Hayat Tavsiyesi
Çoğu zaman büyüklerden nasihat almak bize sıkıcı da gelse, hayatı  dolu dolu ve mutlu yaşayan 90 yaşındaki bir hanımefendiden hayat tavsiyeleri almanın güzel olacağını düşündük.Biricik ve kısa hayatımızın ne kadar değerli olduğunu anımsamak için, bu önerilere bir göz atmanı öneririz!Kaynak : __90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Hayat Tavsiyesi
Yaşamdan Kitaplara, Kitaplardan Sinemaya Aktarılmış 59 Seçmece Film
Jackass'e yaptığı katkılar ve unutulmaz video klipleri (Beastie Boys/Sabotage) yetmiyormuş gibi John Malkovich Olmak ile zekanın, tuhaf olan ile hayli ilgi çekici bir kesişmesini sunan yönetmen, ilk uzun metrajından pek de farklı olmayan bir filmle geri dönüyor. Üstelik senarist yine John Malkovich, filminin mucize adamı ise Charlie Kaufman.Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean'ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır.Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini bir araya getiriyor. Charlie Kaufman bu filmin senaristidir.
Reklam
Reklam
Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 16 Çingene Filmi
Latcho Drom, yaşadıkları her yerde ‘öteki’ olarak algılanan Çingeneler’in öyküsü. Cezayir asıllı bir Çingene olan Fransız vatandaşı Tony Gatliff, müzisyenliğinin de getirdiği birikimle filmlerinde müziği ön planda tutarak, genelde Çingene öyküleri anlatıyor bizlere. Latcho Drom sinema-müzik birlikteliğinin belki de doruğa ulaştığı filmlerden. Çingenelerin Hindistan’dan başlayan ve Mısır, Türkiye, Romanya’dan Avrupa’ya ulaşan yolculukları hiç diyalog kullanmadan, muhteşem müziklerle anlatılıyor. Şarkıların sözleri, Çingenelerin hem tarihsel hem de mekansal yolculuklarında yaşadıklarına vurgu yapıyor. Yaşadıkları onca acıya rağmen, coşkulu ve neşe dolu olmayı başarabilmiş bu halk, yanıbaşımızda ‘öteki’ olarak var olmaya ve dans edip şarkı söylemeye devam ediyor. İyi Yolculuklar, bir Hintli Çingene kervanının görüntüsüyle başlar. Göçebe alınyazılarını anlatan şarkılar türküler eşliğinde masallardan fırlamışa benzeyen bir manzarada, portakal rengi Racastan Çölü aşılır. Kendisi de Çingene kökenli olan Fransız vatandaşı Gatlif, köklerine ulaşma arayışı içinde bu filmi yapmaya girişmiştir. Gerçi Çingeneler sinemada hiç de es geçilen bir konu değildir ama Romanların bakış açısından ve Roman dilinde çekilen filmlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Gatlif’e göre İyi Yolculuklar, “ne belgesel ne de kurmaca bir film.” Yönetmenin ‘‘senfonik bir şiir’’ diye tanımladığı eseri için belki de en doğrusu Çingene müzikleri antolojisi demek olur. Filmin, envai çeşit telli sazla -sitar, zitar, keman, gitar- aşık atan dümbeleklerden darbukalara, kaşıklardan kastanyetlere dek aklınıza gelebilecek her tür vurmalı çalgıyla icra edilen inleyen ya da stakato (kesik kesik) nağmeli bir müziğe sahip. Ne de olsa müzik, Roman kültürünün özüdür; Gatlif’in müzisyenleri de nereye adım atsalar ocuklardan oluşan bir hayran kitlesi tarafından izlenir. Filmin yapısı da müzik üzerine kuruludur.
Zengin Fakir Ayrımı Yapan Karaktersiz 9 Hastalık
Tamam, biliyoruz. Hayat hiç de adil değil. Güzel olmak için hiçbir şey yapmamış bir insanın güzelliğini kullanarak para içinde yüzdüğü, şans eseri Amerika`da doğan çocuğun Somali`de doğan çocuktan hayata 10-0 önde başladığı, top oynayan adama milyonlar verilirken insan yetiştiren eğitmenlere üç kuruş verildiği bir dünyadan adalet zaten beklemiyoruz ama dostlar, en azından, yani en en azından hastalıklardan adil olmalarını beklemek hepimizin en doğal hakkı.Bu hastalıklar, zengin fakir ayıran, yetim hakkı yiyen adi ve şerefsiz hastalıklardır. Bütün hastalıkları suçlamıyorum, aralarında işini gayet temiz yapan, ayrım yapmayan delikanlıları da mevcuttur. Ama bu listedekilerin alayı namussuz.Onedio bir tıp sitesi değildir, insanların buraya tıbbi konularda akıl danışmak, fikir almak için geldiklerini düşünmüyoruz. Hastalık gibi ciddi konularla dalga geçmek gibi bir niyetimiz asla olamaz ama olaya bir parça eğlence katmak ve bu siteyi okuyan olgun insanlardan da bu esprileri süzebilecek aklıselimi beklemek hakkımız diye düşünüyoruz. Lütfen galerilerimizi okurken bunu göz önünde bulundurmayı ihmal etmeyin. Her galerinin başına 'bunları evde uygulamayın' da yazabilirdik ama sırıtır diye yapmıyoruz.
Reklam
'Erasmus Değil Orgasmus' Diyen Yeni Şafak Yazarına Tepki Yağıyor
Avrupa çapındaki Erasmus öğrenci değişim programında tanışan çiftlerle ilgili araştırmayı çarpıtarak ” .. Erasmus bursu alan öğrenciler arasındaki gayr-ı meşru ilişkiden 1 milyon (!) çocuk doğmuş! Skandal bu!’ ‘ tweet’ini atan Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, görüşlerini bu kez de gazeteye taşıdı.Yusuf Kaplan bugünkü köşesinde 'Erasmus değil, ‘Orgasmus’ projesi!' başlıklı bir yazı kaleme alırken, Cumhuriyet yazarı Aydın Engin de kendi köşesinden Kaplan’a 'Erasmus Piçleri' başlıklı bir yazıyla tepki gösterdi.Araştırmada ne deniyordu?Tartışmanın merkezinde, Türkiye’nin de dahil olduğu Erasmus programına ilişkin bir araştırma yer alıyor. Geçen hafta yayımlanan araştırmayla, 1987’den bu yana Erasmus’a katılıp yurtdışında yaşama fırsatı bulan 3 milyona yakın öğrenci bulunduğu, program sırasında tanışan öğrencilerin toplamda 1 milyon bebek sahibi olduğu ortaya çıkmıştı.Twitter’dan Erasmus güzellemeleriAraştırma, geçmişte de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ODTÜ, Boğaziçi ve Bilkent üniversitelerinin yıkılmasını öneren Yusuf Kaplan’ın ‘ gözünden kaçmadı ‘. Kaplan, önce 25 Eylül günü attığı tweetlerde Erasmus’un bir cinsellik projesi olduğunu savundu.https://twitter.com/yenisafakwriter/status/515208101700837376https://twitter.com/yenisafakwriter/status/515220980248375296https://twitter.com/yenisafakwriter/status/515243372848488448Aydın Engin: Bu kafayla işimiz zorKaplan’ın bu açıklamalarına bugünkü köşesinden tepki gösteren Cumhuriyet yazarı Aydın Engin’se, ‘ Erasmus piçleri ‘ başıklı yazısında, ‘ ‘Bu kafa, bu zihniyet bir kadınla erkeğin birlikteliğini mutlaka kadının tapusunun (nikâh senedi) alınması koşuluna bağlar. Tersi durumda o kadınlar “o.ospunun teki”dir. Nar-ı cehennemde cayır cayır yanacaklardır” tepkisini gösterdi.Aydın Engin şöyle devam etti: ”Bu kafa ve zihniyete göre her derecedeki okulda karma eğitim yasaklanmalı, kızlar ve oğlanlar ayrı sınıflarda, mümkünse ayrı okullarda eğitim görmelidir. Ancak böylece ileride “Erasmus piçleri”nin doğmasının önü alınır.’Deleuze’den ‘ORgasmus’aAncak Yusuf Kaplan, Twitter’da paylaştığı görüşlerini bugünkü köşesine de taşımıştı. Kaplan, düşünür Gilles Deleuze’ün ‘göçebeleşme’ kavramını bir hayli ‘geliştirdiği’ yazısında, ‘ Erasmus kuşağı ‘nı ‘ ülkesine, insanına, ruhköklerine yabanlaşmış, mankurtlaşmış ve ‘ahmaklaştırılan ‘ diye tanımlayıp şu ifadeleri kullandı:” Erasmus’a bazı Avrupalı öğrenciler ORgasmus adı verirler. Durum bu kadar vahim yani! Erasmus projesi, eğitim projesi değil, yozlaşma, cinselliği putlaştırma, cinsellik peşinde koşturan ‘ahmaklar sürüsü’ yetiştirme projesidir! ”‘Pagan kuşak projesi’Kaplan, Erasmus’u ‘pagan proje’ diye nitelemekten de geri durmayıp Türkiye’nin katılımının gözden geçirilmesini de önerdi: ” Ülkelerin kremasını, elit kadrolarını yetiştiren, yersiz, yurtsuz, ruhsuz, ülkesiz, melez ama tektipleşmiş, tek kutsalı cinsellik olan insanaltı yaratıklar icat eden bu pagan proje, bütün dünyanın parlak çocuklarını yutuyor, uyutuyor ve uyuşturuyor! Özetle… Erasmus projesi, bir eğitim projesi değil, soysuz, yoz, ahmaklaşmış küresel pagan bir k uşak yetiştirme projesidir. O yüzden, bu proje üzerinde ikinci kez düşünelim, diyorum.”‘O zaman havalimanının adı niye ORGİ?!’Yeni Şafak yazarının AB’nin en başarılı programlarından biri oalrak nitelenen Erasmus hakkındaki bu görüşleri Twitter’dan tepki çekti. Bazı kullanıcıların tepkileri şöyle:
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Reklam
Yeni Evli Çiftlerin Duymaktan Bıktığı 14 Soru
Yaz boyu evlendiniz! Arkadaş hepinize aynı ayda çeyrek takarsak, zaten kuş kadar olan maaşlar kanatlanır uçar dedik dinlemediniz. Aynı haftada bile ikişer üçer evlendiniz... Ve şimdi sizi akrabaların, arkadaşların bunaltıcı soruları bekliyor.  Her yeni evlenen bu süreci yaşar, yapacak bir şey yok. Hadi yine iyisiniz evli olarak vereceğiniz ilk sınavınızda size yardımcı olmak adına cevaplar da önerdim.
Bu Eserlere Bakmadan Geçmeyin
Miro'dan Banks'ye, Ai Weiwei'den Anish Kapoor'a, Nuri Bilge Ceylan'dan Marina Abramovic'e dünya sanatının yıldız isimlerini İstanbul'a getiren Art Intentaional sanat fuarı Haliç Kongre Merkezi'nde açıldı. Cem Erciyes, pazar günü sona erecek fuarı gezdi ve dikkat çeken eserleri yazdı.Duyarsız
Reklam
Evliliğinde Tecavüze Uğrayan Kadınlar
Gündelik hayatta tecavüz denilince akla ilk gelen; bir kadının herhangi bir anda ve yerde tanımadığı bir erkek tarafından cinsel şiddete maruz kalmasıdır. Bu tanım doğru olmakla birlikte eksiktir. Çünkü ülkemizde pek çok kadın aynı evde aynı yatakta uyuduğu eşleri tarafından da tecavüze maruz kalmaktadır.Karşılıklı uzlaşmayı içermeyen, vücuda zarar verme tehdidi ve güç kullanılarak yapılan oral, anal ya da vajinal ilişki olarak tanımlayabileceğimiz evlilik içi tecavüzler genellikle 3 şekilde gerçekleşir.1-Tamamen yıkıcı tecavüz: Koca, örneğin tecavüz etmeden birkaç dakika önce eşini dövmüştür ve bunun hemen arkasından onunla cinsel ilişkiye girer. Daha doğrusu tecavüz eder, tecavüz esnasında da fiziksel şiddet uygulamaya devam eder. Burada erkeğin temel amacı cinsel ilişki ve doyum değil karısını her açıdan yıkmak, sarsmak ve öfkesini kusmaktır. Cinselliği bir cezalandırma aracı olarak kullanır. Kadının uğradığı fiziksel ve duygusal şiddetin devamı olarak bir saldırı amaçlı tecavüzdür.2-Güç amaçlı tecavüz: Bu durumda fiziksel bir şiddet yoktur. Amaç, erkeğin eşi üzerindeki güçlülüğünü ona cinsel olarak da göstermesi, ‘evde kimin otorite olduğunu’ ispatlamaya çalıştığı durumlardır. Bu tecavüz türü,  karısının cinsel ilişkiyi istememesi ya da reddetmesi durumunda erkeğin zorla ilişkiye girmesi durumlarında geçerlidir.3-Patolojik tecavüz: Erkek eşinden olağan dışı, sapkınlık içeren ya da acı verici şeyler yapmasını ister. Cinsel ilişki şiddet içerikli ve olağan dışıdır. Bu erkekler çoğunlukla hayat kadınları ile olan ilişkilerinde bunu daha rahat ve sınırsızca yapma eğilimindedirler. Örneğin, karısının başka bir erkekle ilişkiye girmesini ve kendisinin bunu seyretmesi, eşini grup seks yapmaya zorlama, cinsel ilişkiyi çocuklarının  önünde gerçekleştirme, sado-mazoşist içerikli cinsel ilişkiler bu gruba girer.Evlilik sürecinde maruz kalınan tecavüzlerde tıpkı diğer tecavüzlerde olduğu gibi kurbanda olumsuz duygular ve sonuçlara yol açar. Eşi tarafında tecavüze uğrayan kadınların çoğunda kendisine olan saygısının düşmesine, yoğun kaygılara, korkulara, suçluluk duygusuna,cinsel işlev bozukluklarına, eşten nefret etmeye, uyku ve yeme bozukluklarına ve intihar düşüncelerine yol açmaktadır. Evlilik içi tecavüze maruz kalan kadınların yüzde 50 ila 80 arasında değişen oranda depresyon yaşadıkları görülmüştür.Eşi tarafından tecavüze uğrayan kadınlar, eşlerini şikayet ettiklerinde yakın çevreleri tarafından dışlanmaktan ya da çocuklarının bakımını kocaları olmadan sürdürememekten korkarak susarlar. Özellikle cinsel bilgi ve deneyimden yoksun olan kadınlar yaşadıklarını çoğu zaman bir tecavüz olarak adlandıramaz bunun bir kadınlık görevi olduğunu zannederler. Zaten toplumuz bu gibi durumlar içi yeterince tecavüz mitlerine sahiptir;‘Kadınlık vazifeni yapmazsan başına gelenleri hakedersin’‘Kocasına karşı gelen kadın her şeyi hakeder’‘Dayak yemek kadının hatasıdır’‘Adamın çok üstüne gidersen hak edersin bunları’‘Sarhoşsa istemiştir canım ne var bunda’Tecavüz mitleri erkeklerin cinsel saldırganlık içeren davranışlarının inkar edilmesine ya da toplum tarafından kabul edilebilir şekilde onaylanmasına hizmet eder. Otoriteye itaat eden, aşırı muhafazakar, katı değerlere sahip kadın erkek rollerine bağlı kültürler tarafından yaratılır ve sürdürülürler. Şiddet, erkekler için güçlü olmak,eşi kontrol etmek, çatışmaları çözmek, son sözü söyleyen insan olmak terk edilmeyi engellemek, atalarımızdan öğrendiklerimize uygun davranmak kısacası ‘erkeklik’ rolünü sürdürmek ve korumak için önemli bir araçtır. Ortaya şöyle bir durum çıkmaktadır; evliliğinde yukarıda saydığımız tecavüz şekillerine maruz kalan kadın evine ekmek getiren erkeğine karşı kendini sunmak zorundadır bu onun kadınlık vazifesidir.Ülkemizde kağıt üzerinde yapılan değişikliklere rağmen, pratikte kadınlarımız gündelik hayatlarında ayrımcılığa uğramaya devam ediyorlar, şiddete maruz kalıyorlar, erken yaşta evlendiriliyorlar ve evliliklerinde tecavüze uğruyorlar. Bu nedenle kadını yok sayan, ona şiddet uygulayan veya onu bir meta olarak algılayan tüm zihniyet ve yapılara karşı yılmadan mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor. Evlilikteki ya da birliktelikteki tecavüzün önlemesi için toplumun her kesimine, sivil toplum kuruluşlarına, devlet kurumlarına ve medyaya görevler düşmektedir. Birliktelikteki ya da evlilikteki cinsel şiddet, tecavüz ve saldırganlığı durdurma öncülüğü ve sorumluluğu kadına aittir.Öncelikle kadının; Zihnindeki tecavüz tanımını değiştirmesi, Cinselliği bir görev olarak görmemesi, cinselliğin zorlamayla olamayacağını anlaması ve anlatması, Sevgi, arzu, haz, şefkat ve bütünlüğün cinselliğin birer parçası olduğunu bilmesi ve öğretmesi,  Korku, kaygı ve suçluluk duygularının ortaya çıkmasına neden olan cinselliğin sağlıksız bir cinsellik olduğunu özümsemesi ve gereken durumlarda resmi kurum ve kuruluşlardan  yardım istemesi gerekmektedir.
Gebelikte Cinsellik
Bebek bekleyen çiftler hamileliğin getirdiği heyecan ve coşkuyu yaşarken bebeklerini ve kendilerini bekleyen sürece dair yüzlerce soru sorarken, genelde bilmedikleri ve utandıkları için doktorlarına soramadıkları bir soru ile karşı karşıya kalırlar;Gebelikle beraber cinsellik sonlandırılmalı mıdır, yoksa cinsel hayatın devamı  mümkün müdür?Özellikle cinsellik konusunda bilgilendirme soru sormaya bile çekindiğimiz  bizimki gibi toplumlarda gebelik sürecinde  cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inançlar  ve asılsız korkulara bırakmasına neden olmaktadır. Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Hamilelik psikolojik ve fiziksel birçok değişimin olduğu bir dönemdir. Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden,  bebeği korumak uğruna korkuların takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin açık, samimi ve anlaşılır şekilde kurulması bebek bekleyen çifti rahatlatacağı gibi anne karnındaki  bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlayacaktır.Anne- baba adaylarının en sık merak ettiği sorular ve cevapları şunlardır;-Hamileliğin ilk aylarında cinsel ilişki düşüğe neden olur mu?Hayır. Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir tıbbi sorundan kaynaklanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır.-Gebelikte cinsel istek azalır mı?Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Özellikle kokulara karşı artmış hassasiyet bile cinsel isteği olumsuz etkileyebilir. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Gebeliğin ilk üç ayından sonra normale döner. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır.-Orgazm olmak bebeğe zarar verir mi?Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur. Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz.-Gebelikte cinsel ilişki erken doğuma neden olur mu?Cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir. Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Genel olarak erkek ejekulat sıvısındaki prostoglandinlerin artık olgunlaşmış ve reseptörleri gelişmiş olan rahimde hafif  kasılmalara yol açabileceği bilinmelidir. Bunlar geçici kasılmalardır ve normal seyreden bir gebelikte bebeğe bir zararı olmaz. Fakat özellikle son üç ay doğumun yaklaşması nedeniyle kadında beliren doğum korkusu, endişe ve heyecan  bu kasılmalar nedeniyle artabilir.Eğer anne adayının cinsel ilişkiye girmesine engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum takipleriniz esnasında hekiminiz tarafından size zaten bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi  gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini dair doğru bilgileri edinmesidir. Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik,  kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve eşsiz deneyimdir. Bu güzel döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmez.
Sadece Çalışan Anne Çocuklarının Anlayabileceği 18 Şey
Annesi çalışan çocuk karışık duygulara sahiptir. Bir yanda annenin çalışmasının getirdiği özgüven, rahatlık, öte yanda anne özlemi, yalnızlık. Yani çalışan bir anneye sahip olmak zordur. Bunu en iyi annesi çalışanlar bilecektir ama biz yine de 20 madde ile empati kurmaya çalıştık.
Sosyal Deney: Kızların ve Erkeklerin Dış Görünüme Verdikleri Değerlerin Canlı Karşılaştırması
Son dönemlerde ilişkilerde yaşanan dış görünüm ile ilgili sorunlara dikkat çekmek amacı ile iki erkek sosyal deney yapmaya karar vermişler. Bu deneyde normal hayatlarında zayıf ve çekici olan kadın ve erkeği plastik makyaj ile kilolu hale getirmişler. Daha sonra ise bir hafta boyunca konuşup buluşma ayarladıkları kişilerin karşısına bu halde çıkarmışlar. Kadındaki sonuçlar pek de parlak sayılmaz, görüştüğü kişilerin çoğu kadını gördükten sonra masayı terk ediyor daha da kötüsü kırıcı sözler sarf ediyorlar. Erkekte ise başta şaşıran kadınlar daha sonralarda kişiyi tanımaya çalışıyorlar ve ona bir şans veriyorlar hatta çoğu ile buluşması pozitif tamamlanıyor. İşte size o videolar, siz olsaydınız ne yapardınız?
Reklam