Gittikleri Her Yerde Aynı "Aşk Pozu"nu Veren Çiftin Pek Güzel Fotoğrafları
Kendrick Brinson ve David Walter Banks isimli iki fotoğrafçı 2010 yılında sevgiliyken Nevada'da bir poz veriyorlar ve çok seviyorlar. O günden sonra her gittikleri yerde aynı pozla fotoğraf çekilmeye başlıyorlar. 2012 yılında evlenen çift, şimdiye kadar 30 fotoğraftan oluşan blogda bu müthiş anı paylaştılar
Yalnızca İnsanlardan Nefret Edenlerin Anlayabileceği 22 Durum
İnsanlardan nefret etmenin bilimsal adı 'misantropi' olarak biliniyor. Eminiz ki siz veya çevrenizdeki herhangi biri misantrop olarak nitelendirilebilir. Bu insanların eline sulu bir limon verseniz, ilk yapacakları iş bu limonu gördüğü her insanın yüzüne sıkmak olurdu heralde. Sık sık elleri ceplerinde gökyüzüne bakarak yürüyen ve telefonu çaldığında yüzü ekşiyen bu insanların yaşadığı durumları aşağıda sıraladık. Bakalım siz de bir misantrop musunuz?
Tartışmayı Kazanmanın En İyi Yolu Nedir?
Haklı olduğunuzu düşündüğünüz bir konuda karşınızdaki insanın fikrini nasıl değiştirebilirsiniz?Psikolojik araştırmalar, genellikle başvurduğumuz yolun doğru olmadığını gösteriyor.Korkarım yanılıyorsunuz. Tuttuğunuz yol mantıklı değil. Beni bir dinleyin; size benim haklı sizin haksız olduğunuzu gösterecek birçok nedeni anlatmaktan memnuniyet duyacağım. İkna olmaya hazır mısınız?Konu ister iklim değişikliği, ister Orta Doğu ya da bu yılki tatil planları olsun, birçoğumuz karşımızdakinin fikrini değiştirmek için bu yolu seçeriz. Oysa bu tutum genellikle karşımızdaki insanın fikrinin daha da sabitleşmesine neden olur. Ne var ki araştırmalar daha iyi bir yolun olduğunu söylüyor; daha fazla dinlemeyi ve karşınızdakini teslim olması için daha az zorlamayı içeren bir yol.On yıldan biraz daha uzun bir süre önce Yale Üniversitesi’nden Leonid Rozenblit ve Frank Keil, insanların bir şeyin işleyişini bildiklerini sandıkları birçok durumda aslında bu bilginin iyimser bir tabirle yüzeysel olduğunu ifade etmişti. Bu olguya “açıklayıcı derinlik yanılsaması” adını verdiler.Araştırmaya katılan kişilere tuvalet sifonu, araba hız göstergesi, dikiş makinesi gibi eşyanın nasıl çalıştığı konusunda ne kadar iyi bilgiye sahip olduklarını düşündüklerini sorup derecelendirmelerini, daha sonra da bildiklerini anlatmalarını ve konuyla ilgili soruları yanıtlamalarını istediler. Ortaya çıkan sonuç şuydu: Deneye katılan kişiler asıl teste tabi tutulduktan sonra, ortalama olarak bu konulardaki bilgilerine daha kötü bir derece verdiler.Bu deneyden yola çıkarak araştırmacılar şu sonuca vardı: Bu eşyaya aşinalığımız ile onların nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olmayı birbirine karıştırıyoruz. Psikologlar, insanların karar verirken veya değerlendirme yaparken zihni kestirmelere başvurması eğilimine “bilişsel cimrilik” teorisi adını veriyor.Etrafımızdaki eşyanın nasıl çalıştığını gerçekten anlamak için o kadar çaba göstermeye ne gerek var? İlginç olan şu ki, aslında bilgimizin ne kadar yüzeysel olduğunu kendimizden saklamayı becerebiliyoruz.Bir konuyu öğretme girişiminde bulunan herkesin aşina olduğu bir olgudur bu. Genellikle bir konuyu açıklamak için ne söyleyeceğinizin denemesini yaparken ya da o konuda bir soru sorulduğunda farkına varırsınız ki aslında konuyla ilgili tam bilgi sahibi değilsiniz. Dünyanın her yerinde öğretmenlerin tekrarladığı şeydir bu: “Öğretmeye başladığım ana kadar anlamamıştım bunu aslında.” Ya da araştırmacı ve mucit Mark Changizi’nin ifade ettiği gibi “Ne kadar kötü öğretsem de hep yeni bir şey öğreniyorum.”Bu algı yanılsaması konusunda geçen yıl yayımlanan bir araştırma, bu durumun başkalarını haksız oldukları konusunda ikna etmede kullanılabileceğini gösteriyor. Colorado Üniversitesi’nden Philip Fernbach’ın başkanlık ettiği araştırma ekibi, bu olgunun, tuvaletin işleyişi gibi basit konuların yanı sıra siyasi bilgi ve algı konusunda da geçerli olduğunu vurguluyor. Katı siyasi görüşlere sahip kişilere, savundukları görüşlerin tam olarak ne tür bir değişiklik getireceğini açıklamaları istendiğinde belki de diğer görüşlere daha açık hale geleceklerdir.İnternet üzerinden bir grup Amerikalı üzerinde bir anket yapılarak sağlık, karbon salınımı, İran’a uygulanan yaptırımlar gibi tartışmalı bazı konularda ABD’nin politikaları konusundaki görüşleri soruldu. Bir gruba bu konulardaki düşünceleri ve neden böyle düşündükleri soruldu. Yani kendi görüşlerini açıklama olanağı verildi.İkinci grup ise daha farklı bir uygulamaya tabi tutuldu. Bu görüşleri savunma nedenlerinden ziyade, savundukları politikaların nasıl işleyeceğini neden-sonuç ilişkileriyle adım adım açıklamaları istendi.Sonuç netti: Görüşü savunma nedenleri sorulan gruptakiler bu görüşleri konusunda deneyden önceki kadar ısrarcıydılar. Ama açıklama istenen gruptakilerde yumuşama olmuş ve bu konulardaki bilgilerini derecelendirmelerinde çok daha büyük bir düşüş kaydedilmişti.Yani bir dahaki sefere bir arkadaşınızı nükleer santrallerin gerekliliği, kapitalizmin yıkılışının kaçınılmazlığı ya da dinozorların 10 bin yıl öncesine kadar insanlarla birlikte yaşadığı konusunda ikna etmek istiyorsanız bu bilgiyi göz önünde bulundurmanızda fayda var. Ama neden haklı olduğunuzu açıklamanız gerekebileceğini de unutmayın. Aksi halde sonunda görüş değiştiren siz olabilirsiniz.Tom Stafford__Sheffield Üniversitesi | BBC Türkçe
Ev Arkadaşınızdan Başka Kimsenin Katlanamayacağı 26 İğrençliğiniz
Ev arkadaşınla aranda diğer ilişkilerinden farklı, özel bir bağ vardır. Ondan başka kimse seni 7/24 her halinle görmez. Kendinizi rahat hissettiğiniz ve kendiniz olabildiğiniz o özel yeri, evi paylaşırsınız. O seni yargılamaz çünkü evdesin! Orada rahat edemeyeceksen başka nerede rahat edeceksin.Dibe vurduğunda o yetişir. Bütün tuhaflıklarını bilir ve seni gerçekten olduğun kişi olarak sever. 'Sana bir şey söylicem ama beni yargılama...' , 'Garip olduğunu biliyorum ama...' yla başlayan cümlelerin çoğunu onla kurarsın. Kendini rahat hisset ve aklından geçeni söyle! Zaten günün sonunda yine birbirinize kalacaksınız.İşte sadece ev arkadaşınızın anlayacağı ve sizi yargılamayacağı 27 iğrençliğiniz!
Belki de Artık İlişkinizi Bitirmenin Zamanı Geldiğini Haykıran 14 İşaret
Gönül ister ki her ilişki, her iki taraf için de mutlu sonla bitsin. Ama maalesef gerçekte durum hiç de bu kadar umutlu değil. Hepimiz biten ilişkilerin içinden geçerek olgunlaşıyor, denize akan nehirler gibi toplana toplana birikiyor sonunda denize kavuşuyoruz. Size akıl verecek değiliz, ancak şu işaretler belirmeye başladığında daha fazla üzülmemek için radikal bir adım atmayı düşünebilirsiniz. Biraz cesaret...
Bir Erkeği Elde Etmenin Cazip Yolları
Erkekleri Tavlama Sanatı…Araştırmlara göre uzun zamandır hoşlandığınız kişiyle bir şekilde tanışma fırsatı yakaladınız ve masum bir tanışma olayını, uzun soluklu bir ilişkiye çevirmek istiyorsunuz. O zaman size vereceğimiz denenmiş, test edilip onaylanmış önerilere bir göz atın derim… Tabii şunuda belirtmeden geçmeyelim, hiç bir yöntem tek başına sihirli bir etki yaratmaz. Oldukça hoşlandığınız bu kişiyi, etkilemek ve kendinize aşık etmek için kontrollü ve soğuk kanlı olmalısınız.Evet gelelim erkekleri elde etmenin denenmiş yollarına… Hemen hemen herkeste işe yaramış olan bu yöntemlerle, onu kendinize aşık etmek sandığınızdan daha kolay olacak…Onunla Her İstediğinde GörüşmeyinSizinle her buluşmak istediğinde koşarak gitmeyin. Bu ilk ve en önemli kurallardan biri. Ailenizle zaman geçireceğinizi ya da kız kıza bir gün geçireceğiniz gibi bahanelerle ertesi gün görüşmeyi teklif edin.Buluşma Yerini Ona BırakmayınBuluşcağınız yeri ya da buluştuktan sonra gideceğiniz yeri ona bırakmayın. Sizin istediğiniz yerlere gidin. Erkekler her zaman yönlendirilmekten hoşlanırlar, tabii çaktırmadığınız sürece…Bakım HerşeydirErkekler sandığınız kadar dikkatsiz değildir. Kadının her zaman bakımlı olmasını isterler. Asla yarım yamalak ojelerle ya da fırçalanmamış dişlerle, onunla görüşmeyin.Egosunu YükseltmeyinErkekler iltifat almaktan hoşlanır, ancak bunu abarttığınızda egosu gereksiz yere tavan yapar ve kendini üstün görmeye başlar. Yani ona her fırsatta yakışıklı olduğunu, muhteşem bir gülüşü olduğunu ya da delici bakışlara sahip olduğunu söylemeyin. Bunun yerine tatlı tatlı onu eleştirin.İmzanızı BırakınOnunla her görüştüğünüzde aynı parfümü kullanın. Unutmayın bu parfüm sizin imzanız olacaktır ve siz olmasınız bile bu koku ona her zaman sizi hatırlatacaktır.Hayır Demekten ÇekinmeyinHayır demeyi beceremiyorum diyenlerdenseniz, bir an önce bunu öğrenmeye çalışın. Ona nazikçe hayır demeyi başarabilirseniz, onun gözünde ulaşılmaz olacaksınız ve size bağlanmaya başlayacaktır.Gizemli OlunKendinizle ilgili herşeyi, ilk buluşmada anlatmayın. O kendisini anlatsın, siz gözlemci ve dinleyici rolünde olun. Bırakın sizi yavaş yavaş kendisi keşfetsin…
90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Çok Değerli Hayat Tavsiyesi
Çoğu zaman büyüklerden nasihat almak bize sıkıcı da gelse, hayatı dolu dolu ve mutlu yaşayan 90 yaşındaki bir hanımefendiden hayat tavsiyeleri almanın güzel olacağını düşündük.Biricik ve kısa hayatımızın ne kadar değerli olduğunu anımsamak için, bu önerilere bir göz atmanı öneririz!Kaynak : __90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Hayat Tavsiyesi
Yaşamdan Kitaplara, Kitaplardan Sinemaya Aktarılmış 59 Seçmece Film
Jackass'e yaptığı katkılar ve unutulmaz video klipleri (Beastie Boys/Sabotage) yetmiyormuş gibi John Malkovich Olmak ile zekanın, tuhaf olan ile hayli ilgi çekici bir kesişmesini sunan yönetmen, ilk uzun metrajından pek de farklı olmayan bir filmle geri dönüyor. Üstelik senarist yine John Malkovich, filminin mucize adamı ise Charlie Kaufman.Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean'ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır.Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini bir araya getiriyor. Charlie Kaufman bu filmin senaristidir.