Osmanlıca Dersi Liselerde Zorunlu Oldu
MEB Şurası'nda, Osmanlı Türkçesi'nin liselerde zorunlu ders olarak yer alması önerisi oy çokluğuyla kabul edildi.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından düzenlenen '19. Milli Eğitim Şurası' 3. gün çalışmalarını tamamladı. Öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyonda, Osmanlı Türkçesi'nin zorunlu ders olarak bütün liselerin öğretim programlarında yer alması benimsendi.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Antalya'da düzenlenen şurada, 'Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri', 'Öğretmen Niteliğinin Arttırılması', 'Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması' ve 'Okul Güvenliği' konularının ele alındığı komisyonlar, 3. gün çalışmalarını sonlandırdı. Öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyonun, öğleden sonraki oturumunda, lise kademesine ilişkin öneriler ele alındı.Öğrencinin bir haftada aldığı toplam ders sayısının çeşit olarak azaltılması amacıyla derslerin bir kısmının dönemlik olarak uygulanması; dil ve anlatım dersi ile Türk edebiyatı dersleri birleştirilerek, 'Türk dili ve edebiyatı' dersi olarak verilmesi; gerekli yasal düzenlemeler yapılmak suretiyle sağlık bilgisi dersi ile trafik ve ilk yardım derslerinin içeriklerin sadeleştirilerek ilgili derslere dağıtılması; bütün ortaöğretim kurumlarında haftalık ders saatinin azaltılması önerileri benimsendi.'Osmanlı Türkçesi zorunlu ders olsun' önerisiOsmanlı Türkçesi'nin liselerde zorunlu ders olarak bütün liselerin öğretim programlarında yer alması önerisi oy çokluğuyla kabul edildi.Önerinin görüşülmesi sırasında bazı katılımcılar, Türk halkının kendi dedesinin mezar taşını okuyamayan tek millet olduğunu ve toplumda Osmanlı Türkçesi'ne bir talep bulunduğunu ifade etti. Aleyhte söz alan katılımcılar ise, tarihi metinlerin okunmasında sorunlar yaşandığını, ancak tarihe merakı olan öğrencilerin bu dersi seçmeli olarak alması gerektiğini söyledi.Komisyonda, genel ortaöğretim kurumları (Anadolu lisesi, fen lisesi, sosyal bilimler lisesi) tek bir okul çatısı altında birleştirilip farklı program türlerinin uygulanabilmesi konusunda tartışmalar yaşandı. Bazı katılımcıların, genel liselerin Anadolu Liselerine dönüştürüldüğü hatırlatarak, bu dönüşümden verim alınamadığını ifade etmesi üzerine öneri oy çokluğuyla reddedildi. Katılımcılar önerinin kabul edilmemesini alkışladı.Liselerde hazırlık sınıfı uygulamasına son verilmesi önerisi de oy çokluğuyla reddedildi. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde 'Alevilik' konusunun ele alınması önerisi de daha önce bu konunun görüşüldüğünün belirtilmesi üzerine, gündeme alınmadı.Tartışma Yaratacak KararlarŞura'da büyük tartışmalara neden olan Eğitim Bir- Sen'in karma eğitim mecburiyetinin kaldırılması yönündeki önerisi, komisyonda kabul edilmedi. Ancak şura çok tartışma yaratacak kararlar aldı. Bunlar arasında, sendikal faaliyetlerin okul ve ders saati dışında yapılmasıyla Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersinin zorunlu olması önerisinin reddi de yer alıyor.19'uncu Milli Eğitim Şurası'nda hükümete yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir- Sen'in okullarda karma eğitim mecburiyetinin kaldırılması, kız ve erkek sınıfları oluşturulması yönündeki önerisi gündem dışı olduğu için, eğitim programları ve haftalık ders çizelgeleri konularının ele alındığı komisyonda reddedildi.Eğitim Bir- Sen'in önerilerinin toplumda büyük infial yarattığını belirten Eğitim- Sen eğitim uzmanı Dr. Erhan Aydoğanoğlu, 'Tepkiler üzerine muhtemelen MEB'den uyarı geldi. Bakan açıklama yapmıştı, 'Gündem dışı hiçbir konu karar altına alınmayacak' diye. İlkokulda karma eğitimin kaldırılması önerisi, komisyon başkanı tarafından gündemde olmadığı nedeniyle kabul edilmedi' dedi.Dr. Aydoğanoğlu, ortaokulda da konun gündeme gelmesi halinde aynı kararın çıkacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:'Çünkü şura hazırlık toplantılarında tartışılmayan bir konunun buraya getirilmesi son derece yanlış, etik olmayan bir davranış. Dolayısıyla burada karma eğitimin, şuranın gündemi dışına çıkma ihtimalinin gayet yüksek olduğu ihtimalini söyleyebiliriz. Genel kurula sunulmayacak. Yerel şurada da tartışılmayan bir konunun buraya getirilmesi doğru bir yaklaşım değildi zaten. Bunu bakan da belirtmişti. Ve komisyon da bu doğrultuda karar aldı. Gündem dışı olduğu için kabul edilmedi.''Gündem dışı hiçbir şey şurada oylanamaz'MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı, aynı zamanda 19'uncu Milli Eğitim Şurası Başkanı Prof. Dr. Emin Karip ise karma eğitim konusunun hiçbir şekilde oylanmayacağını açıkladı. Prof. Dr. Karip, şöyle konuştu:'Gündemimizde yok. Öneriye dahi alınamaz. Birisi kalkıp bunu söyleyebilir ama oylanamaz. Çünkü yönetmelik çok açık. O konu buranın dışındadır ve şura gündeminde değerlendirilemez. Ama birisi kalkıp söyleyebilir, bunu engelleyemezsiniz. Karma eğitim veya bizim 4 konumuz dışındaki konu oylanamaz. Okul güvenliğinde örneğin programla ilgili öneri getirirse o orada oylanamaz. Çünkü o oranın konusu değildir. Teklifin kimden geldiğinin hiçbir önemi yok. Her kim olursa olsun söz hakkına sahiptir ama gündem dışı bir şey şurada karar haline getirilemez.'Sendikal faaliyetler okul dışında yapılacakŞura'nın ikinci günü boyunca gündeme gelen konular arasındaki bazı başlıklar şöyle:Okul güvenliği kapsamında öğretmenlerin öğrencilerin bilgilerini emniyetten istemesi önerisi, itirazlara rağmen kabul edildi.Ortaokulda hafızlık eğitimi yapacak öğrencilere 1 yıl olarak tanınan ara verme süresinin 2 yıla çıkarılması ve hak kaybının önlenmesi için dışardan sınavlara girmesi kabul edildi.Sendikal faaliyetlerin okul ve ders saatleri dışında yapılması kararlaştırıldı.Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersi konulmayacakTaşımalı sistem uygulanan okullarda dersi erken biten ilkokul öğrencilerinin boş beklediği zamanlarda, bu sürenin etüt olarak değerlendirilmesi kararlaştırıldı.Eğitim Sen'in okullarda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersinin zorunlu olması önerisi reddedildi. Ünite olarak okutulması benimsendi.Açık ortaokul açılması önerisi reddedildi. Mesleki ve teknik ortaokullarının açılması önerisi komisyon aşamasında reddedildi.Okul öncesi eğitimin zorunlu olması ve yeniden tam gün yapılması önerisi komisyonda kabul edildi.DHA / AA
Erkeklerin 8 Hareketle Anlatmak İstedikleri
Karşınızdaki erkeğin ne anlatmak istediğini aslında hemen çözebilir ve ona göre karşılığını veren davranışlar sergileyebilirsiniz.Nasıl mı? işte buyrun...Erkekler aslında anlaşılması pek güç varlıklar değiller.Hele ki biz kadınlara oranla kıyaslarsak çok kolay anlaşılır bile diyebiliriz.Yeterki onların dillerini bilelim ve ona göre konuşalım.İşte işimize çok yarayacak o 8 madde...1-BAŞ PARMAKLARI KEMERİNİN ASKILARINI TUTUYORSAVücut dili uzmanı Traci Brown’a göre elleri bu duruştayken onunla ilgili önemli bir ipucu veriyor. “Bu açık bir cinsel işarettir. “Seni düşünüyorum ve seni istiyorum” anlamına gelir.2-SİZİ DİNLERKEN ELİNİ AĞZINA GÖTÜRÜYORSASiz bir plan yaptınız ve bunu ona söylüyorsunuz. Eşiniz de kabul edercesine kafasını sallıyor ancak ellerini ağzına götürüyorsa bu duruma biraz düşünceli yaklaştığının açık bir belirtisidir.3-ARKANIZDAN GELİP OMZUNUZA DOKUNUYORSABirlikte kalabalık bir yerde kutlama yapıyorsunuz ve siz tanıdık bir erkekle gülüşüp konuşurken arkanızdan gelip omzunuza dokunuyorsa bu Cobb’a göre “O benim, o yüzden uzaklaş” anlamına gelen bir harekettir.4-SİZİN YAPTIĞINIZ HAREKETLERİ TAKLİT EDİYORSASiz kadehinizi tuttuğunuz an o da kaldırıyor. Siz sandalyenizde dikleşerek otururken aynısını o da yapıyor. Hareketlerinizin eşleşmesi çok iyi bir işarettir diyor Brown.5-ELİNİ ELİNİZİN ÜZERİNE KOYUYORSABir başka çiftle birlikte akşam yemeğine çıktığınızda eğer elini sizin elinizin üzerine koyuyorsa bu, Cobb’a göre ortamda öne geçmek istediğini gösterir.6-AYAKLARI BAŞKA YÖNE DOĞRU DÖNMÜŞSE“Ayaklar bir insanın nerede olmak istediğiyle ilgili önemli ipuçları verir” diyor Brown. Eğer tüm vücudu olmasa da açısı kapıya doğru yönelmişse konuşmaya ne kadar hevesli görünürse görünsün kaçmaya hazır demektir.7-ENSESİNE DOKUNUYORSAEğer eşiniz hızla veya yavaşça ensesine doğru dokunuyorsa bu çok baskı altında hissettiğini ve rahatlatılmaya ihtiyacının olduğunu gösterir- ya da sırt masajına.8-ELLERİNİ CEBİNDE TUTUYORSASıkıntılı hissettiğine işaret eder.
Ev Yapımı Dudak Balmı
Lip balm, dudağı nemlendiren ve besleyen yoğun yapıda dudak kremleridir. Hemen hemen her evde bulunan ürünlerle kendi lip balmımızı yapmak mümkün. Sizde kullanmadığınız ruj, parlatıcı ya da far ve koku verecek yağlarınızla bu işlemi çok kolay bir şekilde yapabilirsiniz.
Erkeği Karizmatik Gösteren 12 Ayrıntı
Karizmatik erkek veya karizmatik olmak göreceli bir şeydir tabi ki. Kişiden kişiye veya bakış açısına göre değişebilir. Bende genelin verdiği cevaba göre bir liste yaptım bakalım sizede öyle gelecek mi?
Yarışçı Ruhlu Mafya Arabası Mercury Bonneville Custom
Amerika sokaklarında sıkça görülen tarzda otomobillerden değil bu araçlar. Genellikle modifiye tutkunu kişilerin elinden çıkan  ve  sanat eseri niteliğinde olan bu tarz araçlardan birisi de Chuck Kiri tarafından restore edilen Mercury Bonneville. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yapılan çekimlerde aracın boyası o kadar iyi yansıtılmış ki, üzerindeki alev deseni sanki yanıyormuş görüntüsü sergiliyor. Üstelik Chuck Kiri arabası için yaptığı restorasyonun çoğunu kendi ustalığıyla tamamlamış ve dışarıdan yardım almamış.
Reklam
40 Yaşına Gelmeden Önce Herkesin Mutlaka Yapması Gereken 40 Şey
İnsanın 40 yaşından gün alması birçokları için oldukça önemli bir mevzudur.40 yaşına basan kişiler genellikle orta yaş döneminin sonlarına yaklaştıklarını ve yaşlılığa doğru ilerlediklerini hissederler. Bu nedenle, 40 yaşınıza basmadan önce bu hayatta mutlaka yapmanız gereken bazı çılgınlıklar, yaşamanız gereken özel anlar ve para harcamanız gereken onlarca şey vardır. Bir kere yaşıyoruz, öyle değil mi? O halde 40 yaşına gelmeden önce herkesin mutlaka yapması gereken şeylere bir göz atın;
Victoria's Secret Londra 2014'den Özel Görüntüler
Victoria's Secret Fashion Show 2014 ilk defa New York yerine Londra'da Earls Court'ta gerçekleşti. Dünyanın en seksi moda şovunda 40 model podyumda yürüdü. Şovun ana teması 'Diverse' yani 'Çeşitli' olarak seçildi. Taylor Swift, Ed Sheeran ve Ariana Grande şova şarkıları ile renk kattı. Brezilyalı modeller, Adriana Lima ve Alessandra Ambrosio 2 milyon dolar değerindeki 'Fantasy Bra' sutyenlerle yürüdüler. Geçen sene Candice Swanepoel'in taşıdığı sutyen ise 10 milyon dolar değerindeydi. 39 çift özel tasarım kanat kullanıldı. 18 karat altından yapılan kanadı ünlü model Karlie Kloss taşıdı. 150 bin adetten fazla Swarowski kristal kullanıldı. Sahne arkasında 25 makyöz, 25 kuaför, 9 manikürcü hazır bulundu .
Reklam
Kalp Acısı Öldürür mü?
Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü?1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi bir kalp ve damar hastalığı, ne de kalbinin etrafındaki atardamarlarda pıhtı oluşması vardı.Dışarıdan kalp krizi gibi görünen şey aslında değildi. Bu olağandışı vakayı New England Tıp Dergisi ’nde kaleme alan doktor Thomas Ryan ve John Fallon, kalp kaslarındaki bu arızanın kaynağını fizyolojik değil duygusal nedenlere bağlıyordu. Kadın, hastalanmadan birkaç saat önce 17 yaşındaki oğlunun intihar haberini almıştı.Doktorlar yıllar boyunca psikoloji ile fizyoloji arasında bir bağ olduğu fikrini küçümsedi. Duyguların kalpte fiziksel izler bıraktığı düşüncesine prim vermediler. Gerçek kalp doktorları, kardiyologlar gözleriyle gördükleri gerçek sorunlar üzerinde yoğunlaşırdı: damar sertliği, damar tıkayan kan pıhtıları, parçalanmış atardamarlar gibi. Duygusallık ve hassaslık psikiyatristler içindi.Buna rağmen aşırı yoğun duyguların kalbi etkilediği düşüncesi onyıllar öncesine dayanıyor; fakat insanlardaki bir etkilenme değil söz konusu olan. Yabanıl hayat biyologları ve veterinerler aşırı duyguların vücut fizyolojisinde büyük sorunlara yol açtığını fark etmişti.20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde, herhangi bir hayvanın ani hayati tehlike korkusu geçirdiğinde ilginç bir olayın ortaya çıktığını gözlediler. Bir hayvan yırıtıcı bir hayvanın pençesine düştüğünde kanındaki adrenalin miktarı öyle çok artıyordu ki neredeyse kanı zehirleyip, kalp de dahil hayvanın kaslarında hasara yol açıyordu. Buna “yakalanma miyopatisi/kas hastalığı” adı veriliyordu.Bu etki 1974’te veterinerler arasında artık öyle iyi biliniyordu ki Nature dergisine yazılan bir makalede konuyu açıklamaya gerek duymadan bu sorunu önlemek için alınabilecek önlemler tartışılıyordu. Hayvanların bilimsel araştırmalarda kullanılmak üzere yakalanması bu sonuca yol açıyor, bu yüzden genelde ölümle sonuçlanıyordu.Yani Massachusetts’teki hastanede doktorlar kadının kalp sorununu şaşkınlıkla karşılıyorken veterinerler birçok hayvanda stressten kaynaklı kardiyomiyopati olgusunu biliyordu.1990’lara gelindiğinde artık insanlarda da birçok vaka araştırması yapılmış, aşırı psikolojik stresin neden olduğu fizyolojik sorunlar yavaş yavaş tanınmaya başlanmıştı.1995’te üç araştırmacı doktor, İsraillilerin 18 Ocak 1991 tarihinde önceki ve sonraki iki ayda olduğundan çok daha fazla kalple ilintili bir sorun nedeniyle ölmüş olduklarını fark etti. Bu, Körfez Savaşı’nın başladığı tarihti. Irak’tan İsrail’e 18 adet füze atılmıştı. Fakat ölümlerin nedeni yaralanma değil, kalp-damar bağlantılı ölümlerdi ve çoğu hastanedeki tedavi dışı insanlarda meydana gelmişti.Araştırmacılar Amerikan Tıp Derneği Dergisi ’ne yazdıkları makalede sorunu hayati tehlike arz eden bir durum algısına bağlıyordu. İsrail hükümeti kimyasal saldırıya karşı vatandaşlarını uyarmış, her eve gaz maskeleri ve acil müdahale malzemeleri dağıtılmıştı. Herkes endişe içindeydi ve bu ölüm korkusu bazılarına fazla geliyordu.1996’da ise başka bir araştırma ekibi 17 Ocak 1994 tarihinde Los Angeles’ta meydana gelen ani kalp durması vakalarını inceledi. O tarihte bu bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte, 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştu. New England Tıp Dergisi’nde aktardıkları araştırma sonuçlarına göre o gün kardiyovasküler nedenli ölümlerde büyük bir artış kaydedilmişti. Ölenlerin çoğunun daha önce tümüyle sağlıklı olduğu söylenemez tabii ki.Stres kaynaklı kardiyomiyopati (kalp kasları hastalığı) ancak 2005’te tıp literatürüne girebildi. Bazı doktorlar buna Japonca adıyla ‘takatsubo’ ya da ‘acılı yürek sendromu’ da diyor.Yani bize fizyolojik olarak zarar veren şey doğrudan üzüntü ya da reddedilme duygusu değil, bu duyguların yol açtığı fizyolojik tepkilerdir. Bugün zihnimizin ve duygularımızın fiziksel olarak bedenlerimiz üzerinde doğrudan etkisi olduğu, bazen bu etkilerin felaketle sonuçlanabildiği konusunda pek şüphe yok.Fakat ne yazık ki veterinerlerin ve yabanıl hayat biyologlarının onyıllar önce farkında olduğu bir olgu daha birkaç yıl önce doktorlar tarafından kabul görüp tıp literatürüne girdi. Bu bize aslında hayvanlarla ortak özelliklerimizin ilk bakışta göründüğünden çok daha fazla olduğunu da gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future
Reklam
Çok Terleyen İnsanların İyi Bildiği 19 Durum
Terlemek, her zaman terlemek büyük sıkıntı. Arkadaş buluşmasına giderken, toplantıya, iş görüşmesine giderken, merdiven çıkarken, otobüse yetişirken, hayatın her anında terlemek hem sizin hem de çevrenizdekiler için rahatsız edici olabilir. İşte çok terleyen insanlarla empati yapabilmeniz için onların hayatlarından kısa bir kesit.
MEB Şurası’nda 1. Sınıftan İtibaren Zorunlu Din Dersi Önerisi
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açılışında “anaokulundan başlayarak yeni hayat tarzı” mesajıyla başlayan Milli Eğitim Şurası’nın ikinci gününde “anaokulu ve ilkokul müfredatı” ele alındı. Şura komisyonlarında zorunlu din dersinin ilkokul 1. sınıftan başlamasına dönük öneri kabul edilirken, anaokulunda da “değerler eğitimi” verilmesi önerildi. Öneriler Şura Genel Kurulu tarafından da benimsenirse, Milli Eğitim Bakanlığı’na “tavsiye kararı” olarak sunulacak. Önerilere muhalif üyeler“Sen Allah’ı mı tartışıyorsun” sözleri ile susturulurken, toplantıları basın mensuplarının izlemesi yasaklandı.Cumhuriyet'ten Sinan Tartanoğlu'nun haberine göre, Şura’nın ana gündem maddeleri doğrultusunda çalışmalarına başlayan komisyonlardan Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgesi çalışma grubunda ilk günün konusu da “anaokul ve ilkokul müfredatı” oldu. Getirilen öneriler ise gerginliğin sataşmalara dönüşmesine yol açtı. İlkokul 4. sınıftan itibaren anayasal bir zorunluluk olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin ilkokulun ilk 3 yılında da zorunlu olarak okutulması Milli Eğitim Şurası Genel Kurulu'nda oylanmak üzere hazırlanacak öneriler listesine girdi. “Anayasanın zorunlu olarak kabul ettiği din dersinin ilkokulda 3 sınıfın öğrencilerini verilmemesinin anayasanın ruhuna aykırı olması”gerekçesiyle sunulan öneriye MEB bürokratlarından da destek geldi. Ayrıca anaokullarında da “değerler eğitimi” verilmesi öneri olarak kabul edildi. Genel Kurul tarafından kabul edilmesi durumunda söz konusu Şura kararı MEB’e tavsiye olarak sunulacak. MEB kararı Şura onayı alındığı için daha güçlü bir şekilde hayata geçirebilecek.Öğrenciden din dersi önerisine destekŞura’ya ilk kez katılımcı olarak davet edilen bir öğrenci anaokullarında zorunlu din dersi önerisine“Hocamın söylediğine katılıyorum. Din dersinin bana bir zararını görmedim. Bence anaokulunda da zorunlu din dersi olabilir” sözleri ile destek verdi. Müfredat Komisyonu Başkanı Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayati Aksoy, “Ben de sana katılıyorum ama gülmekten katılıyorum. Kendi düşüncelerini söyle başkasına katılma” sözleri salonda şaşkınlığa neden oldu. Bazı üyeler, öğrencilerin özgüvenlerinin bu şekilde kırılmaması gerektiğini söyleyerek tepki gösterdi.Karma eğitime cinsellik gerekçesiKarma eğitime son verilmesine ilişkin önerisi ise müfredat komisyonunda değil, okul güvenliği komisyonunda da gündeme geldi. Önerinin bir Milli Eğitim müfettişi tarafından “Cinsel farkındalıkla başlayan karşı cinse duyulan ilgiden kaynaklı güvenlik sorunlarının en minimum seviyeye indirilmesi açısından zorunlu olan karma eğitim modelinin özel öğretim ve devlet kurumlarında yerel ve sosyal şartlar dikkate alınarak serbest ve demokratik eğitim modeli ile değiştirilmesi gerekir” sözleri ile savunulması dikkat çekti.5 saat ne yapılacak?Ayrıca ilkokul öğrencilerinin haftalık ders saati yükünün haftada 30 saat olması gerektiği, bunun 5 saatinin ise sosyal etkinlikler ve etüt dersi olarak kullanılması gerektiği önerisi kabul edildi. Bu 5 saatin hangi derslerle geçirileceği konusu ise okul müdürlerinin inisiyatifini bırakıldı.‘Cehennem’i anlatamazsınız’Söz konusu tekliflere bazı Şura üyelerinden itirazlar geldi. “Anaokulu çocuklarına Allah, cennet-cehennem kavramlarını anlatamazsınız. Somut düşünme çağında olan bir çocuğa bu soyut kavramları öğretmezseniz. Bu kavramlar ancak aile tarafından öğretilmelidir” sözleri, “Sen Allah kavramını mı sorguluyorsun, tartışıyorsun? Seninki görüş değil dinsizlik. Din deyince neden aklına hemen cehennem geliyor” tepkisi ile karşılandı.İlk kez basın yasağıMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve bakanlık bürokratları, tüm çalışma gruplarını ziyareti sırasında bu tartışmaların yaşandığı komisyon salonunu da ziyaret etti. Ziyaretin ardından Avcı’nın talimatı ile komisyon çalışmalarının basın mensuplarına kapatıldığı duyuruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın“bürokratik katılımın azaltılmasından, öğrenci, öğretmen, veli ve sivil toplum örgütü iştiraklerinin çoğaltılmasından duyduğu memnuniyeti” dile getirdiği Şura’da komisyon çalışmalarının gazeteciler tarafından izlenmesinin ilk kez yasaklanması dikkat çekti.Sinan Tartanoğlu/Cumhuriyet
16 Maddede Efsane Oyun "Championship Manager 01/02" Nostaljisi
Şu anda 20li yaşların sonları, 30ların başlarında olan, zamanının menejerlik oyunu sevdalılarının vazgeçilmezi, yıllar sonra bile hala arada bir açılıp oynanan efsane oyun CM 01/02`yi hatırlamamak olmaz. Oyunların Zeki Müren`inin galerisine `Start New Game` yapın.
Reklam
2014 Kayıtlara Göre En Sıcak Yıl Oldu
BM'nin tahminlerine göre 2014 küresel düzeyde kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana en sıcak yıl.Bu yılın ilk on ayındaki sıcaklık uzun vadeli sıcaklık ortalamalarının 0,57 derece üzerinde.BM'ye bağlı Dünya Meteoroloji Kurumu'nun (WMO) tahminlerine göre aynı eğilim yılın son günlerinde de görülürse 1998, 2005 ve 2010'da kaydedilen rekor sıcaklıklar az bir farkla geçilecek.WMO Genel Sekreteri Michel Jarraud bu yıla dair ilk tahminlerinin 'iklim değişikliğinden beklenenle tutarlı olduğunu' vurguladı.Jarraud yeni tahminlerle birlikte yayımlanan açıklamasında '2014'e dair ilk veriler, kayıtların tutulmasından bu yanaki en sıcak 15 yılın 14'ünün 21. yüzyılda yaşandığını gösteriyor.' dedi.Michel Jarraud 'Rekor sıcaklıklar yoğun yağış ve sel felaketleriyle birleşince birçok yaşamı mahvetti. En çok kaygı veren de kuzey yarımküre de dahil okyanus yüzeyinin geniş alanlarındaki sıcaklıkların artması.' diye konuştu.Jirraud ayrıca yeni verilerin iklim değişikliğinin sürekli yaşandığını doğruladığını söyledi ve 'Küresel ısınmanın duru durağı yok' dedi.Michel Jirraud bu açıklamasında yoğun bir şekilde tartışılan küresel ısınmada 'duraklamaya' atıfta bulunuyor.WMO'nun raporunda bir dizi rekor kıran hava olayından da bahsediliyor;İngiltere'de geçen kış 12 büyük Okyanus kaynaklı fırtına ülkeye düşen yağmuru neredeyse ikiye katladıEylül ayında Balkanlar'a aylık ortalamanın iki katından fazla yağış düştü ve Türkiye'nin bazı kesimleri ortalamanın dört katı yağış aldı.Fas'ın Guelmin şehri normalde bir yılda düşen yağışı dört gün içinde aldı.Japonya'nın batısına Ağustos ayında kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yanaki en büyük yağış düştü.Batı ABD'nin bazı kesimleriyle, Çin, Orta ve Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde kuraklıklar görüldü.2014'teki sıcaklık artışı bir önceki rekor yıl olan 2010'a kıyasla bir derecenin yüzde biri düzeyinde. Uzun vadeli ortalama sıcaklıkların da 0,56 derece üzerinde.Ancak iklim uzmanları rekor kırılan 15 yılın 14'ünün 21.yüzyılda yaşandığına dikkat çekiyor.Bu durum son 16 yılda sıcaklıklarda çok büyük bir sıçrama olmazken, yine de bu dönemin çok sıcak geçtiğini gösteriyor.Büyük Okyanus'un doğusundaki sular da büyük ölçüde ısındı. Bu ısınmanın normalde El Nino adı verilen ve küresel ısınmayı arttıran koşulları yaratması gerekiyor. Ancak uzmanlar bunun henüz gerçekleşmemiş olmasına şaşırıyor.BBC Türkçe
4 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG  servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
Çocuklara Topa Kafa Vurmama Uyarısı
Boston Üniveristesi’nden Dr. Ann McKeen çocukların erken yaşta topa kafa vurmaları sebebiyle beyinlerinin zarar görebileceği konusunda uyardı.Amerika’da 16 ve 18 yaş arasındaki 24 futbolcuda yapılan bir çalışmada, sezon sonunda beyinlerinde hafif travmatik hasarlar tespit edildi.Eski İngiltere ve West Brom forveti Jeff Astle 2002 yılında 59 yaşında öldü.Kendisine, normalde boksörlerde görülen ve kronik travmatik ensefalopati(CTE) denilen bir beyin hastalığı tanısı kondu.Astle'a önce yanlışlıkla Alzheimer tanısı konuldu.Ancak bu yılın başlarında Dr. Willie Stewart, Astle'ın beynini analiz etti ve tekrarlanan kafa travması nedeniyle beyinde dejenerasyona yol açan CTE'den öldüğünü belirledi.Stewart başka futbolcuların da bu hastalıktan etkilenmiş olabileceğini ekledi.Dr. McKeen “Bir kez topa atmak tehlikeli değildir ama bir ömür boyunca bunun binlerce kez tekrarlanması tehlikelidir. Bu ileriki yaşlardaki riskleri artıran bir durum” diye belirtti.BBC
Reklam