Benim Heba Edecek Güzelim Yok! Ya Senin?
Ben öğrenciyken ekin ekme zamanında babama yardım ederdim. Babam tohumla değil daha çok tarlayla ilgilenirdi. Onu birkaç kere sürüp hazırladıktan sonra tohumu ekerdi. Sanki tarla derdi ki: “Ver bir tane, al 20 tane, 30 tane. Bir buğday başağında 20–30 adet buğday olur. Sürülmemiş yere veya yola düşen taneleri ya yel götürürdü ya da sel. Kalanlar da ya bir karıncanın ağzında ya da bir kuşun gagası arasında yem olur giderdi. Bir taşın altında kalanlarsa gün yüzüne çıkıp yeşermeden toprağın altında çürüyüp giderdi.”Ülkemizin gezince, birçok çocuğumuzun, gencimizin hatta yetişkin insanımızın gün yüzüne çıkmadan çürüyüp giden tohumlar gibi yok olduğuna, yaşamın güzelliklerini görmeden, okul sıralarına oturmadan heba olup gittiğine şahit oldum.Doğu’daki, Güneydoğu’daki ve kırsal kesimdeki çocuklar yoksulluktan, imkânsızlıktan, ilgisizlikten, okula gitmeden heba olup giderken, kentlerdeki bazı varlıklı çocuklar da okullarda heba oluyor. Bazı kötü alışkanlıklarla gençliklerini mahvediyor.