Ortaylı: Bir İç Savaştan Endişe Ediyorum

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Prof. İlber Ortaylı, Türkiye'nin içinde bulunduğu çatışma ortamına ilişkin olarak, "Daha henüz iç savaş safhasına gelmedik. Çok ürküyorum. Çok ürktüğümü itiraf etmek zorundayım" dedi.

Nokta Dergisi'nden Armağan Çağlayan'ın sorularını yanıtlayan İlber Ortaylı Türkiye'de bir iç savaş olasılığı üzerine 'Daha henüz iç savaş safhasına gelmedik. Çok ürküyorum. Çok ürktüğümü itiraf etmek zorundayım. Niye ürkmeyeyim, sen iç savaşın ne olduğunu biliyor musun? Ben çok iyi biliyorum. Benim ömrüm sözlü ve yazılı tarihini okumakla geçti bunun. Bu çok enteresan bir olgudur. Türkiye bunun dışında kalarak evrimlerini, devrimlerini yapmış bir ülkeydi. Fakat şimdi gene önümüze getirip bu şartlar dayanıyor. (...) Maalesef bu zümreyle, bu elitlerle ve bu halkla bu iş böyle gider. Bu kadar oluyor, çok üzücü bir şey' cümlelerini sarf etti.

Gerçekten tarih tekerrürden ibaret mi?

Hayır tarih tekerrürden ibaret olmaz, benzerlikler olur. Hiçbir insanın hayatı evvelki nesillerin hayatıyla, teferruatta değil aslında bile benzemez. Yani ne biz onların gördüğü tahsili görebiliriz. Ne biz onların sahip olduğu dünyaya sahibiz. Ne biz onların mücadele ettiği hastalıklarla mücadele ediyoruz. Menfi veya müspet anlamda. Tabi genel hatları itibariyle bir tek şeyimiz müşterektir.

Doğar, yaşar, ölürüz. Ve kavga ederiz. Bu bitmez. Mücadele ederiz, çünkü ne yaparsanız yapın bu tabiat yetersizdir. Karnımızı doyurmak için suni gıdalara gidiyoruz, bu sefer onların tesirinden kurtulacak veya taze gıda yiyecek imkanlarımız sınırlıdır, onun için kavga ederiz. Yakıt işini hallederiz, su ve ekmek tükenir, onun için kavga ederiz. Şimdi Ortadoğu’da petrol savaşı, su savaşına dönüştü değil mi? Binaenaleyh içinde bulunduğumuz dünya bu. Yani fakir bir kitle var. Bu fakir kitlenin üretimi yok. Bunlar dışlandıkça ‘biz buradayız’ diyorlar. Şimdi bunlar Müslümanlar. Yarın Hristiyanlar da olur bunlar hiç fark etmez.

Türkiye tarihi hiç benzer bir dönem yaşadı mı?

Hayır. Çünkü Türkiye tarihte çok dengeli. Aristokrat ve aristokrasiye dayanan bir toplum değildi. Ama seçkinlerin eğitimine ve yer alışına saygısı olan bir toplumdu. Herkes haddini biliyordu. Şimdiyse öyle bir şey yok. Hiçbir şekilde kalifikasyonu olmayan, geldiği yeri hak etmeyen kitleler garip mekanizmalarla idareye oturdular. Bu 50 yıllık bir süreç. Daha fazla da değil. Bunu bizim kuşak görmüştür.

Türkiye’de yaşadığımız dönemi iç savaş olarak tanımlar mısınız?

Hayır. Daha henüz oraya gelmedik o safhaya. Çok endişeleniyorum. Çok endişelendiğimi itiraf etmek zorundayım.

Neden endişeleniyorsunuz?

Niye endişelenmeyeyim, sen iç savaşın ne olduğunu biliyor musun? Ben çok iyi biliyorum. Benim ömrüm sözlü ve yazılı tarihini okumakla geçti bunun. Bu çok enteresan bir olgudur. Türkiye bunun dışında kalarak evrimlerini, devrimlerini yapmış bir ülkeydi. Fakat şimdi gene önümüze getirip bu şartlar dayanıyor. Birileri dayıyor diye aptal bir komplo teorisinden bahsetmem. Kendi kaderini kendin çizersin. Maalesef bu elitlerle ve bu halkla bu iş böyle gider. Bu kadar oluyor, çok üzücü bir şey

Siz de gitmek istiyorsunuz o zaman yurt dışına?

Yok öyle bir şey demedim ama korkuyorum.

Röportajın tamamı için buraya

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Savaşyiyecek
Görüş Bildir