Okurken Size Eğlence Anlayışınızı Tekrar Tekrar Sorgulatacak, Tarihe Damga Vurmuş 10 Çılgın Parti

-

Parti vermeyi bildiğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü eğlence kelimesinin sözlükteki karşılığı olan ve tarihin tozlu sayfalarında kendine yer edinmiş başkaları var. Birbirinden 'çılgın' partileri ile tarihe kimler damga vurmuş, hadi bir göz atalım.

1. Alkolün su gibi tüketildiği, cinsel ilişkinin haddi hesabının olmadığı Antik Mısır'ın kurtuluş günü: "Sarhoşluk Festivali"

Luksor’daki Mut Tapınağı civarında yapılan arkeolojik araştırmalara göre, Firavun Hatşepsut zamanında Nil vadisinin eski sakinleri için her yıl “Sarhoşluk Festivali” adı verilen bir eğlence düzenleniyordu. Antik Mısır mitolojisinin savaş ve yıkım tanrıçasından esinlenerek düzenlenen bu festivalde, Sekhmet’in kana susamışlığına ithafen çok fazla alkol tüketilir ve halk adeta kendinden geçerdi. Sabaha kadar dans eden, birbirleriyle rastgele cinsel ilişkiye giren ve arka arkaya içki içen insanlar, oldukça vahşi bir akşam geçiriyorlardı. Festivalin ardından ise sızıp kalmış binlerce insanı uyandırmak, sokak sokak dolaşan davulculara düşüyordu.

2. Tatlı bir dans partisi, alevli meyve tabağına dönüşürse...

Fransa'nın moda ikonu kraliçesi Bavyeralı Isabeau, 28 Ocak 1393'te Paris'teki Hotel Saint-Pol'de nedimelerinden birinin evliliğini kutlamak için lüks bir ziyafet düzenledi. Davetin en önemli etkinliği, aralarında Kral IV. Charles’ın da olduğu altı kişilik grubun “doğada yaşayan vahşi insan” kılığına girerek yapacağı dans gösterisiydi. Kostümleri keten kumaş ve çalı çırpıdan yapılmıştı ve gösteri aynı planlandığı gibi başladı. Ancak kralın kardeşi sarhoş bir halde gelip elindeki meşaleyi dans edenlere fazla yakın tutunca olaylar karıştı. Kostümler bir anda alev aldı ve kral ile bir soylu haricinde dansçılardan hiçbiri kurtulamadı.

3. Kutlama adı altında cinayete teşebbüs...

Bacchus veya Dionysos olarak bilinen, Antik Roma ve Yunan mitolojisinin şarap ve bağ bozumu tanrısı adına düzenlenen bir garip eğlence ile karşınızdayız. Bacchanalia adı verilen bu partilerin, şarap tanrısının şanına yakışır şekilde yapıldığını söylemek mümkün. Yunanistan’dan sonra Roma’da yaygın hale gelen bu partiler, söylentilere göre o dönemlerin en yozlaşmış ve tehlikeli partileriydi. Tüm gece edilen danslar, kurban edilen hayvanlar, grup seks ve alkol şöleni bir yana cinayet ve zehirlenme vakaları da sıklıkla görülüyordu.

4. Başkanlık kutlaması, bir anda felakete dönüştü...

Andrew Jackson, 1829’da başkanlık görevini devralırken Beyaz Saray tarihinin en çılgın partilerinden birine de imza atmıştı. Görev teslimini halka açık bir şekilde yapmayı tercih eden Jackson, oldukça kalabalık bir insan topluluğunu saraya kabul etmişti. Ancak Jackson destekçileri arasındaki sarhoş bir grubun alevlenip tören sırasında kargaşa çıkartması ile kutlamalar neredeyse bir felakete dönüştü. Başkan, pencereden atlayarak kaçmak zorunda kaldı. Ateşli kalabalığı ise bedava içki vaadi ile saraydan uzaklaştırmayı başardılar. Jackson, olaydan sonra dekorasyon için 50 bin dolar bütçe istemek zorunda kaldı.

5. Parti denilince akla gelen ilk isim: Marie Antoinette

Fransız Devrimi öncesi, Kraliçe Marie Antoinette’in müsrifliği her kesimden tepki çekiyordu. Marie Antoinette güzel elbiselere, pahalı mücevherlere ve eğlencenin her türlüsüne düşkünlüğüyle biliniyordu. Düzenlediği maskeli balolar ve partiler dillere destandı. Bir seferinde tam üç gün üç gece süren bir kumar partisi düzenlemiş ve bu parti için inanılmaz bir masraf yapılmıştı. Marie Antoinette’in maskeli balolarda küçük kaçamaklar yaptığı ancak eve her zaman kocasıyla döndüğü söyleniyor. Kendisinin bu eğlence ve lükse olan düşkünlüğü de devrime çakılan çivilerden biriydi.

6. Kutlama diye niyetlenip işi güç gösterisine çeviren iki kral...

İngiltere ile Fransa arasındaki ezeli rekabet, bir dönem tatlıya bağlanmak istendi ve devreye İngiltere Kralı VIII. Henry ile Fransa Kralı I. Francis girdi. Avrupa'nın "Neden birbirimizle savaşıyoruz, hadi Osmanlı'ya karşı birleşelim!" politikası, bugüne kadarki en şatafatlı partilerden birine sebep oldu. İki kral, her iki ülke için de uygun olduğuna kanaat getirdikleri Balingham topraklarında bir araya geldiler, kutlamalar ise yaklaşık iki buçuk hafta sürdü. Kralların ikamet etmesi için geçici bir yer inşa edildi, bu görevi 6 bin işçi üstlendi. Francis ve Henry arasında Henry'nin toprağı öptüğü ufak bir güreş müsabakası bile oldu. Altın, kadife ve ipek kumaşların dört bir yanı sardığı kutlamanın ardından bu yere 'Altın Vadi' adı verildi, yapılan harcamaları varın siz düşünün!

7. Hep kötü şeyler olacak değil ya, biraz da iyilerden gidelim.

28 Kasım 1966'da "Soğukkanlılıkla" adlı kitabının başarısı üzerine bir parti vermeye karar veren Truman Capote, New York Plaza Hotel'in büyük balo salonunda gerçekleştirilen bir davete ev sahipliği yaptı. Washington Post'un sahibi Katharine Graham'ın onur konuğu olduğu Siyah-Beyaz Balosu, 540 ünlü isimden oluşan inanılmaz bir davetli listesine sahipti. Konuklar arasında Frank Sinatra, Ralph Ellison, Lauren Bacall, Henry Fonda, Andy Warhol ve Luciana Pignatelli gibi isimler vardı. Gece yarısına kadar yüzleri açmanın yasak olduğu partide 450 şişe şampanya tüketildi. Bir ara yazar Normal Mailer ve eski Amerikan Milli Güvenlik Danışmanı McGeorge Bundy arasında Vietnam Savaşı ile ilgili gerginlik yaşansa da bu parti bugüne kadarki en görkemli partilerden biri olarak anıldı.

8. Bu kadar iyilik yeter. Şimdi geldik yine zurnanın zırt dediği yere...

Büyük İskender, ezeli düşmanı Pers İmparatorluğu'na savaş açıp topraklarını birer birer ele geçirmeye başlamış ve gözünü Persepolis'e çevirmişti. MÖ 300'de Persepolis'i de ele geçiren Büyük İskender, kutlamalar sırasında zafer sarhoşluğuyla bütün kenti yaktı. Bu yangınla ilgili farklı rivayetler var. Bir söylentiye göre, şehri yakma fikri gelecekteki Mısır Kralı Ptolemaios’un metresi Thais’ten çıkmıştı. Atina’yı yakan Pers Kralı Kserkses’in yaptıklarına misilleme olarak, Thais de onun sarayını yakmayı teklif etti. Büyük İskender bu teklifi çok beğendi ve dans edip şarkı söyleyen kalabalıkla birlikte önce sarayı sonra da şehri yaktı. Yani bir kutlama birine en fazla ne kadar zarar verir diye düşünmeyin, insanlar parti yaparken koskoca şehri yakabiliyorlar!

9. Sakatat kavramının Çinlilerle birlikte bambaşka bir anlam kazandığı ilginç zamanlar...

İlk kez 1720’de kutlanan Mançu-Han İmparatorluk Bayramı, tatlı bir eğlence ortamından ziyade yemek maratonuna dönüşmüş durumdaydı. Ziyafet, Mançu ve Han Çinlileri arasında bir barış ortamı sağlamak amacıyla İmparator Kangxi’nin 66’ncı doğum günü şerefine tertip edilmişti. Üç gün süren kutlamalarda 300 çeşidin üzerinde yemek yendi ve insanlar gergedan kuyruğu, deve hörgücü, leopar fetüsü gibi birbirinden ‘lezzetli’ tatları deneme fırsatı buldurlar. Bu ziyafet hala çok popüler, öyle ki Çin’de bir restoran 54 bin dolarlık bir ücret karşılığı 268 çeşit yemekle kendi versiyonunu müşterilere sunuyor.

10. Listeyi döneminin en görkemlilerinden biriyle noktalayalım.

Versailles Sarayı’nda verilen ilk parti, bir hafta boyunca süren ve birbirinden ilginç olaylara sahne olan görkemli bir eğlenceydi. Kral XIV. Louis, ismen annesinin ama aslen metresi Louise de la Vallière’in onuruna düzenlediği bu partiyle yıllar boyu dillerden düşmedi. Devasa bir sahte saray, Apollon’un arabası, yarışan atlar, bolca kostüm ve bizzat kralın kendisinin de sahneye atlayıp gerçekleştirdiği destansı bir bale performansını içeren bu parti, havai fişeklerin sahte sarayı yakmasıyla son buldu. Neyse, en azından Versailles Sarayı’nı da yakmadan partiyi noktalayabilmişler...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sinan-kemal

#8, Brad Pit'li İskender filminde yok.

sonkiuc

Colin Farrell olabilir mi ?

armagan-gunduz

eğer brad pitt oynuyor olsaydı karısı angelina julie annesini oynoyor olacaktı.

uyeolamayanuye

#8 de Makedonyalı İskender sadece Persepolis'i değil daha sonra yakıp yerle bir edip adını verdirttiği İskenderiye şehri için de aynı şeyi yapmıştır. Kendisi Avrupalı tarihçilerin devamlı olarak empoze ettirdiği gibi "Büyük" değil, babasından daha iyi olduğunu ispatlamaya çalışan işgalci ve yağmacı birisidir. Onun oluşturmaya çalıştığı kültüre direnenleri ise Kudüs'te Yahuda Krallığına yaptığı gibi katletmiştir.

hikmet-toktamir

Antik yunan kaynaklarının çoğu maalesef yok olmuştur. Kalan nadir eserlerin pek çoğu Araplar sayesinde günümüze ulaşmıştır özellikle felsefe ve bilimle ilgili olanları.Orta çağda avrupa'da medeniyet taşıyıcıları manastırdaki papazlar olduğundan eski kaynakların çoğunu keyiflerine göre kullanmışlar ve sanki hristiyanlıktan önce avrupada medeniyet yokmuş gibi göstermeye çalışmışlar.Bundan ötürü Antik yunan ve Roma festivalleriyle ilgili anlatılan olayların pek çoğu abartıdır hristiyanlık gelmeden insanlar ahlaksızlık içinde yaşıyordu demek için. İlk bilgide de kesinlikle yanlışlık var çünkü Mut diye bir tapınak yok eski mısırda Mut adında bir tanrıça var Thebis de onun oğlu.

hikmet-toktamir

Festival aslında Hator adındaki bir tanrı için Karnak Tapınağı'nda yapılıyor ve şarap içiyor insanlar fakat sonraları Mut'la da ilişkilendirilmiş.Amaç bu Hator olsa gerek bir tanrı, kan içen başka bir zalim tanrıyı birayı kırmızaya çevirip ona kan diye yutturması ve onu yok etmesini kutlamak. İnsanlar o kadar çok içiyormuş ki sabahları davulcular uyandırıyormuş o da doğru fakat sabaha kadar grup seksi kim nerden uydurmuş bilmiyorum. Çünkü eğer bu kadar farklı bir festival olsaydı Heradot bundan bahsederdi çünkü zatları mısırdaki en büyük festival olarak bast festivali'ni gösteriyor ve bu festivalde kadınların eteklerini kaldırdıklarını söylüyor. Belli ki bir çıplaklık söz konusu fakat heradot bunu şaşırtıcı bulup bahsetmeye ihtiyacını duyduğuna göre grup seks olayları dönseydi bundan bahsederdi kesin.

hikmet-toktamir

Tabi cinsel birleşimin yaşandığı festivaller antik dünyada yok değilmiş diyemeyiz tıpkı günümüz dünyasında da olduğu var olduğu gibi.Fakat bunu yaygın ve olağan bir durum sanmak antik dünyada kim kimi eline geçiriyorsa sikiyor(ya da öldürüyor) sanmak salaklık.

kerem-kasigur

bizimkiler fetihleri tam bu partilere denk getirseydi viyana kapılarından dönmemeze gerek kalmazdı diye düşünmeden edemedim

Başlıklar

AltınÇinCinsellikFransaİngiltereMısırŞarapSavaşSiyah BeyazTercihYunanistanmeyvetatlı
Görüş Bildir