İşleri Yüzünden Aşkları Katledilmiş İnsanların Çok İyi Bildiği 15 Durum

 > -

Elbette her birimiz, günde ortalama 10 saatimizi geçirdiğimiz iş ortamında yoğun stresle ve çok fazla problemle karşılaşıyoruz. Eve geldiğimizde ise, biricik sevgilimize / eşimize bunlardan yakınmak istememiz kadar da doğal bir şey yok. Buraya kadar, her şey normal. 

Ancak işle özel hayat dengesi bir türlü oturmadığında, hayat arkadaşımızın ağzından iş dışında iki kelam çıkmadığında, karşılıklı ihtiyaçlarımız giderilmez olduğunda, ailesini ihmal etmeyi alışkanlık haline getirdiğinde, sürekli meşgul, devamlı yorgun birine dönüştüğünde, halen "hayat" arkadaşımız olarak kalabilir mi, yoksa kalamaz mı?

1. Bir tarafın işinin öncelikleri, ilişkinin önceliklerinin önüne geçmeye başlamıştır.

Tarafların eskiden beraberce yaptığı şeylerin çeşidinde de, sayısında da azalma başlar. İş arkadaşlarıyla çıkılan toplantılı yemekler, uzayan mesailer, hafta sonu çalışmalar, evde bilgisayarın, posta kutusunun önünde geçirilen süreler belirgin biçimde artmaya başlamıştır.

2. Birlikte vakit geçirmek için taraflardan biri daima çok yorgundur.

Karşı tarafın tüm enerjisi, iş yüzünden emilip tükeniyordur. Genellikle ne kadar çok çalışıp yorulduğunu gördüğümüzden empati kurar; merhamet içgüdülerimizden hareketle anlayış göstermeye, sesimizi çıkarmamaya dikkat ederiz; ancak ister istemez, farkına bile varmadan, akıl notlarımız arasına yazıyor oluruz.

3. Taraflardan biri sevgili / eş konumundan çıkmaya; giderek terapist vazifesi görmeye başlar.

Bir taraf kendisini sürekli diğer tarafın işle ilgili kararlarını, bir sonraki hamlesi hakkındaki kararsızlığını, yatırım fikirlerini ve finans yönetimi açmazlarını dinleyip, bu konularda tavsiyeler verirken bulmaya başlar. Kuşkusuz, önemli kararları birbirine danışmak ve birbirinin terapisti olmak dünyanın en normal şeyi. Ancak yalnızca bir tarafın "terapi" görebildiği, diğerininse tavsiye istemesine sıra dahi gelmeyen ilişkiler hızla çıkmaza sürüklenir.

4. İş dışında hemen hemen hiçbir şey konuşulmamaya başlanır.

Bir üst maddenin iki taraflı versiyonu. Karşılıklı olarak her iki taraf da, başka hiçbir ortak paydaları kalmamışçasına, neredeyse sadece işten bahsediyordur. Böyle bir durumda iş ve özel hayatı birbirinden ayırıp bir "çift" olarak varlık sürdürebilmek giderek daha zor hale gelir. Özellikle aynı iş yerinde çalışan çiftler; ve aile şirketleri mensupları çok iyi bilir.

5. Ailevi veya özel kutlamalara / yemeklere / planlara geç saatte katılmalar veya hiç katılamadan iptal etmeler artmaya başlar.

Ailevi sorumlulukları / sevgililik ilişkisinin gerekliliklerini iş yüzünden ihmal etmek, diğer tarafın içine yavaş ama sağlam büyüyen dargınlık tohumları eker. Kişi giderek, eşinin / sevgilisinin kendisinden veya ailesinden bilerek uzak kalabilmek için işi bahane olarak kullandığını düşünmeye meyleder. Haliyle de, her yeni gecikme / gelememe durumunda tolerans azalmaya, kızgınlık ve küskünlük ise açık açık belli olmaya başlar.

6. İşten bahsetmeyen taraf giderek suskunlaşarak içine kapanma yoluna gider.

Taraflardan birinin iş yerindeki bitmek bilmeyen sıkıntıları, diğer tarafa kendi sıkıntılarının önemsizmiş (devede kulak) gibi hissettirir. Bir de kendi "eften püften" dertlerimizle karşı tarafı iyice bunaltmamak adına, sessizleşmeye, suskun kalmaya, "Senin günün nasıldı?" sorusuna "İyi, normal, her zamanki gibi" şeklinde, geçiştiren cevaplar vermeye başlarız. 

Ya da her şekilde konunun karşı tarafın dertlerine geri döneceğini bildiğimizden, boşverir kısa keseriz.

7. Tartışmalar ve sürtüşmeler artıyordur.

Taraflardan biri veya her ikisi de iş stresini eve getirdiğinde kavgaların da peşi sıra gelmesi kaçınılmaz. Bunun yanında, iş yerinde muhatabından çıkaramadığı öfkesini de bireyler sık sık karşı taraftan çıkarmaya başlamıştır.

8. Bir taraf gitgide daha defansif bir vücut dili geliştirmeye başlamıştır.

Elbette ilişkinin taraflarından biri, bir süre sonra sürekli kendi işini anlatıp duran tarafa karşı vücut dilinden çok net belli olan tavırlar almaya başlar. Dinlerken kollar kavuşturulur, gözler devrilir, içler çekilir: Dikkat, sevgiliniz / eşiniz artık sıkıntıdan patlıyordur.

9. Daha önce hiç sorun olmamış konulardan da artık kavgalar çıkıyordur.

Araştırmalar, eğer iş yerinde hoşumuza gitmeyen bir yenilik / değişim gerçekleştiyse (yeni bir yönetici, beklenenden düşük bir zam, yeni bir görev vb), ilişkimizde de daha önce gündem bile olmayan konularda tartışmalar, kavgalar çıkardığımızı; bunun tesadüf olmadığını söylüyor.

10. Her iki tarafın da birbirine tahammülü ve sabrı azalmıştır.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, eşimiz / sevgilimiz kendisinin yanında olduğumuzu hissetsin diye, içten içe ne kadar kırılıp gücensek de iş konusundaki sıkıntılarına anlayışla ve empatiyle yaklaşırız. Ama tecrübeler, bu gücenmenin mutlaka başka bir yerden kendine yol bulup çıktığını gösteriyor.

Karşı taraf açısından da, bir yandan iş yerindeki problemlerle uğraşırken bir yandan da partneri tarafından bu konuda baskı görmek, sabrı ve tahammülü azaltıyor.

11. Pasif-agresif tavırlar çoğalır, iğnelemeler artar.

"Seyahatten döndüğünde çocuklar yüzünü hatırlar umarım..." gibi.

12. İşten konuşulmasa bile akıllar başka yerde, kafalar dağınık, enerjiler düşüktür; sosyalleşme isteğinde belirgin düşüş görülür.

Sürekli iş konuşan bir partnerin aksine, bazen de tam tersi, işle ilgili sıkıntıları anlatıp eşimizi / sevgilimizi boğmak istemediğimizden sessizce içimize atarız. Ama halimizden, tavrımızdan, gözlerimizin dalışından, enerjimizden ve dışarı çıkma isteğimizdeki azalmadan kendimizi kolaylıkla ele veririz. Fakat bu halimiz her zaman işe yorulmayabilir; sevgilimiz / eşimiz bu dalgınlığımızı ilgisizlik, halsizliğimizi sevgisizlik olarak yorumlamaya yöneldiğinde ilişki çatırdamaya başlar.

13. Bir taraf konuşmaya başladığında diğerinin hiç dinlemediği de artık belli oluyordur.

Taraflardan birinin ardı arkası gelmeyen iş meseleleri sonucunda, artık diğer taraf, tavır olsun diye değil, gerçekten dinlememeye başlamıştır. Hatta dinliyor gibi yapmayı dahi bırakır ve kendi önündeki şeyle ilgilenmeye devam eder. Bu sefer alınganlık gösterip dargınlık besleme sırası diğer tarafta... Bitmeyen bir döngü.

14. Sürekli işten bahseden taraf suçlu hissettiğinde ise, ortaya bu kez ciddi fiziksel ve ruhsal hastalıklar çıkmaya başlar.

Gerçekten çok çalışıp çok yoruluyorsak; ama eşimizden / sevgilimizden de kendisine yeterli vakti ayırmadığımız / ailemizi ihmal ettiğimiz yönünde kibarca telkinler alıyorsak, onları memnun etmek, kırmamak adına kendimizden vermeye başlamamız olası: Örneğin akşam eve erken dönebilmek için sabah daha erken kalkmaya, iş yerinde her zamankinden çok çalışıp işleri bitirmeye çalışmaya, partnerimize vakit ayırabilmek adına egzersiz ve hobilerimizden ödün vermeye meyledebiliriz. Tüm bunların sonunda ise fiziksel ve ruhsal olarak çökmek kaçınılmaz.

15. En yıkıcısı ise, eşimizin / sevgilimizin iş arkadaşlarıyla iken gerçekten de bizimle olduğundan daha keyifli olduğunu fark etmektir.

Eğer bir taraf hafta sonunun bitmesini iple çekiyor, iş gezisini sık sık 1 gün daha uzatıyor, mesaiye kaldığı uzun saatlerden hiç şikayet etmiyor ise, muhtemelen artık onun için evdeki stres iş yerindeki stresten daha yorucu hale gelmiş demektir; ve ilişki için bitiş çizgisi de artık görülebilecek kadar yakındadır...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
donnie-darko

Ben işten çıktığım an işle ilgili her şey bitmiştir, Sevdiğim insan işlerimden her daim öndedir işler bekleyebilir -.-

annekaz

öyle değil de işte..

beste-bozdag

Asıl aşkları yüzünden işleri katledilmiş insanlara acıyorum ben, kendinize gelin millet hangi dünyada yaşıyoruz

bogac-erel

Biten evliliğimi gördüm bu yazıda

musabbu

Günümüzde mutlu evlilik kurabilmek için iyi bir gelir sahibi olmak gerekiyor. İyi bir gelir sahibi olmak için çok çalışmak gerekiyor. Çok çalışınca yukarıda bahsedilen mutsuz haller ortaya çıkıyor. Peki mutlu evlilik nerede? Kafamda deli sorular :S

Başlıklar

Zamgündem
Görüş Bildir